?> ?> mu arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Sat, 22 Feb 2025 12:50:16 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png mu arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Mevsimsel Depresyon: Mevsimler Değişirken Ruh Haliniz De Değiştiriyor Mu? https://kocaelibasin.com.tr/mevsimsel-depresyon-mevsimler-degisirken-ruh-haliniz-de-degistiriyor-mu/ Sat, 22 Feb 2025 12:50:14 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/mevsimsel-depresyon-mevsimler-degisirken-ruh-haliniz-de-degistiriyor-mu/ Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nda (DSM-5) mevsimsel özellikli Majör Depresif Bozukluk” olarak tanımlanan   “Mevsimsel Depresyon” değişen mevsimle birlikte ortaya çıkan depresif belirtileri içermektedir.

Mevsimsel Depresyon: Mevsimler Değişirken Ruh Haliniz De Değiştiriyor Mu? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nda (DSM-5) mevsimsel özellikli Majör Depresif Bozukluk” olarak tanımlanan   “Mevsimsel Depresyon” değişen mevsimle birlikte ortaya çıkan depresif belirtileri içermektedir.  

Havaların soğuduğu ve günlerin kısalmaya başladığı sonbahar ve kış aylarında daha yaygın olarak görülür ve depresif belirtiler, mevsim yeniden bahara ve yaza döndüğünde kendiliğinden azalır. Genellikle “Kış Tipi Depresif Bozukluk” olarak tanımlanır.  Ancak bazen yazın başladığı dönemlerde depresif belirtilerin yaşandığı formu da daha nadir olsa da görülebilmekte ve “Yaz Tipi Depresif Bozukluk” olarak bilinir.

Prof. Dr. Göğcegöz Kış depresyonunun güneş ışığı eksikliğinden, yaz depresyonun ise uyku-uyanıklık döngüsünü bozukluğundan kaynaklandığını belirterek açıklamalarına devam etti. ‘’Mevsimsel Depresyon görülme sıklığı yaşanılan bölge ile de ilişkilidir. Sıcak iklime sahip bölgelerde yaz tipi depresyon yaygınken, soğuk iklime sahip bölgelerde yaşayanlarda kış tipi depresyon görülme sıklığı çok daha fazladır olduğu gözlenmektedir. Örneğin bir araştırmada Hollanda’da kış tipi depresyonu görülme oranı %3 yaz tipi depresyonu görülme oranı   %0.01, Tayland’da yaz tipi depresyonunun görülme oranı %6 civarı iken kış tipi depresyonu görülme oranı %1 civar bildirilmiştir. ‘Mevsimsel depresif bozukluk belirtileri depresyonun tipine göre değişebilmektedir. Günün büyük kısmında depresif duygu durum, geçmişte zevk alınan aktivitelerden zevk alınmaması ve ilgi kaybı, düşük enerji, halsizlik, umutsuzluk, değersizlik hissi, konsantre olmakta güçlük çekme, ölüm veya intihar düşünceleri genel görülebilen ortak belirtiler iken; 

Kış Tipi Depresyonda;

  • Aşırı uyku (hipersomni)
  • Aşırı yemek
  • Sosyal geri çekilme

 

Yaz Tipi Depresyon’da

  • Uykusuzluk
  • İştahsızlık, kilo kaybı
  • Çabuk sinirlenme, öfke, ajitayon
  • Huzursuzluk, anksiyete 

 

Mevsimsel depresif bozukluk belirtileri yaşıyorsanız çeşitli başa çıkma yöntemlerini kullanabiliriz. .

Kış Tipi Depresyonda Başa Çıkma Yöntemleri

Prof. Dr. Gözcegöz, kış aylarında depresif belirtileri azaltmak için doğal ışığa çıkmanın önemine dikkat çekti. ‘’Ne kadar gün ışığı alırsanız o kadar iyidir. Doğal ışığa çıkmak ve yaptığınız aktiviteleri gün içinde yapmaya çalışmak depresif belirtilerinizi azaltır. Özellikle gün ışığı ile direkt temas önemlidir. Bu nedenle gün içinde yürüyüş veya imkanınız yoksa çalıştığınız ortamda gün ışığı ile temas etmeye çalışmak iyi gelecektir.’’ dedi. 

Prof. Dr. Gözcegöz, evde kullanılan ampulleri daha parlak olanlarıyla değiştirmenin de faydalı olacağını belirtti. ‘’Işık terapisi yöntemi bu hastalarda bir tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Bir psikiyatri uzmanı kontrolünde 30 ila 60 dk sürebilen ışık terapisi uygulanabilir. Gece uykunuza dikkat etmek, kışın karanlığa uyandığımız günlerde ışığı açarak güne başlamak, proteinden zengin, karbonhidrattan fakir beslenmek, mineral ve vitamin desteğini ihmal etmemek çok önemlidir.’’ dedi.

Yaz Tipi Depresyonda Başa Çıkma Yöntemleri

Uyku-uyanıklık döngüsüne dikkat etmek, uyuduğunuz odada karartma perdeleri kullanmak, mümkünse loş veya karanlık ortamlarda vakit geçirmek depresif belirtilere iyi gelmektedir. Sıcak hava, en büyük tetikleyicilerinden biri olduğu için mümkün oldukça serin yerler hatta klima olan yerlerde vakit geçirmeyi tercih edebilirsiniz. Eğer tüm bu önlemlere rağmen belirtiler şiddetleniyor ve intihar düşünceleri eşlik ediyorsa vakit kaybetmeden bir psikiyatri uzmanına başvurmak çok önemlidir.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Mevsimsel Depresyon: Mevsimler Değişirken Ruh Haliniz De Değiştiriyor Mu? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Mevsimsel Depresyon: Mevsimler Değişirken Ruh Haliniz De Değiştiriyor Mu? https://kocaelibasin.com.tr/mevsimsel-depresyon-mevsimler-degisirken-ruh-haliniz-de-degistiriyor-mu-2/ Sat, 22 Feb 2025 12:41:30 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/mevsimsel-depresyon-mevsimler-degisirken-ruh-haliniz-de-degistiriyor-mu-2/ Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nda (DSM-5) mevsimsel özellikli Majör Depresif Bozukluk” olarak tanımlanan   “Mevsimsel Depresyon” değişen mevsimle birlikte ortaya çıkan depresif belirtileri içermektedir.

Mevsimsel Depresyon: Mevsimler Değişirken Ruh Haliniz De Değiştiriyor Mu? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nda (DSM-5) mevsimsel özellikli Majör Depresif Bozukluk” olarak tanımlanan   “Mevsimsel Depresyon” değişen mevsimle birlikte ortaya çıkan depresif belirtileri içermektedir.  

Havaların soğuduğu ve günlerin kısalmaya başladığı sonbahar ve kış aylarında daha yaygın olarak görülür ve depresif belirtiler, mevsim yeniden bahara ve yaza döndüğünde kendiliğinden azalır. Genellikle “Kış Tipi Depresif Bozukluk” olarak tanımlanır.  Ancak bazen yazın başladığı dönemlerde depresif belirtilerin yaşandığı formu da daha nadir olsa da görülebilmekte ve “Yaz Tipi Depresif Bozukluk” olarak bilinir.

Prof. Dr. Göğcegöz Kış depresyonunun güneş ışığı eksikliğinden, yaz depresyonun ise uyku-uyanıklık döngüsünü bozukluğundan kaynaklandığını belirterek açıklamalarına devam etti. ‘’Mevsimsel Depresyon görülme sıklığı yaşanılan bölge ile de ilişkilidir. Sıcak iklime sahip bölgelerde yaz tipi depresyon yaygınken, soğuk iklime sahip bölgelerde yaşayanlarda kış tipi depresyon görülme sıklığı çok daha fazladır olduğu gözlenmektedir. Örneğin bir araştırmada Hollanda’da kış tipi depresyonu görülme oranı %3 yaz tipi depresyonu görülme oranı   %0.01, Tayland’da yaz tipi depresyonunun görülme oranı %6 civarı iken kış tipi depresyonu görülme oranı %1 civar bildirilmiştir. ‘Mevsimsel depresif bozukluk belirtileri depresyonun tipine göre değişebilmektedir. Günün büyük kısmında depresif duygu durum, geçmişte zevk alınan aktivitelerden zevk alınmaması ve ilgi kaybı, düşük enerji, halsizlik, umutsuzluk, değersizlik hissi, konsantre olmakta güçlük çekme, ölüm veya intihar düşünceleri genel görülebilen ortak belirtiler iken; 

Kış Tipi Depresyonda;

  • Aşırı uyku (hipersomni)
  • Aşırı yemek
  • Sosyal geri çekilme

 

Yaz Tipi Depresyon’da

  • Uykusuzluk
  • İştahsızlık, kilo kaybı
  • Çabuk sinirlenme, öfke, ajitayon
  • Huzursuzluk, anksiyete 

 

Mevsimsel depresif bozukluk belirtileri yaşıyorsanız çeşitli başa çıkma yöntemlerini kullanabiliriz. .

Kış Tipi Depresyonda Başa Çıkma Yöntemleri

Prof. Dr. Gözcegöz, kış aylarında depresif belirtileri azaltmak için doğal ışığa çıkmanın önemine dikkat çekti. ‘’Ne kadar gün ışığı alırsanız o kadar iyidir. Doğal ışığa çıkmak ve yaptığınız aktiviteleri gün içinde yapmaya çalışmak depresif belirtilerinizi azaltır. Özellikle gün ışığı ile direkt temas önemlidir. Bu nedenle gün içinde yürüyüş veya imkanınız yoksa çalıştığınız ortamda gün ışığı ile temas etmeye çalışmak iyi gelecektir.’’ dedi. 

Prof. Dr. Gözcegöz, evde kullanılan ampulleri daha parlak olanlarıyla değiştirmenin de faydalı olacağını belirtti. ‘’Işık terapisi yöntemi bu hastalarda bir tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Bir psikiyatri uzmanı kontrolünde 30 ila 60 dk sürebilen ışık terapisi uygulanabilir. Gece uykunuza dikkat etmek, kışın karanlığa uyandığımız günlerde ışığı açarak güne başlamak, proteinden zengin, karbonhidrattan fakir beslenmek, mineral ve vitamin desteğini ihmal etmemek çok önemlidir.’’ dedi.

Yaz Tipi Depresyonda Başa Çıkma Yöntemleri

Uyku-uyanıklık döngüsüne dikkat etmek, uyuduğunuz odada karartma perdeleri kullanmak, mümkünse loş veya karanlık ortamlarda vakit geçirmek depresif belirtilere iyi gelmektedir. Sıcak hava, en büyük tetikleyicilerinden biri olduğu için mümkün oldukça serin yerler hatta klima olan yerlerde vakit geçirmeyi tercih edebilirsiniz. Eğer tüm bu önlemlere rağmen belirtiler şiddetleniyor ve intihar düşünceleri eşlik ediyorsa vakit kaybetmeden bir psikiyatri uzmanına başvurmak çok önemlidir.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Mevsimsel Depresyon: Mevsimler Değişirken Ruh Haliniz De Değiştiriyor Mu? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Aşırı Yeme Bozukluk Mu? Bağımlılık Mı? https://kocaelibasin.com.tr/asiri-yeme-bozukluk-mu-bagimlilik-mi/ Mon, 03 Feb 2025 08:40:33 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/asiri-yeme-bozukluk-mu-bagimlilik-mi/ Son yıllarda yeme bozuklukları dışında alkol/ madde kullanım bozukluğu tanı ölçütlerini karşılayıp yeme bağımlılığı olarak tanı alan bireyler bağımlılık alanında tedavi edilmeye başlamıştır.

Aşırı Yeme Bozukluk Mu? Bağımlılık Mı? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Son yıllarda yeme bozuklukları dışında alkol/ madde kullanım bozukluğu tanı ölçütlerini karşılayıp yeme bağımlılığı olarak tanı alan bireyler bağımlılık alanında tedavi edilmeye başlamıştır.

Yeme bağımlılığının madde bağımlılığı tanı ölçütlerini karşılamasının önemli sebeplerinden birisi, bazı yiyeceklerin santral sinir sisteminde tıpkı maddeler gibi etki göstermesidir. Yağlı, şekerli, çikolata gibi karbonhidrat ve yağ oranı yüksek bazı yiyeceklerin santral sinir sistemindeki mezolimbik yolakta (ödül yolağı) dopamin salınımını arttırdığı gösterilmiştir. Ayrıca, bu tür yiyeceklerin insula, orbitofrontal korteks ve singulat korteks gibi alkol /madde bağımlılığında önemli olan nöroanatomik bölgeleri aktive ettiği saptanmıştır.

Yeme bağımlılığında çikolata, şeker ve karbonhidrattan zengin yiyeceklere aşırı istek duyma yani aşerme klinik araştırmalarda özellikle bu yiyeceklerin tüketiminin doğrudan psikoaktif etkisinin olduğunu, içeriğindeki kakao ve şekerin de bu aşermede doğrudan etkili olduğunu gösterilmiştir.

Obezitede Bir Yeme Bağımlılığımı?

Bazı çalışmalarda; tıkınırca yeme bozukluğu olan obez kişilerde bu davranışın bağımlılıkta da görülen kompülsif yeme (kompülsif madde kullanımı) ile benzer olduğundan yola çıkarak obez bireylerin bir bölümünün bir tür yeme bağımlılığı olduğu ileri sürülmektedir.

Homeostatik Yemeden Hedonik Yemeye Evrimleşen Yeme Alışkanlıkları

Yeme davranışı homeostatik ve hedonik olmak üzere iki farklı sistem üzerinden düzenlenmektedir. Bunlardan;  homeostatik sistem bizim hayatta kalmamızı sağlar ve yememiz daha çok bu sistem tarafindan kontrol edilirse sağlıklı kiloda kalınır. Eğer yememiz daha çok hedonik sistem tarafından düzenlenirse, beyin ödül sisteminin doyumsuz dopamin istemi nedeniyle aşırı, tıkınırca kalorisi yüksek, yağlı ve şekerli gıdalar tüketilebilir.  

 

Bağımlılık gelişmesinde Opioid ve dopaminerjik sistem yemekten haz almada da etkili.

Seker ve yağdan zengin yiyeceklerin tüketilmesi singulat, hipokampus, nucleus akkumbens ve locus seruleustan dopamin salınımını ve endojen bir opioid olan dinorfininin gen ekspresyonunuartırdığı bildirilmiştir.

Sonuç olarak alkol / madde bağımlılığı ve diğer davranışsal bağımlılıklarda görülen aşerme, kontrolsüz tüketme ve tolerans (aynı hazzı alabilmek için giderek daha fazla tüketme) yeme bağılılığında da görülmektedir. Dolayısıyla yeme bağımlılığı tanısı alan bireylerin gerek ilaç gerekse terapi planlanırken biyo-psiko-sosyal alanları da içeren bütüncül bir tedavinin uygulanması durumunda güzel sonuçlar alınabilir.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Aşırı Yeme Bozukluk Mu? Bağımlılık Mı? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Suriye’de dengeler değişiyor mu? https://kocaelibasin.com.tr/suriyede-dengeler-degisiyor-mu/ Wed, 04 Dec 2024 12:39:53 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/suriyede-dengeler-degisiyor-mu/ Türkiye, Münbiç bölgesindeki PYD/YPG’ye karşı bir harekât gerçekleştirebilir! Suriye’de son dönemde yaşanan gelişmeleri değerlendiren Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç.

Suriye’de dengeler değişiyor mu? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Türkiye, Münbiç bölgesindeki PYD/YPG’ye karşı bir harekât gerçekleştirebilir!

Suriye’de son dönemde yaşanan gelişmeleri değerlendiren Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Arslan, çok fazla aktörün devrede olduğu Suriye krizinde, anlık gelişmelere bakarak, geleceğe yönelik öngörüde bulunmanın oldukça güç olduğunu belirtiyor.

Doç. Dr. İbrahim Arslan, “Türkiye, Fırat’ın batısında bulunan Münbiç bölgesindeki PYD/YPG’ye karşı da Suriye Milli Ordusu ile bir harekât gerçekleştirebilir. Alandaki gelişmeler ve karşılıklı güven noksanlığı, Astana sürecinin sona erdiğini ya da alandaki gerçeklikler üzerinden yeni bir kurgunun yapılması gerektiğini göstermektedir.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. İbrahim Arslan, Suriye’de son dönemde yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Esad reform yapmak yerine sert müdahalelerde bulunmuştu…

Ortadoğu’da birçok devletin ciddi sarsıntılar geçirdiğine tanık olduğumuz Arap Baharı olarak adlandırılan süreçte, halkının çoğunluğu Sünni olmasına karşın, Nusayri olan Beşar Esad yönetimindeki Suriye’de de iç karışıklıklar çıktığını hatırlatan Doç. Dr. İbrahim Arslan, “Esad, iç istikrarın sağlanmasına yönelik olarak, halkın taleplerini dikkate alarak reform yapmak yerine, muhaliflerine karşı oldukça sert müdahalelerde bulundu. Bunun üzerine, Suriye’de yaşamlarını sürdürmelerinin mümkün olmayacağını gören Suriyeli muhalifler, diğer komşu ülkelerin yanı sıra, bölgenin en güvenlikli ülkesi olan Türkiye’ye de göç ettiler. Türk hükümetinin Suriye’den gelenlere karşı kolaylaştırıcı tutumu, Türkiye’ye göç eden Suriyelilerin sayısını daha da artırdı.” diye anlattı.

Suriye çok parçalı bir yapıya dönüştü…

Doç. Dr. İbrahim Arslan, ABD, Rusya, İran ve Türkiye’nin de müdahil olduğu krize işaret ederek, “Suriye, genel olarak, kuzeydoğusunda ABD’nin desteğindeki PKK terör örgütünün parça yapısı olan PYD/YPG kontrolünde bir bölge, Türkiye’nin hemen güneyinde Fırat’ın batısında Türkiye’nin kontrolünde bir bölge, İdlib’de Suriyeli muhaliflerin kontrolünde bir bölge, Suriye rejiminin kontrolünde bir bölge ve Suriye’nin güneyinde IŞİD kontrolünde bir bölge olmak üzere çok parçalı bir yapıya dönüştü. Suriye krizi sürecinde 30 Aralık 2016’da Türkiye, Rusya ve İran’ın garantörlüğünde ateşkes ilan edildi. Görüşmelerin tarafsız bir yerde yapılması ihtiyacı üzerine Astana’da süreç başlatıldı ve ilk görüşme 2017’de gerçekleştirildi.” ifadesinde bulundu.

HTŞ; ABD, İngiltere, Fransa ve İsrail tarafından destekleniyor!

Suriye’de son günlerde yaşananları değerlendiren Arslan, “Bu noktada, son gelişmelerle dikkatlerin yoğunlaştığı İdlib üzerinde durmak isterim. Suriye’de çatışmasızlık bölgelerinden biri olarak belirlenen İdlib’in nüfusu yaklaşık 4 milyondur; halen çok sayıda rejim muhalifine ev sahipliği yapmaktadır. Şehir, Ebu Muhammet Colani liderliğindeki Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) tarafından yönetilmektedir. HTŞ, 2011’de El Kaide’ye doğrudan bağlı olarak Nusra Cephesi adı altında kuruldu. Grubun lideri Colani, 2016’da El Kaide ile saflarını ayırdı ve benzeri birkaç grupla birleşerek Heyet Tahrir eş-Şam adını alan örgütü kurdu. HTŞ bünyesinde beş farklı örgüt bulunmaktadır. HTŞ, her ne kadar Batı tarafından terör örgütü olarak görülse de ABD, İngiltere, Fransa ve İsrail tarafından desteklendiği bilinmektedir. HTŞ, selefi anlayışa sahip radikal bir yapı olarak dikkat çekmesine rağmen, son zamanlarda ılımlı bir görüntü vermeye çalışmaktadır. Örgütün zaman zaman Türkiye’ye karşı olumsuz ve sert söylemleri olduğu da bir gerçeklik.” diye konuştu.  

Suriye Milli Ordusu olarak adlandırılan yapı içinde yaklaşık 36 farklı örgüt var

“HTŞ, Türkiye tarafından da terör örgütü olarak tanınmaktadır.” diyen Doç. Dr. İbrahim Arslan, sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye’nin kontrolündeki bölgede bulunan ve Suriye Milli Ordusu olarak adlandırılan yapı içinde ise irili ufaklı yaklaşık 36 farklı örgüt bulunuyor. Suriye Milli Ordusuna dönüşmeden önce Özgür Suriye Ordusu olarak adlandırılan bu yapı, eğit-donat kapsamında başlangıçta ABD ve Türkiye tarafından teçhiz edildi. Daha sonra, 2015’te, ABD’nin eğit-donat programından çekilmesi üzerine, Türkiye’nin bu grup üzerindeki etkisi arttı. HTŞ ve Suriye Milli Ordusu, Suriye’de rejimin devrilmesini amaçlayan motivasyonla hareket etmekte.  27 Kasım 2024’te İdlib’den Halep istikametine hareket eden örgüt HTŞ olmakla birlikte, Suriye Milli Ordusuna bağlı bir kısım unsurun da bu örgütle birlikte hareket ettiği görülüyor.”

Farklı coğrafyalarda olsa da eş zamanlı gelişmeler birbiriyle bağlantılı…

Uluslararası ilişkilerde farklı coğrafyalarda olsa da eş zamanlı gelişmelerin birbiriyle bağlantısı olduğunu dile getiren Doç. Dr. İbrahim Arslan, “Bu kapsamda öncelikle Rusya-Ukrayna Savaşının üzerinde durmak istiyorum. Bilindiği üzere NATO’nun doğuya doğru genişlemesinden rahatsız olan Rusya, Ukrayna’nın NATO ve AB üyeliği perspektifini engellemek maksadıyla, 2014’te, Ukrayna’ya ait olan Kırım’ı işgal etti. Ardından, Ukrayna’nın doğusunda, Rus asıllıların yaşadığı gerekçesiyle fiili bir durum yaratarak Donbas bölgesine özel bir operasyon başlatan Rusya, ilerleyen süreçte, Kırım gibi bu bölgeyi de işgal ve ilhak etti. Rusya-Ukrayna Savaşı halen devam etmektedir.” dedi.

50 binden fazla Filistinli, İsrail tarafından gerçekleştirilen askeri operasyonlarda hayatını kaybetti

Üzerinde durulması gereken bir başka önemli gelişmenin de HAMAS-İsrail çatışması olduğunu kaydeden Arslan, “HAMAS’ın 7 Ekim 2023’te Gazze’den yaklaşık 5 bin roketle başlattığı Aksa Tufanı operasyonu, İsrail’in önce Gazze, ardından Batı Şeria ve Lübnan’da askerî harekât icra etmesine gerekçe teşkil etti. Gelinen noktada 50 binden fazla Filistinli, İsrail tarafından gerçekleştirilen askeri operasyonlarda hayatını kaybetti, İsrail’in saldırıları halen devam etmektedir. Süreç içinde İran ve Suriye toprakları da İsrail saldırılarına maruz kaldı.” diye konuştu.

HTŞ’yi harekete geçiren esas motivasyon ne?

Suriye’deki rejimin, Lübnan’da İsrail’e karşı güç kaybeden Hizbullah’ın yarattığı boşluğu kapatmak üzere, Halep’teki güçlerini İsrail’den gelebilecek bir saldırıyı önlemeye yönelik olarak güneye kaydırması ve Halep’i PYD/YPG’ye bırakmasının, İdlib’deki HTŞ unsurları için Halep’in ele geçirilmesine yönelik bir fırsat doğduğu yönünde algılandığını kaydeden Doç. Dr. İbrahim Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“ABD’nin 1979’dan bu yana uyguladığı yaptırımlardan dolayı güç durumda bulunan İran’ın; Lübnan’da desteklediği Hizbullah’ın İsrail karşısında başarılı olamaması ve bu örgütün üst düzey 19 yöneticisini İsrail saldırıları sonucunda kaybetmesi nedeniyle bölgedeki etkisi en alt düzeye indi. Aynı dönemde Batı silahlarıyla desteklenen Ukrayna karşısında istediği sonucu alamayan Rusya’nın da dikkatini bir başka bölgeye çevirebilecek durumda olmaması, HTŞ tarafından, Suriye rejimine karşı harekete geçilmesi gereken anın geldiğine dair inancı güçlendirdi. Suriye rejimini destekleyen Rusya ve İran’ın içinde bulunduğu zor durum, HTŞ’yi harekete geçiren esas motivasyon olarak görülmektedir.”

Bölgede çatışmalar yeniden şiddetlenebilir…

HTŞ ile Suriye Milli Ordusunun bir kısmının çok kısa sürede Halep’i ele geçirmesi ve Hama’ya doğru ilerlemesinin yanı sıra, Suriye Milli Ordusunun PYD/YPG’nin kontrolünde bulunan Tel Rıfat’ı ele geçirmesinin, “Suriye’de dengeler değişiyor mu?” sorusunu gündeme getirdiğini anlatan Doç. Dr. İbrahim Arslan, “Çok fazla aktörün devrede olduğu Suriye krizinde, anlık gelişmelere bakarak, geleceğe yönelik öngörüde bulunmanın oldukça güç olduğunu belirtmek isterim. Bunun için biraz daha beklemek gerektiğine inanıyorum. Nitekim, bu düşüncemizi doğrular biçimde, 2 Aralık Pazartesi günü Rusya ve İran, Suriye rejimine koşulsuz desteklerini açıkladılar. İlave olarak Putin, Suriye’deki Rus güçlerinin komutanını değiştirdi. Bu gelişmelerle birlikte Esad’ın ülkede zorla askere alma uygulamasını başlattığına dair bilgiler gelmektedir. Bu durum, bölgede çatışmaların yeniden şiddetleneceğine dair ipuçları vermektedir.” şeklinde konuştu.

Türkiye, Fırat’tın doğusunda ve batısında kontrol sağladı… 

Türkiye’nin, güneyinde Akdeniz’e çıkışı olacak bir terör yapılanmasını önlemek maksadıyla, 2016, 2018 ve 2019’da Suriye’nin kuzeyine gerçekleştirdiği Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı olarak adlandırdığı operasyonlarla, arada boşluk olmakla birlikte, Fırat’tın doğusunda ve batısında kontrol sağladığını kaydeden Doç. Dr. İbrahim Arslan, şöyle devam etti:

“Türkiye, Fırat’ın doğusunda ABD’nin desteklediği PYD/YPG terör oluşumunu dikkate alarak, bu oluşumun etkisiz hale getirilmesi ve Türkiye’deki Suriyelilerin, Suriye’nin kuzeyinde emniyetli bir bölgede yaşamalarını sağlayacak bir sahanın elde bulundurulması için Suriye’den erken bir tarihte çekilmek istememektedir. Buna karşılık Rusya ve İran’ın desteklediği Esad, Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyindeki askeri varlığını çekmesini istemekte, bu durumun gerçekleşmemesi halinde, Türkiye ile müzakere masasına oturmamakta ısrarcı olacağını ortaya koymaktadır. Şam rejimi, ABD’nin desteklediği PYD/YPG yapılanmasını, Türkiye’nin aksine, bir tehdit olarak görmemektedir.”

Rusya ve İran, son harekatın Türkiye’nin bilgisi dahilinde gerçekleştiğine inanıyor

Rusya ve İran’ın, HTŞ ve Suriye Milli Ordusunun bir kısmının birlikte gerçekleştirdiği son harekatın, en azından, Türkiye’nin bilgisi dahilinde gerçekleştiğine inandığını dile getiren Doç. Dr. İbrahim Arslan, “Buna karşın Türk Dışişleri yetkilileri, İran dahil, bölgedeki tüm başkentlerle iletişimini sürdürmekte ve gelişmeleri yakından takip ettiğini ifade etmektedir. HTŞ’nin gerçekleştirdiği ve Esad’ı müzakere masasına oturmaya zorlama potansiyeli olan bu harekâta, Suriye rejimi müttefikleriyle birlikte karşılık vereceğini açıkladı. Rusya ve İran’ın bu yöndeki açıklamalarını birlikte değerlendirdiğimizde, önümüzdeki günlerde, başta Halep olmak üzere HTŞ’ye karşı özellikle yoğun hava saldırılarının başlatılacağını söyleyebiliriz. İran’ın; HTŞ’nin gerçekleştirdiği saldırılarda Türkiye’yi suçlaması halinde İsrail, Türkiye ve İran’ı karşı karşıya getirmek maksadıyla, barış anlaşması imzaladığı Lübnan’ın yanı sıra Filistinlilerle de barış görüşmelerine başlayabilir. Bu durum, Halep’teki HTŞ’ye karşı kullanılmak üzere, Lübnan’daki Hizbullah üzerindeki baskıyı ortadan kaldırır, İran’ın elini rahatlatır.” diye konuştu.

Türkiye, Fırat’ın batısında bulunan Münbiç bölgesinde harekat gerçekleştirebilir

Suriye’nin; güneyindeki güçlerini Halep’in tekrar alınması için kuzeye kaydırmasının, son dönemde, 1967’den bu yana işgali altındaki Golan Tepelerinde bulunan mayınları kaldıran İsrail için Şam’ın güneyinden PYD/YPG kontrolündeki bölge istikametinde, Suriye içlerine saldırıya geçmesine uygun bir zemin hazırlayabileceğini kaydeden Doç. Dr. İbrahim Arslan, sözlerini şöyle tamamladı:

“İsrail güçleriyle birleşmeye yönelik olarak, PYD/YPG’nin de Suriye’nin güneyinden Golan Tepelerine doğru ilerlemesi mümkündür. Türkiye, PYD/YPG’nin böyle bir girişimde bulunmasına izin vermeyecektir. İlave olarak Türkiye, Fırat’ın batısında bulunan Münbiç bölgesindeki PYD/YPG’ye karşı da Suriye Milli Ordusu ile bir harekât gerçekleştirebilir. Alandaki gelişmeler ve karşılıklı güven noksanlığı, Astana sürecinin sona erdiğini, ya da alandaki gerçeklikler üzerinden yeni bir kurgunun yapılması gerektiğini göstermektedir. Bu vesileyle, 27 Kasım’da başlayan hareketlilikte öne çıkan HTŞ’nin Halep saldırısı esnasında kullandığı silahların ve uyguladığı yöntemlerin, örgütün, iyi teçhiz edildiğini ve bilinçli yönlendirildiğini gösterdiğini de vurgulamalıyım. Terör örgütü olarak ilan edilseler de bu tür yapıların, günümüzde, ulusal çıkarlarını gerçekleştirmek isteyen tüm devletler için oldukça kullanışlı aparatlar olduğunun altını çizmek isterim.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Suriye’de dengeler değişiyor mu? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Bitcoin’de yüzde 8’in üzerinde sert düzeltme gerçekleşti, 100 bin dolar öncesi güç mü topluyor? https://kocaelibasin.com.tr/bitcoinde-yuzde-8in-uzerinde-sert-duzeltme-gerceklesti-100-bin-dolar-oncesi-guc-mu-topluyor/ Wed, 27 Nov 2024 12:29:54 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/bitcoinde-yuzde-8in-uzerinde-sert-duzeltme-gerceklesti-100-bin-dolar-oncesi-guc-mu-topluyor/ Yeni günde Bitcoin 93.

Bitcoin’de yüzde 8’in üzerinde sert düzeltme gerçekleşti, 100 bin dolar öncesi güç mü topluyor? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Yeni günde Bitcoin 93.136 dolar, Ethereum 3.434 dolar seviyesinden işlem görüyor. Kripto para piyasasının toplam değeri 3,15 trilyon dolara ulaştı. Bitcoin’in piyasa değeri 1,84 trilyon dolar, Ethereum’un piyasa değeri ise 413 milyar dolar olarak kaydedildi. Dün ABD’deki spot Bitcoin ETF’lerinde 122,8 milyon dolarlık çıkış, spot Ether ETF’lerinde ise 40,6 milyon dolarlık giriş gerçekleşti. CoinTR Araştırma Departmanı tarafından hazırlanan bültende kripto para sektöründeki önemli gelişmeler ele alınıyor.

Standard Chartered analistine göre ABD Hazine tahvillerindeki düşen vade primi piyasa duyarlılığını baskılayarak Bitcoin’in geri çekilmesine neden oldu

Bitcoin, geçtiğimiz Cuma günü 99.000 doların üzerindeki rekor seviyesinden %8’in üzerinde bir düşüşle sert bir düzeltme gördü. Standard Chartered Dijital Varlıklar Araştırma Başkanı Geoff Kendrick, bu geri çekilmenin arkasındaki nedenler arasında ABD Hazine piyasasındaki değişimler ve yaklaşan aylık opsiyonların vadesinin dolmasını gösterdi. Ancak Kendrick, düzeltmeye rağmen kurumsal yatırımcıların Bitcoin’e olan talebinin güçlü kalmaya devam ettiğini belirtti. ABD seçimlerinden bu yana spot Bitcoin ETF’lerinin yaklaşık 77.000 Bitcoin biriktirdiğini ve MicroStrategy’nin (MSTR) 134.000 Bitcoin daha satın aldığını vurguladı. Kendrick, ETF’ler ve MicroStrategy’nin Bitcoin için ortalama satın alma fiyatının 88.700 dolar olduğunu ve bunun Bitcoin için kısa vadeli bir destek seviyesi oluşturabileceğini ifade etti. Bitcoin fiyatının 85.000 ila 88.700 dolar arasında konsolide olduktan sonra yeniden yükselişe geçebileceğini öngördü. Ayrıca, ABD Hazine tahvillerindeki uzun vadeli faiz oranlarının düşmesiyle Bitcoin’in geleneksel finansal piyasa sorunlarına karşı bir hedge aracı olarak cazibesinin kısa vadede azalabileceğini söyledi. Yıl sonu için Bitcoin fiyat tahminini 125.000 dolar, 2025 sonu için ise 200.000 dolar olarak yineleyen Kendrick, uzun vadede Bitcoin için iyimser olduğunu belirtti. Bitcoin fiyatı üzerindeki kısa vadeli bir diğer baskı, bu Cuma günü gerçekleşecek olan aylık opsiyonların vadesinin dolması. Deribit verilerine göre 85.000 ila 100.000 dolar arasındaki fiyat seviyelerinde 18.000 Bitcoin’lik açık pozisyon bulunuyor ve bu durum fiyat hareketini sınırlayabilir. Kendrick, “Opsiyon vadesi yaklaştıkça fiyatların sıkıştığını görmek oldukça yaygın bir durum” dedi.

 

Uzun vadeli Bitcoin sahipleri son 30 gün içinde 728.000’den fazla BTC sattı

CryptoQuant verilerine göre son 30 gün içinde uzun vadeli Bitcoin sahipleri 728.000 BTC’den fazla satış gerçekleştirdi. Mevcut fiyatlarla bu miktar yaklaşık 67 milyar dolara denk geliyor. Şirket, bu satışların Nisan ayından bu yana görülen en yüksek satış dalgası olduğunu belirtti. Ekim ayında büyük alıcıların yaklaşık 250.000 BTC biriktirdiği pozitif giriş trendinin ardından gelen bu satışlar piyasa davranışında dikkat çekici bir tersine dönüş anlamına geliyor. Bu yoğun satışlar, Donald Trump’ın başkanlık seçimini kazanmasının ardından kripto piyasasında yaşanan geniş çaplı bir rallinin ortasında gerçekleşti. Kampanyası sırasında blockchain endüstrisini destekleyen Trump’ın etkisiyle Bitcoin, 100.000 dolar sınırına ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine yaklaşmıştı. Ancak, Bitcoin’in toplam kripto piyasa değerindeki hakimiyeti TradingView verilerine göre %60’ın üzerindeki son zirvesinden %51’e geriledi.

Trump ekibi, kripto düzenlemesini CFTC’ye kaydırmayı ve SEC’in rolünü azaltmayı planlıyor

Seçilmiş Başkan Donald Trump ve yeni yönetim, Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu’na (CFTC) belirli dijital varlıkları düzenleme yetkisi verebilir. Fox Business’ın kaynaklarına göre bu düzenleme yetkisi, Bitcoin ve Ether gibi emtia olarak kabul edilen dijital varlıklarla işlem yapan kripto borsalarını ve spot piyasaları kapsayabilir. Bu durum, Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (SEC) sektördeki düzenleyici gücünü zayıflatabilir. Görevden ayrılmaya hazırlanan SEC Başkanı Gary Gensler, Bitcoin’in bir emtia olduğunu belirterek CFTC’nin bu alanda yetki kazanmasını destekliyordu. Mart ayında CFTC, kripto borsası bit borsaya karşı açılan bir davada Ether’i de emtia olarak tanımlamıştı. Trump, kripto endüstrisini güçlendirme sözü verirken, federal bir Bitcoin rezervi oluşturmayı, Beyaz Saray’da kriptoya özel bir rol yaratmayı ve kripto karşıtı politikalarıyla bilinen Gary Gensler’i görevden almayı vaat etti. Gensler, Trump’ın 47. ABD Başkanı olarak yemin edeceği 20 Ocak 2025 tarihinde SEC Başkanlığı görevinden ayrılacağını geçtiğimiz hafta duyurmuştu.

 

Teknik Analiz

BTCUSDT

Bitcoin, 98.000 dolar seviyesinden gelen satış baskısıyla 93.240 dolar destek bölgesine kadar geri çekildi ve bu seviyede tutunamayarak düşüşünü 90.600 dolar seviyesine kadar sürdürdü. Bu noktada alıcıların devreye girmesiyle toparlanan Bitcoin, eski destek seviyesi olan 93.240 dolar bölgesini bu kez direnç olarak test etti. Analiz hazırlanırken 93.272 dolar seviyesinden işlem gören Bitcoin, bu direnç seviyesinin üzerinde kalıcılık sağlamayı başarırsa fiyat 95.769 dolar seviyesine kadar yükselebilir. Bu seviyenin güçlü bir şekilde kırılması yükselişi 99.691 dolardaki tüm zamanların en yüksek seviyesine kadar taşıyabilir. Öte yandan 93.240 dolar seviyesindeki direncin üzerinde kalıcılık sağlanamaz ve fiyat 90.000 doların altına sarkarsa düşüş derinleşerek 86.386 dolar seviyesine kadar sürebilir. Bu bölgede de yeterli destek bulunamazsa düşüşün 81.000 dolar seviyelerine kadar devam etmesi olasıdır.

 

ETHUSDT

Ethereum, 3.230 dolar seviyesindeki destekten güç alarak 3.447 dolara kadar bir yükseliş gerçekleştirdi. Analiz hazırlanırken 3.437 dolar seviyesinden işlem gören Ethereum, mevcut ivmesini koruması durumunda 3.563 dolar seviyesindeki direnç bölgesine kadar yükselişini sürdürebilir. Bu direncin güçlü bir şekilde kırılması halinde yükseliş trendi hız kazanarak 3.973 dolar seviyesine kadar devam edebilir. Ancak Ethereum gücünü kaybeder ve geri çekilerek 3.230 dolar destek seviyesini kaybederse fiyatın 3.021 dolara kadar geri çekilmesi muhtemeldir. Bu bölgenin de kırılması durumunda düşüş trendinin derinleşerek 2.817 dolar seviyesine kadar devam etmesi olasıdır.

 

SOLUSD

Solana, 243 dolar seviyesindeki destek bölgesini kaybettikten sonra 220 dolara kadar geri çekildi. Bu noktada alıcıların devreye girmesiyle toparlanan Solana, 233 dolar seviyesine kadar bir yükseliş gerçekleştirdi. Analiz hazırlanırken 231 dolar seviyesinde işlem gören Solana, bu seviyenin üzerinde kalıcılık sağlaması durumunda, 243 dolardaki direnç bölgesine doğru bir yükseliş yapabilir. Bu direnç seviyesinin aşılması halinde yükseliş trendi 259 dolar seviyesine kadar devam edebilir. Ancak, Solana 230 dolar seviyesinin üzerinde tutunmayı başaramazsa fiyatın 220 dolar seviyesine kadar geri çekilmesi olası. Bu bölgede de yeterli destek bulunamazsa düşüş derinleşerek 209 dolar seviyesindeki kritik destek noktasına kadar devam edebilir.

 

Öne Çıkan Altcoinler:

Fantom (FTM): Fiyatı $1,08 son 24 saatte %11,15 ve 7 günde %57,23 yükseliş gösterdi. Piyasa değeri $3.019.617.605

Celestia (TIA): Fiyatı $8,37 son 24 saatte %11,06 ve 7 günde %66,54 yükseliş gösterdi. Piyasa değeri $3.644.534.508

Aave (AAVE): Fiyatı $194 son 24 saatte %9,85 ve 7 günde %20,94 yükseliş gösterdi. Piyasa değeri $2.918.698.291

Algorand (ALGO): Fiyatı $0,2904 son 24 saatte %9,40 ve 7 günde %34,10 yükseliş gösterdi. Piyasa değeri $2.404.262.744

Lido Dao (LDO): Fiyatı $1,74 son 24 saatte %8,24 yükseliş ve 7 günde %50,30 düşüş gösterdi. Piyasa değeri $1.561.668.651

 

Yasal Uyarı

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Burada yer alan ve hiçbir şekilde yönlendirici nitelikte olmayan içerik, yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir. Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Ulaşmış olduğunuz bu rapor kapsamındaki gerek sözel gerekse de görsel kripto para bilgileri, ulaşılabilen ilk kaynaklardan iyi niyetle ve doğruluğu, geçerliliği, etkinliği velhasıl her ne şekil ve surette olursa olsun herhangi bir karara dayanak oluşturması hususunda herhangi bir teminat, garanti oluşturmadan yalnızca bilgi edinilmesi amacıyla derelenmiştir. CoinTR, her an hiçbir şekil ve surette ön ihbara ve/veya ihtara gerek kalmaksızın söz konusu kripto para bilgilerini değiştirebilir ve/veya ortadan kaldırabilir. Genel anlamda bilgi vermek amacıyla hazırlanmış olan işbu rapor kapsamındaki bilgilerde, CoinTR hiçbir şekil ve surette herhangi bir taahhüdünü içermediğinden, bu bilgilere istinaden her türlü özel ve/veya tüzel kişiler tarafından alınacak kararlar, varılacak sonuçlar ve oluşabilecek her türlü riskler bizatihi bu kişilere ait olacaktır. Hiçbir şekil ve surette ve her ne nam altında olursa olsun, her türlü gerçek ve/veya tüzel kişinin gerek doğrudan gerek dolaylı olarak uğrayacağı maddi ve/veya manevi zararı, kâr mahrumiyeti, velhasıl her ne nam altında olursa olsun uğrayabileceği zararlardan hiçbir şekil ve surette CoinTR sorumlu tutulamayacaktır.

 

CoinTR Hakkında

2022 yılında İstanbul merkezli hizmet vermeye başlayan CoinTR borsası, tanınan borsalarda tecrübe elde etmiş üst kademe yöneticilerin ve ürün geliştiricilerinin bir araya gelmesiyle oluşmuş, alanında uzman ekip üyeleri ile Türkiye’nin lider borsalarından biri olmaya hazırlanmaktadır. Yakın zamanda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan gelen yeni CEO’sunu ve resmi kurumlardan gelen diğer danışma kurulu üyelerini duyurarak sektöre güven veren bir giriş yapmıştır. Resmi mevzuatlara uygun hareket eden ve MASAK tarafından denetime tabi tutulan CoinTR, VakıfBank ve Ziraat Bankası gibi devlet bankalarıyla entegre çalışmasının yanı sıra global ölçekte yerli bir borsa olarak faaliyet göstermektedir.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bitcoin’de yüzde 8’in üzerinde sert düzeltme gerçekleşti, 100 bin dolar öncesi güç mü topluyor? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Seçmen kağıdı olmadan oy kullanılabilir mi? Seçmen bilgi kağıdı zorunlu mu? https://kocaelibasin.com.tr/secmen-kagidi-olmadan-oy-kullanilabilir-mi-secmen-bilgi-kagidi-zorunlu-mu/ Mon, 08 May 2023 13:25:10 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/secmen-kagidi-olmadan-oy-kullanilabilir-mi-secmen-bilgi-kagidi-zorunlu-mu/ Seçime geri sayım başlarken, vatandaşlar 14 Mayıs günü hangi okulda, hangi sandıkta oy kullanacağını seçmen kağıdı sayesinde öğrenebiliyor. Seçme hakkı bulunan her vatandaşa gönderilen seçmen kağıdının ulaşmadığı ya da kaybedenler “Seçmen kağıdı olmadan oy kullanılabilir mi” sorusuna yanıt arıyor. SEÇMEN KAĞIDI OLMADAN OY KULLANABİLİR Mİ? Seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin seçim dönemlerinde sandık atama işlemi ile […]

Seçmen kağıdı olmadan oy kullanılabilir mi? Seçmen bilgi kağıdı zorunlu mu? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Seçime geri sayım başlarken, vatandaşlar 14 Mayıs günü hangi okulda, hangi sandıkta oy kullanacağını seçmen kağıdı sayesinde öğrenebiliyor. Seçme hakkı bulunan her vatandaşa gönderilen seçmen kağıdının ulaşmadığı ya da kaybedenler “Seçmen kağıdı olmadan oy kullanılabilir mi” sorusuna yanıt arıyor.

SEÇMEN KAĞIDI OLMADAN OY KULLANABİLİR Mİ?

Seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin seçim dönemlerinde sandık atama işlemi ile nerede oy vereceğinin belirlenmesinden sonra, her seçmen için hangi seçim çevresi ve bölgesinde, kaç numaralı sandıkta oy vereceğini, seçmen sıra numarasını ve diğer bilgilerini gösterir belge (Seçmen Bilgi Kâğıdı) hazırlanır. Seçmen bilgi kağıdı, seçim takviminde belirlenen tarihler arasında, ilçe seçim kurulları tarafından seçmenlere dağıtılır.

Seçmenin nerede oy kullanacağını gösteren seçmen bilgi kâğıdının getirilmesi zorunlu değil.

SEÇMEN KAĞIDI NEREDEN ÖĞRENİLİR?

Seçmen Bilgi Kâğıdı kendisine ulaşmayan seçmenler, internet sayfamızın “Nerede Oy Kullanacağım” bölümünden veya e-Devlet Kapısı üzerinden nerede oy kullanacaklarını sorgulayabilir, seçmen bilgi kayıtlarının dökümünü alabilirler.

SEÇİMLERDE HANGİ KİMLİK BELGELERİ ZORUNLU?

Seçmenlerin, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan resimli ve resmi nitelikteki kimliğini yanında bulundurması zorunlu olacak.

Bu belgeler nüfus cüzdanı, resmi dairelerce verilen soğuk damgalı kimlik kartı, pasaport, evlenme cüzdanı, askerlik belgesi, sürücü belgesi, hâkim ve savcılar ile yüksek yargı organı mensuplarına verilen mesleki kimlik kartı, avukat, noter ve askeri kimlik kartı gibi, “kimliğini tereddütsüz ortaya koyan” resimli, resmi nitelikteki belgeler.

Seçmen kağıdı olmadan oy kullanılabilir mi? Seçmen bilgi kağıdı zorunlu mu? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>