?>
?>
Özellikle ani başlayan ve ağrı kesiciye rağmen geçmeyen ağrı ya da güç kaybı gibi şikayetlerin varlığında zaman kaybetmeden sağlık merkezine başvurulması gerektiğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Emre Zorlu, “Travma veya kazalar sonrası meydana gelen hasarlar, bilgisayar kullanımı veya spor gibi tekrarlayan hareketler, kasların veya eklemlerin aşırı zorlanması, obezite, yaşlanma ve diyabet gibi hastalıklar sinir sıkışmalarının en sık rastlanan nedenleri arasındadır” dedi.
Cerrahi, tedavi seçenekleri arasında
Sinir sıkışması tanısında; doktor değerlendirmesi, sinir iletim testleri ve görüntüleme yöntemlerinden faydalanılabildiğini paylaşan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Emre Zorlu, “Tedavi seçenekleri, tanı konduktan sonra durumun ciddiyetine bağlı olarak değişkenlik gösterir. En yaygın tedavi seçenekleri; fizik tedavi, çeşitli ilaçlar, steroid enjeksiyonları veya cerrahi müdahale olarak sıralanabilir. Cerrahi dışı yöntemlerle başarılı sonuç alınamazsa Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı değerlendirmesi ile ameliyat gündeme gelebilir. Operasyon ile sinir sıkışmasına neden olan bası ortadan kaldırılarak sıkışan sinir rahatlatılır” şeklinde konuştu.
Ameliyat sonrası süreç fizik tedavi ile desteklenebilir
Ameliyattan sonraki rehabilitasyon sürecinin, hastanın normal yaşantısına en kısa sürede dönebilmesi için önemli olduğunun altını çizen Zorlu, “Ağrı ve uyuşukluk gibi şikayetler çok hızlı iyileşir. Ancak güç kaybı ve hareket kısıtlılığı gibi durumların normale dönmesi daha uzun zaman aldığı için ameliyat sonrası fizik tedavi gerekebilir. Operasyonun doğru zamanda ve uygun şekilde yapılması, ameliyat sonrası iyileşme sürecini olumlu etkiler. Tedavinin geciktiği durumlarda ise şikayetlerin tamamen düzelmeyebileceği veya rehabilitasyon süresinin beklenenden daha fazla sürebileceği unutulmamalı” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bilgisayar kullanımı sinir sıkışmasına sebep olabiliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>DSÖ, ELEKTRONİK SİGARA KULLANIMINI, SAĞLIK TEHDİDİ OLARAK TANIMLIYOR
DSÖ, 2021 yılında yayımladığı Küresel Tütün Epidemisi Hakkındaki Yeni ve Yükselmekte Olan Ürünlere Dair başlıklı raporunda, elektronik sigaraların sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekmişti. Raporda, elektronik sigaraların tütün ürünleriyle benzer toksinler içerdiği ve akciğer sağlığını tehdit ettiği vurgulanmıştı. 2024 yılında ise elektronik sigara ve vaping cihazlarına bağlı gelişen Evali (e-cigarette or vaping product use-associated lung injury) Sendromu’nu bir salgın olarak tanımladı ve bu durumun toplum sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. DSÖ raporunda, elektronik sigara kullanımının solunum yetmezliği ve kalıcı akciğer hasarı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği vurgulandı.
EVALİ SENDROMU NEDİR?
Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Seha Akduman, “Evali, elektronik sigara veya vaping cihazlarına bağlı gelişen akut akciğer hasarıdır. Bu durum, solunum yetmezliğine hatta ciddi solunum sıkıntılarına yol açabilir. Bugüne kadar çok sık gündeme gelmese de 2024 yılında DSÖ tarafından bir salgın olarak tanımlandı ve dikkatle ele alınması gereken bir sorun olarak öne çıktı” dedi.
‘SU BUHARINDA ERİYİK OLAN AĞIR METALLER AKCİĞERE DAHA FAZLA ZARAR VEREBİLİYOR’
Elektronik sigaraların daha az zararlı olarak lanse edilmesinin yanlış bir algı oluşturduğunu belirten Dr. Öğr. Ü. Akduman, şu açıklamalarda bulundu: “Elektronik sigara, normal sigaraya göre daha az zararlı olarak tanıtılsa da benzer toksinler içerir. Özellikle su buharında çözünebilen ağır metallerin akciğerler için daha fazla zarar verme potansiyeline sahip olduğu düşünülmektedir.”
Dr. Öğr. Ü. Akduman, Evali’nin belirtilerinin Covid-19 ve influenza gibi hastalıklarla karıştırılabileceğini ifade ederek, “Evali hastalarında Covid-19 ve influenza’dakine benzer buzlu cam dansiteleri görülebilir. Tanı koyarken viral enfeksiyonların dışlanması kritik önem taşır. PCR testleri veya diğer yöntemlerle viral ya da bakteriyel enfeksiyon olmadığı tespit edildikten sonra, hastanın elektronik sigara kullanım geçmişi incelenerek tanı konulabilir” dedi.
TEDAVİDE KORTİZON KULLANIMI ETKİLİ
Evali tedavisinde solunum yetmezliği için destekleyici yöntemlerin kullanıldığını belirten Dr. Öğr. Ü. Akduman, şu bilgileri verdi: “Evali’de inflamasyonu baskılamak için kortizon tedavisi oldukça etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra diğer solunum yetmezliği tedavi yöntemleri de uygulanmaktadır.”
ELEKTRONİK SİGARA KALICI HASARA NEDEN OLABİLİR
Elektronik sigara kullanımının uzun vadeli etkilerine de değinen Dr. Öğr. Ü. Akduman, şu uyarılarda bulundu: “Elektronik sigara kullanımına bağlı gelişen Evali Sendromu, akciğerlerde fibrozis (sertleşme) gibi kalıcı hasarlara neden olabilir. Elektronik sigara ilk kez 2003 yılında ruhsatlandırılmış, Evali ise 2019 yılında tanımlanmıştır. Bu hastalığın görülme sıklığı her yıl artış göstermektedir ve bu durum gelecekte gençler arasında daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Elektronik sigara masum bir alternatif değildir; aksine bazı toksinlerin zarar verme potansiyeli daha yüksektir.”
SON SÖZ: ELEKTRONİK SİGARADAN UZAK DURUN
Elektronik sigaranın tehlikelerine bir kez daha vurgu yaparak şunları söyledi: Dr. Akduman, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Elektronik sigara, sigaraya alternatif masum bir ürün olarak sunulsa da aynı toksinleri içerir ve Evali gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. 2024 yılı, Evali’nin salgın olarak anıldığı bir yıl olmuştur. Gençler ve yetişkinler, bu ürünlerin tehlikelerinin farkında olarak kullanmaktan kaçınmalıdır.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Elektronik Sigara Kullanımına Bağlı Evali Sendromu Akciğerlerde Kalıcı Hasara Neden Olabiliyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>‘Maalesef bundan sonraki hayatı felçli olarak devam edecek’ cümlesinin artık değiştiğini dile getiren Op. Dr. Kemal Paksoy, “Artık hastalara farklı bir tedavi protokolü ile yaklaşıyoruz. Bu yaklaşım da Nöromodülasyon pili.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Kemal Paksoy, özellikle felçli hastalarda başarılı sonuçlar sağlayan omurga pili hakkında bilgi verdi.
‘Hayatına felçli olarak devam edecek’ cümlesi artık değişti!
Omurga pili olarak bilinen nöromodülasyon pilinin farklı durumlarda kullanılabildiğini dile getiren Op. Dr. Kemal Paksoy , “Omurga zedelenmesi, yüksekten düşme, travma, silahlı yaralanma, ameliyat geçirip ameliyat sonrası yürüyemeyen, idrarını kontrol edemeyen hastalarda ve Multipl Skleroz hastaları ile ALS hastalarında kullanılabiliyor.” dedi.
Bu hastalarda klasik tedavi yöntemleri ile tedavinin belli bir yere kadar geldiğine dikkat çeken Op. Dr. Kemal Paksoy, “Örneğin trafik kazası sonucu veya başka bir nedenle hasta travma geçiriyor. Acil serviste ilk müdahaleler yapılıyor hemen ameliyata alınıyor. Ameliyatla vida takılıyor ama ‘maalesef bundan sonraki hayatı felçli olarak devam edecek’ deniyor. Bu cümle artık değişti.” şeklinde konuştu.
Felçli hastalara yeni tedavi protokolü uygulanıyor
‘Felçli hastalar hayatlarının geri kalanını felçli geçirir’ diye bir düşüncenin artık olmadığına vurgu yapan Op. Dr. Kemal Paksoy, “Eskiden ‘felçli hastalar için başka bir tedavi yok’ denilirdi ama artık biz yeni bir tedavi protokolü ile yaklaşıyoruz.” dedi.
Bu yaklaşımın, Nöromodülasyon pili olduğunu ifade eden Op. Dr. Kemal Paksoy, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sinir üzerine yerleştireceğimiz pili biz programlıyoruz. Programladıktan sonra kasların harekete geçmesini sağlıyoruz. Harekete geçen kasları fizik tedaviyle güçlendiriyoruz. Bu süre içerisinde harabiyete uğrayan nöron hücrelerinin yenilemesini (rejenerasyon) sağlamak için kök hücre uyguluyoruz. 3 ayaklı bir tedavi sunuyoruz hastalara. Bu hastalar önceden ‘kesinlikle senin için artık yapacak bir şey yok’ denilen hastalarda yüz güldürücü sonuçlar alıyoruz.
Yatalak bir hastayı oturur pozisyona getirebiliyorsunuz. Oturur bir hastayı ayakta destekli durur bir pozisyona getirebiliyorsunuz. Yatak içerisinde kendi kendine sadece yukarıya bakan bir hastanın kollarını oynatmaya başlaması, bir zaman sonra oturmaya başlaması, idrar ya da dışkı kaçıran bir kişinin artık kaçırmadan sosyal bir ortamda bulunması ya da destekle beraber ayağa kalkıyor olması insanlar için yaşam konforu için müthiş bir durum.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Omurga pili uygun vakalarda felçli hastalara umut olabiliyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, çocuklarda oyun bağımlılığı hakkında bilgi verdi ve bu bağımlılığın önlenmesi için ailelere önerilerde bulundu.
Oyun bağımlılığı yaşamsal faaliyetleri yerine getirememeye kadar varabiliyor
Dijital oyunlarda kişinin saatini, zamanını bilmediği bir alemde vakit geçirdiğini söyleyen Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, “Oyun oynarken yaşamsal faaliyetlerini yapamayacak duruma kadar gelebilen tablolarla karşılaşabiliyoruz. Bazen oyundan dolayı yemek yemeyen, dışarıya arkadaşlarıyla oynamaya çıkmayan, onlarla görüşmek istemeyen, zaman zaman uykusunu düzenleyemeyen, kendi öz bakımını veremeyen vakalar olabiliyor.” dedi.
Ailelerin, çocukların dijital mecradaki davranışlarını kontrol etmemesi durumunda, bağımlılığın çok hızlı bir şekilde gelişebileceğini, ailenin ve kişinin kontrolünden çıkabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Onur Noyan, “Burada bir davranışın beyinde bağımlılığa yol açması için dopamin dediğimiz bir hormon devreye giriyor. Oyunlarda kazanılan ya da oyunların tetiklediği, salgılanmasına sebep olduğu dopamin, o bireyin tekrar tekrar oyun oynamasına, orada zaman geçirmesine sebep olabiliyor. Artık biz fark ettiğimizde bu davranış bir bağımlılık haline gelmiş olabiliyor.” şeklinde konuştu.
Çocukların dijital mecralarda nasıl vakit geçirdiğini bilmiyorsak, büyük risk altındalar!
Çocuklarda oyun bağımlılığının önlenebilmesi için ekran kullanım süresi farkındalığının çocuklarda geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Onur Noyan, “Çocukların ekran sürelerini izlemek ve belirli sınırlar koymak önemli. Ebeveyn bu sınırları koyup devam ettirdiğinde, çocuk da uyum sağlayacaktır. Ancak ebeveyn biraz esnek davranıyorsa çocuk da bu sınırların aşıldığını bilip ona göre davranacaktır.” uyarısında bulundu.
Çocukların oynadığı oyunların içeriklerine hakim olunması gerektiğine de vurgu yapan Prof. Dr. Onur Noyan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Eğer çocukların ne oynadığını, onlara ne mesaj geldiğini ne gibi davranışlara maruz kaldığını bilmiyorsak çocuklar gerçekten çok büyük risk altındadır diyebiliriz. Bu konuda mutlaka ve mutlaka ailelerin bildiği oyunları oynamalarına izin vermek gerekir. Ebeveyn içerik denetim programlarını kullanmak da çok önemli. Çünkü çocuklar, ailelerinin gözetimi dışında riskli alanlara girebilir. Bu ihtimali de göz önünde bulundurarak çocuğun yaş grubuna göre denetim programları seçilmeli ve takip edilmeli. Çocukların VPN ya da başka uygulamalarla oyunlara girmelerine izin verilmemeli.”
“Bir oyunun yasaklanması bağımlılığı azaltmayacak”
Bir oyunun yasaklanmasının ebeveynleri sorunlardan kurtarmadığının altını çizen Prof. Dr. Onur Noyan, “Bu risk hep devam edecek. Bizim yapmamız gereken şey hem ebeveynlere hem çocuklara dijital medya okur yazarlığı verebilmek. Bazı oyunlar sadece oyun değil, içerisinde çok fazla riskli davranış barındırıyor. Çocuklara karşı zorbalık, mobing, isim takmalar, kötü davranışlar, cinsel içerikli yazılar, resimler, mesajlar ya da şiddet içeren davranışlara özendiren oyunlar içerebiliyorlar. Bir oyun kapatılsa ya da erişimi engellense bile arkasından benzer içerikli oyunlar gelebilir. Yani bir oyunun yasaklanması bağımlılığı azaltmayacak.” dedi.
Oyunların yasaklanmasının çocukların ve ailelerin farkındalığının artmasını ve toplumun daha dikkatli olmasını sağlayabileceğini dile getiren Prof. Dr. Onur Noyan, önemli olanın ebeveynlerin, çocuklarının neyle ilgilendiğinden, neyle oynadığından haberdar olmaları için çocuklarıyla biraz daha yakın ilişki kurmaları olduğunu söyledi.
“Dijitalleşmeyi belirli miktarda, belirli sürelerle hayatımıza sokmalıyız”
“Çocukların, bir nevi hipnoza sebep olan dijital mecralardan uzak kalmalarını sağlamak ebeveynlerin görevi olarak duruyor.” diyen Prof. Dr. Onur Noyan, “Dijitalleşmenin olumsuz etkileri de var faydaları da var. O zaman bizim ebeveynler olarak yapmamız gereken, dijitalleşmeyi belirli miktarda ve belirli sürelerle hayatımıza, çocukların hayatına sokmak.” dedi.
Çocukların dijital mecra dışında da hayatlarının olmasına olanak tanınması ve fırsat verilmesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Onur Noyan, şöyle devam etti:
“Çocuklarla sürekli ebeveynlerin oynaması çok mümkün olmayabilir. Çocukların dışarıda oyun oynayacak alanlarının olması, belirli bir spor alanına kanalize edilip bu alanda kendilerini geliştirmelerinin sağlanması önemli. Ancak çocukları birden fazla spora, birden fazla ilgi alanı ve hobiye yöneltmek de doğru bir yaklaşım değil. Çocukların ilgi ve yeteneklerine göre, uygun alanları bulup çocukları bu alanlara yöneltmek ve bir alanda başarılı olmalarını sağlamak, çocukları dijital mecralardan biraz daha uzak tutacaktır. Eğer biz çocuğu bölük pörçük her alana götürüp bir alanda gelişmelerini sağlayamazsak, çocuğun kendini ifade edeceği ve kendini başarılı hissedeceği bir alan olmayacaktır. Bu nedenle en kolay yoldan başarılı olduğu bir oyun oynamayı ve burada yükselmeyi tercih edecektir.
Çocukla kurduğumuz ilişki de çok önemli. Çocuklarımızla aynı masada oturmak, yemek yemek, birlikte sohbet etmek, ne olursa olsun ekranları kapatıp sofrada iletişim içerisinde olmayı sağlamak çok kıymetli.”
Bazı psikiyatrik sorunların temelinde oyun bağımlılığı olabiliyor!
Prof. Dr. Onur Noyan, oyun bağımlılığı yaşayan çocukların sıkça depresyon, kaygı bozukluğu, okul başarısında düşüş, öfke ve davranış problemleri yaşadıklarını belirterek, bu durumların genellikle uzun oyun süreleriyle ilişkili olduğunu gözlemlediklerini ifade etti.
Bu noktada aile ile plan yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Onur Noyan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Öncelikli olarak oyunu ve oyunla bağlantılı olan diğer davranışları çocuğun hayatından çıkartıyoruz. Sonrasında eşlik eden diğer psikiyatrik sorunları netleştirerek tanıya uygun ilaç tedavisi ve mutlaka bir psikoterapi süreci planlıyoruz. Psikoterapi sürecinde kişinin neden oyun oynadığı, oyunda yaşadığı duygular, oyun oynamadığında ortaya çıkacak duygularla nasıl baş edeceği konularında tedavi uyguluyoruz.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bazı psikiyatrik sorunların temelinde oyun bağımlılığı olabiliyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>