?>
?>
Mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Çok yetenekli bir sanatçı ve heykeltıraş, çok uluslu kültürel mirasımızın zengin dokusunda öne çıkan bir figür aramızdan ayrıldı. Zurab Tsereteli hayatını sanata adadı; her zaman yüce amaçlara ve anlamlı girişimlere gönülden destek verdi.
Bu sıra dışı insanın hatırası, ailesinin, dostlarının, öğrencilerinin ve onun sınırsız yaratıcılığına ve eşsiz yeteneğine hayran olan herkesin kalbinde yaşamaya devam edecek.”
Zurab Tsereteli, 22 Nisan’da Moskova’da 91 yaşında hayatını kaybetti.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Vladimir Putin’den Zurab Tsereteli’nin Vefatı Nedeniyle Taziye Mesajı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Heyelan nedeniyle kapanan Taşatan yolu açıldı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Programın açılış konuşmasını yapan Çumra İlçe Müftüsü Ali Abay Miraç kandilinin önemine değindi. Abay; “Bu gece üç ayların birincisi olan Recep ayının 27’nci gecesi olan Miraç Gecesi, Peygamber Efendimizin (s.a.s) Cenab-ı Hakk’ın yüce katına mekândan ve zamandan münezzeh olarak sidre-i müntehaya kadar iletildiği, mübarek mucizenin meydana geldiği bir gecedir.” ifadelerini kullandı.
Çumra Belediye Başkanı Mehmet Aydın, Miraç Kandili’nin anlam ve önemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Başkan Aydın konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Miraç gecesi, İslam âlemi için en önemli ve en faziletli gecelerden biridir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.s) Miraç’a çıktığı bu mübarek gece, Kur’an-ı Kerim’in İsra suresinde Allah’ın kudretini ve yüceliğini hatırlatan bir olaydır. Bu anlamlı gecenin İslam âleminin birliğine, beraberliğine ve uyanışına vesile olmasını temenni ediyoruz. Çumra Belediyesi olarak, Ramazan ayında ve kutsal gecelerde halkımızla bir araya gelmeye devam edeceğiz. Miraç Kandili’nin İslam âlemine hayırlara vesile olmasını diliyoruz” dedi.
Miraç Kandili programı Çumra İlçe Müftüsü Ali Abay’ın duası ile son buldu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Çumra’da Miraç Kandili nedeniyle düzenlenen SemâMukâbelesi, geniş katılımla gerçekleştirildi. yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Metro İstanbul tarafından yapılan açıklamaya göre çalışmalar hafta sonu geceleri gerçekleştirilecek. Çalışma gün ve saatleri şu şekilde duyuruldu:
• 11 Ocak Cumartesi, 22.30’dan 13 Ocak Pazartesi, 06.00’ya kadar
• 25 Ocak Cumartesi, 22.30’dan 27 Ocak Pazartesi, 06.00’ya kadar
• 8 Şubat Cumartesi, 22.30’dan 10 Şubat Pazartesi, 06.00’ya kadar
Bu tarih ve saat aralıklarında Kocatepe-Otogar, Esenler-Otogar ve Terazidere-Otogar istasyonları arasında metro seferleri yapılamayacak.
GECE METROSU HİZMETİ VERİLEMEYECEK
Otogar Viyadüğü üzerindeki çalışmaların güvenli bir şekilde sürdürülebilmesi için Cumartesi’yi Pazar’a bağlayan gecelerde “Gece Metrosu” hizmeti sunulamayacak.
ÜCRETSİZ İETT OTOBÜS SEFERLERİ DÜZENLENECEK
Düzenleme süresince Otogar-Kocatepe, Otogar-Esenler ve Otogar-Terazidere arasında çift yönlü ücretsiz İETT otobüs seferleri düzenlenecek.
ÇALIŞMA PROGRAMI
Çalışmalar Cumartesi geceleri saat 22.30’da başlayacak ve Pazartesi sabahı 04.30’da sona erecektir. 04.30-06.00 saatleri arasında kataner ve ray hattı kontrolleri yapılacak, herhangi bir sorun tespit edilmemesi durumunda rutin metro seferleri devam edecek.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Otogar Viyadük Çalışması Nedeniyle M1 Metro Seferlerinde Düzenleme yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Konak- Halkapınar arası sefer yapılamıyor. Tramvay seferleri, Fahrettin Altay-Konak İskele durakları arasında çift yönlü olarak devam ediyor. Konak İskele – Halkapınar durakları arasında ise toplu ulaşım ESHOT Genel Müdürlüğü’nün ilave otobüsleri ile sağlanıyor.
En kısa sürede normal sefer düzenine geçiş için çalışmaların sürdüğü belirtildi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Konak Tramvayı’nda arıza nedeniyle geçici düzenleme yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>“Büyük mütefekkir ve mutasavvıf Mevlâna Celaleddin-i Rumi’yi vuslatının 751. yılında rahmetle yâd ediyorum. Törenlerimizin bu yılki ana teması “Muhabbet Vakti”, alt teması da Hazreti Mevlâna’nın “Muhabbetle acılar bal olur, dertler şifa bulur” sözleri olarak belirlendi. Hazreti Mevlâna’nın da öğretilerinde belirttiği gibi insanın insana olan derin muhabbetinin, aşamayacağı bir şey yoktur. Çağımız insanının en büyük problemi de gönülden konuşmanın ve muhabbet ikliminin zarar görmesidir. “Muhabbet Vakti” temasının bir kez daha Hazreti Pir’in mesajıyla tüm dünyaya barışın ve sevgi dilinin hakim olması adına bir pencere açmaktadır.
Sevginin, barışın, kardeşliğin, hoşgörünün sembolü olan Hazreti Mevlâna’nın kalplerimizde harladığı aşk ateşi, aradan geçen 7,5 asra rağmen gönüllerimizi arındırmaya devam ediyor. İnsanı hayatın merkezine alan, insan sevgisiyle yola çıkan Hazreti Mevlâna, insanı, sırf insan olduğu için sevmiş, herkese sevgi ve değer vererek hoşgörü ikliminde kucaklamıştır. Mevlâna’nın sevgisinin felsefesinin temelinde Allah sevgisi vardır.
Bu yıl 7-17 Aralık tarihleri arasında 88.’si Mevlâna Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek sema programlarının yanı sıra birçok kültürel etkinlikler ile Hazreti Mevlâna anılacak, onun evrensel mesajları tüm dünya insanlığına ulaştırılacak.
Sevginin, barışın, kardeşliğin ve hoşgörünün sembolü olan ve bunu tüm insanlığa yaymaya çalışan Hazreti Mevlâna’yı 751. Vuslat yıl dönümünde rahmet ve dua ile yâd ediyorum”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Hazreti Mevlâna’nın 751. Vuslat yıl dönümü nedeniyle bir mesaj yayımladı. yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Etkinlikte başta Özel Efe Rehabilitasyon Merkezi öğrencileri olmak üzere Bayındır’daki çeşitli okullardan engelli öğrenciler hazırladıkları gösterileri sundu.
Etkinlikten sonra Bayındır Özel Efe Rehabilitasyon Merkezi öğrenci ve öğretmenleri Bayındır Belediye Başkanı Davut Sakarsu’yu makamında ziyaret etti.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bayındır Belediye Başkanı Davut Sakarsu 3 Aralık Dünya Engelliler Günü Nedeniyle Düzenlenen Etkinliğe Katıldı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Ebeveynler ile çocuklar arasındaki çatışmaların nedenlerini derinlemesine incelediğimizde, çoğunun çocuğun cihazlarla geçirdiği süreyle ilgili olduğunu görüyoruz (vaka oranı %67).Çocuğun izlediği içerik, ankete katılanların çatışmalarının %35’inin nedenini oluşturuyor. Ebeveynler ayrıca çocuklarının sürekli olarak internette sohbet etmesinden ve faydalı hiçbir şey yapmamasından da rahatsız oluyor – bu da tartışmaların %20’sinin başlama nedenini oluşturuyor.
Çocuğun dijital yaşamı söz konusu olduğunda ailelerdeki çatışmaların temel nedenleri
Kaspersky Orta Doğu, Türkiye ve Afrika Tüketici Kanalı Başkanı Seifallah Jedidi, şunları söylüyor: “Çatışmalar genellikle yanlış anlaşılmalardan kaynaklanıyor. Ebeveynler açısından gelişen modern dijital dünyanın hızına ayak uydurmak gittikçe zorlaşıyor. Bu nedenle çok hızlı ortaya çıkan trendleri yakalayamadıkları için genellikle büyük resmin dışında kalıyorlar. Çocuklara gelince, siber risklerin gerçekliğini hafife alarak ve çevrimiçi ortamda maruz kalabilecekleri içeriği filtrelemek için stratejiler oluşturmayarak dijital yaşamda sınırlı bir dikkatle ilerleme eğilimindeler. Bununla birlikte, çocuğunuzla iletişim kurarak ve dijital yaşamlar hakkında güven ve iyi bir ilişki kurarak durumu iyileştirmek mümkündür. Ebeveynler çocukların olumlu dijital davranış becerileri ve alışkanlıkları geliştirmelerine yardımcı olmalı ve onlara temel siber hijyeni öğretmelidir.”
Kaspersky, ailelerle çocukları arasında olası çatışmaları ortadan kaldırmak ve çocukların dijital yaşamlarını ve deneyimlerini korumaya yardımcı olmak için aşağıdaki tavsiyeye uyulmasını tavsiye ediyor:
*“Growing Up Online” konulu anket, Kaspersky’nin talebi üzerine Toluna araştırma ajansı tarafından 2023-2024 yıllarında gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemi, 5 ülkede 10 bin çevrimiçi görüşmeyi (3 ila 17 yaş arası çocukları olan 5 bin ebeveyn-çocuk çifti) içeriyordu. Katılımcı ülkeler Türkiye, Güney Afrika, Mısır, Suudi Arabistan ve BAE.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Türkiye’de ailelerin %31’i çocuklarının çevrimiçi yaşamı nedeniyle tartışma yaşıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer: “Diyabet tedavisinde, endokrinoloji, nefroloji, kardiyoloji, göz, nöroloji, kalp damar cerrahisi, ortopedi, plastik cerrahi, psikiyatri ve diyetisyen desteği gerekebilir.”
Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit: “Doğru beslenme, diyabet tedavisinde en az ilaçlar kadar önemli.”
Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Baki Meşe: “Kan şekeri düzeyinin yüksek olması ağızdaki bakterilerin artmasına ve diş eti hastalıklarının gelişmesine zemin hazırlıyor.”
Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven: “Diyabet yalnızca fiziksel sağlığı değil, aynı zamanda mental sağlığı da derinden etkileyebilen bir hastalık.”
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi ve Üsküdar Diş Hastanesi uzmanları, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla, multidisipliner bir tedavi yaklaşımı gerektiren diyabet hakkında bilgi verdi.
Diyabet birçok hastalığa neden olma potansiyeline sahip…
Diyabetin günümüzde sık rastlanan bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çeken Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “2040 yılında dünyada yaklaşık 650 milyon diyabet hastası olacağını tahmin ediliyor. Bunun dışında 320 milyon kadar da Prediyabet denilen halk arasında gizli şeker olarak bilinen diyabet hastası mevcut.” dedi.
Diyabetin birçok hastalığa neden olabilme potansiyeli nedeniyle farklı açılardan değerlendirmesi gereken bir durum olarak karşımıza çıktığını ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Diyabet komplikasyonları başlangıç olarak dahiliye uzmanları tarafından takip edilir. Hasta Diyabetik Ketoasidoza girerse (Vücut yeterli insülin üretemediğinde gelişen, acil müdahale gerektiren ciddi bir klinik durum) Endokrinoloji uzmanından da destek alınabilir.” şeklinde konuştu.
Farklı alanların eş zamanlı takibi gerekebilir…
Diyabetin uzun dönemde hastalarda böbrek yetmezliğine neden olabileceğine değinen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bu nedenle Nefroloji hekiminin takibi de gerekir. Diyabet hastalıklarında sıklıkla Hipertansiyon, Ateroskleroz gibi rahatsızlıklar görülür ve Kardiyoloji uzmanından destek almak gerekir. Ayrıca diyabet göz sinirlerini, göz damarlarını etkiler. Körlüğün en yaygın nedeni diyabet olduğu için hastaların göz doktoru takibinde olması da gerekir.” dedi.
Prof. Dr. Aytaç Atamer, diyabet hastalarının başka hangi alanların takibinde olması gerektiği ile ilgili şunları söyledi:
“Diyabet sinir sistemini de etkilediğinden Diyabetik Nöropati gelişebilir. Bu nedenle Nöroloji uzmanından destek almakta fayda vardır. Diyabetli bireylerde Diyabetik Ayak denilen ayak yaraları oluşabilir. Bu yaraların çok sıkı bir şekilde takip edilmesi ve bakımının yara bakım uzmanları tarafından yapılması gerekir. Zira bu yaralar nedeniyle kangren oluşabilir. Bu noktada Kalp Damar Cerrahisinin de takibi gerekir. Bazı ileri vakalar ampütasyona gidebileceği için Ortopedi uzmanları ve Kardiyovasküler Cerrahi uzmanları da sürece dahil olur. Diyabetik Ayak sonucunda bazen deri nakilleri de gerekebildiğinden Plastik Cerrahi uzmanlarının da desteğine başvurulabilir. Diyabetli hastalarda psikiyatrik sorunlar da görülebilir. Bu noktada psikiyatri uzmanlarından destek alınmalı.”
Düzenli takip ile hastalar sağlıklı bir hayat sürebilir
Diyabetin neden olabileceği komplikasyonların önlenmesi için yapılması gereken en önemli şeyin hastanın şekerini son derece iyi bir şekilde takip etmesi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “3 aylık kan şekeri takibi dediğimiz Hemoglobin A1c testleri düzenli yapılmalı ve kişi yılda bir kez göz doktoru muayenesine gitmeli. Ayrıca hastalarının diyeti de son derece önemli. Diyetisyenden yardım alarak doğru bir beslenme düzeni oluşturabilirler. Hastalar düzenli olarak takiplerini yaptırır ve dikkat etmesi gereken noktalara uyum sağlarlarsa komplikasyonları önleyebilir ve sağlıklı bir hayat sürebilirler.” açıklamasını yaptı.
Diyabet tedavisinde doğru beslenme ilaçlar kadar önemli
Son yıllarda diyabet tedavisinde birçok yeni ilaç ve cerrahi girişimlerin yer aldığını dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, buna rağmen değişmeyen tek şeyin beslenme ve fiziksel aktivitenin önemi olduğunu söyledi.
Doğru beslenmenin, diyabet tedavisinde en az ilaçlar kadar önemli olduğunu vurgulayan Hülya Yiğit, “Yıllar boyunca diyabet tedavisinde birçok farklı diyet önerildi. Özellikle tip 2 diyabeti önlemede en etkili ve bilimsel olarak kanıtlanmış beslenme modeli Akdeniz tipi beslenmedir. Akdeniz tipi beslenmede diyet lifinden zengin renkli sebze ve meyvelerin, kurubaklagillerin, kuruyemişlerin, yulaf, çavdar gibi tam tahılların tüketimi sıklıkla, az yağlı süt ve yoğurt ürünlerinin tüketimi orta düzeyde, doymuş yağlar ve kırmızı etin tüketimi ise daha az sıklıkla önerilir.” dedi.
Beslenme programları kişiye göre, diyetisyen tarafından düzenlenmeli
Diyabetik bireylerin beslenmesinde ana öğünlerde karbonhidrat ve protein içeriğinin dengeli olması gerektiğini aktaran Hülya Yiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çoğu diyabetli birey pilav, makarnayı daha az tüketmesi gerektiğini bilir ancak atıştırmalıklara dikkat etmez. Galetalar, kepekli bisküviler, şekersiz adı altında tatlandırıcı eklenmiş yiyecekler ve şekersiz içecekler de kan şekeri dengesini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca büyük porsiyonlarda tüketilen kırmızı etin de kan şekerini etkileyebileceği unutulmamalı.
Son zamanlarda özellikle tip 2 diyabetin beslenme tedavisinde aralıklı açlık diyetlerinin de yararlı etkileri olduğu görüldü. Ancak bu diyet yöntemlerinin bazı riskleri olduğu dikkate alınmalı. Özellikle diyabetik bireylerde diyetisyen ve doktor kontrolünde uygulanması gerektiği unutulmamalı. Diyabetli bireylerin beslenme programları; vücut ağırlığına, fiziksel aktivite durumuna, sosyoekonomik durumuna ve beslenme alışkanlıklarına göre diyetisyen tarafından düzenlenmeli.”
Diyabetli bireylerde diş eti iltihapları daha sık görülüyor
Kan şekeri düzeyinin yüksek olmasının ağızdaki bakterilerin artmasına ve diş eti hastalıklarının gelişmesine zemin hazırladığına dikkat çeken Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Baki Meşe, “Aynı zamanda, diyabetli bireylerde tükürük akışında azalma olabilir ve bu da ağız kuruluğu sorununa yol açarak, diş çürümesi ve diş eti hastalıkları riskini artırır.” dedi.
Diyabetli bireylerde en yaygın görülen ağız ve diş sağlığı sorunlarına değinen Dr. Öğr. Üyesi Baki Meşe, şunları söyledi:
“Diyabetli bireylerde diş eti iltihapları daha sık görülür ve kan şekeri kontrolü iyi olmayan hastalarda bu durum ilerleyerek diş kaybı, kemik kaybı gibi komplikasyonlara yol açabilir. Özellikle ağız içi mantar enfeksiyonları, diyabetli bireylerde sık görülür. Yüksek kan şekeri seviyeleri ağız içi mantar gelişimini destekleyebilir. Ayrıca, ağızdaki iltihaplı bir durum, diyabet kontrolünü zorlaştırarak kan şekeri seviyelerinin daha da yükselmesine neden olabilir. Bu durum, genel sağlığı olumsuz etkileyebilir ve diyabetin komplikasyonlarının artmasına yol açabilir.”
Kan şekeri kontrolü, ağız içi enfeksiyonları önlemeye de yardımcı oluyor
Diyabetli bireylerin ağız hijyenine dikkat etmesinin, kan şekeri kontrolü üzerinde olumlu bir etkiye sahip olabileceğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Baki Meşe diyabetli bireylere şu önerilerde bulundu:
“Dişlerin günde en az iki kez fırçalanması ve diş ipi kullanımı önemli bir adım. Diyabetli bireylerin altı ayda bir diş hekimine görünmeleri, ağız sağlığındaki problemleri erken tespit etmeye yardımcı olur. Şekersiz sakız çiğneme veya su tüketimini arttırarak ağız kuruluğunun önlenmesi hedeflenebilir. Sigara, diş eti hastalıklarını artıran önemli bir faktördür. Diyabetli bireylerin ağız sağlığını korumak için sigaradan uzak durmaları önerilir. İyi bir kan şekeri kontrolü, ağız sağlığını korumak için gereklidir. Diyabetli bireylerin beslenme ve yaşam tarzlarına dikkat ederek kan şekeri seviyelerini dengede tutmaları ağız içi enfeksiyonları önlemede destek olur.”
Diyabetin neden olduğu potansiyel sağlık tehditleri stres ve kaygıya neden olabiliyor
Diyabetin yalnızca fiziksel sağlığı değil, aynı zamanda mental sağlığı da derinden etkileyebilen bir hastalık olduğunun altını çizen Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Diyabetli bireyler, günlük kan şekeri takibi ve tedavi süreçlerine sürekli uyum sağlamak zorunda olduklarından, bu durum sıklıkla stres ve kaygı yaratabilir.” dedi.
Kan şekeri düzeylerinin ani yükselmesi veya düşmesinin ciddi sonuçlara neden olabileceğinden bu durumun da hastaların kaygı düzeylerini artırabildiğini dile getiren Sena Kalaz Güven, “Bu tür belirsizlikler ve potansiyel sağlık tehditleri, kişinin günlük yaşamını ve işlevselliğini olumsuz etkileyebilir. Diyabet yönetimiyle ilgili yaşanan zorluklar, uzun süreli tedaviye uyum sağlama, diyet kısıtlamaları, yaşam tarzı değişiklikleri yapma zorunluluğu, insülin enjeksiyonlarının ciltte iz bırakması veya kilo alımına yol açması gibi durumlar bireylerin bedensel imajını ve özsaygısını olumsuz etkileyebilir, depresyon riskini önemli ölçüde artırabilir ve duygusal olarak tükenmiş hissettirebilir.” şeklinde konuştu.
Psikolojik yükler, diyabetin yönetimini karmaşık hale getirebilir
Diyabetin uzun vadeli etkilerinin bilişsel fonksiyonları da olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Özellikle kan şekeri seviyelerinin dalgalanması, dikkat eksikliği, bellek sorunları ve zihinsel bulanıklığa neden olabilir. Bu tür bilişsel zorluklar, hastaların günlük görevleri yerine getirme kabiliyetlerini zorlaştırabilir.” dedi.
“Tüm bu psikolojik yükler, diyabetin yönetimini daha karmaşık hale getirebilir ve hastaların profesyonel psikolojik destek almasını gerektirebilir.” diyen Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven sözlerini şöyle tamamladı:
“Bilişsel davranışçı terapi (BDT), bireysel psikoterapi, destek grupları, motivasyonel görüşme ve aile terapisini içerebilen psikolojik destek seçenekleri diyabetli bireylerin duygusal ve psikolojik zorluklarla başa çıkmalarına yardımcı olabilir, tedaviye uyumlarını artırabilir ve yaşam kalitelerini iyileştirebilir. Diyabet hastalarına yönelik terapi ve danışmanlık hizmetlerinde, hastaların fiziksel ve psikolojik zorlukları bir bütün olarak ele alınmalıdır.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Potansiyel riskleri nedeniyle diyabet tedavisi çok yönlü ele alınmalı! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Karayolları Genel Müdürlüğü’nün yol çalışmaları nedeniyle bazı güzergahlarda yaşanan ulaşım problemine ilişkin İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden bir açıklama yapıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Karşıyaka Mavişehir’den çevre yolu Bornova istikameti Çiğli viyadük üzeri ve Anadolu Caddesi’nden otoyola katılım bölümü trafiğe kısmen kapatılmıştır. Karşıyaka Yalı Caddesi, Anadolu Caddesi ve Altınyol’u kullanan Karşıyaka İskele, Bostanlı İskele, Menemen, Egekent2, Halkapınar Aktarma Merkezi kalkışlı 207, 229, 322, 327, 428, 429, 443, 445, 446, 447, 820 ve 827 No’lu otobüs hatlarımızın seferlerinde bu nedenle gecikmeler yaşanmaktadır. Bölgede ayrıca Çiğli Tramvayı’nın seferlerinde de aksamalar olabilmektedir. Buradaki çalışmaların 23 Kasım’a kadar devam edeceği bildirilmiştir.
Balçova Viyadüğü Narlıdere yol ayrımı da bir süredir trafiğe kapalıdır. Çalışmalar, Mithatpaşa Caddesi ve Mustafa Kemal Sahil Bulvarı’nda da yoğunluğu artırmıştır. Bu nedenle Balçova, Karabağlar, Buca ve Gaziemir’in yanı sıra Konak, Narlıdere, Güzelbahçe, Urla ve Seferihisar bölgelerine çalışan 17, 24, 25, 202, 510, 650, 671, 690, 873, 977 No’lu otobüs hatlarımızın seferlerinde de gecikmeler yaşanmaktadır. Buradaki çalışmaların da 22 Kasım’a kadar devam edeceği bildirilmiştir.
Hemşehrilerimizin bilgisine sunar; mağduriyet yaşamamak için tedbirli olmalarını rica ederiz.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden duyuru Toplu ulaşımda aksamalar, yol çalışmaları nedeniyle arttı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>