?>
?>
İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir Planlama Ajansı (İZPA) tarafından şehrin uzun vadeli vizyonunu ve stratejilerini şekillendirmek üzere hazırlanan İzmir Vizyon 2074 Çerçeve Belgesi için “Nasıl Bir İzmir” panel serisi devam ediyor. Toplam sekiz panel ve sekiz atölye çalışmasından oluşan ve Doç. Dr. Murad Tiryakioğlu moderatörlüğünde düzenlenen “Nasıl Bir İzmir” serisinin altıncı paneli İzQ İnovasyon Merkezi’nde gerçekleşti.
Kültürpark’ın kuruluşu ile yaşanan değişim
“Tasarım Kenti ve Kentin Tasarımı” başlıklı panelin ilk konuşmacısı Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Deniz Güner, 20. ve 21. yüzyılda İzmir’e dair gerçekleştirilen planlama girişimlerini odağına alan bir sunum yaptı. İzmir’in 1922 yangını, 1929 ekonomik buhranı, mübadele ve dünya savaşlarının olduğu dönemde molozlar içinde yaşayan bir kent olduğunu, bu durumun ise Kültürpark’ın kurulması ile değiştiğini vurguladı. İzmir’in tasarım ithal eden bir kent olmaktan çıkarak zamanla bir ‘tasarım kenti’ halini aldığını ve tasarım ihraç etmeye başladığını ifade eden Deniz Güner, toplumsal cinsiyet ve feminist bakış açısıyla mimarlık ve şehirciliğe, böylece kadınlar için güvenli kentler oluşturulmasına büyük ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
“Gençler için yeni istihdam alanları yaratılmalı”
Güner’in ardından söz alan Sabancı Üniversitesi’nden Ayşe Köse Badur ise İzmir’de gerçekleştirilen, ihtiyaçlar ve haklara dair soruları temel alan araştırmaya ilişkin verileri paylaştı. Yaptıkları araştırmada, katılımcıların yüzde 60’ından fazlasının İzmir’i sakin, özgür, ulaşımı kolay ve iklimi iyi bir kent olarak değerlendirdiğine dikkat çeken Ayşe Köse Badur, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yaptığımız araştırmada ortaya çıkan endişeler de mevcut. İzmirliler, nüfus olarak daha fazla büyümek istemediklerini ifade ediyor, ‘İstanbullulaşmak istemiyoruz’ diyor. Barınma hakkı ve yapı stoku konusunda olumsuzluklar öne çıkıyor, yeşil alanların eksikliği vurgulanıyor. İzmir, kadınlar için önemli, özgür bir kent ve kadınlar, özgür oldukları ölçüde kente aidiyet duyuyor. Hizmetlerin adaletli dağıtılması gerekiyor. Kentte gençlerin de sorunları var. İyi eğitimli gençler başka kentlere ya da yurt dışına gidiyor, kent gençleri elinde tutamıyor. Bunun önüne geçebilmek için yeni istihdam alanları yaratılması gerekiyor.”
“Mahalleler sakinleri ile tasarlanmalı”
Panelin son konuşmacısı Kentsel Strateji’den Ali Faruk Göksu, gerçekleştirdikleri atölye çalışmalarından deneyimler paylaştı. Mahallelerin, mahalle sakinleri ile birlikte yeniden tasarımının önemine dikkat çeken Göksu, “Empati kavramını yeniden geliştirerek neler yapabileceğimizi anlamak, bunun yöntemlerini geliştirmek gerekiyor. Yurttaşların projeleri sahiplenmeleri için pilot uygulamalar yapmak gerekiyor” dedi. Katılımcılığı sağlamak ve sağlıklı işletmek için alternatif çözümler üretilmesi gerektiğini belirten Göksu, şunları söyledi:
“Mahalle buluşmalarında kentsel yoksulluğa dair erkekler kadınları, kadınlar ise çocukları konuşturmuyor, katılım için alternatif çözümler geliştirmek gerekiyor. İzmir için doğa sisteminden öğrenecek çok şeyimiz var, dünyadan örnek uygulamalar mevcut. Örneğin, ‘yeşil kuşak’ politikaları İzmir için uygulanabilir mi, bunu değerlendirmemiz gerekiyor. ‘5Ç’nin, yani çözüm odaklı yönetim, çok yönlü kalkınma, çevre ve sosyal etki, çeşitlilik içinde birliktelik ve çocuk-gençlik-kadın haklarının tasarım süreçlerinde öncelikli olarak göz önünde bulundurulması gerekiyor.”
Panel, konuşmaların ardından soru-cevap bölümü ile sona erdi.
Panel serisi devam ediyor
İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir Planlama Ajansı tarafından kurgulanan “Nasıl Bir İzmir” çalışması, iki haftada bir tüm İzmirlilerin katılımına açık olarak gerçekleşecek iki panel ve bunları takip eden atölye çalışmaları ile devam edecek. Çalışmanın, Vizyon 2074 Çerçeve Belgesi’ne önemli çıktılar sağlaması bekleniyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
“Nasıl bir İzmir” serisi “Tasarım Kenti ve Kentin Tasarımı” paneli ile devam etti yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Aydın’ın birçok farklı noktasında sağanak yağış etkili oldu. Aniden hızlanan sağanak yağış nedeniyle oluşabilecek olumsuzluklara karşı ilk müdahale Büyükşehir Belediyesi ve ASKİ ekiplerinden geldi. Vatandaşların can ve mal güvenliğini riske atan durumlara karşı teyakkuza geçen Büyükşehir Belediyesi ve ASKİ ekipleri şehrin dört bir yanında önlemler aldı. Yağmur suyu hatlarının, ızgaraların, mazgalların ve rögarların temizliklerini gerçekleştiren ekipler yollarda oluşan çamur birikintilerine de müdahale etti.
Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı, Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı, Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, Fen İşleri Dairesi Başkanlığı ve ASKİ ekiplerinin çalışmaları vatandaşlardan da takdir topladı. Ekiplerin çalışmalarından memnuniyet duyduklarını belirten vatandaşlar, yağmura rağmen kendilerini yalnız bırakmayan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’na teşekkür etti.
Başkan Çerçioğlu, sağanak yağışın etkili olduğu tüm ilçelerde çalışmaların devam edeceğini belirtti. Başkan Çerçioğlu, vatandaşların yanlarında olmayı sürdüreceklerini ifade etti.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İstanbul’un çiftçisini yalnız bırakmıyor. İBB Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı, Ekim ayında başlattığı “Çiftçimizin Yanındayız” projesi ile kentin toprak verimliliğini artırmak için mobil araç ile üreticilerin tarlalarına kadar giderek toprak numunesi alıyor. Toprak analizi Asya Yakası Çevre Laboratuvarı’nda yapılıyor. Gübreleme öncesi toprak ya da bitkinin durumunu görerek besin takviyesi yapmaya gerek olup olmadığını tespit ediliyor ve üreticiye aktarılıyor.
“EKONOMİK KAYBIN ÖNÜNE GEÇMİŞ OLUYORSUNUZ”
“Çiftçimizin Yanındayız” projesinin üreticinin ekonomisine de katkı sunduğunu belirten Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler, “Çiftçimizin Yanındayız projemiz Ekim ayı itibariyle başladı. Çevre Koruma Şube Müdürlüğümüzün Anadolu Yakası’ndaki Çevre Laboratuvarı, toprak ve bitki analizleri yapıyordu. Bu analizler önemli çünkü laboratuvarımız bitki ve toprak analizleri yaparak bitkinin ve toprağın durumuna bakıp herhangi bir besin takviyesi ihtiyacı olup olmadığını gözlemleyebiliyor. Bunu da çiftçilerimize belirtiyoruz. Böylece çiftçiler yeterli miktarda ve hangi tür gübre kullanabileceğini öğrenebiliyor. Üreticilerimiz konvansiyonel yöntemlerle gübreleme yapıyor. Bu da çok fazla gübre uygulaması demek oluyor. Çok fazla gübre uyguladığınızda hem ekonomik bir kayıp yaşıyorsunuz hem de uygulanan fazla besinden dolayı bir takım tarımsal hastalıklar oluşabiliyor. Ayrıca yağmur etkisiyle bu kimyasallar yeraltı sularına kadar inebiliyor. Yani hem çevresel hem ekonomik birtakım zararları olabiliyor. Oysaki bu analizler yapıldığında tam doğru miktarda ve doğru çeşit gübreyi çok etkili bir şekilde uygulamış oluyorsunuz. Böylece kayıpların önüne geçmiş oluyorsunuz” dedi.
“TARIMDA VERİM VE KALİTEYİ ARTTIRMAYI HEDEFLİYORUZ”
“Haftada bir gün Anadolu yakasında bir gün de Avrupa yakasında olmak üzere ekiplerimiz sürekli dolaşarak numuneleri topluyorlar ve bu analizleri yapıp raporlarını çiftçilerimize ulaştırıyorlar” diyen Erdinçler, “Çitçimizin Yanındayız projesi ile tarımda verim ve kaliteyi arttırmayı hedefliyoruz. Çiftçimiz bu hizmetten faydalanmak için bize hem web sitemiz üzerinden başvurabilir hem de direkt 0216 586 50 74 numarayı arayarak başvurabiliyorlar” ifadelerini kullandı.
“ÇİFTÇİMİZ İÇİN ZAMAN KAYBINI ENGELLEMİŞ OLUYORUZ”
Çevre Koruma Şube Müdürümüz Erdinç Algül ise şunları söyledi:
“Çevre Koruma Şube Müdürlüğü olarak, Anadolu Yakası’ndaki Çevre Laboratuvarımızdaki hizmetimizle beraber İstanbul’da Silivri’den başlayıp Çatalca’nın muhtelif köylerinden Şile, Beykoz tarafına kadar Çiftçimizin Yanındayız projemizle bütün numunelerini kendilerinden yerinde ve bizzat tarım yapmış oldukları yerlerden alıyoruz. Çiftçimiz için zaman kaybını engellemiş oluyoruz.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
İBB, kentin üreticilerine tohum, fide desteğinin yanında toprak kalitesini ölçerek de destek oluyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü kapsamında bir dizi etkinlik düzenliyor. Kadına yönelik her türlü şiddete karşı duran İBB, kentin dört bir yanındaki kadınlara ulaşmayı hedefliyor.
39 İLÇEDE 39 SÖYLEŞİ
23 Kasım’da başlayacak etkinlikler kapsamında, İstanbul’un 39 ilçesinde ilçede 39 ‘Şiddete Karşı Dayanışma Söyleşileri’ gerçekleşecek. Alanında uzman konuşmacılar ile katılımcıların bilinç düzeylerinde ve farkındalıklarında arttırılması amaçlanıyor.
FİLM GÖSTERİMİNDEN ATÖMLYE ETKİNLİKLERİNE
Etkinlikler, 5 ilçede 6 adet Film Gösterimi, 9 ilçede 9 adet Öz Savunma Atölyesi, Kadıköy’de 1 adet konser etkinliği, Beyoğlu’nda 6 adet Hafıza Turları, 6 ilçede 6 adet Kadın Yazarlarla Şiddet Üzerine Söyleşi şeklinde devam edecek.
Ayrıca, İBB tarafından hayata geçirilen Mor Otobüs 4 ilçede belirlenen meydanlarda konuşlandırılacak.
Etkinlik detaylarına İBB sosyal hizmetler web sayfası üzerinden ulaşmak mümkün.
4 DİLDE KADIN DESTEK HATTI
İBB, 2019’dan bu yana kadına yönelik şiddetle mücadele ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularındaki projeleri de hayata geçiriyor. O günden bu yana İstanbul’u herkes için eşit ve adil bir kent hâline getirme yolunda pek çok adım atıldı. Şiddete maruz bırakılan kadınların hukuki, psikolojik ve sosyo-ekonomik destek alabileceği, 7 gün 24 saat Türkçe, Kürtçe, İngilizce ve Arapça olmak üzere dört ayrı dilde ulaşabileceği Kadın Destek Hattı kuruldu. Kadın Destek Hattına 444 80 86 numaralı hattan ve ALO 153’ten ulaşmak mümkün.
Kadınlara birebir ve yüz yüze destek sunulabilmesi, sosyal incelemeler ile birlikte kapsamlı durum değerlendirmesi yapılarak ihtiyaçların tespit edilebilmesi için Kadın Danışma Birimi de hayata geçirildi. Şiddete maruz bırakılan kadınların çocuklarıyla birlikte kalabileceği, tüm İBB hizmetlerinden yararlanarak güçlenip yeni hayatını kurabileceği Kadın Dayanışma Evi de hizmet veriyor. Diğer yandan, kadınların bakım yükünü hafifletecek Yuvamız İstanbul kreşlerinin sayısı da her geçen gün artıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
İBB, kentin dört bir yanında ‘Kadına şiddete hayır’ diyecek yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>