?> ?> konferansı arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Sat, 12 Apr 2025 09:19:53 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png konferansı arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 18. IICEC Konferansı Dünya Enerji Piyasalarındaki Riskleri ve Fırsatları Ele Aldı https://kocaelibasin.com.tr/18-iicec-konferansi-dunya-enerji-piyasalarindaki-riskleri-ve-firsatlari-ele-aldi/ Sat, 12 Apr 2025 09:19:52 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/18-iicec-konferansi-dunya-enerji-piyasalarindaki-riskleri-ve-firsatlari-ele-aldi/ Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi’nin (IICEC) düzenlediği 18.

18. IICEC Konferansı Dünya Enerji Piyasalarındaki Riskleri ve Fırsatları Ele Aldı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi’nin (IICEC) düzenlediği 18. IICEC Konferansı’nda “Türkiye’de ve Dünyada Enerji Piyasalarına Bakış: Riskler ve Fırsatlar” konusu ele alındı. 11 Nisan’daki konferansa onur konuğu olarak katılan T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Alparslan Bayraktar akıllı enerji dönüşümünün önemine dikkat çekerken, Uluslararası Enerji Başkanı (IEA) Başkanı ve IICEC Onursal Başkanı Dr. Fatih Birol enerji dönüşümünün ekonomi ve sanayi eksenli rekabetçilik dinamikleri ile geliştiğinin altını çizdi. 

 

Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) tarafından düzenlenen, “Türkiye’de ve Dünyada Enerji Piyasalarına Bakış: Riskler ve Fırsatlar” temalı 18. IICEC Konferansı 11 Nisan’da gerçekleştirildi. Sakıp Sabancı Müzesi The Seed’de, Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı ve Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı ve IICEC Onursal Başkanı Dr. Fatih Birol ev sahipliğinde düzenlenen konferansın onur konuğu T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar oldu.

 

Konferansta, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ve IEA Başkanı Dr. Fatih Birol’un katılımlarıyla gerçekleştirilen panelde, IICEC Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Zaimler moderatörlüğünde dünyada ve Türkiye’de enerji sektörlerinde öne çıkan dinamikler, riskler ve fırsatlar çok yönlü olarak değerlendirildi. 

 

“Enerji dönüşümü 1.0 başarıyla yürütüldü” 

Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin enerji güvenliğini güçlendirme, enerjide bağımsızlığı artırma ve net-sıfır emisyon hedefleri içerisinde, kapsamlı “akıllık enerji dönüşümü” stratejileri yürüttüğünü belirtti. Bayraktar, enerjide uzun yıllardır sürdürülen reformlar ile önemli yapısal dönüşümler gerçekleştiğine, kurulu gücün 30.000 MW’tan 107.000 MW’a çıktığı süreçte yatırımların özel sektör tarafından gerçekleştiğine vurgu yaptı. Bayraktar, gelişmekte olan ekonomiler içerisinde Türkiye’nin gelişimiş bir enerji piyasası yapısı ile öne çıktığını aktardı. 

 

 

 

“Türkiye’de akıllı enerji dönüşüm hikayesi devam ediyor”

Bayraktar sözlerine şöyle devam etti: “Enerji dönüşümü, akıllı enerji dönüşümü şeklinde olmalı. Enerji dönüşümü sadece iklim değişikliğiyle küresel çabalara bağlı kaldığı zaman bazı noktaların eksik olduğu bir hedef haline geliyor. Akıllı dönüşüm mutlaka, tüketiciler ve piyasa ile uyumlu bir süreç olmalı. Türkiye enerji dönüşümü 1.0’u başarıyla yürüttü. Yenilenebilir enerji yatırımlarına dikkat çeken Bayraktar, geçtiğimiz yıl devreye alınan kapasitenin neredeyse tamamının yenilenebilir enerjide dayalı gerçekleştiğini, YEKA modelinde gelişmeler ile yeni bir büyüme sürecine girildiğini ve Türkiye’nin 2035 yılına kadar her yıl 8.000 MW yenilenebilir enerji gücünü devreye almayı hedeflediğini, süper izin sürecini başlatmak üzere çalışıldığını aktardı. Doğalgaz konusuna da değinen Bayraktar fosilden nükleere geçişte doğal gazın geçiş yakıtı rolünün altını çizdi. Bayraktar, Karadeniz gazı ve Gabar petrolünde son gelişmeleri de paylaşırken, 2026 yılında doğal gazda yerli üretimin 7,5 milyar metreküpe ulaşacağını belirtti.  

 

“Enerji verimliliği temel önceliklerimizden”

Konferans kapsamında sunulan IICEC Türkiye Enerji Verimliliği Görünümü çalışmasının önerilerinin Bakanlık stratejileri ve öncelikleri ile uyumlu olduğunu belirten Alparslan Bayraktar “Enerji verimliliği Türkiye’de enerji dönüşümünün en önemli aracı. Biz enerji verimliliğini, yenilenebilir enerjiyi, petrol ve doğal gaz üretimimizi, nükleeri, kritik madenleri ve bütün bunları destekleyecek enerji alt yapısını güçlendirmek suretiyle kapsamlı bir enerji dönüşümü programıyla hareket ediyoruz. Son üç yılda dünya çapında ortaya koyduğumuz enerji yoğunluğunu düşürme başarımızı devam ettireceğimize inanıyorum” dedi. 

 

“Enerji dönüşümünün esas nedeni ekonomi ve sanayi dinamikleri”

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı ve IICEC Onursal Başkanı Dr. Fatih Birol dünya enerji sektöründe son dönemde öne çıkan gelişmeleri ve yönelimleri değerlendirdi. Enerjide dönüşümün kuvvetle sürdüğünü aktaran Dr. Birol, bu dönüşümün esas nedeninin ekonomi ve sanayi politikaları ile rekabetçilik olduğunu belirtti. Dünyada kurulan yeni elektrik santrallerinin %85’inin yenilenebilire dayalı olduğunu, satılan her dört araçtan birinin elektrikli araç olduğunu, batarya kurulumlarının da hızla büyüdüğünü paylaşan Dr. Birol “COP 28’de yenilenebilir enerji yatırımlarının mevcut kapasitenin 3 katı, verimlilik hızının da 2 katı artmasını önermiştik. 2,5 yıl aradan sonra şu anda yenilebilir enerji yatırımları 2,7 kat arttı. Ama dünya enerji verimliliği konusunda sınıfta kaldı. Bu alanda sadece yüzde 1 gibi düşük bir artış oldu.” Dünyada elektrik çağının başladığına işaret eden Birol, “Yapay zekâ, elektrikli araçlar, klimalar elektrik talebini tetikliyor. Bu üçlü, elektrik talebini 5 yıl içinde ABD ve Avrupa’nın toplam üretiminin toplamı kadar büyütecek. Dünyada muazzam bir şekilde nükleere geçiş var. 2025’te nükleer tarihi bir zirve yapacak. Türkiye’nin de birden fazla nükleer santrale ihtiyacı var. Elektrikte arz güvenliği için nükleer önemli. Küçük Modüler Reaktör teknolojilerinde önemli ilerlemeler var” dedi. 

 

“Petrol ve doğal gaz fiyatlarında yumuşak bir dönem göreceğiz” 

IEA olarak ülkelerin enerji politikalarını her beş yılda bir inceleyerek öneriler sunduklarını anlatan Birol şöyle konuştu: “Enerjide arz güvenliği son derece önemli. Son gelişmeler ile birlikte dünya arz güvenliği açısından tehlikeli bir dönem geçiriyor. Enerji güvenliği herkesin sorunu. Türkiye bu konuda önemli adımlar attı. Yenilenebilir enerjide çok önemli gelişmeler oldu. Önümüzdeki yıllarda Fosil yakıt fiyatlarının nasıl gelişeceği son derece önemli. Petrol talep artışı yavaşlıyor ve doğal gaz piyasası alıcılar lehine gelişiyor. Burada Türkiye için güzel bir haber var. Petrol ve doğal gaz fiyatlarında yumuşak bir dönem göreceğiz. Hem petrol hem doğal gazda fiyatlarda bir zayıflama bekleyebiliriz. Bu da Türkiye için cari açığının önemli bir kalemi olan enerji ithalatının azaltılması bakımından olumlu bir gelişme olacaktır.” Dr. Birol yapay zekanın trilyon dolarlık bir endüstri haline geldiğini , yapay zeka ve enerji ilişkisi üzerine IEA tarafından yeni bir çalışma yayımlandığını da belirterek, yapay zekanın şebeke yönetimi için yeni fırsatlar getirmesinin beklendiğini belirtti. Dr. Birol ayrıca, dünyada politik rüzgarın iklim değişikliği mücadelenin aleyhine estiğini ancak iklim risklerin daha fazla hissedildiğini, bunun da esasında önemli bir çelişki olduğunu vurguladı.  

 

“Kritik minerallere hücum”

Panelde kritik mineraller ve tedarik zincirlerinin artan önemine de özel vurgu yapıldı. Dr. Fatih Birol bakır ve diğer pek çok madenin elektrikli araçlar, şebekeler, bataryalar için kritik olduğunu ve önemli yatırım ihtiyacı olduğunu belirtirken, Alparslan Bayraktar da kritik madenler konusunda Türkiye’nin envanterini yayımladıklarını,  içinden geçilmekte olan kritik minerallere hücum döneminin jeopolitik konularla da yakından ilişkili olduğunun altını çizdi.  

 

“Ülkemiz, Avrupa’nın en büyük enerji sektörlerinden biri konumuna ulaştı”

Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı konuşmasında, ekonomik ve sosyal gelişimin sağlanmasında kilit rol üstlenen enerji sektöründe son dönemde, önemli gelişmelere tanıklık edildiğine dikkat çekti. Sabancı, “Enerji güvenliğinde, enerji ticaretinde ve rekabetçilikte ve enerjinin sürdürülebilir gelişimdeki kritik rolünde, önemli gelişmeler var. Ülkemiz, enerji stratejileri, artan yatırımlar, gelişen enerji alt yapıları ve piyasalarıyla, Avrupa’nın en büyük ve dünyanın en dinamik enerji sektörlerinden biri konumuna ulaştı. Elektrik ve doğal gaz tüketimleri, alt yapıları, yenilenebilir enerji kurulu gücü gibi birçok parametreye baktığımızda, Avrupa’da ilk beş içerisinde yer alıyoruz. Kişi başına enerji tüketimimiz halen OECD ortalamasının yarısı seviyesinde. Fakat genç nüfus, şehirleşme, sanayileşme, artan mobilite ihtiyaçları gibi faktörler, talepte büyüme için güçlü bir zemin oluşturuyor. Son dönemde enerjide kamu ve özel sektör tarafından; enerji güvenliğinin güçlendirilmesi, enerjide bağımsızlığın artırılması ve net-sıfır emisyon hedefleri konularında önemli adımlar atılıyor. Enerji arz güvenliği ve rekabetçilik; ülkemizin ekonomik büyüme ve sosyal kalkınma hedeflerinde, en kritik destekçilerinden olmaya devam edecek” dedi.

 

“IICEC, Türkiye’de öncü bir model ve merkezdir”

IICEC’in 2020 yılından bu yana sektörde öncü olan “enerji görünümü” çalışmalarına değinen Güler Sabancı, “IICEC, son dönemde enerji politikalarında önemli adımların atıldığı, Türkiye’nin yüksek potansiyel ve kritik fırsatlara sahip olduğu enerji verimliliği alanında, “Türkiye Enerji Verimliliği Görünümü” çalışmasını, yine Türkiye’de bir ilk olarak kamu, özel sektör ve akademi paydaşları ile katılımcı bir anlayış ile gerçekleştirdi. Bilime dayalı yaklaşımlardan ve iş dünyası iş birliklerinden değer yaratılması, günümüz dünyasının en kritik başarı faktörlerinden birisi durumundadır. IICEC, bu perspektifte, Türkiye’de öncü bir model ve merkezdir. Alanında lider olan, sektörlerine değer katan kuruluşları biraraya getiren IICEC, ortak akıl ve iş birlikleri yoluyla daha sürdürülebilir bir enerji geleceğini desteklemektedir” ifadelerinde bulundu.   

 

IICEC Türkiye Enerji Verimliliği Görünümü Raporunda Kritik Tespitler ve Öneriler 

 

Enerji sektörüne derinlikli bir perspektif sunan çalışmalar gerçekleştiren IICEC Direktörü Bora Şekip Güray konferansta IICEC Türkiye Enerji Verimliliği Görünümü Raporu’nun lansman sunumunu gerçekleştirdi. Sektörde öncü, analitik ve uzun vadeli bir perspektifle, modelleme ve senaryo analizleriyle gerçekleştirilen çalışmada, enerjide verimli büyüme perspektifinin somut enerji, ekonomi ve iklim katkıları sunuldu. Çalışmanın bulgularına göre, Verimli Büyüme Senaryosu, Türkiye’nin enerji güvenliği, enerji bağımsızlığı ve net-sıfır emisyon hedeflerinin tümünü maliyet-etkin şekilde sağlayabiliyor. Verimli Büyüme Senaryosunda enerji ithalatında ve emisyonlarda tasarruflar yoluyla 2053 yılına kadar olan dönemde yıllık ortalama 58 milyar dolar ekonomik kazanım sağlanırken, yıllık ortalama fayda-maliyet çarpanı 4,5 olarak gerçekleşiyor. Verimli Büyüme Senaryosu, Baz Senaryoya göre yıllık ortalama 4 milyar dolar daha fazla yatırım ile yıllık ortalama 28 milyar dolar ek ekonomik katkı sağlıyor. Verimli Büyüme Senaryosunda 2053 yılına kadar enerji sektörünün karbon yoğunluğu %70 oranında düşerken, birincil enerji arzında ithalat oranı mevcut yaklaşık üçte-iki seviyesinden yerli üretimde artışın da katkısıyla yüzde onlara kadar düşüş gösteriyor. 

 

Çalışmada enerji verimliliğinde son dönemde güçlenen politika odağına ve hedeflere vurgu yapılırken, enerjide verimli ve katma değeri yüksek büyümenin sürdürülebilirliği için 11 somut öneri sunuluyor.  Bora Şekip Güray, Türkiye’nin bir taraftan güçlü talep dinamikleri, diğer yandan da talep sektörlerinde yüksek enerji verimliliği potansiyeliyle, enerjide verimli ve rekabetçi büyüme yoluyla küresel ölçekte örnek bir konuma ulaşabileceğini ifade etti. Güray, son dönemde atılan önemli adımların önemli baz oluşturduğunu, bu yöndeki gelişmelerin Türkiye’nin enerji güvenliğinin yanı sıra enerjide merkez ülke ve net ihracatçı olma vizyonunu da güçlü şekilde destekleyeceğini belirtti. 

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

18. IICEC Konferansı Dünya Enerji Piyasalarındaki Riskleri ve Fırsatları Ele Aldı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
IICEC Konferansı ‘Ekonomik Büyüme ve Enerji: Geleceğin Ekonomisini Şekillendirmek’ temasıyla düzenlendi https://kocaelibasin.com.tr/iicec-konferansi-ekonomik-buyume-ve-enerji-gelecegin-ekonomisini-sekillendirmek-temasiyla-duzenlendi/ Wed, 25 Dec 2024 08:50:23 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/iicec-konferansi-ekonomik-buyume-ve-enerji-gelecegin-ekonomisini-sekillendirmek-temasiyla-duzenlendi/ Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi’nin (IICEC) düzenlediği IICEC Konferansı’na bu yıl T.

IICEC Konferansı ‘Ekonomik Büyüme ve Enerji: Geleceğin Ekonomisini Şekillendirmek’ temasıyla düzenlendi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi’nin (IICEC) düzenlediği IICEC Konferansı’na bu yıl T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek onur konuğu olarak katıldı. Bakan Şimşek, ‘Ekonomik Büyüme ve Enerji: Geleceğin Ekonomisini Şekillendirmek’ temasıyla gerçekleştirilen konferansta, küresel ekonomik büyüme ve Türkiye ekonomi politikalarına dair bir sunum yaptı. Şimşek, “Türkiye küresel entegrasyon, yapısal dönüşüm ve enflasyon üzerinden daha verimli daha rekabetçi bir ekonomiye kavuşacak” dedi.

 

Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) tarafından her yıl düzenlenen IICEC Konferansı 24 Aralık’ta ‘Ekonomik Büyüme ve Enerji: Geleceğin Ekonomisini Şekillendirmek’ temasıyla gerçekleştirildi. T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in onur konuğu olarak katıldığı konferansa, Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı ile Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı ve IICEC Onursal Başkanı Dr. Fatih Birol ev sahipliği yaptı. 

 

“Uzun vadeli küresel büyümenin önünde ciddi sorunlar var”

T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel ekonomik büyüme ve Türkiye ekonomi politikalarına dair strateji ve öncelikleri paylaştığı konuşmasında, uzun vadede küresel büyümeyi sınırlayan yapısal faktörlere değindi.  Şimşek, “Son 30 40 yılda 5’er yıllık büyüme tahminlerine baktığımızda şu anda büyüme tahminlerinin en düşük olduğu dönemdeyiz. Uzun vadeli küresel büyümenin önünde ciddi sorunlar var. Petrol ve doğalgaz fiyatlarını sınırlayacak en önemli faktör, Çin’le birlikte bu durumdur. Ticarette artan korumacılık da büyümenin önündeki en önemli faktörlerden biri. Mal ticaretinde karşılaştığımız sınırlama; hizmet, yatırım ve finansa da sirayet etmeye başladı. IMF’nin yaptığı bir çalışmaya göre bu şekilde giderse, Fransa ve Almanya’nın büyüklüğü kadar küresel bir kayıp söz konusu. Çünkü aslında ticaret büyümenin motorudur bu motorlardan bir tanesi eskisi gibi çalışmıyor. Dünya ekonomisinin önemli motorlarından bir tanesi olan Amerika’da seçim öncesindeki taahhütler hayata geçirilirse küresel ekonomiyi ve gelişmekte olan ülkeleri iyi bir senaryo beklemiyor” dedi.

 

“Önümüzdeki dönemde beşeri sermayeye daha çok yatırım yapacağız ve inovasyon ekosistemini güçlendireceğiz”

Türkiye’nin bu senaryodan en az etkilenecek ülkeler arasında yer aldığını vurgulayan Mehmet Şimşek, “Dünyada olup bitenler bizi etkileyecek ama nispeten az etkileneceğiz. Dünyada bölgesel entegrasyon önem kazanacak. Lojistik üsleri önem kazanacak. Türkiye bu konuda avantajlı çünkü dünyanın merkezindeyiz. Uzun vadeli stratejimizin de önemli bir bileşeni bölgesel entegrasyonda yatıyor. Türkiye önemli avantajlara sahip. Türkiye’de harekete geçirilebilecek büyük potansiyelimiz var ve bu konuda da önümüzdeki dönemde önemli adımlar atıp, reformlar yapıp özellikle kadınların işgücüne katılım oranını artıracağız. Türkiye gelişmekte olan ülkeler ortalamasına göre yapay zekâ hazırlık endeksinde iyi konumda. Önümüzdeki dönemde beşeri sermayeye daha çok yatırım yapacağız. İnovasyon ekosistemini güçlendireceğiz ve özellikle dijital altyapıya yatırıma odaklanacağız. Türkiye küresel entegrasyon üzerinden, yapısal dönüşüm üzerinden ve enflasyon üzerinden daha verimli daha rekabetçi bir ekonomiye kavuşacak” diye konuştu. Türkiye’nin yenilenebilir enerjide G-20 arasında önlerde yer aldığına, enerji yoğunluğu azaltımında gelişmelerine de vurgu yapan Mehmet Şimşek, önümüzdeki dönemde iklim değişikliiği ile ilgili konuların önemine de değindi.   

 

“Enerji, ekonomik ve sosyal gelişimin sağlanmasında kilit rol üstleniyor” 

Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı konferansın açılışında yaptığı konuşmada, “2024 yılında jeopolitik gelişmeler, enerji arz güvenliğini güçlendirme arayışları, iklim krizinin çarpıcı etkileri, temiz enerji teknolojilerine ilişkin dinamikler, dünya gündeminde öne çıkan başlıklar arasında oldu. Türkiye, enerji stratejileri, yatırımları ve gelişen piyasalarıyla, Avrupa’nın en büyük ve dünyanın en dinamik enerji sektörlerinden biri konumuna ulaştı” dedi.

 

“Önümüzdeki yıl petrolde piyasaları rahat bir dönem geçirecek” 

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı ve IICEC Onursal Başkanı Dr. Fatih Birol konuşmasında; petrol ve doğalgaz fiyatlarının nasıl değişeceği, dünya enerji sektörünün geçirdiği derin transformasyon ve enerjide ticaret savaşları olmak üzere üç konu üzerinde durdu. Birol şöyle konuştu: “Ortadoğu’da aylardır devam eden büyük siyasi gerginliklere rağmen petrol fiyatları halen 70 dolar civarında seyrediyor. Petrol talebindeki büyüme geçmişe kıyasla daha zayıf. Yaklaşık 15 ay önce, Uluslararası Enerji Ajansı olarak 2024 yılı için dünya petrol talebi artışını 1 milyon varil olarak öngördük ki bu, geçmişe göre oldukça düşük bir rakam. Enerji piyasalarını anlamak istiyorsak özellikle Çin’e bakmamız gerekiyor. Son 10 yılda dünya petrol talebindeki artışın yüzde 60’tan fazlası Çin’den kaynaklanıyordu. Ancak Çin ekonomisinin büyüme hızı geriledi, bu da petrol talebini etkiledi. Petrol talebindeki düşüşün ikinci nedeni olarak elektrikli otomobillerin yükselişini gösterebiliriz. Günümüzde dünya genelinde satılan her dört otomobilden biri elektrikli. Bu oranın giderek artması, petrol talebindeki büyümeyi önemli ölçüde yavaşlatıyor. Düşüşteki bir diğer etken ise “Amerikan Quartet” olarak adlandırdığım ABD, Kanada, Brezilya ve Guyana petrol üretim artışı. Bu dört ülkede gerçekleşen üretim artışı, dünya genelindeki toplam petrol üretim artışını bile geride bırakmış durumda. Önümüzdeki yıl petrol piyasalarının fiyat açısından daha rahat bir dönem geçireceğini öngörüyoruz. Doğalgaz tarafında ise 2025 sonu ile 2026-2027 yılları arasında ABD ve Katar’dan büyük miktarda yeni enerji sevkiyatı yapılması bekleniyor. Önümüzdeki 2,5-3 yıl içinde gelecek bu yeni enerji miktarı, son 40 yılda sağlanan arzın yarısına eşit olacak. Bu durum, bugüne kadar satıcıların güçlü olduğu doğalgaz piyasasının, alıcıların daha avantajlı olduğu bir yapıya dönüşmesini sağlayacak ve fiyatlar üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturacak. Bu da enerji açısından dışa bağımlı olan Türkiye gibi ülkeler için oldukça olumlu bir gelişme.”

 

“Gelecek 10 yılda elektrik talebi enerji talebinden 6 kat fazla büyüyecek”

Fatih Birol, dünya enerji sektörünün geçirdiği yapısal dönüşüm konusunda şu ifadeleri kullandı: “Yeni bir çağ başlıyor: Elektrik çağı. Geçen 10 yılda enerji talebi büyüdü ama elektrik talebi bundan iki kat daha fazla büyüdü. Gelecek 10 yılda ise elektrik talebi enerji talebinden 6 kat fazla büyüyecek. Elektrik kullanımı artıyor. Bu durumun nedenlerini; klima kullanımındaki artış, elektrikli otomobil ve yapay zeka ile veri merkezlerinin elektriğe ihtiyacı olarak sıralayabiliriz. Elektrik, enerji sektöründe önemli bir yol oynayacak. Dünyadaki jeopolitik gelişmelere baktığımızda Avrupa ile Türkiye arasında iş birliği fırsatları doğacağını öngörüyoruz. Önemli bir gelişme olarak, Avrupa’da 2025’te “Temiz Enerji Mutabakatı” dediğimiz bir açıklama olacak. Bu, Avrupa’nın yarının ekonomisindeki rolünü belirleyecek. Sanayi sektöründe nasıl adımlar atılması gerektiği ve sadece Avrupa içinde değil, partner ülkelerle nasıl bir yol haritası çizileceği konusunda belirleyici olacak. Bu gelişme, Türkiye için Avrupa ile iş birliği konusunda bir fırsat. Dünyadaki jeopolitik durum esasında uluslararası iş birliği konusunda daha az verimli olma yolunda gidiyor. Rekabet artacak ticaret savaşları gündeme gelecek. Bu çerçevede enerji sanayi ve ticaret politikalarının ülkelerin ekonomik öncelikleri çerçevesinde harmanlanması gerektiğini düşünüyorum.” 

 

“Enerji dönüşümü sürdürülebilir bir ekonomi modeli kurma şansı sunuyor” 

Konferans kapsamında, Sabancı Holding Enerji Grup Başkanı Kıvanç Zaimler’in moderatörlüğünde; T.C. Dışişleri Bakanlığı Genel Müdür Yardımcısı Elçi Zeynep Savaş, JP Morgan Chase Bank Genel Müdürü Mustafa Bağrıaçık, ING Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Denetim Komitesi Başkanı Semra Kuran ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası Ülke Başkan Vekili Şule Kılıç’ın katılımıyla bir panel gerçekleştirildi. Panelde, dünya ekonomilerinin dönüşümünde enerji politikalarının oynadığı kritik rol konuşuldu. Sabancı Holding Enerji Grup Başkanı Kıvanç Zaimler, panelin açılışında yaptığı konuşmada; “Enerji dönüşümü, yalnızca daha temiz bir gelecek değil, aynı zamanda daha güçlü ve sürdürülebilir bir ekonomi modeli kurma şansı sunuyor. Yenilenebilir enerjilere yapılan yatırımlar, dışa bağımlılığı azaltarak ekonomik büyümeye katkı sağlarken, Türkiye’nin jeopolitik konumunu enerji koridorlarında stratejik bir merkez haline getiriyor. 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda, kamu, özel sektör ve akademi iş birliğiyle bu dönüşümü hızlandırarak geleceğin ekonomisini bugünden şekillendirebiliriz.

 

“Hedeflere ulaşabilmek için uluslararası iş birliği zorunluluk”

T.C. Dışişleri Bakanlığı Genel Müdür Yardımcısı Elçi Zeynep Savaş panelde; “Enerji politikalarımızın temel hedefi enerji güvenliğimizin sağlanması olduğu kadar, artık iklim değişikliği alanında verdiğimiz mücadeleyle de bağlantılı hale geldi. Enerji konusu jeopolitik mülahazaların yanı sıra temiz enerji dönüşümü, kritik madenlere erişimdeki rekabet, dijitalleşme, yapay zeka alanındaki gelişmeler ve çevre konularına ilişkin diplomasiyle de iç içe geçmiş durumda. Küresel düzeyde son yıllarda yaşanan gelişmeler enerji diplomasimiz bakımından önem taşıyor. Enerji politikalarımızı hayata geçirebilmek ve koyduğumuz hedeflere ulaşabilmek için uluslararası iş birliği bir zorunluluk. Son yıllarda enerji arzının sağlanması sadece refahımızla sınırlı bir konu olmaktan çıkarak, milli güvenliğimizi de ilgilendiren stratejik bir konu haline dönüştü” diye konuştu. 

 

“Finans sektörü dönüşümde katalizör görevi üstlenebilir” 

ING Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Denetim Komitesi Başkanı Semra Kuran, enerji dönüşümünün doğru politikalar, yatırımlar ve kapsayıcı bir bakış açısıyla Türkiye için stratejik bir fırsata dönüşebileceğine dikkat çekti. Kuran şunları söyledi: “Bu süreçte kapsayıcılığı, sürdürülebilirliği ve inovasyonu merkezine alan bir yaklaşım büyük önem taşıyor. Enerji dönüşümü uzun bir yolculuk; bu noktada bütün paydaşların ve sektörlerin ortak hedefe doğru ilerlemesi kritik. Finans sektörü ise bu dönüşümde katalizör görevi üstlenebilir. Yenilikçi finansman modelleri, kapsayıcı politikalar ve etkili risk yönetimiyle sermayeyi, uzun vadede sürdürülebilir değer yaratan projelere yönlendirebilir. 30 yılı aşkın süredir sürdürülebilirlik alanında güçlü temeller inşa eden ING Grubu olarak biz de global uzmanlığımız ve deneyimimizle ülkemizin yeşil dönüşümüne önemli katkılar sağlamaya devam ediyor, sürdürülebilir finansman alanında Türkiye’de aksiyon liderlerinden biri olarak konumlanıyoruz.”  

 

“Sürdürülebilir finansman mekanizmaları oluşturulmalı”

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası Ülke Başkan Vekili Şule Kılıç, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın Türkiye’nin yeşil enerji hedeflerine ulaşmasında kritik bir rol üstlendiğini söyledi. Kılıç, “Özel sektörle iş birliği içinde, yeşil dönüşüme ivme kazandıracak projelere finansman sağlıyor ve teknik destek veriyoruz. Bu dönüşümde karşımıza çıkan en büyük zorluk, enerji geçişinin finansman ihtiyacının büyüklüğü. Bu nedenle, uluslararası finans kuruluşları, kamu ve özel sektörün ortak çabalarıyla sürdürülebilir finansman mekanizmalarının oluşturulması gerekiyor. Önümüzdeki dönemde bütün paydaşların iş birliği ile yeşil yatırımları teşvik edecek politikaların güçlendirilmesi ve finansman araçlarının geliştirilmesiyle ülkemizin potansiyelini en üst düzeye çıkaracağımıza inanıyoruz” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

IICEC Konferansı ‘Ekonomik Büyüme ve Enerji: Geleceğin Ekonomisini Şekillendirmek’ temasıyla düzenlendi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
WAAS Geleceğin Eğitimi Konferansı: Yaşam için İnsan, Yaşam için Eğitim! https://kocaelibasin.com.tr/waas-gelecegin-egitimi-konferansi-yasam-icin-insan-yasam-icin-egitim/ Fri, 13 Dec 2024 11:29:57 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/waas-gelecegin-egitimi-konferansi-yasam-icin-insan-yasam-icin-egitim/ İstinye Üniversitesi, Dünya Sanat ve Bilim Akademisi WAAS ve Dünya Üniversite Konsorsiyumu iş birliği ile düzenlenen, 7.

WAAS Geleceğin Eğitimi Konferansı: Yaşam için İnsan, Yaşam için Eğitim! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İstinye Üniversitesi, Dünya Sanat ve Bilim Akademisi WAAS ve Dünya Üniversite Konsorsiyumu iş birliği ile düzenlenen, 7. Uluslararası Geleceğin Eğitimi Konferansı’na ev sahipliği yaptı. “Geleceğin Eğitimi”nin konuşulduğu konferansa dünyanın saygın bilim insanları ve UNESCO yöneticileri katıldı. Üç gün süren konferansta alanında uzman isimler, insanlığın bugün karşı karşıya olduğu kritik zorluklarla başa çıkabilmek için ihtiyaç duyulan küresel eğitim sistemini masaya yatırdı.

 

İstinye Üniversitesi, 10-12 Aralık tarihleri arasında 7. Uluslararası Geleceğin Eğitimi Konferansı’na ev sahipliği yaptı. Dünya Sanat ve Bilim Akademisi WAAS ve Dünya Üniversite Konsorsiyumu iş birliği ile düzenlenen, Vadi Ana Yerleşke Kongre Merkezi’nde yüz yüze ve online webinar olarak gerçekleştirilen konferansa dünyanın saygın bilim insanları ve UNESCO yöneticileri katıldı. Üç gün süren etkinlikte Türkiye’den ve dünyanın farklı bölgelerinden katılımcılar çeşitli oturumlarda paylaşımda bulundu. 

 

Geleceğin eğitimi güncel, evrensel ihtiyaçlara göre yeniden tasarlanıyor

 

“Geleceğin Eğitimi”nin masaya yatırıldığı oturumlarda, değerli konuşmacılar, mevcut küresel yükseköğretim sisteminin sınırlamalarını, güncel, evrensel ihtiyaçlara uygun yeni bir paradigma oluşturulması için gerekli nitelikleri tartıştılar. Oturum kapsamında, eğitimde çığır açacak yeni bir sistemi hayata geçirmek için mevcut olan fırsatlar, olanaklar ve somut adımlar değerlendirildi. Kadınların iş yerinde, topluluklarda ve küresel olarak liderlik pozisyonlarında karşılaştıkları sorunlara yönelik çözümleri ve gelecek vaat eden kadın liderlerin gelişimini teşvik etmek için gereken eğitim türü araştırıldı. Yapay zekâ, sanal ve artırılmış gerçeklik öğrenme sistemlerinin, geleneksel öğrenme yollarını tamamlamak ve geliştirmek için nasıl kullanılabileceği de konuşulanlar arasındaydı. UNESCO-MOST BRIDGES özel oturumu ise sosyal dönüşüm için yükseköğrenim ve yenilikte demokratikleşmeye odaklandı.

 

“Geleceğin Eğitimi için “Dünya Üniversitesi” kurulmalı”

 

“Dünya Üniversitesi” kavramı, Dünya bilim sanat akademisi Konferansı’nın ana odak noktaları arasında yer aldı. BM ile ortaklaşa tasarlanan projede, dünya çapında belirli üniversitelerde ortak bir müfredatı takip eden programların uygulanması planlanıyor. Günümüzde yapay zekâ ve teknolojik gelişmelerle birlikte, pedagojiden, içeriğe ve eğitimin sunum şekline kadar Dünya Üniversitelerini geliştirmek için daha çok olanak mevcut. Dünya Üniversitesi kavramının temel amacı, herkes için uygun maliyetli, kaliteli, kişiselleştirilmiş, disiplinler arası ve yaşam boyu erişilebilir eğitimin sağlanması olacak.

 

 

“Eğitim anlamla sonuçlanır, bu da bilgeliği oluşturur”

 

“Geleceğin Eğitimi Vizyonu” kapanış oturumunda konuşan İSÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Bilinç, hayatın ve zihnin etkileşimlerinin bir tür fonksiyonudur. Bu yüzden eğitim anlamla sonuçlanır, bu da bilgeliği oluşturur. Süreç, merakla başlar, ardından bilgi toplanır, sonra bunun ne olduğunu öğreniriz, sonunda bu bir anlam yaratır. Bir bilgi okyanusunda yaşıyoruz ve zihin ile yaşam arasındaki etkileşim bilinci oluşturuyor. Bilimin yeni metodolojisi yaşamın temel taşının atom değil de enformasyon olduğu bilinci ile geliştirilmelidir. Yaşamın temel taşı olan bilgiye yaklaşımımız değiştiğinde geleceğin eğitimi şekillenecektir.”

 

Küresel Eğitimde İleri Araştırmalar Merkezi Profesörü ve Direktörü Iveta Silova yükseköğretimde gerekli olan dönüşümlere yönelik: “Mevcut yükseköğretim modeli, hızla değişen dünyanın taleplerine ayak uydurmakta zorlanıyor ve krizlere katkıda bulunarak doğal kaynakların ve insan kaynaklarının sömürüsünü meşrulaştırıyor. Yükseköğretim, yalnızca kırılanı tamir eden bir araç değil, yeni yollar yaratacak bir portal olarak düşünülmelidir; bu, paydaşların iş birliği içinde çalışacağı bir geleceği mümkün kılar.” açıklamasında bulundu. 

 

“En iyi öğrenme yöntemi, başkalarına öğretmekten geçer ve bu da, bilgiye en büyük katkıdır.”

 

Dünya Sanat ve Bilim Akademisi Başkanı Garry Jacobs, kapanış konuşmasında: “Eğitimdeki en büyük keşifler, akıl yoluyla değil, sezgi yoluyla elde edilir. Geleceği görmek, akıl için zordur; bu yüzden inanç ve kararlılık çok önemlidir. En iyi öğrenme yöntemi, başkalarına öğretmekten geçer ve bu da, bilgiye en büyük katkıdır.” ifadelerini kullandı. 

 

WAAS Geleceğin Eğitimi Konferansı küresel eğitimin geleceğini şekillendiren oturumlarla zengin bir gelişim alanı açtı. Sermaye, teknoloji ve iş dünyasının sosyal rolü; bilim ve teknolojinin insan güvenliği ve sürdürülebilir kalkınmadaki yeri; kültürler arası anlayış ve doğruluk değerleri; yapay zeka ve geleneksel eğitimde bilgi etkileri; yükseköğretimde gelecek trendleri benzeri konular ele alındı. 

 

“Gezegeni koruyabilmek için onu nasıl sevmeliyiz?”

 

Dünya Üniversite Konsorsiyumu Başkanı Ralph Wolff “Eğitimde yalnızca öğretilen dersler değil, bizi geleceğin profesyonelleri ve insanları olarak şekillendiren eğitimin kalitesi önemlidir. Konferans sonuçlanırken, aklımda kalan soru şu: Gezegeni koruyabilmek için onu nasıl sevmeliyiz?” ifadelerini kullandı. 

 

 

“Küresel Yüksek Öğretimdeki Zorluklar ve Fırsatlar” oturumu ile başlayan konferans, “Geleceğin Eğitimi Vizyonu” konulu konuşmalarla sona erdi. Değerli bilim insanları, eğitimciler, araştırmacılar, politika oluşturucular ve düşünce liderleri, insanlığın karşı karşıya olduğu sorunların çözümü için buluştu. Küresel yükseköğretimde yeni bir paradigmayı teşvik etmek için somut çözümler önerildi. 

Dünya Sanat ve Bilim Akademisi konuşmacıları, bu yıl gerçekleştirilen Geleceğin Eğitimi Konferansı’nın kapsam ve nitelik anlamında bugüne kadar gerçekleştirilen en etkin çalışma olduğu vurgusuyla Üniversite’ye teşekkür etti.  

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

WAAS Geleceğin Eğitimi Konferansı: Yaşam için İnsan, Yaşam için Eğitim! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Koruncuk Vakfı “Eğitime Erişim: Sivil Toplum Kuruluşlarının Etkisi” Konferansı gerçekleşti https://kocaelibasin.com.tr/koruncuk-vakfi-egitime-erisim-sivil-toplum-kuruluslarinin-etkisi-konferansi-gerceklesti/ Wed, 13 Nov 2024 15:10:10 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/koruncuk-vakfi-egitime-erisim-sivil-toplum-kuruluslarinin-etkisi-konferansi-gerceklesti/ Tüm çocukların sevgi ve güven içinde, haklarının bilincinde, sağlıklı, güçlü, özgüvenli, üreten, değer yaratan, sorumlu bireyler olarak toplumda yer almalarını sağlamak üzere çalışan Koruncuk Vakfı 45.

Koruncuk Vakfı “Eğitime Erişim: Sivil Toplum Kuruluşlarının Etkisi” Konferansı gerçekleşti yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Tüm çocukların sevgi ve güven içinde, haklarının bilincinde, sağlıklı, güçlü, özgüvenli, üreten, değer yaratan, sorumlu bireyler olarak toplumda yer almalarını sağlamak üzere çalışan Koruncuk Vakfı 45. Yılı etkinlikleri çerçevesinde “Eğitime Erişim: Sivil Toplum Kuruluşlarının Etkisi” isimli bir konferans gerçekleştirdi. 12 Kasım Salı günü Kadir Has Üniversitesi’nin ev sahipliğinde ve Allianz Türkiye sponsorluğunda gerçekleşen konferansa sivil toplum ve iş dünyasından pek çok kişi katılım gösterdi.  

1979 yılında kurulan ve sosyo-ekonomik açıdan önleyici, koruyucu ve iyileştirici çözümler ile özellikle kız çocuklarının önceliklendirilerek barınma, eğitime erişim, destek ve danışma hizmetleri sunan Koruncuk Vakfı; hiçbir başarı şartı olmaksızın bir çocuğun haklarına ulaşmasının önündeki engellerin kaldırılmasına katkı sağlamak üzere 45 yıldır çalışmalarına devam ediyor.

45. yıl etkinlikleri kapsamında 12 Kasım 2024 tarihinde, Kadir Has Üniversitesi’nin ev sahipliğinde ve Allianz Türkiye sponsorluğunda gerçekleştirilen “Eğitime Erişim: Sivil Toplum Kuruluşlarının Etkisi” konferansı kapsamında farklı sivil toplum kuruluşlarının da katılımıyla eğitim alanına dair önemli rapor sunumları ve paneller gerçekleştirildi. 

Kız çocuklarının eğitime erişiminin sağlanması, ülkemizin aydınlık bir geleceğe ulaşmasını sağlayacak

Açılış konuşmasını Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sondan Durukanoğlu Feyiz’in gerçekleştirdiği konferansta Allianz Türkiye CEO’su Tolga Gürkan konuşmasında “Allianz Türkiye olarak kız çocuklarımızın eğitime erişimini sağlamanın, onların bireysel gelişiminin ötesinde, ailelerinin, çevrelerinin ve dolayısıyla ülkemizin daha aydınlık bir geleceğe ulaşmasını sağlayacağına inanıyoruz. Sürdürülebilir değer yaratma modelimiz doğrultusunda, eğitime erişimleri risk altındaki kız çocuklarının özgüvenli bireyler olarak toplum içinde yer almaları amacıyla Koruncuk Vakfı ile 2016 yılından bu yana yakın iş birliği içinde çalışıyoruz. Çocukların hareket ve spor yoluyla sağlıklı büyümelerine katkı sağlayan sosyal sorumluluk programımız Allianz Motto Hareket kapsamında birlikte pek çok çalışma yürütüyoruz. Çalışma arkadaşlarımızla ve acentelerimizle birlikte hem kurumsal gönüllülük hem de kurumsal bağış desteği sağlıyoruz. Geçtiğimiz yıl yine birlikte başlattığımız Bir Kız Gelecek sosyal sorumluluk programımızla da Koruncukların yaşam boyu destekçisi olma hedefiyle çalışıyoruz. 6 Şubat depremlerinden etkilenen 25 depremzede kızın koruyucu ailesi olmanın yanında, yeni yurt binası inşa etme, Koruncuklara üniversite bursu, gelişim ve istihdam gibi imkanlar da sağlıyoruz. Koruncuk Vakfı ile birlikte çok daha fazlasını yapmaya devam edeceğimize inanıyorum.” cümleleri ile düşüncelerini ifade etti. 

 

Eğitimin erişilebilir, düzenli ve sürdürülebilir olması gerekiyor

Koruncuk Vakfı Mütevelli Heyeti ve YK Başkanı Av. Dr. Figen Samuray ise konuşmasında “Koruncuk Vakfı olarak destekçilerimizle, gönüllülerimizle bir sonraki 45 yıla daha ilerlemek çok önemli bizim için. 45.yılımızda böyle bir konferansı düzenlemeyi istiyorduk. Çocuklarımız çok farklı ailelerden geliyorlar ve çok farklı okullara gidiyorlar. Bu süreçte eğitime erişimin ne kadar önemli olduğunu gördük ve konu olarak bunu ele almak istedik. Bu noktada sivil topluma çok önemli bir rol düştüğünü gördük. Eğitimin erişilebilir, düzenli ve sürdürülebilir olması gerekiyor. Bu bizim için bireysel değil toplumsal bir sorun. Bu konuşacağımız sorun hepimizin sorunu. Pek çok STK’nın bir sorun etrafında bir araya gelmesi ve daha etkin bir tavır alması gerekiyor.” dedi. 

 

Koruncuk umudu yaşatıyor

Açılış konuşmalarının ardından söz alan Prof. Dr. Acar Baltaş, dünyada yıllar içerisinde gerçekleşen değişimlere, sahip olduklarımızın farkında olmamız gerektiğine dair gerçekleştirdiği ufuk açıcı konuşmasında sivil toplum dünyasının toplumsal mücadeledeki rolüne ve umutlu olmanın önemine değinerek Koruncuk Vakfı’nın umudu yaşatmak anlamında ne kadar büyük işler yaptığına değindi. 

 

Gençler en çok maddi imkânsızlıklar nedeniyle eğitime devam edemiyor

GFK Araştırma Şirketi tarafından gerçekleştirilen “Eğitim Olanakları Araştırması”na dair çarpıcı verileri aktaran Hande Diker, maddi imkânsızlıkların eğitime erişimde çok büyük engel olduğuna dikkat çekti. 

 

Eğitime erişimdeki engeller

“Eğitime Erişimdeki Engeller” başlıklı panelde bir araya gelen farklı sivil toplum kuruluşu temsilcileri kendi kurumları ve çalışma alanları doğrultusunda eğitime erişime dair sorunları dile getirdiler. Eğitim Reformu Girişimi’nden Kayıhan Nedim Kesbiç, Eğitim İzleme Raporu 2024’ten veriler ışığında eğitim dışında kalmış çocukların oranı ve nedenleri ile eğitime erişimin önündeki kısıtlardan bahsederken; Köy Okulları Değişim Ağı (KODA)’ndan Gökçen Karaman, köy okulları odaklı çalışan bir dernek olarak köy okullarına dair net ve düzenli veriye ulaşmakta çok zorlandıklarını, köylerde taşımalı eğitim ya da birleştirilmiş sınıf  gibi kırsala has sorunların eğitime erişimde farklı problemlere yol açtığını ve bu nedenle kentte okula giden çocukların başarı ortalamasının köydekilerin iki katı olduğunu vurguladı. Buradayız Hatay Derneği’nden Av. Mehmet Ali Gümüş ise deprem sonrasında afetzede çocukların eğitime erişimde yaşadıkları zorlukları, şehrin olumsuz koşullarının çocukların eğitimi üzerindeki olumsuz etkileri ve dernek olarak gerçekleştirdikleri çalışmaları anlattı. 

 

Konferansın son oturumu olan moderasyonunu Beykoz Üniversitesi Öğr. Üyesi Tuva Demirci’nin gerçekleştirdiği “Eğitime Erişimde Sivil Toplum Kuruluşlarının Etkisi” isimli panelde ise Darüşşafaka Cemiyeti’nden Serpil Tunçer, Koruncuk Vakfı’ndan Av. Dr. Figen Samuray, Nesin Vakfı’ndan Süleyman Cihangiroğlu, Türk Eğitim Vakfı’ndan Prof. Dr. Mehmet Şükrü Tekbaş ve TEVİTÖL’den Mehmet Ali Neyzi kendi kuruluşları üzerinden eğitimde erişimin önündeki zorlukları ve çözüm yollarını tartıştı. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Koruncuk Vakfı “Eğitime Erişim: Sivil Toplum Kuruluşlarının Etkisi” Konferansı gerçekleşti yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
EÜ Eğitim Fakültesinde “Atatürk ve Düşünce Dünyası” Konferansı https://kocaelibasin.com.tr/eu-egitim-fakultesinde-ataturk-ve-dusunce-dunyasi-konferansi/ Wed, 13 Nov 2024 08:39:53 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/eu-egitim-fakultesinde-ataturk-ve-dusunce-dunyasi-konferansi/ Ege Üniversitesi Cumhuriyet ve Atatürk Günleri kapsamında Eğitim Fakültesi tarafından “Atatürk ve Düşünce Dünyası” konulu konferans gerçekleştirildi.

EÜ Eğitim Fakültesinde “Atatürk ve Düşünce Dünyası” Konferansı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Ege Üniversitesi Cumhuriyet ve Atatürk Günleri kapsamında Eğitim Fakültesi tarafından “Atatürk ve Düşünce Dünyası” konulu konferans gerçekleştirildi. Eğitim Fakültesi Konferans Salonunda düzenlenen etkinliğe Dekan Prof. Dr. Osman Ferda Beytekin, Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü Başkanı Doç. Dr. İskender Daşdemir, Türkçe Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Soner Akşehirli, Dr. Ebru Kabakçı, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Konferansta konuşma yapan EÜ Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi ve Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Cihan Özgün, Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatını, fikirlerini, etkilendiği kişileri ve cumhuriyet düşüncesinin gelişimini anlattı.

Mustafa Kemal Atatürk’e ‘Kemal’ isminin verilmesinin olası sebeplerini anlatan Prof. Dr. Özgün, bu ismin Namık Kemal’den ilham alınarak verilmiş olabileceğini söyledi. Ya da ‘Kemal’ adının, olgunluk ve akıllı olmak anlamına geldiği için öğretmeni tarafından bu ismin verildiğini aktardı. Mustafa Kemal Paşa’nın çocukluktan beri son derece okuyan, araştıran ve analitik düşünen bir yapısı da var. Belki de ‘Kemal’ ismi bundan ilham alınarak verildi. İkinci olasılık, birinci olasılığa kıyasla daha güçlü duruyor gibi. Ne olursa olsun Mustafa Kemal Paşa Kemal adını hak ederek aldı” dedi.

“Yapılan okumalarla devrimci düşünce oluştu”

Mustafa Kemal Atatürk’ün pek çok kişiden etkilendiğini söyleyen Prof. Dr. Özgün, “Mustafa Kemal; Namık Kemal, Ziya Gökalp, Tevfik Fikret’ten çok etkilenmiştir. Arkadaşlarıyla birlikte Süleyman Nazif, Auguste Comte gibi aydınları da okumuşlardır. Bu okumalarla içlerinde devrimci düşünce oluşmaya başlamıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın yaklaşık 4 bin 200 küsur kitap okuduğunu, 200 bin yerin altını çizdiğini ve yanlarına notlar tuttuğunu görüyoruz. Mustafa Kemal, gençlik yıllarında okuduğu kitaplarda eşitlik, özgürlük, bağımsızlık, cumhuriyetin, demokrasinin ne olduğunu derinlemesine öğrenmişti. Aslında Mustafa Kemal Paşa’nın Türk milletinin karakterine en uygun yönetim biçimi olan cumhuriyeti apar topar ilan ettiğine dair tartışmalar var. Atatürk’ün ‘Efendiler yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz’ demesi apar toparlılık gibi görünse de aslında Mustafa Kemal Paşa, çocukluk ve gençlik yıllarından beri kafasında kurduğu cumhuriyeti hayata geçirmiştir” dedi.

Osmanlı döneminde de cumhuriyet kavramının bilindiğini aktaran Prof. Dr. Özgün, “Cumhuriyet, Osmanlı hükümeti tarafından korkulur, kaçılır bir kavram olarak görünüyor ama Ali Suavi, Şinasi, Abdullah Cevdet gibi dönemin aydınları bu kavramı Osmanlı kamuoyuna üstü kapalı da olsa anlatmaya başlamışlar. Ama dönemin tüm aydınları o dönemde halifenin birleştirici gücüne bel bağlamış durumda. Mustafa Kemal Paşa, halifeyi, saltanatı hiç işin içine katmıyor, cumhuriyeti tek başına ele alıyor çünkü cumhuriyet yönetiminde irsiyet, veraset olmaz” dedi.

Konferansın sonunda Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Ferda Beytekin, Prof. Dr. Cihan Özgün’e teşekkür belgesi takdim etti.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

EÜ Eğitim Fakültesinde “Atatürk ve Düşünce Dünyası” Konferansı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
EÜ’de “Benim En Büyük Eserim Türkiye Cumhuriyetidir” konferansı https://kocaelibasin.com.tr/eude-benim-en-buyuk-eserim-turkiye-cumhuriyetidir-konferansi/ Wed, 30 Oct 2024 08:10:05 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/eude-benim-en-buyuk-eserim-turkiye-cumhuriyetidir-konferansi/ Ege Üniversitesinde (EÜ) geleneksel olarak düzenlenen “Cumhuriyet ve Atatürk Günleri” etkinlikleri kapsamında “Benim En Büyük Eserim Türkiye Cumhuriyetidir-Gazi Mustafa Kemal Atatürk'' konulu konferans gerçekleştirildi.

EÜ’de “Benim En Büyük Eserim Türkiye Cumhuriyetidir” konferansı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Ege Üniversitesinde (EÜ) geleneksel olarak düzenlenen “Cumhuriyet ve Atatürk Günleri” etkinlikleri kapsamında “Benim En Büyük Eserim Türkiye Cumhuriyetidir-Gazi Mustafa Kemal Atatürk” konulu konferans gerçekleştirildi. EÜ Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi ve Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen konferansı Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alev Gözcü verdi.

Fen Fakültesi konferans Salonu yapılan etkinliğe, Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Ayönü,  EÜ Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Cihan Özgün, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nuri Karakaş, Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Semih Çınar,  akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Konferansta, Doç. Dr. Alev Gözcü, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde yaşanan siyasi, ekonomik ve sosyal sorunları, Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı sonrası kaybedilen toprakları ve yaşanan milliyetçilik hareketlerinin etkilerini detaylarıyla paylaştı.

İmparatorluğun çok uluslu yapısının, çeşitli etnik grupların bağımsızlık arayışları ve bunların sonuçları üzerinde duran Doç. Dr. Gözcü, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde yaşanan Kurtuluş Savaşı ve milli egemenlik anlayışının ön plana çıkması ve 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanı ile birlikte modernleşme hedefleri ve bu süreçte yapılan reformları anlattı.

Doç. Dr. Alev Gözcü, Cumhuriyet döneminde kadınların sosyal, ekonomik ve siyasi haklarının genişletilmesi, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi ve bu hakkın tarihteki önemi, kadınların eğitimde ve iş hayatında yer alması için yapılan reformlar ve bu durumun toplumsal hayata etkileri, Cumhuriyet dönemi Türkiye’sinde, kadının toplumdaki rolünü örneklerle katılımcılara sundu. 

Doç. Dr. Alev Gözcü, Cumhuriyetin kazanımlarının korunması ve gelecekteki hedefler konusunda da bilgi verdi. Konferans Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Semih Çınar’ın Doç. Dr. Alev Gözcü’ye teşekkür belgesi vermesiyle sona erdi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

EÜ’de “Benim En Büyük Eserim Türkiye Cumhuriyetidir” konferansı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
21. Türkiye Kuş Konferansı Ankara’da Gerçekleşti. https://kocaelibasin.com.tr/21-turkiye-kus-konferansi-ankarada-gerceklesti/ Mon, 21 Oct 2024 13:50:10 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/21-turkiye-kus-konferansi-ankarada-gerceklesti/ Bu yıl 21.

21. Türkiye Kuş Konferansı Ankara’da Gerçekleşti. yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Bu yıl 21.si gerçekleşen Türkiye Kuş Konferansı’nda yaban hayatı suçlarıyla mücadele örnekleri, yaban hayatı suçları mevzuatları, arkeolojik kalıntılarda elde edilen kuş kalıntıları, yapay zeka ve doğa ilişkisi ve genetik çalışmalara kadar pek çok konu işlendi. Konferansın üçüncü günü ise katılımcılarla Mogan Gölü’nde kuş gözlem yürüyüşü gerçekleştirildi. Mogan Gölü’nün güncel durumu, gölün ekolojisi ve mevcut tehditleri değerlendirildi. Yürüyüşte katılımcılar bahri, sakarmeke, elmabaş patka, pasbaş patka, çamurcun, küçük batağan gibi türler gözlemledi.

 

‘Yaban hayatı suçları çoğu ülkede olduğu gibi Türkiye’de de önemli bir tehdit.’ 

Türkiye Kuş Konferansı hakkında açıklama yapan Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç; “Yaban hayatı suçları, Türkiye’de de küresel örneklerle benzer şekilde ciddi bir tehdit oluşturuyor. Türkiye’nin geniş coğrafi yapısı ve sahadaki insan kaynağının yetersizliği, bu suçlara ilişkin veri toplanmasını zorlaştırıyor ve tehdidin boyutlarının yalnızca tahminlere dayandırılmasına yol açıyor. Yasadışı öldürme, yakalama ve ticaret faaliyetleri gibi aşırı istismar uygulamaları, kuşların küresel çapta neslinin tükenmesindeki başlıca faktörler arasında yer alıyor.

Doğrudan ya da dolaylı yollarla zehirlenme, yasadışı veya yasal avlanma, kaçırma gibi uygulamalara maruz kalan yaban hayvanlarının popülasyonundaki kayıplar tam olarak tespit edilemiyor. Türkiye genelinde bu tehditlerin boyutlarının bilimsel olarak belirlenmesi ve buna bağlı olarak politika yapıcılar tarafından uygun koruma tedbirlerinin geliştirilmesi gerekiyor. Doğa Derneği’ne yaban hayatı suçlarıyla ilgili düzenli olarak ihbarlar ulaşmakta olup, bu ihbarların sayısında son yıllarda belirgin bir artış gözlenmekte.

Bu yılki Konferans, bu suçlar konusunda çalışan uzmanlar, akademisyenler ve kuş gözlemcileri bir araya getirdi. Üniversite öğrencilerinin ilgisinin yüksek olduğu bu etkinlikte, onların katılımı bizim için çok değerliydi. Gençlerin doğaya ve yaban hayatına gösterdiği ilgi, geleceğe yönelik umutlarımızı arttırıyor ve bu konuda birlikte çalışmanın önemini bir kez daha gösteriyor. Gerçekleşen bu işbirliği, yaban hayatı koruma çalışmalarında atılacak adımlar açısından büyük önem taşıyor.”

Doğa Derneği’nin düzenlediği konferansın ortakları arasında; Gazi Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuş Gözlem Topluluğu ve Gazi Üniversitesi Biyolojik Takip ve Araştırma Topluluğu yer alıyor.

 

Konferans, Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı ve GEF Küçük Destek Programı tarafından desteklenmiştir.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

21. Türkiye Kuş Konferansı Ankara’da Gerçekleşti. yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
“Uluslararası Stratejik Yönetim Konferansı” Öncesinde Sabancı Üniversitesi’nden Sürdürülebilirlik Konulu Çalıştay https://kocaelibasin.com.tr/uluslararasi-stratejik-yonetim-konferansi-oncesinde-sabanci-universitesinden-surdurulebilirlik-konulu-calistay/ Mon, 21 Oct 2024 09:59:56 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/uluslararasi-stratejik-yonetim-konferansi-oncesinde-sabanci-universitesinden-surdurulebilirlik-konulu-calistay/ Sabancı Üniversitesi, stratejik yönetim alanında dünyanın en büyük organizasyonu olan Stratejik Yönetim Topluluğu’nun (The Strategic Management Society) düzenlediği 44.

“Uluslararası Stratejik Yönetim Konferansı” Öncesinde Sabancı Üniversitesi’nden Sürdürülebilirlik Konulu Çalıştay yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Sabancı Üniversitesi, stratejik yönetim alanında dünyanın en büyük organizasyonu olan Stratejik Yönetim Topluluğu’nun (The Strategic Management Society) düzenlediği 44. Uluslararası Stratejik Yönetim Konferansı’nın ön etkinlikleri kapsamında sürdürülebilirlik çalıştayı organize etti. Sakıp Sabancı Müzesi’nde 18 Ekim’de gerçekleşen “Sustainability at the Crossroads: What is Next?” etkinliğine, sürdürülebilirlik ve yönetim bilimleri alanında dünya çapında tanınmış akademisyenler ve lider şirketlerin üst düzey yöneticileri ana konuşmacı ve panelist olarak katıldı. Ayrıca, akademi ve iş dünyasından değerli isimlerden oluşan çalışma grupları ile katılımcılara bağlantı kurma imkânı sunuldu. 

Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen çalıştayın ilk bölümünde, sürdürülebilirlik alanındaki en güncel araştırma konuları ve bu konuların sonuçları paylaşıldı. Çalıştayın devamında, sürdürülebilirlik konusunda lider olan şirketlerin üst düzey yöneticileri, pratik gelişmeler hakkında bilgi verdi. Özellikle gelişmekte olan piyasalara ve Türkiye’ye dair özel bir oturumda, sürdürülebilirliğin nasıl rekabet avantajına dönüştürülebileceği ele alındı. Çalıştayın son oturumunda ise sürdürülebilirlik stratejilerinin uygulanmasının zorlukları ve faydaları üzerinde duruldu. Liderler, kurumsal kültür ve stratejilerin nasıl dönüştüğüne dair deneyimlerini paylaştı.

 

“Önemli bir yol ayrımındayız”

 

Çalıştayın açılışında söz alan Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi (YBF) Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Toker şu görüşleri dile getirdi: 

“Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi’nde vizyonumuz, yenilikçi araştırma ve etkili öğretimi bütünleştiren dünya standartlarında bir akademik ortam yaratmak. Ayrıca, toplumsal etki yaratmada iş dünyasının ve toplumun ihtiyaçlarına yanıt vermenin öneminin de farkındayız. Okulumuz bu hedeflere ulaşmak için dijital dönüşüm, iş analitiği, girişimcilik ve sürdürülebilirlik olmak üzere dört temel alana odaklanıyor. Bunlar arasında kritik bir odak noktası olarak öne çıkan sürdürülebilirlik ise giderek artan zorluklar nedeniyle her zamankinden daha da önemli konumda. Bu zorlukların gezegenimiz ve toplumlarımız üzerindeki etkilerine her geçen gün daha fazla tanık oluyoruz. Özetle, sürdürülebilirlik uygulamaları benimsemenin artık sadece bir seçenek değil, yaşanabilir bir gelecek sağlamak için temel bir gereklilik olduğu anlaşılmış durumda.

Öte yandan etkinliğimizin adında da vurgulandığı üzere, sürdürülebilirlik bugün gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler, akademi ve endüstri arasındaki fay hatlarıyla belirginleşen çok önemli bir kavşak noktasında duruyor. Seçkin akademisyenlerle iş dünyasından liderleri bir araya getiren bugünkü çalıştayımız da sürdürülebilirlik alanındaki en son araştırma ve pratik gelişmeleri ilk elden öğrenme fırsatı sunarak bu amaca hizmet ediyor. İklim değişikliği ve kaynakların tükenmesi gibi küresel zorluklar devam ederken, sürdürülebilirlik gelişmekte olan pazarlarda kritik bir rekabet avantajı olarak öne çıkıyor. Bu nedenle işletme yöneticileri ve akademisyenler arasında bir diyalog ortamı yaratmamızın değerli bir fırsat olduğunu düşünüyor, bu iş birliğinin sürdürülebilirlik açısından sırada neler olduğunu tanımlamak ve yaklaşımlarımızı gözden geçirerek önemli adımlar atmaya yönelteceğine inanıyoruz.”

Teknoloji, sürdürülebilirlik ve iş dünyasının kesişiminin son derece kıymetli olduğunu belirten Sabancı Holding Mobilite Çözümleri Grup Başkanı ve Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Cevdet Alemdar, özellikle enerji ve kaynak yönetiminde teknolojik gelişmeler yoluyla çevresel ve sosyal zorlukların ele alınmasının aciliyetine dikkat çekti. İş modellerinde ve yatırım stratejilerinde sürdürülebilir uygulamalara geçiş yapılması çağrısında bulunan Alemdar, âtıl kalmanın muhtemel sonuçlarına değinerek “Yeni iş modellerine ve teknolojilerine ilişkin bu anlayışı kavramak gelecek açısından kritik önem taşıyor. Bunu yapamayanlar, yapabilenlerin ya müşterileri ya da düşük maliyetli iş ortakları konumunda olacak” dedi. Alemdar söz konusu hedeflere ulaşmak için endüstri, hükümet ve halk arasında iş birliğine de vurgu yaptı.

“Strateji ve Sürdürülebilirlik: Akademik Bakış” başlıklı oturumun moderatörlüğünü yürüten Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi’nden Doç. Dr. Remzi Gözübüyük, panel öncesinde sürdürülebilirlik stratejilerinin öneminin giderek arttığını belirterek “Sürdürülebilirlik konusu, SMS web sitesinde ele alınan 6 büyük başlıktan biri konumunda. Konferans süresinde gerçekleştirilecek oturumların yüzde 20’den fazlasının bu sürdürülebilirlik ve strateji konusuna ayrılmış olması da bu önemi ortaya koyuyor. Bugün zamanlarını bu alandaki araştırma, eğitim ve aktivitelere vakfetmiş öncülerden oluşan panelistlerimizle bu iki kavram arasındaki etkileşimi ele alıyoruz” ifadelerini kullandı.

 

“Strateji ve Sürdürülebilirlik: Sektör Liderlerinden Görüşler” oturumunda ise sürdürülebilirlik konusu iş dünyasının önde gelen kurumlarının temsilcileri tarafından tartışıldı. Moderatörlüğü üstlenen Erasmus University Rotterdam School of Management’tan Prof. Dr. Murat Tarakçı’nın etkinlikte bulunan akademisyenler ve panele katılan iş insanlarına yaptığı “Hep birlikte nasıl daha iyi bir gelecek yaratabileceğimize odaklanalım” çağrısıyla başlayan oturum, sürdürülebilirlik ve etik ekseninde devam etti. Çevre bilincinin önemine dikkat çeken panelistler, daha iyi bir gelecek için sürdürülebilirliğin iş stratejilerine entegre edilmesinin gerekliliğini vurguladı.

 

Etkinlik kapsamında düzenlenen “Gelişmekte Olan Piyasalarda Sürdürülebilirlik” başlıklı panel ise Northeastern University’den Prof. Alvaro Cuervo-Cazurra tarafından yönetildi. Moderatörün ortaya koyduğu “Gelişmekte olan ülkelerde sosyal etki mi yoksa çevresel etki mi daha önemlidir?” tartışması ekseninde gerçekleşen oturumda, panelistler görüşlerini paylaştı. İzleyicilerin soru-cevap bölümündeki katılımıyla etkileşimli şekilde devam eden panel sonrasında yapılan oylamada her iki görüşün eşit şekilde paylaşıldığı görüldü.

 

Çalıştay çerçevesinde düzenlenen “Sahadan Hikayeler: Sürdürülebilirlik Yolculukları” başlıklı son oturumu, Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi CGFT – Kurumsal Yönetim Forumu Merkez Direktörü Doç. Dr. Ata Can Bertay yönetti. ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) faktörlerin ve sürdürülebilirliğin çeşitli yönlerinin tartışıldığı oturumda; son dönemde bazı pazarlarda ESG’den uzaklaşmanın nedenlerini ve bunun küresel şirketler ve gelişmekte olan pazarlar açısından olası etkileri, veri toplamanın ve ölçümün önemi ile sürdürülebilirliğin teşvik edilmesinde işletmelerin rolünün yanı sıra yasal düzenlemelerin ve politikaların etkisi ile paydaş katılımının önemi konuları ele alındı.

 

Etkinliğin kapanış konuşmasını gerçekleştiren, Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi Hüsnü Paçacıoğlu Kürsüsü Başkanı Doç. Dr. Nüfer Yasin Ateş şunları söyledi: “Bugünkü buluşmamız, sürdürülebilirlik alanındaki zorlukları aşabilmek için tüm paydaşların aynı kararlılık ve daha da sıklıkla bir araya gelebilmesinin yararını ve önemini net şekilde ortaya koyuyor. Çalıştayımıza katılan tüm izleyicilere, panelistlere ve hiç kuşkusuz bu organizasyonda emeği bulunan herkese Sabancı Üniversitesi ve Yönetim Bilimleri Fakültesi adına teşekkür ediyorum.” 

 

80 ülkeden 3000’den fazla akademisyen ve profesyonel üye 

Stratejik Yönetim Topluluğu, 80’in üzerinde ülkeden 3000’den fazla akademisyen ve profesyonel üye ile temsil ediliyor ve stratejik yönetim anlayışının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla çalışmalar yürütüyor.

 

Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi de araştırmaları, programları ve mezunları ile hem Türkiye’de hem de dünyada yönetim uygulamalarına ve bilgisine katkıda bulunmayı sürdürüyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

“Uluslararası Stratejik Yönetim Konferansı” Öncesinde Sabancı Üniversitesi’nden Sürdürülebilirlik Konulu Çalıştay yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
21. Türkiye Kuş Konferansı 18-20 Ekim 2024’te Yaban Hayatı Suçları ve Kuşlar temasıyla Ankara’da. https://kocaelibasin.com.tr/21-turkiye-kus-konferansi-18-20-ekim-2024te-yaban-hayati-suclari-ve-kuslar-temasiyla-ankarada/ Mon, 14 Oct 2024 11:49:57 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/21-turkiye-kus-konferansi-18-20-ekim-2024te-yaban-hayati-suclari-ve-kuslar-temasiyla-ankarada/ Doğa Derneği’nin organize ettiği 21.

21. Türkiye Kuş Konferansı 18-20 Ekim 2024’te Yaban Hayatı Suçları ve Kuşlar temasıyla Ankara’da. yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Doğa Derneği’nin organize ettiği 21. Türkiye Kuş Konferansı, Gazi Üniversitesi ev sahipliğinde 18-20 Ekim 2024’te Ankara’da gerçekleşiyor. 3 gün sürecek konferansa 30 akademisyen ve uzman sunumlarıyla katkı koyacak. Van, Denizli, Bolu, Muğla, İstanbul, Edirne, Uşak ve Gaziantep gibi Türkiye’nin farklı illerinden 300’den fazla katılımcının kayıt yaptırdığı konferans, Türkiye’deki yaban hayatı suçlarına dikkat çekmeyi, bu suçlara karşı işbirlikleri oluşturmayı hedefliyor.

 

20 yılı aşkındır sürdürülen Türkiye Kuş Konferansı, ülkemizin kuşlarının ve onlar için özel önem taşıyan Önemli Doğa Alanları’nın izlenmesi, korunması, yeni iş birliklerinin başlatılması, deneyim paylaşımı ve kuşlara, ekosistemlere ilgi duyanlar için ortak iletişim platformu görevi görüyor. 21.si gerçekleşecek olan Türkiye Kuş Konferansı, bu sene yaban hayatı uzmanları, biyologlar, karar vericiler, yerel belediyeler, jandarma ve emniyet mensuplarını bir araya getirecek. 

 

Yaban Hayatı Suçları ve Kuşlar temasıyla düzenlenen konferansın ilk iki günü Dünya Kuşları Koruma Kurumu ortakları (BirdLife International) dahil olmak üzere Türkiye ve yurtdışından katılımcıların sunumlarıyla geçecek. Konferansta pek çok konuda sunumlar gerçekleşecek; farklı ülkelerde yaban hayatı suçlarıyla mücadele örneklerinden nesli tehlike altındaki dalıcı ördeklerin ekolojisine, genetik çalışmalardan yapay zekaya, sanatta kuş yuvalarının incelemesinden edebiyattaki yaban hayatı suçlarına kadar geniş bir kapsamda çalışmalar sunulacak. Üçüncü gün ise Mogan Gölü Önemli Doğa Alanı’nda kuş gözlem gezisi yapılacak. 

 

‘Yaban hayatı suçları çoğu ülkede olduğu gibi Türkiye’de de önemli bir tehdit.’

21. Türkiye Kuş Konferansı hakkında açıklama yapan Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç; ‘Dünya Kuşları Koruma Kurumunun (BirdLife International) 54 ülkede binlerce uzman ve gönüllüyle hazırladığı Avrupa Kuşları Kırmızı Listesi’nde, Avrupa’daki her beş kuştan biri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Yasadışı öldürme, yakalama ve ticaret dahil olmak üzere aşırı istismar; küresel olarak kuşların soyunun tükenmesindeki en önemli etkenlerden biri. 

Yaban hayatı suçları çoğu ülkede olduğu gibi Türkiye’de de önemli bir tehdit. Ancak geniş bir coğrafya olması ve insan kaynağı eksikliği nedeniyle veriler yetersiz, tehdidin şiddeti sadece tahminlere dayanıyor. Doğrudan ya da dolaylı olarak zehirlenen, yasal ya da yasadışı olarak avlanan ve kaçırılan yaban hayvanlarının sayısı tam olarak bilinmiyor. Bu tehdidin Türkiye çapında şiddetinin belirlenmesi, karar vericiler tarafından önlemlerin alınması gerekiyor. Doğa Derneği’ne sıklıkla yaban hayatı suçlarına yönelik ihbarlar geliyor ve son yıllarda bu ihbarların sayısı artıyor. Bu yılki Konferans bu suçlar konusunda çalışan uzmanlar, gönüllüler ve yetkilileri bir araya getirmeyi ve çözüm önerilerinin konuşulmasını amaçlıyor. Bu amaçla gerçekleştireceğimiz Konferansın Düzenleme Kurulu Üyeleri olan Prof. Dr. Selami CANDAN, Prof. Dr. Burçin Aşkım GÜMÜŞ, Dr. Erhan Doğan ERSOY ve Umut Ali DAĞ’a teşekkür ederiz.’’ dedi.

 

Doğa Derneği’nin düzenlediği konferansın ortakları arasında; Gazi Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuş Gözlem Topluluğu ve Gazi Üniversitesi Biyolojik Takip ve Araştırma Topluluğu yer alıyor. Konferans, Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı ve GEF Küçük Destek Programı tarafından destekleniyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

21. Türkiye Kuş Konferansı 18-20 Ekim 2024’te Yaban Hayatı Suçları ve Kuşlar temasıyla Ankara’da. yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>