?>
?>
Görme Engelli Birey Yoktur Görme Engelli Aile Vardır
Görme engelli bireylerin yaşam boyu bakıma muhtaç hale geldiğini, bu sebeple yalnızca kendilerinin değil ailelerinin de engelli hale geldiğini belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Burak Erden, “Dünya genelinde çok sayıda insan önlenebilir sebeplerden dolayı görme kaybı hatta körlük ile yaşamak zorunda kalıyor. Bu körlüklerin birçoğu erken teşhisle engellenebilir ancak geç kalınmış vakalardır. Erken teşhis edilmeyen bazı göz hastalıkları, kalıcı görme kayıplarına veya körlüğe yol açabilmektedir. Bu hastalıkların başında diyabetik retinopati ve glokom gibi rahatsızlıklar geliyor. Ancak düzenli göz muayeneleri ve erken teşhisle, bu hastalıkların sebep olduğu görme kayıpları büyük ölçüde önlenebiliyor. Ülkemizde diyabet hastalarının büyük bir kısmı semptomlar görülmeye başladıktan sonra göz doktoruna başvuruyor” dedi.
Diyabet Önlenebilir Körlüklerin Bir Numaralı Sebebi
Diyabetin, vücutta kan şekeri seviyesinin bozulmasına neden olan ve zamanla birçok organda kalıcı hasarlara yol açabilen bir hastalık olduğunu söyleyen Doç. Dr. Burak Erden, “Diyabetik retinopati, diyabet gözlerdeki damar yapısına zarar vererek retina dokusunun bozulmasına yol açar. Yaşa bağlı makula dejenerasyonu yani sarı nokta hastalığı ve diyabetik retinopati dediğimiz şekerin sinir dokularına yaptığı hasarlar ileri yaş görme kayıplarının yüzde 82’sinin nedenidir. Erken dönemde yapılan göz muayeneleri ile retina hasarları tespit edilebilir ve tedavi ile görme kaybı engellenebilir. Bu nedenle diyabet tanısı alan bir hastanın mutlaka göz hastalıkları uzmanına muayene olması gerekmektedir” uyarısında bulundu.
Glokom Görmenin Sinsi Hırsızıdır
Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom hastalığının körlüğe neden olabildiğini ifade eden Doç. Dr. Burak Erden; “Göz içindeki basıncın yükselmesi sonucu optik sinirlerin hasar görmesine neden olan glokom, başlangıç aşamasında herhangi bir belirti vermez; zamanla, görme kaybı başlar ve tedavi edilmezse körlüğe kadar ilerleyebilir. Göz hekimleri tarafından “sinsi” olarak ifade edilen hastalık erken teşhis edilmezse çok üzücü sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Glokomun en tehlikeli özelliği, görme kaybı başladıktan sonra artık meydana gelen görme kaybının geri dönüşünün mümkün olmamasıdır. Glokom hastalığı da genelde rutin göz muayenelerinde teşhis edilmektedir. Erken tanı almış bir glokom hastasının görme seviyesinin korunması mümkündür. Glokom tedavisinin amacı hastanın görme seviyesini korumaktır” diyerek bu sinsi hastalığa karşı erken tanının önemini vurguladı.
Katarakt’ın Tek Tedavisi Ameliyattır
Kataraktın göz içinde bulunan doğal, şeffaf lensin zamana ve çevresel faktörlere bağlı olarak bulanıklaşması ve net görüşü engellemesi olduğunu dile getiren Doç. Dr. Erden; “Katarakt en fazla yaşlılarda görülse de her yaşta, hatta doğumla bile olabilir. Göz yaralanmaları, diyabet, kortizonlu ilaç kullanımı ve metabolizma hastalıklarında da katarakt sık görülür. Başlangıçta katarakt görmeyi çok fazla etkilemez. Zamanla görme şikayetleri artar. Bu süreç bazen aylar, bazen de yıllar alır. Kişi günlük aktivitesini yapmakta zorluk yaşamaya başladığında göz doktoruna başvurur. Yaşa bağlı kataraktları önlemek de mümkün değildir. Kataraktın ilaçla tedavisi yoktur, tek tedavisi ameliyattır. Günümüz teknolojisinde, katarakt tedavisinde kullanılan akıllı mercekler ile hayatın son anına kadar net görüş mümkün olabilmektedir” şeklinde konuştu.
50 Yaş Üzerinde Sarı Nokta’ya Dikkat
Genellikle 50 yaş üzerinde görülen sarı nokta hastalığının da görme kaybına yol açtığı bilgisini veren Doç. Dr. Erden; “Yaş ve genetik faktörlerin yanında sigara kullanımı ve obezite bu hastalığa neden olan faktörler arasında yer almaktadır. Ülkemizde oldukça sık görülen Sarı nokta hastalığı ‘makula’ adı verilen görme noktasında ortaya çıkarak merkezi görmeyi bozmaktadır. Kişinin baktığı bölgedeki yeri net görememesi, renkleri soluk görmesi, baktığı bölgede karanlık alanlar görmesi, düz çizgilerde eğrilik veya yamulma görülmesi, sarı nokta hastalığının belirtileri arasındadır. Daha ileriki noktalarda ise kişide ciddi görme kayıpları olmaktadır. Bu kişiler, sofrada kendi yemeklerini yiyemez hale gelebilmekte, okuma ve yakın görmede ciddi problemler yaşamaktadır.
50 yaş üzeri kişilerin retina muayenesi de göz muayenelerinin içerisinde olmalıdır. Sarı nokta hastalığı erken dönemde fark edilirse ve enjeksiyonlara hızlı başlanırsa, görme kaybının ilerlemesi önlenebiliyor. Görme seviyesinde artış sağlamak da mümkün olabiliyor.
Sarı nokta hastalığından korunmak için güneş gözlüğü kullanımı ve beslenme önemli. Sarı nokta hastası eğer obez ise, mutlaka kilo vermeli, yeşil sebzeler ve omega3 içeren besinler tüketilmeli. kardiyovasküler hastalığı varsa, bu hastalıkların tedavi edilmesi, kişi sigara kullanıyorsa mutlaka sigarayı bırakması gibi bir dizi önlemler alması ciddi önem taşıyor. Özel ultraviyole filtreli güneş gözlükleri kullanması gerekiyor” diyerek önemli bilgiler paylaştı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Görme Sağlığında Erken Teşhis Hayat Kurtarır yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>“Sağlıklı Yaşam Destek Seminerleri 1” adını taşıyan etkinlik, Balçova Belediyesi Engelliler Merkezi Konferans Salonu’nda yapıldı. “Bugün senin günün, erken teşhis hayat kurtarır” sloganını taşıyan etkinliğin açılış konuşmasını, DEÜ Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Sefa Kurt yaptı. Meme kanserinin ülkemizde ve dünyada en sık görülen ve en sık ölüme neden olan kanser türü olduğunu belirten Başhekim Kurt, “Dünya Sağlık Örgütü, 2004’ten bu yana meme kanseri farkındalığının vurgulanması amacıyla 1-31 Ekim tarihlerini meme kanseri farkındalık ve bilinçlendirme ayı olarak ilan etmiştir. Bu bağlamda DEÜ Üniversitesi Hastanesi Başhekimliği olarak Balçova, Güzelbahçe ve Narlıdere belediyeleriyle işbirliği ve Balçova Belediyesi ev sahipliğinde dünyada ve ülkemizde kadınlarımızı tehdit eden meme kanserinin erken tanı ve farkındalığını yükseltmek amacıyla düzenlediğimiz sağlıklı yaşam seminerlerinin ilkiyle sizlerle birlikte olmaktan mutluyuz” diye konuştu.
HER 8 KADINDAN BİRİ TEHDİT ALTINDA
Dünyada her 8 kadından birinin yaşamı boyunca meme kanseri tehdidi atında olduğunu sözlerine ekleyen Kurt, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kadınlarımız, meme kanseri risk faktörleri, tanı ve tedavi yöntemleri hakkında bilgilendirilmeli, kanserden korunarak sağlıklı yaşam koşullarına yönlendirilmelidir. Tüm kanserlerde olduğu gibi meme kanserinde de erken tanı çok önemlidir. Kadınlara 20 yaşından sonra her ay kendi kendine muayene yapması, 40-69 yaş aralığında 2 yılda bir mamografi çektirmesi önerilmektedir. Saygıdeğer hanımefendiler, unutmayınız ki sizler öncelikle toplumun en değerli bireyleri anneleri eşleri ve evlatları olarak bizler için çok kıymetlisiniz. Sizlerin sağlığını korumak ve geliştirmek bizlerin birinci hedefimiz, sizler de lütfen kendi sağlığınız için yapmanız gerekenleri ihmal etmeyiniz.”
YİĞİT: “ERKEN TANI ÇOK ÖNEMLİ”
Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit de, meme kanserinde erken tanının önemine dikkat çekti. Erken tanıda tedavinin daha güçlü sonuç verdiğine dikkat çeken Yiğit, kadınlara rutin kontrolleri ihmal etmeme çağrısı yaptı. Yiğit şöyle konuştu: “Öncelikle onur konuğu kadınlarımızı, ülkemizde baskı altında, şiddet altında olan kadınlarımızı saygı ve sevgi ile selamlıyorum. Toplumsal olarak birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var. Kurumların da birlik ve beraberliğe, dayanışma örneği göstermeye ihtiyacı var. Bu gün de o günlerden birini yaşıyoruz. Bu seminer de sağlığımızla ilgili çok büyük önem taşıyor. Bildiğiniz gibi meme kanseri ile ilgili bir farkındalık ayındayız. Ne yazık ki en yaygın kanser türü. Ülke olarak teşhis açısından güçlendik. Bu hastalığın farkında olursak çok hızlı şekilde teşhis edebiliyoruz. Tedaviyle ilgili hem onkolojik, hem cerrahi yöntemler gelişti. Ancak erken tanı, tedavide başarı oranını artırıyor. Umarım bu seminerlerin devamı gelir. Bu organizasyonda bizimle birlikte olanlara çok teşekkür ediyorum.”
FARK ETMEK ELİMİZDE
Konuşmaların ardından DEÜ Hastanesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Aile Hekimliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Özçakar, “Fark Ekmek Elimizde” adlı panelde sunum gerçekleştirdi. Özçakar, tanı ve tedavi yöntemleri konusunda ayrıntılı bilgi verdi. Karşılıklı çiçek takdimi ile sonuçlanan etkinlikte ayrıca DEÜ Hastanesi’nin Genital Sistem Kanserleri Tarama Polikliniği açacağı da duyuruldu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kadınlara çağrı yaptılar: Bugün senin günün, Erken Teşhis Hayat Kurtarır! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Mudanya Belediyesi’nin 1-31 Ekim Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı kapsamında Pembe Ekim sloganıyla düzenlediği etkinler, “Erken Teşhis Hayat Kurtarır” başlıklı söyleşi ile başladı. MUDAŞ Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirilen ve Op.Dr. Erol Aksaz, Müge Dalgıç ve Aysel Okumuş’un konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte, erken teşhisin hayat kurtarıcı rolüne dikkat çekildi. Söyleşiye, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, kadın belediye meclis üyeleri ile çok sayıda Mudanyalı kadın katılım sağladı.
Hastalığın erken tanı, teşhis ve tedavisinin önemine dikkat çeken Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı’na bağlı Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM (Kanser Erken Teşhis Merkezi) birimi işbirliği ile Mudanyalı kadınlara ücretsiz ve randevusuz olarak kanser taramalarına başlayacaklarını açıkladı. Dalgıç, şöyle konuştu:
“Herkesin DNA’sı kendisine ait ve dünyada tekse, herkesin hastalığı da kendisine aittir. Bu hastalığın ana konusu, takip etmek, kontrolleri aksatmamak ve erken teşhistir. Meme kanserinin tedavi başarısı çok yüksek. Tek istinası geç kalmaktır. Lütfen kontrollerinizi aksatmayın. Erken teşhis çok önemli” dedi.
Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı’na bağlı Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM (Kanser Erken Teşhis Merkezi) birimi işbirliği ile Mudanyalı kadınlara ücretsiz ve randevusuz olarak kanser taramalarına başlayacaklarını açıkladı.
HER YIL DÜZENLİ KONTROL YAPILMALI
Op. Dr. Erol Aksaz ise, meme hastalıklarının ve kanserinin belirtilerini örneklerle anlattı. Her 8 kadından 1’inin meme kanserine yakalandığının altını çizen Aksaz, kanserin erken evrede fark edilmesinin önemini vurgulayayarak, “Erken teşhis edilirse hayatta kalma şansı artıyor, meme kaybı riski azalıyor” dedi. Her ağrının bir kanser bulgusu olmadığını da belirten Aksaz, “Mamografi çektirmek acısız bir işlemdir ve zararlı değildir. Ailede kanser geçirmiş bir kişi var ise, gen testinin yapılması gerekmektedir. En iyisi de her yıl düzenli kontrollerinizi yaptırın” diye konuştu.
“STRESİ YENMEK ÇOK ÖNEMLİ”
Kansere yakalanma ve tedavi sürecini anlatan emekli öğretmen Aysel Okumuş, “Ben ‘kanserim, yarın ölüyorum’ demedim. Koşturdum. Öylesine koşturdum ki, koştururken bu hastalığı unuttum. Yılda dört kere kontrole gidiyorum. Yani yılda dört kere doğum günümü kutluyorum. Bu hafta yine kontrole gideceğim ve doğum günümü kutlayacağım” dedi. Hastalık döneminde yaşananların çok zor olduğunu da söyleyen Okumuş, “Yaşama sarılın. Güçlü olun. Her yıl kontrole gidin. Geç kalmak insanın hayatına sebep oluyor” diye konuştu.
Annesinin ve anneannesinin kendisi gibi kanser hastalığına yakalandığını anlatan Müge Dalgıç ise, kanser süreci sırasında yaşadıklarını paylaştı. Eşi Deniz Dalgıç’ın kendisine bu süreçte çok destek olduğunu söyleyen Dalgıç, şunları söyledi:
“Hastalık teşhisi konulduğu zaman stresi yenmeniz çok önemlidir. Çünkü vücudunuzun kendini tamir etmesi için iyi hissetmesi gerekiyor. Stresli ve gergin olursanız hastalığı yenemiyorsunuz. 12 hafta boyunca kemoterapi gördüm. Hastalık geliyor ama kendimize iyi bakarak, düzenli uyku ile hastalığın geçmesi elimizde. Eğer ki iyi niyet ile iyileşeceğinizi düşünürseniz bir karşılığı mutlaka olacaktır”
Söyleşi bitiminde kadınlar, protez model üzerinde kendi kendine teşhis ile ilgili bilgi aldı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Meme kanserinde erken teşhis hayat kurtarır yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>