?>
?>
Koruncuk Vakfı, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’ne özel olarak hazırladığı “Başarı Şart mı?” reklam filmiyle, Effie Awards Türkiye Ödülleri’nde “Özel Günlerde Başaranlar” ve “Sivil Toplum Kuruluşları” kategorilerinde Altın Effie ödülünün sahibi oldu.
Toplumsal başarı algılarını toplumun gözünden sorgulayan kampanya, “Başarı şart mı?” sorusunu tüm samimiyetiyle gündeme taşıdı. Akademik başarı şartı olmaksızın her çocuğun sevgi, güven ve fırsat eşitliği içinde büyümesi gerektiğine dikkat çeken Koruncuk Vakfı, bu etkileyici kampanyasıyla başarının sadece sonuçlarla değil, süreçteki deneyimlerle de ilgili olduğunu güçlü bir şekilde anlattı.
Bu ödüller, Koruncuk Vakfı’nın sadece çocuklara destek sunmakla kalmayıp, aynı zamanda toplumun başarıyı algılama biçimini dönüştürme yolunda attığı etkili bir adımın göstergesi oldu. Vakıf, her çocuğun kendi potansiyelini özgürce keşfedebileceği bir dünyayı savunmaya ve bu dünya için çalışmaya devam ediyor.
Reklam filminde bir kız çocuğunun elindeki kâğıt uçaktan başlayan yolculuk; bilimden sanata, spordan müziğe farklı alanlardaki deneyimlerle genişliyor. Film, başarıyı yalnızca sonuçlarla değil, süreçteki çaba, deneme ve deneyimle tanımlıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Koruncuk Vakfı, “Başarı Şart mı?” Kampanyasıyla İki Altın Effie Kazandı! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Peki hangisi sizin için daha uygun? İşte iki hizmet türünü avantajları ve dezavantajlarıyla karşılaştırdık.
WordPress Hosting Nedir?
WordPress Hosting, yalnızca WordPress siteler için optimize edilmiş özel sunucu altyapısıdır. Web sunucusu, veritabanı ve önbellekleme sistemleri doğrudan WordPress’e uyumlu şekilde yapılandırılmıştır.
Avantajları:
Dezavantajları:
Cloud Hosting Nedir?
Cloud Hosting, birden fazla sunucunun birleşerek oluşturduğu esnek bir altyapıdır. Web siteniz fiziksel olarak tek bir sunucuya bağlı kalmaz, yük dengeleme ve kaynak takviyesi ile daha güvenli ve kararlı çalışır.
Avantajları:
Dezavantajları:
Hangisini Tercih Etmelisiniz?
| İhtiyacınız | Tercih |
| Sadece WordPress sitesi kurmak istiyorsanız | WordPress Hosting |
| Eklenti kullanımı yüksek ve sade bir kurulum istiyorsanız | WordPress Hosting |
| Yüksek trafikli, esnek ve çoklu uygulama barındırmak istiyorsanız | Cloud Hosting |
| Teknik bilgiye sahipseniz ve özelleştirme istiyorsanız | Cloud Hosting |
Hostixo Ne Sunuyor?
Hostixo, her iki altyapıyı da profesyonel düzeyde sunarak kullanıcıların karar verirken zorlanmamasını sağlıyor. WordPress kullanıcıları için:
Cloud altyapı isteyen kullanıcılar içinse:
Dilerseniz projenizin detaylarına göre hosting danışmanlığı alarak sizin için en uygun çözümü belirleyebilirsiniz.
Sonuç: Her Projeye Uygun Farklı Hosting Türleri Var
Kısacası, standart bir WordPress sitesi için optimize edilmiş hızlı çözümler arıyorsanız WordPress Hosting, büyüyen ve ölçeklenebilir bir altyapıya sahipseniz Cloud Hosting daha uygun olabilir.
Her iki seçenekte de Hostixo, size güvenilir, hızlı ve destek odaklı bir deneyim sunar.
WordPress Hosting mi, Cloud Hosting mi? Avantajlar ve Dezavantajlar Karşılaştırması yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, dünyada yeni bir salgın endişesine yol açan HMPV virüsü hakkında bilgi verdi.
HMPV, diğer solunum yolu enfeksiyonları ile karıştırılabilir
HMPV’nin (İnsan Metapnömovirüsü) yeni bir virüs olmadığını ve aslında 2001 yılında keşfedildiğini aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu “Son zamanlarda artan vakalar nedeniyle bir endişe kaynağı olsa da, yeni bir salgın olarak değerlendirilmiyor.” dedi.
Bu virüsün, her yaşta görülebildiğine ve bağışıklık sistemi zayıf bireylerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğine dikkat çeken Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Özellikle kış ve ilkbahar aylarında daha sık rastlanan HMPV, grip ve diğer solunum yolu enfeksiyonları ile karıştırılabilen belirtiler gösterir. HMPV enfeksiyonu genellikle hafif seyreder ve soğuk algınlığı veya grip benzeri belirtilere neden olur.” şeklinde konuştu.
HMPV, ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına da yol açabilir!
En sık görülen belirtilerinin, burun akıntısı veya tıkanıklığı, öksürük, boğaz ağrısı, ateş halsizlik kas ağrıları ve baş ağrısı olduğunu ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bazı durumlarda HMPV, bronşit, zatürre, larenjit, astım alevlenmeleri gibi daha ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına da yol açabilir.” dedi.
HMPV’nin diğer solunum yolu virüslerinden farkına değinen Dr. Dilek Leyla Mamçu şunları söyledi:
“Virüs, Respiratuvar Sinsityal Virüs (RSV) ile genetik olarak yakından ilişkilidir ve her iki virüs de bronşiolit ve zatürre gibi ciddi durumlara yol açar. Moleküler tanı testlerinin daha yaygın kullanımı, HMPV’nin üst ve alt solunum yolu enfeksiyonunun önemli bir nedeni olarak tanımlanması farkındalığını artırmıştır.”
COVID-19 sonrası solunum yolu enfeksiyonlarında artış yaşandı…
COVID-19 pandemisi sonrasında solunum yolu ile bulaşan virüs enfeksiyonlarında bir artış yaşandığını vurgulayan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Ancak bu artışın pandemi ile doğrudan ilintili olmayıp, kişiden kişiye bulaşmayı önleyen maske, mesafe, kişisel hijyen gibi önlemlerin gevşetilmesiyle ilişkili olduğu düşünülmektedir.” açıklamasını yaptı.
HMPV için spesifik bir tedavi bulunmuyor
HMPV tanısının genellikle klinik belirtiler ve laboratuvar testleri ile konduğunu aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Solunum yolu patojenlerinin belirlenmesi için örnekler toplanır ve HMPV enfeksiyonu genellikle nükleik asit amplifikasyon testi (NAAT) ile viral genomun doğrudan tespiti veya immünofloresan ya da enzim immünoassay kullanılarak solunum salgılarında viral antijenlerin tespitiyle doğrulanır.” dedi.
Dr. Dilek Leyla Mamçu ayrıca, tedavinin belirtilere yönelik ve destekleyici olduğunu, şu anda HMPV için spesifik bir antiviral tedavi veya aşı bulunmadığını söyledi.
Bağışıklığı zayıf kişiler dikkatli olmalı!
HMPV’nin de diğer solunum yolu enfeksiyonları gibi damlacık yoluyla bulaştığını hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “HMPV özellikle kalabalık ortamlarda hızla yayılır. HMPV enfeksiyonu riskini azaltmak için el hijyenine dikkat edilmesi, hasta bireylerden uzak durulması ve kapalı alanların düzenli olarak havalandırılması önemlidir.” dedi.
Bağışıklığı zayıf bireylerin, hastalığın erken belirtilerini fark ettiğinde muhakkak doktora başvurmaları gerektiğine vurgu yapan Dr. Dilek Leyla Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:
“HMPV ve diğer solunum yolu virüslerinin yayılmasını önlemek için eller sık sık sabun ve suyla en az 20 saniye yıkanmalı. Yıkanmamış ellerle gözlere, buruna veya ağza dokunulmamalı. Hasta olan kişilerle yakın temastan kaçınılmalı. Öksürürken ve hapşırırken ağız ve burun kapatılmalı. Hasta olan kişi evde kalmalı. Kapı kolları, oyuncaklar gibi kontamine yüzeyler temizlenmeli. Ayrıca kalabalık veya havalandırması yetersiz alanlarda maske takılmalı ve risk grubundaki kişilere uzman tavsiyelerine göre önerilen aşılar yaptırılmalı.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
HMPV yeni bir tehdit mi? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Üsküdar Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Siber Güvenlik Yüksek Lisans Programı Öğr. Gör. Dr. Erdal Baş, ABD’li teknoloji devlerinden Apple’ın, sesli asistan teknolojisi “Siri” nin kullanıcıların gizliliğini ihlal ettiği iddiasıyla açılan toplu davada anlaşmaya giderek 95 milyon dolar ödemeyi kabul etmesini değerlendirdi.
Apple, suçlamaları kabul etmese de davanın uzamaması için ödeme yapmayı kabul etti!
Apple Siri davasının, açık kaynaklarda yer alan bilgilere göre, toplu dava olarak açıldığını ve hak sahiplerine toplam 95 milyon dolar ödenmek üzere sağlanan anlaşmanın mahkemenin onayını beklediğini hatırlatan Dr. Erdal Baş, “Anlaşmaya göre, bir kişiye 5 cihazı geçmemek üzere, cihaz başına 20 ABD doları ödenmesi öngörülmektedir. Davaya dayanak olan iddialar, Siri uygulamasının zaman zaman kendiliğinden açılarak ses kaydı yaptığı, bu bilgilerin toplandığı, üçüncü kişilere verildiği; kullanıcılardan izin alınmadığına ilişkindir. Apple bu iddiaları kabul etmeksizin, yargı sürecinin devam etmemesini sağlamak üzere anlaşmaya vardığını açıklamıştır.” dedi.
Kişisel veri güvenliğinin önemi!
Kişisel verilerin korunmasına ilişkin yasal düzenlemelere işaret eden Öğr. Gör. Dr. Erdal Baş, şöyle devam etti:
“Kişisel verilerin korunmasına ilişkin yasal düzenlemeler; genel hatlarıyla, insanlara ait kişisel verilerin ancak açık rızayla toplanabileceğini, üçüncü kişilere aktarılabileceğini, saklanabileceğini, bu verilerin sadece elde edilme amacıyla sınırlı olarak kullanılabileceğini, amacın ötesinde kişisel verilerin toplanamayacağını; bu verilerin yalnızca bu amaçla sınırlı ölçüde ve zamanla kullanılabileceğini; amaca ulaşıldığında veya öngörülen süre sona erdiğinde bu verilerin, zorunlu olarak tutulması gerekenler dışında, silinmesi gerektiğini; kişisel verilerin sahibi olan kişilerin veri toplanması, saklanması için önceden verdiği izni geri alabileceğini, kişisel verilerinin güncellenmesini, silinmesini, kendisiyle bağ kurulacak nitelikte olmaktan çıkartılmasını isteyebileceğini belirlemektedir.”
Kişilerin, hangi verilerinin toplandığı, saklandığı ve kullanıldığını bilme hakkı var!
Kişisel verilerin korunmasına ilişkin yasal düzenlemelere uymaksızın kişisel verileri elde eden, kullanan, üçüncü kişilere aktaran gerek şirketler gerekse de bireylerin yaptırımlarla karşılaşabileceklerini de kaydeden Dr. Baş, “Kişilerin, hangi verilerinin toplandığı, saklandığı, kullanıldığı veya bu işlemlerin yapılmadığı hakkında bilgi edinme, kişisel verilerinde düzeltme, güncelleme yapılmasını isteme, önceden verdiği izinleri geri alma ve benzeri işlemlerin yerine getirilmesi için kişisel verileri elde eden, kullananlara (bunların veri sorumlularına) başvurma hakkı bulunmaktadır. Bu başvuruların belirli süre içinde gereğinin yerine getirilmemesi durumunda, düzenleyici kurula (Kişisel Verileri Koruma Kuruluna) şikâyet edilebilmektedir.” diye konuştu.
Bireylerin zararlarının giderilmesi için maddi manevi tazminat isteme hakları bulunuyor
Ayrıca kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemelerde yer alan belirli kurallara uyulmaması durumunda hapis ve idari para cezaları yaptırımları uygulanabileceği gibi; bireylerin de zararlarının giderilmesi, maddi manevi tazminat isteme haklarının da bulunduğuna işaret eden Öğr. Gör. Dr. Erdal Baş, sözlerini şöyle tamamladı:
“Kişisel verilerin izinsiz olarak elde edilmesinin önüne geçilmesinde, elektronik bilgi güvenliği için alınması gereken önlemlere uyulması gerekecektir. İnternet, sosyal medya kullanımında dikkat edilmesi gereken kurallar, zararlı yazılımlara karşı önlem alınması yanında kişisel verilerin zorunlu olmadıkça paylaşılmaması yararlı olacaktır.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Siber güvenlik uzmanı uyardı! Kişisel verilerimiz tehlikede mi? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Yeme bağımlılığının madde bağımlılığı tanı ölçütlerini karşılamasının önemli sebeplerinden birisi, bazı yiyeceklerin santral sinir sisteminde tıpkı maddeler gibi etki göstermesidir. Yağlı, şekerli, çikolata gibi karbonhidrat ve yağ oranı yüksek bazı yiyeceklerin santral sinir sistemindeki mezolimbik yolakta (ödül yolağı) dopamin salınımını arttırdığı gösterilmiştir. Ayrıca, bu tür yiyeceklerin insula, orbitofrontal korteks ve singulat korteks gibi alkol /madde bağımlılığında önemli olan nöroanatomik bölgeleri aktive ettiği saptanmıştır.
Yeme bağımlılığında çikolata, şeker ve karbonhidrattan zengin yiyeceklere aşırı istek duyma yani aşerme klinik araştırmalarda özellikle bu yiyeceklerin tüketiminin doğrudan psikoaktif etkisinin olduğunu, içeriğindeki kakao ve şekerin de bu aşermede doğrudan etkili olduğunu gösterilmiştir.
Obezitede Bir Yeme Bağımlılığımı?
Bazı çalışmalarda; tıkınırca yeme bozukluğu olan obez kişilerde bu davranışın bağımlılıkta da görülen kompülsif yeme (kompülsif madde kullanımı) ile benzer olduğundan yola çıkarak obez bireylerin bir bölümünün bir tür yeme bağımlılığı olduğu ileri sürülmektedir.
Homeostatik Yemeden Hedonik Yemeye Evrimleşen Yeme Alışkanlıkları
Yeme davranışı homeostatik ve hedonik olmak üzere iki farklı sistem üzerinden düzenlenmektedir. Bunlardan; homeostatik sistem bizim hayatta kalmamızı sağlar ve yememiz daha çok bu sistem tarafindan kontrol edilirse sağlıklı kiloda kalınır. Eğer yememiz daha çok hedonik sistem tarafından düzenlenirse, beyin ödül sisteminin doyumsuz dopamin istemi nedeniyle aşırı, tıkınırca kalorisi yüksek, yağlı ve şekerli gıdalar tüketilebilir.
Bağımlılık gelişmesinde Opioid ve dopaminerjik sistem yemekten haz almada da etkili.
Seker ve yağdan zengin yiyeceklerin tüketilmesi singulat, hipokampus, nucleus akkumbens ve locus seruleustan dopamin salınımını ve endojen bir opioid olan dinorfininin gen ekspresyonunuartırdığı bildirilmiştir.
Sonuç olarak alkol / madde bağımlılığı ve diğer davranışsal bağımlılıklarda görülen aşerme, kontrolsüz tüketme ve tolerans (aynı hazzı alabilmek için giderek daha fazla tüketme) yeme bağılılığında da görülmektedir. Dolayısıyla yeme bağımlılığı tanısı alan bireylerin gerek ilaç gerekse terapi planlanırken biyo-psiko-sosyal alanları da içeren bütüncül bir tedavinin uygulanması durumunda güzel sonuçlar alınabilir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Aşırı Yeme Bozukluk Mu? Bağımlılık Mı? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
OYUNCULAR AYAKTA ALKIŞLANDI
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın ödüllü oyunlarından “Yaşamak mı, Yoksa Ölmek mi” 16 Ocak Basın Onur Günü dolayısıyla basın mensupları için özel olarak sahnelendi. Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği “Yaşamak mı, Yoksa Ölmek mi” isimli oyunu Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti üyeleri ve aileleri heyecan ve merakla izledi. Oyunu gazeteciler ile birlikte Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Berna Abiş de izledi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarınca sahneye taşınan 2 perdelik trajikomedi, gazetecilerden tam not aldı. Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde sahnelenen oyunda, oyuncu performansları tam not aldı. Oyun sonunda gazeteciler, kendilerini selamlayan oyuncuları ayakta alkışladı.
2 PERDELİK TRAJİKOMEDİ
İki perdelik trajikomedi olan oyunun konusu ise şöyle; 1939 yılında Nazi Almanya’sı Polonya’yı işgal etmiştir. Özel bir tiyatronun Hitler karşıtı oyunun provaları politik-diplomatik gerekçelerle yasaklanır. “Hamlet” oyununa geri dönen tiyatroda, genç bir havacı teğmen ile oyuncu arasında bir flört baş gösterir. Almanlar işgali gerçekleştirmiş, tiyatro kapanmıştır. Havacı teğmen aracılığıyla bir Alman casusun Polonya’daki tüm direniş hareketlerini ele verecek listeyi Nazilere iletmek üzere Polonya’ya geleceği bilgisine ulaşan oyuncular, bunu engellemek üzere harekete geçerler. Artık dekorları Gestapo karargahına, kostümleri üniformaya, oyuncular da yurt sever direnişçilere dönüşmüşlerdir.
MUHTEŞEM OYUNCU KADROSU
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Aydın Sigalı’nın da seyirci karşısına çıktığı oyunda Funda İlhan, Çağrı Mengüç, Serhat Güzel, Zeynep Dilara Saydam, Levent Muratoğlu, Güliz Gençoğlu, Ozan Şahin, Duygu Mine Özcan, Onursal Yıldırım, Cemal Aldıç, Volkan Dinç, Ferdi Yıldız, Su Özdemir, Sevcan Kuş Efe, Umut İsfen, Çağla Buldak Akarsu, Alican Mert Pilavcı ve Işık Öztorun rol alıyor.
BERNA ABİŞ’E PLAKET TAKDİMİ
16 Ocak Basın Onur Günü kapsamında konuk oldukları oyunu beğenerek izlediklerini belirten Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cemal Kaplan, desteklerinden dolayı Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Berna Abiş ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sanat Yönetmeni Aydın Sigalı’ya teşekkür plaketi takdim etti.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
“Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi” tam not aldı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Bir zamanlar siber suçlar ile devlete bağlı tehdit faaliyetleri arasındaki sınırı ayırt etmek oldukça kolaydı. Siber suçlular yalnızca kâr güdüsüyle hareket ediyordu. Devletteki muadilleri ise işverenlerinin jeopolitik hedeflerini ilerletmek için çoğunlukla siber casusluk kampanyaları ve ara sıra da yıkıcı saldırılar gerçekleştiriyordu. ESET’in son Tehdit Raporu’nda da belirtildiği gibi fidye yazılımları da dahil olmak üzere bu çizgi kaybolmaya başladı.
Siber uzayda bulanık çizgiler
2017 yılında, Kuzey Kore’ye bağlı ajanların ilk küresel fidye solucanı olan WannaCry’ı başlattığı düşünülüyor. Bu saldırı ancak bir güvenlik araştırmacısının kötü niyetli kodun içine gizlenmiş bir “öldürme anahtarını” bulup aktif hale getirmesiyle durdurulabildi. Aynı yıl, devlet destekli bilgisayar korsanları Ukraynalı hedeflere karşı NotPetya kampanyasını başlattı ancak bu durum da aslında araştırmacıların izini sürmek için fidye yazılımı olarak gizlenmiş yıkıcı bir kötü amaçlı yazılımdı. ESET, 2022 yılında Rus Sandworm grubunun fidye yazılımını benzer bir şekilde, yani veri silici olarak kullandığını gözlemledi. Devlet destekli operasyonlar ile mali amaçlı suçlar arasındaki çizgi o zamandan beri bulanıklaşıyor. Birçok dark web satıcısı devlet aktörlerine istismarlar ve kötü amaçlı yazılımlar satarken bazı hükümetler belirli operasyonlara yardımcı olmaları için serbest çalışan hackerlar kiralıyor. Ancak bu eğilimler hızlanıyor gibi görünüyor. Özellikle yakın geçmişte, ESET ve diğer siber güvenlik şirketleri birkaç belirgin neden gözlemledi.
Fidye yazılımları devlet kasasına mı gidiyor?
Devlet bilgisayar korsanları, fidye yazılımlarını devlet için bir para kazanma aracı olarak kasıtlı olarak kullanıyor. Bu durum en bariz şekilde tehdit gruplarının sofistike mega soygunlarla kripto para şirketlerini ve bankaları da hedef aldığı Kuzey Kore’de görülüyor. Aslında 2017 ile 2023 yılları arasında bu faaliyetten yaklaşık 3 milyar dolar yasa dışı kâr elde ettiklerine inanılıyor.
Mayıs 2024’te Microsoft, Pyongyang’a bağlı Moonstone Sleet’in önce hassas bilgileri çaldıktan sonra birkaç havacılık ve savunma kuruluşunun sonraki çalışmalarına “FakePenny” adlı özel fidye yazılımı dağıttığını gözlemledi. Bu davranış, “aktörün hem istihbarat toplama hem de erişiminden para kazanma hedefleri olduğunu gösteriyor” dendi. Kuzey Koreli grup Andariel’in, Play olarak bilinen fidye yazılımı grubuna ilk erişim ve/veya ortaklık hizmetleri sağladığından şüpheleniliyor. Bunun nedeni Play fidye yazılımının daha önce Andariel tarafından ele geçirilmiş bir ağda tespit edilmiş olmasıdır.
Ek iş olarak para kazanmak
Devletlerin fidye yazılım saldırılarına müdahil olmasının bir başka nedeni de hükümet hackerlarının ek iş yaparak para kazanmalarını sağlamak. Bunun bir örneği FBI tarafından tespit edilen “fidye ödemelerinin bir yüzdesi karşılığında şifreleme işlemlerini etkinleştirmek için doğrudan fidye yazılımı iştirakleriyle iş birliği yaptığı” İranlı grup Pioneer Kitten’dır. NoEscape, Ransomhouse ve ALPHV ile yakın bir şekilde çalıştı. Yalnızca ilk erişimi sağlamakla kalmadı aynı zamanda kurban ağlarını kilitlemeye ve kurbanları gasp etme yolları üzerinde iş birliği yapmaya yardımcı oldu.
Müfettişlerin izini kaybettirmek
Devlet bağlantılı APT grupları da saldırıların gerçek amacını gizlemek için fidye yazılımı kullanıyor. Çin bağlantılı ChamelGang’in Doğu Asya ve Hindistan’ın yanı sıra ABD, Rusya, Tayvan ve Japonya’daki kritik altyapı kuruluşlarını hedef alan çok sayıda kampanyada bunu yaptığına inanılıyor. CatB fidye yazılımını bu şekilde kullanmak sadece bu siber casusluk operasyonlarına kılıf sağlamakla kalmıyor aynı zamanda operatörlerin veri hırsızlığına kanıtları yok etmelerini de sağlıyor.
Bununla birlikte, düşmanınızın kimliğini bilmiyorsanız fidye yazılımı saldırılarının etkisini azaltmanın hâlâ yolları var. İşte en iyi 10 uygulama adımı:
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Fidye yazılımları devletlerin kasasını mı dolduruyor? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın “genç dostu kent” hedefi doğrultusunda Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ile Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı iş birliğiyle gençlere yönelik ücretsiz yeni eğitim atölyeleri düzenlenecek. “Biraz konuşalım mı?” serisi ile gençler 3 haftalık eğitim programına katılarak farklı konularda bilgi sahibi olabilecek.
Kontenjan sınırlı
Bilinçlenmeyi, öğrenmeyi ve birlikte keşfetmeyi amaçlayan özel eğitim ve atölye serisi, Kültürpark 5 No’lu Hol’de bulunan İzmir Büyükşehir Belediyesi İlk Yardım Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Eğitimler, Gençlik Çalışmaları Şube Müdürlüğü’nden sosyolog Zeynep Gülçay Akmarul ve Toplum Sağlığı ve Eğitim Şube Müdürlüğü’nden sosyolog Duygu Erişkin tarafından verilecek. 7 Ocak 2025 Salı günü başlayacak ve periyodik olarak 18.00-20.00 saatleri arasında interaktif yapılacak atölye serisine 20 kişi katılabilecek. Sınırlı kontenjana dâhil olabilmek ve detaylı bilgi alabilmek için gencizmir.com web sitesini ziyaret etmek gerekiyor.
Program şöyle:
1. Oturum: Kendini Keşfet, Güvende Hisset
Konular: Üreme sağlığı, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma, gebeliği önleyici yöntemler.
2. Oturum: Yoksa Yanlış Flört mü Ettik?
Konular: Toplumsal cinsiyet eşitliği, flört şiddeti.
3. Oturum: Tam Buraya Bir Onay Lazım
Konular: Onay kavramı, güvenli ilişkiler
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Büyükşehir’den gençlere yeni seri: Biraz konuşalım mı? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Ancak, eğitim, esneklik, sosyal destek ve profesyonel yardım gibi stratejilerle bu korkunun üstesinden gelmenin mümkün olduğuna değinen Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bireylerin teknolojik değişikliklere uyum sağlaması ve kendilerini sürekli olarak geliştirmesi, bu korkuyu azaltmada önemli bir rol oynar.” vurgusunu yaptı.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, yapay zeka teknolojisinin hızla ilerlemesiyle ortaya çıkan işini kaybetme korkusu, bir diğer adıyla Post-Luddism hakkında bilgi verdi.
Post-Luddism, psikolojik sorunları tetikleyebilir!
Teknolojinin hızla ilerlemesi ve yapay zekanın günlük yaşamımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmesinin, iş dünyasında önemli değişikliklere yol açtığını hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bu değişiklikler, bazı bireylerde işlerini kaybetme korkusuna neden olabilir.” dedi.
Yapay zeka nedeniyle işini kaybetme korkusu, bir diğer adıyla Post-Luddism’in sadece ekonomik güvenceyi tehdit etmekle kalmadığını aynı zamanda bireyin psikolojik sağlığını da olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Kişi belirsizlik ve teknolojinin gerisinde kalma kaygısı ile yetersizlik hissine sahip olabilir. Teknolojinin gelişmesi ile beraber kişilerde bazı semptomlar görülebilir.” şeklinde konuştu.
Bu belirtiler Post-Luddism’e işaret ediyor olabilir…
Kaygı ve stres, özsaygı ve özgüven kaybı, gelecek kaygısı ve belirsizlik gibi semptomların Post-Luddism’e işaret ettiğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, şöyle devam etti:
“İş kaybetme ihtimali kaygı ve strese sebebiyet verebilir. İş güvencesinin azalması, bireyin kendini değersiz hissetmesine yol açabilir ve bu da uzun vadede ciddi psikolojik sorunlara neden olabilir. Kaygı düzeyi arttıkça, iş performansı ve yaşam kalitesi olumsuz etkilenir. Hayatta kalmaya dair sorgulamalar başlayabilir. İşini kaybetme korkusu, bireyin özsaygı ve özgüveninde düşüşe yol açabilir. İş, bir bireyin kimliğinin önemli bir parçasıdır ve iş kaybı, kişinin kendini işe yaramaz hissetmesine neden olabilir. Özsaygı eksikliği, depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sorunları tetikleyebilir. Gelecekle ilgili belirsizlik, bireylerde ciddi kaygılara yol açabilir. İşini kaybetme korkusu, gelecekle ilgili plan yapma yeteneğini olumsuz etkileyebilir ve bireyin kendini güvende hissetmesini zorlaştırabilir. Bu belirsizlik hissi, kişinin hem kişisel hem de profesyonel yaşamını olumsuz etkileyebilir.”
Değişikliklere uyum sağlamak, iş kaybı korkusuyla başa çıkmaya yardımcı olabilir…
Post-Luddism ile baş etmek için atılabilecek bazı önemli adımlara değinen Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Teknolojik değişikliklere uyum sağlamak için sürekli öğrenme ve kendini geliştirme, bireyin iş güvencesini artırabilir. Yeni beceriler kazanmak, bireyin iş piyasasında rekabetçi kalmasına yardımcı olabilir.” dedi.
Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Değişen iş piyasasına uyum sağlamak, bireylerin farklı kariyer yollarına açık olmalarını gerektirir. Esneklik, bireyin stres seviyesini azaltabilir ve iş kaybı korkusuyla başa çıkmasına yardımcı olabilir. Aile, arkadaşlar ve iş arkadaşlarıyla olan ilişkiler, bireyin stres ve kaygı düzeyini azaltmada önemli bir rol oynar. Sosyal destek, bireyin kendini daha güvende hissetmesine yardımcı olabilir. Psikolojik destek almak, bireyin iş kaybı korkusuyla başa çıkmasına yardımcı olabilir. Bir terapist bireyin duygusal tepkilerini yönetmesine ve daha sağlıklı baş etme stratejileri geliştirmesine yardımcı olabilir.” önerilerinde bulunarak sözlerini tamamladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Teknolojinin bedeli psikolojik sorunlar mı? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi (İngilizce) Tıbbi Biyokimya Bölümünden Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, kahvenin sağlık üzerindeki etkilerini ve sabah kahvesi alışkanlığının avantajlarını ve dezavantajlarını değerlendirdi.
Sağlıklı olup olmadığı konusunda devam eden bir tartışma var!
Kahvenin, dünyanın en popüler içeceklerinden biri olduğunu ve birçok kişinin güne bir fincan kahve ile başladığını anlatan Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, “Kahvenin bazı sağlık yararları olduğu gösterilmiş olsa da güne bir fincan kahve ile başlamanın sağlıklı olup olmadığı konusunda devam eden bir tartışma var.” dedi.
Kahvenin faydaları…
Kahvenin, zihinsel uyanıklığı artırabilen ve bilişsel performansı iyileştirmeye yardımcı olabilen uyarıcı olan kafein içerdiğini ifade eden Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, “Kafeinin ayrıca metabolizmayı hızlandırdığı, enerji seviyelerini artırdığı ve atletik performansı iyileştirdiği gösterilmiştir. Ek olarak, kahve iltihabı azaltmaya ve hücre hasarına karşı korumaya yardımcı olabilen antioksidanlar açısından zengindir. Çalışmalar ayrıca kahvenin başka sağlık yararları da olabileceğini göstermiştir. Örneğin, bazı araştırmalar kahve tüketiminin Tip 2 diyabet, karaciğer hastalığı ve belirli kanser türleri geliştirme riskini azaltabileceğini öne sürmüştür. Ancak, bu alanlardaki kanıtlar kesin değildir ve kahvenin sağlık etkilerini tam olarak anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.” diye konuştu.
Kahvenin dezavantajları…
Kahvenin bazı potansiyel sağlık yararları olsa da bazı dezavantajlarının da olduğunu dile getiren Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, “Kahveyle ilgili en büyük endişelerden biri kafein içeriğidir. Çok fazla kafein tüketmek sinirlilik, kaygı ve uykusuzluk gibi yan etkilere yol açabilir. Ek olarak, kafein kan basıncında ve kalp atış hızında geçici bir artışa neden olabilir ve bu da kardiyovasküler sorunları olan kişiler için sorunlu olabilir.” şeklinde konuştu.
Hassas midesi olan kişiler için aç karnına kahve içmek sorun…
Kahveyle ilgili bir diğer endişenin ise asitliği olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, “Kahve asitli bir içecektir ve asit reflü ve mide ekşimesi gibi sindirim sorunlarına neden olabilir. Hassas midesi olan kişiler için aç karnına kahve içmek özellikle sorunlu olabilir.” ifadesinde bulundu.
Güne bir fincan kahveyle başlamak sağlıklı mıdır?
“Güne bir fincan kahveyle başlamak sağlıklı mıdır?” sorusuna ilişkin de Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, “Bu sorunun cevabı birkaç faktöre bağlıdır. Genel olarak, orta düzeyde kahve tüketiminin (günde yaklaşık 3-5 fincan) çoğu insan için güvenli olduğu gösterilmiştir. Ancak hamile olan, kardiyovasküler sorunları olan veya kafeine karşı hassasiyeti olan kişiler kahve tüketimlerini sınırlamak veya tamamen kaçınmak isteyebilirler.” dedi.
Kahveye şeker veya krema eklemeyin!
Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, güne bir fincan kahveyle başlamayı seven birinin bunu daha sağlıklı bir alışkanlık haline getirmek için yapılabilecek birkaç şey olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:
“Öncelikle, kahvenize şeker veya krema eklemekten kaçının, çünkü bunlar ekstra kalori ekleyebilir ve kilo alımına katkıda bulunabilir. Bunun yerine, biraz badem sütü eklemeyi veya kahvenizi sade içmeyi deneyin.
Vücudunuzun kahveye nasıl tepki verdiğine de dikkat etmelisiniz. Sinirlilik veya kalp çarpıntısı gibi olumsuz yan etkiler yaşıyorsanız, kahve tüketiminizi sınırlamak veya kafeinsiz kahveye geçmek isteyebilirsiniz. Ek olarak, asit reflü gibi sindirim sorunları yaşıyorsanız, aç karnına kahve içmekten kaçınmak veya daha düşük asitli bir kahve karışımına geçmek isteyebilirsiniz.”
Güne kahve ile başlamak…
Tıbbi Biyokimya Uzmanı Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Güne bir fincan kahveyle başlamak, ölçülü tüketildiği ve olumsuz yan etkilere neden olmadığı sürece birçok kişi için sağlıklı bir alışkanlık olabilir. Kahvenin bazı potansiyel sağlık yararları olsa da kafein içeriği ve asitliği gibi dezavantajlarının farkında olmak önemlidir. Güne bir fincan kahveyle başlama kararı kişisel bir karardır ve kişisel tercihlere ve sağlık endişelerine dayanmalıdır.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Güne bir fincan kahveyle başlamak sağlıklı mı? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>