?>
?>
Türkiye’nin ilk kamu Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB) olarak İZELMAN OSGB, iş kazalarını en aza indirmek için çeşitli risk gruplarında çalışanlara yönelik eğitimlerini sürdürüyor. Bu kapsamda ilk etapta Mesleki Eğitim Merkezi üzerinden 6. Sanayi Sitesi’nde staj yapan 100 öğrenciye iş sağlığı ve güvenliği ile kişisel koruyucu donanım eğitimleri verilmeye başlandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, İZELMAN AŞ Genel Müdür Vekili Yılmaz Mede ve Genel Müdür Yardımcısı Merve Doğan Gürsel, OSGB Müdürü Derya Şentürk ile 6. Sanayi Sitesi Başkanı Sami Özdaş, gençlerle bir araya geldi. İş güvenliği uzmanı Muhammed Karabulut tarafından verilen eğitimin ardından bin 300 öğrenciye çelik burunlu iş sağlığı güvenliği ayakkabısı hediye edildi. Proje kapsamında eğitim alacak öğrenciler, belirli periyodlarda iş sağlığı ve güvenliği ile kişisel koruyucu donanım hakkında bilgilendirilecek.
“Kişisel korunma ekipmanları çok önemli”
İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, iş kazalarından korunmada eğitimin önemine dikkat çekerek “Tıp fakültesindeyken acil servise iş kazası nedeniyle gelen çok hastamız olurdu. Bugün yaptığımız çalışma ile bu konuda önemli bir başlangıç yapıyoruz. Eğitimlerde size iş kazalarından nasıl korunacağınız anlatılacak. Kişisel korunma ekipmanının kullanımı da çok önemli. Koruyucu ekipman kullanmanız için size bir hediyemiz de olacak. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Cemil Tugay da bu konulara çok önem veriyor. İnşallah daha iyi günlerde, daha iyi koşullarda, daha kazasız günlerde birlikte olacağız” dedi.
“Kazasız ve mutlu çalışmanız için”
6. Sanayi Sitesi Başkanı Sami Özdaş ise “İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın önderliğinde iş sağlığı güvenliği programı yapıldı. Kazasız ve daha mutlu çalışmanız için sizlere eğitim veriliyor” ifadelerini kullandı.
Çelik burunlu ayakkabı için teşekkür
Oto elektrik alanında staj yapan Mehmet Yaman, “İş güvenliği, sağlığımız için önemli. Başımıza bir şey gelse sağlığımız gidiyor. Çalışırken ayağımıza malzeme düşebilir. Bu yüzden çelik burunlu ayakkabı giymek de önemli” sözlerine yer verdi. Sanayi sitesi stajyerlerinden Ceril Kaymaz “İş sağlığı ve güvenliği önemli ve eğitim almamız gerekiyor. Koruyucu ekipmanları kullanmamız gerekiyor. Çelik burunlu ayakkabı daha sağlam. Ayağımıza bir şey düştüğünde bizi korur. Ayakkabı hediyesi için teşekkür ederiz” derken, Ramazan İshak Yıldız da “Çelik burunlu ayakkabı yoksa ayağımıza parça düştüğünde yaralanabiliyoruz. O yüzden bu ayakkabıları giymek gerekiyor” yorumunda bulundu.
Proje devam edecek
Proje, 6. Sanayi Sitesi’nde daha önce gerçekleştirilen sosyal araştırma sonucunda tespit edilen kişisel koruyucu donanım kullanım bilinci ve iş güvenliği farkındalığı konusundaki eksiklikler sebebiyle başlatıldı. Kişisel koruyucu donanım kullanımının iş kazalarının önlenmesi ve bu kazalarda yaralanma ve ölüm oranları üzerindeki etkisi sebebiyle gençler ve çocuklar için ulaşılması daha güç olan iş güvenliği sınıfı ayakkabılar hediye edildi. Proje, meslek liselerinde ve Mesleki Eğitim Merkezlerinde devam edecek.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sanayide staj yapan öğrencilere koruyucu ekipman desteği yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Son dönemde dünya genelinde yayılan maymun çiçeği (Mpox) virüsüne karşı korunmada çiçek hastalığı aşısının etkili olduğu açıklandı. TOBB ETÜ Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Halil Kurt, çiçek aşısının maymun çiçeği virüsüne karşı yüzde 85’e varan koruyuculuk sağladığını belirterek, özellikle risk gruplarının aşılanmasının önemine dikkat çekti.
Maymun çiçeği virüsü, çiçek hastalığına neden olan virüsle aynı aileden geliyor. Bu nedenle, geçmişte çiçek aşısı olan kişilerin maymun çiçeğine karşı da bir miktar koruma sağladığı biliniyor. Prof. Dr. Halil Kurt, “Çiçek aşısı, maymun çiçeği virüsüne karşı çapraz koruma sağlıyor. Özellikle 1980 öncesinde çiçek aşısı olanlar, bu virüse karşı daha dirençli. Ancak bu koruma zamanla azalabiliyor. Bu nedenle, yeni nesil aşıların kullanımı da büyük önem taşıyor” dedi.
Yeni Nesil Aşılar Devrede
Prof. Dr. Kurt, günümüzde maymun çiçeğine karşı özel olarak geliştirilen JYNNEOS aşısının da kullanıldığını belirterek, “JYNNEOS aşısı, hem çiçek hem de maymun çiçeği virüsüne karşı etkili. Özellikle risk gruplarına ve temaslı kişilere bu aşıyı öneriyoruz. Aşı, hastalığın şiddetini azaltmada ve yayılmasını önlemede büyük rol oynuyor” ifadelerini kullandı.
Kimler Aşı Olmalı?
Prof. Dr. Halil Kurt, maymun çiçeği aşısına yönelik öncelikli risk grupları arasında sağlık çalışanları, hastalıkla temas riski yüksek olan kişiler, bağışıklı sistemi zayıf olanlar ve çoklu partnerli cinsel ilişkide bulunanlar olduğunu belirterek maymun çiçeği belirtileri gösteren kişilerin en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğine dikkat çekti.
Maymun Çiçeği Belirtileri Neler?
Maymun çiçeği hastalığının belirtileri arasında ateş, baş ağrısı, kas ağrıları ve lenf bezlerinde şişlik ile cillte suçiçeği benzeri döküntüler olduğunu sıralayan Prof. Kurt, maymun çiçeği virüsüne karşı alınacak önlemlerin önemine de değinerek, “Aşı, hastalığın kontrol altına alınmasında en etkili yöntem. Bunun yanı sıra, hijyen kurallarına uymak ve riskli temaslardan kaçınmak da büyük önem taşıyor” dedi.
Maymun çiçeği virüsüne karşı korunmada çiçek aşısının etkisi, bilim dünyasında umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Sağlık Bakanlığı ise maymun çiçeği vakalarını yakından takip ederek, gerekli önlemleri almaya devam ediyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Çiçek Hastalığı Aşısı, Maymun Çiçeğine Karşı da Koruyucu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Koruyucu fizyoterapi uygulamalarının önemini ortaya koymak amacı ile Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü tarafından Ege Üniversitesi Tazelenme Üniversitesi’ndeki 60 yaş ve üzeri gönüllü öğrencilere ‘koruyucu egzersiz uygulamaları’ kapsamında eğitim verildi.
Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Serkan Bakırhan’ın eğitim ve program koordinatörlüğünde, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevnaz Şahin’in yürütücülüğünde “Yaşlı Bireylerde Koruyucu Egzersiz Stratejileri” isimli eğitim programı Ege Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi tarafından da sertifikalandırıldı. Yaşlanma ile kas kuvvet kayıpları, mental gerileme, kemik yoğunluğunda azalma gibi birçok olumsuz etkilenmeyi minimalize etmek ve tazelenme üniversitesi öğrencilerinde egzersizler hakkında bilgi ve farkındalık düzeylerinin artırılması amacı ile yüz yüze ve bireysel uygulamalı olarak 8 hafta süre ile her bir eklem yapısına yönelik alanlarında uzman fizyoterapi ve rehabilitasyon bölümü öğretim üyeleri tarafından ders ve egzersiz eğitimleri verildi. Bu şekilde tazelenme üniversitesine katılan yaşlı bireylerin düzenli, doğru egzersiz yapma ve sürdürme konusunda farkındalık oluşturulması sağlandı.
Eğitim ile ilgili bilgi veren Doç. Dr. Serkan Bakırhan, “Tüm dünyada doğum oranları azalırken yaşlı nüfus oranı hızla artmaktadır. Dünyada en hızlı yaşlanan ikinci ülke olan Türkiye’de, yaşlı sağlığına yönelik yapılacak planlamaların ve sağlık hizmetlerinin önemi yadsınamaz. Yaşlı popülasyonun ülkemizde giderek artması koruyucu sağlık önlemlerini ve rehabilitasyon hizmetlerinin geliştirilmesini zorunlu hale getirmiştir. Yaşlanmayla birlikte diyabet, hipertansiyon, inme, kalp hastalıkları ve kas iskelet sistemine ait birçok kronik hastalık ortaya çıkmaktadır. Yaşlı bireylerde kronik ve ilerleyici hastalıkların rehabilitasyon sürecinin doğru ve etkin bir şekilde interdisipliner rehabilitasyon ekibi tarafından planlanması, ev, iş ve sosyal çevrelerinde koruyucu önlemlerin alınması son derece önemlidir.” diye konuştu.
“Yaşlılarda koruyucu fizyoterapi büyük önem taşıyor”
Yaşlılarda koruyucu fizyoterapinin önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Serkan Bakırhan, “İnterdisipliner geriatrik rehabilitasyon ekibinde yer alan fizyoterapistler, yaşlı bireylerde normal eklem hareketi, kas kuvveti ve performans testleri gibi birçok değerlendirme yöntemlerini kullanır, kişiselleştirilmiş egzersiz reçetesini oluşturur, günlük yaşam aktivitelerindeki bağımsızlığını artırır ve yaşam kalitesinin geliştirilmesine katkı sağlar. Yaşlılarda koruyucu fizyoterapi büyük önem taşımaktadır. Yaşlılara verilecek koruyucu fizyoterapi ve rehabilitasyon hizmetleriyle oluşabilecek sağlık problemlerinin önlenmesi, ilaç kullanımı ve hastaneye geliş oranlarının azaltılması mümkündür. Bu şekilde sağlık harcamalarını azaltılması ile ülke ekonomisine de büyük bir katkı sağlanmış olur. Koruyucu fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamaları ile yaşlı bireylerin sosyal izolasyonları önlenerek aktif yaşlanma sürecinde yaptıkları egzersiz ve yaşam tarzı değişiklikleri ile düşme başta olmak üzere ev içi-dışı kazalar ve kronik hastalıkların önlenmesi sağlanabilir. Yaşlı bireyde özellikle kas iskelet sisteminde ortaya çıkan kayıplara bağlı dejeneratif eklem hastalıkları, osteoporoz, kalça, diz, omuz ve ayak problemleri engellenerek yaşlı bireylerin fonksiyonel düzeyleri artırılır.” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
EÜ Tazelenme Üniversitesi öğrencilerine “Koruyucu Fizyoterapi ve Rehabilitasyon” eğitimi verildi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Üsküdar Üniversitesi Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, düzenli ağız hijyeninin birçok sorunun önüne geçebileceğini vurguladı ve günlük ağız bakım rutininin nasıl olması gerektiğinden bahsetti.
Düzenli bakım ile diş çürükleri ve diş eti hastalıklarının önüne geçilebilir
Ağız hijyeninin, genel sağlık ve refahın temel bir yönü olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Optimum ağız hijyenini korumak birkaç temel nedenden dolayı önemli.” dedi.
Florürlü diş macunu ile günde iki kez diş fırçalama ve günlük diş ipi kullanımı gibi düzenli ağız hijyeni uygulamalarının, diş çürüklerini ve periodontal hastalıkları (diş eti hastalıkları) önlemede kritik öneme sahip olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Bu uygulamalar, diş minesinin aşınmasına ve diş eti iltihabına yol açabilen bir bakteri biyofilmi olan diş plağının çıkarılmasına yardımcı olur.” açıklamasını yaptı.
Ağız kokusunun giderilmesi için etkili ağız hijyeni önemli!
Çalışmalara göre, kötü ağız hijyeni ile kardiyovasküler hastalıklar, diyabet ve solunum yolu enfeksiyonları gibi sistemik sağlık koşulları arasında bir ilişki olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Ağız enfeksiyonları ve kronik iltihap, bu sistemik koşulların gelişmesine veya kötüleşmesine katkıda bulunabilir ve kapsamlı ağız bakımına olan ihtiyacı vurgular.” dedi.
Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, halk arasında ‘nefes kokması’ olarak bilinen halitozisin önlenmesinde etkili ağız hijyeninin önemini vurguladı ve şöyle devam etti:
“Yiyecek parçacıklarının birikmesi, bakteri büyümesi ve ağız hastalıklarından kaynaklanabilen halitozisi (kötü nefes) kontrol etmeye ve önlemeye yardımcı olur. Doğru teknikle fırçalama, diş ipi kullanımı ve antimikrobiyal gargara kullanımı ağız kokusunu gidermede çok etkilidir.”
Yumuşak diş fırçaları özel durumlarda tercih edilmelidir
Doğru fırçalama tekniğinin öncelikle diş ve dişeti yapısına uygun diş fırçasını seçmekten geçtiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Çok yumuşak fırçalar diş plağını tam kaldıramadığından rutinde çok kullanılması tavsiye edilmez. Orta sertlikteki fırçalar diş ve diş eti üzerine çok fazla baskı uygulamadan kullanılması halinde tercih edilebilirler. Yumuşak fırçalar daha çok hastalıklı ve iltihaplı diş etlerinde veya ağız içinde herhangi bir ameliyat işlemi yapıldıysa tercih edilmeli.” dedi.
Fırçanın 45 derce açıyla diş eti ve dişin birleşim alanına konumlandırılarak süpürme hareketiyle diş etinden dişe doğru olmak üzere fırçalama yapılması gerektiğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Bu hareket, dişlerin dile ve yanağa bakan yüzeyleri de dahil olmak üzere her yüzeye en az beş kez uygulanmalıdır. Uygun fırçalama süresi 2-3 dakika arasındadır ve bahsettiğim şekilde dişlerin bütün yüzeyleri fırçalanırsa ideal süreye ulaşılır.” şeklinde konuştu.
Düzenli bakım, karmaşık prosedürler gerektirebilecek ciddi durumları önleyebilir
Günde 2 defa fırçalama ve akşamları diş ipi veya arayüz fırçası kullanımının diş aralarının temizliğinin sağlanmasına ve ideal bir ağız bakım rutinin oluşmasına yardımcı olacağını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, sözlerini şöyle tamamladı:
“Uygun hijyen uygulamalarıyla önleyici ve koruyucu ağız bakımı, daha kapsamlı ve maliyetli diş tedavilerine olan ihtiyacı azaltabilir. Erken müdahale ve düzenli bakım, karmaşık prosedürler gerektirebilecek daha ciddi durumların önlenmesine yardımcı olur.
Özetle, düzenli fırçalama, diş ipi kullanımı ve profesyonel diş kontrollerinden oluşan sıkı bir ağız hijyeni rutinine uymak, ağız sağlığını ve dolayısıyla genel sağlığı korumak için vazgeçilmezdir. Bu, yalnızca ağız hastalıklarını önlemekle kalmayıp aynı zamanda sistemik sağlığı destekleyen, yaşam kalitesini artıran ve uzun vadeli sağlık bakım maliyetlerini azaltan proaktif bir önlemdir.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Koruyucu ağız bakımı sayesinde maliyetli diş tedavilerine duyulan ihtiyaç azalabilir! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>