?>
?>
Para piyasası fonları 2024’ün kazandıranı oldu
Yurt içi fon akımlarını incelediğimizde yıl boyunca 850 milyar TL üzerinde bir para girişi olan para piyasası fonları yüzde 60,7 bileşik getiriyle yılın en çok kazandıran fon grubu oldu. Para piyasası ve kısa vadeli serbest fonların toplam fon büyüklükleri 2025’in ilk günü itibariyle 1 trilyon 337 milyar TL’ye ulaştı.
2025 yılında makroekonomik düzelmenin devam etmesini, TL’de reel değerlenmenin süreceğini öngörüyoruz. Merkez Bankası’nın Aralık ayında politika faizini 250 baz puan indirmesiyle reel getiri bir miktar geri çekilse de TL varlıklar ilgi odağı olmaya devam edecek. Para piyasası fonlarının, yıllık perspektifte ortalama yüzde 40-45 nominal getirisiyle, kısa vadeli düşünen yatırımcılara istikrarlı bir reel getiri sunabileceğini düşünüyoruz. Özellikle Ocak 2025 itibarıyla açığa satışın kalkmasıyla, tekrar hisse yoğun arbitraj fonlarının mevduat üstü getiri sağlayabileceğini düşünüyoruz.
Hisse senedi fonları için en kötüsü geride kalmış olabilir
Borsaya kote firmaların enflasyon muhasebesi uygulaması sonrası düşen kârlılıklarıyla 2024 yılında borsa daha az tercih edilen yatırım aracı oldu. Faiz indirimlerinin 2025 yılında da devam etme beklentisi, alternatif getiri maliyetinin düşmesiyle birlikte borsadaki şirketler için pozitif etki getirebilir ve böylece hisse senedi fonlarının da getirilerinin artmasına yol açabilir. Fakat reel getirinin yüksek kalması nedeniyle 2025 yılında, HJB Birinci Değişken fon gibi çoklu varlık perspektifiyle yönetilen değişken fonlar daha çok ön plana çıkabilir.
Döviz yatırımları için döviz fonları hâlâ cazip
2024’te döviz fonları 1 trilyon 335 milyar TL’nin üzerine çıktı. Burada ana katalizör KKM dönüşleri oldu. KKM dolar bazında 2024 Ocak’ta 79 milyar iken 2024 Aralık’ta 36 milyara kadar geri çekildi. Buradan çıkan para büyük oranda döviz serbest fonlarına gitti.
Öte yandan Fed’in daha temkinli adım atması olası senaryolar arasında ağır basıyor. Fed’in politikaları sonucu önümüzdeki yıl dolarda reel getirinin devam etmesini bekliyoruz. Bu da bir yıllık perspektifte yüzde 4-4,5 bandında nominal getiriye karşılık geliyor. Bu beklentiler ışığında döviz yatırımcılarının, döviz mevduatın üzerinde getiri sunan fonlara ilgisi devam edebilir. HP3 Lidya Döviz Serbest fonumuz stabil ve mevduat üstü getiri hedefiyle döviz yatırımlarında ön plana çıkmaya devam edecek.
Portföylerde bir miktar altın mutlaka olmalı
Kıymetli madenler tarafında ise; jeopolitik risklerin ve global enflasyona dair belirsizliklerin 2025 yılında da sürmesi bekleniyor. Bu nedenle güvenli liman yatırımı olan altının portföylerde tutulması gerekliliğini tekrarlıyoruz. HAM Altın Katılım fonumuz, çeşitli piyasalardaki altın ve altına dayalı menkul kıymetlerdeki yatırımlarıyla, fiziki altına göre daha yüksek bir getiri potansiyeli sunuyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Yatırımlarda 2025 stratejisi: 2025’te dengeli fon portföyleri yatırımcıyı koruyacak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Havaların soğumasıyla birlikte, fiziksel aktivitede azalma, kapalı havaların insanları beslenme konusunda da karbonhidrat ağırlıklı daha sağlıksız ürünlere yöneltmesi ve tabi ki hava kirliliği gibi birçok etken kış aylarında hipertansiyon, ritim bozuklukları, kalp krizi, kalp yetmezliği ve kalp kökenli ani yaşam kayıpları görülme sıklığının artmasına neden olabiliyor.
KIŞ AYLARINDA KALBİNİZE İYİ BAKIN
Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ayça Türer Cabbar, ısı değişimlerinin kalp sağlığı üzerindeki ilişkisini şöyle açıkladı: Aşırı soğuk hava koşulları, kalp krizi riskini artıran çeşitli fizyolojik mekanizmaları tetikler.
Öncelikle soğuk hava, vücutta ısı kaybını önlemek için yüzeysel damarların daralmasına yol açar ve deriye giden kan miktarı azalır. Bu durumda vücut ısısı korunsa da damar direncinin artmasına ve kan basıncının yükselmesine neden olur. Bunun yanında soğuk havalarda kan basıncında görülen yükselme ve ani dalgalanmalar, kalp-damar sistemi üzerinde baskı yaratır. Yüksek tansiyonla birlikte damarların iç yüzeyi zarar göreceği için damar tıkanıklığı veya kalp krizi açısından riskin artmasına neden olur. Kalbin iş yükünü artıran bu tablonun yanında vücut soğukta ısınmak için kas metabolizmasını da hızlandırır ve kalp daha fazla kan pompalamak zorunda kalır. Artan iş yükü özellikle kalp hastalığı riski olan kişilerde kriz olasılığının da yükselmesine neden olur. Soğukla birlikte kalbi etkileyen bir başka durum ise kan akışındaki değişimler. Soğuk hava kanın pıhtılaşma eğilimini artırabildiği için damar tıkanıklığı açısından risk artar. Ayrıca kış ayları birçok kişi için fiziksel ve ruhsam stresin arttığı dönemdir. Kanın daha koyulaşması, pıhtı oluşumu riskini yükseltir ve bu da damar tıkanıklığına neden olabilir. Stres, kalp ritmini hızlandırarak sempatik sinir sistemini daha da aktif hale getirir ve kalp krizi riskini artırır.”
SOĞUK HAVA KALP HASTALIKLARI OLANLARI DAHA ÇOK ETKİLİYOR
Bu havaların halihazırda kalp rahatsızlıkları olanların kalp krizi geçirme ihtimalini yükseltirken, herhangi bir kalp sorunu olmayanlarda da kardiyovasküler sorunların ortaya çıkmasına neden olduğunu söyleyen Doç. Dr. Cabbar, “Özellikle kalp damar hastalığına yatkınlığı olan kişilerde, sigara içenlerde ve yeterli sıvı alımı olmayan kişilerde kalp ve damar sorunları ortaya çıkabilir. Ayrıca sosyoekonomik seviyesi düşük olan, sağlık hizmetlerine erişimi kısıtlı, yeterli besin alamayan kişiler de risk altındadır.” dedi.
Her mevsim olduğu gibi kış aylarında da kalbinizi ve vücudunuzu dinleyerek kalp sağlığını koruyabilirsiniz” diyen Doç. Dr. Cabbar, “Aşağıda sıraladığımız önlemlerin dışında göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi şikayetleriniz olduğunda mutlaka bir doktora başvurun” dedi. Doç. Dr. Cabbar önerilerini şöyle sıraladı:
“SOĞUKTAN KORUNUN”
Yapılacakların başında elbette soğuktan korunmak geliyor. Uzun yıllara dayanan takip çalışmalarında soğuk havanın sıcak havaya göre kalp ve damar hastalıklarına bağlı yaşam kaybını belirgin olarak daha fazla arttırdığı ortaya çıkardığını hatırlatan Doç. Dr. Cabbar, “Bu nedenle öncelikle hava koşullarına uygun olacak şekilde kat kat giyinilmeli. Şapka ve eldiven kullanılmalı. Ayrıca, soğuk hava maruziyetini en aza indirmek, evlerde yalıtım ile ısı kaybı azaltılmalı.
“DENGELİ VE SAĞLIKLI BESLENİN”
Güçlü bir bağışıklık sistemi ve kalp sağlığını desteklemesi için bu dönemde dengeli beslenmek ve sıvı alımını ihmal etmemek ayrı bir önem taşıyor. Öğünlerde sebze, meyve ve lif yönünden zengin gıdalar tercih edilmeli. Haftada iki kez balık tüketmeye çalışılmalı. Ayrıca alkol ve kafeinli içeceklerin tüketiminden de mümkün olduğunca kaçınılmalı.
“DÜZENLİ EGZERSİZ YAPIN”
Egzersizin fiziksel olarak sağladığı faydanın yanında özellikle stresle başa çıkma, ruh sağlığını korumak ve elbette sağlıklı bir kalp için olmazsa olmazların başında geldiğini hatırlatan Doç. Dr. Cabbar, “Kan basıncında düşme, ritim düzensizliklerini düzeltme veya azaltma, kilo kontrolüne yardımcı olma, kan şekerini dengeleme, insülin direncini yenme, vücut direncini artırma ve kalp- damar sağlığında düzelmeyle kalp krizi riskinin azalması, olumlu etkilerinden bir kısmını oluşturur. Bu nedenlerle soğuk havalar egzersiz yapmak için engel teşkil etmesin. Mümkün olduğunca açık havada ve haftada en az beş gün, 30 dakika yürüyüş veya hafif egzersiz yapmaya özen gösterin. Soğuk havadan kendimizi koruyacak şekilde, havanın daha sıcak olduğu saatleri tercih ederek egzersiz yapabiliriz. Bu duruma soğuk ve karlı havalarda yapılan bahçe ile uğraşma ve kar temizleme gibi aktivitelerin de dahil olduğunu unutmayın. Tabi ki egzersiz yaparken kalp hızımızın arttıracağız fakat ek hastalıklarımız varsa doktor önerisi ile kısıtlayabileceğimiz bir plan yapmalıyız.”
“İDEAL KİLONUZU KORUYUN”
Kilo kontrolünün kalp sağlığı açısından son derece önemli olduğunun altını çizen Doç. Dr. Cabbar, konuyla ilgili şunları anlattı: “Kış aylarında hava koşullarının fiziksel aktiviteyi kısıtlaması ve iştah artışı kilo almayı kolaylaştırabilir. Ancak doğru beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleriyle kilo kontrolünü sağlamak mümkün olabilir. Sebze, meyve, tam tahıllı ürünler ve protein içeriği zengin besinlerden oluşan dengeli bir beslenme düzeni oluşturulmalı. Öğünlerde porsiyon kontrolü yapmak, gece saatlerinde mümkün olduğunca yemek yememek, su içmek ve aşırı kalorili içeceklerden uzak durmak ve fiziksel olarak aktif olmak kilo kontrolünü sağlamaya yardım edecektir”
“KAN BASINCINIZI TAKİP EDİN”
Kış aylarında soğuk havanın etkileri, fiziksel aktivitede azalma ve kilo alımı kan basıncının yükselmesine sebep olabileceğini hatırlatan Doç. Dr. Cabbar, “Bu nedenle özellikle hipertansiyon tanımız var ise, kış aylarında kan basıncınızı düzenli olarak ölçmeyi alışkanlık haline getirmeliyiz. Yaz aylarında ilaç ihtiyacımız azalacağı gibi kış aylarında da ilaç ihtiyacımız artabilir. Kan basıncımızdaki değişiklikler her zaman şikayet vermeyeceği için aralıklı kan basıncımızı ölçmekte fayda var. Kan basıncı takibinde değişiklik olursa, doktor önerisi neticesinde ilaç veya doz değişimi ihtiyacı olabilir.” dedi.
“ENFEKSİYONLARDAN KORUNUN”
Kış aylarında kalp hastalıklarının artması veya kontrolünün bozulmasının bir diğer önemli sebebinin grip veya zatürre gibi solunum yolu enfeksiyonlarının artması olduğunu belirten Doç. Dr. Cabbar, özellikle aşılanmanın önemine işaret ederek şunları söyledi. “Enfeksiyon vücudumuz için stres kaynağıdır ve neden olabileceği ateş şikayeti, kalbimizin daha hızlı çalışmasına ve oksijene ihtiyacının artmasına sebep olabilir. Bunun yanında kontrol altındaki kalp yetersizliği hastalığını da kötüleştirebilir. Dolayısıyla enfeksiyonlara karşı gücümüzü arttırmak için hayat tarzımıza dikkat etmeli ve gereğinde aşı yaptırmalıyız. Kabul görmüş ve etkinliği kanıtlanmış aşıları yaptırmamız kötü sonuçları azaltacaktır.”
“STRESİNİNİZİ KONTROL ETMEYE ÇALIŞIN”
Kış aylarında hava şartlarının da dâhil olduğu birçok nedenle depresyona eğilim ve stresin arttığını, bu durumun da kalp krizi ve ritim bozukluklarını tetiklediğini söyleyen Doç. Dr. Ayça Türer Cabbar,”Kortizol gibi stres hormonlarının artışı kalp krizi, ritim problemleri ve hipertansiyon gibi kalp hastalıklarının da tetiklenmesine sebep olur. Stres ile baş etmenin yolunu bulabilirsek ve baş edemediğimiz durumlarda yardım alabilirsek, kalbimizi kötü etkilerinden korumuş oluruz. Buna ek olarak stresi azaltacak ve bizi mutlu edecek hobiler edinmek de fayda sağlayacaktır” diye konuştu.
“UYKU DÜZENİNE ÖZEN GÖSTERİN”
Yeterli uyku almak vücudun tüm fonksiyonları gibi kalp sağlığı için de vazgeçilmez bir unsur. Aynı saatte uyuyup, aynı saatte uyanmak vücudumuzun çalışmasını düzenlediği gibi yeterli uyku süresi, depresyondan korunmada ve stresi kontrol etmede de oldukça etkili. Bu nedenle kış aylarında kalbi korumak için de aynı saatlerde yatıp kalkmaya özen gösterin, yatmadan önce uyarıcı içeceklerden kaçının.
“GEREKTİĞİNDE TAKVİYE ALIN”
Son yıllarda, birçok çalışmada D vitamini eksikliğinin kalp yetmezliği ve inme gibi kalp damar hastalıklarında da risk faktörü olduğuna dair sonuçlar yayınladığı bilgilisi veren Doç. Dr. Cabbar, sözlerine şöyle devam etti: “D vitamini almanın en etkili yolu ise güneş ışığıdır. Ancak kış aylarında, güneş ışınlarının açısı değişir ve faydalı etkilerinden faydalanabilmemiz pek mümkün olmaz. Bu nedenle yeterli güneş ışığı alamadığınız zaman D vitamini takviyeleri kullanılması gerekebilir. Bu durumda hekiminize danışarak D vitamini düzeyinize göre takviye alabilirsiniz. Ayrıca C vitamini açısından zengin gıdalar bağışıklık sistemimizi güçlendirecektir. Özellikle kalp yetersizliği var ise demir eksikliğini gidermek gerekir. Doktor önerisi doğrultusunda demir takviyesi yapmak faydalı olacaktır.”
“TÜTÜN ÜRÜNLERİNDEN UZAK DURUN”
Sigara ve tütün ürünleri kalp sağlığı için tek başına bile ciddi risk oluşturduğunun altını çizen Doç. Dr. Cabbar, “Mevsimlerden ve hava koşullarından bağımsız olarak tütün ve tütün ürünleri dumanından uzak durmak sağlıklı bir yaşamın olmazsa olmazıdır.” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Soğuk Havalarda Kalbi Koruyacak 10 Altın Öneri yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Türkiye finansal piyasalarında faiz ve enflasyon dinamikleri belirleyici olmaya devam ediyor. TL’nin reel değerlenme süreci yatırımcıları döviz mevduatlarından uzaklaştırırken; borsa, yükselişi tetiklemek için yeni bir katalizöre ihtiyaç duyuyor. Küresel tarafta ise Trump’ın politikalarının ve Fed’in faiz adımlarının, küresel enflasyonist riskler açısından kritik olacağı öngörülüyor. Hedef Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Namık Kemal Gökalp, piyasalara dair 2025 beklentilerini paylaşarak enflasyonda kalıcı düşüş ve faiz politikalarının etkilerine dair açıklamalarda bulundu.
“TL’de reel değerlenme sürebilir”
“Makroekonomideki ana gündemimizi enflasyon ve faiz denklemi oluşturuyor. Türkiye’de enflasyon düşerken, faizlerin de enflasyonun üzerinde reel getiri sunacak şekilde yönetileceği öngörülüyor. Bu süreç, TL’de reel değerlenme temasının önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret ediyor. Bu da yurt içindeki yatırımcıların döviz mevduatlarını bozma eğiliminin sürmesini sağlayabilir.
“Borsaya yeni bir katalizör gerekiyor”
Hisse senedi piyasalarına gelecek olursak; 2024, yabancı yatırımcının nette çıkış yönlü hareket ettiği, yerli yatırımcının ise sabit getirili enstrümanlara yöneldiği bir yıl oldu. Merkez bankasının faiz indirimi sinyali ile borsada yeni bir beklenti oluşsa da yükselişi tetikleyecek yeni bir katalizör gerekiyor. Açığa satış yasağının yıl bitmeden kaldırılması, Borsa İstanbul’daki işlem hacimlerini artırarak piyasaya yeni bir denge getirebilir. Likiditenin artması piyasayı olumlu etkileyecektir ancak tek başına yetmeyebilir.
“Bilançolar için en kötüsü geride kalmış olabilir”
Yabancı yatırımcı tarafında ise açığa satış yasağının kalkmasından öte swap kanallarının açılması elbette daha büyük bir etki yaratacaktır. 2024’te yabancı yatırımcı haftalık bazda bazı haftalar borsada giriş yönünde hareket etse de yıl genelinde nette çıkış yönlü karar aldı. Borsada özellikle enflasyon muhasebesinin bilançolar üzerindeki bozucu etkisi net hissedildi. Bu anlamda sıkı para politikasının devamı ile enflasyonda kalıcı düşüş sağlanması önümüzdeki dönemde borsadaki şirketler için en kötüsünün geride kalmış olabileceğini düşündürüyor. Kademeli olarak gelecek faiz indirimi süreçleri ile bir süredir rekor büyüme gösteren para piyasası fonları 1,2 trilyon TL’ye ulaşırken, hisse senedi ve hisse senedi fonlarına ya da alternatif yatırım fonlarına yönelim görülebilir. Ancak bu borsada 2021-2022 yıllarındaki gibi bir ralliyi de düşündürtmemeli. Dolayısıyla borsa için 2025 yılı 2024’te olduğu gibi yine seçici olunması gereken bir yıl olacak.
“Küresel enflasyonist riskler kapıda”
Öte yandan, ikinci Trump döneminde uygulanacak politikalar, küresel ekonominin gidişatı üzerinde belirleyici olacak. Özellikle uluslararası ticarete getirilecek gümrük vergileri ve bu vergilerin ABD’deki enflasyon üzerindeki etkisi dikkatle takip edilmeli. Çünkü bu hamleler ABD Merkez Bankası Fed’in elini zayıflatacaktır ve faiz indirimleri de sanıldığı kadar hızlı olmayacaktır. Trump yönetiminin Kanada ve Meksika gibi ülkelere yönelik ithalat vergilerini artırma sinyalleri, özellikle demir ve çelik sektörlerinde fiyat artışlarına neden olabilir. Üçüncü bir küresel enflasyonist süreç riski de unutulmamalı. Bu nedenle yatırımcıların riskleri dağıtarak portföylerini çeşitlendirmesi önemli. Bu anlamda son yıllarda artan fon çeşitleri yatırımcıların ihtiyaçlarına karşılık olabilir. Türk lirası sabit getirili likit fonların yanı sıra, düşük riskli arbitraj fonları, yurt içi ve yurt dışı hisse senedi fonları gibi alternatiflerle portföy çeşitlendirmesi yapmak önemli.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Enflasyon ve faiz ikilisi, makroekonomik gündemdeki yerini koruyacak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>