?>
?>
Moderatörlüğünü Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Sekreteri ve Nevşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Bayram Ekici’nin yaptığı Gazeteciler Ahmet Levent Menekşe ve Erdal Kesici’nin sorularıyla katıldığı programda Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, göreve geldiği ilk günden itibaren hesap verilebilir erişilebilir bir karar alma anlayışıyla örnek bir yönetim sergiliyor.
Şeffaf Belediyecilik uygulamasıyla Nevşehir halkından büyük takdir toplayan Başkan Arı, yaklaşık 3 saat süren Nevşehir Günlüğü programında vatandaşların ve gazetecilerin merak ettiği bütün sorulara içtenlikle ve samimiyetle cevap verdi.
Lale Haber Tv ve Muşkara Haber Tv dijital platformlarından canlı olarak yayınlanan program izlenme sayısı olarak da Nevşehir tarihinin en üst rakamlarına ulaştı.
Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, “Ramazanda “Gönüller bir, soframız bir” iftar çadırı ve ihtiyaç sahibi ailelere yapılan yardımlar, Şehrimizdeki siyasette, birlik beraberlik ve kardeşlik ortamı yönünde atılan adımların şehrimize katkıları, Cevher Dudayev Mahallesindeki DSİ tarafından yürütülen, maliyeti belediye tarafından karşılanan altyapı projesinde son durum ve konuyla ilgili yürütülen çalışmalar, Trafiğin yoğun yaşandığı Osmanlı Caddesi ve caddenin asfaltlamasıyla ilgili detaylar, Karasoku ve Kentsel Dönüşüm Projesi ile ilgili son durum ve bundan sonraki süreçte proje nasıl ilerleyecek, Yoğun trafik sıkışıklığı yaşanan kentte “Katlı Otopark” konusunda yürütülen çalışmalar ne aşamada, Kahveci Dağındaki son durum nedir? Gelişmiş birçok kentte bulunan kent konseylerinin ilimizde kurulması noktasında ne gibi çalışmalar yürütülüyor, Belediye Hizmetleri ve Projeler konusunda belediyenin bugün ki mali durumu, Nevşehir Sanayi konusunda son durum, Esnaf ziyaretlerinde halkın ve vatandaşın memnuniyeti ve vatandaşlardan gelen talepler neler, Nisan ayından itibaren şantiye alanına dönecek dediğiniz Nevşehir’de ne gibi projeler hayata geçecek” konu başlıklarına ve sosyal medya üzerinden gelen onlarca soruya detaylarıyla ve içtenlikle cevap verdi.
Başkan Rasim Arı’nın konuk olduğu “Nevşehir Günlüğü” programının tamamını Lale Haber Tv ve Muşkara Haber Tv dijital platformlarının youtube kanalları ve facebook sayfaları üzerinden izleyebilirsiniz…
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Başkan Rasim Arı, Nevşehir Günlüğü’nün Konuğu Oldu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Borusan Holding’in “Geleceğe İlham Buluşmaları”nın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü özel bölümüne konuk olan Doç. Dr. Şebnem Özdemir, veriye dayalı yapay zekanın mevcut durumda kadınları yeterince temsil etmediğini ve bu durumun değişmesi için toplumsal bilinçlenmenin şart olduğunu vurguladı.
Borusan Holding’in iklim, insan ve inovasyon odak alanları doğrultusunda hayata geçirdiği “Geleceğe İlham Buluşmaları” video serisinin yeni bölümü yayınlandı. Sürdürülebilirliği farklı açılardan ele alan serinin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü özel bölümüne, yapay zeka ve veri bilimi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Şebnem Özdemir konuk oldu. Özdemir, yapay zeka ve toplumsal cinsiyet eşitliği ilişkisini derinlemesine inceleyerek, yapay zekanın mevcut veri setlerinin erkek egemen bir bakış açısıyla oluşturulması nedeniyle kadınlara karşı önyargılı olduğunu vurguladı. Ayrıca, kadınların yapay zeka ve veri bilimi alanlarında daha fazla yer almasının, bu önyargıları kırmak ve daha adil bir yapay zeka ekosistemi oluşturmak için kritik önem taşıdığını belirtti.
Kadınların üretken yapay zeka ile daha fazla etkileşime girmesi gerektiğini ifade eden Özdemir, kadınların bu teknolojiyle ilişkisi ve geleceğine dair çarpıcı bir değerlendirme yaptı: “Belirli görevleri yerine getirmek üzere tasarlanmış, sınırlı bir alanda uzmanlaşmış yapay zeka türünü ifade eden yapay dar zeka şu an verileri erkek egemen bir insanlıktan aldığı için kadına karşı önyargılı. Eğer toplum kadına bakış açısını değiştirmezse, kız çocuklarının teknolojide daha fazla yer almasını sağlamazsa, kadınların bilişim alanlarında yer almasını desteklemezse, bilişim alanlarında öncü olacak kadınlara daha fazla yer açılmazsa veri temelli dediğimiz bu yapay dar zeka uzun bir süre daha kadını görmeyecek.”
EKOIQ Genel Yayın Yönetmeni Barış Doğru’nun moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşi boyunca Özdemir, yapay zeka, veri bilimi, yönetim bilişim sistemleri, karar verme ve matematiksel modelleme gibi alanlardaki uzmanlığı ve deneyimleri ile yapay zeka ve toplumsal cinsiyet eşitliği ilişkisi hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Borusan Holding, sürdürülebilirliği iş süreçlerinin merkezine alarak hem çevreye hem de topluma duyarlı bir yaklaşım benimsiyor. Bu kapsamda hayata geçirdiği “Geleceğe İlham Buluşmaları”nda, farklı alanlardan uzman isimler, sürdürülebilirlik konusundaki en güncel gelişmeleri ve geleceğe dair vizyonlarını paylaşıyor. Her ay gerçekleşen buluşmalarda toplumsal cinsiyet eşitliği, gençler ve iklim krizi, doğa ve insan ilişkisi, insan ve teknoloji, kültür ve sanat odağında sürdürülebilirlik gibi farklı konular ele alınırken, iş dünyası ve toplumun sürdürülebilir bir gelecek için birlikte hareket etmesinin önemi vurgulanıyor.
Geleceğe İlham Buluşmaları”nın yeni bölümü, Borusan Holding’in YouTube kanalından izlenebilir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
“Geleceğe İlham Buluşmaları”nın konuğu Doç. Dr. Şebnem Özdemir yapay zeka ve toplumsal cinsiyet eşitliği ilişkisini anlattı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>lk olarak saat 16.30’da Ekonomi Üniversitesi Konferans Salonu’nda kadın sorunları ile ilgili söyleşi gerçekleştirecek olan sanatçı, saat 20.00’de de aynı salonda ikili ilişkilere kadınların bakışını mizahi olarak anlatan “Plastik Aşklar” adlı komedi oyununu sahneleyecek. Söyleşide Başar’a, oyuncu Yüksel Ünal, tiyatro oyununda ise oyuncu Ebru Kural eşlik edecek. Ali Cüneyd Kılcıoğlu tarafından yazılan oyunun yönetmenliğini ise Orçun Uçal yapıyor.
Plastik Aşklar Ekibi, oyunu şu sözlerle anlatıyor: “Usta oyuncu Oya Başar’ın ve başarılı oyuncu Ebru Kural’ın muhteşem performansı ile kendinizden çok şey bulacağınız bir kahkaha tufanına hazır olun. Bizden, bizim içimizden sımsıcak bir komedi… Kendinizle ne kadar barışıksınız ya da küs? Hiç düştünüz mü içinizdeki terk edilişin tuzağına? Plastik Aşklar, tıpkı yaşadığımız zamandaki aşklar gibi…
Bu yapaylıkla dalga geçebildiniz mi? Gittiğiniz her ortamda, hayatın en ortasında yüzünüze iliştirdiğiniz bir Mona Lisa gülüşüyle sıyrılabildiniz mi tüm olumsuzluklardan, aşktan, sevdadan? Bir tarafta eğitimli, kültürlü, hayatla eğlenebilen, avam ama bir o kadarda alaturka bir kadın; diğer tarafta çekingen, kendini savunmaktan korkan, geleneklerden bihaber saf bir kadın…
Mayıs ayı, Hıdırellez günü, doğa uyanmaya baharı getirmeye hazırdır. Farklı geçmişlerden, farklı serüvenlerden gelen bu iki kadın kendi baharlarını, karşılaştıkları bu gecede acaba neye evirecekler? Ödüllü komedi oyunu ”Plastik Aşklar” seyirciye unutamayacağı dakikalar vadediyor.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
8 Mart’ta Balçova’nın konuğu Oya Başar olacak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Jovana Stevanović’in sağ kuadriseps bölgesindeki ağrısı nedeniyle gerçekleştirilen muayenesinde 1. derece zorlanma görülmüş olup salı gününe kadar fizik tedavi ve izometrik egzersizlerle antrenmanlarına devam etmesi planlanmaktadır.
Maç öncesi açıklamalarda bulunan Eczacıbaşı Dynavit Başantrenörü Ferhat Akbaş; “Aydın her zaman çok zorlu maçlar yaptığımız ve saygı duyduğumuz bir ekip. Bu sefer kendi evimizde seyircimizin de desteğiyle iyi bir sonuç, iyi bir mücadele olmasını istiyoruz. Bu haftaki süreçte bazı hastalık ve sakatlık konularıyla uğraştık ama maç saatine kadar tüm oyuncularımızın hazır olacağını tahmin ediyoruz” dedi.
Eczacıbaşı Dynavit karşılaşması 2 Şubat Pazar günü, saat 18.00’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cebeci Spor Kompleksi’nde oynanacak. Karşılaşma, TVF Voleybol TV YouTube kanalından canlı yayınlanacak.
Eczacıbaşı Dynavit – Aydın BŞB.
Vodafone Sultanlar Ligi 19. Hafta Karşılaşması
2 Şubat 2025 Pazar, 18.00
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cebeci Spor Kompleksi
Maç Yayını: TVF Voleybol TV YouTube
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Eczacıbaşı Dynavit’in konuğu Aydın BŞB. yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Borusan Holding, sürdürülebilirliği iş süreçlerinin merkezine alarak hem çevreye hem de topluma duyarlı bir yaklaşım benimsiyor. Bu kapsamda hayata geçirdiği “Geleceğe İlham Buluşmaları”nda, farklı alanlardan uzman isimler, sürdürülebilirlik konusundaki en güncel gelişmeler ve geleceğe dair vizyonlarını paylaşıyor. EKOIQ Genel Yayın Yönetmeni Barış Doğru’nun moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide 2025 yılının ilk konuğu Borusan Sanat Müdürü Aydın Dorsay oldu.
Sanat odağındaki bu yeni bölüm, sürdürülebilirlik kavramının sadece çevresel etkilerle sınırlı kalmadığı, kültürel ve sanatsal değerlerin korunmasının da bu kavramın ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı. Buluşmanın konuğu Dorsay, Borusan Sanat’ın misyonunu ve bu doğrultuda hayata geçirdikleri projeleri, dünya çapında tanınan müzik toplulukları BİFO, Borusan Quartet ve yeni bir müzik deneyiminin merkezi haline gelen Borusan Müzik Evi’ni anlattı. Programda, Borusan Sanat’ın müziğin icrasını desteklemesinin yanı sıra; genç yeteneklerin keşfedilmesi, yeni eserlerin yaratılması ve müziğin daha geniş kitlelere ulaştırılmasına katkıda bulunduğu aktarıldı. Dorsay, bu bağlamda Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın çeyrek asırlık yolculuğunun, Borusan Quartet’in özgün yorumlarının ve Borusan Müzik Evi’nin müzikseverlere sunduğu benzersiz deneyimlerin, sanatın sürdürülebilirliğini destekleyen önemli unsurlar olduğunun altını çizdi.
Her ay gerçekleşen “Geleceğe İlham Buluşmaları”nda toplumsal cinsiyet eşitliği, gençler ve iklim krizi, doğa ve insan ilişkisi, insan ve teknoloji, kültür ve sanat odağında sürdürülebilirlik gibi farklı konular ele alınırken, iş dünyası ve toplumun sürdürülebilir bir gelecek için birlikte hareket etmesinin önemi de öne çıkarılıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Borusan’ın “Geleceğe İlham Buluşmaları”nda senenin ilk konuğu Borusan Sanat Müdürü Aydın Dorsay oldu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Nilüfer Belediyesi’nin Edebi Kazılar söyleşileri, her ay farklı bir edebiyatçıyı okurlarla buluşturmaya devam ediyor. Bu ay öğretmen, yazar ve şair Hidayet Karakuş, Nilüferli okurlarla buluştu. Moderatörlüğünü Nahit Kayabaşı’nın yaptığı söyleşide; Karakuş’un, Yunus Nadi Roman ödülünü alan son romanı, Cumhuriyetin kuruluş yıllarında geçen ve o yılların koşullarını anlatan, “Bana Bir Resmini Yolla” konuşuldu. Akkılıç Kütüphanesi’nde düzenlenen söyleşiye, edebiyatseverler ilgi gösterdi.
Söyleşide romanın çıkış noktasını ve yazma sürecini paylaşan Hidayet Karakuş, “Bu romanı 20-25 yıldır düşünüyorum. Yazma süreci de 2 yılı aştı. Babam askerliğini, 1931 yılında Diyarbakır’da bitirmiş. Ondan sonra, askerden arkadaşı İskilipli İsmail Kartal Amca ile 58 yıl birbirlerini görmeden mektuplaştılar. Onların mektuplaşmaları beni etkilemişti. Ama mektuplaşmalarından yola çıkarak, ben o yıllarda Cumhuriyet devrimlerinin köylere, kasabalara nasıl yansıdığını anlatmak istedim” dedi. Romandaki mektupların tamamen kendi kurgusu olduğunu da dile getiren Karakuş, sadece dil ve anlatım bakımından o dönemi yansıtmaya çalıştığını vurguladı.
“CUMHURİYETE BORÇLUYUZ”
1931-1938 yıllarını anlatan romanı için Cumhuriyet tarihini çok iyi bilmek gerektiğinin altını çizen Karakuş,“Cumhuriyetin devrimlerini, Türkiye’ye getirdiği yenilikleri, insanımıza sağladığı olanakları gözler önüne sermek gerekiyordu. Bugünkü yaşadığımız koşulları, kim nerede nasıl yaşıyorsa yaşasın Cumhuriyete borçludur. Bunu romanda da anlatmaya çalıştım” diye konuştu.
“BİZİM ROMANIMIZI YAZDIM”
Roman yazım tekniği hakkında da konuşan Hidayet Karakuş, “Biz romanı Batıdan aldık. Özellikle Tanzimat sonrası romanlar, Batıdan aldığımız klasik romanın yapısı içindedir. Ama yazdıkları konular anlattıkları insanlar, bizim insanlarımızdır. Ben diliyle, anlatımıyla, kurgusuyla, anlattığı gerçekliği ile bizim olan Türk romanını yazmaya çalıştım. Örneğin Yaşar Kemal’de bu vardır. Ortaya koyduğu romanların, batıdan ayrılan farklı bir yanı vardır. Ben de bizim romanımızı yazmak istedim” dedi.
Söyleşi sonunda gelen soruları da yanıtlayan Hidayet Karakuş, okuyucuları için kitaplarını da imzaladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Edebi Kazılar’ın bu ayki konuğu Hidayet Karakuş oldu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Ege Sanayicileri ve İşinsanları Derneği’nin (ESİAD) konuğu oldu. ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu ve ESİAD üyeleriyle buluşan Başkan Dr. Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kente dair yol haritasını anlattı; Egeli sanayicilerin sorularını yanıtladı. Başkan Tugay, toplantıda körfez temizliği, ulaşım, deprem, altyapı, atık yönetimi gibi konulardaki eylem planları hakkında konuşurken, Büyükşehir’in kurumsal gücü, yapılanması, bütçesi ve hedefleriyle ilgili sorulara yanıtlar verdi.
“İZPA’yı belediyenin bir alt kurumu olarak görmeyin”
Kamu yönetimi ile sivil toplumun, akademinin, özel sektörün iş birliği içinde olmasının şart olduğunu söyleyen Başkan Cemil Tugay, “Bu olmadıkça istenilen başarı düzeyi yakalanmaz. Ancak kurumlar arası iş birliği çok kolay olan bir şey değil. Biz tam bunun merkezine İzmir Planlama Ajansı’nı (İZPA) oturttuk. İZPA şu ana kadar hatırı sayılır bir mesafe aldı. Daha fazlası için birlikte çalışmaya ihtiyacımız var. İZPA’yı belediyenin bir alt kurumu olarak görmemenizi, belediyenin özellikle sivil toplum ve akademiyle kesişme noktasında koordinasyon görevi gören bir birim olarak görülmesini dilerim. İZPA, insanlara güvenilir veri sunacak. O veriye dayanarak hep beraber karar vereceğiz. Şu an onlarca harita, yüzlerce veri hazırlanıyor. İzmir’in bugününün sorunlarını çözmek için yapılması gerekenler ve geleceğine yön vermek için nasıl bir vizyon sahibi olmamız gerektiğine dair bize bir altlık verecek” ifadelerini kullandı.
“Kentsel dönüşümde çözüm üretiyoruz”
İzmir’de acil çözüm bekleyen sorunlar ile ilgili bilgilendirme yapan Başkan Tugay, “Öncelikli olarak İzmir Körfezi’nin eylem planıyla meşgulüz. İzmir’in trafik ve ulaşımıyla ilgili bir Ulaşım Master Planı başlatırken, diğer taraftan noktasal problemleri tespit edip birer birer çözümler üretmeye çalışıyoruz. Öncelikleri doğru belirlemeye çalışıyoruz. Kentsel dönüşüm sorunumuz var. Önemli adımlar attık, yakın zamanda inşaatların yapımına başlayacağız. İki buçuk yıl içinde konutları teslim etmeyi planlıyoruz” diye konuştu.
“Yüksek riskli olduğu tespit edilmiş binalarla ilgili işlemler yapacağız”
İzmir’in depreme dirençli bir kent olma yolundaki planlamalarını anlatan Başkan Tugay, “İzmir’in Deprem Master Planı ile ilgili çalışmamız var. Deprem Master Planı’nın bir kısmı kenti dirençli hale getirmek, deprem riski yüksek alanlarda dönüşümü sağlamak için yapılan çalışmalar. Bir kısmı da olası bir afet durumunda şehirde yaşanacaklarla ilgili bir afet eylem planı hazırlığı. Bu iki alanda Deprem Master Planı çalışması yürüyor. Yakında çok radikal bazı adımlar atacağız. Yüksek riskli olduğu tespit edilmiş binalarla ilgili resen işlemler yapmayı planlıyoruz. Bu İzmir tarihinde ilk kez olacak. Ama bunu yaparken de vatandaşlarımızın dönüşümle ilgili yapacağı işleri kolaylaştırmak için adımlar atacağız. Güçlendirmeyle ilgili uygun fiyatlı opsiyonları belediye olarak sunacağız. Deprem konusunda riskli olan binalarda eğer belediyeden isterlerse yıkımı belediye yapacak. Kentsel dönüşüm yasasında bir kira yardımı var. Onun üzerine biz belediye olarak da artı bir yardım yapacağız. Bazı yerlerde de imar plan revizyonu yapacağız. Tüm bu çalışmalarla kentsel dönüşümün önünü açacağız” ifadelerini kullandı.
“İzmir tarihinde hiç yapılmamış bir altyapı çalışmasını yapacağız”
Kentin altyapı yatırımları hakkında bilgi veren Başkan Tugay, “Hükümetin ön anlaşma yaptığımız kredileri imzalamasını sağlayabilirsek İzmir’in altyapı probleminin beş yılda yüzde 80 oranında çözüleceğini söyleyebilirim. Bu somut, hesaplara dayalı bir vaattir. Hakikaten İzmir tarihinde hiç yapılmamış bir altyapı çalışmasını yapacağız” dedi.
“Evde atıkların dönüşümü için sistem başlatacağız”
Başkan Tugay, iklim krizi, su politikaları, sağlıklı gıdaya ulaşım, enerji verimliliği gibi sorunlara ilişkin ortak çalışma mesajları da verdi. Başkan Tugay, “Bir Atık Master Planı ile öncelikle en az atığı üretmeyi ve üretilen atığın maksimum dönüşümünü hedefliyoruz. Evde atıkların dönüşmesi için sistem başlatacağız. Burası Türkiye, burada olmaz diyorlar. Burası Türkiye diye bir şey yok. Burası İzmir ve İzmir’de bu olacak. Vatandaşlarımızı bu konuda ikna edeceğim. Ben mesafe alacağımıza inanıyorum. Üzerinde barkodu olan, farklı renklerdeki çöp poşetlerinde ayrıştırılmış atıklar toplanmasını sağlayacağız. Atıklarımızı, toprağı, suyu, havayı kirletmeden toplamayı başardığımız gün biz gerçekten İzmir’i hak etmiş İzmirliler olacağız” diye konuştu.
“Bu şehrin gerçekten vicdanlı muhalefetine ihtiyacım var”
Belediyenin güçlü bir kurum olduğunu söyleyen Tugay, bununla beraber kararlılık ve yaptıklarıyla ilgili toplum desteği gerektiğini belirtti. Şehrin vicdanlı muhalefetine ihtiyacı olduğunu da söyleyen Tugay, “Muhalefet edecekseniz biraz vicdanla edin. Biraz İzmir’e dair saygıyla sevgiyle muhalefet edin. İyi bir şeyler yapmaya çalıştığımızda hemen muhalefet etmeyin. İzmirlilerden en çok beklediğim şey, bu konuda ne yapmaya çalıştığımızı anlamaları, güven duymaları. Ben kahraman falan olmak istemiyorum ama ben bu şehrin yetiştirdiği, bu şehri sevmeyi, saygı duymayı öğrenmiş ve canla başla bu işe soyunmuş biriyim. Değişik saiklerle kuyu kazmaya çalışırsak bir yere gidemeyiz. Bizim birlik beraberlik içinde İzmir için en iyisini nasıl yaparız diye düşünmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.
“Kredi verseler de vermeseler de yapacağız”
Belediyenin bütçe disiplini ve Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda imza bekleyen uluslararası kredileri hakkında soruları da yanıtlayan Başkan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Belediyede gelir gider dengesini sağlamak için pek çok önlem aldık. Henüz devreye almadığımız ama alınca ciddi gelir kaynağı olacak pek çok proje geliştirdik. Varlık yönetimiyle ilgili uluslararası danışmanlık şirketiyle anlaştık. Onlar şu anda çalışıyorlar. Ön anlaşması yapılan ve onay bekleyen kredilerin çoğu genellikle iki ya da üç sene geri ödemesiz, daha sonra 10 yıl vadeli krediler. Asla riskli ve Büyükşehir’i sıkıntıya sokacak adımlar atmıyoruz. Bütçede çok ciddi tasarruflar ve artılar sağlayacağız. Büyük paralardan bahsediyoruz. Size anlattığım işlerin bütçesi çok değil. İzmir Büyükşehir Belediyesi tahmin ettiğinizden çok daha güçlü bir kurum. İyi yönetilirse tahmin ettiğinizden çok daha büyük işler yapabilecek bir kurum. Bundan çok eminim ve iyi işler yapabileceğimize inanıyorum. Kredi verseler de vermeseler de yapacağız. Kredi verirlerse daha hızlı yapacağız.”
“Körfez için yetki istedik, vermezlerse halka şikâyet edeceğiz”
Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi’nde çamur bertarafıyla ilgili bir proje çalışması aşamasında olduklarını, tesisin dördüncü fazını ise nisan ayında hizmete alacaklarını söyleyen Tugay, “Onunla da yetinmeyeceğiz, beşinci faz için de proje ve ihale çalışmalarına bu dönemde başlayacağız. Ondan sonra İzmir’in çok uzun süre arıtma kapasitesi sorunu olmayacak. Güneybatı arıtmanın da kapasitesini artıracağız. Körfez çevresi için bu ikisi yeterli olacak” dedi.
Körfez’i temizlemek için yapılan diğer çalışmalardan da söz eden Tugay “Sanayi kökenli, tarım kökenli bir kirletme var. Gediz’in de kirlilik yarattığı bir gerçek. Kirletmiyor, dış körfeze akıyor deniyor ama yok öyle bir şey. Gediz’den Körfez’e kirli su geliyor. Onunla ilgili arkadaşlar gerekli çalışmayı yapıyor. Bakanlıktan tüm bunların denetimiyle ilgili yetki istedik. Hepsiyle ilgili. Ne kadarını vereceklerini bilmiyoruz. Daha önce arkadaşlar gemilerle ilgili yetki istemiş, olumsuz cevap gelmiş. Mecliste de yetki istemediniz gibi ifadeler kullanıldı. Hemen istiyoruz dedik. Vermezlerse halka şikâyet edeceğiz. Körfez için başka yol yok. Bizim kontrolümüz dışında bir kirlilik oluşmaya devam ediyor” diye konuştu.
ESİAD Başkanı Zorlu: Buradaki herkesin kalbi İzmir için atıyor
Başkan Tugay’ın çağrısına karşılık veren ESİAD Başkanı Sibel Zorlu, “ESİAD olarak 2030 Karbon Nötr Şehri olmayı en başından beri destekliyoruz. Ayrıca bu misyona sahip çıkmanızdan dolayı teşekkür ediyoruz. İzmir’de yeşil enerji, jeotermal, rüzgar ve güneş enerjisiyle ilgili çok verimli projeler var. Biz bunlarda ne kadar artı değer yaratırsak, diğer eksilerimizi kapatmakta o kadar yol almış oluyoruz. İnanmak ve koşturmak gerekiyor. Buradaki herkesin kalbi İzmir için atıyor. Bizler burada verilen görevleri almaya hazırız” diye konuştu.
Nasıl bir İzmir?
ESİAD Başkanı Sibel Zorlu, İzmir’in ülkenin gayrisafi yurtiçi hasılasının yüzde 6’sından fazlasını ürettiğini de belirterek “Türkiye ihracatının yüzde 6,7’sini gerçekleştiren ve dış ticaret fazlası veren kentimiz, Türkiye’nin cari açığının kapatılmasına hizmet ediyor. Sektörel faaliyetlerde çeşitliliği yakalamış durumda. Ancak, küresel rekabet koşullarının artık teknoloji ve inovasyona göre şekillendiği bir dönemdeyiz. Öte yandan iklim değişikliği karşısında sürdürülebilir bir yaşam için yine teknoloji ve inovasyona dayalı çözümler üretilmesi gerekiyor. Bu koşulları dikkate aldığımızda, ‘Nasıl bir İzmir hayaliniz var’ diye sorulacak olsa, kısaca, ‘Yeşil, mavi ve dijital dönüşümün gerçekleştiği, teknoloji üssü haline gelmiş, yatırımlar kenti İzmir’ olarak ifade edebiliriz” dedi.
Toplantının ardından ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu ve ESİAD Yüksek İstişare Konseyi Bülent Akgerman, Başkan Dr. Cemil Tugay’a plaket verdi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Başkan Tugay Egeli sanayicilerin konuğu oldu “Kredi verseler de vermeseler de yapacağız” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Nilüfer Belediyesi’nin edebiyatseverleri, yazarlarla buluşturan “Koza Buluşmaları” etkinliği bu kez Türk edebiyatının önemli kalemlerinden Şebnem İşigüzel’i ağırladı. Görükle Mahallesi’ndeki Koza Kütüphanesi’nde gerçekleşen ve edebiyatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği söyleşide İşigüzel, Hakan Akdoğan moderatörlüğünde son romanı “Memoria” üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdi.
Türkiye’nin yüzyıllık geçmişini Memoria romanında kurgusal bir şekilde yeniden yorumlayan Şebnem İşigüzel, romanın yazım sürecinde zaman ve fizik kavramları üzerine kapsamlı bir araştırma yaptığını dile getirdi. Zamanın ikili yapısını keşfetmekten ve bunu yazmaktan büyük keyif aldığını dile getiren İşgüzel, “Orta Çağ’da cehennemin tanımı geçmişi unutup şimdide yaşamaktı. Günümüzün mottosu ise anda kalmak. Ancak insan hatırlamak için yaşıyor. Hatırlamak, yaşamanın yerini alıyor. İçinde bulunduğumuz dönemde zaman gerçekten hızlandı. Hızlı bir unutuşa doğru gidiyoruz. İnsanların nereden baktığına bağlı olarak gerçek değişiyor” dedi.
Yazarlık deneyimlerini de paylaşan İşigüzel, düzenli olarak okuma ve yazma pratiği yaptığını aktardı. Karakterlerini oluştururken kendi yaşamından çok fazla malzeme kullanmadığını vurgulayan yazar, “Yazmak bir oyun. Sonsuz bir oyun ama yine de sevgi, adanmışlık ve sebat istiyor. Bir aktör ya da aktris için karakter neyse yazar için de benzer bir durum söz konusu. Ben karakterlerime en fazla duygu verebilirim. Zaten bu detaylarla hikayelerdeki kahramanlar büyüyor” dedi.
Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını da yanıtlayan ödüllü yazar Şebnem İşigüzel, son romanı Memoria’yı okurları için imzaladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Koza Buluşmaları’nın konuğu Şebnem İşigüzel oldu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Sibel Demirci’nin konuk olduğu Mimarlık ve Yaşam Söyleşileri’nde bu ay Büyük Saray Mozaikleri hakkında konuşuldu. Büyük Saray Mozaiklerinin hem tarihi hem de yapısal karakteri üzerine değerlendirmelerin yapıldığı söyleşide sanat tarihçisi Sibel Demirci, konuyla ilgili önemli bilgiler verdi.
“Antik Dönem İstanbul’u için en önemli arkelojik buluntu.”
Büyük Saray Mozaiklerinin çok önemli bir arkeolojik buluntu olduğunu vurgulayan Sibel Demirci, Mozaik Müzesinin tarihi hakkında da bilgilerini paylaştı:
“Mozaik Müzesi, bugün Sultanahmet Camii’nin mihrap yönünden biraz ileride, seviye olarak da bir hayli aşağıda. Torun sokak diye geçiyor. 1953 tarihinde İstanbul Arkeoloji Müzelerine bağlı olarak kurulmuş. 1979 yılında Ayasofya Müzesine bağlanmış. Büyük Saray Mozaiğinin Antik Dönem İstanbul’u için çıkarılan en önemli arkeolojik buluntu olduğunun bilincinde olmak gerçekten çok önemli. O zaman Eski Eserler Kurumu duruma bu şekilde yaklaşarak alanı koruma altına alıyor.”
“Heyecanla restorasyonun bitmesini bekliyorum.”
Mozaiklerin kurtarılması ve restorasyon süreci hakkında da konuşan Demirci, şu ifadeleri kullandı:
“1935-38 yılları arasında mozaik parçaları kazılarla ortaya çıkarılıyor. O günün koşullarıyla bilinçsiz koruma tedbirleri uygulanıyor. Bazı sahneler kayboluyor, bozuluyor. 1983 yılından itibaren Avusturya ile Türkiye arasında bir anlaşma yapılıyor. Mozaiklerin tamamen tahrip olmasını engellemek isteyen Bakanlık böyle bir çözüm üretiyor. Bu bilimsel çalışma, 15 yıl sürüyor. 97 yılında müze yeniden ziyarete açılıyor. Ama 2 yıldır yine kapalı. Son hali de müze gibi değil, depo gibi bir alandı. Tekrar restorasyona girmesi çok iyi oldu. Ben de heyecanla restorasyonun bitmesini bekliyorum.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Mimarlık ve Yaşam Söyleşileri’nin Kasım Ayındaki Konuğu Sibel Demirci Oldu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kazlıçeşme Sanat Konuşmalarında, yeni sezonda da birbirinden değerli konuklarla müzik eşliğinde söyleşiler gerçekleştirilecek. Programın müzik bölümlerinde piyanoda Feride Varol yer alacak. Yeni sezonda ilk kez düzenlenen Kazlıçeşme Sanat Konuşmalarının ekim ayındaki konuğu Önder Küçükerman oldu. “Tarihi İstanbul Camcılığı” üzerine yapılan sohbet, 31 Ekim Perşembe akşamı saat 19.30’da Zeytinburnu Kültür Sanat’ın Youtube kanalında yayınlandı.
“İstanbul’un Fethi ile birlikte İstanbul’un cam endüstrisi şekil değiştirdi.”
Camın İstanbul’daki serüvenini anlatan Küçükerman, dikkat çekici bilgiler verdi.
“İstanbul’un alınmasıyla birlikte tabii ki İstanbul’un cam endüstrisi de kendine göre şekil değiştirdi. 1450’li yıllarda cam dendiği zaman aklımıza Roma döneminden kalan çok küçük şişeler, küçük boyutlu düz camlar geliyordu. 1450’li yıllardan 1800’e kadar geçen üç yüz küsur yılda cam; İstanbul’da romantik, buğulu bir dönem yaşamıştır. Çünkü kimsenin evinde cam bardak yok. Topkapı Sarayı’nda padişahların bile belli sayıda bardakları var.”
“Cam, zamanla hayatın içine girdi.”
Küçükerman, cam endüstrisinin gelişmesi ve camın gündelik hayattaki kullanımının artmasıyla ilgili de konuştu:
“Sanayi yıllarında, cam da bundan nasibini alıyor. Dolmabahçe Sarayı dönemindeki esrarengiz açılımı yapan teknoloji, II. Abdülhamit döneminde herhangi bir şey oluyor. Şerefini o kadar kendinde tutmuyor artık cam. II. Abdülhamit de ‘Bari geleneksel seramikçiliği geliştireyim.’ diyerek Yıldız Çini Fabrikası’nı kuruyor. O sırada Avrupa’nın endüstrileşmiş ürünleri başka bir şekle dönüşüyor. Ayna yapılıyor, şişe yapılıyor, sarayın lambaları cam oluyor. Bu dönemde artık cam hayatın içinde.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kazlıçeşme Sanat Konuşmalarında Yeni Sezonun İlk Konuğu Önder Küçükerman Oldu! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>