?>
?>
60. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun en karakteristik etaplarından biri olan Selçuk – Çeşme parkuru, yarışçıları antik Efes’in gölgesinden alarak, Ege’nin rüzgârla yoğrulmuş kıyılarına uzanan bir serüvene çıkarıyor. Bu etap, yalnızca bir hız ve dayanıklılık sınavı değil; aynı zamanda Ege’nin denizle, tarih ve doğayla iç içe geçmiş dokusunu keşfetmeye açılan bir pencere niteliği taşıyor.
Toplam 144,2 kilometrelik Selçuk–Çeşme parkuru, Ege’nin eşsiz doğasında unutulmaz bir yolculuğa sahne olacak. Etap boyunca sporcular, denizle iç içe geçmiş koylardan tarihi rotalara, virajlı orman yollarından panoramik zirvelere kadar pek çok zorlu ve görsel açıdan etkileyici güzergâhı geride bırakacak. Efes Antik Kenti’nden başlayarak Çeşme Ilıca Caddesi’nde sona erecek bu etapta, dünya çapında tanınan bisikletçiler zirve mücadelesi için pedal çevirecek.
60. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu – Selçuk-Çeşme Etabı Parkur Tanıtımı
Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun yedinci günü, pelotonu Ege’nin tarih kokan topraklarından denizin mavi ufkuna taşıyan görsel bir yolculuğa sahne olacak. 3 Mayıs 2025 Cumartesi günü gerçekleşecek Selçuk–Çeşme etabı, toplam 144,2 kilometrelik uzunluğuyla yarışın hem estetik hem de fiziksel açıdan en dikkat çeken etaplarından biri olacak.
Yarış, dünyanın en önemli arkeolojik alanlarından biri olan Efes Antik Kenti’nden start alacak. Buradan nötral startla harekete geçecek peloton, Seferihisar yönüne ilerlerken Ahmetbeyli, Özdere, Gümüldür ve Ürkmez gibi kıyı güzellikleriyle bezeli yerleşimlerden geçecek.
Yarışın ilk sprint kapısı 73,8. kilometrede Seferihisar-Ulamış yolunda kurulacak. Bu noktada sprinterler, yeşil forma için puan mücadelesine girecek. 99,2. kilometrede ise Türkiye Güzellikleri Prim Kapısı yer alıyor. Bu kapı, güzergâhın en doğal ve kültürel zenginliklerini simgelerken, aynı zamanda mayo yarışı için kritik bir nokta olacak.
Parkur Detayları:
Tarih: 3 Mayıs Cumartesi
Start Saati: 11.00
Mesafe: 144,2
Başlangıç Noktası: Efes Antik Kenti
Bitiş Noktası: Çeşme Ilıca Caddesi
Öne Çıkan Noktalar:
70,4. km | Sprint Kapısı – Seferihisar Merkez: Zeytinliklerin arasından geçen yollar, sprinterler için açılan bu kapıyla tempoyu artırıyor. Yeşil forma hedefleyen sporcular burada önemli puanlar kazanmak için ataklarını planlıyor.
99,2. km | Türkiye Güzellikleri Sprint Kapısı – Güzelbahçe: İzmir Körfezi’ne hâkim manzaralar eşliğinde konumlanan bu özel sprint noktası, beyaz forma rekabeti kadar etabın görsel anlatısını da güçlendiriyor. Sürat, çeviklik ve zamanlama burada her şeyden önemli.
117,8. km | 3. Kategori Tırmanış – İçmeler Yokuşu: Etabın kırılma noktalarından biri olan bu tırmanış bölgesi, özellikle genel klasmanda iddialı takımların dizilişini yeniden şekillendirebilir. Kısa ama etkili bu tırmanış, iniş öncesi son taktiksel hamlelere zemin hazırlayacak .
144,2. km | Finiş – Ilıca / Çeşme: Çeşme’de son bulan bu etap, sadece bir yarışın değil, aynı zamanda bir masalın sonu. Ege kıyılarında yarışan bisikletçileri burada izleyenleri bekleyen, taktikle harmanlanmış bir hız şöleni olacak.
Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu Selçuk- Çeşme Etabı Yükseklik Analizi
• 70,4. km | Sprint Kapısı: 46 metre yüksekliği ile yarışın ilk ciddi tempo yükselişi burada yaşanıyor. Düz ama hızlı bu noktada, yeşil forma mücadelesi veren sporcular için önemli bir fırsat söz konusu. Grup içinde pozisyon savaşı belirginleşiyor.
• 117,8. km | 3. Kategori Tırmanış: Etap profilinin en dik bölümlerinden biri olan bu tırmanış, yarışın kaderini belirleyebilecek zorlukta. 273 metre yüksekliğindeki bu yer, tırmanışçıların atağa kalkması için ideal bir zemin sunarken, sprinterlerin tempo kaybetmesine neden olabilir.
• 144,2. km | Finish : Uzun tırmanıştan hemen sonra gelen ve 10 metre yüksekliğinde düz bir profil ile karşımıza çıkacak olan finish noktası, kırılan grupların toparlanması ve sprinter takımların yeniden organize olması açısından kritik bir rol üstleniyor.
Genel Değerlendirme:
• Formaya Giden Yol:
144,2 kilometrelik Selçuk–Çeşme etabı, her forma için ayrı bir savaş alanı. Sprint noktaları ve tırmanış primleri; yeşil, beyaz ve kırmızı forma hedefleyen bisikletçilerin taktiklerini belirliyor. Her bölüm, yarışın kaderini yeniden yazabilecek potansiyele sahip.
• Profilin Ruhu:
Etap, deniz seviyesine yakın başlayarak 270 metrenin üzerine çıkan bir yükseklik dalgasıyla sürüyor. 117,8. kilometredeki 3. kategori tırmanış, yarışın temposunu değiştirirken; 140. kilometredeki final öncesi inişler, yarışçılar için hem fiziksel hem zihinsel bir sınav anlamına geliyor.
60. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu 7. Etabı Selçuk- Çeşme güzergâhında bulunan tarihi ve ikonik noktalar:
1. Efes
Efes, Türkiye’deki en ünlü antik şehirlerden biridir. Efes Arkeolojik Alanı, özellikle Helenistik ve Roma dönemlerine ait olan farklı medeniyetlere ait yüksek düzeyde kentsel yaşam, mimari ve dini tarihin sembollerini taşır.
Efes antik tiyatrosu, 30,000 seyirci kapasitesiyle Türkiye’nin en büyüğüdür. Efes’teki diğer dikkat çekici yapılar arasında Celsus Kütüphanesi, Mazaeus ve Mithridates Kapısı, Hadrian Tapınağı ve Roma ailelerinin zengin yaşam tarzını tasvir eden “teras evleri” bulunur. Hamamlar, gymnasyum ve iki agora (ticaret ve devlet agora) mükemmel durumdadır.
2. Çeşme- Ilıca
Çeşme, özellikle İzmir’in yakınlarındaki sakinler için çok popüler bir yaz tatil beldesidir. 16. yüzyıldan kalma bir kale ve antik bir kervansaray gibi tarihi zenginliklere sahip olan ilçede, beyaz kumlu plajlar boyunca sıralanmış şık evler ve restoranlar bulunur. Alaçatı, windsurfing için mükemmel koşullara sahip plajları ve eski köy atmosferiyle dikkat çekerken, Ilıca’daki termal sular ise sağlıklı bir tatil deneyimi sunar. Çeşme’de aynı zamanda spa tedavileriyle rahatlayarak, bir tatilden çok daha fazlasını deneyimleyebilirsiniz.
3. Urla
Urla, İzmir şehir merkezinin batısında, Çeşme Yarımadası’nın boynunu oluşturan tarihi ve doğal güzellikleriyle öne çıkan bir kasabadır. Zeytinyağı üretimiyle ünlü antik Klazomenai ve Türkiye’nin ilk su altı kazılarının yapıldığı Liman Tepe gibi tarihi alanlara ev sahipliği yapan Urla, ziyaretçilerine unutulmaz bir tatil deneyimi sunuyor. Aynı zamanda, benzersiz bağları ve zeytinyağlılarıyla ünlü Urla, her yıl düzenlenen festivalleriyle de kültürel bir zenginlik sunuyor. Urla, sadece tarih değil, aynı zamanda lezzetli yemekler ve güzel doğa ile dolu bir cennet.
4. Seferihisar
İzmir şehrinin güneyinde bulunan Seferihisar, doğanın, tarihin ve denizin buluşma noktasıdır. Türkiye’de Cittaslow hareketine katılan ilk kasabadır.
60.Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun 7. Etabı, Selçuk- Çeşme etabı Ege’nin doğal ve tarihi zenginlikleriyle çevrili bir parkur sunuyor. Rotanın öne çıkan yerleri:
Tarihi Yerler:
Köyler ve Kasabalar:
Ilıca: Çeşme’nin en çok bilinen duraklarından biri olan Ilıca, adını yer altından çıkan sıcak termal sulardan alır. Şifalı özellikleriyle bilinen bu sular, denizle buluşarak Ilıca Plajı’na benzersiz bir özellik kazandırır. Sığ ve sıcak deniziyle özellikle aileler tarafından tercih edilen bölge, aynı zamanda termal turizmin de gözde merkezlerinden biridir. Doğal güzellikleri, geniş kumsalları ve sakin atmosferiyle Ilıca Köyü, Çeşme’de hem dinlenmek hem de yenilenmek isteyenler için ideal bir kaçış noktasıdır.
Germiyan: Çeşme’ye bağlı Germiyan Köyü, doğal yaşamı, özgün mimarisi ve yerel üretimiyle dikkat çeken sakin ve otantik bir Ege köyüdür. G eleneksel tarım ürünleri, ata tohumları ve ev yapımı lezzetleriyle sürdürülebilir yaşamın güzel bir örneğini sunar. Duvarlarında köy halkının çizdiği renkli motifler ve çiçek süslemeleriyle bezenmiş evleri, fotoğraf tutkunları için de eşsiz kareler sunar. Doğallığın, emeğin ve yerelliğin ön planda olduğu Germiyan, modern yaşamdan uzaklaşmak isteyenler için huzur dolu bir duraktır.
Ovacık: Çeşme’nin kalabalığından uzak, doğayla iç içe bir mola arayanlar için Ovacık Köyü, saklı bir vaha gibidir. Zeytinlikler, üzüm bağları ve lavanta tarlalarıyla çevrili bu köy; sakin atmosferi, temiz havası ve geleneksel köy yaşamını yansıtan dokusuyla öne çıkar. Son yıllarda organik tarım ve yerel üretimle adından söz ettiren Ovacık, aynı zamanda doğa yürüyüşleri ve bisiklet rotalarıyla da doğaseverlerin ilgisini çekiyor. Çeşme’nin keşfedilmemiş yüzünü tanımak isteyenler için Ovacık, samimi ve doğal bir kaçış noktasıdır.
Doğal Güzellikler:
Delikli Koy: Çeşme’nin Alaçatı Mahallesi sınırlarında yer alan Delikli Koy, adını kayalıkların arasındaki doğal deliklerden alır ve adeta kartpostallık bir manzara sunar. Turkuaz rengi denizi, bembeyaz kayalıkları ve el değmemiş doğasıyla dikkat çeken koy, kalabalıktan uzak, huzurlu bir deniz keyfi arayanların favori duraklarından biridir. Şezlongların ve tesislerin bulunmadığı bu doğal alan, özgürlük hissi ve sade güzelliğiyle ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim sunar. Gün batımında altın rengine bürünen kayalıklar ise Delikli Koy’u unutulmaz kılar.
Çeşme Ilıcaları: Ege’nin sağlık dağıtan duraklarından biri olan Çeşme Ilıcaları, sıcak termal suların denizle iç içe geçtiği nadir noktalardan biridir. Özellikle Ilıca Plajı çevresinde kendiliğinden çıkan termal kaynaklar, hem denizde yüzerken hem de kumda dinlenirken doğal bir terapi sunar. Cilt hastalıklarından romatizmaya kadar birçok rahatsızlığa iyi geldiği bilinen bu sular, tarih boyunca şifa arayanların uğrak noktası olmuştur. Modern spa tesisleriyle birleşen bu doğal zenginlik, Çeşme’yi sadece tatil değil, sağlık turizmi açısından da cazip kılar.
Boyalık Koyu: Çeşme’nin kuzey kıyılarında yer alan Boyalık Koyu, berrak denizi, ince kumlu plajı ve rüzgâra kapalı yapısıyla huzurlu bir deniz keyfi sunar. Geniş sahil şeridi ve sakin dalgalarıyla hem aileler hem de yüzme tutkunları için ideal olan koy, aynı zamanda gün batımında eşsiz manzaralar sunar. Kalabalık Alaçatı ve Ilıca plajlarına göre daha sessiz olan Boyalık, doğayla baş başa kalmak isteyenler için saklı bir cennet gibidir. Tatilde dinginlik arayanlar için Boyalık Koyu, Ege’nin en güzel duraklarından biridir.
60. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu 7. Etabı (Selçuk – Çeşme) Gastronomi ve Tarım Bilgileri
Ege’nin tarih, doğa ve kültürle yoğrulmuş rotalarından biri olan Selçuk – Çeşme etabı, yalnızca yarış olarak değil, aynı zamanda tarımsal zenginlik anlamında da eşsiz bir deneyim sunuyor. Bu etap, antik kentlerin gölgesinde, verimli ovaların içinden ve kıyı kasabalarının rüzgârı eşliğinde geçerken, Ege’nin bereketli topraklarının sunduğu dört önemli ürünü de gözler önüne seriyor.
Pamuk: Küçük Menderes ve Gediz havzalarının kesiştiği bu topraklar, yüzyıllardır pamuk tarımıyla anılıyor. Bahar aylarında yeşeren pamuk tarlaları, yaz sonunda beyaz bir denize dönüşerek bölgeye bambaşka bir manzara kazandırıyor. Tarım ekonomisinin temel taşlarından biri olan pamuk, tekstilden geleneksel üretime kadar pek çok alanda bölge halkının geçim kaynağını oluşturuyor.
Tütün: Tarihte önemli bir ihracat ürünü olan Ege tütünü, Selçuk ile Çeşme arasında kalan bazı köylerde hâlâ özenle yetiştiriliyor. İnce yapraklı, aromatik yapısıyla bilinen bu tütün, geçmişten günümüze uzanan bir kültürün izlerini taşıyor. Her bir tütün yaprağı, sabahın serinliğinde elle toplanıp ipliklere dizilerek kurutuluyor; bu zahmetli süreç, bölgenin emeğe dayalı tarım geleneğini yansıtıyor.
Zeytin ve Zeytinyağı: Selçuk’tan Çeşme’ye uzanan güzergâh, Ege’nin en kadim zeytin yollarından biridir. Yüzlerce yıllık ağaçların gölgesinde şekillenen etap boyunca, yamaçlarda sıralanan zeytinlikler adeta bu toprakların sessiz tanığıdır. Soğuk sıkım zeytinyağı, hem mutfakların vazgeçilmezi hem de bölgenin aromatik karakterinin bir yansımasıdır.
İncir: Yarışın başlama noktası olan Selçuk, Türkiye’nin en verimli sarı lop incirlerinin yetiştiği merkezlerden biridir. Yazın ortasında olgunlaşan bu tatlı meyve, hem taze hem kuru olarak sofralarda yerini alırken, üretim süreci boyunca köylüler için yoğun bir emek döngüsünü temsil eder. İncir, bu toprakların en köklü tarımsal hazinelerinden biridir.
Gastronomi ve Çeşme Mutfağı
Bisiklet turunun geçtiği güzergâhta, Çeşme’ye özgü birçok lezzeti bulmak mümkündür:
Kenger Kavurması: Çeşme’nin dağlık ve taşlık alanlarında kendiliğinden yetişen kenger otu, ilkbahar aylarında toplanarak yöre mutfağında değerlendirilen özel bir bitkidir. Genellikle haşlanıp zeytinyağı, soğan ve yumurta ile kavrularak servis edilir. Hafif acımsı aroması ve lifli yapısıyla, hem besleyici hem de doyurucu bir Ege klasiğidir.
Arap Saçı: Çeşme çevresinde bolca bulunan ve dere kenarlarında doğal olarak yetişen arap saçı (rezene), kendine has aromasıyla özellikle ot severlerin favorisidir. Zeytinyağlı olarak pişirilen bu ot, kimi zaman yumurta ile kavrulur, kimi zaman yoğurtla servis edilir. Sindirimi kolaylaştırıcı etkisiyle de bilinen arap saçı, bölgenin sağlıklı mutfak kültürünü yansıtan lezzetlerden biridir.
Kuşkonmaz: Çeşme’nin baharla birlikte yeşeren lezzetlerinden biri de kuşkonmazdır. Kendiliğinden yetişen bu narin bitki, özellikle sabah saatlerinde toplanarak kahvaltı sofralarına taşınır. Omletlerde, zeytinyağlı yemeklerde ya da sade kavurma şeklinde sunulan kuşkonmaz, Çeşme mutfağında doğanın en zarif hediyelerinden biridir.
Sakız Reçeli: Sakız ağaçlarıyla ünlü Çeşme Yarımadası’nın simgelerinden biri olan sakız, yalnızca damaklarda değil, hafızalarda da iz bırakan bir aromadır. Sakız reçeli, bu özel aromayı en yalın haliyle sunan geleneksel bir tattır. Kahvaltı sofralarında, dondurma eşliğinde ya da tatlıların yanında sunularak Çeşme’nin kendine has kokusunu sofralara taşır.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Antik Topraklardan Mavi Ufka Yolculuk yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Projeyi yürüten ve ilk 300 kitapçığı bastıran Çevre Koordinatörü Vildan Yıldıran yaptığı konuşmada¸ “Mavi Çığlık projemizde, Yönetim Çevremizin 2000 yılından beri çevre aktivitelerindeki güvenilir çözüm ortağı olan Ege Orman Vakfı ile birlikte çalıştık. 1000 öğrenci hedefiyle yola çıktığımız projemiz kapsamında Kulüplerimizin değerli destekleri ile farklı okullarda 1359 öğrenciye, çarpan etkisiyle binlerce aileye ulaşıp kıt kaynak olan su konusunda farkındalık yaratmayı başardık.” diye konuştu.
Ege Orman Vakfı Genel Müdürü Perihan Öztürk, Mavi Çığlık projesinin önemine dikkat çekerek, “Katkılarınızla, eğitmenlerimiz 13 okulda suyun önemini ve su- orman ilişkisini toplam 1359 çocuğa anlattı. Bu önemli eğitim projesine destek olan federasyona ve bağlı kulüplere çok teşekkür ediyor önümüzdeki günlerde yeni farkındalık projelerinde buluşmayı diliyoruz.” dedi.
Uluslararası Lions 118 R Yönetim Çevresi Federasyonu Genel Yönetmeni Prof. Dr. Mesut Yazıcı, projenin hedeflenen öğrenci sayısını geçerek tamamlanmasından büyük mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Ege Orman Vakfı’na, Özel Can Hastanesi’ne, Koordinatörümüz Vildan Yıldıran’a ve katılan tüm kulüplere teşekkür ediyorum.” dedi.
Konuşmaların ardından projeyi hazırlayan Bahar Lions Çevre Komite Başkanı Nadide Şele, eğitim kitapçıklarını bastıran İzmir Özel Can Hastanesi adına Yönetim Kurulu Başkanı Operatör Dr. Muzaffer Keskiner, Cantez Ailesi adına Levent Yıldıran, kitapçığı tasarlayan Nefise Yıldız Torun ve eğitimlere destek veren; Halil Sayar, Agora Lions Kulübü, Alanya Lions Kulübü, Antalya Konyaaltı Lions Kulübü, Antalya Lions Kulübü, Aspendos Lions Kulübü, Bahar Lions Kulübü, Bayraklı Smyrna Lions Kulübü, Çankaya Lions Kulübü, Çeşme Metropolis Lions Kulübü, Damlacık Lions Kulübü, Deniz Lions Kulübü, Efes Lions Kulübü, Falez Lions Kulübü, Flamingo Lions Kulübü, Galen Lions Kulübü, Girne Lions Kulübü, Güneş Lions Kulübü, Gündoğdu Lions Kulübü, İmbat Lions Kulübü, Karşıyaka Lions Kulübü, Kahramanlar Lions Kulübü, Kemalpaşa Lions Kulübü, Kemeraltı Lions Kulübü, Kordelya Lions Kulübü, Kültürpark Lions Kulübü, Likya Lions Kulübü, Mavişehir Lions Kulübü, Mersinli Lions Kulübü, Ümit Lions Kulübü başkanlarına teşekkür sertifikaları takdim edildi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Mavi Çığlık Farkındalık Yarattı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>“Bu proje İzmir’e çok yakıştı”
İzmir Büyükşehir Belediyesi, pilot olarak belirlediği 6 ilçedeki 8 mahallede ambalaj atıklarının evlerde ayrılıştırılması ve geri dönüştürülmesi projesini başlattı. Ekiplerin evlerden haftalık olarak toplayacağı üzerinde QR kod bulunan poşetler yurttaşlara dağıtıldı. Projeyi ilk günden sahiplenen İzmirliler sağlıklı ve temiz bir çevre için ellerinden gelen desteği vereceklerini söyledi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Avrupa ülkelerinin öncülük ettiği kapıdan kapıya atık toplama projesini İzmir’de hayata geçirdi. Harmandalı Düzenli Katı Atık Depolama Alanı’na giden ambalaj atıklarını azaltmak, çevreyi korumak ve bu atıkların tekrar ekonomiye kazandırılmasını sağlamak amacıyla başlatılan proje, ilk etapta Karabağlar, Narlıdere, Menderes, Bornova, Bayraklı ve Konak’ta belirlenen 8 pilot mahallede uygulanacak.
QR kodlu poşetler dağıtıldı
İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı ile belediye iştiraklerinden İZDOĞA AŞ iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında 60 kişilik ekip, üzerinde QR kod bulunan mavi renkli poşetleri ev ev dolaşarak vatandaşlara dağıttı. İlçe belediyelerinin destek verdiği çalışmada Karabağlar Üçkuyular ve Fahrettin Altay, Bayraklı Körfez Mahallesi, Konak Kültür Mahallesi, Menderes Hürriyet Mahallesi, Bornova Evka 3, Narlıdere Sahil Evleri ve Yeni Kale Mahallesi’nde belirlenen adreslere dağıtılan poşetleri alan yurttaşlar ambalaj atıklarını bu poşet içinde toplayacak. Ekipler haftalık olarak bu poşetleri evlerden alacak.
Yurttaşlar projeyi sahiplendi
Geri dönüşüm projesi yurttaşlarda da heyecan yarattı. Projeye katılmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Alaattin Şensurat, “Bu projeyi canı gönülden destekliyoruz. Bizi de seçtiğiniz için teşekkürler. İşin altından kalkacağımıza inanıyorum. Olanca gücümüzle de bu projenin yürümesi için çalışacağız. Geri dönüşüm başta ülkemiz için ama en çok İzmir için de faydalı olacak. Bu proje İzmir’e yakışan bir şey. İzmir Büyükşehir Belediyemizi tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.
Projede yer alan bir diğer mahalle sakini Ümmühan Madran, “Hayırlı olmasını diliyorum. Apartman yöneticisiyim, apartmanımızla da paylaşacağım. Bu projeyle daha temiz bir çevreye kavuşacağız. Böyle bir uygulamanın olması iyi bir şey, teşekkür ederiz” diye konuştu.
“Evlerden alınacak olması çok güzel”
Geri dönüşümün çok önemli olduğunu söyleyen apartman sakini Nurettin Aktaş, “Böyle güzel bir projeyi başlattığınız için çok teşekkür ederiz. Atıkların evden alınacak olması ise ayrıca çok güzel. Geri dönüşüm geleceğimiz için çok önemli. Kuraklık, iklim krizi kapıda. Bu projeye dahil olduğumuz için çok mutluyuz. Okullara, okullardaki çocuklara da anlatırsak daha da güzel olacaktır” dedi.
Projede yer alan Haluk Eltutan, “Gerçekten doğru bir proje. Dünya kaynakları tüketilirken kaynakları geri kazanmak gerçekten önemli bir şey. Faaliyete geçiren herkese teşekkür ederiz. Elimizden gelen tüm desteği vereceğiz” şeklinde konuştu.
Emin Bektur ise Avrupa’da uygulanan bu projenin İzmir’de de başarılı olacağına inandığını belirtti.
QR kodlu takip sistemi ile etkin atık yönetimi
Görevli personelin haftalık olarak hanelerden toplayacağı atık poşetlerinin üzerinde bir QR kod yer alıyor. Proje boyunca İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İzmir İnovasyon ve Teknoloji AŞ tarafından geliştirilen uygulama sayesinde oluşturulan veri tabanında hanelerin bilgileri kayıt altına alınacak. Böylece toplama yapılan haneler ve atık poşetleri eşleştirilecek. Toplanan poşetlerde yer alan ambalaj atıkları İzDönüşüm Fabrikası’nda türüne göre ayrıştırılarak ekonomiye kazandırılacak. Atık poşetlerine yalnızca ambalaj atıklarının atılması gerekiyor. Belediye tarafından dağıtılan poşetlere organik atık atanlar cezai yaptırıma tabi tutulacak. Kısa süre içinde hayata geçecek bu projeyle atıkların ekonomiye kazandırılması sağlanacak ve İzmir, sıfır atık hedefine ulaşmada önemli bir adım daha atacak.
Mavi renkli poşete neler atılmayacak?
Dağıtılan mavi renkli poşetlere atılması ve atılmaması gereken atıklar da belli oldu. Atılabilecek olan atıklar; kağıt, karton, defter, kitap, gazete, dergi, pet şişe, teneke kutu, temizlik ambalajı, plastik, poşet, metal ve cam şişe ile kavanozlar. İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkilileri yurttaşları karton bardak, kağıt havlu, mendil ve peçete, pipet, porselen eşya, izmarit, sakız, bebek bezi, strafor köpük, yapışkan bant, yağlı kağıt, pişirme kağıdı, diş macunu tüpü, tek kullanımlık çatal, bıçak, tabak, paketleme köpüğü atılmaması konusunda ise uyardı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
İzmir’in atık yönetiminde “QR kodlu mavi poşet” dönemi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Yetersiz uykunun ruhsal sağlığımızı ciddi şekilde etkileyebileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Uykusuz kaldığımızda duygusal dengemiz bozulur, stresle baş etme kapasitemiz azalır ve anksiyete veya depresyon gibi sorunlarla karşılaşma riskimiz artar. Uzun süreli uykusuzluk durumunda, daha ciddi ruhsal hastalıkların gelişme riski de artar.” dedi. Modern yaşam tarzının, mavi ışık ve stres gibi faktörlerle uyku kalitesini bozduğunu söyleyen Alp, dijital ekranlardan uzak durmak ve her gün aynı saatlerde yatıp kalkmak gibi alışkanlıkların kaliteli bir uyku için faydalı olacağına vurgu yaptı.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, uyku alışkanlıklarının özellikle ruhsal sağlık üzerindeki etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.
Sağlıklı bir yaşam için uyku saatlerinin düzenli olması gerekir…
Sağlıklı bir uyku düzeninin, vücudumuzun biyolojik saatiyle uyumlu bir şekilde planlanması gerektiğini hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Genel olarak akşam 22:00 ile sabah 06:00 arasında uyumak önerilir. Çünkü vücudumuz, bu saatlerde melatonin hormonunu en verimli şekilde salgılar.” dedi.
Melatoninin, hem uykuya dalmamızı hem de kaliteli bir uyku süreci geçirmemizi sağladığını aktaran Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Ayrıca güneşin doğuşuyla birlikte uyanmak, hem ruhsal hem de fiziksel sağlığımız üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir. Elbette herkesin yaşam tarzı farklıdır, ancak uyku saatlerinin mümkün olduğunca düzenli olması sağlıklı bir yaşam için temel bir gerekliliktir.” şeklinde konuştu.
Uzun süreli uykusuzluk ciddi ruhsal hastalıkların gelişme riskini artırıyor!
Yetersiz uykunun ruhsal sağlığımızı ciddi şekilde etkileyebileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, şöyle devam etti:
“Öncelikle, uykusuz kaldığımızda duygusal dengemiz bozulur. Stresle baş etme kapasitemiz azalır ve anksiyete veya depresyon gibi sorunlarla karşılaşma riskimiz artar. Bunun yanı sıra, beynimizin bilişsel işlevleri de etkilenir. Konsantrasyon eksikliği, hafıza problemleri ve karar alma zorlukları yaşayabiliriz. Ayrıca, uzun süreli uykusuzluk durumunda, daha ciddi ruhsal hastalıkların gelişme riski de artar. Düzenli ve yeterli uyku, ruhsal dayanıklılığımızın temel taşlarından biridir.”
Biyolojik saatin bozulması yorgunluk, enerji kaybı ve dikkatsizliğe neden olabiliyor!
Vücudumuzun biyolojik saatinin, gün ışığından etkilendiğini ve bu saatin uyku-uyanıklık döngümüzü düzenlediğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Beynimizdeki biyolojik saat mekanizması, sabah gün ışığını algıladığında bizi uyanmaya hazırlar, akşam karanlığı hissettiğinde ise uykuya dalmamızı destekler. Eğer biyolojik saatimiz düzenliyse, enerjimiz gün içinde dengeli olur ve gece rahatça uyuyabiliriz.” dedi.
Vardiyalı çalışma, jet lag veya gece geç saatlere kadar dijital ekranlara maruz kalmak gibi faktörlerin biyolojik saatimizi bozabileceğinin altını çizen Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, bu durumun yorgunluk, enerji kaybı ve dikkatsizlik gibi sorunlara yol açabileceğini söyledi.
Modern yaşam tarzı az ve kalitesiz uykuya neden oluyor!
Kaliteli bir uyku için bazı alışkanlıklar edinmenin önemli olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Öncelikle, her gün aynı saatlerde yatıp kalkmaya özen göstermek gerekir. Yatak odanızın serin, sessiz ve karanlık olması da uyku kalitesini artırır. Bunun yanı sıra, uyumadan önce dijital ekranlardan uzak durmak, melatonin hormonunun salgılanmasını destekler. Sağlıklı bir uyku için ayrıca gün içinde düzenli egzersiz yapmak, akşamları ağır yemeklerden kaçınmak ve kafein tüketimini sınırlamak da faydalı olacaktır.” dedi.
Modern yaşam tarzının, insanların uyku düzeni üzerinde oldukça büyük bir etkiye sahip olduğuna da değinen Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, sözlerini şöyle tamamladı:
“Günümüzde akıllı telefonlar, bilgisayarlar ve televizyonlar nedeniyle mavi ışığa maruz kalıyoruz. Bu durum, uyku düzenimizi bozan en önemli faktörlerden biri. Ayrıca, yoğun iş temposu ve stres, insanların uyku süresini kısaltıyor. Gece geç saatlere kadar sosyal medya, dizi ya da oyun gibi aktivitelere yönelmek de uyku saatlerini geciktiriyor. Sonuç olarak, modern yaşamda birçok insan hem daha az hem de daha kalitesiz uyku uyuyor.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Mavi ışığa maruz kalmak, modern yaşam ve stres uyku kalitesini bozuyor… yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin, Alzheimer ve demans hastaları ile hasta yakınlarına yönelik hizmet verdiği Alzheimer Hasta ve Hasta Yakınları Buluşma Merkezi “Mavi Ev”, hasta ve yakınlarına da destek olmaya devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal sorumluluk anlayışını temsil eden merkezde hastalara profesyonel bakım yapılıp, tedavi süreçlerine destek olunurken, hasta yakınları da nefes alma imkanı buluyor. Uygulanan programlar sayesinde hastalar, fiziki olarak güçlenirken, mental olarak rahatlıyor. Zeka oyunlarından, ahşap boyamaya ve bahçe işlerinden müzik dinletisine kadar birçok sosyal çalışmanın yapıldığı merkezden, hem hastalar hem de hasta yakınları memnuniyetini dile getiriyor.
MAVİ EV SERASINDA SEBZE YETİŞTİRİYORLAR
Hastalar, rehabilitasyon sürecinin bir parçası olarak geçtiğimiz aylarda yeniden faaliyete geçirilen Mavi Ev serasına, salatalık, biber, marul, dereotu, maydanoz gibi fideler dikmişti. Hastalar, yine rehabilitasyon süreci kapsamında, olgunlaşmaya başlayan ürünlerin hasadını yaptı. Toprakla ve bitkilerle uğraşmanın keyfini ve huzurunu yaşayan hastalar, kendi emekleri olan ürünlerin de tadına bakma fırsatı buldu.
HAFTANIN BEŞ GÜNÜ HİZMET VERİLİYOR
Antalya Büyükşehir Belediyesi Alzheimer Hasta ve Hasta Yakınları Buluşma Merkezi Sorumlusu Gerontolog Merve Kıldır, Merkez’de hasta ve hasta yakınlarına ücretsiz olarak hizmet verdiklerini söyledi. Kıldır, “Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri 1. evre hastalar, Salı ve Perşembe günleri ise 2. evre hastalar olmak üzere haftanın beş günü hastalarımızla birlikteyiz. Hastalarımıza, psikososyal destek, fizik tedavi, rehabilitasyon ve ergoterapi alanlarında destek sağlıyoruz. Hasta yakınlarımıza ise hastalığın seyri ve bakım süreçleriyle ilgili gerontolojik danışmanlık hizmeti vermekteyiz” dedi.
ANNEMİN SOSYAL YAŞAMINI OLUMLU ETKİLEDİ
Hasta yakını Beril Onat, annesinin Alzheimer merkezine haftada 3 gün geldiğini belirterek,
“Annemin girdiği hastalık sürecinde birçok yerde araştırma yaptım. Ancak çok fazla seçenek bulamadım. Büyükşehir Belediyesi’nin böyle bir hizmet sunması bizim için kurtarıcı oldu. Çalıştığımız için devamlı evde olamıyoruz, bu da onların sosyal yaşamını ve dolayısıyla da hastalıklarını olumsuz etkiliyor. Annem buraya geldiğinden beri hastalığı ve hayat konforu çok iyiye gitti, kendini iyi hissediyor, daha özgüvenli hale geldi. Büyükşehir Belediyesi’ne bu hizmetten dolayı çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Alzheimer hastalarının umut evi Mavi Ev yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin, alzheimer ve demans hastaları ile yakınlarına yönelik hizmet verdiği Alzheimer Hasta ve Hasta Yakınları Buluşma Merkezi ‘Mavi Ev’, Alzheimer ve demans hasta ve yakınlarına destek olmaya devam ediyor. Merkezde hastalara profesyonel bakım yapılıp, tedavi süreçlerine destek olunurken, hasta yakınları da nefes alma imkanı buluyor. Sağlanan destekler sayesinde hastalar, hem fiziki olarak güçlenirken hem de mental olarak rahatlıyor.
SEBZE DİKTİLER
Hastaların rehabilitasyon sürecinin bir parçası olarak merkezde çeşitli aktiviteler düzenleniyor. Bu kapsamda Mavi Ev bahçesinde bulunan serada fide dikimi gerçekleştirildi. Mavi Ev sakinleri, seraya salatalık, biber, marul, dereotu, maydanoz gibi fideler dikerek, toprakla uğraşmanın keyfini yaşadı.
HASTA YAKINLARI NEFES ALIYOR
Gerontolog Merve Kıldır, merkezde 1. ve 2. evre hastalara hizmet verildiğini, hastalara psikososyal destek, fizik tedavi, rehabilitasyon ve ergoterapi desteği sağladıklarını belirterek, “Hasta yakınları, hastaları buraya gözü arkada kalmadan bırakıp, kendi işleriyle ilgilenip, kendilerine vakit ayırabiliyorlar” dedi.
“BİZDEN DAHA İYİ İLGİLENİYORLAR”
Hasta yakını Rukiye Karanlık, haftanın 3 günü merkeze annesini getirdiğini, beslenme, spor, fizik tedavi destekleri aldıklarını söyledi. Karanlık, “Annem, diğer hastalarla sohbet edip sosyalleşiyor. Daha hareketli bir yaşam geçiriyor, çok iyi geliyor. Evde ilgilendiğimizden daha iyi şekilde burada ilgileniyorlar. Çalışanlar çok ilgili. Çok memnunum. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’e ve tüm çalışanlara çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Alzheimer hastaları Mavi Ev’de moral buluyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Bugüne kadar kara savunma araçları için yerli motor üretiminde Türkiye’de birçok ilki başaran BMC, yerli motor MAVİ BATU ile denizlerde de vatan savunmasına katkı sağlayacak.
BMC Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, “Askerî gemilerimizin kalbi olacak MAVİ BATU Motor Geliştirme Projesinin ana yüklenicisi olmaktan büyük bir onur duyuyoruz. ALTAY tankı için geliştirdiğimiz BATU Motoru esas alınarak geliştirilen MAVİ BATU’nun ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye, zor bir coğrafyada bulunuyor ve tarih boyunca bu zorlukları aşmak için güçlü olmak zorunda kaldı. Tam bağımsız Türkiye için güçlü bir ordunun, yerli ve milli savunma sanayisinin ne kadar önemli olduğunu her geçen gün daha iyi anlıyoruz. Bu bilinçle, BMC olarak, BMC POWER şirketimizle, sadece kara araçlarımız için değil, deniz platformlarımız için de yerli ve milli motorlar geliştirmek amacıyla var gücümüzle çalışıyoruz. Mavi Vatan için koruyucu olacak gemilerimize milli gücümüzü kazandırma yolunda büyük bir adım olacak bu kutsal görevi bize layık gören başta Savunma Sanayii Başkanımız Prof. Dr. Haluk Görgün olmak üzere, tüm Savunma Sanayii Başkanlığı yöneticilerine en içten teşekkürlerimi sunuyorum. MAVİ BATU projesinin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
BMC POWER karada ve denizde yerli motorlarıyla öncü
BMC POWER şirketi tarafından geliştirilen 400 beygirlik TUNA Motoru, geçen yıl BMC Vuran araçlarına entegre edilerek Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın kullanımına sunuldu. Aynı motorun Kirpi II araçlarına entegre çalışmaları da başarıyla devam ediyor. BMC POWER tarafından geliştirilen 600 beygirlik AZRA Motoru’nun Tank Taşıyıcı Araçlara entegrasyonu için de test aşamasına gelindi. Şirket, geliştirmekte olduğu 1000 beygirlik UTKU ve 1500 Beygirlik BATU Projelerinde de çalışmalarına yoğun şekilde devam ediyor. Kara savunma araçlarının yanı sıra deniz platformları için de yerli ve milli motorlar geliştirmeye başlayan BMC POWER, daha önce 600 Beygirlik AZRA Motoru’nun Marinize edilmesi ile LEVEND Motoru’nu geliştirmişti. Bu motor, şu anda savunma sanayinde yine önemli bir proje olan SEFİNE MARLİN SİDA’ya (Silahlı İnsansız deniz Aracı) güç veriyor. Bu motorun Çekici Bota entagrasyonu da İstanbul Tersane Komutanlığında devam ediyor.
BMC SAHA EXPO 2024’te askeri araç ve motorlarıyla fark yaratıyor
Türk Savunma Sanayi Kara Aracı Üreticileri arasında iki yıl üst üste ihracat lideri olan BMC, SAHA EXPO 2024’te; KİRPİ’nin bağımsız süspansiyon ve son teknolojilerle donatılarak geliştirilen versiyonu KİRPİ II, modüler tavan konsepti ile tek platformda çoklu görev kabiliyeti sunan ALTUĞ, yüksek koruma, hareket kabiliyeti ve farklı silah sistemleri entegrasyonu ile öne çıkan yerli motorlu VURAN, yüksek balistik korumalı kabin ve mühimmat dolapları ile 2 dakikada atışa hazırlanma veya mevzi değiştirme kabiliyeti olan OBÜS 8×8 ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sahadaki en önemli ateş güçlerinden biri olan Yeni Nesil FIRTINA Obüsü’nü sergiliyor.
Ayrıca BMC POWER tarafından %100 Türk mühendisliğiyle geliştirilen 400 BG gücündeki TUNA, deniz araçları için geliştirilen 600 BG marin motor LEVEND ve 1500 BG gücündeki BATU da SAHA EXPO’da ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor.
SAHA EXPO 2024’TE SERGİLENECEK ARAÇLAR
KİRPİ II – Mayına Karşı Korumalı Araç
Mayına karşı korumalı araç sınıfında sağladığı üstün koruma düzeyi ile efsane haline gelen KİRPİ’nin geliştirilmiş versiyonu KİRPİ II’de bağımsız süspansiyon sistemi bulunuyor. Yüksek koruma özelliklerine ek olarak geliştirilen KİRPİ II, hem yol tutuşunda hem de yolcu konforunda sınıfının öncüsü olmaya devam ediyor. KİRPİ II, monokok tipte zırhlı kabin, özel zırhlı camlar, şok emici koltuklar, silah istasyonu ve acil çıkış kapağı özelliklerinin yanı sıra, özel olarak entegre edilen göreve yönelik birçok donanımı (KBRN korunma sistemi, atış yeri hedef tespit sistemi, otomatik yangın söndürme sistemi, iç konuşma sistemi, karıştırma köreltme sistemi vb.) ve özel tasarlanmış patlayıcı madde keşif ve imha robot kollu versiyonu ile öne çıkıyor.
ALTUĞ 8×8 – Zırhlı Personel Taşıyıcı
ALTUĞ 8×8 Zırhlı Muharebe Aracı (35 milimetre silah kuleli) ve Zırhlı Personel Taşıyıcı (12,7 milimetre silah kuleli) kendi sınıfında konvansiyonel ve asimetrik muharebe sahasının tüm ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde tasarlandı. ALTUĞ 8×8 serisi araçlarda yüzde 80’lere varan yüksek yerlilik oranı hedefleniyor. Araçların tüm versiyonlarda bulunan yerli ve milli aks donanımlarına ilave olarak 12,7 milimetre silah kuleli 8×8 ve 6×6 versiyonlarında yerli motor da kullanılacak şekilde çalışmalar sürdürülüyor.
7,62 milimetreden 120 milimetreye kadar her türlü silahı taşıma kabiliyetine sahip ALTUĞ 8×8, mayın ve el yapımı patlayıcılara karşı üstün koruma sunuyor. ALTUĞ, 8 tona kadar faydalı yük taşıyabiliyor. Sökülebilir ve değiştirilebilir araç tavanı konseptiyle “tek platformda çoklu görev kabiliyeti” barındıran ALTUĞ, 4 akstan dümenleme sayesinde gelişmiş manevra yeteneğiyle görev yapıyor.
OBÜS 8×8
YENİ NESİL FIRTINA OBÜSÜ
Saatte hızı 65 kilometreye kadar çıkabilen Yeni Nesil FIRTINA Obüsü, 2.8 metre enindeki hendekten ve 1.5 metre derinlikteki sulardan geçebiliyor. Yeni Nesil FIRTINA Obüsünün mühimmat iklimlendirme bölümlerine sahip yeni taret tasarımı, tamamen elektrikli ve servo kontrollü kule takat sistemi, geliştirilmiş atış kontrol sistemi, artırılmış atış hızı ve genişletilmiş etkili menzili bulunuyor. Önceki versiyonunda yer alan elektrikle çalışan ve elektronik kontrollü otomatik mühimmat yükleme sistemi, Yeni Nesil FIRTINA Obüsünde tam otomatik olarak güncellendi. Kendini koruma için aynı zamanda görerek atış kabiliyeti de kazandırılan Yeni Nesil FIRTINA Obüsünde, ASELSAN ürünü 12,7 mm SARP UKSS dahil olmak üzere birçok yeni özellik bulunuyor.
VURAN 4×4 – Çok Amaçlı Zırhlı Araç
9 kişilik taşıma kapasitesi, yüksek koruma ve üstün hareket kabiliyetiyle VURAN 4×4, monokok tipte zırhlı kabin ile şok emici koltukları sayesinde mayın ve balistik tehditlere karşı yüksek koruma sağlıyor.
BMC POWER TARAFINDAN SERGİLENECEK MOTORLAR HAKKINDA
TUNA
LEVEND
BATU
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
BMC Power, Yerli Motor Mavi Batu ile Mavi Vatan İçin Yola Çıktı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Manisa ve çevre illerde etki gösteren ve viral bir hastalık olan ‘mavi dil’ hastalığına karşı, Manisa Büyükşehir Belediyesi çalışmalarını sürdürüyor. Sinekler aracılığıyla yayılan hastalığın önlenmesi için Manisa Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Halk Sağlığı Dairesi Başkanlığı gübrelik alan, çöp konteyneri ve çevre ilaçlamaları gerçekleştiriyor. Vektörlerle Mücadele Şube Müdürü Veteriner Hekim Uğur Dilik, Yağcılar ve Üçpınar mahallelerini ziyaret etti. Yağcılar Mahalle Muhtarı Cevat Türkyılmaz, Üçpınar Mahalle Muhtarı Levent Ay ve hayvan yetiştiricilerine hastalıkla ilgili bilgilendirmelerde bulundu. Dilik, hastalığa karşı alınabilecek tedbirler ile yapılabilecek tedavileri anlattı. Hastalığın yayılmasının sinekler aracılığıyla olduğunu belirten Şube Müdürü Uğur Dilik, gübrelik alanlar, çöp konteynerleri ve çevre ilaçlamalarının yürütüldüğünü söyledi. Dilik, Yurttaşların, üreticilerin ve hayvan yetiştiricilerinin sorun yaşamaması için 17 ilçede çalışmaların sürdürüldüğünü ifade etti.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Büyükşehir’den ‘Mavi Dil’ Hastalığına Karşı Mücadele yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Dikili Belediyesi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi fuaye alanında düzenlenen açılışa vatandaşlar ve öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na yakışan bir etkinlik gerçekleştirdiklerini belirten Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz şu açıklamalarda bulundu “Cumhuriyetimizin 101. yılı etkinlikleri kapsamında Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü kara kalem çalışmalarıyla ölümsüzleştiren “Sarı Saçlım Mavi Gözlüm” adlı resim sergisinin açılışını gerçekleştirdik. Değerli sanatçımız Serhat Dalgıç’a emeği ve sanatıyla bize sunduğu katkı için teşekkür ediyorum. 21-31 Ekim tarihleri arasında Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezimizde ziyarete açık olacak sergiye tüm halkımızı bekliyoruz.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Dikili’de “Sarı Saçlı Mavi Gözlüm” konulu sergiye yoğun ilgi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Gala, Prime Video Türkiye Ülke Müdürü Alptuğ Çopuroğlu’nun konuşmasıyla başladı. Çopuroğlu konuşmasında “Bu akşam bizimle birlikte olduğunuz için tüm Prime Video ekibi adına teşekkür ederim. Kerem Bürsin ve Kemal Çömelek bu projeyi yaklaşık iki yıl önce getirdiler. Senaryoda ilk aşamada imkansız gibi gözüken, daha sonra sonsuza dönüşen bu aşk hikayesi hepimizi etkiledi. Cem ile Alara’nın ilişkilerinin evriminin seyircilerin kalplerine derinden dokunacağını hissettik. Emeği geçen herkese teşekkür ederim” dedi.
Galada konuşma yapan Prime Video & Amazon MGM Stüdyoları Kuzey Avrupa Orijinal Yapımlar Başkanı Tara Erer; “Kerem Bürsin’le bu proje için ilk konuştuğumuzda yolun çok başındaydık. Şu anda burada olmak inanılmaz. Ben de bu projede emeği geçen Altan Dönmez, Osman Kaya ve Kerem Çatay’a, Ay Yapım ve BraveBorn’a, filmimizin güzel çifti Kerem Bürsin ve Devrim Özkan’a çok teşekkür ederim” dedi.
Filmde başrolü üstlenen ve aynı zamanda senaryoda da imzası bulunan Kerem Bürsin, bu deneyimin kendisi için büyük bir adım olduğunu vurguladı. Bürsin, “Bu proje daha bir fikirken, ilk günden itibaren inanan Prime Video ekibine ve emeği geçen herkese ben de teşekkürlerimi sunuyorum. Bir aşk hikayesini konu edinmek ama bunu farklı bir yerden anlatmak istedik. Sonucunda oldukça gerçek ve samimi bir film olduğuna inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Kerem Bürsin ile başrolü paylaşan Devrim Özkan ise, “Mavi Mağara, ilk filmim olması sebebiyle benim için özel bir yere sahip. Bu filmde içten ve doğal bir dünya sunmaya çalıştık. Senaryoyu ilk okuduğumda çok ağladım. Bu güzel insanlarla da bu projede birlikte yer aldığımız için çok mutluyum. Umarım izleyen herkes de bizimle bu duyguları paylaşır,” diyerek izleyicilere duygusal bir deneyim vadetti.
Kerem Bürsin ve Devrim Özkan’ın başrollerinde yer aldığı film, deniz kuvvetlerinde asker olan Cem (Kerem Bürsin) ve eşi Alara (Devrim Özkan) arasındaki aşk hikayesine odaklanıyor. Okan Yalabık, Ece Dizdar, Yüsra Geyik ve Taner Birsel’in kadrosunda yer aldığı, Ay Yapım ve BraveBorn Films’in yapımcılığını üstlendiği Mavi Mağara, 18 Ekim’de yalnızca Prime Video üyelerine özel olarak yayınlanacak.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Prime Video’nun Yeni Yerli Orijinal Filmi Mavi Mağara’nın Galası Gerçekleşti yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>