?>
?>
1-) Genç kadınlarda meme kanseri artış ne durumda?
Gençlerde meme kanseri riski 45 yaş üstündeki kadınlara göre daha azdır. Yirmili yaşlarda ortalama meme kanseri gelişim riski 1/1800, otuzlu yaş gruplarda 1/230 şeklindedir. Aile öyküsü, özellikle genç olan birinci derece akrabalarda meme kanseri gelişen kadınlarda, ilk risk faktörüdür. Sadece yaş göz önünde bulundurulduğunda meme kanseri tanısı almış genç kadın hasta BRCA (meme kanserine yatkınlık genleri) mutasyon taşıyıcı olma olasılığı daha fazladır. Ancak her yaş grubundaki kadınlara rutin kendi kendine meme muayenesi veya klinik muayene yapılması tıbbi kuruluşlar tarafından mutlaka önerilmelidir.
2-) Genç anne olmak meme kanserinin risk faktörlerinden biri midir?
İlk çocuğunu 35 yaşında veya daha genç yaşta doğuran kadınların meme kanseri riski azalma eğilimindedir. İlk çocuğunu daha ileriki yaşlarda doğuran kadınların ise meme kanserine yakalanma riski, ilk çocuğunu daha genç yaşta doğuran kadınlara göre yüksektir. Hamilelik sırasında meme hücreleri hızla büyür. Hamilelikten önce meme hücrelerinde herhangi bir genetik hasar varsa, hücreler büyüdükçe kopyalanır. Hücrelerdeki bu artan genetik hasar meme kanserine yol açabilir. Böyle bir genetik hasara sahip olma ihtimali yaşla birlikte artar. Bu durum yüksek yaşta anne olanların kanser riskinin endişe edici olma sebebini açıklamaktadır.
3-) Meme kanserine yakalanan bir kadın anne olabilir mi?
Meme kanserine yönelik bazı tedaviler kadının doğurganlığını etkileyebilir. Örneğin, meme kanseri için kemoterapi yumurtalıklara zarar verebilir ve bu da bazen tedavi aldığı sırada veya sonrasında kısırlığa neden olabilir. Yine de birçok kadın tedavi sonrasında hamile kalabilmektedir. Meme kanseri tedavisinden sonra hamile kalmak güvenli olsa da bazı kadınlar hamilelik sırasında östrojen hormonu seviyelerinin yükselip tekrar kanserin nüksetmesine (kanserin geri gelmesine) neden olacağından endişe duymaktadır. Ancak meme kanseri tedavisinden sonra hamile kalan kadınlarda meme kanserinin tekrarlamasına veya ölüm riskinin daha yüksek olmasına sebep değildir.
4-) Tedavi süresince hamile kalınabilir mi?
Tedavi sırasında kullanılan ilaçların hastanın vücudundan temizlenmesi gerekmektedir. Ancak meme kanseri tedavisinden sonra hamile kalmadan önce beklenecek sürenin kesin uzunluğunu vermek zordur. Kemoterapi yumurtaların bazılarında genetik mutasyonlara (genlerdeki değişikliklere) neden olabilir. Bu mutasyonlar, bu yumurtalardan doğan çocukta sağlık sorunlarına neden olabilir. Kemoterapiyi tamamladıktan sonra hamile kalmaya çalışmadan önce en az 1 yıl beklenmelidir, böylece vücudun hasarlı yumurtaları temizlemeye zamanı olur. Kemoterapi ve diğer bazı kanser tedavileri büyüyen embriyoya veya fetüse zarar verebilir. Bu tedavilerden birini kullanırken hamile kalınırsa düşük yapma ihtimali yüksektir veya çocukta doğumsal kusurlar olabilir. Her ilacın vücuttan temizlenmesi farklı bir süre alır; bu nedenle beklenilmesi gereken süre, uygulanan tedavinin türüne bağlıdır. Tedavisi kesilirse, çocuk doğduktan sonra veya emzirmeyi bıraktıktan sonra tedaviye yeniden başlanılmalıdır.
5-) Ailesinde meme kanseri öyküsü olan kadınlar korunma amaçlı nasıl bir yol izlenmeli?
Yakın akrabalarında meme kanseri tanısı olan kadınların bu hastalığa yakalanma riski daha yüksektir. Birinci derece bir kadın akrabanıza (kız kardeş, anne, kız) meme kanseri tanısı konmuşsa riskiniz iki katına çıkar. Birinci derece akrabalardan ikisinde teşhis konmuşsa riskiniz ortalamanın 5 katıdır. Bazı durumlarda ailede güçlü meme kanseri öyküsü BRCA1 veya BRCA2 geni gibi yüksek meme kanseri riskiyle ilişkili anormal bir gene sahip olmakla bağlantılıdır. Bu yüzden meme kanserine yakalanma riskinin yüksek olduğu düşünülen kişilere genetik danışmanlık mutlaka önerilmelidir.
Bu bireylere sağlıklı kiloyu korumak, düzenli egzersiz yapmak, alkolü sınırlamak, sağlıklı yiyecekler yemek, sigara içmemek gibi yaşam tarzı değişiklikleri önermektedir. Bu yaşam tarzını benimsemelerinin yanı sıra, ailesinde meme kanseri öyküsü olan kadınlar için hormonal tedavi ilaçları ve risk azaltıcı cerrahi gibi başka risk azaltma seçenekleri de vardır. Ayrıca hastaya, doktoru ile iletişime geçmesi, mutlaka kişiye özel ve uygun bir tarama programına girmesi önerilmektedir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kadınların Meme Kanserinde En Merak Ettiği 5 Nokta yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Temel nedenini Human Papilloma Virüsü’nün oluşturduğu rahim ağzı kanseri, ülkemizde en sık görülen 3’üncü jinekolojik kanser olarak karşımıza çıkıyor. Rahim ağzı kanseri ileri evrede tespit edilirse hastalığın tedavi edilme şansı düşerken, erken teşhis ise hayat kurtarıyor! Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum / Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Engin Çelik, düzenli muayenelerini olan kadınlarda ileri evre rahim ağzı kanserinin neredeyse hiç görülmediğine dikkat çekerek, “Zira, rahim ağzı kanserinde aşı ve testlerden oluşan 3 yöntem hayat kurtarmaktadır. Öyle ki bu kanser türü HPV aşılarıyla önlenebilmekte ve aynı zamanda PAP Smear ile HPV testleri sayesinde hücreler kansere dönüşmeden tedavi edilebilmektedir. Dolayısıyla, kadınların 21 yaşından itibaren hiçbir yakınmaları olmasa bile hekim aksini önermedikçe her 3 yılda bir PAP smear (rahim ağzı sürüntüsü) testi ve 30 yaşından sonra her 5 yılda bir Human Papilloma Virüsü taraması yaptırmaları büyük bir önem taşımaktadır. Ayrıca HPV aşısı da yüzde 90’lara varan etkinliği sayesinde kanseri önleyebilmektedir. En uygun dönem 11-12 yaşları olsa da aşı 9-46 yaş arasında da etkili olabilmektedir” diyor.
Vücut virüsü genellikle temizliyor, ancak…
DNA virüsü olan İnsan Papilloma Virüsü’nün (HPV) cilt ve mukozayı enfekte eden 200 kadar farklı tipi mevcut. En sık ciltte siğil yapan HPV tip 1 görülüyor. Bunun dışında, genital bölgede HPV tip 6 ve HPV tip 11’e rastlanıyor. HPV en sık cinsel temas yoluyla bulaşıyor. Çok nadiren başka bir nedenle geçebiliyor. Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Engin Çelik, kadınların yüzde 80’inin hayatlarının bir döneminde HPV ile karşılaştıklarını belirterek, “Vücudun savunma sistemi, çoğunlukla 2 yıl içerisinde Human Papilloma Virüsü’nü temizlemektedir. Ancak kanser yapan Tip 16 – 18 başta olmak üzere bazı HPV tipleri bağışıklık sisteminden kaçtıktan sonra rahim ağzı hücrelerinin genomunu değiştirerek kansere neden olabilmektedir. Türkiye’de 30 yaş üstü 7 milyon kadına yapılan HPV taramasında, kanser yapan tiplerin yaklaşık yüzde 5 oranında olduğu görülmektedir” diyor.
Bu etkenler riski artırıyor!
Sigara, bağışıklık sistemini bozan hastalıklar veya ilaç kullanımı, çok sayıda doğum yapmak, erken yaşlarda cinsel birliktelik yaşamak ve birden fazla cinsel partnerin olması rahim ağzı kanserinin risk faktörlerini oluşturuyor. Ancak rahim ağzı kanseri düzenli jinekolojik muayene olmayan ve rahim ağzı kanseri taraması yaptırmayan kadınlarda görülüyor. Zira, erken teşhis sayesinde kanser öncüsü lezyonlar cerrahi müdahaleyle alınarak, kanserin oluşumu önlenebiliyor.
En sık görülen 3 belirtisine dikkat!
Human Papilloma Virüsü bulaştıktan sonra kansere ilerlemediği sürece belirti vermiyor. Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Engin Çelik, rahim ağzı kanserinin çoğunlukla HPV enfeksiyonundan yıllar sonra geliştiğini belirterek, “Lezyon oluşan kadınlarda en sık görülen şikayetler ise cinsel ilişki sonrası kanama, akıntı ve düzensiz vajinal kanamadır” diyor.
21 yaşından itibaren PAP Smear testi şart!
Rahim ağzı kanseri taraması, 21 yaşından itibaren, hekim aksini önermedikçe, her 3 yılda bir, jinekolojik muayene sırasında yapılan PAP Smear (rahim ağzı sürüntüsü) testiyle gerçekleştiriliyor. HPV taramasının da ülkemizde 30 yaşından sonra her 5 yılda bir yapılması öneriliyor. Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Engin Çelik, rahim ağzı kanseri taramasında ana hedefin rahim ağzı kanserine dönüşebilecek kanser öncülü lezyonların tespit edilmesi olduğunu vurgulayarak, “PAP Smear ve HPV testleri tarama testleri olup, anormal tarama testi sonuçları kanser varlığını göstermez. Tarama testlerinin sonuçları normal değilse tanı için rahim ağzının mikroskop benzeri bir aletle büyütülerek incelenmesini içeren kolposkopi işlemi yapılmaktadır. Kolposkopik inceleme sonrasında kanser öncülü lezyonlar tespit edilirse tedavi aşamasına geçilmektedir” diye konuşuyor.
Erken evrede ameliyatla tedavi ediliyor!
Rahim ağzı kanserinin tedavisi; hastanın yaşı, çocuk isteği ve hastalığın evresine göre planlanıyor. Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Engin Çelik, çok erken evrede tespit edilen ve rahminin korunmasını isteyen kadınlarda rahim ağzının koni şeklinde çıkarılmasının yeterli olabildiğini söylüyor. Hastalık çevre dokulara yayılmamışsa radikal histerektomi olarak adlandırılan ve rahmin alınmasını içeren ameliyatın yapıldığını belirten Doç. Dr. Engin Çelik, “İleri evrede ise cerrahi tedaviden ziyade kemoterapi ve radyoterapi tedavisi uygulanmaktadır” diyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Rahim Ağzı Kanserinde Hayat Kurtaran 3 Yöntem! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Pankreas kanserine karşı toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Acıbadem Ataşehir Hastanesi’nde hastaların ve yakınlarının kendi deneyimlerini paylaştığı, uzmanların da tedavide en yeni gelişmeleri anlattığı bir etkinlik gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Sunucu Merve Dinçkol’un yaptığı “Pankreas Kanserinde Doğru Takımla Umutlar Yeşeriyor’ başlıklı söyleşide konuşan Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan ve Prof. Dr. Mert Erkan pankreas kanserinde yeni tedavi yöntemlerini anlatırken, multidisipliner bir yaklaşım ve ekiple gerçekleştirilen tedavi sayesinde hastaların yaşam sürelerinin artırılarak, yaşam kalitelerinin yükseltilebildiğini vurguladılar.
Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan: “Yenilikçi yaklaşımlar tedavi başarısını artırıyor”
Söyleşide konuşan Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan, pankreas kanserinin erken evrelerde çok fazla belirti vermediği için ileri aşamalara gelene kadar sinsice ilerlediğini belirterek “Bazen de hazımsızlık ve bel ağrısı gibi yaygın belirtilerinden de başka hastalıklar sorumlu tutulduğu için uzun süre teşhis konulamamakta ve bu süreçte başka organlara sıçramaktadır. Ancak tıp teknolojisindeki gelişmeler sayesinde günümüzde hem hastalar daha uzun süre yaşama imkanı bulmakta hem de pankreas kanserinden ölüm oranında bir düşüş görülmektedir” dedi. Günümüzde pankreas kanseri için belirli bir tarama testi bulunmadığını, kanserin bu nedenle genellikle tesadüfen saptandığını belirten Prof. Dr. Ceyhan tedaviye yönelik şöyle konuştu: “20-25 yıl önce pankreas kanseri hastalarının ameliyat ve kemoterapi tedavileri sonrası 5 yıllık sağ kalım oranı yalnızca yüzde 11’di. Ancak bu oran son yıllarda çok ciddi şekilde yükseldi. Yaklaşık 10 yıl önce yaptığımız araştırmalarda, kendi uygulamalarımızda bu hastaları ameliyat edip, tümörü alıp, kemoterapi tedavileri sonrası 5 yıllık sağ kalım oranını yüzde 40’a kadar çıkarmayı başardık. En yeni gelişmelerle birlikte, yeni kemotedavi ajanları kullanılarak bu oran yüzde 54’e yükseldi. Yani artık başarılı bir ameliyat ve etkili bir kemotedavi sürecinin ardından hastalar yüzde 50’den fazla hayatta kalabiliyor.”
Prof. Dr. Mert Erkan: “Multidisipliner tedavi çok önemli”
Prof. Dr. Mert Erkan söyleşide yaptığı konuşmada; pankreas kanserinde erken teşhisin ve modern tıpla tedavinin son derece önemli olduğunu belirterek, tedavinin hastanın genel durumuna, hastalığın evresine ve kanserin yerleşimine göre belirlendiğini söyledi ve sözlerine şöyle devam etti:
“Tedavide asıl amaç; mümkünse kanseri tamamen yok etmek, mümkün değilse kontrol altında tutmaktır. Bu derece kompleks bir hastalıkta, farklı tedavi seçeneklerinden hastaya en uygun olanını seçebilmek için multidisipliner çalışmanın önemi çok büyük. Farklı branşlardaki uzmanların bir araya gelerek hastanın tedavisi konusunda kararı ortak vermesi, tedavi başarısını artıran çok önemli bir etkendir. Multidisipliner tedavilerin uygun olmadığı hasta veya hastalık durumunda ise hastanın genel hayat kalitesini artırmaya yönelik tedaviler uygulanabilmektedir”
HASTALAR TEDAVİ SÜREÇLERİNİ ANLATTI
ZAFER ALİ YAĞCIOĞULLARI;
4. evre pankreas kanseriydi, tedavi oldu!
Üst düzey bir yönetici olan 59 yaşındaki Zafer Ali Yağcıoğulları, 2016 yılında gittiği doktora “Kendimi yorgun hissediyorum. Özellikle batın bölgesinden başlayarak bir kontrol yapabilir misin?” diye sordu. Bu soru, hayatını değiştirdi. Tanı aldı; 4. evre pankreas kanseriydi. Sonraki bir hafta adeta ‘yaşamıyormuş’ gibi hissetti. Zafer Ali Yağcıoğulları o zorlu dönemi şöyle anlatıyor: “O günlerde 51 yaşındaydım. Tanıyı aldıktan sonra bir hafta sanki yaşamıyormuşum gibi oldu. Üst düzey yöneticilik yapıyordumm. Hemen ameliyat olmam gerektiği söylenince çok yoğun araştırmalara başladım ve Mert Erkan hocamızla tanıştım. Bu arada aileme de arkadaşlarıma da hiç bahsetmedim. İlk gün duvara toslamış gibi oldum. Kendi kendime 51 yaşında ölemem, mümkün değil, toparlanmam lazım. Kızım var, onun hayalleri var, onları gerçekleştirmek lazım diyordum. Ameliyattan bir önceki akşam eşime durumu anlattım. O gece sabaha kadar uyumadık. Eşim de Mert hocamıza sayısız sorular sordu. Hocamız sabırla teker teker yanıtladı. Ardından Whipple ameliyatı oldum. 12 saate yakın sürdü. Kanser ameliyatının ardından pankreatit atakları oluşmaya başladı. Bu nedenle ben ikinci kez ameliyat olmak istedim. 2018 yılında ikinci ameliyatı oldum. Şimdi yıllık takiplerim yapılıyor.” Tedavinin ardından hayata bakışının değiştiğini ve Kocaeli Kandıra’da dağın tepesinde yer aldıklarını belirten Yağcıoğlulları, artık meyve ve sebzelerini kendilerinin yetiştirdiğini ve organik beslendiklerini, sağlıklı bir yaşam tarzı edindiğini söyledi.
CEM İMREN
‘Steve Jobs’ ile aynı hastalığa yakalanmışım!
“Toplantıda konuşan Gümrük ihracatçısı Cem İmren de, 2020 yılında Covid şüphesiyle gittiği hastanede kan şekerinin çok yüksek bulunduğunu, tetkikler sonrası pankreas kanseriyle tanıştığını belirterek “İçkim yok, sigaram yok nasıl olur diye düşündüm. Bir de ‘Steve Jobs’ ile aynı hastalığa yakalanmışım, bunu duyunca çok şaşırdım. O güne dek isminden başka hiçbir şey bilmediğim pankreas kanseri de ne diye araştırmaya başladım ve aklımdaki pek çok soruya yanıt aradım. Bu süreçte çok yoğun şekilde ölüm korkusu hissettim. Ama sonrasında uzun bir ameliyat ve ardından gelen tedavi süreci ile sıkıntılı günler geride kaldı” diye konuştu. Ailesinde hiçbir kanser hastası olmadığnı belirten İmren “Ben tedavi olurken, komşumun damadının da pankreas kanseri nedeniyle tedavi gördüğünü öğrendim. Daha sonraki süreçte birçok kişinin de pankreas kanserine yakalandığına şahit oldum” dedi.
Selin Kahvecioğlu Ocak
2 yıl tanı alamadı
30 yaşındaki Klinik Psikolog Selin Kahvecioğlu Ocak da konuşmasında; dört yıl önce mide bulantısı ve şişkinlik şikayetleri yaşadığını, sık sık doktora gitmesine ve tüm tetkiklerin yapılmasına rağmen sorunun kaynağının tespit edilemediğini, “muhtemelen yediğiniz bir şeyden dolayı olmuştur” denildiğini belirtti. İlerleyen dönemde şikayetleri devam ettiğinde tekrar doktora gittiğini, ardından pankreas iltihabı dolayısıyla stent işlemi gerçekleştiğini belirten Ocak, o günlerde babasının rahatsızlığı nedeniyle tedavi görmeye başladığını ve son derece sıkıntılı günler yaşadıklarını söyledi. Prof. Dr. Mert Erkan ile tanışıp Mert hocanın tetkikler sonucu kendisine pankreas başında tümör teşhisi koyması ile tedavi sürecine başladıklarını belirten Ocak, hem teşhisin net konulması, hem de Mert hocanın insani, doğru bilgilendirici ve rahatlatıcı yaklaşımı sayesinde rahatladığını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “2020 yılında ameliyat oldum. Ameliyat sonrası kemoterapi aldım. Hastalık tanısı konmadan eşimle tanıştım ve eşim bu zorlu süreçte hep yanımdaydı, 2023 Haziran’ında da evlendik. Sağlığım ve huzurum yerinde”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Pankreas kanserinde yenilikçi yaklaşımlar tedavi başarısını artırıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>40 yaşından itibaren her yıl mamografi şart!
Günümüzde, özellikle akıllı ilaçlar ve radyasyon onkolojisi alanında yaşanan gelişmeler, meme kanserinin tedavisinde yüksek başarı oranları elde edilmesini sağlıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Meme Radyolojisi Bölüm Başkanı, Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkin Arıbal, özellikle erken tanı ve tedavideki yeni gelişmeler sayesinde meme kanserinden ölüm oranlarının hızla azaldığını vurgulayarak, “Erken tanı için her kadınının meme kanseri görülme sıklığının artmaya başladığı 40 yaşından itibaren yılda bir kez mamografi çektirmeleri çok önemli. Aile öyküsü, özellikle de genetik yatkınlık varsa, tarama programı 25 yaşına kadar inebiliyor ve mamografinin yanı sıra MR (Manyetik Rezonans Görüntüleme) gibi farklı yöntemler de kullanabiliyor” dedi.
Aile öyküsü varsa “genetik test” yaptırmalı!
Aile öyküsünün varlığı meme kanserinde önemli bir risk oluşturuyor. Dolayısıyla, ailesinde bir veya birden fazla meme kanseri öyküsü olan hastalarda, hekimin önerisi doğrultusunda çeşitli genler için genetik analiz yapılması gerekebildiğini belirten Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkin Arıbal, “BRCA1 ve BARCA2 genleri, genetik değişimler açısından araştırılan genlerin başında yer alıyor. Bu testlerin sonucunda, hastaların ve ailedeki diğer kadınların nasıl takip edileceği belirleniyor. Örneğin ailesel yatkınlığı olan ailelerde taramalara daha erken yaşlarda başlanabiliyor veya mamografinin yanı sıra MR (Manyetik Rezonans Görüntüleme) yöntemine de başvurulabiliyor. Bu sayede hastalığın ortaya çıkması önlenebiliyor veya kanser çok erken dönemde yakalanarak tedavi edilebiliyor” bilgisini verdi.
Ayna karşısında kendi kendine meme muayenesi önemli!
Hekim kontrolü ve radyolojik muayenelerin yanı sıra kadınların memelerini elle muayene etmeleri de erken teşhis imkanı sağlayabiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aykut Soyder, her kadınının 25 yaşından itibaren ayda bir kez ayna karşısında kendi kendine elle meme muayenesi yapması gerektiğini belirterek, “Aile öyküsü olan kadınlarda ise muayenenin daha erken, örneğin 18 yaşından itibaren başlanması öneriliyor. Adet dönemi dışında, her ayın belirli bir gününde, ayna karşısında elle yapılan muayene ile memede veya koltuk altında gelişen kitleler erken dönemde fark edilebiliyor ve bu sayede tedavinin başarı şansı yükseliyor” diye konuştu.
Risk grubundaki her kadına “mastektomi” ameliyatı yapılmaz!
Meme kanseri açısından riskli grupta yer alan ya da bir memesinde kanser tanısı alan pek çok kadın “Ya ben de meme kanserine yakalanırsam?” veya “Diğer memede de kanser oluşursa?” kaygısıyla mastektomi ameliyatı olmak istiyor. Prof. Dr. Aykut Soyder, mastektomi ameliyatlarının genetik alt yapıya dayanmadan, sadece aile öyküsü olan her kadına uygulanmasının doğru olmadığına işaret ederek, “Örneğin, BRCA 1 ve BRCA 2 gibi genlerinin mutasyonuna uğramış kadınların hayatı boyunca meme kanserine yakalanma riskleri yüzde 70 gibi ciddi oranları bulurken, her iki meme dokusunun boşaltılması sonrasında risk yüzde 3’lere düşebiliyor. Bu tür ciddi risk altında olan kadınlara mastektomi ameliyatı yapılabilir. Ancak hastaların mastektomi ameliyatı için uygun olup olmadıklarına meme sağlığı merkezinde multidisipliner olarak değerlendirilerek karar verilmesi gerekiyor” dedi.
Yeni nesil ilaçlarla yüksek başarı!
Son yıllarda akıllı ilaçların ve immünoterapi tedavilerinin kullanılmaya başlanmasıyla birlikte meme kanserinin tedavi edilebilir bir hastalık olduğu belirtiliyor. Acıbadem Altunizade ve Ataşehir Hastaneleri Tıbbi Onkoloji Uzmanı Pof. Dr. Özge Gümüşay, meme kanseri tanısı alan kadınların artık korkmamaları gerektiğini belirterek, “Meme kanseri en sık görülen kanser olması nedeniyle tedavisinde de en çok gelişmenin yaşandığı bir hastalık olarak karşımıza çıkmakta. Meme kanseri tedavisinde hastalığın alt tipine yönelik pek çok yeni gelişmeler yaşanıyor. Son yıllarda, hedefe yönelik olan akıllı ilaçlar ve immünoterapi tedavileri gündemde. Örneğin, üçlü negatif meme kanserinde, hem erken hem ileri evrede immünoterapi tedavi seçeneğini kullanıyoruz. Bu yöntemle hastanın bağışıklık sistemine tümör hücresini tanıtıp tümöre karşı daha uzun soluklu sonuçlar alabiliyoruz. Bu sayede daha az yan etki ile tedavide daha fazla etkinlik sağlayabiliyoruz” dedi. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, son yıllarda kemoterapinin yan etkilerinde de çok yol kat edildiğini vurgulayarak, bulantı ile kusma gibi hastanın yaşam kalitesini ciddi boyutlarda düşürebilen sorunların çok daha az görüldüğünü ve kontrol altında tutulabildiğini söyledi.
Tümörlü dokuya maksimum doz!
Meme kanserinin tedavisine yönelik radyasyon onkolojisi alanında da hayat kurtaran pek çok gelişme yaşanıyor. Acıbadem Altunizade ve Ataşehir Hastaneleri Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Evrim Kadriye Tezcanlı, son yıllarda radyasyon onkolojisinde çığır açan yöntemler geliştirildiğine işaret ederek, “Örneğin, MR LINAC yöntemi tümörün hareketini algılarken, hızlı ve net görüntü alabiliyor. İşlem sırasında, tümörün hareketine göre yeni planlama yapılmasını sağlıyor. Böylece ışınlama sırasında sağlıklı dokular korunurken, tümörlü dokuya maksimum dozu verebilmek, dolayısıyla tedaviden yüksek başarı elde etmek mümkün hale geliyor” diye konuştu. Radyasyon onkojisindeki gelişmelerin yanı sıra tedavinin başarısını etkileyen faktörlere de değinen Prof. Dr. Evrim Kadriye Tezcanlı, bilinçsizce alınan gıda takviyeleri konusunda önemli uyarılarda bulundu! Meme kanserinde “supplement” olarak adlandırılan takviyelerin hekime danışılmadan asla alınmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Evrim Kadriye Tezcanlı, “Zira, etkileşim nedeniyle bazen alınan takviyeler ilaçların seviyesini yükselterek toksik hale getiriyor veya tam aksine tedavinin etkinliğini düşürebiliyor” uyarısında bulundu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Meme Kanserinde Erken Evrede Tam Şifa Mümkün! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Kadıköy Belediyesi, ekim ayının meme kanseri farkındalık ayı olması vesilesiyle belediye binası başkanlık girişinde bir dizi etkinlik düzenledi. Etkinlik kapsamında pembe kıyafetler giyildi, balonlar ve dövizlerle belediye binası çevresinde farkındalık yürüyüş yapıldı. Kadıköy Belediyesi Çocuk Sanat Merkezi öğretmenleri de müzik dinletisi verdi. Farkındalık yürüyüşüne Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı ile eşi Nihal Kösedağı, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri ile Kadıköy Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren doktorlar ve çalışanlar katıldı.
Etkinlik kapsamında Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı ve Kadıköy Belediyesi Zehra-Mustafa Yüksel Mamografi ve Kadın Sağlığı Merkezi Radyoloji Uzmanı Doktor Hikmet Karagüllü birer konuşma yaptı. Mamografi Merkezi’nde 2021 yılında kanser tanısı alan Hanife Taşkın ve eşi Vicdan Taşkın’ da merkezin verdiği sağlık hizmeti ile ilgili düşüncelerini paylaştı.
Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı, yaptığı konuşmada şunları dile getirdi: “Meme kanseri farkındalığını arttırma, erken teşhisin önemini vurgulama ve toplumu meme kanseri konusunda bilinçlendirme amacıyla bugün bir araya geldik. Kuşkusuz ki meme kanseri çoğunlukla kadınları etkiliyor. Ancak erkeklerde de bu hastalık görülebiliyor. Biz de Kadıköy Belediyesi olarak halkımızı bu konuda uyarmak ve bilinçlendirmek istiyoruz. Çünkü her vatandaşımız sağlıklı ve mutlu bir yaşamı hak ediyor. Biz de bu konuda sorumluluk hissediyoruz. Bu doğrultuda açtığımız Mamografi ve Kadın Sağlığı Merkezimizde son teknoloji Tomosentezli Mamografi cihazımız, ultrasonografi cihazlarımız, değerli doktorlarımız ve personelimiz ile halkımıza ücretsiz olarak hizmet veriyoruz. Gelecekte de hizmet vermeye devam edeceğiz.
“DÜZENLİ KONTROLLERİNİZİ YAPTIRIN”
Mamografi merkezimizde bugüne kadar toplam 117 bin 432 kişi hizmet aldı. Bu kişilere 280 bin 990 işlem yapıldı. Kanser şüphesi ile 2 bin 288 hastamızdan biyopsi istendi. Biyopsi istenen hastalarımızın 573‘ü kötü huylu ve 578’sinin iyi huylu olarak teşhis edildiği kayıtlarımıza geçti. Sunduğumuz rakamlar, böyle bir merkezin varlığının ne kadar isabetli bir karar olduğunun ve konuşmamın başında ifade ettiğim amaçlara ulaşmada gayet başarılı olunduğunun açık birer göstergesidir. Lütfen, kendinize zaman ayırın ve sağlığınız için düzenli kontrollerinizi yaptırın, unutmayın, atlamayın. Çünkü erken teşhis hayat kurtarır.”
“HAYATA TUTUNMAYI SAĞLADI”
“13 yıl önce 2011 yılının Ekim ayında Göztepe’de pembe bir bina yükseldi.” diyerek konuşmasına başlayan Radyoloji Uzmanı Doktor Hikmet Karagüllü binanın renginin pembe olmasını şöyle anlattı: “Pembe meme kanseri farkındalık gününün rengidir. Kadıköy Belediyesi bu ayı dikkate aldı. Pembe bina insanların sevdiklerinden uzaklaşmamasını sağladı. Hakikaten mutluluğun resmini çizdi. İnsanların hayata tutunmalarını sağladı. Acıyı, gözyaşını ve hüznü ortadan kaldırdı ve sevgiyi çoğalttı. Bunu nasıl gerçekleştirdik? Erken tanı ile gerçekleştirdik. Bizim pembe binada meme kanseri avcılığı yapıyoruz. Erken tanı nerede başlıyor? Hiç şikâyetiniz yokken ele gelmeden üç dört yıl önce yakalanan meme kanserine erken tanı meme kanseri diyoruz. Altını çizerek söylüyorum. Hiç şikâyetiniz yok, elinize hiçbir şey gelmiyor. Biz bunu yakaladığımızda en az üç dört yıl önceki meme kanserini yakalamış oluyoruz. Meme başındaki akıntıyı, çökme, ciltte kalınlaşma, ödem olması neyi gösterir? Bunları gördüğünüzde minimum 8-10 yıllık bir meme kanseri ile karşılaşırsınız. ‘Benim şikayetim yok, elime gelen bir şey yok, ailemden kimsenin bir şeyi yok, mamografiye girmeme gerek yok’ diyemezsiniz. Erken ve geç meme kanseri var. Erkeni biz yakalıyoruz. Yakaladığımız meme kanserinden kimse hayatını kaybetmiyor. Radyoterapi, kemoterapi olmadan işine ve hayatına devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü her sekiz kadından birinin hayatının bir döneminde mutlaka meme kanseri ile karışılacağını anlatıyor. Tıptaki gelişmeler sayesinde meme kanseri tedavi olanakları gelişti.”
“MÜKEMMEL BİR MERKEZ”
Radyoloji Doktoru Hikmet Karagüllü’nün ardından merkezden 2021 yılında kanser tanısı alan Hanife Taşkın ve eşi Vicdan Taşkın da duygu ve düşüncelerini paylaştı. Mamografi Merkezi’ne 2021 yılında gittiklerini söyleyen Vicdan Taşkın, “Bundan 20 sene önce eşimin önce sol göğsünde bir kitle bulunmuştu. Kitlenin iyi huylu olduğu o zaman ki ameliyatla ortaya çıktı ve endişelenecek bir durum olmadığını söylediler. 20 sene sonra da bu yaşta yapılan bir meme taramasında anormal bir kitle görüldü. Normalde bu yaşta insanlarda pek olmadığını söylediler. Hikmet hocamız ‘ben endişe ediyorum bu anormal bir tümöre benzemiyor. Bundan bir numune alalım patolojiye gönderelim. Emin olmak için neticeyi bekleyelim ona göre de bir tedavi uygulayalım’ dedi. Sonra kötü huylu olduğu ortaya çıktı. Vücutta hangi bölgelere yayılıp yayılmadığı için bir pet çekildi. Sonrasında 3 yıl boyunca tedavi devam etti. Şu an her şey yolunda. Merkezde Mine Hanım olsun, diğer görevliler olsun, mükemmel çalışıyorlar.” diye konuştu.
Hanife Taşkın da şunları söyledi: “Mükemmel bir merkez. Hikmet beyi çok seviyoruz. Beni çok iyi doktorlara yönlendirdi. Allah ondan razı olsun. Tanıyı o koydu ve çok inceledi. Elimden geleni yapacağım dedi. Yaptı da zaten. Ben çok memnunum ve hiçbir zaman unutamam. 70 yaşıma girdim. Böyle bir insana denk geldiğim için çok memnunum. Allah onlardan razı olsun. Biz Avrupa’da da yaşadık ama böyle bir merkez görmedik. Farkındalık için bu merkeze gidin.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kadıköy Belediyesi, meme kanserinde erken tanının önemine dikkat çekti. yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Mudanya Belediyesi’nin 1-31 Ekim Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı kapsamında Pembe Ekim sloganıyla düzenlediği etkinler, “Erken Teşhis Hayat Kurtarır” başlıklı söyleşi ile başladı. MUDAŞ Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirilen ve Op.Dr. Erol Aksaz, Müge Dalgıç ve Aysel Okumuş’un konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte, erken teşhisin hayat kurtarıcı rolüne dikkat çekildi. Söyleşiye, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, kadın belediye meclis üyeleri ile çok sayıda Mudanyalı kadın katılım sağladı.
Hastalığın erken tanı, teşhis ve tedavisinin önemine dikkat çeken Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı’na bağlı Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM (Kanser Erken Teşhis Merkezi) birimi işbirliği ile Mudanyalı kadınlara ücretsiz ve randevusuz olarak kanser taramalarına başlayacaklarını açıkladı. Dalgıç, şöyle konuştu:
“Herkesin DNA’sı kendisine ait ve dünyada tekse, herkesin hastalığı da kendisine aittir. Bu hastalığın ana konusu, takip etmek, kontrolleri aksatmamak ve erken teşhistir. Meme kanserinin tedavi başarısı çok yüksek. Tek istinası geç kalmaktır. Lütfen kontrollerinizi aksatmayın. Erken teşhis çok önemli” dedi.
Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı’na bağlı Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM (Kanser Erken Teşhis Merkezi) birimi işbirliği ile Mudanyalı kadınlara ücretsiz ve randevusuz olarak kanser taramalarına başlayacaklarını açıkladı.
HER YIL DÜZENLİ KONTROL YAPILMALI
Op. Dr. Erol Aksaz ise, meme hastalıklarının ve kanserinin belirtilerini örneklerle anlattı. Her 8 kadından 1’inin meme kanserine yakalandığının altını çizen Aksaz, kanserin erken evrede fark edilmesinin önemini vurgulayayarak, “Erken teşhis edilirse hayatta kalma şansı artıyor, meme kaybı riski azalıyor” dedi. Her ağrının bir kanser bulgusu olmadığını da belirten Aksaz, “Mamografi çektirmek acısız bir işlemdir ve zararlı değildir. Ailede kanser geçirmiş bir kişi var ise, gen testinin yapılması gerekmektedir. En iyisi de her yıl düzenli kontrollerinizi yaptırın” diye konuştu.
“STRESİ YENMEK ÇOK ÖNEMLİ”
Kansere yakalanma ve tedavi sürecini anlatan emekli öğretmen Aysel Okumuş, “Ben ‘kanserim, yarın ölüyorum’ demedim. Koşturdum. Öylesine koşturdum ki, koştururken bu hastalığı unuttum. Yılda dört kere kontrole gidiyorum. Yani yılda dört kere doğum günümü kutluyorum. Bu hafta yine kontrole gideceğim ve doğum günümü kutlayacağım” dedi. Hastalık döneminde yaşananların çok zor olduğunu da söyleyen Okumuş, “Yaşama sarılın. Güçlü olun. Her yıl kontrole gidin. Geç kalmak insanın hayatına sebep oluyor” diye konuştu.
Annesinin ve anneannesinin kendisi gibi kanser hastalığına yakalandığını anlatan Müge Dalgıç ise, kanser süreci sırasında yaşadıklarını paylaştı. Eşi Deniz Dalgıç’ın kendisine bu süreçte çok destek olduğunu söyleyen Dalgıç, şunları söyledi:
“Hastalık teşhisi konulduğu zaman stresi yenmeniz çok önemlidir. Çünkü vücudunuzun kendini tamir etmesi için iyi hissetmesi gerekiyor. Stresli ve gergin olursanız hastalığı yenemiyorsunuz. 12 hafta boyunca kemoterapi gördüm. Hastalık geliyor ama kendimize iyi bakarak, düzenli uyku ile hastalığın geçmesi elimizde. Eğer ki iyi niyet ile iyileşeceğinizi düşünürseniz bir karşılığı mutlaka olacaktır”
Söyleşi bitiminde kadınlar, protez model üzerinde kendi kendine teşhis ile ilgili bilgi aldı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Meme kanserinde erken teşhis hayat kurtarır yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>