?> ?> ‘kronik arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Tue, 11 Mar 2025 07:30:01 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png ‘kronik arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Ege Üniversitesinden kronik yaraların iyileşmesine yönelik yenilikçi proje https://kocaelibasin.com.tr/ege-universitesinden-kronik-yaralarin-iyilesmesine-yonelik-yenilikci-proje/ Tue, 11 Mar 2025 07:29:59 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/ege-universitesinden-kronik-yaralarin-iyilesmesine-yonelik-yenilikci-proje/ EÜ, sağlık alanındaki deneyimini uluslararası düzeyde paylaşmayı sürdürüyor Ege Üniversitesinden kronik yaraların iyileşmesine yönelik yenilikçi proje Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof.

Ege Üniversitesinden kronik yaraların iyileşmesine yönelik yenilikçi proje yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
EÜ, sağlık alanındaki deneyimini uluslararası düzeyde paylaşmayı sürdürüyor

Ege Üniversitesinden kronik yaraların iyileşmesine yönelik yenilikçi proje

Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kevser Özgen Özer’in yürütücüsü olduğu ve uluslararası nitelik taşıyan “Doku Yenileyici Ürün Tasarımı: Farklı Nano-Sistemler Yara İyileşmesini Etkileyebilir mi?” başlıklı proje, “TÜBİTAK-2502 Bulgaristan Bilimler Akademisi ile İkili İş Birliği Programı” kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Ege Üniversitesi ile Bulgaristan Polimer Enstitüsü iş birliğiyle yürütülecek olan proje ile kronik yara tedavilerinde yenilikçi çözümler geliştirilmesi hedefleniyor.

Prof. Dr. Kevser Özgen Özer ve proje ekibini tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam akredite, sağlık temalı araştırma üniversitemiz, uluslararası projelere imza atmayı sürdürüyor. Özellikle sağlık alanında gerçekleştirdiğimiz projelerle hasta sağlığını ve yaşam kalitesini pozitif yönde etkileyecek sonuçlar elde ediyoruz. Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kevser Özgen Özer’in yürütücülerinden birisi olduğu ve Bulgaristan Polimer Enstitüsü ile ortak yürütülen proje, iyileşmesi uzun süren kronik yaraların tedavisine yönelik yenilikçi çözümler sunuyor. TÜBİTAK tarafından da desteklenen ve üniversitemizin uluslararasılaşma hedefine katkı sağlayan projeleri için hocamızı ve ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” diye konuştu.

“Diyabet ve bası yaraları üzerine odaklandık”

 Projenin amacından bahseden Prof. Dr. Kevser Özgen Özer, “ Projemizin hedefi; bitki bazlı makromoleküller ve peptitler gibi doğal bileşenlerin nanoteknolojik taşıyıcı sistemlerle kombinasyonuyla biyoaktif yara örtüleri oluşturmaktır. Bu proje, özellikle diyabetik ayak yaraları ve bası yaraları gibi uzun süreli iyileşme gerektiren kronik yaralar üzerine odaklanmaktadır. Elde edilecek sonuçlar, hem yara tedavisi alanında bilimsel yenilikler sunmayı hem de sağlık hizmetlerinde çevre dostu ve sürdürülebilir alternatifler geliştirmeyi hedeflemektedir” dedi.

Projenin Türkiye ve Bulgaristan koordinasyonunda ilerleyeceğini belirten Prof. Dr. Özer, “Proje kapsamında Ege Üniversitesi ekibi, aktif bileşenlerin analizi ile dermal matrikslerin formülasyonu ve hücre kültürü çalışmalarını yürütecek. Nanoteknolojik sistemlerin üretiminde ise Bulgaristan Polimer Enstitüsü ile koordineli şekilde çalışılacak. Daha sonra Bulgaristan Polimer Enstitüsü ekibi, nanoteknolojik taşıyıcı sistemlerin optimize edilmesi süreçlerini yürütecek. Bu sistemlerle zenginleştirilen dermal matriksler, Ege Üniversitesi laboratuvarlarında tasarlanarak üretilecek. Geliştirilen matrikslerin yara iyileşmesine etkileri, Ege Üniversitesinde gerçekleştirilecek hücre kültürü çalışmaları ile test edilecek. Bu testler sırasında, hücre büyümesi, doku yenilenmesi ve antioksidan özellikler gibi biyolojik parametreler değerlendirilecek. Son olarak, üretilen formülasyonların sterilizasyonu ve stabilite değerlendirmeleri yapılacak. Bu aşamada, her iki kurumdan araştırmacılar ortak çalışmalar yürütecek ve elde edilen bulgular raporlanacak” diye konuştu.

“Hem yaşam kalitesi artacak hem maliyet azalacak”

Projenin önemli sonuçlar doğuracağını ifade eden Prof. Dr. Özden, “Proje tamamlandığında, kronik yara tedavisinde etkili, güvenilir ve yenilikçi çözümler sunmayı bekliyoruz. Elde edilen sonuçlar hem hasta yaşam kalitesini artırmayı hem de sağlık sistemindeki maliyetleri azaltmayı amaçlıyor. Çalışmanın, sağlık teknolojilerinde sürdürülebilir bir dönüşüme öncülük etmesini hedefliyoruz” dedi.

Prof. Dr. Özden, “Projeyi Bulgaristan Polimer Enstitüsünden Prof. Dr. Petar D. Petrov ile birlikte yönetiyoruz.  24 ay sürecek olan proje, TÜBİTAK ile Bulgar Bilimler Akademisi arasındaki iş birliği çerçevesinde 2502 – Araştırma Projeleri- BAS ile İkili İşbirliği Destek Programı’  kapsamında desteklenecek. Bu program, uluslararası araştırma fonlarından yararlanma kapasitesini artırmayı ve bilimsel iş birliklerini teşvik etmeyi hedefliyor.  İki kurum arasında gerçekleşen bu iş birliği, bilimsel uzmanlıkların bir araya gelmesini sağlayarak multidisipliner bir yaklaşım sunuyor. Ayrıca, projenin bir parçası olarak çeşitli uluslararası danışmanlar da araştırmaya katkıda bulunuyor. Bu çalışma, Ege Üniversitesinin uluslararasılaşma stratejisi doğrultusunda; bilimsel iş birliklerini güçlendirme ve küresel sağlık sorunlarına çözüm üretme hedeflerini destekliyor” dedi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Ege Üniversitesinden kronik yaraların iyileşmesine yönelik yenilikçi proje yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kronik Sinüzitin Yaşam Konforunu Düşüren 7 Etkisine Dikkat! https://kocaelibasin.com.tr/kronik-sinuzitin-yasam-konforunu-dusuren-7-etkisine-dikkat/ Wed, 05 Feb 2025 09:30:57 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/kronik-sinuzitin-yasam-konforunu-dusuren-7-etkisine-dikkat/ Sinüzit, burun çevresindeki kemiklerde sinüs adı verilen ve mukus üreten boşlukların iltihaplanmasıyla ortaya çıkan bir hastalıktır.

Kronik Sinüzitin Yaşam Konforunu Düşüren 7 Etkisine Dikkat! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Sinüzit, burun çevresindeki kemiklerde sinüs adı verilen ve mukus üreten boşlukların iltihaplanmasıyla ortaya çıkan bir hastalıktır. Süreye göre 4 haftadan kısa sürerse akut, 12 haftadan uzun sürerse kronik sinüzit olarak adlandırılır. Alerji, virüsler, kimyasal tahriş, kemik eğriliği gibi sebeplerle sinüs çıkış yollarının tıkanması veya burundaki temizleme mekanizmasının bozulmasıyla bakterilerin sinüs içine girmesi sonucu oluşabilir. Akut ya da kronik formda görülen sinüzit, yetişkinlerde kişiyi günlük işlerini yapamaz hale getirebilir ve çalışma performansını düşürür. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Hakan Aslan, sinüzit ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.
 

Sinüzit, fiziksel ve ruhsal sorunlara yol açabilir 

  1. Tat ve koku alma duyularında zayıflama (Uzun süren bu rahatsızlıklar da stres ve anksiyeteye neden olabilir) 
  2. 10 günden uzun süren burun tıkanıklığı
  3. Sarı- yeşil renkli burun akıntısı
  4. Geçmeyen baş ağrısı 
  5. Yorgunluk
  6. Geniz akıntısı 
  7. Ağız kokusu 

Sürekli burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı, nefes almayı zorlaştırır ve uyku kalitesini düşürür. Yorgunluk ve halsizlik iş performansını düşürür. Özellikle alın, göz çevresinde ve yanaklarda hissedilen basınç ve ağrı, günlük aktiviteleri zorlaştırır. Tedavi edilmeyen sinüzit gelişebilir ve çevre dokulara yayılabilir. 

Yetişkinlerde her 5 antibiyotik reçetesinden 1’i sinüzit için

 Akut bakteriyel rinosinüzit (ABRS), yetişkinlerde her 5 antibiyotik reçetesinden 1’ini oluşturur ve bu da onu antibiyotik reçetesinin beşinci en yaygın nedeni yapar. Solunum semptomları olan çocukların yaklaşık %6-7’sinde akut rinosinüzit vardır. Yetişkinlerin yaklaşık %16’sına her yıl ABRS teşhisi konulmaktadır. 

Kronik sinüzit cerrahi yöntemlerle tedavi edilebilir

 
 
Sinüzit tedavisinde öncelik genellikle ilaç tedavisidir. Ancak, ilaçlarla düzelmeyen dirençli vakalarda ve komplike sinüzitlerde endoskopik sinüs cerrahisi önerilebilir. Bu yöntem, sinüs yollarını temizleyerek iltihabın tekrarlamasını önler. Endoskopik Sinüs Cerrahisi, kapalı ameliyat denilen yöntemle yapılan 2-4 saatlik bir cerrahi girişimdir, ameliyathane ortamında ve genel anestezi altında gerçekleşir. Hastalar 1- 2 gün hastanede kalır ve 1 hafta içerisinde günlük yaşamına dönebilir. Cerrahi işlem sonrasında diğer burun cerrahilerinde olduğu gibi tampon uygulanır. Hasta ameliyat sonrası kısa sürede normal yaşamına dönebilir. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kronik Sinüzitin Yaşam Konforunu Düşüren 7 Etkisine Dikkat! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kronik Mide Ekşimesi Yemek Borusu Kanserine Yol Açabilir https://kocaelibasin.com.tr/kronik-mide-eksimesi-yemek-borusu-kanserine-yol-acabilir/ Thu, 23 Jan 2025 10:20:12 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/kronik-mide-eksimesi-yemek-borusu-kanserine-yol-acabilir/ Çoğunlukla erkeklerde görülen yemek borusu (özefagus) kanseri dünya çapında kanserle ilişkili ölümlerin önde gelen nedenlerinden biridir.

Kronik Mide Ekşimesi Yemek Borusu Kanserine Yol Açabilir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Çoğunlukla erkeklerde görülen yemek borusu (özefagus) kanseri dünya çapında kanserle ilişkili ölümlerin önde gelen nedenlerinden biridir. Yemek borusu kanseri, boğazınızı midenize bağlayan tüp olan yemek borusunda gelişir. Tümörler, yemek borusunun iç astarı olan mukozada ortaya çıkar. Toplumun yemek borusu kanseri nedenleri ve belirtileri hakkında yeterli bilgiye sahip olmaması, hastalığın önlenmesi veya başarıyla tedavi edilmesinin önündeki en büyük engellerdir. 

 

Tedaviden olumlu sonuç almak için erken teşhis büyük önem taşımaktadır. Belirtilerden biri veya birkaçı görüldüğünde doktora başvurmak ve gerekli tetkikleri yaptırmak kanserin hayati tehdidinden korumaya yardımcı olacaktır. Memorial Antalya Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Abdullah Erdoğan, yemek borusu kanseri hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. 

 

Beslenme şekli önemli bir risk faktörü 

Yüksek oranlarda yemek borusu kanseri görülen ülkelerin başında gelen doğu toplumlarında (Çin, Hindistan, Japonya gibi ülkelerde), yemek borusu kanserine yol açtığı kanıtlanan en önemli etkenlerin başında beslenme şekli ve besinlerin hazırlanmış biçimi gelmektedir. Örneğin tütsülenmiş balık yani tütsüleme tekniği önemli bir risk faktörüdür. 

 

Alkol tüketimi de önemli rol oynuyor

Genel olarak toplumlarda aşırı alkol tüketimi yemek borusu kanserinin diğer bir önemli risk faktörüdür. Özellikle Batı toplumlarında aşırı alkol kullanımı beslenme şekline göre daha ön plana çıkmaktadır. Öte yandan ülkemize bakıldığında, özefagus kanseri Doğu Anadolu bölgesinde diğer bölgelere göre daha sık görülür. Bunun sebeplerinden bazıları aşırı sıcak çay vb tüketimi ile birlikte uygunsuz şekilde yapılmış mangal-et pişirme yöntemleridir. Mangal yapımında besinin aşırı sıcakta kömürleşecek kadar fazla pişirilmesi, besinin moleküler yapısını bozar ve kanserojen hale dönüşümüne yol açabilir. 

 

Özetle sebze ve meyveler de dahil olmak üzere tüm besinlerin doğal olarak hazırlanması ve tüketilmesi özefagus kanseri riskini azaltır. 

 

Diğer risk faktörleri de şunlardır;

  • Tütün ve tütün ürünleri kullanımı 
  • Kronik mide ekşimesi veya asit reflüsü
  • Gastroözofageal reflü hastalığı (GERD)
  • Barrett özofagusu, bazen GERD’li kişilerde gelişen bir durum
  • Akalazya, alt özofagustaki kasların nadir bir rahatsızlığı

 

Yutma güçlüğüne dikkat! 

Hastalığın erken evresinde yaygın olarak görülen ilk belirti, katı yiyecekleri yutma güçlüğüdür. Şikayetler tanıdan birkaç ay önce başlamakta; ancak hasta tarafından sıradan bir yutma güçlüğü olarak algılandığı çoğu zaman şikayetlerinin ne anlama geldiği bilinmemektedir. Hastalığın diğer belirtileri göğüste ağrı ve kanlı öksürüktür. Yemek borusu kanseri tümörü hastalarında görülen ani kilo kaybı da (bir ayda 6-7 kilo kaybı) diğer bir belirtidir. Ayrıca ses kısıklığı, mide ekşimesinin kötüleşmesi de görülebilir. 

 

Erken evrede cerrahi yüz güldürüyor

Yemek borusu kanserinin erken evrede tedavisi için yemek borusu alınır ve mide ya da kalın bağırsaktan bir tüp oluşturarak yemek geçişi sağlanır. İleri evrede yapılacak tedavinin şekli ve kapsamı, hastalığın ne kadar yayıldığına bağlı olarak değişiklik gösterir. Gelişen teknolojilerin kullanıldığı yöntemler sayesinde hasta açısından daha konforlu ameliyatlar uygulanabilmektedir. Ameliyat öncesinde hastaya kemoterapi ve radyoterapi yöntemleri kullanılabilmektedir. 

 

Hastaya tedavi edici bir ameliyat yapılamıyorsa, öncelikle yemek borusu içinde açılan ve yemek geçecek kadar yer açan “stent” kullanılmaktadır. Hastalık çok ileri düzeyde ise mideye takılan bir beslenme tüpü yardımıyla hastanın hayatını devam ettirmesi sağlanmaktadır.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kronik Mide Ekşimesi Yemek Borusu Kanserine Yol Açabilir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
DEÜ’lü uzman uyardı: Kronik hastalar ve yaşlılar daha fazla risk altında! https://kocaelibasin.com.tr/deulu-uzman-uyardi-kronik-hastalar-ve-yaslilar-daha-fazla-risk-altinda/ Thu, 12 Dec 2024 09:40:15 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/deulu-uzman-uyardi-kronik-hastalar-ve-yaslilar-daha-fazla-risk-altinda/ Soğukların artması ve kış mevsiminin etkisini göstermeye başlamasıyla birlikte solunum yolu enfeksiyonlarında ciddi bir artış gözlemleniyor.

DEÜ’lü uzman uyardı: Kronik hastalar ve yaşlılar daha fazla risk altında! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Soğukların artması ve kış mevsiminin etkisini göstermeye başlamasıyla birlikte solunum yolu enfeksiyonlarında ciddi bir artış gözlemleniyor. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Muammer Çelik, özellikle kronik hastalar ve 65 yaş üstü bireyler için bu dönemin daha zorlu geçebileceği konusunda uyardı. Dr. Çelik, sağlığı korumak için basit ama etkili önlemlerin önemine dikkat çekerek, “Bu kış hem kendi sağlığınızı hem de çevrenizdekilerin sağlığını korumak için basit ama etkili önlemler alabilir ve hastalıkların önüne geçebilirsiniz” dedi.

 

Soğukların artması ve kış mevsiminin etkisini göstermeye başlamasıyla birlikte artan enfeksiyonel hastalıklara ilişkin açıklamalarda bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Muammer Çelik, bu dönemin kronik hastalar ve 65 yaş üstü bireyler için daha zorlayıcı olabileceği konusunda uyardı. Sıcaklıkların düşmesiyle birlikte, özellikle grip ve COVID-19 gibi solunum yolu virüslerinin neden olduğu enfeksiyon hastalıklarının sıklığında belirgin bir artış gözlemlendiğini kaydeden Dr. Çelik, bu artışın temel nedenleri arasında kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesi ve doğal bağışıklık sisteminin zayıflamasının yer aldığını belirtti.

 

“HASTANE YATIŞINA SEBEP OLABİLİR”

Solunum yolu virüslerinin nezle gibi hafif seyreden soğuk algınlığından, zatürre gibi solunum yetmezliğine yol açabilen ciddi tablolara kadar geniş bir klinik periyotta çeşitli hastalıklara neden olabileceğine dikkat çeken Dr. Çelik, “Bu durum, kişinin yaşam kalitesinde bozulmaya, işe devamsızlığa, sağlık kuruluşlarına başvuruya ve hatta hastaneye yatışa neden olabilir. Özellikle küçük çocuklar, hamileler, diyabet, hipertansiyon, kalp hastalığı ve KOAH gibi kronik hastalıkları olanlar, sigara kullanan bireyler, bağışıklığı zayıf kişiler ve geriatrik hastalar için bu hastalıklar daha ağır seyredebileceği gibi çok daha ciddi sonuçlara yol açabilir” bilgisini paylaştı.

 

“VAKİT KAYBETMEDEN HASTANEYE GİDİLMELİ”

Dr. Çelik, solunum yolu enfeksiyonlarının en sık görülen belirtisinin halk arasında nezle olarak bilinen soğuk algınlığı olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Bu durumda genellikle burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve boğaz ağrısı gibi hafif semptomlar görülür ve hastalık genellikle 3-5 gün içinde kendiliğinden iyileşir. Gribal enfeksiyonlarda ise burun akıntısı ve boğaz ağrısına ek olarak; yüksek ateş, kas-eklem ağrıları ve halsizlik gibi daha belirgin belirtiler görülür. Risk gruplarında, solunum yolu virüslerine bağlı ya da bakteriyel enfeksiyonlar sonucu zatürre gelişebilir. Bu durumda uzun süreli yüksek ateş, şiddetli öksürük, balgam, nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi belirtiler ortaya çıkar. Böyle durumlarda vakit kaybetmeden bir hastaneye gidilmesi ya da en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması hayati önem taşır.”

 

GEREKSİZ ANTİBİYOTİK KULLANIMINA DİKKAT

Kış aylarında görülen enfeksiyonların çoğunun virüs kaynaklı olduğunu belirten Dr. Çelik, gereksiz antibiyotik kullanımı konusunda uyarıda bulundu: “Bu tarz hastalıkların tedavisinde antibiyotik yerine ağrı kesici-ateş düşürücü gibi ilaçların kullanılması önerilir. Yine dengeli beslenme, sıvı tüketiminin arttırılması ve istirahat dikkat edilmesi gereken başlıca konulardır. Gribal enfeksiyonu olan yüksek riskli kişilere vücudun hastalığa neden olabilecek belirli virüslerle ve viral enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı olmak amacıyla antiviral tedavi verilebilir. Virüslere bağlı gelişen solunum yolu enfeksiyonlarında gereksiz antibiyotik kullanımı, kişiye hiçbir fayda sağlamadığı gibi yan etki gelişimine sebep olabilir ve toplumda antibiyotik direnci gelişimine sebep olur. Antibiyotik tedavisi, sadece bakteriyel zatürre gibi hastalıklarda doktor gözetiminde kullanılmalıdır. Bu sebeple doktorunuza danışmadan antibiyotik kullanmayınız.”

 

“HASTALIKTAN KORUNMAK BİR TOPLUM SAĞLIĞI MESELESİ”

Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın bir toplum sağlığı meselesi olduğunu kaydeden Dr. Çelik, “Bu kış, sağlığınızı korumak için basit ama etkili önlemler alarak hem kendi sağlığınızı hem de çevrenizdekilerin sağlığını koruyabilirsiniz. Örneğin temel hijyen konusunda dikkatli olmak, birçok hastalık için temel bir engelleyicidir. El hijyenine özen gösterin. Sık sık ellerinizi sabun ve suyla yıkayın veya alkol bazlı el dezenfektanı kullanın. Kalabalık ve kötü havalandırılmış ortamlardan mümkün olduğunca kaçının. Bir diğer önemli husus ise bağışıklığınızı güçlendirmek olacaktır. Dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve yeterli uyku bağışıklık sisteminizi destekler” şeklinde konuştu.

 

“AŞI VE MASKE KULLANIMI RİSKLERİ AZALTIR”

Maske kullanımının sadece pandemi döneminde bir zorunluluk hali olmasının dışında toplum sağlığının korunması noktasında önleyici bir tedbir olarak görünmesi gerektiğini ifade eden Dr. Çelik, “Ateş yüksekliği, öksürük, kas ağrısı gibi şikayetleri olan kişilerin kapalı ortamlarda diğer kişilere virüs bulaştırmamak için maske kullanması önerilir. Maske takmayan kişilerin öksürme ve hapşırma durumunda bir mendil veya peçete ile ağzını burnunu kapatması veya kolunun iç kısmı ile ağzını kapatması gerekmektedir. Özellikle ek hastalıkları olan, ileri yaş ve bağışıklığı baskılanmış kişilerin aynı ortamda hasta olan biri varsa veya kalabalık ortamlarda bulunacaksa maske takmaları çok önemlidir. Son olarak risk grubundaki kişilerin her yıl sıcaklıkların düşmeye başlamasıyla birlikte grip aşısı olması; gribal virüslere bağlı ağır enfeksiyon gelişimi, hastaneye yatış ve ölümleri önlemektedir” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

DEÜ’lü uzman uyardı: Kronik hastalar ve yaşlılar daha fazla risk altında! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Gençlerde kronik yalnızlık artıyor… https://kocaelibasin.com.tr/genclerde-kronik-yalnizlik-artiyor/ Tue, 03 Dec 2024 10:10:11 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/genclerde-kronik-yalnizlik-artiyor/ Yapay zekanın kriz durumlarında sosyal destek bağlamında insanların duymak istedikleri tüm sözleri söyleyebildiğine dikkat çeken Sosyolog Prof.

Gençlerde kronik yalnızlık artıyor… yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Yapay zekanın kriz durumlarında sosyal destek bağlamında insanların duymak istedikleri tüm sözleri söyleyebildiğine dikkat çeken Sosyolog Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Kişilerin insanların yerine yapay zekayla uzun süreli iletişim kurmayı tercih etmeleri sosyal medya örneğinde olduğu gibi yalnızlığı daha da derinleştirecektir.” dedi.

İngiltere’de yapılan geniş çaplı bir araştırmanın sonucuna da işaret eden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Yalnızlığın insan sağlığı açısından obeziteden daha kötü sonuçlar doğurabileceğini, erken ölüm riskini yüzde 26 artırabildiğini ve artan kardiyovasküler hastalık, demans, felç, depresyon ve anksiyete riskiyle ilişkili olduğunu ortaya koydu.” dedi. 

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, dijital çağda gençlerde artan yalnızlık duygusunu değerlendirdi.

Gençlerde kronik yalnızlık artıyor! 

Son yıllarda dünyada özellikle gençler arasında kronik yalnızlık duygusunun arttığını dile getiren Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Sorunun boyutu şaşırtıcı derecede yüksek. Birleşik Krallık’ta 3,8 milyon insan kronik yalnızlıktan mustarip; ABD’de yetişkinlerin yüzde 36’sı ve gençlerin yüzde 61’i şiddetli yalnızlık yaşıyor. Alman Bertelsmann Vakfı’nın girişimiyle Mart 2024’te Almanya genelinde 2 bin 532 örneklem üzerinden gerçekleştirilen bir araştırmada ankete katılan 16-30 yaş arası gençlerin neredeyse yarısı (Yüzde 46) kendini yalnız hissettiklerini belirtmişlerdir.” dedi.

Yakın çevreleriyle selamlaşmayı bile unutan gençler var…

Türkiye genelinde her yıl gerçekleştirdikleri geniş kapsamlı yalnızlık araştırması sonuçlarına göre de 18-24 yaş arasındaki gençlerin yüzde 40’ının, 55 yaş üstündeki kişilerin ise yüzde 26’sının kendini sıkça yalnız hissettiğini söylediğini kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, şöyle devam etti:

“2021’e göre yaş grupları bazında yalnızlık hissiyatının değişimi incelendiğinde ise 25 yaş üstü grupların hepsinde 2021’e göre yalnızlık hissiyatında artış olduğu görülmekte. Genelde dijital teknoloji bağımlılığının yalnızlığı arttırdığı söylenir ama bunun dışında diğer faktörlerde etkili. Okul ve çalışma hayatının yoğunluğu nedeniyle sosyal çevrenin eksikliği, eğitim hayatında hep en yüksek notu alma ve aile içinde sülaledeki en iyi genç olma baskısı gibi nedenler de gençleri sosyalleşmeden yoksun bırakan ve yalnızlıklarını tetikleyen etkenler. Öte yandan çağdaş ebeveynlerin sürekli kollayıcı tutumlarından dolayı gençler benmerkezci bir anlayışla büyüdükleri için iletişim kurmaya zorlanıyorlar. Ne yazık ki, birbirleri ve yakın çevreleriyle selamlaşmayı bile unutan gençlerimiz var.  Bu durum gençlerin sağlıklı ilişkiler kurmasını engellediği için gençlerin yalnızlık hissini derinleştirebiliyor.”

 

Gerçek buluşmaya zaman ve çaba harcamak istemiyorlar…

Gençlerin yaygın biçimde kullanmakta olduğu sosyal medyanın, kullanım şekline bağlı olarak hem bir sosyalleşme aracı hem de yalnızlaşmalarına neden olan bir alan olarak görüldüğüne vurgu yapan Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “İnternet ve sosyal medyanın aşırı kullanımı özellikle gençler arasında gerçek sosyal ilişkilerdeki yüz yüze iletişimin azalmasına ve bu nedenle de sosyal izolasyona yol açmaktadır. Fiziksel olarak bir arada bulunamama, sosyal medyada kısa ileti ve emojilerle gerçekleşen yüzeysel iletişim biçimleri yalnızlaşma duygusunu daha da tetiklemektedir. Pek çok genç gerçek buluşmaya zaman ve çaba harcamak bile istemiyor, romantik ilişkiler bile günümüzde tanışma siteleri aracılığıyla gerçekleşiyor. Araştırmalarda da sosyal medyayı daha sık kullanan gençlerin yalnızlık düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmektedir. Burada çift taraflı bir etki söz konusudur. Yalnızlığın sosyal medya kullanımını arttırdığı gibi sosyal medyaya aşırı yönelimin de yalnızlığı arttırabileceğini belirtmektedirler.” diye konuştu.

Yapay zekayla uzun süreli iletişim yalnızlığı derinleştiriyor…

Dolayısıyla sosyal ağların yarattığı yeni sosyallikler içinde yalnızlığı gidermeye çalışan gençlerin daha da yalnızlaşabildiğini kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, şöyle devam etti:

“Sosyal izolasyondaki artış da zamanla yabancılaşmaya ve bireyin kendini daha fazla yalnız hissetmesine neden olabilmektedir. Sosyal medya dışında yalnızlıkla ilgili diğer güncel bir konuda yapay zeka. Yapay zeka teknolojileri de günümüzde hızla gelişen ve halihazırda iletişim kurabilen, insan duygularını iyi bir şekilde simüle edebilen yeni bir olgu. Günümüzde artık yapay zeka araçlarına, ilişki sorunlarımızdan bahsederek ve kendimizi çok kötü hissettiğimizi söylediğimizde, örneğin ChatGPT bize büyük bir şefkatle karşılık verebiliyor. Sosyal destek bağlamında insanların duymak istedikleri tüm sözleri söyleyebiliyor. Dolayısıyla yakın gelecekte hem gençlere hem de diğer yaş gruplarına başvuracak kimsenin kalmadığını hissettiği kriz anlarında yapay zeka geçici bir çözüm olarak görülebilir. Hatta bazı uzmanlar insanın özgüveninin azalmasının yalnızlığı arttırdığı yaklaşımından yola çıkarak, yapay zekanın insanlara pratik yapma ve sosyal becerilerini geliştirme fırsatı vererek ‘bu döngüyü kırmaya’ yardımcı olabileceğini söylemektedirler. Ancak burada da ölçülü olmak önemli. Çünkü kişilerin insanların yerine yapay zekayla uzun süreli iletişim kurmayı tercih etmeleri sosyal medya örneğinde olduğu gibi yalnızlığı daha da derinleştirecektir.”

Yalnız gençlerin işsiz ve eğitimsiz olma olasılıkları daha yüksek 

Yalnızlığın uzun vadede gençlerin sosyal becerilerine, akademik başarılarına veya kariyer hedeflerine etkilerine de dikkat çeken Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Araştırmalar, yalnız yaşayan gençlerin işsiz veya eğitimsiz olma olasılıklarının daha yüksek olduğunu, kendilerini daha az çalışabilecek durumda gördüklerini ve sosyal açıdan daha başarılı akranlarına göre sosyal merdivende daha aşağıda olduklarını gösteriyor. King’s College London ve Greenwich Üniversitesi’nden İngiliz bilim insanları uzun süreli ve geniş bir örneklem kitlesi üzerinde yapılan araştırma sonucunda, erken ergenlik dönemindeki yalnızlığın, kişinin gelecekteki sosyo-ekonomik statüsünü zayıflattığını ortaya koydu. Araştırmacılar, 1994-1995 yılları arasında İngiltere ve Galler’de doğan 2 bin 232 kişinin gelişimini takip etti. 12, 18 ve 26 yaşlarındaki kişilerin yalnızlık düzeyleri ve sosyal statüleri değerlendirildi. Katılımcıların istihdam durumu ve istihdam edilebilirliği 18 yaşında değerlendirildi. Yalnızlığın erken yaşlardan itibaren ruh sağlığı üzerinde açık bir etkisi olsa da araştırmada, yalnızlığın kişinin istihdam olanaklarını da olumsuz etkilediği görüldü.” şeklinde konuştu.

 

Yalnızlık obeziteden daha kötü!

Araştırmanın sonucuna da işaret eden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Buradan çıkarılan sonuç şu ki, yalnızlık, kişinin işgücü piyasasında rekabet etme yeteneği üzerinde dolaylı sonuçlar doğurabilir. Bu sadece kişinin yaşam şansını azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda ekonomiye de doğrudan zarar veriyor. Ayrıca yalnızlığın insan sağlığı açısından obeziteden daha kötü sonuçlar doğurabileceğini, erken ölüm riskini yüzde 26 artırabildiğini ve artan kardiyovasküler hastalık, demans, felç, depresyon ve anksiyete riskiyle ilişkili olduğunu ortaya koydu. Sosyal bağlantılar gençler için hayati önemde. Bu onların uyumlu gelişiminin anahtarıdır. Yüksek zihinsel işlevler prensipte diğer insanlarla etkileşim yoluyla gelişir. İletişim ve entelektüel uyarım olmadan körelebilirler bile.” dedi.

Sevilen işlerin daha sık yapılması öneriliyor…

Yalnızlık hissini azaltmak için gençlere önerilerde de bulunan Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “İstesek de istemesek de hepimiz yoğun veya düşük düzeyde yalnızlık duygusuyla karşı karşıyayız. Bu duygu aniden ortaya çıkabilir veya sürekli yoldaşımız olabilir. Her durumda, bu faktörün zamanında fark edilmesi çok önemli. Sosyal bağlantıların güçlendirilmesi, dikkatin diğer insanlara ve dış dünyaya odaklanması, yakın çevre, aile ve arkadaşlarla ilişkilerin canlı tutulması, yakın arkadaşlarla spor ve hobi aktiviteleri, sevilen işlerin daha sık yapılması kronik yalnızlık duygusunu yaşamamak veya bu durumdan kurtulmak için uzmanlar tarafından önerilen yöntemler. Sosyal izolasyonun zararlı etkilerini en aza indirmek için psikolog ve psikoterapistlerden yardım almaktan da çekinilmemeli. Çoğu zaman, kendini yalnız hissetmemek için kişinin sadece sesini duyurmaya ihtiyacı vardır.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Gençlerde kronik yalnızlık artıyor… yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Başkan Tugay’dan İEKK toplantısında müjde “İzmir’in kronik sorunu çözülüyor” https://kocaelibasin.com.tr/baskan-tugaydan-iekk-toplantisinda-mujde-izmirin-kronik-sorunu-cozuluyor/ Fri, 29 Nov 2024 09:29:53 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/baskan-tugaydan-iekk-toplantisinda-mujde-izmirin-kronik-sorunu-cozuluyor/ İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr.

Başkan Tugay’dan İEKK toplantısında müjde “İzmir’in kronik sorunu çözülüyor” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 131’inci İEKKK toplantısında Basmane Çukuru olarak bilinen alanla ilgili müjde verdi. Koruma Kurulu’nun yeni plan notunu onayladığını belirten Başkan Tugay, “Nitelikli bir proje hazırlandı. Basmane’de yüksek, çirkin bir yapı inşa edilmeyecek. Konak’ta yıkılan eski belediye binası ile ilgili uygulama projesinin ön hazırlık çalışması   bitmek üzere. Takvimimiz beklediğimiz gibi işlerse Aralık sonuna doğru protokolümüzü imzalayacağız. İhaleye çıkılacak. İkisi de yapılacak. İzmir’in kronik sorunlarından biriydi, çözülmüş olacak” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu’nun (İEKKK) 131’inci toplantısına ev sahipliği yaptı. Alsancak Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıya Ekim ayında İEKKK Başkanı seçilen Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer ve kentteki iş dünyasının temsilcileri katıldı. Toplantıda İzmir Vakfı Genel Müdürü Deniz Karaca,  “İzmir Kent Kimliği”  ve Arkas Kültür ve Sanat Direktörü Müjde Unustası “Arkas Sanat Merkezleri” başlıklı sunum yaptı.

“Körfez Çalıştayı çok verimli oldu”

Toplantının açılış konuşmasını yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, düzenledikleri Körfez Çalıştayı’na ilişkin kurul üyelerine bilgi verdi. Çalıştaydan çok güzel çıktılar elde ettiklerini aktaran Başkan Tugay, 4. faz ve yağmur suyu ayrıştırma çalışmalarının hızla ilerlediğini, dip taraması için ihale yaptıklarını,  ikinci ihaleyi Aralık’ta yapacaklarını söyledi. Dip tarama çalışmalarının Körfez’deki sirkülasyonu artıracağını belirten Başkan Tugay, “Arıtma kapasitesinin artması ve dip tarama çalışmaları sayesinde önümüzdeki yıl daha temiz bir Körfez’i göreceğimizi düşünüyoruz. Alg patlamasıyla ilgili de önden müdahaleyi hangi yöntemlerle yapabileceğimize dair artık elimizde bilgi var.  Bu sene yaşadığımız o korkunç durumu önümüzdeki yıl yaşamayacağımızı düşünüyoruz. Çok dikkatli olacağımız bir konu” açıklamasında bulundu. 

“Planlı adımlar atıyoruz”

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin planlı adımlarla her geçen gün güçlendiğinin altını çizen Başkan Tugay, “Kentsel dönüşüm konusunda çalışıyoruz. İstanbul’la bir iş birliğimiz olacak. Halihazırda bazı yerlerde sosyal, toplu konutlar yapmak için yerler belirledik. Arttırabildiğimiz kadar arttıracağız. Trafikle, ulaşımla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. 2074 vizyon çalışmamız devam ediyor” dedi.

“Basmane Çukuru için nitelikli bir proje hazırlandı”

İzmir’in en önemli problemleri arasında yer alan Basmane Çukuru’na dair konuşan Başkan Tugay, TMSF ile anlaşıldığını belirterek, “Koruma Kurulu yeni plan notlarını onayladı. Projeyi herkesin merak ettiğini tahmin ediyorum ama öyle çok yüksek ve çirkin bir bina değil. Nitelikli bir proje hazırlandı. Konak’ta yıkılan eski belediye binası ile ilgili uygulama  projesinin ön hazırlık çalışması bitmek üzere. Takvimimiz beklediğimiz gibi işlerse Aralık sonuna doğru protokolümüzü imzalayacağız. İhaleye çıkılacak. İkisi de yapılacak. İzmir’in kronik sorunlarından biriydi, çözülmüş olacak” açıklamasında bulundu.

“Hilton hisselerini satabiliriz”

Büyükşehir Belediyesi’nin hissedar olduğu Hilton Oteli’nin akıbeti hakkındaki soruyu yanıtlayan Başkan Tugay, “Oteli yıkıp yeniden yapmayla ilgili birilerinin düşüncesi var. Ama daha henüz kesinleşmedi. Sadece hisseler bir elde toplanmaya çalışılıyor. Belki belediyenin hissesini de satabiliriz” dedi.

“Botanik EXPO İÇİN yer belirlenecek”

Uluslararası Bahçe Bitkileri EXPO’su (Botanik EXPO) için gelen soruyu da cevaplayan Başkan Tugay, “Botanik EXPO için bir önerimiz oldu. Olumlu gidiyor. Kesin karar verilmedi. 2027 içinde yapılacak diye taahhüdümüz var. Yer konusunu netleştiremedik. EXPO Yönetim Kurulu İzmir’e gelecek, değerlendirme yapılacak” açıklamasında bulundu.

Hayatı İzmirli gibi yaşa

İzmir Vakfı Genel Müdürü Deniz Karaca,”İzmir Kent Kimliği” başlıklı sunumunda kentin tarihi, kültürel, ticari değerlerine dikkat çekti. Şehrin algısının güçlenmesi başlığı altında yaşanabilirlik, iş ve yatırım, eğitim, sağlık, kültür ve miras, sürdürebilirlik ve ulaşım, markalaşma, yönetişim kavramlarının ele alındığı sunumda İzmir için yapılması gerekenler sıralandı. Başka şehirlere ilham kaynağı olan İzmir’in iyi yaşam merkezi haline dönüşmesinin hedeflendiği aktarıldı. Ayrıca İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2074 vizyonuna ayrı bir parantez açılırken ‘İyi Yaşam Tasarım Çalıştay’ı yapılmasının da planlandığı belirtildi. Sunum “Hayatı İzmirli Gibi Yaşa” sloganıyla sonlandırıldı. 

İzmir’in sanat rotası oluşturuluyor

Arkas Kültür ve Sanat Direktörü Müjde Unustası, Arkas Sanat Merkezleri” başlıklı sunumunda ev sahipliği yapılan eserlerin titizlikle korunduğunu ifade eti. Arkas Holding’in sosyal sorumluluk projelerine değinen Unustası,  ayrıca merkezlerle birlikte İzmir’de bir sanat rotası oluşturulabileceğini aktardı.

Çalışma Grubu üyeleri seçildi

Toplantıda İEKKK Çalışma Grubu üyeleri de oy birliğiyle kabul edildi. Kurul; İZPA Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, EGİAD ve İEKKK Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ramazan Tezcan, İzmir Vakfı Genel Müdürü Deniz Karaca, İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Erçin Güdücü, ESBAŞ CEO’su Dr. Faruk Güler, EGİKAD Yönetim Kurulu Üyesi Ferrah Saraçoğlu, Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri İbrahim Cumhur İşbırakmaz, İZKA Genel Sekreteri Dr. Mehmet Yavuz, Yaşar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Cemali Dinçer, EGİAD Genel Sekreteri Dr. Murat Çelik, EBSO Genel Sekreteri Mustafa Kalyoncu, İZTO Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa Tanyeri, BASİFED Genel Sekreteri Münir Sirhan Özen, ESİAD Genel Sekreteri Özlen Kavalalı, İZSİAD Genel Sekreteri Prof. Dr. Sabri Erdem, İESOB Genel Sekreteri Serkan Ceylan, İZİKAD Genel Sekreteri Sima Ulaş’tan oluştu.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Başkan Tugay’dan İEKK toplantısında müjde “İzmir’in kronik sorunu çözülüyor” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İdrar Sıklığı, Yorgunluk, İştahsızlık! ‘Kronik Böbrek Hastası Mısınız? https://kocaelibasin.com.tr/idrar-sikligi-yorgunluk-istahsizlik-kronik-bobrek-hastasi-misiniz/ Mon, 21 Oct 2024 07:40:09 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/idrar-sikligi-yorgunluk-istahsizlik-kronik-bobrek-hastasi-misiniz/ Önemli Bir Halk Sağlığı Sorunu Kronik böbrek hastalığı (KBH) ülkemizde ve dünyada sıklığı giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunudur.

İdrar Sıklığı, Yorgunluk, İştahsızlık! ‘Kronik Böbrek Hastası Mısınız? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Önemli Bir Halk Sağlığı Sorunu

Kronik böbrek hastalığı (KBH) ülkemizde ve dünyada sıklığı giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Erken saptandığında önlenebilir veya ilerlemesi geciktirilebilir olmasına rağmen hastalık farkındalığı tüm dünyada düşüktür. Türk Nefroloji Derneği tarafından yapılan bir çalışmada ciddi KBH olan hastalarda bile farkındalık %10’ un altında olarak saptanmıştır.  Bu nedenle birçok hastada hastalık ilerlemekte ve diyaliz ya da böbrek nakli gibi tedavilere ihtiyaç gelişmektedir. 

Böbrek Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?

KBH tanısı üç aydan daha uzun süre devam eden böbrek fonksiyon testlerinde anormallikler olması ile konur. Böbrek fonksiyonlarını ölçmek için kanda kreatinin değeri ölçülür ve çeşitli formüller ile böbrek çalışma değeri hesaplanır. Bu çalışma hızı üç ay veya daha uzun süre 60 ml/dk dan düşük ise KBH tanısı konur. Yine üç aydan uzun süre devam eden idrar tetkikinde anormallikler, protein kaçağı olması, ultrasonografik veya histopatolojik değişikliklerin saptanması ile de KBH tanısı konur. KBH’de erken evrelerden itibaren, başlıca kardiyovasküler nedenlere bağlı olarak ölüm riski artmıştır ve hastalık ilerledikçe bu artış daha da belirginleşmektedir. Erken dönem tanı konulması hasta sağlığı için çok önemlidir. 

 

Araştırmalara Göre 7 Erişkinden Birinde KBH Görülüyor !

Ülkemizde 2012 de yapılan bir çalışmada her 7 erişkinden birinde KBH olduğu bulunmuştur. Diyabet, hipertansiyon, böbrek taşı olanlar ve ailede böbrek hastalığı öyküsü olanların KBH gelişimi açısından riskli bireylerdir.  Özellikle yüksek riskli bireylerin hastalığını önlemek ve erken tanı ve tedavi ile hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak, komplikasyonlarını kontrol altına almak önemlidir.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İdrar Sıklığı, Yorgunluk, İştahsızlık! ‘Kronik Böbrek Hastası Mısınız? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>