?>
?>
Tedaviden olumlu sonuç almak için erken teşhis büyük önem taşımaktadır. Belirtilerden biri veya birkaçı görüldüğünde doktora başvurmak ve gerekli tetkikleri yaptırmak kanserin hayati tehdidinden korumaya yardımcı olacaktır. Memorial Antalya Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Abdullah Erdoğan, yemek borusu kanseri hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.
Beslenme şekli önemli bir risk faktörü
Yüksek oranlarda yemek borusu kanseri görülen ülkelerin başında gelen doğu toplumlarında (Çin, Hindistan, Japonya gibi ülkelerde), yemek borusu kanserine yol açtığı kanıtlanan en önemli etkenlerin başında beslenme şekli ve besinlerin hazırlanmış biçimi gelmektedir. Örneğin tütsülenmiş balık yani tütsüleme tekniği önemli bir risk faktörüdür.
Alkol tüketimi de önemli rol oynuyor
Genel olarak toplumlarda aşırı alkol tüketimi yemek borusu kanserinin diğer bir önemli risk faktörüdür. Özellikle Batı toplumlarında aşırı alkol kullanımı beslenme şekline göre daha ön plana çıkmaktadır. Öte yandan ülkemize bakıldığında, özefagus kanseri Doğu Anadolu bölgesinde diğer bölgelere göre daha sık görülür. Bunun sebeplerinden bazıları aşırı sıcak çay vb tüketimi ile birlikte uygunsuz şekilde yapılmış mangal-et pişirme yöntemleridir. Mangal yapımında besinin aşırı sıcakta kömürleşecek kadar fazla pişirilmesi, besinin moleküler yapısını bozar ve kanserojen hale dönüşümüne yol açabilir.
Özetle sebze ve meyveler de dahil olmak üzere tüm besinlerin doğal olarak hazırlanması ve tüketilmesi özefagus kanseri riskini azaltır.
Diğer risk faktörleri de şunlardır;
Yutma güçlüğüne dikkat!
Hastalığın erken evresinde yaygın olarak görülen ilk belirti, katı yiyecekleri yutma güçlüğüdür. Şikayetler tanıdan birkaç ay önce başlamakta; ancak hasta tarafından sıradan bir yutma güçlüğü olarak algılandığı çoğu zaman şikayetlerinin ne anlama geldiği bilinmemektedir. Hastalığın diğer belirtileri göğüste ağrı ve kanlı öksürüktür. Yemek borusu kanseri tümörü hastalarında görülen ani kilo kaybı da (bir ayda 6-7 kilo kaybı) diğer bir belirtidir. Ayrıca ses kısıklığı, mide ekşimesinin kötüleşmesi de görülebilir.
Erken evrede cerrahi yüz güldürüyor
Yemek borusu kanserinin erken evrede tedavisi için yemek borusu alınır ve mide ya da kalın bağırsaktan bir tüp oluşturarak yemek geçişi sağlanır. İleri evrede yapılacak tedavinin şekli ve kapsamı, hastalığın ne kadar yayıldığına bağlı olarak değişiklik gösterir. Gelişen teknolojilerin kullanıldığı yöntemler sayesinde hasta açısından daha konforlu ameliyatlar uygulanabilmektedir. Ameliyat öncesinde hastaya kemoterapi ve radyoterapi yöntemleri kullanılabilmektedir.
Hastaya tedavi edici bir ameliyat yapılamıyorsa, öncelikle yemek borusu içinde açılan ve yemek geçecek kadar yer açan “stent” kullanılmaktadır. Hastalık çok ileri düzeyde ise mideye takılan bir beslenme tüpü yardımıyla hastanın hayatını devam ettirmesi sağlanmaktadır.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kronik Mide Ekşimesi Yemek Borusu Kanserine Yol Açabilir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Günlük yaşamda sıkça karşılaşılan hazımsızlık, iştah kaybı veya mide ekşimesi gibi şikayetler, genellikle yanlış beslenme veya stresin sonucu olarak düşünülüp önemsenmeyebiliyor. Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Meltem Ergün, masum gibi görünen bu şikayetlerin mide kanserinin ilk işaretleri olabileceğini hatırlattı.
Dünyada en sık görülen dördüncü kanser türü olan mide kanserinin belirtilerinin farklı gastrointestinal sorunlarla benzerlik göstermesinin de geç fark edilmesinin önemli bir nedeni olduğunu belirten Prof. Dr. Ergün, sözlerine şöyle devam etti: “Mide kanseri, bağırsak kanserinden sonra en sık görülen gastrointestinal kanser türüdür. Geç fark edilmesinden dolayı genellikle ileri evrede tanı konulabiliyor. Ancak biz erken tanıyla tümörün karın içindeki diğer organlara yayılmadan tedaviye başlanmasını istiyoruz. Bu sayede hastanın yaşam beklentisi de artıyor. Geç tanıda ne yazık ki çok iyi sonuçlar alınamıyor.”
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE RİSK DAHA YÜKSEK
“Helicobacter pylori enfeksiyonunun mide kanseri üzerindeki etkisine dikkat çekilmeli, bu bakterinin önlenebilir bir faktör olduğu ve erken teşhisle mide kanseri riskinin azaltılabileceği unutulmamalıdır.” diyen Prof. Dr. Ergün, sözlerine şöyle devam etti: “Helicobacter pylori, mide kanserinde önemli bir rol oynayan ve dünya genelinde yaygın olan bir bakteri. Gelişmekte olan ülkelerde nüfusun yüzde 70-80’inde bu bakteri görülürken, gelişmiş ülkelerde oran yüzde 10-30 arasında değişmektedir. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerde mide kanseri riskinin daha yüksek olmasına neden olmaktadır.”
BESLENME ALIŞKANLIKLARIYLA DA YAKIN İLİŞKİSİ VAR
Mide kanserinin beslenme alışkanlıklarıyla da yakından ilgili olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Ergün, Türkiye’de sıklığının nispeten daha az olmakla birlikte, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde beslenme ve yaşam alışkanlıklarına bağlı olarak mide kanserinin daha sık gözlendiğini belirterek “Sigara kullanımı, çok sıcak çay içmek ve tütün ürünleri çiğnemek, yemek borusu kanserleri ile mide kanserlerinin oranlarını artırıyor. Ayrıca, yemek yeme alışkanlıkları da büyük önem taşıyor. Yağlı, hamur işi ve et ağırlıklı beslenmek, mide ve bağırsak tümörleri için önemli bir risk faktörü. Bu nedenle, genç yaşta gelişen tümörler daha çok Doğu ve Güneydoğu kökenli bireylerde görülmektedir” dedi.
AİLESİNDE MİDE, KALIN BAĞIRSAK KANSERİ OLANLAR TARAMALARA DAHA ERKEN BAŞLAMALI
Mide kanserine neden olan etkenlerin başında Helicobacter bakterisinin geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Meltem Ergün, “Toplumda bu denli yaygın olmakla birlikte, neyse ki aynı oranda mide kanseri görülmüyor. Çünkü hastalığın ortaya çıkmasında diyet ve beslenme faktörleri de önemli bir rol oynuyor. Dolayısıyla, ailede mide kanseri öyküsü yoksa ve sağlıklı besleniliyorsa, bu konuda nispeten daha şanşlıyız demektir. Ancak özellikle ailesinde kalın bağırsak, pankreas ve mide kanseri olanların taramalara daha erken başlaması gerekir.”
“ANİDEN ORTAYA ÇIKAN MİDE ŞİKAYETİ ALARM VERİCİDİR”
Mide kanseri için beslenme alışkanlıkları, Helicobacter mikrobunun varlığı ve sigara alışkanlığının varlığı gibi üç risk faktörünün, sadece hastalığın ortaya çıkmasını değil, erken yaşlarda görülmesini de etkilediğini belirten Prof. Dr. Meltem Ergün, mide kanserinin alarm belirtilerini şöyle anlattı: “En önemli belirtilerden biri istemsiz kilo kaybıdır. Hastalar, ‘Şimdiye kadar o kadar uğraşmama rağmen hiç kilo verememiştim, ama şimdi iştahım kesildi, yemek yiyemiyorum, istemeden kilo veriyorum.’ gibi açıklamalar yapar. Bir diğer belirti de sebebi bilinmeyen kansızlıktır. Her iki cinsiyette ve her yaşta ortaya çıkan kansızlık, çok önemli bir risk faktörüdür, özellikle menopoz sonrası kadınlarda kansızlık olmaması gerekir. Genç yaşlarda kansızlığı olan kadınların kan seviyeleri normalde menopoz sonrası düzelir. Kansızlık menopoz sonrasında da devam ediyorsa bu bir alarm belirtisidir. Aniden ortaya çıkan mide şikayetleri de bir diğer belirtidir; mide ağrısı, yanması, şişkinlik ya da gaz şeklinde ortaya çıkabilir. Hastalar, ‘Şimdiye kadar taş yesem öğütüyordum, midemle ilgili hiçbir şikayetim yoktu, ama şimdi ekmek, köfte ne yesem dokunuyor. Açsam da kötüyüm, toksam da kötüyüm.’ diyorsa, bu bizim için çok alarm verici olur. Özetle, yeni başlayan mide-bağırsak şikayetleri, orta yaştan sonra başlayan mide rahatsızlıkları, sebebi bilinmeyen kilo kaybı, sebebi bilinmeyen bulantı, kusma ve kansızlık belirtileri olan hastalar zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır.”
BELİRTİLER FARKLI MİDE HASTALIKLARIYLA KARIŞABİLİYOR
“Mide kanseri açısından bir diğer önemli nokta, hastaların şikayetlerinin farklı mide hastalıklarıyla karıştırılmasıdır,” diyen Prof. Dr. Ergün, sözlerine şöyle devam etti: “Yeni başlayan gastrit ve ülserde de benzer şikayetler yaşanabiliyor. Ancak kesin tanı endoskopi ile konulabilir. Endoskopik incelemede lezyonun ne kadar derine indiği hakkında bir fikir edinebiliriz. Ancak kanserin karın içine ya da başta organlara yayılıp yayılmadığını tespit etmek ve evresini belirlemek için MR, PET-CT gibi farklı görüntüleme yöntemlerinden faydalanıyoruz. Endoskopik ultrason ile de midenin hangi katmanlarında tutulum olup olmadığını öğrenebiliyoruz. Elde edilen tüm sonuçlarla kanserin evrelemesini yapıyoruz.”
EVRE İLERLEDİKÇE TEDAVİDEN ELDE EDİLECEK BAŞARI DA DÜŞÜYOR
Prof. Dr. Meltem Ergün, mide kanserinin erken evrede yakalandığında 5 yıllık yaşam şansının yüzde 50-70 arasında gerçekleştiğine, ancak ileri evrelerde bu oranın düştüğüne işaret ederek tedavi konusunda şunları anlattı: “Hastalığın çeşidine, hücresel yapısına ve evresine göre tedavi yöntemlerini belirliyoruz. Bunun için tanı konduğunda, gastroenteroloji, radyoloji, tıbbi onkoloji, genel cerrahi ve patoloji uzmanlarının yer aldığı tümör konseyinde durum multidisipliner olarak değerlendirilerek hastaya uygun tedavi planlaması yapılır. Erken evrelerde tabii ki cerrahi tedavi ön plana çıkıyor. Eğer hastalık bir yere yayılmamış ve sadece midenin içinde kalmışsa, midenin tümörlü bölümünü ya da tamamını alarak temizliyoruz. Burada tümörün yerleşim yeri belirleyici oluyor. Ancak karaciğer ya da karın zarına bir yayılım söz konusuysa, sıcak kemoterapi ve radyoterapi gibi tedaviler gündeme geliyor. Dolayısıyla tedavide, tümörün hücresel tipi, yayılımı ve bulunduğu konum gibi birçok etken bir arada değerlendirilerek karar veriliyor.”
HASTALIKTAN KORUNMAK İÇİN RUTİN MUAYENE ÖNEMLİ
Mide kanseri için önerilen bir tarama programı olmadığını ve bu nedenle de asıl önemli noktanın hastalığa yakalanmamak için gerekli önlemleri almak, sağlık taramalarını ihmal etmemek olduğunu vurgulayan Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün, sözlerine şöyle devam etti: “Dünya Sağlık Örgütü ve gastroenteroloji dernekleri, kolorektal kanserden korunmak için 45 yaş üstü herhangi bir şikayeti olmayan herkese kolonoskopi taramalarını öneriyor. Bu yöntem, kalın bağırsak kanseri taramalarında oldukça etkili. Ancak mide kanseri için benzer bir standart bulunmuyor. Mide kanseri taraması için belirli bir yaşta endoskopi yapılması gerektiğini ifade eden genel bir kılavuz yok. Bu durum, Japonya gibi mide kanserinin oldukça yaygın olduğu ülkeler dışında dünya genelinde yaygın bir uygulama değil. Ancak Avrupa ve Amerika’da mide kanseri bu kadar yaygın olmadığından, rutin tarama önerilmiyor. Türkiye’de gastroenterolog olarak yaklaşım, kolonoskopi taraması yapılan hastalarda midenin de endoskopi ile incelenmesi yönünde. Bu yöntem herkes tarafından standart olarak önerilmese de imkân olduğunda bu inceleme yapılabiliyor. Bunun yanı sıra, ‘alarm semptomları’ adı verilen bazı belirtiler görüldüğünde endoskopi mutlaka yapılması gerekiyor.”
MİDE KANSERİNDEN KORUNMAK İÇİN YAŞAM TARZINIZI DEĞİŞTİRİN
Mide kanserinden korunmak için yaşam tarzında bazı değişiklikler yapılması gerektiğini anlatan Prof. Dr. Meltem Ergün, “Akdeniz tipi beslenme tercih edilmeli, lifli gıdalar ve taze sebze-meyve tüketimi artırılmalı. Sigara ve alkol kullanılmamalı. Özellikle fazla baharatlı yiyeceklerden uzak durulmalı. Yaşam tarzında yapılacak küçük değişikliklerle mide kanseri riski önemli ölçüde azaltılabilir. Helicobacter pylori konusunda ise toplumun bilinçlendirilmesi ve gelişmekte olan ülkelerde bu enfeksiyonun kontrol altına alınması, gelecekte mide kanseri vakalarının artışını önleyebilir.” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Mide Kanserinin Önde Gelen Nedenlerinden Biri: Helicobacter Pylori! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Yanık, yaşadığı süreci şu sözlerle anlatıyor:
“Aç kaldığım zamanlarda mide ağrılarım şiddetleniyordu. Gün içinde hafif yemekler yememe rağmen ağrılarım dinmiyordu. Bazen su bile içemez hale geliyordum. Şikâyetlerim bir yıl boyunca devam etti, ancak ülser teşhisi almıştım ve ilaçlarla bu süreci atlatabileceğimi sanıyordum.”
Yanık, alınan biyopsi örneğinin patoloji sonucunda kötü huylu tümör tespit edilmesiyle kanser teşhisi aldığını öğrendi ve tedavi seçeneklerini değerlendirmeye başladı.
‘Ülser olduğumu öğrendiğimde ilaç kullanarak hayatıma devam edebilirim sanıyordum’
Yanık, hastalığın ciddiyetini öğrendiğinde büyük bir endişe yaşadığını ifade ediyor. Ancak, gerçekleştirdiği araştırmalar sonucunda, Genel Cerrahi bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Kağan Bey ile tanışarak tedavi sürecine yön verdi.
“Aç kaldığım zamanlarda şiddetli olarak mide ağrısı çekiyordum. O yüzden aç kalmamaya çalışarak günde öğünlerimi hafif hafif açlık hissetmeyecek şekilde yiyordum. Fakat ağrım yine de geçmiyordu. Bazen o kadar dayanılmaz oluyordu ki su bile içemiyordum. Midemin üst kısmında sıkışma hissediyordum. Yediklerim sanki orada kalıyor gibi his oluyordu. Bu şikâyetlerimi 1-1,5 sene boyunca çektim. Kağan hocayla tanıştığımızda endoskopi işlemim tekrar yapıldı ve patoloji sonuçları incelendi. İlk başta çok korkmuştuk, ama Kağan hoca bize güven verdi. Ameliyatımı onun yapmasını istedim ve çok doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum. Ameliyattan kısa süre sonra ayağa kalkabildim ve iyileşme sürecim çok hızlı ilerledi. Şu an gayet iyi durumdayım.”
‘Eşimde beni böyle görmeye dayanamıyordu’
‘’Bazen ağrılarım o kadar sıkıştırıyordu ki yemek yiyemeyecek hale geliyordum. Eşim de beni o halde görmeye dayanamıyordu. Uzun zamandır reflüydüm ve şikâyetlerimde vardı fakat alınan parçanın kötü huylu olduğunu öğrendiğimizde böyle bir sonuç beklemiyorduk. Hemen doktor araştırmaya başladık. Şanslıydık ki Kağan hocaya denk geldik. İlk görüşmeye geldiğimizde endoskopiye tekrar girdim ve sonuçlarım patolojiden geldiğinde Kağan Bey inceledi. Bu süreçte çok karamsar ve korkuyorduk fakat açıklamalarıyla bizi çok rahatlattı. Kendisinden aldığımız güvenle ve hiçbir şey için geç kalmadığımı bir de kendisinden duyunca ameliyatımı onun yapmasını istedim. Şu an gayet iyiyim ve ameliyat olalı 1 hafta olmamasına rağmen yürüyebiliyorum hareket edebiliyorum. Ameliyattan sonraki sürecimi de hızlı ve rahat bir şekilde geçirdim. Hızlı toparlayabildim bu gözle görülür şekilde fark ediyor. İyi ki ameliyat olmuşum diyorum. “Bu süreçte en önemli şey, doğru doktora ulaşmak ve güven duymak. Kağan hocanın tecrübesi sayesinde bu zorlu dönemi atlattım ve tüm hastalara umut olmak istiyorum.” Mide kanseri gibi ciddi sağlık sorunlarının erken teşhis ve doğru tedavi ile üstesinden gelinebileceğini vurgulayan Yanık, sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor.
‘Ameliyatı Gayet Başarılı Geçti’
Genel Cerrahi bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Kağan Gökçe ‘’İlyas Volkan Bey bilinçli ve kararlı bir insan. Ameliyat öncesi süreçte oldukça aktif ve dinamik hareket etti. Net kararlarla ve yüksek seviyede hasta uyumu ile başarılı bir operasyon ardından hastane yatış süreci geçirdik. Minimal invaziv cerrahinin de katkısı ile en erken tarihte taburcu oldu. Kendisine ailesi ve eşi ile birlikte uzun ve sağlıklı bir yaşam diliyorum. Mide kanseri tedavi sürecimiz şükürler olsun artık geride kaldı.’’ şeklinde açıklamalarda bulundu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Mide Ağrısıyla Gittiği Hastanede Mide Kanseri Olduğunu Öğrendi! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Aynı zamanda vücut kitle indeksi 60 ve üzeri olan super morbid obez hastalarda genel anesteziyi kaldıramayacak olan kişilerde obezite ameliyatı öncesinde kilo verdirmek amacıyla kullanılabilir.
Mide Balonu Nasıl Takılır?
Günümüzde Endoskopi ile hafif bir anestezi altında takılan veya yutulabilir tipte olan kabaca iki çeşit balon mevcuttur.
Mide Balonu Nasıl Kilo Verdirir?
Mide içerisinde fazladan yer kaplayarak ve kişinin aşırı gıda tüketimini engelleyerek kilo vermesine yardımcı olur.
Bunun yanında istikrarlı ve kararlı bir şekilde diyet ve spor yapılması kişinin yöntemden çok daha fazla verim almasını, ideal kilosuna hızla ulaşmasını ve korumasını sağlar.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Mide Balonu Kimlere Uygulanabilir? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>