?> ?> kaynaklı arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Mon, 03 Feb 2025 12:30:09 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png kaynaklı arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Kanserden ölümlerin yüzde 30’u sigara kaynaklı https://kocaelibasin.com.tr/kanserden-olumlerin-yuzde-30u-sigara-kaynakli/ Mon, 03 Feb 2025 12:30:07 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/kanserden-olumlerin-yuzde-30u-sigara-kaynakli/ Kanser ölümlerinin yüzde 30 kadarı tütün içmekten kaynaklanıyor.

Kanserden ölümlerin yüzde 30’u sigara kaynaklı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kanser ölümlerinin yüzde 30 kadarı tütün içmekten kaynaklanıyor. Tütünü alkolle birleştirmek kanser riskini artırıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Araştırmalara göre, tütün içmek akciğer, özofagus (yemek borusu kanseri), mide, pankreas, mesane  ve baş boyun kanserleri olmak üzere pek çok kanser tipi ile nedensel olarak ilişkilidir” uyarısında bulundu. Yıldırım, “Obeziteden kaçınmak, sağlıklı beslenmek, spor yapmak, sigara ve alkol kullanmamak, sağlık kontrollerini düzenli olarak yaptırmak kanser riskini azaltmak için önemlidir” dedi.

 

 

Uluslararası Kanser Savaş Örgütü tarafından 2000’de ilan edilen 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde kanserle ilgili farkındalığı yükseltmek, kanserin ne olduğunu anlatmak, erken tanı ve erken tedaviyle kanser hakkında bilgilendirme yapılması hedefleniyor. 

 

İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Emine Yıldırım, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, günümüzde kanser vakalarının artışındaki nedenlere değindi, risklerin azaltılmasına ilişkin tavsiyede bulundu.

 

Yaşam süresi uzuyor, tarama programlarına rahat ulaşılıyor

 

Günümüzde kanser görülme oranlarında artış olduğunu belirten Yıldırım, “Bu durum, büyük oranda risk faktörlerindeki artışa bağlı olsa da yaşam süresinin uzaması, hastaların tanı almak için sağlık hizmetine rahat ulaşabilmeleri ve tarama programları sayesinde erken tanı alabilmeleri de kanser saptanma oranlarını etkilemektedir” dedi.

 

Obezite, diyabet ve hareketsizlik, kanserde artışa neden oluyor

 

ABD’de yapılan çalışmalarda bu artışın sebeplerinin araştırıldığını kaydeden Yıldırım, “Araştırmalara göre, obezite ve diyabet, hareketsiz yaşam tarzı, beslenme alışkanlıklarında bozulma ve metabolik sendrom gibi ilgili komorbiditelerin (eşlik eden hastalıklar) artması kolorektal kanser, meme kanseri gibi pek çok kanser tiplerinde artışı da beraberinde getirmiştir” dedi.

 

Kanser ölümlerinin yüzde 30’u tütün kullanımıyla ilişkili

 

Sigara kullanımının en önemli etkenlerin başında geldiğini vurgulayan Yıldırım, “Sigara kullanımı da son yıllarda artmıştır. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde sigara tüketimi her yıl artış göstermektedir. TÜİK verilerine göre, 15 yaş üstü sigara kullanım oranı yüzde 28.3’tür. Kanser ölümlerinin yüzde 30 kadarı tütün içmekten kaynaklanmaktadır. Tütünü alkolle birleştirmek, kanser riskini artırır. Yapılan bazı araştırmalara göre, tütün içmek akciğer, özofagus (yemek borusu kanseri), mide, pankreas, mesane  ve baş boyun kanserleri olmak üzere pek çok kanser tipi ile nedensel olarak ilişkilidir. Ayrıca radyasyon, genetik yatkınlık, çevre kirliliği de riski artıran faktörlerdir. Yaşam süresinin artışı da kanserle karşılaşma ihtimalini artıırır” diye konuştu. 

 

Ölümlerin yüzde 35’i “değiştirilebilir risk faktörü” kaynaklı 

 

Kanser oluşumunda hem genetik hem de çevresel faktörlerin önemli olduğunu ifade eden Yıldırım, “Ailesel ve kalıtsal olarak aktarılan kanser tipleri vardır. Ayrıca obezite, sağlıksız beslenme, sigara ve alkol tüketimi, sedanter (hareketsiz) yaşam tarzı, radyasyon maruziyeti en önemli risk faktörleri arasında sayılmaktadır. DSÖ araştırmasına göre, dünya genelinde kanserden kaynaklanan ölümlerin yüzde 35’i sigara ve alkol tüketimi de dahil olmak üzere yaşam tarzı, enfeksiyonlar, parazitler, ultraviyole ışığa maruz kalma ve ultraviyole radyasyon yayan cihazlarla bronzlaşma, diyet ve iyonlaştırıcı radyasyona maruz kalma gibi potansiyel olarak değiştirilebilir risk faktörlerinden kaynaklanmaktadır” dedi.

 

Meme kanseri 8 kadından 1’ini etkiliyor

 

Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Meme kanserinin 8 kadından 1’ini etkilediğini bilmekteyiz. 40 yaş üstü kadınlara tarama amaçlı yapılan mamografi sayesinde hastalar henüz kanser fark edilemeyecek kadar küçükken tanı alabilir. Ya da gaytada gizli kan saptanan hastalara veya 50 yaş üstü tarama amaçlı yapılan kolonoskopik incelemeler sayesinde kalın bağırsak kanserleri erken dönemde tanı alabilir” dedi. 

 

Kanserde risk azaltılabilir

 

Kanserin önlenebileceği şeklindeki söylemin çok iddialı olacağını belirten Yıldırım, “Kanseri önlemek değil ama riski azaltmak mümkündür. Obeziteden kaçınmak, sağlıklı beslenmek, spor yapmak, sigara ve alkol kullanmamak, sağlık kontrollerini düzenli olarak yaptırmak kanser riskini azaltmak için önemlidir” dedi.

 

HPV aşısının rahim ağzı kanserine karşı koruyucu olduğunun bilindiğini kaydeden Yıldırım, “Hepatit B aşısı ile hepatit B’ye karşı koruyuculuk sağlayıp buna bağlı siroz ve karaciğer kanserinden korunmaya imkan verir. Ayrıca güneşten korunmak cilt kanserine yakalanma riskini azaltır. Tarama programları sayesinde de  kanser öncüsü lezyonlar tanınıp korunma sağlanabilir. Örneğin kolonoskopi ile kanser öncüüsü lezyonlar olan polipler erken tanınıp alınarak kanser gelişimi engellenebilir” diye konuştu.

 

Mamografi, tedavide başarı şansını artırıyor

 

Kanserde erken teşhisin öneminin altını çizen Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Günümüzde artık kanserler de pek çok durumda tedavi edilebilir bir hastalıktır. Özellikle de erken tanı alan kanserlerde başarı oranları çok daha yüksektir. Bunu bir örnekle açıklarsak tarama programlarından olan mamografi sayesinde erken tanı alan bir meme kanseri hastasında tedavi başarısı yüzde 99’lara varmaktadır. Eğer kanser erken evrede tanı alırsa uygulanacak tedavi de daha az agresif olur. Böylece hastalıkla baş etmek daha az yıpratııcı hale gelir” diye konuştu. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kanserden ölümlerin yüzde 30’u sigara kaynaklı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Karadut ve adaçayının, hastane kaynaklı enfeksiyona neden olan bakterilerin tedavisine etkisi araştırılacak https://kocaelibasin.com.tr/karadut-ve-adacayinin-hastane-kaynakli-enfeksiyona-neden-olan-bakterilerin-tedavisine-etkisi-arastirilacak/ Fri, 24 Jan 2025 17:21:51 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/karadut-ve-adacayinin-hastane-kaynakli-enfeksiyona-neden-olan-bakterilerin-tedavisine-etkisi-arastirilacak/ Eczacılık Fakültesi  Temel Eczacılık Bölümü Farmasötik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof.

Karadut ve adaçayının, hastane kaynaklı enfeksiyona neden olan bakterilerin tedavisine etkisi araştırılacak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Eczacılık Fakültesi  Temel Eczacılık Bölümü Farmasötik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Bayrı Eraç’ın yürütücülüğünü yaptığı “Morus nigra L., Salvia tomentosa Mill. ve Salvia dichroantha Stapf. Ekstrelerinin Stenotrophomonas maltophilia ve Acinetobacter baumannii kökenlerinin virülans faktörlerine etkileri” başlıklı proje TÜBİTAK’tan destek almaya hak kazandı.

Proje ekibini tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam akredite, sağlık temalı araştırma üniversitemiz, sağlık alanında yenilikçi projeler üretmeye devam ediyor. Hastane kaynaklı enfeksiyona neden olan bakterilerin tedavisinde yönelik hazırladıkları projeleri TÜBİTAK tarafından kabul gören Eczacılık Fakültesi öğretim üyemiz Prof. Dr. Bayrı Eraç’ı ve ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.

Proje ile  ilgili bilgi veren Prof. Dr. Bayrı Eraç,  “Günümüzde tüm dünya için bir tehdit oluşturan antibiyotik direnci nedeni ile, S. maltophilia ve A. baumannii gibi hastane kaynaklı enfeksiyona neden olan bakterilerin tedavisinde güçlük çekilmektedir. Yeni antibiyotiklerin kullanıma girmesinde büyük bir yavaşlama görülen çağımızda, antibiyotik direncini indüklemeyen alternatif yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda projemizde, geleneksel-tamamlayıcı tedavide yeri olan karadut (Morus nigra L.) meyve özütünün ve iki adaçayı türünün (Salvia tomentosa ve Salvia dichroantha) ekstrelerinin, hastane enfeksiyonu etkeni mikrooganizmaların hastalık yapıcı faktörleri üzerindeki etkilerini incelemek hedeflenmiştir. Morus nigra, Salvia dichroantha ve S. tomentosa bitkilerinin halk arasında üst solunum yolu enfeksiyonu, boğaz ağrısı ve öksürük şikayetlerinde kullanımları kayıtlıdır. Projemizin özellikle hastane kaynaklı enfeksiyonların en önemli etkenleri arasında yer alan S. maltophilia ve A. baumannii bakterilerinin hastalık oluşturucu mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasına ve bunları inhibe edebilecek stratejilerin geliştirilmesine önemli katkılar sunacağı düşünülmektedir.” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Karadut ve adaçayının, hastane kaynaklı enfeksiyona neden olan bakterilerin tedavisine etkisi araştırılacak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Yangınların bir yıllık ağır bilançosu İzmir’de 16 bin yangının 7 bin 200’ü sigara kaynaklı https://kocaelibasin.com.tr/yanginlarin-bir-yillik-agir-bilancosu-izmirde-16-bin-yanginin-7-bin-200u-sigara-kaynakli/ Sun, 29 Dec 2024 11:00:04 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/yanginlarin-bir-yillik-agir-bilancosu-izmirde-16-bin-yanginin-7-bin-200u-sigara-kaynakli/ İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi zorlu bir yılı geride bırakıyor.

Yangınların bir yıllık ağır bilançosu İzmir’de 16 bin yangının 7 bin 200’ü sigara kaynaklı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi zorlu bir yılı geride bırakıyor. Bir yıl içinde 27 bin 600 olaya müdahale eden İtfaiye Daire Başkanlığı, mesaisinin büyük bölümünü yangınlarla mücadeleye ayırdı. 2024’te çıkan 16 bin yangının 7 bin 200’ü ise sigaradan kaynaklandı. Kurtarma operasyonlarından yurttaşların parmağından çıkmayan yüzüklerin kesilmesine kadar pek çok olaya müdahale eden itfaiye personeli, ocak üzerinde unutulan yemekler nedeniyle çıkan çok sayıda yangın ihbarına da yetişti.

İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, 2024 yılında özellikle yaz aylarında aynı gün içinde çıkan onlarca orman yangını, kenti etkileyen Yamanlar Dağı yangını ve çok sayıda zorlu olaya müdahale ederek başarılı bir sınav verdi.  Bin 300 ateş savaşçısı 62 istasyonda 24 saat 3 vardiya halinde, gerektiğinde canlarını ortaya koyarak mücadele etti. İtfaiye personeli, yangınların yanı sıra su baskınları, hayvan kurtarma, trafik kazası, kapı açma, asansörde mahsur kalanları kurtarma, yurttaşların parmağından çıkaramadıkları yüzükleri kesme gibi yıl içerisinde 27 bin 600 olaya müdahale etti. Bunların içinde 16 bin vaka ile ilk sırayı yangınlar aldı.  

16 bin yangının bilançosu 40 can
Çıkan 16 bin yangının 7 bin 200’ü sigara kaynaklı yangınlar olarak kayıtlara geçti. 3 bin 600 yangın ise dikkatsizce yakılan ateş ve mangal nedeniyle çıktı. Yangınlarda 40 kişi hayatını kaybetti. Yine 6 bin 500’ü kümes hayvanı olmak üzere toplam 7 bin hayvan can verdi. Yangınlardan dolayı 4,5 milyar TL zarar oluştu. İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri yine bu yıl içerisinde 12 bin kurtarma çalışmasına katıldı.
3 bin 500 kurtarma operasyonunun başrolünde bir yerlerde mahsur kalan kediler vardı. Çeşitli nedenlerle evinde kapalı kalan 891 kişiyi çıkarmak için adreslerine giden ekipler, 651 kez asansörden kurtarma, 134 kez de yurttaşların parmağında kalan yüzüğü kesmek için seferber oldu. İzmir’de farklı nedenlerden dolayı da çok sayıda yangın çıktı. Toplam 3 bin 32 yapıyı etkileyen yangınların 85’i ocak üstünde unutulan yemeklerden kaynaklandı. Bu yıl çıkan yangınlarda 565 iş yeri yandı.

Yangınların çoğu insan kaynaklı
İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanı Yaşar Korkmaz, 2024 yılında yangınlar açısından büyük sınavlar verdiklerini hatırlatarak, “Bu yangınlar hepimizin canını yaktı. Oluşan tahribatı Büyükşehir Belediyesi olarak gidermeye çalışıyoruz. Hepimiz sahadaydık. 1 Haziran ile neredeyse Eylül ayı sonuna kadar yangınlar hiç bitmedi. Bu yangınların çıkış sebebinin büyük bir bölümü ise insan kaynaklı” dedi.

Gönüllü itfaiyecilik modelini geliştireceğiz
En fazla kırsal alanlarda çıkan yangınların can yaktığını ifade eden Yaşar Korkmaz, “Bu yıl çıkan yangınlarda 40 kişi hayatını kaybederken, 195 yurttaşımız ve 23 itfaiye personeli yaralandı. Bu yangınlar için ‘oldu, bitti’ diye düşünmüyoruz. 2025’e güçlü şekilde hazırlanıyoruz. Kırsal alanlara desteğimizi artıracak, gönüllü itfaiyecilik modelini geliştireceğiz. Yapacağımız çalışmalarla yangınlara daha hızlı şekilde müdahale edeceğiz. Bu alanlarda yaşayanların yangınla mücadele konusunda bilinçli olması gerekiyor. Bahçe temizliklerini mutlaka yapmalı, evlerinin yanlarına yangın koridoru açmalılar. Sigara izmaritleri hiçbir şekilde ormana, sokağa atılmamalı. Yangın söndürmeye giderken refüjlerin yandığını görüyoruz. Buralarda neden yangın çıkar? Sigara izmariti attıkları için. Lütfen duyarlı olalım. En küçük dikkatsizlik, büyük felaketlere neden oluyor. Herkes bu konuda bireysel önlem aldığında, yangınların ciddi oranda azaldığını göreceğiz.”

 “Yangınlarda yüzde 25’lik artış yaşandı”
İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı İtfaiye Yangın ve Acil Müdahale Şube Müdürü Aydın Mutlu da bir önceki yıla oranla yangınlarda yüzde 25’lik artışın olduğuna dikkat çekti. Mutlu, “Pandemiden sonra vatandaşların daha çok kırsal alanlarda yaşama tercihleri sebebiyle yangınlarda artış gözlemlendi. Şu an yağmurlarla birlikte orman yangınları azaldı fakat yerleşim yerlerinde evsel yangınlar artış gösteriyor. Bunun sebebi soba ve benzeri ısıtıcıların yanlış veya dikkatsiz şekilde kullanımı” dedi.

“Kırsal bölgeye ulaşma hızı 8 dakika”
Yangın, sel veya kurtarma ihbarı düştüğü anda olay yerine ulaşmak için hemen seferber olduklarını anlatan Mutlu, “Bu sene kırsal alanlara ulaşma ortalamamız 8 dakikaya yakın. Yerleşim yerlerine ise yaklaşık 5 dakika 57 saniyede ulaşıyoruz. Ortalamaya baktığımızda bu iyi bir süre” diye konuştu.

32 yıldır aynı aşkla hizmet
32 yıldır teşkilat çatısı altında olduğunu da vurgulayan Aydın Mutlu, mesleğini hala ilk günkü gibi severek yaptığını söyledi. Mutlu, “Dünyaya bir daha gelsem yine itfaiyeci olurum. Yangını söndürdükten sonra ya da bir kazazedeyi çıkardıktan sonraki mutluluk tarif edilemez. Mesleğimizle gurur duyuyoruz. İtfaiye, geniş bir yelpazede görev yapıyor. Vatandaş evde kapının arkasında anahtarını da ocağın üzerinde yemeğini de unutuyor. Bu olaylara da müdahale ediyoruz. Çok büyük bir yangını hızlı şekilde kontrol altına almak bizi çok sevindiriyor. Böylece yorgunluğumuzu da atıyoruz” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yangınların bir yıllık ağır bilançosu İzmir’de 16 bin yangının 7 bin 200’ü sigara kaynaklı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Arka kapısı olan yapay zeka, açık kaynaklı tedarik zinciri ve hacktivist ittifaklar: Kaspersky 2025 APT ortamı için öngörülerini paylaştı https://kocaelibasin.com.tr/arka-kapisi-olan-yapay-zeka-acik-kaynakli-tedarik-zinciri-ve-hacktivist-ittifaklar-kaspersky-2025-apt-ortami-icin-ongorulerini-paylasti/ Fri, 06 Dec 2024 10:10:10 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/arka-kapisi-olan-yapay-zeka-acik-kaynakli-tedarik-zinciri-ve-hacktivist-ittifaklar-kaspersky-2025-apt-ortami-icin-ongorulerini-paylasti/ Kaspersky Global Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT), siber tehditlerdeki önemli değişimleri vurgulayarak 2025 gelişmiş kalıcı tehdit (APT) ortamına ilişkin tahminlerini derledi.

Arka kapısı olan yapay zeka, açık kaynaklı tedarik zinciri ve hacktivist ittifaklar: Kaspersky 2025 APT ortamı için öngörülerini paylaştı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kaspersky Global Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT), siber tehditlerdeki önemli değişimleri vurgulayarak 2025 gelişmiş kalıcı tehdit (APT) ortamına ilişkin tahminlerini derledi. Bunlar arasında hacktivist ittifakların yükselişi, devlete bağlı tehdit aktörleri tarafından yapay zeka destekli araçların kullanımının artması (genellikle gömülü arka kapılar eşliğinde), açık kaynaklı projelere yönelik daha fazla tedarik zinciri saldırısı ve Go ve C++ kullanarak kötü amaçlı yazılım geliştirmedeki artış yer alıyor.

 

GReAT, her yıl Kaspersky Güvenlik Bülteni’nin bir parçası olarak en sofistike APT faaliyetleri ve gelişen tehdit trendleri hakkında derinlemesine bilgiler sunuyor. Dünya çapında 900’den fazla APT grubunu ve operasyonunu izleyen ekip, kurumların ve siber güvenlik uzmanlarının önümüzdeki yıla hazırlanmaları için bir yol haritası ortaya koyuyor.

Devlete bağlı aktörlerin elinde yapay zeka kullanımının yaygınlaşması

2024 yılında, siber suçlular ve APT grupları, daha ikna edici saldırılar için yapay zekadan giderek daha fazla yararlandı. Örneğin Lazarus Grubu, Chrome’un sıfırıncı gün açığından yararlanmak ve kripto para çalmak için yapay zeka tarafından oluşturulan görüntüleri kullandı.

 

Bir başka endişe verici eğilim APT gruplarının yapay zeka modellerinin arka kapı eklenmiş sürümlerini dağıtması. Böylece popüler açık kaynaklı yapay zeka modellerini ve veri kümelerini hedef alarak kötü amaçlı kod yerleştirebiliyor veya tespit edilmesi zor, ancak yaygın olarak dağıtılan ince önyargılar ekleyebiliyorlar. GReAT uzmanları LLM’lerin keşif için standart araçlar haline geleceğini, güvenlik açığı tespitini otomatikleştireceğini ve saldırı başarı oranlarını artırmak için kötü amaçlı komut dosyaları oluşturacağını öne sürüyor.

 

Kaspersky GReAT Baş Güvenlik Araştırmacısı Maher Yamout“Yapay zeka iki yüzü keskin bir kılıç gibidir – siber suçlular onu saldırılarını geliştirmek için kullanırken, siber savunucular da tehditleri daha hızlı tespit etmek ve güvenlik protokollerini güçlendirmek gücünden yararlanabilir. Ancak, siber güvenlik uzmanları bu güçlü araca dikkatle yaklaşmalı ve kullanımının yanlışlıkla istismar için yeni yollar açmamasını sağlamalıdır” diyor.

Uzmanlar ayrıca APT gruplarının önemli kişileri taklit etmek için deepfake teknolojisini giderek daha fazla benimseyeceğini tahmin ediyor. Bu, çalışanları kandırmak, hassas bilgileri çalmak veya diğer kötü niyetli eylemleri gerçekleştirmek için oldukça ikna edici mesajlar veya videolar oluşturmayı içeriyor.

 

2025’e yönelik diğer gelişmiş tehdit tahminleri şunlar:

 

Açık Kaynak Projelerine Yönelik Artan Tedarik Zinciri Saldırıları

 Kötü şöhretli XZ vakası önemli bir sorunun altını çizerken, bu olay siber güvenlik camiasında farkındalığı artırdı ve kuruluşları açık kaynak ekosistemlerinin izlenmesini geliştirmeye sevk etti. Bu tür saldırıların sıklığı önemli ölçüde artmasa da, tespit çabaları geliştikçe keşfedilen saldırıların sayısının artması muhtemeldir.

 

Açık kaynak ekosistemine uyum sağlayan C++ ve Go kötü amaçlı yazılımları

Açık kaynaklı projeler C++ ve Go’nun modern sürümlerini giderek daha fazla benimsedikçe, tehdit aktörlerinin kötü amaçlı yazılımlarını bu yaygın kullanılan dillerle uyumlu hale getirmeleri gerekecek. 2025 yılında APT gruplarının ve siber suçluların C++ ve Go’nun en son sürümlerine geçiş yaparak açık kaynak projelerinde artan yaygınlıklarından yararlanmalarında önemli bir artış bekleniyor.

2025’te Büyüyen Bir APT Saldırı Vektörü Olarak IoT

 

IoT cihazlarının 2030 yılına kadar 32 milyara ulaşması beklenirken, güvenlik riskleri de artacak. Pek çok cihaz güvensiz sunuculara ve eski ürün yazılımlarına dayanıyor ve bu da onları savunmasız hale getiriyor. Saldırganlar, uygulamalardaki ve tedarik zincirlerindeki zayıflıklardan yararlanarak üretim sırasında kötü amaçlı yazılım yerleştirebilirler. IoT güvenliğine ilişkin görünürlük sınırlı olduğundan, savunmacılar buna ayak uydurmakta zorlanacaktır. Bu durumun 2025 yılına kadar daha da kötüleşmesi muhtemel.

 

Hacktivist İttifaklar 2025’te Artacak

Hacktivist gruplar giderek daha büyük, daha etkili hedefler peşinde koşmak için ittifaklar kuruyor. Ellerindeki araçları ve kaynakları paylaşıyor. Bu ittifaklar 2025 yılında muhtemelen ölçek olarak daha da büyüyecek ve gruplar ortak sosyopolitik hedefler etrafında birleştikçe daha koordineli ve yıkıcı kampanyalara yol açacak.

APT kampanyalarında BYOVD istismarları

 

BYOVD (kendi savunmasız sürücünü getir) tekniği 2024 yılında bir trend haline geldi. İleriye baktığımızda, bu eğilimin 2025’te de devam etmesi bekleniyor. Saldırganlar düşük seviyeli güvenlik açıklarından yararlanma konusunda daha becerikli hale geldikçe, bu tür saldırıların karmaşıklığının artması muhtemel ve genellikle güvenlik kusurları açısından incelenmeyen eski veya üçüncü taraf sürücülerden yararlanma gibi daha da rafine teknikler görmek mümkün.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Arka kapısı olan yapay zeka, açık kaynaklı tedarik zinciri ve hacktivist ittifaklar: Kaspersky 2025 APT ortamı için öngörülerini paylaştı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Artan endişeler, büyüyen boşluklar: Çoğu kuruluş yapay zeka kaynaklı siber saldırılardan korkuyor, ancak temel savunma mekanizmalarından yoksun https://kocaelibasin.com.tr/artan-endiseler-buyuyen-bosluklar-cogu-kurulus-yapay-zeka-kaynakli-siber-saldirilardan-korkuyor-ancak-temel-savunma-mekanizmalarindan-yoksun/ Tue, 03 Dec 2024 09:20:10 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/artan-endiseler-buyuyen-bosluklar-cogu-kurulus-yapay-zeka-kaynakli-siber-saldirilardan-korkuyor-ancak-temel-savunma-mekanizmalarindan-yoksun/ Yakın zamanda yapılan bir Kaspersky araştırması, işletmelerin siber saldırılarda yapay zekanın (AI) artan kullanımı konusunda giderek daha fazla endişe duyduğunu ortaya koydu.

Artan endişeler, büyüyen boşluklar: Çoğu kuruluş yapay zeka kaynaklı siber saldırılardan korkuyor, ancak temel savunma mekanizmalarından yoksun yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Yakın zamanda yapılan bir Kaspersky araştırması, işletmelerin siber saldırılarda yapay zekanın (AI) artan kullanımı konusunda giderek daha fazla endişe duyduğunu ortaya koydu. Bulgulara göre, Türkiye’den ankete katılan şirketlerin %73’ü geçtiğimiz yıl siber olaylarda artış olduğunu bildirirken, katılımcıların yarısından fazlası (%60) saldırıların çoğunun büyük ihtimalle yapay zeka kaynaklı olduğunu belirtti. Çalışma, çok sayıda sektörde devrim yaratan yapay zekanın artık siber suçluları da güçlendirdiği ve işletmelerin karşılaştığı tehditlere ek bir karmaşa katmanı eklediği gerçeğinin altını çiziyor.

Kaspersky, “Siber savunma ve yapay zeka: Kurumunuzu korumaya hazır mısınız?” (Cyber defense & AI: Are you ready to protect your organization?) başlıklı son çalışmasında KOBİ’ler ve kurumsal düzeydeki şirketler için çalışan BT Güvenliği ve Bilgi Güvenliği profesyonellerinin, yapay zeka kullanımını içeren siber saldırılara karşı kurumlarını korumada karşılaştıkları yeni zorluklarla ilgili görüşlerini aldı.

Siber suçluların yapay zekadan yararlanmaya başlaması, Türkiye’deki kurumların %82’si için ciddi bir endişe kaynağı haline gelmiş durumda. Bu zorluğun yarattığı baskı, şirketleri siber güvenlik stratejilerini yeniden değerlendirmeye ve hem proaktif hem de kapsamlı çözümler aramaya itiyor. Yapay zeka ile güçlendirilmiş tehditlerle etkili bir şekilde mücadele etmek için işletmeler düzenli eğitimle kurum içi uzmanlık oluşturmayı (%96), yüksek nitelikli personel istihdam etmeyi (%96) ve ilgili konularda dış kaynak yoluyla siber güvenlik uzmanlığı edinmeyi (%91) kurumlarını korumak için en önemli faktörler olarak görüyor. Ayrıca BT ekiplerinde yeterli sayıda personel bulundurmanın (%89) ve üçüncü parti güvenlik çözümlerini kullanmanın (%87) önemini de kabul ediyorlar.

Artan farkındalığa rağmen, yapılan çalışma birçok şirket arasında hazırlık konusunda endişe verici bir boşluk olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’den ankete katılan kuruluşların yaklaşık yarısı bu sofistike tehditleri ele almak için gereken önemli kaynaklardan yoksun – %49’unun emrinde ilgili dış siber güvenlik uzmanlığı yok, %53’ü BT ekiplerinin yeterince büyük olmadığını söylüyor, %36’sı yüksek nitelikli personelden yoksun olduğunu belirtiyor ve %49’u düzenli eğitim çabalarında yetersiz kaldığını bildiriyor. Ayrıca, katılımcıların %47’si yeterli güvenlik çözümlerine sahip olmadıklarını düşünüyor ve bu da onları potansiyel güvenlik açıklarına maruz bırakıyor. 

Katılımcıların çoğu bu kaynak eksikliğini nasıl gidereceklerini bildiklerini iddia etse de, gerçek şu ki böyle bir kaynak mevcut değil.

Kaspersky Kurumsal Altyapı Koruma Uzmanı Oleg Gorobets, şunları söylüyor: “Günümüz siber güvenlik ortamı geçmişte yaşanan zorlukları yansıtıyor ve işletmeler mevcut çözümlerin yeterli olup olmadığını sorguluyor. Bir zamanlar birincil tehdit olan fidye yazılımları şimdilerde yeniden tehlikeli bir artış gösteriyor ve iş dünyasındaki karar vericiler bu yeniden canlanmanın nedenlerini sorguluyor. Yapay zeka ile ilgili son zamanlarda ortaya çıkan abartı, tamamen doğru olmasa da bu eğilime dair kolay bir açıklama ortaya koyuyor. Gerçekte ikna edici kimlik avı mesajları veya daha etkili keşifler oluşturmak için yapay zeka kullanmak yardımcı olsa da, temel nedenler çoğunlukla bundan daha basit. Siber suçlular daha organize hale geldiler, işbirliği yapma konusunda artık daha da iyiler, yenilikçi saldırı stratejileri geliştiriyorlar ve daha az yetenekli ve becerikli saldırganların önündeki engeller azaıyor. Bu nedenle hem saldırganlara hem savunuculara yapay zeka ile yeni seçenekler sunabilecek ilerlemeleri takip etmek faydalı olsa da, şirketlerin hemen uygulayabileceği ve uygulaması gereken sağlam stratejiler mevcut. Şirketler, kritik BT altyapısını birleşik bir güvenlik bağlamı sunan sağlam, çok katmanlı çözümlerle güvence altına almaya öncelik vermeliler. İster kurum içinde ister yönetilen bir hizmet aracılığıyla olsun, yetenekli uzmanlıkla birleştirilmiş bir XDR ekosistemi savunmayı büyük ölçüde geliştirebilir. Ayrıca, siber güvenlik temelleri ve güvenli yapay zeka uygulamaları da dahil olmak üzere sürekli çalışan eğitimi, kuruluşunuza kritik bir koruma katmanı ekler.” 

 

Kaspersky, işletmeyi yapay zeka destekli siber tehditlere karşı korumak için işe aşağıdaki tavsiyelerle başlamayı öneriyor:

  • BT ağınızın her seviyesinin ve unsurunun sağlam, çok katmanlı siber güvenlik çözümleriyle korunduğundan emin olun. Kaspersky Next ürün serisinden başlamak üzere Kaspersky çözümlerinin tümü, ortaya çıkan tehditleri otomatik olarak engellemek için tasarlanmış oldukça gelişmiş yapay zeka teknolojilerine sahiptir.
  • Ekibinize kurumsal güvenliğinizin birleşik bir görünümünü sağlamak için bu güvenlik çözümlerinin birbiriyle uyumlu olduğundan emin olun. XDR burada devreye girer. Tek bir satıcının sunduğu organik bir XDR ekosistemi uygulamak her zaman daha iyi bir tercihtir; Kaspersky Next XDR Expert burada doğal bir seçenektir.
  • Kuruluşlar en nitelikli siber güvenlik uzmanlığından yararlanarak, saldırganların daha hassas ve hedefli saldırılar düzenlemek için yapay zeka araçlarından yararlandığı, karmaşık ve odaklanmış saldırıları tespit edebilir ve kontrol altına alabilirler. Şirket içinde bu uzmanlığa sahip değilseniz, Kaspersky Managed Detection & Response ve çevrimiçi ve canlı Kaspersky Siber Güvenlik Eğitimi, şirket içi becerilerinizi artıran güçlü seçeneklerdir.
  • İdeal siber güvenlik davranışları aşılayan Kaspersky Automated Security Awareness Platform ile ofisteki iş gücünüzü ekstra bir savunma katmanına dönüştürebilirsiniz. Bu eğitim yapay zeka destekli tehditlere ve yapay zeka araçlarının güvenli kullanımına adanmış özel bölümler içerir ve yapay zeka araçlarının giderek yaygınlaşmasıyla ilişkili risklerden kaçınmanıza yardımcı olur.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Artan endişeler, büyüyen boşluklar: Çoğu kuruluş yapay zeka kaynaklı siber saldırılardan korkuyor, ancak temel savunma mekanizmalarından yoksun yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
EÜ Hemşirelik Fakültesinden Ventilatör Kaynaklı Enfeksiyonların önlenmesine yönelik proje https://kocaelibasin.com.tr/eu-hemsirelik-fakultesinden-ventilator-kaynakli-enfeksiyonlarin-onlenmesine-yonelik-proje/ Wed, 20 Nov 2024 14:49:53 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/eu-hemsirelik-fakultesinden-ventilator-kaynakli-enfeksiyonlarin-onlenmesine-yonelik-proje/ Ege Üniversitesi(EÜ) Hemşirelik Fakültesi İç Hastalıkları Bölümü öğretim üyesi Prof.

EÜ Hemşirelik Fakültesinden Ventilatör Kaynaklı Enfeksiyonların önlenmesine yönelik proje yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Ege Üniversitesi(EÜ) Hemşirelik Fakültesi İç Hastalıkları Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Asiye Akyol’un yürütücülüğünü  yaptığı “ Hemşirelik Öğrencilerine Senaryo Temelli Simülasyon Uygulaması ile Verilen Ventilatör İlişkili Pnömoni Önlem Eğitiminin Etkinliğinin Belirlenmesi: Randomize Kontrollü Çalışma”  başlıklı araştırma projesi, TÜBİTAK tarafından “1002-B Acil Destek Modülü” kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Proje kapsamında Hemşirelik Fakültesi öğrencilerine yönelik gerçekleştirilecek simülasyon ile sağlık sisteminde özellikle ventilatör kaynaklı enfeksiyonların önlenmesi amaçlanıyor.

            Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, projesi TÜBİTAK’tan destek alan Prof. Dr. Asiye Akyol’u ve ekibini tebrik ederek başarılar diledi.

           Proje hakkında bilgi veren Prof. Dr. Asiye Akyol, “Hemşirelik Fakültesi Simülasyon Laboratuvarında yapılması planlan araştırmamız, 2024-2025 akademik yılı güz döneminde öğrenim görecek dördüncü sınıf öğrencilerinden araştırmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan 110 öğrenci ile yapılacak. Öğrencilere hazırlık aşamasında teorik bilgilendirme yapılarak simülasyon ortamı hazırlanacak. İkinci aşamada simülasyon maketi üzerinde uygulama yaptırılıp değerlendirme yapılacak. Değerlendirmeler, alanlarında uzman sağlık çalışanlarının görüşleri ile gerçekleştirilecek” dedi.

          “ Güvenli ve multidisipliner bir yaklaşım sağlanacak”

          Prof. Dr. Akyol, “Araştırma projemizin tamamlanması ile Hemşirelik Fakültesinde simülasyon laboratuvarının yoğun bakım odası hazırlanmış ve öğrenciler tarafından kullanımı sağlanmış olacak. Paket uygulaması ile birlikte kanıta dayalı, güvenli ve multidisipliner bir yaklaşım sağlayarak daha iyi klinik sonuçlara ulaşılacağını öngörüyoruz. Ventilatör İlişkili Pnömoni(VİP)’nin önlenmesi konusunda etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış girişimlerin tek tek uygulanması yerine bir bakım paketi halinde uygulanması sayesinde sağlık hizmeti ile ilişkili enfeksiyonları önlemenin mümkün olabileceği söylenebilir. Hasta güvenliğini tehdit eden enfeksiyonların önlenmesinin uzun dönemde maliyet azaltıcı etkisi ile ekonomik katkı da sağlanacak” diye konuştu.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

EÜ Hemşirelik Fakültesinden Ventilatör Kaynaklı Enfeksiyonların önlenmesine yönelik proje yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Çocuklarda yeme sorunları duyusal hassasiyet kaynaklı olabilir! https://kocaelibasin.com.tr/cocuklarda-yeme-sorunlari-duyusal-hassasiyet-kaynakli-olabilir/ Fri, 25 Oct 2024 20:01:49 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/cocuklarda-yeme-sorunlari-duyusal-hassasiyet-kaynakli-olabilir/ Çocuklarda seçici yeme davranışının özellikle ebeveynler açısından oldukça endişe verici bir durum olduğunu hatırlatan Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi, “Ebeveynlerin, çocuklarda farklı tatların reddedilmesinin duyusal gelişimdeki sınırlılıklardan kaynaklı olabileceğini göz önünde bulundurması gerekir.

Çocuklarda yeme sorunları duyusal hassasiyet kaynaklı olabilir! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Çocuklarda seçici yeme davranışının özellikle ebeveynler açısından oldukça endişe verici bir durum olduğunu hatırlatan Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi, “Ebeveynlerin, çocuklarda farklı tatların reddedilmesinin duyusal gelişimdeki sınırlılıklardan kaynaklı olabileceğini göz önünde bulundurması gerekir.” dedi. Bu durumda olan çocukların ebeveynlerinin yeme düzeni açısından çocuklara örnek olması gerektiğine vurgu yapan Cahit Burak Çebi, ergoterapi ile çocukların duyusal profilini ve yeme alışkanlıklarının değerlendirdiğine ve çocukların yeme becerilerini geliştirici planlamalar yapıldığını aktardı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi, 27 Ekim Dünya Ergoterapi Günü dolayısıyla, ergoterapinin çocuklarda yeme davranışı sorunları üzerindeki etkisinden bahsetti.

Duyusal hassasiyetler, çocuklarda yeme davranışını etkileyebiliyor

Çocuklarda görülen bazı yemek yeme problemlerinin çok az ya da aşırı yemek yeme, seçici yeme, pütürlü gıdayı yiyememe, farklı tatları reddetme, çiğnememe ve gıdayı uzun süre ağzında tutmama olarak sıralanabildiğini dile getiren Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi, “Seçici yemek yeme, pütürlü gıda yiyememe, çiğnememe veya yemek reddi duyusal hassasiyetlerden kaynaklı ortaya çıkabilmektedir.” dedi.

Yeme davranışını etkileyen duyusal gelişim basamaklarında tat, koku, dokunma, görme, proprioceptif,  interoceptif yani acıkma doyma sinyallerini yöneten duyular yer aldığına dikkat çeken Cahit Burak Çebi, “Tat ve dokunma duyusuna hassasiyet gösteren çocuklar, yemeğin dokusuna, sertliğine, sıcaklığına, keskin tatlara ve yoğun baharatlı yiyeceklere tepki gösterirler. Kokuya karşı hassasiyet gösteren çocuklar yemeyi deneyimlemeden direkt kokusuna karşı tepki göstererek yemeyi reddedebilirler. Görsel sistemdeki hassasiyetlerden kaynaklı olarak yemeğin görüntüsüne karşı tepki, aynı renkteki yiyecekleri tercih etme, farklı yiyeceklerin birbirine karışmasına karşı tepki gösterip seçici yeme davranışı gösterebilirler. Ayrıca proprioceptif ve interoception sistemdeki duyusal eşiğin olması gerekenden düşük seviyede olan çocuklarda doyma sinyaline karşı hassasiyet ve bu hassasiyete bağlı olarak yeme reddi davranışıyla karşılaşılabilir.” şeklinde konuştu.

Ebeveynler sabırlı ve örnek olmalı…

Çocuklarda seçici yeme davranışının özellikle ebeveynler açısından oldukça endişe verici bir durum olduğunu hatırlatan Cahit Burak Çebi, “Bu noktada ebeveynlerin, çocuklarda farklı tatların reddedilmesinin duyusal gelişimdeki sınırlılıklardan kaynaklı olabileceğini göz önünde bulundurması gerekir.” dedi.

Bu süreçte ebeveynlerin sabırlı olmaları gerektiğine dikkat çeken Cahit Burak Çebi, ebeveynlere önerilerini şöyle sıraladı:

“Ebeveynlerin çocuğun isteklerini takip etmesi ve yeme düzeni açısından çocuklara örnek olması gerekir. Ebeveynlerin çocuğun yemesi gereken yiyecekleri uygun bir sofra düzeni içerisinde, çocuğun yanında eşlik ederek yemesi çocuğun farklı tatları deneyimlemesini kolaylaştıracaktır. Ayrıca yemek esnasında çocuklara farklı seçenekler sunmak, yemeği seçmesine izin vermek, ekran karşısında olmadan, aileyle birlikte uygun bir masa düzeninde farklı tatları deneyimlemesini sağlamak süreci destekleyecektir.”

Ergoterapi ile çocukların yeme becerilerini geliştirecek planlamalar yapılıyor

Ergoterapistlerin, çocukların duyusal profilini ve yeme alışkanlıklarını değerlendirdiğine ve çocukların yeme becerilerini geliştirici planlama yaptıklarına değinen Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi sözlerini şöyle tamamladı:

“Ergoterapistler, duyu bütünleme yaklaşımıyla çocuğun duyusal profiline uygun bir şekilde, yemeyle ilgili duyusal zorluklarını aşmak için çeşitli yöntemler uygular. Örneğin farklı dokuların, tatların, kokuların ve pütürlü gıdaların deneyimlenmesini sağlayarak çocuğun duyusal gelişimini zenginleştirmeye çalışırlar. Ayrıca ergoterapide duyu bütünleme ve beslenme yaklaşımıyla çocuğun masa düzeni ve yeme düzeni hazırlanır, rahat hissedeceği ortam planlanır ve çocuğa uygun beslenme rutini oluşturulur.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Çocuklarda yeme sorunları duyusal hassasiyet kaynaklı olabilir! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>