?>
?>
“Son Dönem Kalp Yetersizliğinde Ventriküler Destek Cihazları” başlıklı sunumunu gerçekleştiren EÜ Kalp Damar Cerrahisi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ümit Kahraman, “Kalp yetmezliği görülme oranları ülkeden ülkeye değişiyor. Yetişkinlerde daha çok koroner arter hastalığı olarak ya da hipertansiyon gibi nedenlerle görülürken çocuklarda konjestif kalp hastalıkları daha ağırlıkta. Bizim amacımız; hastayı hayatta tutmak, hastaneye yatışı azaltmak ve hastanın yaşam kalitesini artırmak” dedi.
Süreçte en son çözümün kalp nakli olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Kahraman, “Bu süreçte nihai çözüm kalp nakli. Fakat yeterli donör sayısı hem yetişkinlerde hem de çocuklarda oldukça az. Kalp nakli bekleme listeleri çocuklarda yetişkinlere göre yaklaşık iki, iki buçuk kat daha fazla. Tedavi için kullanılabilecek en iyi yöntemlerden biri ‘Ventriküler Destek Cihazları’. Bu nedenle ventriküler destek cihazlarını kullanmamız gerekiyor. Ventriküler destek cihazlarının farklı çeşitlerde ve farklı boyutlarda olduğunu söyleyebilirim” diye konuştu.
“Çocuklar kalp destek cihazlarını üzerlerinde taşıyabiliyor, hastaneye bağlı kalmadan yaşamlarını sürdürebiliyor, okullarına gidebiliyor ”
Kalp destek cihazı implantasyonu ve kalp nakli klinik deneyimlerinden bahseden EÜ Kalp Destek Cihazı ve Kalp Nakil Polikliniği Koordinatörü Hemşire Derya Kayıhan, “Kliniğimizde 1998 yılından itibaren 300’ü bulan kalp nakil sayımız var. Bunların 34’ünü çocuk hastalarımız oluşturmakta. Kalp nakil bekleme sürecinde de toplamda 706 hastaya kalp destek cihazlarını implante etmiştik, bunların 42’sini yine çocuk hastalar oluşturuyor. Bu süreç hala devam ediyor. İleri evre kalp yetmezliğinin en etkin tedavisi kalp nakli ancak donör azlığı, bazı hastaların donör olamamaları gibi nedenlerden dolayı kalp destek cihazlarının kullanımı oldukça artmıştır. Geçmişte implante edilen kalp destek cihazları oldukça büyük mekanik aparatlara sahipken yeni nesilde artık çocuklar; üzerlerinde taşıyabiliyor, taburcu olabiliyor, okula gidebiliyor, günlük işlerini gerçekleştirebiliyorlar. Kalp yetmezliği hastaları multidisipliner bir yaklaşımla değerlendiriyorlar; ilk olarak kardiyologlar tarafından tanılandıktan sonra göğüs hastalıkları gibi pek çok branş tarafından değerlendirildikten sonra kalp akciğer nakil konseyine hazırlanıyor. Bu noktada da yetişkin ve çocuk bölümünde psikiyatri hekimlerin değerlendirmesine geçildikten sonra konseye çıkarılıyorlar. Konseyde çıkacak kararlar ile ilgili de aileyi ve çocuğu bilgilendiriyoruz” diye konuştu.
Organ naklini geniş bir çerçeveden anlatan EÜ Organ Nakli Uygulama ve Araştırma Merkezi Koordinatörü Hemşire Sinem Aras, “Organ bağışı, toplumda başlayıp toplumda biten kompleks bir yapı. Organ bağışını, yalnızca tıp olarak düşünemiyoruz; etiği, dini, sosyolojiyi de kapsayan bir yapı bu. Organ bağışında kişi, hayattayken kendi serbest iradesiyle organ bağışlama formu doldurursa bir nevi bunu vasiyet etmiş oluyor. Ailelerin organlarını bağışlamak istediklerini bilmeleri çok önemli çünkü aile, beyin ölümü gerçekleştiğinde bu konudaki karar merci oluyor” dedi.
“İzmir organ bağışı konusunda ülke ortalamasının üzerinde”
Organ nakli bekleyen hasta sayıları ile ilgili bilgilendirme yapan Aras, “2023 yılındaki istatistiğe göre organ nakli bekleyen hasta sayıları 32 binlerde. Biz canlı da olsa kadavra da olsa organ bulmaya çalışsak bile bu oranı maalesef kapatamıyoruz. Yılda yaklaşık iki bin kişiyi organ nakli beklerken kaybediyoruz. Bekleme listelerindeki sayılar artarken biz bunun sadece yaklaşık yüzde 18’ine kadar organ bulabiliyoruz. Genel olarak Avrupa’da kadavra donör oranında biz 52’nci sıradayız, kadavra donörlerin kullanımı konusunda da organları çeşitli nedenlerle kullanamadığımız oluyor. Sadece kadavradan nakil yapılacağında sayılar aşağılardayken toplam nakil oranlarında daha iyi sayılara ulaşıyoruz. Bu açığı canlı donörlerle kapatıyoruz. İzmir sayılarına bakıldığında da bağış oranları Türkiye genelinde beşte bir olurken İzmir’de üçte bir oranında oluyor. İzmir bu konuda Türkiye oranına göre her zaman daha iyi konumda” diye konuştu.
Konuşmaların ardından panelistler, katılımcılardan gelen soruları yanıtladılar.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Yılda yaklaşık iki bin kişi organ nakli beklerken hayatını kaybediyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Türkiye’de finansmana ulaşım her geçen gün zorlaşırken, finansman maliyetlerinin artması da şirketler tarafından kaygıyla izleniyor. Özellikle sanayi sektöründe bu durumun çok daha yoğun yaşandığı görülüyor. Sanayici, artan hammadde ve enerji maliyetleri dolayısıyla finansmana erişim konusunda zorluklarla başa çıkmanın yollarını arıyor.
Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, Türk sanayicisinin finansmana erişim noktasında yeterli desteği bulmakta zorlandığını söyledi. Sermaye sıkıntısı yaşayan Türk sanayicisinin üretimi azaltacak hale geldiğini belirten Karadeniz, sıkıntının devam etmesi halinde sanayideki üretim tehlikesinin artacağına dikkat çekti. Kar marjı hızla eriyen işletmelerin, sermaye ihtiyaçlarını karşılamak ve üretime devam etmek için kredi desteği beklediğini vurgulayan Karadeniz, “Başta plastik sektörü olmak üzere, hammaddede dışa bağımlı olan, üretim ve istihdamı devam ettirmek isteyen sanayimiz, finansmana erişim konusunda destek bekliyor. Bugün birçok sanayicimiz, finansmana erişim konusunda zorluk yaşadıklarını, üretim yapamaz hale geldiklerini söylüyor” dedi.
Finansmana erişimdeki zorluk
sektörlerin küçülmesine sebep oluyor
Yüksek enflasyon ve yüksek faiz ortamında şirketlerin varlıklarını sürdürmede zorlandığına dikkat çeken çatı kuruluş PLASFED Başkanı, üretici ve tüketicinin finansmana ulaşamamasının birçok sektörde küçülmeye neden olduğunu vurguladı. Şirketlerin karlılıktan ve yatırımlardan fedakarlık ederek ayakta kalmaya çalıştıklarını kaydeden Karadeniz, sanayici için şu ana kadar oluşan faturanın oldukça ağır olduğunu ifade etti.
Büyüme ve yatırım planları erteleniyor
Finansmana erişimde zorlanan şirketlerin büyüme ve yatırım planlarını bir süredir ertelemek zorunda kaldığına işaret eden Karadeniz, “Şirketler mevcut kaynaklarını koruma ve maliyetleri minimize edebilmek için yatırım ve büyüme planlarını rafa kaldırıyor. Ne yazık ki şirketler, en karsız dönemlerinden birisini yaşıyor. Katıldığım tüm toplantılarda herkesin söylediği ilk cümle finansmana erişim oluyor. Şirketlerin önündeki en önemli sorun bu dönemde nakit akışını yönetmek ve işletme sermayesini fonlamak. Eğer bunları yapamazsak şirketleri zor duruma sokarız” diye konuştu.
İş dünyasının finansmana erişim, enflasyon, nakit akışı, değişen regülasyonlar derken global temayı kaçırdığına dikkat çeken Karadeniz, Türkiye ekonomisini ve global ticaretin yeniden şekillendiği bu dönemde şirketlerimizin finansman sorununun çözümünün ne kadar kritik olduğuna dikkat çekti.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz: Finansmana erişimde zorlanan Türk sanayicisi enerji kaybediyor. yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>