?> ?> mümkün arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Sat, 22 Feb 2025 12:40:01 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png mümkün arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Ekrem İmamoğlu Bu Gece İçin Uyardı: Mümkün Olduğu Kadar Evinizden Çıkmayın, Toplu Taşıma Araçlarını Kullanın https://kocaelibasin.com.tr/ekrem-imamoglu-bu-gece-icin-uyardi-mumkun-oldugu-kadar-evinizden-cikmayin-toplu-tasima-araclarini-kullanin/ Sat, 22 Feb 2025 12:40:00 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/ekrem-imamoglu-bu-gece-icin-uyardi-mumkun-oldugu-kadar-evinizden-cikmayin-toplu-tasima-araclarini-kullanin/ TBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, karlı bir hafta sonuna hazırlanan İstanbulluları kış şartlarıyla mücadele konusunda AKOM’dan bilgilendirdi.

Ekrem İmamoğlu Bu Gece İçin Uyardı: Mümkün Olduğu Kadar Evinizden Çıkmayın, Toplu Taşıma Araçlarını Kullanın yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
TBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, karlı bir hafta sonuna hazırlanan İstanbulluları kış şartlarıyla mücadele konusunda AKOM’dan bilgilendirdi.

Vatandaşların maksimum düzeyde gösterdiği iş birliği ve tüm kamu kurumlarının çalışmaları sayesinde İstanbul genelinde kapalı yol bulunmadığı bilgisini paylaşan İmamoğlu, “Cumartesi gecesi, yani bugünü yarına bağlayan gece, en sert soğuğun olduğu gece olarak tahmin edilmekte. Dolayısıyla buzlanma, aynı zamanda yarın sabah itibariyle de yoğun kar yağışı tahmin edilmekte. Bu kapsamda lütfen tedbirli olarak yola çıkmanızı ve mümkün olduğu kadar da çıkmamanızı, toplu taşıma araçlarınızı kullanmanızı tavsiye ediyoruz” dedi. 

 

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, karlı bir hafta sonuna hazırlanan İstanbulluları kış şartlarıyla mücadele konusunda AKOM’dan bilgilendirdi. Sözlerine “Vatandaşımıza, şu anda İstanbul’da göstermiş olduğu maksimum düzeyde iş birliği için teşekkür ediyorum” şeklinde başlayan İmamoğlu’nun açıklamaları şöyle oldu: 

 

“İNSANLARIMIZIN YOĞUN BİR BİÇİMDE TOPLU TAŞIMAYI TERCİH ETTİĞİNİ GÖRÜYORUZ”

 

“İnsanlarımızın yoğun bir biçimde araç yerine toplu taşımayı tercih ettiğini görüyoruz. Bu bizim için çok sevindirici. Dün de ifade ettiğim gibi, bu tür anlarda sadece toplumun uymaması halinde ekiplerin, birimlerin buradan talimatlarıyla vereceği birtakım iş ve işlemler, iş birliklerinin etkisi bir yere kadar. Esas olan, vatandaşımızın bizimle beraber ortaya koyacağı iş birliği. Bu kapsamda gerçekten İstanbullularla çok senkronize, birbirimizi destekleyen, bu tür anlarda en üst seviyede verimliliği gözeten bir anlayışla süreçleri yönettik. Bundan dolayı tekrar mutluluğumu belirtmek isterim. Vatandaşlarımızın iş birliği seviyesi, en iyi açıkçası İstanbul’un trafik yoğunluğundan gözüküyor. Bugün yüzde 20’ler seviyesinde bir cuma sabahını yaşıyoruz. Yoğun bir biçimde arkadaşlarımız, etkili bir şekilde şu anda sahada çalışmalarını sürdürüyorlar.”

 

“VATANDAŞLARIMIZ TEDBİRLİ VE TEMKİNLİ OLMAYI BIRAKMASIN”

 

“Dün bahsettiğimiz gibi, aslında çok etkili bir cuma ve cumartesi ekseni tariflemiştik. Burada, özellikle cuma günü sabah erken saatlerde başlayacağını düşündüğümüz kar, sadece biraz daha erken İstanbul’la buluştu. Şu anda daha durağan bir zaman dilimi yaşanıyor. Ama burada bulunan meteorolojideki uzman arkadaşlarımız, özellikle kar yağışıyla ilgili, öğlen civarı ve daha sonrasında yine cumartesi öğlene kadar -ki biz özellikle cuma ve cumartesinin etkili takvim olarak öngörüldüğünü ifade etmiştik- bu şekilde tahminler devam etmekte. Dolayısıyla tedbiri ve temkinli olmayı vatandaşlarımızın bırakmamasını arzu ediyoruz. Bu kapsamda biz de tedbirlerimizi arttırdık. 11 bin 916 olan personel sayımızı, 13 bin 115’e çıkarttık. Yine araç ve iş makinelerimizi de 3 bin 375 araçtan, 3 bin 582’ye çıkarttık. Vinç ve kurtarıcı sayımız 53 şeklinde devam ediyoruz.”

 

“İETT YÜZDE 6, METROBÜS YÜZDE 4 YOLCU ARTIŞI SAĞLADI”

 

“Bu arada, özellikle dün itibariyle almış olduğumuz kararlarla birlikte kar küreme, tuzlama ve müdahale çalışmaları devam ettiği gibi, yanı sıra İstanbul’umuzda farklı hizmetlerimizi de epeyce güçlendirdiğimizi ifade edebilirim. Evsizlere kış hizmeti devam ediyor. Dün 493 olan, tesislerimizde ve anlaşmalı otellerimizde misafir ettiğimiz insan sayısı, 662’ye çıktı. Sokak hayvanlarına desteğimiz 3 tona çıktı. Bu arada, artabilecek mağduriyete dönük de özellikle sokak hayvanlarında, olası birtakım gözlemlerde vatandaşlarımız, noktayı belirtmek kaydıyla, Alo 153’ü aradıklarında, arkadaşlarımız, hızlıca, en geç yarım saat içerisinde alanlara ulaşacak şekilde donanımlı halde çalışmalarını sürdürüyorlar. Yine kumanya dağıtımımız 13 noktada gerçekleşti. 12 bin 500 adet kumanya ve diğer ihtiyaçlarına vatandaşlarımızın çay, çorba gibi ihtiyaçlarına katkı sundular. Mobil tuvalet hizmetlerimiz hizmet sundu. Özellikle toplu taşımada da yüzde 6 oranında İETT’de, yüzde 4 oranında metrobüste artış sağlayarak, hizmetlerini sürdürdüler; ki daha fazla insanlarımız toplu taşıma tercihlerinde mağduriyet yaşamasınlar diye.”

 

“İSTANBUL’DA KAPALI HİÇBİR YERİMİZ YOKTUR”

 

“Dün valiliğimizin almış olduğu okul tatili kararı, en fazla destek olan karar olmuştur. Bu kapsamda, bugün de özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin bir mağduriyet yaşamaması değerli oldu. Bizler de bu çerçevede daha etkin saha hizmeti veriyor durumdayız. Bu kapsamda, şu an itibariyle İstanbul’da kapalı hiçbir yerimiz yoktur. Sadece bizim 4 bin 140 kilometrelik ve 13 bin 115 personelle hizmet verdiğimiz sahada değil, onun dışında da özellikle Kuzey Marmara, üçüncü köprü yolu ve Karayolları’nın hizmet sunduğu alanlarda da hiçbir trafik kapalı veya tıkanık olan bir nokta gözükmemekte. Bu kapsamda emeği geçen bütün kurum ve kuruluşlara, bütün kamu kurumlarına, ilçe belediyelerine ve İstanbul Büyükşehir Belediyemizin ekiplerine yürekten teşekkür ediyorum. Gerçekten insanlarımızın, 16 milyon İstanbullunun güzel bir gün geçirmesine dönük katkıları çok büyük. Hepsinin emeklerine sağlık.”

 

CUMARTESİ GECESİNE DİKKAT ÇEKTİ 

 

“Son olarak şunu söyleyelim. Bugün öğleden sonra yine rüzgarın artışıyla kar yağışının olacağı tahmin edilmekte. Yine cumartesi gecesi, yani bugünü yarına bağlayan gece de en sert soğuğun olduğu gece olarak tahmin edilmekte. Dolayısıyla buzlanma, aynı zamanda yarın sabah itibariyle de yoğun kar yağışı tahmin edilmekte. Bu kapsamda lütfen tedbirli olarak yola çıkmanızı ve mümkün olduğu kadar da çıkmamanızı, toplu taşıma araçlarınızı kullanmanızı tavsiye ediyoruz. Güzel bir cuma günü olsun.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Ekrem İmamoğlu Bu Gece İçin Uyardı: Mümkün Olduğu Kadar Evinizden Çıkmayın, Toplu Taşıma Araçlarını Kullanın yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Yüzünüzü Ameliyatsız Gençleştirmeniz Mümkün https://kocaelibasin.com.tr/yuzunuzu-ameliyatsiz-genclestirmeniz-mumkun/ Fri, 10 Jan 2025 11:50:09 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/yuzunuzu-ameliyatsiz-genclestirmeniz-mumkun/ Ameliyat olmadan, sosyal hayattan kopmadan, yaşlanma belirtilerini ortadan kaldıran, gıdı ve yüz sarkmalarını tedavi eden birçok yöntem bulunuyor.

Yüzünüzü Ameliyatsız Gençleştirmeniz Mümkün yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Ameliyat olmadan, sosyal hayattan kopmadan, yaşlanma belirtilerini ortadan kaldıran, gıdı ve yüz sarkmalarını tedavi eden birçok yöntem bulunuyor. Minimal invaziv olmaları, hızlı iyileşme süreleri ve genellikle daha uygun maliyetleriyle dikkat çeken bu yöntemleri “İğneli radyofrekans, fokus ultrason, ip uygulamaları, likid yani sıvı yüz germe” olarak sıralayan Liv Hospital Dermatoloji Uzmanı Dr. Günay Mammadova, problemlerin farklı yöntemlerle çözülmesi gerektiğinin altını çizdi.

Yıllar içerisinde cildimiz güneş, yerçekimi ve çevre kirliliği gibi etkenler sebebiyle esnekliğini kaybeder, özellikle yüz ovalinde cilt sarkmaya, hacmini kaybetmeye başlar ve kırışıklıklar oluşur. Bu sorunun çözümü olarak karşımıza çoğu zaman cerrahi müdahaleler çıksa da son yıllarda ameliyatsız yüz gerdirme, süreci cerrahi seçeneklere çok daha kolay hale getirmesinden dolayı sıkça tercih edilen bir yöntem haline geldi. Hastanın beklentilerine ve uygulanacağı bölgeye göre farklılık gösteren yüz gençleştirme yöntemleri arasında; iğneli radyofrekans, fokus ultrason, ip uygulamaları, likid yani sıvı yüz germe bulunuyor ve bu noktada cilt problemi dikkate alınarak kişiye özgü yöntemler uygulanıyor. “Cildi gençleştirmek için kişinin yaşını ve cilt yapısını göz önünde bulundurarak hangi yöntemle maksimum derecede ciltte toparlanma sağlayabiliriz, aynı zamanda kolajenleri de uyararak hastanın cildine nasıl yatırım yapabiliriz sorularının cevabını arıyor ve aldığımız sonuçlara göre de kişiye özel yöntemler kullanıyoruz” şeklinde konuşan Liv Hospital Dermatoloji Uzmanı Dr. Günay Mammadova farklı problemlerin farklı yöntemlerle çözülmesi gerektiğinin altını çizdi.

Kolajen üretimini uyarıyor

45 yaş altı için genellikle fokus ultrason, sıvı yüz germe gibi yöntemlerin ön planda olduğunu belirten Dr. Günay Mammodova, bu yöntemin daha çok kalın ve yağlı deriye sahip kişilerde kullanıldığını belirtiyor. Gözenek problemleri olan birinde ise önceliklerinin iğneli radyofrekans yöntemi olduğunu ifade eden Dr. Günay Mammodova, “Altın iğne, cildin alt katmanlarına mikro iğnelerle ince ve küçük delikler açarak doğal iyileşme sürecini tetikleyen ve kolajenlerin uyarılmasını hedefleyen bir tedavi yöntemi. Bu yöntemle cilt mikro travmalarla uyarılıyor, yeni hücrelerin üretimi artıyor ve derin kırışıklıklar, ince çizgiler gibi yaşlanma belirtileri azalıyor. Özetle aslında kolajen üretimini uyararak cildin daha genç, daha sıkı, daha pürüzsüz ve daha ışıltılı görünmesini sağlıyor. Tedavi sonrası ciltteki sıkılaşma, gerginlik genellikle birkaç hafta içerisinde belirginleşmeye başlıyor” dedi.

“Cilt yaşını yıllar önceki cilt yaşına geri çevirmeyi amaçlıyoruz”

İğneli radyofrekansı sadece yüz germe için değil akne izleri ve cilt lekelerinde de kullandıklarını belirten Dr. Mammodova sözlerine şöyle devam etti: “Sarkmadan farklı olarak kombine kullandığımız mezoterapi içerikleri değişiyor. Örneğin kuru ya da ince cilde sahipseniz bunu hyaluronik asit içeren mezoterapi ya da gençlik aşıları ile kombine tedavi şeklinde planlayarak uyguluyoruz. Özellikle yaş aldıkça yerçekiminin de etkisiyle, çene hattındaki ‘bulldog sarkmaları’nı tedavi ediyor, sarkmış göz kapaklarını düzeltiyor bunun haricinde gıdı toparlanması, çene hattının dolgu enjeksiyonu olmadan belirginleşmesini sağlayarak kişinin cilt yaşını yıllar önceki haline geri çevirmeyi amaçlıyoruz.”

Dr. Mammodova, ameliyatsız yüz germe tekniklerini ve uygulama yöntemlerini şöyle sıraladı;

Örümcek ağı ve ip tedavisi: Ortalama 30 dakika sürüyor. İşlem sırasında anesteziye gerek olmuyor ve uygulama lokalanestezik kremlerle, genellikle 35 ile 70 yaş arası gruba yapılıyor. Ancak yöntem 25’li yaşlarda da uygulanabiliyor. 

İğneli radyofrekans: Fraksiyonel radyo frekans cihazının altın iğne uçları ile sorunlu bölgedeki cilt altına yüksek radyo dalgaları verilmesiyle yapılıyor. Uygulama; ihtiyaca göre 35-40 dakika boyunca devam ediyor. Cildin durumuna göre ortalama 3 seans sonunda etki gösteriyor, ortalama 2-4 hafta ara ile yapılıyor.

Fokus ultrason: Tek seanslık bir uygulama olan fokus ultrason, hafif ve orta derecede cilt gevşekliği olan kişilerde tek seans da bile sonuç veriyor.  Klinik gözlemlere göre 1,5-2 sene kadar etkisini sürdüren bu uygulamada asıl sonuçlar vücudun doğal olarak kolajeni yeniden üreteceği 2-3 ay içinde gerçekleşiyor. 

Likid yüz germe: Bu işlemde, uygulama bölgesi anestezik krem sürülerek uyuşturuluyor. Çok ince uçlu iğneler kullanılarak daha önce belirlenen bölgelerden deri altına sıvı yüz germe enjekte ediliyor. Yaş ve cilt yapısına bağlı olarak bir ay arayla 2 seans şeklinde yapılan bu uygulamanın senede bir defa yaptırılması tavsiye ediliyor. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yüzünüzü Ameliyatsız Gençleştirmeniz Mümkün yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Ağrısız bir kanser tedavi süreci mümkün https://kocaelibasin.com.tr/agrisiz-bir-kanser-tedavi-sureci-mumkun/ Fri, 06 Dec 2024 09:20:05 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/agrisiz-bir-kanser-tedavi-sureci-mumkun/ Kanser vakaları dünya genelinde hızla artmaya devam ederken, tedavi yöntemlerinin zorluklarına ek olarak kanserin sebep olduğu bölgesel ağrılar hastalıkla mücadele sürecini pek çok kişi için dayanılmaz hale getirebiliyor.

Ağrısız bir kanser tedavi süreci mümkün yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kanser vakaları dünya genelinde hızla artmaya devam ederken, tedavi yöntemlerinin zorluklarına ek olarak kanserin sebep olduğu bölgesel ağrılar hastalıkla mücadele sürecini pek çok kişi için dayanılmaz hale getirebiliyor.

Ancak günümüzde morfin pompasından ağrı pillerine kadar pek çok etkin yöntemle kanser tedavisinin her aşamasında ağrıyı kontrol altına almanın mümkün olabildiğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Algoloji Uzmanı Dr. Aycan Güner Ekici, “Uyguladığımız tedavilerle kanser hastalarının ağrılarını yüzde 80-90 oranında yok edebiliyoruz” dedi.

 

Hem tümörün yayılımı hem de uygulanan tedavilerin yan etkileri nedeniyle gelişen kanser ağrıları, hastalar için ekstra yıpratıcı olabiliyor. Kanser hastalarının tedavi planlamalarında ağrı uzmanlarının da yer aldığı multidisipliner bir bakışın olması gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Algoloji Uzmanı Dr. Aycan Güner Ekici, “Bu bakış açısı sayesinde ağrılar kontrol altına alınarak hastanın motivasyonun yükseltilmesi ve tedaviye daha uyumlu olması sağlanıyor” şeklinde konuştu.

 

Kanser ağrıları türüne göre değişiyor

Kanser ağrılarının hastayı hekime götüren ilk adım olduğunu paylaşan Algoloji Uzmanı Dr. Aycan Güner Ekici, “Ne yazık ki bu ağrılar genellikle hastalığın ileri evrelere ulaşması sonucunda meydana geliyor. Kanser ilerledikçe ağrıların şiddeti ve sıklığı artıyor, özellikle son evre kanser hastaları yüksek derecede ağrılar çekiyor. Tümörün yerine bağlı olarak, çevresindeki doku ve organlara bası yapması sonucu ortaya çıkan bu ağrılara kemoterapi ya da radyoterapi gibi tedavilerin yan etkileri de eklenince hasta için epey zorlayıcı olabiliyor” dedi.

 

Kanser ağrılarının, kanserin türüne göre değişkenlik gösterdiğini söyleyen Uzm. Dr. Aycan Güner Ekici, “Akciğer kanserinde omuz, sırt ve kol bölgelerine yayılan ağrılar, pankreas kanserinde karın ağrısıyla başlayıp sırta yayılan sinir kökenli ağrılar, beyin kanserinde baş ağrıları, pelvik bölge kanserlerinde kasık ve bele yayılan ağrılar, meme kanserinde ise genellikle sırt, bel ve bacak ağrıları ön planda hissediliyor” açıklamasında bulundu.

 

Ağrıyı önlemek için kanserli bölgedeki sinirler duyarsızlaştırılıyor

Kanser ağrılarının tedavisinde birinci basamağın Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği ilaç tedavisi olduğuna değinen Uzm. Dr. Aycan Güner Ekici, “Hafif düzeyde ağrıları olan hastalara ağrı kesici ilaçlar başlanır, ağrının şiddeti arttıkça daha güçlü ilaçlarla tedavi güncellenir. Ağrı kontrol altına alınamıyorsa girişimsel tedavi seçeneklerine başvurulabilir. Buradaki amaç kanserin bulunduğu bölgedeki sinirlerin duyarsız hale getirilmesidir. Bu süreçte oluşan sinir kökenli ağrılarda, sinir blokları ve morfin pompası gibi hasta üzerine yerleştirilen epidural kateter sistemlerinden faydalanılıyor. Cilt altına yerleştirilen epidural port pompasından hastaya morfin bazlı ilaçlar verilerek etkili ağrı kontrolü sağlanabiliyor” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Ağrısız bir kanser tedavi süreci mümkün yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Bel fıtığında tek çözüm ameliyat değil! Ameliyatsız yöntemlerle bel fıtığı semptomlarını yönetmek mümkün… https://kocaelibasin.com.tr/bel-fitiginda-tek-cozum-ameliyat-degil-ameliyatsiz-yontemlerle-bel-fitigi-semptomlarini-yonetmek-mumkun/ Fri, 29 Nov 2024 11:20:04 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/bel-fitiginda-tek-cozum-ameliyat-degil-ameliyatsiz-yontemlerle-bel-fitigi-semptomlarini-yonetmek-mumkun/ Bel fıtığının insanların hayatını olumsuz etkileyen bir rahatsızlık olduğunu belirten Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahı Op.

Bel fıtığında tek çözüm ameliyat değil! Ameliyatsız yöntemlerle bel fıtığı semptomlarını yönetmek mümkün… yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Bel fıtığının insanların hayatını olumsuz etkileyen bir rahatsızlık olduğunu belirten Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahı Op. Dr. İdris Avcı, fıtığın erken veya orta evrelerinde ağrı ve diğer semptomları hafifletmek amacıyla ameliyatsız yöntemler uygulanabileceğini açıkladı. Ameliyatsız yöntemlerin, hastanın fıtık seviyesine, semptomlarının şiddetine ve genel sağlık durumuna göre belirlendiğini aktaran Op. Dr. İdris Avcı, “Daha önce bel fıtığı nedeniyle ameliyat olmuş ancak ağrı ve diğer semptomlardan kurtulamamış hastalar için de ameliyatsız tedavi yöntemleri söz konusu olabilir.” dedi. Avcı ayrıca ameliyatsız bel fıtığı tedavisi gören hastaların, tedavi sürecinin başarıya ulaşması ve semptomların tekrarlamaması için dikkat etmeleri gereken bazı noktalar olduğuna vurgu yaptı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahı Op. Dr. İdris Avcı, bel fıtığı tedavisinde kullanılan ameliyatsız yöntemler hakkında açıklamalarda bulundu.

Ağrı ve diğer semptomlar ameliyatsız yöntemlerle hafifletilebiliyor

Bel fıtığının, omurlar arasındaki disklerin yerinden kayarak omurilik ve sinir köklerine baskı yapması sonucunda oluşan bir rahatsızlık olduğunu hatırlatan Op. Dr. İdris Avcı, “Bel fıtığının yol açtığı ağrı, uyuşma ve hareket kısıtlılığı hastaların günlük yaşamını olumsuz etkileyebilir. Ameliyatsız bel fıtığı tedavisi, fıtığın erken veya orta evrelerinde cerrahi müdahale gerektirmeden ağrı ve diğer semptomların hafifletilmesi amacıyla kullanılan yöntemleri kapsar.” dedi.

Ameliyatsız bel fıtığı tedavisinin fıtığın bulunduğu bölgedeki baskıyı azaltarak hastanın ağrı ve hareket kısıtlılığı gibi semptomlarını kontrol altına almayı hedeflediğini dile getiren Op. Dr. İdris Avcı, ameliyatsız yöntemlerin, bazı durumlarda ileri evrelerdeki hastalarda da uygulanabildiğine dikkat çekti.

Ameliyatsız uygulamalar hastanın durumuna göre planlanıyor 

Ameliyatsız bel fıtığı tedavisinde kullanılan yöntemlerin, hastanın fıtık seviyesine, semptomlarının şiddetine ve genel sağlık durumuna göre belirlendiğini aktaran Op. Dr. İdris Avcı, “Fizik tedavi, bel fıtığı tedavisinde en yaygın kullanılan yöntemlerden biridir. Fizik tedavi sırasında hastanın omurga çevresindeki kasları güçlendirilir, esneklik artırılır ve omurgaya binen yük azaltılır. Bu tedavi yöntemi özellikle fıtığın erken evrelerinde tercih edilir.” dedi.

Avcı, diğer yöntemleri ise şöyle açıkladı:

“Spinal dekompresyon terapisi, omurgaya uygulanan bir çekme kuvveti ile diskler arasındaki basıncı azaltmayı hedefleyen bir tedavi yöntemidir. Bu tedavi, diskin doğal olarak iyileşmesine yardımcı olur ve sinir üzerindeki baskıyı azaltır. Genellikle kronik bel ağrısı çeken ve konservatif tedavilere yanıt vermeyen hastalarda uygulanır. Epidural enjeksiyon, fıtık bölgesine steroid enjekte edilerek inflamasyonu azaltır ve sinirlerin rahatlamasını sağlar. Bu yöntem, daha şiddetli ağrı yaşayan ve fizik tedaviye yanıt vermeyen hastalarda tercih edilir. Epidural enjeksiyonlar geçici rahatlama sağlasa da, kalıcı çözüm için diğer tedavi yöntemleri ile kombine edilmesi gerekebilir. Radyo frekans yöntemiyle sinir kökleri üzerinde minimal invaziv bir işlem uygulanarak ağrı sinyallerinin beyne iletilmesi engellenir. Bu yöntem genellikle ileri seviye bel fıtığı ağrısı olan hastalarda kullanılır.”

Ameliyattan başarılı sonuç alamayanlar da ameliyatsız yöntemlerden faydalanabilir

Daha önce bel fıtığı nedeniyle ameliyat olmuş ancak ağrı ve diğer semptomlardan kurtulamamış hastalar için de ameliyatsız tedavi yöntemlerinin söz konusu olabileceğinin altını çizen Op. Dr. İdris Avcı, “Özellikle fizik tedavi ve epidural enjeksiyonlar, ameliyat sonrası devam eden ağrıları azaltmada etkili olabilir. Ayrıca spinal dekompresyon terapisi, omurgadaki basıncı azaltarak rahatlama sağlayabilir. Ameliyat geçirmiş hastaların tekrar cerrahi riskine maruz kalmamak için ameliyatsız yöntemlere yönelmeleri, yaşam kalitelerini artırabilir.” dedi.

Bu hastalarda tedavi sürecinin daha dikkatli bir şekilde yönetilmesi ve omurga üzerindeki stresin en aza indirilmesi gerektiğine vurgu yapan Avcı, ameliyat sonrası oluşabilecek skar dokusu gibi komplikasyonların da tedavi planlamasında göz önünde bulundurulması gerektiğini aktardı.

Ameliyatsız yöntemler genellikle güvenli ancak bazı yan etkiler görülebilir!

Ameliyatsız bel fıtığı tedavi yöntemlerinin genel olarak güvenli olduğuna, ancak bazı riskler ve yan etkiler görülebildiğine dikkat çeken Op. Dr. İdris Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Fizik tedavi sürecinde yanlış hareket veya fazla zorlanma sonucu ağrı artabilir. Bu nedenle, egzersizlerin bir uzman gözetiminde yapılması önemlidir. Steroid enjeksiyonları, nadiren de olsa enfeksiyon, kanama veya sinir hasarı gibi riskler taşıyabilir. Steroid kullanımının uzun vadeli yan etkileri de olabilir; bu nedenle enjeksiyonlar sınırlı sayıda uygulanır.

Dekompresyon terapisinin omurga üzerindeki basıncı azaltma etkisi, tüm hastalarda aynı sonucu veremeyebilir. Ayrıca bazı hastalarda kas spazmları veya geçici rahatsızlıklar gözlenebilir. Radyo frekans ablasyonu sırasında nadiren sinir hasarı veya enjeksiyon bölgesinde enfeksiyon gibi komplikasyonlar gelişebilir. Ancak işlem minimal invaziv olduğu için genellikle güvenlidir. 

Bu yöntemlerin genel başarı oranı yüksektir ve çoğu hasta ağrı ve semptomlarında belirgin bir iyileşme yaşar. Ancak her hastanın yanıtı farklı olabileceği için tedavi süreci kişiye özel olarak planlanmalıdır.”

Bel fıtığı semptomlarının yönetimi için bunlara dikkat!

Ameliyatsız bel fıtığı tedavisi gören hastaların, tedavi sürecinin başarıya ulaşması ve semptomların tekrarlamaması için dikkat etmeleri gereken bazı noktalar olduğunu ifade eden Op. Dr. İdris Avcı, “Doktorun önerdiği egzersizlerin düzenli olarak yapılması, doğru duruş ve oturma pozisyonlarına dikkat edilmesi, ideal kilonun korunması, ağır yük kaldırılmaması ve uzun süre oturmayıp belirli aralıklarla yürünmesi, bel fıtığı semptomlarının daha iyi yönetilmesine ve yaşam kalitesinin artırılmasına yardımcı olur.” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bel fıtığında tek çözüm ameliyat değil! Ameliyatsız yöntemlerle bel fıtığı semptomlarını yönetmek mümkün… yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Meme Kanserinde Erken Evrede Tam Şifa Mümkün! https://kocaelibasin.com.tr/meme-kanserinde-erken-evrede-tam-sifa-mumkun/ Wed, 30 Oct 2024 07:30:22 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/meme-kanserinde-erken-evrede-tam-sifa-mumkun/ Meme kanseri dünya genelinde kadınlarda en sık görülen ve ölüme neden olan kanserler arasında ilk sırada yer alıyor.

Meme Kanserinde Erken Evrede Tam Şifa Mümkün! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Meme kanseri dünya genelinde kadınlarda en sık görülen ve ölüme neden olan kanserler arasında ilk sırada yer alıyor. Dünyada her yıl 2 milyon 300 bin kadına meme kanseri tanısı konuluyor.  Ülkemizde de her 8 kadından 1’i, yani kadınların yüzde 13’ü meme kanserine yakalanıyor. Görülme sıklığının hızla artması ve giderek daha genç yaşlarda görülmesi endişe verici olsa da, tedavide çığır açan gelişmeler sayesinde, erken tanı konulduğunda meme kanserinde tam şifa sağlanabiliyor. Daha ileri evrede ve nüks etmiş hastalarda ise hastalık kontrol altında tutulabiliyor. Acıbadem Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu (SHMYO) Tıbbi Görüntüleme Teknikleri Programı ve Acıbadem Sağlık Grubu’nun işbirliğiyle geçtiğimiz günlerde Acıbadem Üniversitesi’nde 8’incisi düzenlenen “Meme Sağlığı Farkındalık” etkinliğinde hekimler erken tanı için kadınların her yıl düzenli yaptırmaları gereken tarama programlarına dikkat çektiler ve tedavide yaşanan son gelişmeleri aktardılar.

40 yaşından itibaren her yıl mamografi şart! 

Günümüzde, özellikle akıllı ilaçlar ve radyasyon onkolojisi alanında yaşanan gelişmeler, meme kanserinin tedavisinde yüksek başarı oranları elde edilmesini sağlıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Meme Radyolojisi Bölüm Başkanı, Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkin Arıbal, özellikle erken tanı ve tedavideki yeni gelişmeler sayesinde meme kanserinden ölüm oranlarının hızla azaldığını vurgulayarak, “Erken tanı için her kadınının meme kanseri görülme sıklığının artmaya başladığı 40 yaşından itibaren yılda bir kez mamografi çektirmeleri çok önemli. Aile öyküsü, özellikle de genetik yatkınlık varsa,  tarama programı 25 yaşına kadar inebiliyor ve mamografinin yanı sıra MR (Manyetik Rezonans Görüntüleme) gibi farklı yöntemler  de kullanabiliyor” dedi.

Aile öyküsü varsa “genetik test” yaptırmalı! 

Aile öyküsünün varlığı meme kanserinde önemli bir risk oluşturuyor. Dolayısıyla, ailesinde bir veya birden fazla meme kanseri öyküsü olan hastalarda, hekimin önerisi doğrultusunda çeşitli genler için genetik analiz yapılması gerekebildiğini belirten Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkin Arıbal, “BRCA1 ve BARCA2 genleri, genetik değişimler açısından araştırılan genlerin başında yer alıyor. Bu testlerin sonucunda, hastaların ve ailedeki diğer kadınların nasıl takip edileceği belirleniyor. Örneğin ailesel yatkınlığı olan ailelerde taramalara daha erken yaşlarda başlanabiliyor veya mamografinin yanı sıra MR (Manyetik Rezonans Görüntüleme) yöntemine de başvurulabiliyor. Bu sayede hastalığın ortaya çıkması önlenebiliyor veya kanser çok erken dönemde yakalanarak tedavi edilebiliyor” bilgisini verdi.

Ayna karşısında kendi kendine meme muayenesi önemli! 

Hekim kontrolü ve radyolojik muayenelerin yanı sıra kadınların memelerini elle muayene etmeleri de erken teşhis imkanı sağlayabiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aykut Soyder, her kadınının 25 yaşından itibaren ayda bir kez ayna karşısında kendi kendine elle meme muayenesi yapması gerektiğini belirterek, “Aile öyküsü olan kadınlarda ise muayenenin daha erken, örneğin 18 yaşından itibaren başlanması öneriliyor. Adet dönemi dışında, her ayın belirli bir gününde, ayna karşısında elle yapılan muayene ile memede veya koltuk altında gelişen kitleler erken dönemde fark edilebiliyor ve bu sayede tedavinin başarı şansı yükseliyor” diye konuştu. 

Risk grubundaki her kadına “mastektomi” ameliyatı yapılmaz!

Meme kanseri açısından riskli grupta yer alan ya da bir memesinde kanser tanısı alan pek çok kadın “Ya ben de meme kanserine yakalanırsam?”  veya “Diğer memede de kanser oluşursa?” kaygısıyla mastektomi ameliyatı olmak istiyor. Prof. Dr. Aykut Soyder, mastektomi ameliyatlarının genetik alt yapıya dayanmadan, sadece aile öyküsü olan her kadına uygulanmasının doğru olmadığına işaret ederek, “Örneğin, BRCA 1 ve BRCA 2 gibi genlerinin mutasyonuna uğramış kadınların hayatı boyunca meme kanserine yakalanma riskleri yüzde 70 gibi ciddi oranları bulurken, her iki meme dokusunun boşaltılması sonrasında risk yüzde 3’lere düşebiliyor.  Bu tür ciddi risk altında olan kadınlara mastektomi ameliyatı yapılabilir. Ancak hastaların mastektomi ameliyatı için uygun olup olmadıklarına meme sağlığı merkezinde multidisipliner olarak değerlendirilerek karar verilmesi gerekiyor” dedi. 

 

Yeni nesil ilaçlarla yüksek başarı!

Son yıllarda akıllı ilaçların ve immünoterapi tedavilerinin kullanılmaya başlanmasıyla birlikte meme kanserinin tedavi edilebilir bir hastalık olduğu belirtiliyor. Acıbadem Altunizade ve Ataşehir Hastaneleri Tıbbi Onkoloji Uzmanı Pof. Dr. Özge Gümüşay,  meme kanseri tanısı alan kadınların artık korkmamaları gerektiğini belirterek, “Meme kanseri en sık görülen kanser olması nedeniyle tedavisinde de en çok gelişmenin yaşandığı bir hastalık olarak karşımıza çıkmakta.  Meme kanseri tedavisinde hastalığın alt tipine yönelik pek çok yeni gelişmeler yaşanıyor. Son yıllarda, hedefe yönelik olan akıllı ilaçlar ve immünoterapi tedavileri gündemde. Örneğin, üçlü negatif meme kanserinde, hem erken hem ileri evrede immünoterapi tedavi seçeneğini kullanıyoruz. Bu yöntemle hastanın bağışıklık sistemine tümör hücresini tanıtıp tümöre karşı daha uzun soluklu sonuçlar alabiliyoruz. Bu sayede daha az yan etki ile tedavide daha fazla etkinlik sağlayabiliyoruz”  dedi. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, son yıllarda kemoterapinin yan etkilerinde de çok yol kat edildiğini vurgulayarak, bulantı ile kusma gibi hastanın yaşam kalitesini ciddi boyutlarda düşürebilen sorunların çok daha az görüldüğünü ve kontrol altında tutulabildiğini söyledi. 

Tümörlü dokuya maksimum doz! 

Meme kanserinin tedavisine yönelik radyasyon onkolojisi alanında da hayat kurtaran pek çok gelişme yaşanıyor. Acıbadem Altunizade ve Ataşehir Hastaneleri Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Evrim Kadriye Tezcanlı, son yıllarda radyasyon onkolojisinde çığır açan yöntemler geliştirildiğine işaret ederek, “Örneğin, MR LINAC yöntemi tümörün hareketini algılarken, hızlı ve net görüntü alabiliyor.  İşlem sırasında, tümörün hareketine göre yeni planlama yapılmasını sağlıyor. Böylece ışınlama sırasında sağlıklı dokular korunurken, tümörlü dokuya maksimum dozu verebilmek, dolayısıyla tedaviden yüksek başarı elde etmek mümkün hale geliyor” diye konuştu. Radyasyon onkojisindeki gelişmelerin yanı sıra tedavinin başarısını etkileyen faktörlere de değinen Prof. Dr. Evrim Kadriye Tezcanlı, bilinçsizce alınan gıda takviyeleri konusunda önemli uyarılarda bulundu! Meme kanserinde “supplement” olarak adlandırılan takviyelerin hekime danışılmadan asla alınmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Evrim Kadriye Tezcanlı, “Zira, etkileşim nedeniyle bazen alınan takviyeler ilaçların seviyesini yükselterek toksik hale getiriyor veya tam aksine tedavinin etkinliğini düşürebiliyor” uyarısında bulundu. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Meme Kanserinde Erken Evrede Tam Şifa Mümkün! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Sağlıklı bir menopoz dönemi geçirmek mümkün! https://kocaelibasin.com.tr/saglikli-bir-menopoz-donemi-gecirmek-mumkun/ Thu, 17 Oct 2024 11:00:38 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/saglikli-bir-menopoz-donemi-gecirmek-mumkun/ Kadınların hayatında önemli dönüm noktalarından biri olan menopoz, günlük yaşam ve sağlık konusunda pek çok endişeyi de beraberinde getirmektedir.

Sağlıklı bir menopoz dönemi geçirmek mümkün! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kadınların hayatında önemli dönüm noktalarından biri olan menopoz, günlük yaşam ve sağlık konusunda pek çok endişeyi de beraberinde getirmektedir. Kadın hayatının doğal evrelerinden biri olarak düşünülmesi gereken menopozun; tedavisi mümkün olmayan sorunların yaşandığı, yaşlanmanın başlangıcı olan dönem olarak görülmesi bu süreci zorlaştırır. Menopoz ve perimenopoz; anksiyete, ruh hali değişimleri, ateş basması ve düzensiz adet dönemleri gibi şikayetlere neden olabilir. Bu belirtiler adet dönemleri durmadan yıllar önce başlayabilir ve sonrasında da devam edebilir. Menopoz genellikle 45 ila 55 yaşları arasında gerçekleşirken; yumurtalıkların veya rahmin alınması ve kemoterapi gibi kanser tedavilerinin ardından veya genetik bir nedenden dolayı daha erken de olabilir. Memorial Antalya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Bilgi Uslu Aybar, “18 Ekim Dünya Menopoz Günü” öncesinde menopoz döneminde bedensel ve ruhsal sağlığın korunması hakkında bilgi verdi. 

50’li yaşlarda görülmesi normal

Menopoz, kadınlarda adet kanamalarının kesilmesi anlamına gelir. Ortalama menopoz yaşı Batı toplumlarında 50-51 iken, ülkemizde 47-49 yaş civarındadır. Menopozun 40 yaşından önce olmasına “prematür menopoz”; 45 yaşından önce olmasına ise “erken menopoz” adı verilir. Her iki durum da normal değildir. 50’li yaşlarda görülen menopoz doğal bir süreç olarak değerlendirilirken, erken menopoz tedavi edilmesi gereken anormal bir durum olarak ele alınmalıdır. Bu nedenle erken menopoz özellikle çocuk yapma planlarını gerçekleştirememiş kadınlar için önem taşımaktadır. 

Birçok belirti ile kendini gösteriyor

Adet kanamalarında düzensizlik ve adet kesilmesi menopoz döneminin ilk belirtilerindendir. Ateş basmaları ve terleme sıklıkla bu düzensizliklere eşlik eder. Kimi zaman cinsel birliktelik esnasında genital kuruluk hissi, ağrı ve kanamalar görülebilir. Bunlar menopoz sürecinin gözle görülür belirtileridir.  

Uzun dönemde menopoz öncesinde yumurtalıktan üretilen östrojen hormon eksikliğine bağlı olarak, kadın vücudunda bir takım sorunlar oluşabilir. Bunların başında osteoporoz yani kemik erimesi gelir. Östrojen hormon eksikliğinin yol açtığı bir diğer sorun kalbi ve beyni besleyen damarlarda tıkanıklık ve daralma olasılığının artmasıdır. Menopoz sonrası dönemde kadınlarda kan yağlarında da olumsuz değişiklikler görülmekte; kolesterol ve trigliserid düzeyleri yükselmektedir. Bu değişiklikler, kalp krizi ve inme yani felç riskinin artışına neden olmaktadır. 

Depresyona neden olabilir

Menopoz döneminde bedensel değişikliklerin yanı sıra; azalan hormonların etkisi ile birtakım ruhsal değişiklikler de ortaya çıkabilir. Özellikle menopoz sürecine kendini hazırlamamış, doğru danışmanlık almamış kadınlarda adetlerin kesilmesi ile depresyona kadar varabilen durumlar ortaya çıkabilir. Bazı kadınlarda içe kapanma, ağlama atakları, çabuk sinirlenme, yorgunluk, cinsel isteksizlik, dikkat bozuklukları ve unutkanlık belirtileri görülebilir. 

Düzenli kontrollerinizi ihmal etmeyin!

Menopozdaki kadınların öncelikle etraflı bir aile öyküsü alınmalı ve özellikle hormon tedavisinin verilmesi için sakınca oluşturacak durumlar belirlenmelidir. Jinekolojik muayene sonrasında ultrason ile rahim ve yumurtalıklar değerlendirilmelidir. Smear testi, kan sayımı ve yağ yağları testleri, karaciğer, tiroid, kalp ve böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesi, meme inceleme tetkikleri ve kemik erime testleri yapılması gereken uygulamalardır. 

Tedavi kişiye göre belirlenmeli

Menopoz tedavisi sadece ilaç tedavisi olarak görülmemeli, hastaya yeterli zaman ayrılmalıdır. Çünkü çoğu kez menopoz dönemine giren kadın ruhsal sorunlarını rahatlıkla paylaşamaz, saklamak ister. Bu durum kadını ruhsal olarak olumsuz etkilerken, tedaviye devamını engelleyebilir. Menopoz tedavisi; bitkisel ya da ilaç şeklinde hormon tedavileri, osteoporoz tedavisi, düzenli egzersiz ve dengeli beslenme, psikolojik destek ile sorunların çözülmesi olarak 4 grupta ele alınır. Hangi tedavi yöntemlerinin seçilmesi gerektiğine kapsamlı bir değerlendirme sonrasında hasta ile birlikte karar verilmelidir.  

Sağlıklı bir menopoz süreci için düzenli egzersiz yapın

Menopoz sürecinde dengeli ve sağlıklı bir diyet, yeterli kalsiyum ve d vitamini almak, sigara alkol ve diğer toksik maddelerden uzak durmak, yağdan fakir antioksidandan zengin gıdalara beslenmek önerilmektedir. Ayrıca düzenli egzersiz kemik kaybını yavaşlattığı gibi, aşırı kilo alımını ve buna bağlı olarak gelişebilecek kalp şeker hastalığı gibi hastalıkların riskini azaltmaktadır. Düzenli egzersiz yapan kişilerde depresyon ve bilişsel fonksiyonlarda azalma riski de çok daha düşüktür. İdrar kaçırma şikayetleri olan kişiler pelvik taban kaslarını güçlendiren kegel egzersizlerinden fayda görebilmektedir.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Sağlıklı bir menopoz dönemi geçirmek mümkün! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>