?>
?>
Rüyalar, sembollerle dolu bir evren gibidir. Kilo almak, aslında içsel bir yükü temsil edebilir. Belki de hayatta taşımak zorunda olduğunuz stres, endişe veya karmaşıklıklar var. Bu rüya, onları hafifletme zamanının geldiğine dair bir çağrı olabilir. Duygusal ağırlığımız arttığında, bilinçaltımız bunu kilo alarak dışa vurmaya çalışır.
Kilo Almanın Duygusal Yansımaları
Rüyada kilo almak, sadece fiziki bir durumu değil, aynı zamanda ruh halimizi de işaret eder. Kendinizi yetersiz veya güvensiz hissettiğinizde, rüyalarınızda bu duyguları kilo olarak görebilirsiniz. Duygular, bazen bedenimizi etkileyebilir. Kendinize yüklediğiniz beklentiler, baskılar ve sorumluluklar, rüyanızda kiloya dönüşebilir.
Rüyaların Yorumlanması
Kilo almak rüyası, herkes tarafından farklı şekilde yorumlanabilir. Örneğin, bir kişi için kaygılarının, belirsizliklerinin bir yansımasıdır; bir diğeri içinse yaşamında değişim ve dönüşüm sürecini simgeler. Rüyaların anlamı, kişisel deneyimlere dayalıdır. Kilo almak, yeni bir başlangıca hazır olduğunuzu veya geçmişle barışmanızı da temsil edebilir.
Kısacası, rüyada kilo almak, sadece bir uykuda yaşanan bir deneyim değil; aynı zamanda ruh halimizin, içsel yolculuğumuzun ve hayatımızdaki dengelerin bir yansımasıdır.
Rüyanızda kilo almak, bazı psikolojik durumlarınızla ilgili derin ipuçları verebilir. Belki de hayatınızdaki sorumluluklar ağırlaşmış ve bu durumu bilinçaltınızda hissediyorsunuz. Kilo, aynı zamanda bir yük olarak da düşünülebilir. Rüyalar, içsel huzurumuzun ne kadar sarsıldığını ya da kaygılarımızı dışa vurmanın bir yoludur. Yani, kilo almak rüyaları sık sık görmek, üzerinizde hissettiğiniz baskıyı da ifade edebilir.
Bilinçaltımız, hislerimizi kustuğumuz bir alan gibidir. Rüyalarımızda kendimizi kilolu görmek, özgüven kaybı ya da kendine olan güvensizlikle ilişkilidir. Belki de sosyal ortamda daha fazla kabul görme isteğiniz var. Kilo almak, çevrenizdeki insanların gözünde nasıl algılandığınıza dair kaygılarınızın bir yansıması olabilir. Duygusal yükler, düşüncelerimizi nasıl yönlendirdiği konusunda oldukça etkilidir.
Rüyada kilo almak, geçmişinizde yaşadığınız bazı olayların üstesinden gelmeye çalıştığınızı da gösterebilir. Belki bir travmayı ya da zor bir dönemi geride bırakmaya çalışıyorsunuz. Bu rüyalar, bir nevi içsel hesaplaşma veya geçmişin izlerini kaldırma çabasıdır. Kilo almak, bir yönüyle de kendinizi kabullenme sürecinin bir parçası olarak görülebilir.
Kısacası, kilo almak rüyaları, ruh halinizin ve yaşamınızdaki değişimlerin bir yansımasıdır. Uykuda mücadeleniz, gerçek hayatta hissettiğiniz yükleri simgeler. Gerçekten, rüyalarınızdaki bu semboller, hayatınızda neyin eksik olduğunu ya da hangi konularda değişiklik yapmanız gerektiğini ortaya koyabilir.
Rüyada kilo alma hissi, çoğu zaman hayatımızda karşılaştığımız sorumluluklar ve olumsuz hislerle ilişkilidir. Özellikle stresli dönemlerde, bu tür rüyalar daha sık ortaya çıkabilir. Kendimizi güvende hissetmediğimizde, ya da bazı durumlarla başa çıkmakta zorlandığımızda, bilinçaltı bu yükleri rüyalara yansıtır. Düşünsenize, yük taşıyan bir çalışan gibi; eğer dengeyi kaybetmeye başlarsanız, rüyalarınıza da bu dengenin bozulduğunu yansıtabilir.
Ancak rüyada kilo alma sadece olumsuz bir anlam taşımayabilir. Bazı durumlarda, bu rüyalar, içsel huzuru arzu ettiğimizin bir göstergesi olabilir. Belki de hayatın getirdiği karmaşadan uzaklaşmak ve daha hafif bir yaşam sürmek istiyoruz. Kilo almak, hayatımızdaki bazı şeyleri bırakmayı arzuladığımızı da gösterebilir. Bu yüzden, kendimizi iyi hissetmek ve huzura kavuşmak için neleri geride bırakmamız gerektiğini sorgulamalıyız.
Rüyada kilo alma durumu, hayatımızdaki duygusal yüklerin ve huzur arayışımızın birer yansıması olabilir. Kendi içsel dünyamıza bir yolculuk yaparak, hislerimizi tanımak ve onlarla yüzleşmek, rüyalarımızı anlamlandırma noktasında bize yardımcı olabilir. Rüyalarınızı yorumlarken, dikkatli olun; belki de zihninizin gizli köşelerinde keşfedilmeyi bekleyen önemli mesajlar vardır!
Rüyaların Psikolojik Açıdan Anlamı Rüyada kilo almak, sıkça bulunduğunuz ruh haliyle bağlantılıdır. Eğer gerçek yaşamda stresle başa çıkmakta zorlanıyorsanız, rüyanızda kendinizi ağırlaşmış hissedebilirsiniz. Zihin, bedenin durumu üzerinde düşünmeye itebilir. Ancak sadece psikolojik bir yansıma mı? Ya da belki de bu deneyim, basitçe gün boyunca yaşadığınız yiyeceklerle ilgili duygu ve düşüncelerinizi ortaya koyuyor?
Kültürel İnançlar ve Rüya Yorumu Birçok kültürde rüyalar, geleceğin habercisi olarak görülür. Rüyada kilo almak, bir değişim ya da dönüşüm sürecini de simgeliyor olabilir. Ancak bazılarına göre, ağırlık taşımak, yaşamda sorumlulukların artacağını da gösterebilir. Burada dikkat edilmesi gereken mesele, rüyanın sizin için neleri temsil ettiğidir.
Rüyaların Somut Dünyadaki Yansıması Neden rüyalarına bu kadar odaklanıyoruz? Belki de çoğumuz, rüyaların sadece bir hayal ürünü olmadığını düşünmek istiyoruz. Rüya yoluyla kendimizi tanımak ve içsel çatışmalarımızla yüzleşmek, ruhsal sağlığımız için oldukça önemli. Kilo almak, hayatta taşıdığınız veya hissettiğiniz yükleri simgeliyor olabilir. Yani, bu ağır yüklerden kurtulmanın yollarını aramak, belki de rüyanızın altında yatan gerçek anlamı bulmanızı sağlayabilir. Rüyalarınızı dinleyin; çünkü belki de en derin sırlar, uykunuzun derinliklerinde gizlidir.
Rüyada kilo almak, genellikle yaşamınızdaki yüklerin artmasına, sorumlulukların sizi strese sokmasına ya da yeni engellerle karşılaşacağınıza işaret eder. Duygusal bir aşırılık veya bir şeyleri kontrol etme isteğinizin simgesi olabilir. Sanki hayatınızdaki bazı şeyler üzerinize fazla geliyormuş gibi, değil mi? Derin bir nefes alıp, bu rüyayı içsel bir sorgulama fırsatı olarak değerlendirin.
Rüyalar, bedenimizin ve zihnimizin bir şekilde iletişim kurma şeklidir. Kilo alma ile ilgili bir rüya, endişelerin, sağlık durumunuzla ilgili içgörülerin ve belki de yaşam tarzınıza dair sorgulamaların birleşimi olabilir. Yeterince hareket etmiyor ya da sağlıklı beslenmiyor musunuz? Yüksek kalorili yiyeceklerin cazibesine kapılmak, zihinsel sağlığınızı da olumsuz etkileyebilir. Rüyalar, bu durumların farkına varmanızı sağlıyor.
Ayrıca, kilo almak; hayatınızdaki değişimlerin, yeni sorumlulukların veya ilişkilerdeki karmaşanın bir temsili olarak da karşınıza çıkabilir. Belki yeni bir işe başladınız ya da önemli bir karar almak üzeresiniz. Zihniniz, bu değişimlerin getirdiği duygusal yükleri kilo alımı şeklinde sembolize ediyor olabilir. Unutmayın, her rüya kişisel bir hikaye anlatır ve sizinle derin bir bağ kurar.
Rüyada kilo almak, çoğu zaman yaşamda taşıdığımız sorumlulukların ve endişelerin bir göstergesi olabilir. Belki de iş ya da ilişkilerle ilgili bir baskı hissediyorsunuz. Bu rüyalar, bu kaygıların fiziksel bir ifadesi olarak ortaya çıkabilir. Kendinizi ağır hissediyorsanız, bu duygusal yüklerinizi gerçekte de taşıdığınızı gösterir. Yani, belki üzerinizdeki sorumluluk sinsice sizi zorlayarak, rüyalarda kendini kilo olarak gösteriyor.
Kilo almak rüyası, aynı zamanda bastırılmış duyguların da bir yansıması olabilir. Kimi zaman insanlar, toplumun beklentileri veya kendi içsel çekişmeleri nedeniyle kendilerini sıkışmış hissederler. Kilo almak, bu duygusal boğulmanın bir simgesi olabilir. Rüyada aniden kilo aldığınızı görmek, aslında hayatta bir şeylerden kaçmak ya da onlarla yüzleşmekten kaçınmak anlamına gelebilir.
Bu rüyalar, özgüven eksikliğiyle de ilişkilendirilir. Belki de kendinize olan güveniniz azalıyor ve bu, rüyalarınıza yansıyor. Rüyada kilo almış olmak, fiziksel görünümle ilgili endişelerinizin bir dışavurumu olabilir. Kendinizi olduğunuzdan daha fazla kilolu hissetmek, bazen çevreyle olan ilişkilerinizde hissettiğiniz yetersizliği de yansıtabilir.
Rüyalardaki kilo alma teması, kazandığınızdan daha fazlasını kaybetme korkusunun veya başkaları tarafından nasıl algılandığınızla ilgili duyguların ifadesi olarak düşünülebilir. Bunun farkına varmak, kendi içsel yolculuğunuzda önemli bir adım olabilir.
Başarı ve Stres Arasındaki İnce Çizgi: Kilo almak rüyası bazı zamanlar başarıyı, yeni bir hedefe ulaşmayı sembolize edebilir. Düşünsenize, rüyanızda kilonuzun arttığını görmek, belki de hayatınızdaki bir başarının, bir terfi ya da yeni bir projedeki başarıyı işaret ediyor olabilir. Fakat başka bir açıdan bakacak olursak, duygusal sıkıntılar veya stres de kilo alımını simgeler. Aklınıza hemen "Acaba üzerimde çok mu baskı var?" sorusu gelebilir. Duygusal yükler, zamanla fiziksel yansımalara dönüşebilir.
Kilo Alma ve Duygusal Yükler: Rüyada kilo almak, aynı zamanda içsel huzursuzluğun bir yansıması da olabilir. İş hayatınızdaki stres, ilişkilerdeki kopukluklar ve yaşam tarzınızdaki olumsuz değişiklikler, bu rüyayı tetikleyebilir. Bir nevi, rüyanız size "Bu yükü neden taşıyorsun?" diyor olabilir. Kilo almak, belki de üzerinizdeki endişeleri ve sorumlulukları tekrar gözden geçirmeniz gerektiğini hatırlatıyor.
Rüya Günlüğü Tutmanın Önemi: Eğer bu tür rüyalar sıkça karşınıza çıkıyorsa, bir rüya günlüğü tutmayı düşünmelisiniz. Böylece, tekrar eden temaları ve hislerinizi daha iyi anlayabilir, kendinizi keşfetme yolunda ilerleyebilirsiniz. Unutmayın ki, rüyalar çoğu zaman kendi içsel dünyamızın kapılarını aralar.
Kilo alma rüyası, sık sık hayatımızdaki taşıdığımız yükleri ve sorunları ifade eder. Düşünsenize, her bir fazladan kilo, üzerimizdeki bir sorunu ya da kaygıyı temsil edebilir. Belki de iş yaşamındaki stres veya ilişkilerdeki karmaşa gibi şeyler rüyanıza yansıyor. Bu rüyalar, bize içsel sıkıntılarımızı anlamamız için bir fırsat sağlar. Kendimizi nasıl hissettiğimize dair ciddi ipuçları sunabilirler.
Rüyalarımızda kilo almak, kontrol kaybı hislerini de işaret edebilir. Belki de hayatınızdaki bazı şeyleri yönetemediğinizi hissediyorsunuz. İş veya özel yaşamda karşılaştığınız zorluklar, zihninizde çeşitli şekillerde yaşanabilir. Rüyada kilolu olmak, bu belirsizliklerin ve endişelerin sembolik bir yansıması olabilir. Bunu düşündüğünüzde, rüyalarının ardındaki anlamı çözmek daha da kolaylaşır.
Aynı zamanda, kilo alma rüyası yeni başlangıçların habercisi de olabilir. Belki de yaşamınızda yeni bir sayfa açma zamanıdır. Bu değişim, bazı şeylerin bırakılmasını ve yeni bir yolculuğa çıkmayı gerektirebilir. Kilolar, hayatınızdaki yenilikleri karşılamak için hazırlığınızı simgeler. Kilo almak, sadece fiziksel değişim değil, aynı zamanda zihin ve ruh seviyesinde yenilenmenin işareti olarak da algılanabilir.
Rüyalarımızı dikkatle dinlemek, içsel dünyamızla bağlantı kurmayı sağlar. Onlar, sadece basit görüntüler değil, hayatımızı yönlendiren derin duyguların ve düşüncelerin bir yansımasıdır. Rüyalarınızda kilo almak, aldığınız bu mesajları göz önünde bulundurarak, yaşamınızdaki değişimlere odaklanmanın tam zamanı olabilir.
Rüyada kilo almak, genellikle kişinin hayatındaki bazı sorumlulukların artması ya da duygusal yüklerin ağırlaşması anlamına gelir. Bu rüya, kişinin üzerinde hissettiği baskıların ve stresin bir yansımasıdır. Aynı zamanda kişinin kendine olan güveninin azalabileceğine de işaret edebilir.
Rüyada kilo almak, kişinin yaşamındaki değişimlere ve duygusal durumlara işaret edebilir. Genellikle stres, kaygı ve kontrol kaybı gibi duygularla ilişkilendirilir. Bu tür rüyalar, içsel huzursuzluğu veya aşırı sorumluluk hissini yansıtabilir ve kişinin kendine olan özgüvenini etkileyebilir.
Rüyada kilo almak, kişinin duygusal durumunu ve içsel çatışmalarını yansıtabilir. Genellikle kaygı, stres veya kontrol kaybı gibi olumsuz duyguları simgeler. Ayrıca, yaşanan duygusal yükleri ve sorumlulukları ifade edebilir. Rüyaların bu yönü, kişinin ruhsal sağlığı ve hissettiği baskılar hakkında ipuçları sunar.
Rüyada kilo almak, genellikle kişinin duygusal durumunu ve yaşamındaki stresleri yansıtabilir. Bu rüya, ağırlık hissetme, sorumluluklar veya yükümlülüklerle başa çıkma konusunda kaygıları simgeler. Ayrıca, yaşamda bazı değişiklikler ya da ilerlemeler ile ilgili bir uyarı niteliğinde de olabilir.
Rüyada kilo almak, genellikle kişinin hayatındaki değişimlerin ya da hedeflerine ulaşma isteğinin bir sembolü olarak yorumlanır. Olumlu yönleri arasında, kişinin kendine olan güveninin artması ve yeni fırsatlara açıklık durumu bulunur. Olumsuz yönleri ise kaygı, huzursuzluk veya kontrol kaybı hissi gibi duygusal durumlarla ilişkilendirilebilir. Bu rüya, kişinin içsel benliğiyle yüzleşmesini gerektiren durumları da işaret edebilir.
Rüyada Kilo Almak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
“Hepimiz zaman zaman açlık hissiyle mutfağa yöneliriz. Ancak bu açlık her zaman bedenimizin ihtiyaçlarından mı kaynaklanır, yoksa yorgunluk, stres ya da yalnızlık gibi duygusal bir boşluğu doldurma çabası mı? Duygusal ve fiziksel açlık arasındaki farkı bilmenin hem yeme alışkanlıklarımızı hem de duygusal dengemizi yeniden gözden geçirmemize yardımcı olabileceğini belirten Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Uzm. Dyt ve Uzm. Klinik Psikolog Merve Öz, fazla kiloyla sonuçlanabilecek bu ayrımın yapılması konusunda önemli bilgiler verdi:
Duygusal açlığın fazla kalori alımına neden olduğunu ve duygusal yeme probleminin çözülmediği takdirde hedef kiloya ulaşmanın, hedef kiloya ulaşılsa dahi bu kiloda kalmanın çok zor olacağını hatırlatan Merve Öz, duygusal açlık fark edildikten sonra mutlaka gerekli önlemlerin alınması gerektiğini söyledi.
AÇLIĞINIZ DUYGUSAL MI FİZİKSEL Mİ?
Uzm. Dyt. Uzm. Klinik Psikolog Merve Öz, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Duygusal beslenme; kişinin açlıktan ziyade olaylara, durumlara yemek yiyerek tepki vermesidir. Kişinin olumsuz duyguyu bastırmak, olumlu duyguyu ortaya çıkarmak için yemek yemesidir. Yani stres, sıkıntı, üzüntü gibi olumsuz duygular sadece duygusal açlığa neden olmaz. Mutluluk, neşe gibi olumlu duygular da duygusal açlığa neden olur. Fiziksel açlık ise; kişinin gerçekten aç olduğu için yemek yemesidir. Fiziksel açlığa, biyolojik açlık da denir ve hayatı idame ettirmek için gereklidir. Kişiler, karın guruldaması, halsizlik, gözlerin kararması, titreme gibi belirtileri takip ederek açlığın fiziksel açlık olup olmadığını anlayabilir.”
DUYGUSAL AÇLIK NASIL FARK EDİLİR?
“Yeni yemek yediğiniz halde hala bir şeyler yemek istiyorsanız yaşadığınız durum duygusal açlık olabilir. Bu durumda kendinize en son ne zaman yemek dediğinizi ve gerçekten aç olup olmadığınızı sorun” diye konuşan Merve Öz, sözlerine şöyle devam etti: “Ayrıca stresli olduğunuzda, canınız sıkkın olduğunda ya da çok mutlu olduğunuzda yemek mi arıyorsunuz? Olumlu duyguyu artırmak, olumsuz duyguyu bastırmak için yemek yemeniz duygusal açlık yaşadığınızı gösterir. Ya da, kendinize bir bakın; İşyerinde, çekmecedeki abur cuburları stresli zamanlarınızda mı yiyorsunuz? İşten eve gelip çocuklar uyuyunca kendinizi televizyonun karşısında elinizde yiyecekle mi buluyorsunuz? Yoksa tüm gününüzü, günden kendinize artan zamanda ne yiyeceğinizi planlayarak mı geçiriyorsunuz? Bu soruların cevabı evet ise siz de duygusal açlık yaşıyorsunuz demektir.”
“YEMEDEN ÖNCE BİR KEZ DAHA DÜŞÜNÜN”
Duygusal açlık yaşayan kişinin aslında eskiden yaşadığı hazzı tekrar yaşamak için yiyeceğe yöneldiğini söyleyen Merve Öz, duruma şöyle bir açıklık getirdi: “Örneğin daha önce televizyon karşında yediğiniz cips sizin duygu durumunuzu biraz yükseltmişse aynı yiyecekten aynı performansı tekrar beklersiniz. Ve böylece tv karşısında cips yeme alışkanlığınız oluşur. Fakat bazen aynı yiyecek, aynı hazzı vermeyebilir. Çünkü; izlediğiniz film ya da dizi, mekan, hava ve yanınızdaki insanlar gibi birçok faktör yiyecekten alınan hazzın yükselmesini sağlar. Dolayısıyla bir yiyeceği tüketmeden önce, “bunu gerçekten yemek istiyor muyum, yoksa vereceği hazzın umuduyla mı yiyorum” diye kendinize sorun. Haz alma umuduyla yiyorsanız duygusal yeme probleminiz var demektir. Yiyeceğin kısa sürelik sağlayacağı haz, aldığınız kaloriye değecek mi? Yedikten sonra pişman olacak mısınız? Kendinize bu soruları sorduktan sonra yiyeceği yiyip yemeyeceğinize karar verin.”
“STRES ANINDA YEMEK YERİNE YAPILACAKLAR LİSTESİ OLUŞTURUN”
Duygusal açlık tespit edildikten sonra kişinin kendisini yemekle meşgul etmek yerine daha mutlu olmasını sağlayacağı farklı aktiviteler bulması gerektiğini anlatan Merve Öz, “Öncelikle stres anında yemek yerine yapılacaklar listesi hazırlanmalı ve bu liste göz önünde bulundurulmalıdır. Liste en az 10 maddeden oluşmalıdır. Yapılabilecekler arasında; Kahve, çay ya da su içmek, kitap okumak, müzik dinlemek, dans etmek, film izlemek, yürüyüş yapmak, ortamı değiştirmek, gevşeme egzersizi yapmak, sevilen birisi ile görüşmek, nefes egzersizi yapmak, resim yapmak ya da sizi yemekten uzaklaştıracak sevdiğiniz ne varsa olabilir. Bu aktiviteler odağınızın değişerek yemektense dopamin sağlayacak başka aktivitelere kaymasını sağlayacaktır.” Ve bu yaşanan açlığın geçici olduğunu asla unutmayın.
“20 DAKİKADAN UZUN SÜREN YEMEKLER DOYGUNLUĞU ARTIRIR”
“Bu listenin her maddesi denendikten sonra yemek yeme isteği halen geçmemişse son çare olarak yemek yenilmelidir” diyen Merve Öz, bu konuda da bazı öneriler verdi: “Beyine doyma sinyalinin 20 dakika sonra gittiği, 20 dakika ve 20 dakikadan daha uzun süren yemeklerin doygunluğu artıracağı unutulmamalı. Ne yenirse yensin yavaşça ve ne yediğinin farkında olarak yenilmeli. Tüm bunları uyguladıktan sonra hala duygusal açlık yaşanıyorsa alanında uzman bir psikoterapist yardımıyla duygusal açlığınızın altında yatan nedenlerin araştırılması faydalı olacaktır.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kilo Alımını Tetikleyen Gizli Tehdit Duygusal Açlık yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Obezite ve fazla kilonun sağlık üzerindeki etkilerine dikkat çekmek ve hareketli yaşam alışkanlığı edinmenin önemini vurgulamak amacıyla hazırlanan ‘Kilo Yönetim Noktası’ projesi, Novo Nordisk’in koşulsuz desteği, Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) ve Beşiktaş Belediyesi’nin iş birliğinde hayata geçirildi. Projenin tanıtımına yönelik gerçekleştirilen basın toplantısı, Beşiktaş Belediyesi Meclis Başkan Vekili Özge Önsen Belen, TOAD Genel Sekreteri Doç. Dr. Feray Akbaş ve Novo Nordisk Türkiye Genel Müdürü Jens Pii Olesen’in katılımıyla gerçekleştirildi.
Türkiye’de bir ilk olma özelliğini taşıyan proje kapsamında, İstanbul’un en büyük parklarından biri olan Abbasağa Parkı’nda ‘Kilo Yönetim Noktası’ oluşturuldu. Toplumsal farkındalığın artmasına katkı sağlamak amacıyla oluşturulan bu alana, obezite ve fazla kilonun sağlık üzerindeki etkilerine dikkat çeken ve faydalı bilgiler içeren panolar yerleştirildi. Aynı zamanda kilo yönetiminde önemli bir yeri olan hareketli yaşam rutinine teşvik etmek amacıyla parklarda bulunan egzersiz aletlerinin doğru ve etkili bir şekilde kullanılmasına yönelik özel videolar hazırlandı. Abbasağa Parkı’ndaki egzersiz aletlerine yerleştirilen kare kodları okutarak erişilebilen videolar, buissandigindanbuyuk.com sitesinden de izlenebiliyor.
DOÇ. DR. AKBAŞ: “OBEZİTE, CİDDİ VE KRONİK BİR HASTALIKTIR”
Basın toplantısındaki konuşmasında, obezite ve fazla kilonun sağlık üzerindeki etkilerine dikkat çeken TOAD Genel Sekreteri Doç. Dr. Feray Akbaş, şu bilgileri paylaştı:
“Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre, tüm dünyada 813 milyon yetişkin obezite ile mücadele ediyor. Türkiye için de kritik bir tablo söz konusu. Ülkemizde her 3 kişiden 1’inin obeziteli, 1’inin ise fazla kilolu olduğunu biliyoruz. Ne yazık ki toplum genelinde, obezite bireylerin irade eksikliğinin ya da yanlış seçimlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkan ve yalnızca dış görünüşü etkileyen bir durum gibi algılanabilmekte. Ancak obezite; genetik, fizyolojik, davranışsal ve çevresel birçok faktör sonucu meydana gelen, ciddi ve kronik bir hastalıktır. Özellikle hekimler olarak topluma vermek istediğimiz en önemli mesaj, obeziteli ve fazla kilolu bireylerin kilo yönetiminde mutlaka bir hekimden destek alınması gerektiğidir. Çünkü obezite ve fazla kilo tedavi edilmediğinde, vücudumuzdaki neredeyse tüm organları ve sistemleri olumsuz bir şekilde etkileyebilmekte ve hatta yaşam süresini kısaltabilmektedir. Obezite ve fazla kilo; inme, tip 2 diyabet, kronik böbrek hastalıkları ve 13 farklı kanser türü riskini artırmakta, ayrıca depresyon gibi ruh sağlığını etkileyen hastalıkları da tetikleyebilmektedir. Bu nedenle tedavinizi geciktirmeyin ve bu konuyu hekiminizle konuşmaktan çekinmeyin.”
DOÇ. DR. AKBAŞ: “DÜZENLİ EGZERSİZ, OBEZİTEDE KİLO KAYBINA ÖNEMLİ BİR KATKI SAĞLIYOR”
Düzenli egzersizin faydalarına ve ‘Kilo Yönetim Noktası’ projesinin önemine dair bilgiler de aktaran Doç. Dr. Akbaş, şunları söyledi:
“Obezite ve fazla kilonun önlenmesinde ve yönetilmesinde, doğru beslenmenin ve egzersizin önemli bir yeri olduğunu biliyoruz. Yapılan araştırmalar, düzenli egzersizin kilo kaybına önemli bir katkı sağladığını ve verilen her kilonun yaşam kalitesine çok büyük etkileri olduğunu kanıtlıyor. Örneğin %5 ila 10’luk bir kilo kaybı bile, diyabet riskinde ve kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerde azalmaya, kan yağlarında, kan basıncında ve uyku apnesinde düzelmeye, kısacası yaşam kalitesinde iyileşmeye destek sağlıyor. Tam da bu noktada, ‘Kilo Yönetim Noktası’ projesi kapsamında hazırladığımız egzersiz videolarının, insanların doğru, etkili ve düzenli egzersiz yapmalarını desteklemek ve teşvik etmek için önemli bir rol üstlendiğini düşünüyorum. Önleyici hekimlik işimizin önemli bir parçası. Dolayısıyla bu olanaktan sadece fazla kilolu veya obeziteli bireyler değil, normal kilosunu korumak isteyen, sağlıklı bir yaşam sürmek isteyen herkes yararlanabilir.”
DOÇ. DR. AKBAŞ: “UYGUN EGZERSİZ PROGRAMI VE SAĞLIKLI BİR KİLO YÖNETİMİ İÇİN HEKİM KONTROLÜNDE HAREKETE GEÇİN”
Abbasağa Parkı’nda oluşturulan alanda, Vücut Kitle İndeksi (VKİ) değerine dikkat çeken bir pano da bulunduğunu belirten Doç. Dr. Akbaş; “Bu panodaki kare kodu okutarak buissandigindanbuyuk.com web sitesinde bulunan VKİ hesaplayıcıya erişebilir ve sağlıklı bir kilo aralığında olup olmadığınızı öğrenebilirsiniz. VKİ hesaplaması normal aralığın dışında olduğunu fark eden kişilere, sağlıklı bir kilo yönetimi için mutlaka bir hekime başvurmaları ve hekim kontrolünde harekete geçmeleri gerektiğini hatırlatmak istiyorum” şeklinde konuştu.
OLESEN: “30. YILIMIZDA, TOPLUM SAĞLIĞINA FAYDA SAĞLAYACAK KALICI BİR ETKİ BIRAKMAK BİZİM İÇİN ÇOK DEĞERLİ”
Proje ile ilgili görüşlerini aktaran Novo Nordisk Türkiye Genel Müdürü Jens Pii Olesen, “Sağlıklı bir toplumun oluşmasında hepimize önemli görevler düşüyor. Obeziteli bireylerin sağlığını iyileştirmek için çalışan öncü bir firma Novo Nordisk Türkiye olarak 30. yılımızda, toplum sağlığına fayda sağlayacak böyle kalıcı bir etki bırakmak bizim için gerçekten çok değerli” diyerek sözlerine şöyle devam etti:
“Geçtiğimiz mart ayında, obezite ve fazla kilonun psikolojik ve fiziksel sağlığa, sosyal hayata ve hayat kalitesine sanılandan çok daha büyük etkileri olduğuna dikkat çekmek amacıyla ‘Bu İş Sandığından Büyük’ kampanyasını başlattık. Kampanyamızın devamı niteliğinde olan ‘Kilo Yönetim Noktası’ projesi ise kilo yönetiminin önemli bir parçası olan hareketli yaşam alışkanlığı edinmenin önemini vurgulamak üzere TOAD’ın katkılarıyla hayata geçirildi. Abbasağa Parkı’nda hayata geçirdiğimiz projemizi, Beşiktaş sakinleriyle ve tüm İstanbullularla paylaşacağımız için çok mutlu ve heyecanlıyız.”
OLESEN: “EGZERSİZ YAPMAK İÇİN HAVALARIN ISINMASINI BEKLEMEYİN”
“Fazla kilo ve obezitenin tek nedeni çok yemek ya da az hareket etmek değildir. Genetik, psikolojik, çevresel ve sosyal gibi birçok faktör kilomuzu etkiler. Hareketli yaşam tek başına yeterli olmasa da bütüncül kilo yönetiminin önemli bir parçasıdır. Hareketli yaşamın önemine dikkat çeken projemizle; ‘Kilo yönetiminin ve sağlıklı yaşamın belirli bir mevsimi ya da ayı yok. Egzersiz yapmak için havaların ısınmasını beklemeyin. Kış aylarında da hareketli yaşam tarzını devam ettirebilir ve bu alışkanlığı hayatınızın bir parçası haline getirebilirsiniz’ mesajını vermek istiyoruz. Çünkü obezite ve fazla kilonun yönetimi, uzun süreli tedavi ve kalıcı yaşam tarzı değişiklikleri gerektirir” şeklinde konuşan Olesen, şunları söyledi:
“Projemizin en önemli amaçlarından biri, parklarda bulunan egzersiz aletlerinin doğru ve etkili kullanımı konusunda insanlara destek olmak. Bu amaçla, Türkiye Obezite Araştırma Derneğinin değerli uzmanlarının rehberliğinde ve bir spor eğitmeninin katılımıyla video serisi hazırladık. Bu videolar, başlangıç, orta ve ileri olmak üzere 3 farklı seviyeye uygun olarak çekildi. Bu egzersiz aletlerini kullanan kişiler, aletlerin üzerinde bulunan kare kodu okutarak videoları izleyebilecek ve bir uzman eşliğinde egzersiz yapabilecek. Bunların yanında, sağlıklı bir kilo yönetimi için doğru bilgiye ulaşmanın önemli olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, Abbasağa Parkı’nda oluşturduğumuz ‘Kilo Yönetim Noktası’na birçok özel pano yerleştirdik. Bu parkta yürüyüş ve egzersiz yapanlar, panolarımız aracılığıyla obezite ve fazla kilo konusunda doğru ve güncel bilgilere ulaşabilecekler. Projemizi sadece Abbasağa Parkı ziyaretçileriyle değil, buissandigindanbuyuk.com web sitesi aracılığıyla tüm Türkiye ile paylaştığımızı da belirtmek isterim. Sitemizi ziyaret eden herkes hem egzersiz videolarımıza hem de bilgilendirici ve faydalı içeriklerimize ulaşabilir.”
BEŞİKTAŞ BELEDİYESİ MECLİS BAŞKAN VEKİLİ BELEN: “TOPLUM SAĞLIĞINI ÖNCELİYORUZ”
Toplantıda konuşan Beşiktaş Belediyesi Meclis Başkan Vekili Özge Önsen Belen, “Hayata geçirdiğimiz bu proje ile, Beşiktaş’ımızın yalnızca bir semt değil, sağlıklı ve mutlu bir yaşamın da merkezi olduğunu bir kez daha ortaya koyuyoruz. Toplum sağlığını önceleyen, geleceğimizi şekillendirecek projelerle bir araya geliyoruz” dedi.
Abbasağa Parkı’nda hayata geçirdikleri Kilo Yönetim Noktası’nın sadece bir yenilik değil, aynı zamanda sağlıklı yaşam bilincini topluma yayma kararlılıklarının bir simgesi olduğuna dikkat çeken Belen, “Obezite ve fazla kilonun sağlık üzerindeki etkilerini azaltmak, bireyleri harekete geçirmek ve sağlıklı alışkanlıkları teşvik etmek için buradayız. Bu projeyle birlikte, parklarımız artık sadece dinlenme değil, bilinçli bir yaşam için rehberlik sağlayan alanlar haline geliyor. Egzersiz aletlerinden daha fazla faydalanmanız için hazırladığımız bilgilendirici videolar ve interaktif içerikler hem size hem de geleceğimize değer katmak için tasarlandı. Beşiktaş’taki komşularımızın daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmesi için çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü biz inanıyoruz ki; sağlık, güçlü bir toplumun en temel taşıdır. Birlikte daha sağlıklı, daha bilinçli bir Beşiktaş inşa ediyoruz” şeklinde konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Türkiye’nin ilk ‘Kilo Yönetim Parkı’ açıldı! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Tiroid ameliyatı geçiren hastaların en çok şikayet ettiği konuların başında kilo alımı geliyor. Yeditepe Üniversitesi, Koşuyolu Hastanesi Endokrin Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erhan Ayşan konuyla ilgili yaptığı ve uluslararası saygın bir dergi olan Endocrinology and Metabolism dergisinde yayınlanan yeni araştırmasının bulgularını paylaştı. Bugüne kadar bu durumun genellikle tiroid hormonlarının eksikliğine bağlandığını ancak bu görüşün gerçeği yansıtmadığını ifade eden Prof. Dr. Ayşan, “Hastalar sıklıkla ‘tiroidimi aldırdım, hormonlarım eksildi ve bu yüzden kilo aldım’ diye düşünüyorlar. Oysa son yapılan araştırmalar, kilo alımının sebebinin tiroid hormonları değil, tiroid bezinden salgılanan kalsitonin hormon eksikliği olduğunu gösteriyor” diye konuştu.
‘KİLO ALIMININ NEDENİ TİROİD HORMONLARI DEĞİL, KALSİTONİN EKSİKLİĞİ’
Prof. Dr. Ayşan, kalsitonin hormonu hakkında, “Kalsitonin, uzun yıllardır sadece kemik sağlığı ile ilgili bir hormon olarak biliniyordu. Ancak yeni araştırmalar, bu hormonun tokluk hissi sağlamada, mide boşalmasını yavaşlatmada ve insülin duyarlılığını artırmada önemli bir rol oynadığını ortaya koydu. Kalsitonin, aslında sadece kemikler için değil, metabolizma için de kritik öneme sahip. Tiroidin tamamının alındığı ameliyatlarda, yalnızca tiroid hormonlarını değil, kalsitonini de kaybediyoruz. Bu da kilo alımına yol açıyor” ifadelerini kullandı.
‘TİROİD AMELİYATLARINDA SAĞLIKLI DOKUYU KORUMAK ÇOK ÖNEMLİ’
Prof. Dr. Ayşan, tiroid ameliyatlarında sağlıklı tiroid dokusunu koruyucu cerrahi yöntemlerin önemine dikkat çekerek koruyla ilgili şu bilgiler verdi: “Tiroid ameliyatlarında, tiroid bezinin tamamının değil sadece hastalıklı kısmın çıkartılması daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Bu sayede, kalsitonin hormonu salgılayan hücreler korunabilir ve hastaların ameliyat sonrası kilo alma riski azaltılabilir.” dedi. İnsan dışındaki tüm memeli canlılarda kalsitonin hormonunun tiroid bezi dışında ‘ultimobrankial organ’ adı verilen farklı bir organdan salgılandığını belirten Prof. Ayşan, “Bu organ sadece insanda yok ve ilginç bir şekilde bu organı oluşturan hücreler insanda tiroid bezi içinde yayılmış olarak bulunuyorlar. Yani aslında tiroid bezi bir değil, iki organdan oluşuyor. İşte biz ameliyatla tiroid bezinin tamamını aldığımızda, bu organı da ortadan kaldırmış oluyoruz. Ancak tiroid bezinin bir kısmı bırakıldığında, vücutta yeterli miktarda kalsitonin kalabilir ve bu da kilo alımını önleyebilir” diye konuştu.
‘KALSİTONİN TAKVİYESİ MÜMKÜN DEĞİL’
Kalsitonin hormonunun dışarıdan ilaç olarak alınmasının şu an için mümkün olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Erhan Ayşan, “Geçmişte kalsitonin ilaçları mevcuttu ancak yan etkileri nedeniyle satışı yasaklandı. Bu nedenle tiroid hormonları gibi kalsitonini dışarıdan almak şu an bir seçenek değil. Dolayısıyla, hastaların ameliyat sonrası metabolik dengesini korumanın en etkili yolu, sağlıklı tiroid dokusunu mümkün olduğunca yerinde bırakmak” ifadelerini kullandı.
KANSER DURUMUNDA TÜM TİROİD ALINABİLİR
Tiroid kanseri vakalarında ya da ciddi ve büyük nodüllerin varlığında, tiroid bezinin tamamının alınmasının zorunlu olabileceğini belirten Prof. Dr. Ayşan, bu durumlarda hastaların önceliğinin kanseri tedavi etmek olması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Ayşan şöyle konuştu: “Kanser gibi ciddi bir durum söz konusuysa tiroid bezinin tamamının alınması hayati öneme sahip olabilir. Ancak küçük tümörlerde ve daha az riskli vakalarda sadece hastalıklı kısmın çıkartılarak sağlıklı dokunun korunması hastanın hem genel sağlığı, hem de kilo kontrolü açısından daha avantajlı olacaktır.”
‘TİROİD BEZİNİN DEĞERİ BİR KAT DAHA ARTTI’
Prof. Dr. Ayşan son olarak, tiroid bezinin vücutta zaten bir ‘orkestra şefi’ olarak tanımlandığını ve yeni bulgularla birlikte bu orkestra şefinin görevlerinin daha da önem kazandığını belirterek, “Hekimler hep derler ki ‘tiroid bezi vücudun orkestra şefidir’. Tiroid, hormonlarıyla vücudu yönetir. Ama şimdi görüyoruz ki, bu şefin bir görevi daha var: Kalsitonin salgılamak. Şimdi bu verilerle tiroid bezinin değerini bir kat daha arttırmış olduk. Dolayısıyla, artık tiroid ameliyatlarında çok daha titiz ve korumacı davranmamız gerektiğini bir kez daha öğrenmiş olduk. Modern cerrahi yaklaşım, hastalarımızın hem sağlığını koruyacak hem de yaşam kalitesini artıracaktır” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Tiroid Ameliyatları Sonrası Kilo Almanın Mekanizması Aydınlatıldı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü ile Beslenme Atlası Kulübü tarafından düzenlenen 14 Kasım Diyabet Günü Diyabet ve Esenlik İçin Yaşam Tarzı Değişikliği Paneli’nde diyabet, diyabet kontrolünde beslenme tedavisinin yeri, spor ve yaşam şekli arasındaki ilişkiye dikkat çekildi, diyabetli bireylerin yaşam kalitesinin yükseltilmesine ilişkin önerilerde bulunuldu.
Prof. Dr. M. Emel Alphan: “Diyabet bakımının merkezine refahı koyalım”
İstanbul Atlas Üniversitesi Dr. Ralph A. DeFronzo Oditoryumu’nda düzenlenen panelde açılış konuşması yapan Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, Dünya Diyabet Günü 2024-26 temasının “Diyabet ve Esenlik” olduğunu söyledi.
Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun diyabet eğitimine son derece önem verdiğini belirten Alphan, milyonlarca diyabetlinin evde, işte ve okulda günlük öz yönetimlerini sağlamada zorluklarla karşı karşıya olduğunu belirterek “Dayanıklı ve organize olmaları ve sorumluluk almaları, hem fiziksel hem de ruhsal iyilik hallerini etkileyecektir. Diyabet bakımı genellikle kan şekerine odaklanır ve gün içinde sürekli kan şekerine bakmak zorunda kalmaları, onları bunaltır. Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun önerisi ile Dünya Diyabet Günü’nde diyabet bakımının merkezine refahı koyalım ve diyabetlilerin daha iyi yaşamaları için değişimi başlatalım” dedi.
Prof. Dr. Süleyman Hilmi İpekçi: “Diyabetten korunmada geride kalıyoruz”
İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Hilmi İpekçi, diyabet, diyabet türleri, diyabetin teşhisi ve tedavisine ilişkin bilgiler verdiği sunumunda diyabetin önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirterek tüm dünyada hızla artış gösterdiğini söyledi. 2009’da 2030 yılı için 438 milyon diyabet hastasının tahmin edildiğini belirten İpekçi, “Dünya Diyabet Federasyonu (IDF) Diyabet Atlası verilerine göre, 438 milyonu 2019 yılında geçtik. Dünya olarak diyabetten korunmada olduğu gibi diyabetin artış hızını tahmin etmede de geride kalıyoruz, bugün 500 milyonu aşkın diyabetli var” dedi. IDF Diyabet Atlası verilerine göre Türkiye’nin Avrupa’da bayrağı üst sıralarda dalgalandırdığını belirten İpekçi, 2021 verilerine göre Türkiye’de diyabetli bireylerin oranının yüzde 14,5’e çıktığını söyledi. İpekçi, Türkiye’deki diyabetli sayısının da 10 milyonu aştığını söyledi.
Diyabet tanısının konmasının önemini de vurgulayan İpekçi, “Hastalık tanısı konursa hastalığı yönetmek ve hastayı eğitmek kolaylaşır. Hastalığın tedavisi konusunda hastaya dokunmuş oluruz. Ülkemizdeki tüm diyabetliler içerisinde diyabet tanısı konulmamış hasta oranının yüzde 50’lere yakın oluğunu görüyoruz. Yani, neredeyse iki diyabetliden biri diyabetli olduğunu bilmiyor ve tedaviye ulaşamıyor demek” dedi.
Prof. Dr. Süleyman Hilmi İpekçi: “Sigara diyabet geliştirme riskini üç kat artırıyor”
Tip 2 diyabetteki risk faktörlerine değinen İpekçi, “Obezite, kötü beslenme alışkanlıkları, egzersiz – hareket eksikliği ve sigara kullanımı önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Sigara kullanımı maalesef çok yaygın. Tek yumurta ikizi iki kişiden biri sigara içiyor, diğeri içmiyor. Kilo, beslenme ve egzersizleri aynı. Sigara içen ikiz kardeş diğerine göre üç kat daha fazla diyabet geliştirme riski taşıyor. Tek başına sigaranın diyabet geliştirme riski çok yüksek” diye konuştu.
Prof. Dr. M. Emel Alphan: “Beslenme tedavisi ve egzersizden asla vazgeçilemez”
İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan da “Diyabette Tıbbi Beslenme Tedavisi” başlıklı sunumunda diyabet yönetimi ve kan şekeri kontrolünde beslenmenin ve yaşam tarzı değişikliğinin önemini anlattı. Eğitim, beslenme tedavisi ve egzersizin diyabet tedavisinin temel taşları olduğunu vurgulayan Alphan, “Diyabet tedavisinde ilaç ve/veya insülin kullanılsa bile beslenme tedavisi ve egzersizden asla vazgeçilemez” dedi.
Prof. Dr. M. Emel Alphan: “Kilo kaybı tedavinin ilk seçeneğidir”
Diyabet tedavisinde ağırlık kaybının önemini vurgulayan Alphan, “Kilo kaybı tedavinin ilk seçeneğidir. Sadece yüzde 5’lik bir ağırlık kaybının bile son derece olumlu etkileri olduğunu söyleyebiliriz. 6-12 aylık bir sürede yüzde 7-10 civarındaki ağırlık kaybı için sağlıklı beslenmeye fiziksel aktiviteyi de ilave ederek enerji açığı sağlanabilir. Enerji alımı kısıtlanacak, fiziksel aktivite artırılacak ve davranış değişikliği yaratılacak. Bu ağırlık kaybıyla metabolik risk faktörlerinin hepsi azaltılabilir. Özellikle abdominal obezite yani elma tipi diğer adıyla erkek tipi şişmanlık metabolik olarak risklidir. Bu kişilerde sağlanan yüzde 7-10’luk ağırlık kaybı metabolik bozukluk riskini azaltır. Yüzde 10’luk ağırlık kaybı diyabetle ilgili ölümleri azaltır, Hemoglobin A1 C’yi düşürür, kan şekerini, kan yağlarını, kan basıncını düşürür, insülin kullanan diyabetlilerde insülin gereksinimini azaltır. Diyabetlilerde minimum insülinle maksimum yara sağlanır” dedi.
Ketojenik diyet ve aralıklı oruç gibi son dönemlerde popüler olan diyetlerin diyabetlilerde sakıncalı olabileceğini belirten Alphan, beslenme programında enerjinin karbonhidrattan gelen oranının yüzde 40’ın altına düşürülmesini önermediklerini söyledi.
Dr. Öğretim Üyesi Hikmet Uçgun, spor ve egzersizle ilgili tavsiyede bulundu
İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Hikmet Uçgun da “Diyabette Fiziksel Aktivite ve Egzersiz” başlıklı sunumunda diyabetin kontrolünde fiziksel aktivite ve egzersizin önemini vurguladı. Egzersiz ve aktivite sırasında kan glukoz düzeyinin kontrolü, yeterli sıvı alımı, ayak bakımının önemli olduğunu ifade eden Uçgun, “Spora uygun bir ayakkabı tercih edilmelidir. Vücut hijyenine dikkat edilmelidir. Aşırı yorgunluk, baş dönmesi, göğüste sıkıntı, ağrı ve ağırlık hissi, nefes darlığı ve bulantı gibi durumlarda egzersiz sonlandırılmalıdır. Ayrıca egzersiz sırasında kan şekeri 100-250 mg/dl arasında olmalı, bunun altında (hipoglisemi riski) ya da üzerinde (ketozis riski) olması durumunda egzersiz sonlandırılmalıdır. Egzersiz sırasında bireyler, yanlarında 15 gram karbonhidrat içeren meyve suyu, glikoz vb. basit karbonhidrat kaynaklarını bulundurmaları, insülin kullananların ise egzersiz yapabilmek için enjeksiyondan sonra 1-2 saat beklemeleri ve insülin uygulanan bölgeyi (ekstremiteyi) çalıştırmamayı tercih etmeleri gerekir” tavsiyesinde bulundu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Diyabet yönetiminde yüzde 5’lik kilo kaybı bile kan şekeri kontrolünü sağlıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
SAĞLIKLI YAŞAMDA AZİM VE BAŞARI
Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Kadın Aile Hizmetleri Şube Müdürlüğü’ne bağlı Kocaeli Anne Şehir Merkezi’nde düzenli olarak spor ve diyet desteği alan Sahra Marmara, ocak ayından bu yana 17 kilo vererek büyük bir başarıya imza attı. Diyetisyen eşliğinde yapılan çalışmalarla birlikte kilo veren Sahra Marmara, merkezin sağladığı olanaklardan yararlanarak hem fiziksel hem de ruhsal olarak olumlu sonuçlar elde etti.
EŞİNİN ALDIĞI MONTU YENİDEN GİYEBİLDİ
22 yıllık evli olan Sahra Marmara, eşinin evliliğinin ilk yıllarında aldığı montu sonradan aldığı kilolar nedeniyle uzun yıllar giyemedi. Anne Şehir Merkezi ile tanışan Marmara, diyetisyen kontrolünde gerçekleşen sağlıklı yaşam adımları sayesinde eski kilosuna dönerek, montu tekrar giymebilmenin mutluluğunu yaşıyor. 20 yıl önce eşinin aldığı bu özel hediyeye yeniden kavuşmak, Marmara için sadece fiziksel değil duygusal anlamda da önemli bir başarı oldu.
ANNE ŞEHİR SAĞLIKLI YAŞAM PROGRAMI
Büyükşehir’in Anne Şehir merkezlerinde yoğun iş hayatı ve ev işleriyle meşgul olan kadınlarımızın yaşam becerilerinin zayıflamasını önlemek ve ailelerin yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla önleyici ve destekleyici faaliyetlerle çalışmalar yürütülüyor. Anne Şehir Sağlıklı Yaşam Projesi il genelinde bulunan Anne Şehir Merkezlerinde kadınların yönetimde temsili, şehrin ekonomik, sosyal-kültürel yaşama daha aktif katılımı amacıyla fiziksel aktivite (step-aerobik, pilates, zumba, sağlıklı yaşam yürüyüşleri, obezite ile mücadele programı ve ileri yaş egzersizleri ), rekreaktif faaliyetler, eğitim hizmeti, okul öncesi sınıflar, yetişkin hobi atölyeleri, diyetisyen hizmeti, fizyoterapist hizmeti sunuluyor. Anne Şehir Merkezlerimizde bulunan Anne Yanı Sınıflarımız (okul öncesi sınıfları) ile anneler gün içerisinde etkinliklere katılırken çocuklar sınıflarda uzman eğitmenler tarafından okul öncesi eğitimiyle destekleniyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Anne Şehir ile 11 ayda 17 kilo verdi; Eşinin 20 yıl önce aldığı montu yeniden giydi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, kilo vermenin 11 faydasını sıraladı.
Sindirim sistemi sorunlarını hafifletir
Kilo vermek sindirim sistemi fonksiyonlarını iyileştirir ve bağırsak hareketlerini düzenler. Dolayısıyla sağlıklı bir diyetle gerçekleşecek ideal kilo kaybı, kabızlık ve diğer sindirim sorunlarının azalmasına yardımcı olur.
Cilt sağlığına iyi gelir
Daha sağlıklı bir kiloya sahip olmak, cilt sağlığını da iyileştirebilir. Kilo vermek sivilce ve diğer cilt problemlerinin azalmasını sağlayabilir.
Bağışıklık sistemini güçlendirir
Sağlıklı bir kiloda olmak bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasını sağlar. Aşırı kilolu veya aşırı zayıf kişilerin bağışıklık sistemi zayıflayacağı için enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale gelir.
Yaşam kalitesini artırır
Vücudun enerji seviyesinin yükselmesi, kilo vermenin en önemli yararlarından biridir. Daha sağlıklı ve aktif bir yaşam tarzı kişinin yaşam kalitesini artırır ve mutlu bir yaşam sürmesine yardımcı olabilir.
Vücuttaki enflamasyonu azaltmaya yardımcı olur
Aşırı kilo vücutta kronik enflamasyona yol açabilir bu yüzden kilo vermek enflamasyon riskini azaltarak birçok kronik hastalığın da önüne geçer.
Kalp sağlığını destekler
Kişi fazla kilolarından kurtulduğunda kan basıncı ve kolesterol seviyesi düşer bunun sonucunda da kalp sağlığı olumlu yönde etkilenir. Hipertansiyon birçok ciddi sağlık sorununun temel nedenlerinden biridir. Kilo verildiğinde kan damarları üzerindeki baskı azalır ve kan basıncı düşer. Araştırmalar vücut ağırlığındaki küçük bir azalmanın bile kalp hastalığı riskini önemli ölçüde azaltabileceğini gözler önüne seriyor.
Eklem ağrılarını en aza indirir
Aşırı kilo eklemler üzerindeki baskıyı artırarak osteoartrit gibi sorunlarına yol açabilir. İdeal kiloda olmanın yararlarından biri de eklem ağrılarının daha az, hareket kabiliyetinin ise daha çok olmasıdır.
Tip 2 diyabet riskini düşürür
Araştırmalar vücut ağırlığının yüzde 5 ila 10’unu kaybetmenin, insülin direncini iyileştirerek diyabet riskini önemli ölçüde düşürebileceğini gösteriyor.
Uyku kalitesini yükseltir
Kilo vermek uyku apnesi gibi uyku bozukluklarının tedavisine de yardımcı olur. Uykunun kalitesini artırarak genel sağlık üzerinde iyileştirici rol oynar.
Enerji seviyesinin artmasına sebep olur
Kilo verildiğinde vücut üzerindeki fiziksel yük azalacağı için enerji seviyesi de ters oranla artmış olur. Daha az ağırlık taşımak günlük aktiviteleri daha az yorucu hale getirir.
Kişinin kendine güvenini tazeler
Kilo vermenin yararları arasında son olarak kişinin öz güvenini ve beden imajını olumlu yönde etkilemesi de bulunur. Daha sağlıklı bir vücuda sahip olmak, kişinin kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olur.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kilo vermek için 11 neden yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>33 yaşındaki Gangachı ile beraberindeki Muhammed Pekcan, Ömer Taş, Fatih Savaş ve Mevlüt Ay gözaltına alındı. Evde narkotik köpeği Alex ile yapılan aramada, toplam 6 parça halinde 1 kilogram eroin, bir miktar metamfetamin ve bir miktar uyuşturucu hap ele geçirildi.

DOĞAL YOLLARLA ÇIKARILDI
Polislere, uyuşturucu yuttuğunu söyleyen Vahıd Farhang Gangachı hastaneye kaldırıldı. 2 gün boyunca polis nezaretinde hastanede gözlem altında tutulan Gangachı, midesinde kapsüller halinde bulunan 300 gram eroini, doğal yollarla çıkardı.
Vahıd Farhang Gangachı, ifadesinde para karşılığı uyuşturucu sevkiyatı yapmasının istendiğini ve kendisinin de kabul ettiğini söyledi. Şüphelinin İran’da uyuşturucuyu kapsüller halinde yuttuktan sonra yasal yollarla Türkiye’ye giriş yaptığı ve uyuşturucuyu piyasaya sürmek üzere taksiyle Konya’ya geldiği öğrenildi. Ayrıca kuryenin İran’da bilinen bir iş insanı olduğu, şeker ve çay ticareti yapmak için sık sık Türkiye’ye giriş çıkış yaptığı anlaşıldı.

TUTUKLANDILAR
Vahıd Farhang Gangachı ile uyuşturucu sevkiyatını organize edip yardım ve yataklık yaptığı belirlenen Muhammed Pekcan, Ömer Taş, Fatih Savaş ve Mevlüt Ay, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan şüpheliler, ‘Uyuşturucu madde ticareti yapmak’ ve ‘Uyuşturucu madde kullanmak’ suçlarından tutuklandı. (DHA)
Evinden 4 kilo, midesinden 300 gram çıktı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>