?>
?>
Yüzük, aynı zamanda döngüselliği ve tamamlanmayı da simgeler. Kararsızlık hissettiğinizde, kendinizi tamamlanmamış veya bir şeylerin eksik olduğu bir durumda bulabilirsiniz. Bu, belki de bir ilişki ya da iş konusundaki tereddütlerinizin bir yansımasıdır. Rüyada yüzüğü kabul edememek, bir şeylerin sona ermesini istemediğinizi veya yeni bir başlangıça hazırlıksız olduğunuzu gösteriyor olabilir.
Rüyanızda yüzük hakkında ne kadar kararsız kaldığınız, seçiminizin sonuçlarıyla ilgili ne derece kaygılı olduğunuzu belirtebilir. Bu noktada kendinize iki soru sormak faydalı olabilir: Gerçekten neyi istiyorum? Bu karar beni nasıl etkiler? Bu tür sorular, içsel huzuru bulmanızı ve belirsizliğinizi azaltmanızı sağlayabilir. Hayatın sunduğu fırsatları bir yüzük gibi düşünün; her biri bir bağ kurma potansiyeline sahip ve karar vermek tamamen size kalmış!
Hayal gücümüzün sınırlarını zorlayan rüyalar, genellikle bilinçaltımızın bizlere verdiği mesajlardır. Yüzük rüyası, pek çok kişi için romantik bir bağlantıyı temsil ederken, bir o kadar da kayıpları hatırlatabilir. Peki, rüyada görülen yüzük ne anlama gelir? Mutluluk veya tükeniş, elmas ışıltısıyla mı süslü yoksa mat bir kaybın izleriyle mi?
Bir yüzük, genellikle sevginin, bağlılığın ve bağlılık sözü vermenin sembolüdür. Ruyalarınızda bir yüzük gördüğünüzde, belki de gerçek hayatta aşkı aradığınızı ya da mevcut ilişkinizdeki derin bağları sorguladığınızı gösteriyor. İlişkiniz hakkında hissettiğiniz mutluluk ya da belirsizlik, rüyalarınıza yansıyan unsurlar arasında. Bu durumda, yüzük sevgiyi, bağlılığı yüceltirken, belki de yenilik arayışının sesini duyuruyor.
Öte yandan, rüyalarınızda gördüğünüz yüzük, kayıplarınızın ya da geçmişte yaşadıklarınızın izlerini de taşıyabilir. Belki kaybettiğiniz bir ilişkiyi, unutamadığınız bir hayali ya da önemli bir dönüm noktasını simgeliyor. Yüzük, geçmişe dair hissettiğiniz boşluğu, içsel bir özlemle birlikte getiriyor.
Rüya dünyasında yüzük, hem aşkın hem de kaybın derin sırlarını barındırıyor. Rüyalarınıza göz atarken, hislerinizi ve yaşadıklarınızı düşünmekte fayda var. Kim bilir, belki de kalbinizin derinliklerinde yatan görkemli bir mesaj sizi bekliyor!
Yüzükler, tarih boyunca taahhüt ve bağlılık simgesi olarak karşımıza çıkıyor. Rüyada yüzük görmek, bazen heyecan verici, bazen de karmaşık duygular doğurabiliyor. Peki, bu rüyaların arka planında yatan derin anlamlar neler? Özellikle bir yüzüğe sahip olmamak ya da kararsız kalmak, zihnimizde nasıl yankı buluyor?
Rüyalarda kararsızlık genellikle bir şeylerin eksik olduğunu düşünmemizle ilişkilendiriliyor. Yüzük sembolü, insan ilişkilerinde ve duygusal bağlılıklarda önemli bir yer tutuyor. Rüyada yüzük kaybettiğimizde ya da yerine oturtamadığımızda, bu aslında hayatımızda önemli bir kararı veremediğimizin işareti olabilir. Kendimizi bir döngüde hissedebiliriz; sanki hangi seçeneği seçeceğimiz konusunda köşeye sıkışmışız gibi.
Bir yüzük, güven ve aidiyet hissi sunar. Rüyanızda yüzük sembolü belirmesi, içsel bir sorgulama yapabileceğiniz bir dönemde olduğunuzu gösterir. Kendimize sorduğumuz sorular; "Bu ilişki gerçekten benim için doğru mu?" ya da "Hayatımda hangi yöne gitmeliyim?" olabilir. Bu gibi rüyalar, bilinçaltımızda devam eden bir çatışmanın yansımasıdır. İçsel huzuru sağlama çabası, kimi zaman kararsızlıkla sonuçlanır.
Peki, rüyanızdaki yüzük kararsızlığı, sadece bir sembolden mi ibaret? Kesinlikle değil! Bu, daha çok rüyayı gören kişinin duygusal ve zihinsel durumunu ortaya koyan bir aynadır. Birey, hayatının dönüm noktalarında belirsizlik hissederken, yüzük sembolleri de bu belirsizliği yansıtır. Yani rüyadaki kararsızlık, aslında kendimizi keşfetme yolunda bir adım atmamız için bir davetiye niteliği taşıyor.
Hiç düşündünüz mü, yüzükler neden bu kadar özel? Yüzük, genellikle bağlılık ve sadakat simgesi olarak bilinir. Rüyanızda bir yüzük takmak, duygusal bir bağın, belki de aşkın varlığını temsil edebilir. Eğer sevgilinizle birlikte bu rüyayı gördüyseniz, o an ilişkinizin geleceği hakkında olumlu düşünceler içindesiniz demektir. Ancak rüyanın detayları her zaman çok önemli. Yüzüğün yapısı, rengine ve verdiği hisse dikkat etmek gerek. Parlak ve göz alıcı bir yüzük, şık bir aşkı temsil edebilirken, mat ve yıpranmış bir yüzük, belirsizlik ve sorunların habercisi olabilir.
Peki, ya rüyada takılan yüzük tam tersi bir anlam taşıyorsa? Rüyanızda yanlışlıkla takıldığını veya birinin sırf göz önünde bulundurulmak için taktığını hissediyorsanız, bu durum belirsizlik hissine işaret ediyor olabilir. Belki de aşk hayatınızdaki bazı durumlar sizi rahatsız ediyor. Sormak lazım: Gerçekten de hislerinizi açıkça dile getirmiyor musunuz? Rüyalar, çoğu zaman içsel hislerimizin yansımasıdır. Bu bağlamda, bir yüzüğün rüyanızdaki temsili, güçlü bir duygu karmaşasına işaret edebilir.
Rüyada yüzük takarken hissettiğiniz duygular, uzun bir yolculuğun başlangıcı veya anlamlandırılması gereken bir belirsizlik olabilir. kendi iç dünyanıza dönmek, hislerinizi değerlendirmek için bir fırsat sunabilir. Unutmayın, rüyalar sadece gece boyunca giydiğimiz hayaller değil, aynı zamanda yaşamımızı yönlendiren işaretlerdir.
Yüzük, birçok kültürde bağlılık ve evlilik simgesidir. Ancak rüyada gördüğünüz yüzükler, sadece bu klasik anlamları taşımazlar. Kararsızlık içinde olduğumuz anlarda, bu rüyalar içsel çatışmalarımızın yansıması olabilir. Mesela, bir yüzük kaybettiğinizi ya da parmağınıza tam oturmayan bir yüzük gördüğünüzde, bu, hayatınızdaki bir ilişki veya karar hakkında kendinizi huzursuz hissettiğinizi gösterebilir.
Eğer rüyanızda bir yüzük takıyorsanız ama bu yüzüğü sevmiyorsanız, bu genellikle yaşamınızdaki bir sorumluluğu üstlenmekten kaçındığınızı ya da üzerinize giydirilmiş bir yükten kaçmak istediğinizi gösterir. Böyle rüyalar, kendinize karşı dürüst olmanızı ve içsel hislerinizi sorgulamanızı teşvik eder.
Eski bir yüzük, geçmiş ilişkilerle veya yaşanmışlıklarla bir yüzleşmeyi ifade edebilir. Kendinizi geçmişin yüklerinden arındırma isteği, bu tür rüyaları tetikleyebilir. Unutmayın ki, kaçtığınız her şey, bir gün yeniden karşınıza çıkabilir!
Yüzük rüyaları, hayatınızdaki kararsızlıkların ve içsel çatışmaların derin izlerini taşıyan karmaşık simgelerdir. Dinleyin, gözlemleyin; rüyalar bazen hayatınıza ışık tutacak en iyi kılavuzlar olabilir.
Rüyada yüzük kaybetmek, genellikle ilişkilerde yaşanan güvensizlik, bağlılık kaybı veya bir şeylerin tamamlanmadığını ifade eder. Bu tür rüyalar, kişinin içsel çatışmalarını ya da sevdikleriyle olan bağlarını sorguladığını gösterir.
Rüyada yüzük seçerken, yüzüğün büyüklüğü, rengi ve tarzı gibi detaylara dikkat etmek önemlidir. Bu unsurlar, rüyanızın anlamını etkileyebilir. Ayrıca, yüzüğün kimin tarafından verildiği veya alındığı gibi ilişkisel unsurlar da yorum açısından belirleyici olabilir. Hangi duygularla rüyanızda yüzük seçtiğinizi analiz etmek, rüyanın daha derin bir anlam kazanmasını sağlar.
Yüzük hakkında kararsız kalmak, bir kişinin yüzüğün anlamı, türü veya seçimi konusunda kafa karışıklığı yaşaması anlamına gelir. Bu durum, genellikle yüzüğün duygusal veya sembolik değerinin, estetik tercihlerin veya bütçenin bilinçli bir şekilde değerlendirilmemesiyle ilişkilidir. Kararsızlık, kişinin ihtiyaçlarını ve beklentilerini açıkça belirlemediği durumlarda da ortaya çıkabilir.
Rüyada yüzük görmek, genellikle yaşamda önemli bir bağın, ilişkilerin veya taahhütlerin simgesi olarak değerlendirilir. Yüzük, aşk, evlilik veya dostluk gibi kalıcı ve değerli bağlantıları ifade edebilir. Ayrıca, kişinin kendi hayatındaki sorumluluklarını ve hedeflerini gözden geçirmesi gerektiğine işaret edebilir.
Rüyada yüzük takmak, aşk, sadakat ve bağlılık gibi yoğun duyguları ifade eder. Aynı zamanda yeni başlangıçlar, evlilik veya önemli bir ilişki içine girme anlamına da gelebilir. Yüzüğün durumu ve rüyadaki diğer unsurlar, bu duyguların niteliğini etkileyebilir.
Rüyada Yüzük Konusunda Kararsız Kalmak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Toplumda deprem bilincinin oluşturulması ve depremlere karşı daima hazırlıklı olunması amacıyla ülkemizde her yıl 1-7 Mart tarihleri ”Deprem Haftası” olarak anılıyor. “Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir” mottosuyla cumhuriyetin ilke ve değerlerine sahip, çağdaş nesillerin yetişmesi için Türkiye genelindeki etkinlik noktalarında 30 yıldır çocuklara nitelikli eğitim desteği sunan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), 6 Şubat Depremi sonrası bölgenin tamamında ilk andan itibaren yürüttüğü faaliyetlerini sürdürüyor. Bölgede bulunan Ateşböceği mobil öğrenim birimleri ve konteyner öğrenim birimlerinde çocuklara nitelikli eğitim desteği sunuyor ve eğitim programlarıyla deprem farkındalığı kazandırıyor.
Afet dönemlerinde ve 6 Şubat depreminin ardından da bölgedeydi
Afet sonrası yardım ve destek çalışmalarında deneyime sahip olan TEGV, yaşanan felaketlerin ardından hızla harekete geçerek çocuklara ve ailelerine umut oldu. 1999 Marmara Depremi’nden sonra, eğitimin hiçbir koşulda kesintiye uğramaması anlayışıyla hayata geçirilen Ateşböceği mobil etkinlik noktaları, yıllardır toplumsal dayanışmanın önemli bir parçası olarak hizmet veriyor. 2003 Bingöl, 2011 Van, 2020 Elazığ ve 2020 İzmir depremlerinde Ateşböcekleriyle sahada bulunan TEGV, öncelikli olarak çocuklara psikososyal destek sağladı, ardından eğitim faaliyetleriyle onların yanında oldu.
6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından da bölgeye giderek çocuklara ve ailelerine destek olmayı sürdürdü. Depremlerin ardından ilk saatlerden deprem bölgesinde destek çalışmalarına başlayan TEGV, bölgede bulunan 6 Ateşböceği (Malatya, Kahramanmaraş, Hatay, Diyarbakır) ve iki sabit etkinlik noktası Şanlıurfa Sevgi-Erdoğan Gönül Eğitim Parkı ve Adana Süleyman Özgentürk Öğrenim Birimi ile depremden etkilenen vatandaşlara ilk andan itibaren barınma, ısınma, temel gıda ve hijyen desteğinde bulundu. Ateşböcekleri, operasyon deneyimi ve geniş gönüllü ağıyla önemli sorumluluk üstlenerek yine sahada, çocukların ve ailelerinin yanındaydı. Bu süreçte birçok kurumdan destek alarak önemli projeleri hayata geçirdi. Bölgede 9 yeni Ateşböceği öğrenim biriminin yapımına başlayan vakıf, eğitim dostlarının katkılarıyla 15 Konteyner Kent TEGV Öğrenim Birimi kurulumu gerçekleştirdi ve bölgede iki sabit etkinlik noktasını çocuklarla buluşturdu. Süreç boyunca, Türkiye’nin dört bir yanından 500’den fazla TEGV gönüllüsü bölgeye gelerek çalışmalara destek verirken, 100’ü aşkın gönüllü bölgeye birden fazla ziyaret gerçekleştirdi. TEGV’in katkılarıyla bölgede 5.200 kitaplı bir kütüphane kuruldu, 1.000 çocuğa temel bisiklet eğitimi verildi ve bisiklet armağan edildi. Bugüne kadar 1.2 milyon çocuğa ulaşan TEGV Ateşböceği Öğrenim Birimleri, 6 Şubat depremi sonrasında sponsorlarının destekleriyle aralarına 9 yenisi eklenen ve 19’u tasarım, bilişim, sanat, bilim ve trafik gibi farklı temalardan oluşan 26 araçlık filosuyla; toplumsal dayanışma ve nitelikli eğitimde fırsat eşitliği anlayışıyla çocukları desteklemeye devam ediyor.
“Bilinçli Adımlar, Güvenli Yarınlar” programıyla çocuklara afet bilinci kazandırılıyor
Allianz Türkiye iş birliğiyle hayata geçirilen “Bilinçli Adımlar, Güvenli Yarınlar” programı kapsamında ise deprem öncesinde, sırasında ve sonrasında yapılması gerekenlere dair çocukların farkındalığının artırılması amaçlanıyor. Çocuklara deprem anında ve sonrasında yapılması gerekenler etkinlikler, videolar, tatbikatlar ve oyunlar aracılığıyla öğretiliyor.
Üç katmanlı bir eğitim programı olarak tasarlanan “Bilinçli Adımlar, Güvenli Yarınlar” programı kapsamında ilk etapta 7-14 yaş grubu çocukların, tüm TEGV noktalarında iki modülden oluşan zorunlu eğitime katılması; deprem öncesi, sırası ve sonrası yapılması gerekenlere dair doğru davranış şekilleri konusunda bilinçlenmesi hedefleniyor. Programın ikinci etabında, çocukların Türkiye’nin ilk ve tek akredite deprem ve yangın test merkezi olan Allianz Teknik’i çevrimiçi veya çevrimdışı ziyaret ederek afet ve risk farkındalığının artırılmasına odaklanılıyor. Programın üçüncü katmanında ise çocukların deprem konusunda aldığı eğitimleri ve kazanımlarını pekiştirmeyi amaçlayan özel bir kutu oyunu da yer alıyor. Bu oyun, TEGV noktalarında tüm çocuklarla buluşmaya başladı. TEGV’in iş birliği yaptığı okullarda serbest ders saatlerinde uygulanması destekleniyor. Pilot uygulama kapsamında İstanbul, Ankara ve Van’da yaklaşık 500 çocukla yürütülen ‘Bilinçli Adımlar, Güvenli Yarınlar’ programının yaygınlaştırılmasıyla, 3 yılda 34 ilden 135 bin çocuğa ulaşılması hedefleniyor.
TEGV, bölgede 67 binden fazla çocuğa umut olmaya devam ediyor
Yaygın organizasyonunu değerlerine dayalı kurumsal yönetişim anlayışıyla destekleyerek, sürdürülebilir ve güçlü bir kurumsal yapı oluşturan TEGV, deprem bölgesinde 67 binden fazla çocuğa umut oldu. Ateşböceği mobil etkinlik noktaları ve Konteyner Kent Öğrenim Birimlerinde çocuklarla toplamda 1.2 milyon saatten fazla etkinlik gerçekleştirildi ve sayıları 2.500’ü aşan gönüllülerinin desteğiyle, deprem bölgesinde çalışmalarına devam ediyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
1-7 Mart ”Deprem Haftası” TEGV, çocukları deprem konusunda bilgilendiriyor ve bölgedeki çalışmalarına kesintisiz devam ediyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Enstitünün çalışmalarını anlatan Prof. Dr. Sabriye Yuşan, “Nükleer Bilimler Enstitüsü, başta kamu kurumları olmak üzere ulusal ve uluslararası birçok kuruluşla iş birliği yapıyor. Bilimsel projelerimizin yanı sıra sosyal sorumluk projeleri ile topluma katkı sunuyoruz. MEB ile bu yıl üçüncüsünü yapacağımız protokol kapsamında, gençleri radyasyon konusunda bilinçlendiriyoruz. Ortaokul ve lise seviyesindeki öğrencilerle ‘Radyasyon Her Yerde’ projemiz aracılığıyla buluşuyoruz. Hocalarımız, belirlediğimiz okullarda öğrencileri radyasyon hakkında bilgilendiriyorlar. Bunun yanında küçük yaştaki çocuklarda bilime merak uyandırmak ve sevdirmek adına da sosyal sorumluluk projeleri yapıyoruz” dedi.
“İnternette yoğun bilgi kirliliği var”
Toplumun bilinç düzeyini yükseltmek için neler yapılması gerektiğinden bahseden Prof. Dr. Sabriye Yuşan, “Toplumu bilinçlendirmek gerekiyor. Bilinçsizlik büyük oranda okumamaktan kaynaklanıyor. İnternette yoğun bir bilgi kirliliği var. Örneğin, sanılanın aksine X-ray cihazlarından yayılan radyasyon insan sağlığına zarar verecek ölçüde değildir. İnsanlar bu bilgiyi bilmedikleri için X-ray cihazından geçmekten kaçınıyorlar. Bu durumun önüne geçmek için daha çarpıcı reklamlar, TV yayınları, kamu spotları ve en önemlisi okuma oranının yükselmesi gerekir. Okullarda yürüttüğümüz çalışmalar ile çocuklardaki yanlış öğrenmelerin önüne geçmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.
“Dezavantajlı gruplara ulaşıyoruz”
Enstitü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Elçin Ekdal Karalı ise, “Ege Üniversitesi çok köklü bir üniversite. Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak’ın desteğiyle güçlenen altyapımız başarılarımıza da yansıyor.
Birçok sosyal sorumluluk projesini hayata geçiriyoruz. Bireysel sorumluluk projelerimiz de var. Hocalarımız ve öğrencilerimiz, bilgiye erişmek açısından dezavantajlı olan gruplara radyasyon konusunda bilgi veriyor. Özellikle ilköğretim düzeyindeki öğrencilere bilgilendirme çalışmaları yapılıyor. Eğitimlerin yanında öğrencilerin eğitim-öğretim alanındaki teknik imkansızlıklarını da karşılamaya çalışıyoruz. Geçtiğimiz yıl Kemalpaşa Cumhuriyet İlkokulunda ‘Bilim Şenliği’ düzenledik ve deneyler serisi gerçekleştirdik. Kemalpaşa’daki bir köy okulundaki öğrencilere Bilim Teknik dergisi üyeliği sağladık. Çocuklarda bilime ilgi küçük yaşta aşılanmalıdır” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
EÜ Nükleer Bilimler Enstitüsü radyasyon konusunda toplumu bilinçlendiriyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Sinema Genel Müdürü Birol Güven, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde festival direktörü Suat Köçer moderatörlüğünde düzenlenen söyleşide bir projenin Kültür ve Turizm Bakanlığına başvuru süreci ve Bakanlık desteği hakkında bilgiler verdi.
Çözmemiz gereken en önemli problemlerden bir tanesi yapımcıların aynı anda birden fazla proje ile başvuru yapamaması diyen Birol Güven ‘Meslek birlikleri ile yaptığımız toplantılar sonucunda yönetmelikte düzenleme yapmaya karar verdik. İlk film yönetmeni ile hareket eden, ona destek olan yapımcı kendi filmi ile ilgili de destek için başvuru yapabilecek’ dedi.
Ortak yapımcılığı da destekleyeceklerini belirten Birol Güven ‘Yönetmelikte yapacağımız değişiklik ile bir yapımcının hem kendi projesi ile hem de ortak yapımcı olduğu proje ile desteğe başvurmasının önünü açacağız’ şeklinde konuştu.
BİROL GÜVEN: ANA AKIM SİNEMADA KÖTÜ DURUMDAYIZ
Bağımsız filmlerin, ana akım sinemadan daha başarılı olduğunu vurgulayan Birol Güven, ortak yapımcılığı geliştirerek ana akım sinemada daha az; ama daha büyük filmler yapılabileceğinin altını çizdi. Ana akım sinemanın dizilerimiz gibi yurt dışında ses getirmesi için, önce yurt içinde ses getirmesi gerektiğini söyleyen Birol Güven, ana akım sinemada kötü durumda olduğumuzu belirtti.
BİROL GÜVEN: DESTEK BAŞVURUSUNDA FİNANS RAPORU ÇOK ÖNEMLİ
Bakanlık desteği ile ilgili de önemli bilgiler veren Birol Güven ‘Destek başvurusunda senaryo önemli bir kriter olabilir. Ancak finans raporu da çok önemli. Projenin finans tarafı çok iyi çalışılmış ve planlanmış olmalı. Fikirler çok iyi olabilir; ama o fikri nasıl hayata geçirdiğiniz de önemlidir’ dedi.
BİROL GÜVEN: HER ŞEY HAZIR OLDUĞUNDA BAŞVURU YAPILMALI
Önce destek başvurusu yapıp sonra eksikleri tamamlamaya çalışanların çok olduğunu belirten Birol Güven, başvuru yapacakların her şey hazır olduğunda süreci başlatmalarını tavsiye etti.
İlk film destek başvurusunda hazırlanan ‘teaser’ ın bazen avantaj, bazen de dezavantaj yarattığını söyleyen Birol Güven ‘Çok beğendiğimiz bir projeyi, teaserı izledikten sonra elediğimiz oldu’ dedi.
FARUK GÜVEN: BU TOPRAKLARIN HİKAYESİNİ YURTDIŞINDA TEMSİL EDECEK NİTELİKLİ PROJELER ARIYORUZ.
Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde düzenlenen diğer panelde Türkiye’nin en büyük senaryo geliştirme ve destekleme platformu 12 Punto’nun kurulma sürecinden ve başvuru şartlarından bahseden TRT Sinema Müdürü Faruk Güven “Bu sene 12 Punto’nun altıncısını yapıyoruz. Objektif ve uluslararası standartlarda bir yol izliyoruz. TRT her zaman projelere destek oluyordu; ama başvuru süreçlerinde ve sonrasında bazı sıkıntılar yaşanıyordu. Şu anda çok daha profesyonel bir süreç işletiyoruz. Biz 12 Punto’yu bunun için kurduk. 12 Ocak- 12 Şubat tarihleri arasında başvuruları alıyoruz ve bu takvimi çok net işletiyoruz” dedi.
Yönetmen Mustafa Gürbüz moderatörlüğünde gerçekleşen panelde, 12 Punto’ya başvurmanın şartlarını da anlatan Faruk Güven; uzun metrajda yapımcı şartı olduğunu, kısa metrajda ise yapımcı şartı aramadıklarını belirtti. “Yapımcının daha önce üretim yapması gibi bir şartımız yok. Tür şartımız da yok. Biz Türk sinemasını, bu toprakların hikayesini yurtdışında temsil edecek nitelikli projeler arıyoruz” şeklinde konuştu.
Projeleri bağımsız bir jürinin değerlendirdiğini söyleyen Güven ‘Ön jürimiz 5 kişiden oluşuyor ve her sene değişiyor. Bu isimler sektörün profesyonellerinden oluşuyor ve finale kalan projeleri onlar belirliyor’ dedi.
FARUK GÜVEN: ÖZGÜN HİKAYELER ÜRETMELİYİZ
Özgün hikayelerin çok değerli olduğunu vurgulayan Faruk Güven ‘Usta yönetmenlerin projelerini taklit etme, benzer tema üzerine gitme gibi bir eğilim var; ancak bunu kırmamız, bu sıkılmışlıktan kurtulmamız gerekiyor. Hikaye olarak zengin bir ülkeyiz’ dedi.
SUNDAY FİLMİNİN İSTANBUL GALASI YAPILDI
Festival kapsamında Atatürk Kültür Merkezi Yeşilçam Sineması’nda Özbekistan’ın ödüllü yönetmenlerinden Shokir Kholikov’un uluslararası festivallerden ödüller alan ilk uzun metraj filmi Sunday’in İstanbul galası yapıldı. Gösterim sonrası misafirler ile söyleşi yapan Kholikov ‘Kendi dedemin ve ninemin hikayesini anlattım. Amacım sadece iyi bir film yapmaktı; ancak beklediğimden çok daha fazla ilgi gördü’ dedi
YEŞİLÇAM’I ÖZLÜYORUZ!
Dr. Kadir Topbaş Kültür Merkezi’nde Zeki Subaşı’nın yönettiği Bizim İçin filminin gösteriminin ardından; akademisyen Mesut Aytekin moderatörlüğünde oyuncular Nilgün Kasapbaşoğlu, Gökhan Mumcu ve akademisyen Mesut Bostan sinema ve televizyonda değişen aile anlayışını konuştular.
Sıcak aile dizilerinin özlendiğini düşünen Nilgün Kasapbaşoğlu ‘Dizilerde aile kavramı kalmadı. Bence çok kötü bir durumdayız’ diye konuştu.
14-15 yaşlarındaTürk sinemasındaki bütün çocukları kendisinin konuştuğunu söyleyen Kasapbaşoğlu, o yılları çok özlendiğini söyledi.
Bir baba olarak tüm rollerini kızının gözlerinin içine bakarak karar verdiğini belirten diyen Gökhan Mumcu “Bir diziyi çocuğumla birlikte izleyemiyorsam; bu çok kötü bir şey” dedi.
Yeşilçam’ı özlediğini söyleyen Mesut Bostan, eski filmlerde herkesi içine alan bir masalsılık olduğunu söyledi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Birol Güven: Yönetmelikte Düzenleme Yaparak Yapımcının Sinema Desteği Alması Konusunda Önünü Açacağız yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Söz konusu saldırılar hesap kimlik bilgilerini çalmayı ve cihazları tehlikeye atmayı amaçlıyor. Dolandırıcılar, Telegram Premium’un popülerliğinden ve hediye verme özelliğinden yararlanarak kullanıcıları ağına düşürmeyi hedefliyor. Bu duruma karşı dikkatli olmak gerekiyor.
Telegram Premium daha yüksek indirme hızları, sesten metne dönüştürme, premium çıkartmalar, reklamsız deneyim ve daha fazla özellikler sunan bir abonelik modeli. Kullanıcılar bu aboneliği hediye edebiliyor. Dolandırıcılar da bu hediye özelliğinden ve genel olarak Telegram Premium’a olan ilgiden yararlanıyor.
Kutlamaların başladığı, hediye beklentisinin arttığı yeni yıl tatil sezonunda, bu gibi tuzaklara düşmemek için dikkatli olmak büyük önem taşıyor.
Sıkça başvurulan hilelerden biri, kullanıcının kişi listesinde bulunan ve hesabı ele geçirilmiş olabilecek birinden gelmiş gibi görünen mesajlar almasıyla başlıyor. Mesajda yaklaşık şöyle bir şey yazıyor: “Size bir Telegram Premium aboneliği hediye olarak gönderildi”. Mesajın altında meşru görünen, ancak aslında kullanıcıyı kimlik avı sayfasına yönlendiren ve Telegram’da oturum açmalarını isteyen bir bağlantı yer alıyor. Mağdurlar kodu tararsa veya kimlik bilgilerini girerse, hesapları hemen ele geçiriliyor ve dolandırıcılar giriş bilgilerine, şifrelerine ve kaydettikleri kimlik doğrulama kodlarına erişim sağlıyor.
Telegram Premium temasına atıfta bulunan başka hileler de var. Üstelik bunların hepsinin Telegram mesajlarıyla başlaması da gerekmiyor. Saldırganlar kimlik avı bağlantıları göndermek için e-posta gibi başka yöntemlere de başvurabiliyor.
Örneğin saldırganlar Telegram Premium abonelikleri için sahte “eşantiyonlar” hazırlıyor. Mağdurlardan bu eşantiyonu almak için Telegram hesap kimlik bilgilerini girmeleri isteniyor ve kimlik avı sitesine yönlendiriliyor. Sonuçta kullanıcı kendinden istenenleri yaparsa, hesapları ele geçiriliyor.
Telegram Premium vaadini istismar eden bir kimlik avı örneği
Bir başka yöntem de siber suçluların hedefledikleri kişilere mesajlaşma hizmetinin “Premium” abonelik tanımlanmış bir sürümünü içerdiğini iddia eden bir ZIP arşivini indirmeleri için davet göndermeleriyle başlıyor. İndirme bağlantısı kullanıcıları bir kez daha Telegram’da oturum açmalarının istendiği bir kimlik avı sayfasına yönlendiriyor.
Telegram Premium teklifi olarak gizlenmiş kimlik avı örneği
Bir başka dolandırıcılık tekniği Telegram uygulamasının “yerleşik” Premium aboneliğe sahip alternatif bir sürümü olarak gizlenmiş kötü amaçlı yazılımların dağıtılmasını içeriyor. Dolandırıcılar, kurbanlara uygulamanın değiştirilmiş sürümleri olduğunu iddia ettikleri APK dosyalarını indirmeleri için bağlantılar gönderiyor. Ancak bunların kötü amaçlı yazılım olduğu ortaya çıkıyor.
Premium aboneliğe sahip Telegram uygulaması kılığında kötü amaçlı yazılım dağıtan bir sayfa örneği
Kaspersky Güvenlik Uzmanı Olga Svistunova, şunları söylüyor: “Kullanıcıların Telegram Premium beklentisinden yararlanan kimlik avı saldırılarını çeşitli dillerde gözlemliyoruz. Bu da faillerin küresel olarak faaliyet gösterdiğine işaret ediyor. Bu dolandırıcılıklar henüz belirli bir bölgeye ulaşmamış olsa bile, eninde sonunda oraya ulaşma olasılığı var. Bu nedenle tatil sezonunda, gerçek olamayacak kadar iyi görünen tekliflere karşı dikkatli ve şüpheci kalmak özellikle önemli. Ayrıca Telegram güvenlik ve gizlilik ayarlarınızın güncel olduğundan ve cihazınızın sağlam bir güvenlik çözümüne sahip olduğundan emin olun.”
Dolandırıcılar taktiklerini sürekli geliştiriyor ve her gün yeni yöntemlerle ortaya çıkıyor. Kendinizi bu tehditlerden korumak için Kaspersky uzmanlarının paylaştığı aşağıdaki ipuçlarını dikkate alın:
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kaspersky, Telegram Premium’u hedef alan kimlik avı tehditleri konusunda uyardı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Nevşehir Belediyesi’nin tüm hizmet birimlerinin katılımıyla Belediye Başkanı Rasim Arı’nın talimatları ve Başkan Yardımcısı Ahmet Çöler’in koordinesi doğrultusunda gerçekleştirilen temizlik seferberliği farklı periyotalar da farklı mahallelerde devam ediyor.
Yağan yoğun kar yağışı sonrası kentin bütün mahalle ve sokaklarında genel temizlik çalışmaları yürüten Nevşehir Belediyesi ekipleri periyodik çalışmaların yanın da haftanın ilk gününde Cevher Dudayev Mahallesi’nde detaylı temizlik yaptı.
Sabahın erken saatlerde Örnek Evler girişinde buluşan belediye ekipleri, Cevher Dudayev mahallesinde bulunan cadde ve sokakların yanı sıra park ve yeşil alanlarda detaylı bir temizlik çalışması yaparak kaldırım ve yol onarımı gerçekleştirdi.
Çok sayıda personel ve iş makinesinin katılımı ile yapılan çalışmalar mahalle sakinleri tarafından da takdirle karşılandı.
“Temiz Şehir Nevşehir” sloganıyla başlatılan temizlik seferberliği çalışmaları kentin bütün mahallelerinde 7/24 çalışma esasına göre devam edecek.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Türkiye’nin En Temiz Şehri Yapma Konusunda Kararlıyız yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi ile ortak yürütülecek çalışma kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı köy okullarında öğrencilere diş sağlığı eğitimi ile ilgili uygulamalı ve teorik bilgiler verilmesi planlanıyor.
Eğitim kapsamında doğru fırçalama teknikleri, ağız bakımı alışkanlıkları ve sağlıklı beslenme konuları üzerine bilgiler aktarılacak. Küçük yaşta başlayan bu bilinçlendirmenin çocukların ileriki yaşlarda diş sağlığı sorunları yaşama riskini azaltması hedefleniyor.
06 Aralık 2024 Cuma günü Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı köy okullarında gerçekleştirilecek organizasyon köy okullarıyla da etkileşim halinde ortak çalışmalar yürütülmesi adına önem taşıyor. Ağız ve diş sağlığı eğitimi öğrencilerin daha bilinçli hareket etmeleri konusunda büyük önem arz ederken eğitimler kapsamında Nevşehir Belediyesi iştiraki Nissa Buklet firması sponsorluğunda hijyen seti dağıtımı gerçekleştirilecek.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ağız ve Diş Sağlığı Konusunda Köy Okullarına Eğitim Verilecek yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Sıfır Atık Projesi ile temiz bir kent için çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt, “Tekstil atıklarının toplanması konusunda daha önce attığımız adımlarla kentimizin farklı noktalarına kumbaralar yerleştirmiş ve halkımızdan bu konuda oldukça olumlu geri dönüşler almıştık. Bu çerçevede; Sıfır Atık Projesi kapsamında hizmete sunduğumuz tekstil atıklarının toplanması konusundaki protokolümüzü yenileyerek kentimizin farklı noktalarına konuşlandırdığımız konteynerler sayesinde bu atıkları toplamaya devam ediyoruz.
Bu kapsamda hemşerilerimizden kullanılmayacak durumda olduğunu düşündükleri veya zarar görmüş giysi ve tekstil atıklarını (kazak, tişört, gömlek, pantolon, çanta, şapka, atkı, kumaş, mont vb.) bu konteynerlere bırakmalarını rica ediyoruz. Böylece Çorlu’muzda hayata geçirdiğimiz geri dönüşüm sistemini çok daha verimli bir hâle getirmiş olacağız.” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Çorlu Belediyesi, kentte atık tekstil ürünlerinin toplanması konusunda yürüttüğü çalışmalar kapsamında sözleşme yeniledi. yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>EÜ Tıp Fakültesi Muhittin Erel Amfisi’nde yapılan ve EÜ Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işıl Karaarslan’ın başkanlığını yaptığı sempozyuma; EÜ Tıp Fakültesi Dekan Yardımcı Prof. Dr. Burcu Barutçuoğlu, EÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Tahir Atik, İzmir Tabipler Odası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhun Özyurt, konunun uzmanı bilim insanları, sağlık çalışanları, idari personel ve öğrenciler katıldı.
Hekim ve halk oturumu olmak üzere 2 bölümden oluşan, topluma sağlıklı bir şekilde ulaşmak ve vücuttaki benler konusunda doğru bilinen yanlışların önüne geçmek amacıyla düzenlenen sempozyum kapsamında farklı disiplinlerden bilim insanları alanla ilgili en güncel bilgileri paylaştı.
“Ben farkındalığı artırmak için büyük bir fırsat”
Ege Üniversitesi olarak toplum bilincini artırmaya yönelik çalışmalar yaptıklarını söyleyen Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Burcu Barutçuoğlu, “Ege Üniversitesi olarak toplum bilincini artırmanın ve sağlıklı bir yaşam anlayışını yaygınlaştırmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görüyoruz. Toplumsal önemi olan bir hastalık için böyle bir vurgu yapmak, Ege Üniversitesi için çok değerlidir. Hem çevrimiçi hem de yüz yüze katılımla gerçekleşen bu geniş kapsamlı program, halkın bu konulardaki farkındalığını artırmak için büyük bir fırsat. Üniversitemizin sağlık odaklı ve sürdürülebilir yaklaşımıyla bu tür etkinlikleri desteklemeye devam edeceğiz. Başta Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işıl Karaarslan olmak üzere emeği gecen tüm katılımcılara teşekkür ediyorum, başarılı bir sempozyum diliyorum” ifadelerini kullandı.
“Yanlış uygulamalar, insan sağlığını tehlikeye atmaktadır”
Sempozyumun kapsamında genç hekimleri ve halkı doğru bilgilendirmeyi amaçladıklarını belirten Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Işıl Karaarslan, “Amacımız topluma sağlıklı bir şekilde ulaşmak ve doğru bilgiler aktarmaktır. Türk Dermatoloji Derneği çatısı altında çalışmakta olan Dermoskopi Çalışma Grubu olarak, hocalarımızla birlikte uzun zamandır deri kanseri erken tanı ve tedavisiyle ilgili çalışan ve toplumu bilgilendirmeyi amaçlayan bir grubuz. Ege Üniversitesi Dermatoloji Kliniği olarak bilgi ve hasta manipülasyonu anlamında güçlü deneyim ve birikimlerimizi insanlarla paylaşmak istiyoruz. Gelişen teknolojiyle sosyal medyada yayılan gerçeklikten uzak ifadeler ve yanlış uygulamalar, insan sağlığını tehlikeye atmaktadır. Bir hekim olarak bunun önüne geçmek için bu sempozyumu düzenledik. Benlerle ilgili gerekli yasal düzenlemelerin oluşması için bir plan oluşsun istiyoruz. Bu sempozyumu gerçekleştirmemizi sağlayan başta Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak olmak üzere tüm konuşmacı hocalarımıza ve emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum” dedi.
“Ben tedavisi istismara açık bir konu”
İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhun Özyurt ise, “İzmir Tabip Odası olarak, mesleğimizle ilgili bazı sorunlarla uğraşmak zorunda kalıyoruz. Özellikle yetkisi olmamasına rağmen tanı ve tedavi yöntemlerini uygulayan kişilerle ilgili çok sayıda şikâyet alıyoruz. Bu durumun dermatologlar ve plastik cerrahlar dışındaki hekimler tarafından yapılması hem yasal değil hem de doğru bir yaklaşım değil. Bu nedenle bu tür sorunları mümkün olduğunca olumlu bir şekilde çözmeye çalışıyoruz. Ayrıca, dermatoloji son yıllarda yoğun şekilde tercih edilen bir branş haline geldi. Ancak bu yoğunluk bazen uygunsuz uygulamalara olanak tanıyabiliyor. Ben tedavisi istismara açık bir konu ve biz bu tür durumları en aza indirmeye gayret ediyoruz. Tabip odaları ile üniversitelerin el ele vermesi, tıbbın gelişimi açısından büyük önem taşıyor. Bu iş birliğini kesintisiz bir şekilde sürdürmemiz gerekiyor. Sempozyumda emeği geçenlere teşekkür ederim” diye konuştu.
Sempozyumun hekim oturumunda alanında uzman kişiler tarafından; “Ben nedir”, “Benlere doğru yaklaşım neden önemlidir”, “Gerçek benler için hasta yönetimi nasıl yapılmalıdır?”, “Hangi tip deri lezyonlarına lazer uygulanabilir?”, “Benlere yaklaşım ve malpraktis: klinisyen cerrah ve patologlar için bazı olumsuz sonuçlar” gibi konular ele alındı. Halk oturumunda ise “Hangisi gerçek hangisi masum hangisi riskli, lazer güvenli mi?”, “Topluma benler konusunda ne anlatmaya çalışıyoruz?” gibi konular ele alındı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Uzman hekimler benler konusunda doğru bilinen yanlışları anlattı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı da “Çevre, Şehirler ve Modern Sorunlar” başlıklı panelde Selçuklu Belediyesi’nin “Çevre ve Sıfır Atık Yönetimi” konusunda yürüttüğü projeler hakkında bir sunum gerçekleştirdi.
Başkan Pekyatırmacı, “Sıfır atıktaki başarılarımızı ödüllerle taçlandırdık”
Başkan Pekyatırmacı, sunumunda Selçuklu Belediyesi tarafından yürütülen Sıfır Atık Uygulamaları kapsamında; Atık Ambalajların Toplanması, Pil ve Elektronik Atıkların Toplanması, Tekstil ve Medikal Atıkların Toplanması, Mobil Atık Getirme Merkezi, Kompost Çalışmaları, Atık Kumbaram Projesi, Eğitim Çalışmaları ve Selçuklu 2. El Pazarı hakkında panelistlere bilgi verdi. Başkan Pekyatırmacı, Selçuklu Belediyesi’nin sürdürdüğü başarılı atık çalışmaları ile Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği tarafından düzenlenen “2023 Sağlıklı Şehirler En İyi Uygulama Yarışması’nda “Kompost Çalışması Projesi” ile sürdürülebilirlik özel kategori ödülünü almaya hak kazandığını belirtti. Pekyatırmacı, ayrıca “Atık Kumbaram” projesinin de Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 23 Aralık 2022 tarihinde “İklim ve Gençlik” temasıyla düzenlenen 3. Sıfır Atık Zirvesi’nde yerel yönetimler “En İyi Uygulama Ödülü” ne layık görüldüğü bilgisini paylaştı.
“Yıllık 85 bin 600 ağacın kesilmesini ve 4 bin 534 ton karbon salınımını engelledik”
Panelde yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanıma özel bir başlık açan Başkan Pekyatırmacı, “ Selçuklu Belediyesi olarak hem modern enerji kaynakları için yatırımlar gerçekleştirilmekte hem de
enerji tasarrufu konusunda eğitim ve bilinçlendirme faaliyetleri yapmaktayız. Yenilenebilir enerji kapsamında belediyemizin ana hizmet binası, Konya Tropikal Kelebek Bahçesi ve Bağrıkurt Mahallesi’nde toplam 4080 kWe kurulu güce sahip güneş enerji santrallerimiz bulunmaktadır. Bu santrallerden 6 milyon 560 bin kWh güneş enerjisi üretilerek belediyemizin tüm tesislerinin ihtiyacı olan elektriğin %88’i buradan karşılanıyor. Böylece, yaşanabilir çevresel ortamların sürdürülebilirliği ile bölgenin refah seviyesinin artırılmasına katkı sağlıyoruz. Üretilen elektriğin yanında yıllık 85 bin 600 ağacın kesilmesini ve 4 bin 534 ton karbon salınımını engelledik” şeklinde konuştu.
“Sıfır Atık konusunda yaptığımız bütün iyi uygulama örneklerini Portekiz’de anlattık”
Oturum sonrası zirve hakkında açıklamalarda bulunan Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, “Portekiz’de Uluslararası Demokratik Katılımcı Gözlemevi (IQPD) Zirvesi’nde Selçuklu Belediyesi olarak İklim Dirençliliği sunumunu gerçekleştirdik. Küresel anlamda artık gündemimiz çevre ve iklim değişikliği. Bu anlamda Selçuklu Belediyesi olarak çok sayıda faaliyet gerçekleştiriyoruz. Başta Emine Erdoğan Hanımefendi’nin liderliğinde sıfır atık programları kapsamında önemli çalışmaları yürütüyoruz. Bu manada yaptığımız bütün iyi uygulama örneklerini burada Portekiz’de, bütün dünyadan, farklı ülkelerden katılımcıların da bulunduğu bir ortamda anlatma fırsatımız oldu. Selçuklu Belediyesi olarak çevre en büyük hassasiyetimiz ve bu konuda her zaman öncü olmaya gayret ediyoruz. Öncü çalışmalar yapıyoruz. Bu kapsamda sıfır atığın ülkemizdeki uygulama örneklerinde Selçuklu Belediyesi olarak en başta Sıfır Atık Müdürlüğünü kurmuş olmamız, çevre meclisini oluşturmuş olmamız, sıfır atık platformunu bütün toplumun katmanlarının katılımıyla gerçekleştirmiş olmamız önemliydi. Yine sıfat uygulamaları kapsamında gerçekleştirdiğimiz atık kumbaram uygulaması, kompost uygulaması, evlerde yaptığımız eğitim çalışmaları, okullarda yaptığımız eğitim faaliyetleri ve geri dönüşümle ilgili yaptığımız iyi uygulama örneklerini burada buradaki oturuma katılan katılımcılarla paylaşmış olduk. Her zaman çevreyi önemsiyoruz. İklim değişikliğiyle ilgili yapmamız gereken önemli işler olduğunu biliyoruz. İnşallah önümüzdeki süreçte de Selçuklu Belediyesi olarak bu çalışmalarımızı en güçlü şekilde devam ettireceğiz” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Başkan Pekyatırmacı,“ Çevre konusunda sürdürdüğümüz çalışmalarla yıllık 85 bin 600 ağacın kesilmesini ve 4 bin 534 ton karbon salınımını engelledik” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>