?> ?> olay arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Thu, 27 Feb 2025 10:00:14 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png olay arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Prof. Dr. Vefa Kurban, “Her iki olay Azerbaycan’ın bağımsızlık isteğini güçlendirmiştir” https://kocaelibasin.com.tr/prof-dr-vefa-kurban-her-iki-olay-azerbaycanin-bagimsizlik-istegini-guclendirmistir/ Thu, 27 Feb 2025 10:00:10 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/prof-dr-vefa-kurban-her-iki-olay-azerbaycanin-bagimsizlik-istegini-guclendirmistir/ Kanlı Yanvar ve Hocalı, Azerbaycan tarihinde bıraktığı acılar ile hatırlanmaya devam ediyor.

Prof. Dr. Vefa Kurban, “Her iki olay Azerbaycan’ın bağımsızlık isteğini güçlendirmiştir” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kanlı Yanvar ve Hocalı, Azerbaycan tarihinde bıraktığı acılar ile hatırlanmaya devam ediyor. Her 20 Ocak ve 26 Şubat’ta Azerbaycan ve Türk Dünyası yaşanan olayları ve kaybolan canları anıyor. Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Türk Dünyası Sosyal, Ekonomik ve Siyasal İlişkiler Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Vefa Kurban, ‘Kanlı Ocak’ ve ‘Hocalı Katliamı’ ile ilgili konuştu.

‘Hocalı Katliamı’ ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. Kurban, “26 Şubat 1992’de yaşanan bu trajedi, Azerbaycan tarihinin en acı olaylarından biri olarak hafızalara kazınmıştır. Hocalı soykırımı, 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinde, Hocalı Kasabası’nda Ermeni güçleri ve Rus 366. Motorize Alayı tarafından gerçekleştirilen büyük bir insanlık suçudur, bir soykırımdır. Hocalı, stratejik bir konumdaydı. Kasaba, Karabağ’daki tek havaalanına sahip olması nedeniyle Ermeniler için büyük bir öneme sahipti. Ermenistan’a bağlı kuvvetler, 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gece, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bölgede kalan 366. Motorize Piyade Alayı’nın doğrudan desteğiyle Hocalı’ya ağır silahlarla saldırı düzenledi” dedi.

Soykırıma uğrayan ve katledilen sivillerin işkenceye maruz kaldığını ifade eden Prof. Dr. Kurban, “Ermeni güçleri ve Rus 366. Motorize Alayı, kadın, çocuk ve yaşlı demeden 613 Azerbaycanlı sivili katletmiştir. Bunların 106’sı kadın, 63’ü çocuk ve 70’i yaşlıydı. Olay sırasında 487 kişi ağır yaralandı. 1275 kişi esir alındı ve büyük çoğunluğu işkence gördü, 150’den fazla kişi kayboldu ve akıbetleri hâlâ bilinmemektedir. Cesetler üzerinde yapılan incelemeler, kurbanların işkenceye maruz kaldığını, bazı sivillerin kafataslarının parçalandığını, gözlerinin oyulduğunu ve vücutlarının yakıldığını ortaya koymuştur. Binlerce insanın evleri yakılmış, hayatta kalanlar ise ağır kış koşullarında dağlara kaçmak zorunda bırakılmıştır. Bu trajedi, Azerbaycan halkının hafızasında silinmez bir iz bırakmıştır” diye konuştu.

“Ulusal kimliğin ve bağımsızlık mücadelesinin sembolüdür”

‘Kanlı Pazar’ olarak bilinen 20 Ocak 1990’da yaşanan olay ile ilgili de konuşan  Prof. Dr. Kurban “20 Ocak 1990’da yaşanan Kanlı Yanvar (Kanlı Ocak) olayının etkileri hâlâ tazeliğini koruyor. 20 Ocak 1990, Azerbaycan halkı için ulusal kimliğin ve bağımsızlık mücadelesinin sembolü hâline gelen bir tarihtir. Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde, Azerbaycan’da bağımsızlık talepleri güçlenmiş ve halk meydanlara inerek özgürlük talep etmiştir. Ancak Sovyet yönetimi, bu hareketi bastırmak için Bakü’ye tanklarla girmiş ve 147 sivil hayatını kaybetmiştir. O gece, Azerbaycan halkının bağımsızlık iradesine karşı vahşice bir saldırı gerçekleştirilmiştir. Fakat bu katliam, Azerbaycan halkının özgürlük isteğini engellemek yerine daha da güçlendirmiştir” diye belirtti.

“Failler cezasız kaldı”

Yaşanan her iki olayın Sovyetler Birliği’nin çöküş sürecinde yaşandığına ve Azerbaycan’ın maruz kaldığı büyük saldırılar olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kurban “ 20 Ocak 1990’da Bakü’de gerçekleştirilen katliam, Sovyetler Birliği’nin Azerbaycan’daki bağımsızlık hareketini bastırma girişimi olarak tarihe geçmiştir. Hocalı Soykırımı ise, Rus destekli Ermeni güçlerinin Azerbaycan topraklarını ele geçirme sürecinde gerçekleştirdiği en kanlı saldırıdır. Hocalı’da yaşananlar, uluslararası kamuoyunun gözleri önünde cereyan eden bir insanlık suçu olmasına rağmen yeterince güçlü bir şekilde kınanmamış ve failler cezasız kalmıştır. Hocalı’da gerçekleşen soykırım, uluslararası kamuoyunun gözü önünde yaşanan bir insanlık suçu olmasına rağmen, olayın failleri cezasız kalmış ve yeterli diplomatik baskı uygulanmamıştır” diye aktardı.

Soykırımın tanımını yapan Prof. Dr. Kurban, “Soykırım, 1948 Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ne göre belirli bir grup insanın tamamen veya kısmen yok edilmesi amacıyla yapılan sistematik eylemler olarak tanımlanır. Bu eylemler arasında öldürme, ağır fiziki ve psikolojik zarar verme, yaşam koşullarını yok etmeye yönelik uygulamalar gibi unsurlar bulunur. Dolayısıyla, Hocalı’da yaşananlar da bir soykırımdır.  Azerbaycan devleti de bu olayın bir soykırım olduğunun uluslararası platformlarda kabul edilmesi için diplomatik çabalarını sürdürmektedir. Bu olay, sadece Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki bir mesele değil, aynı zamanda uluslararası hukukun ve insan haklarının da bir meselesidir” dedi.

“Olaylar kamuoyuna doğru ve eksiksiz biçimde aktarılmalı”

Prof. Dr. Kurban, “Bugün Azerbaycan halkı için bu iki olay, yalnızca geçmişin bir hatırası değil, aynı zamanda ulusal birlik ve dayanışmanın güçlenmesine vesile olan tarihi dönüm noktalarıdır. 20 Ocak, bağımsızlık uğruna verilen mücadelenin ve direnişin sembolü olarak görülmektedir. Hocalı Soykırımı ise, adaletin hâlâ sağlanmadığı bir insanlık suçu olarak hafızalarda yerini korumaktadır. Azerbaycan halkı, her yıl 20 Ocak ve 26 Şubat’ta şehitlerini anarken, bu tür trajedilerin bir daha yaşanmaması için uluslararası kamuoyunu adaletin sağlanması yönünde harekete geçmeye çağırmaktadır. Tarihî olayların çarpıtılmasına yönelik girişimlere karşı bilimsel ve akademik, siyasi ve diplomatik platformlarda Azerbaycan’ın haklı davasının savunulması büyük önem taşımaktadır. Tarihsel gerçeklerin tahrif edilmesi, bölgesel barış ve istikrarın önündeki en büyük engellerden biridir. Bu nedenle, Hocalı Soykırımı ve 20 Ocak olaylarının uluslararası kamuoyuna doğru ve eksiksiz bir biçimde aktarılması, adaletin sağlanması adına temel bir gerekliliktir” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Prof. Dr. Vefa Kurban, “Her iki olay Azerbaycan’ın bağımsızlık isteğini güçlendirmiştir” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Arabesk müzik türü değil, kitlesel bir olay! https://kocaelibasin.com.tr/arabesk-muzik-turu-degil-kitlesel-bir-olay/ Wed, 08 Jan 2025 10:50:07 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/arabesk-muzik-turu-degil-kitlesel-bir-olay/ Ferdi Tayfur’u halkın sahiplendiğini ve hiç vazgeçmediğini de anlatan Prof.

Arabesk müzik türü değil, kitlesel bir olay! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Ferdi Tayfur’u halkın sahiplendiğini ve hiç vazgeçmediğini de anlatan Prof. Dr. Nazife Güngör, “Çünkü O hep onlarla kalmayı başardı. Ne yaşam tarzını ne de müzik formunu hiç değiştirmedi, değiştirmeye de çalışmadı.

Dolayısıyla da kitlelerin sevgisini hiç yitirmedi.” dedi. Arabeskin, bir müzik türü olmaktan çok kitlesel bir olay olduğunu kaydeden Güngör, “Bir kitle kültürü ya da bugünkü adıyla bir popüler kültürel türdür. Orada müzik sanatının incelikleri, notalar, enstrümanlar, söyleniş tarzı çok da önemli değil, önemli olan şey sanatçının kim olduğu, hangi yaşam koşullarından geldiği, nasıl yaşadığı ve ne söylediğidir.” dedi.

 

Üsküdar Üniversitesi Rektörü, İletişim Bilimci Prof. Dr. Nazife Güngör, Arabesk müziğin en önemli isimlerinden Ferdi Tayfur’un ölümünün ardından arabesk konusunu değerlendirdi.

Halk kendinden bilirse daha çok sahipleniyor

Aynı zamanda 1993 yılında ‘Arabesk’ isimli bir kitabı da kaleme alan Prof. Dr. Güngör, arabesk müziğin en önemli isimlerinden Ferdi Tayfur’un 1970’li yılların arabeskine damgasını vurmuş bir isim olduğunu söyledi. Güngör, “Melankolik şarkı sözleri, hüzün dolu nağmeleriyle halkın gönlünde taht kurmuş bir sanatçı. Halkın sevgisini kazanmasının tek nedeni şarkılar değil elbet. Halk kendinden bilirse daha çok sahiplenir. Ferdi Tayfur’u halk kendinden bildi. Yaşam tarzıyla, yaşam mücadelesiyle O halktan biriydi, dolayısıyla da halkın sesi olabilmişti. 1960’ların ve 70’lerin toplumsal değişim sürecinin müzikteki yansımasıydı Ferdi Tayfur. Kırdan kente göçün neden olduğu bunalım sürecine ses vermişti. Yerinden edilmişliğin, ancak yer edinememişliğin umutsuzluğuna belki de bir nebze umut olmuştu şarkılarıyla. Kentte henüz kabul göremeyen yeni kentlinin kenardaki yolculuğuna yoldaş, duygudaş olmuştu belki de yanık sesiyle.” dedi.

Arada kalmışlığın sesiydi arabesk…

1970’ler Türkiye’sinin bir yandan kırdan kente göçe hazırlıksız yakalanmış olduğunu, dolayısıyla da işsizlik, yoksulluk ve yersizliğin toplumda büyük bir kaosa neden olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nazife Güngör, şöyle devam etti:

“İstanbul başta olmak üzere büyük kentlerin çevresini gecekondular sarmıştı. İnsanlar kendi olanaklarıyla inşa ettikleri derme çatma evlerde, alt yapıdan, elektrik, su, ulaşım olanaklarından yoksun biçimde yaşama tutunmaya, yeni yaşamlarına uyum sağlamaya çalışıyorlardı. Kırdan kopmuşlardı, ancak kentli de olamamışlardı. İşte bu arada kalmışlığın sesi olmuştu arabesk şarkıların hüzün dolu sözleri. Müzik değildi mesele, müzikte dile gelen sözlerdi, bazen umut veren, bazen de umutsuzluğu ören şarkı sözleri. Huzurum kalmadı, batan güneş, yuvasız kuşlar, yaktı beni, bırak şu gurbeti, yüreğimde yara var…”

Halkın sesi olabilmişti Ferdi Tayfur…

Sanatçının yaşam tarzının da önemli olduğunu ve Ferdi Tayfur’un tam da burada hayran kitlesiyle bütünleştiğini dile getiren Prof. Dr. Nazife Güngör, şunları söyledi:

“Gecekondulular sevmişti Ferdi’yi. Onu kendilerinden biri gibi görüyorlardı çünkü. O da zaten şarkılarına kendi yaşam mücadelesini yansıtıyordu. Dinleyicisiyle empati kurmak, onları anlamak, onlara ulaşabilmek hiç zor değildi Ferdi için. O da kırdan, yoksulluktan çıkıp gelmişti İstanbul’a, tutunmaya çalışıyordu yaşama, kendisini kabul ettirmeye, uyumlanmaya. Zordu, hem de çok zordu. Ama gayret ederek, umudu besleyerek olacaktı. Olmalıydı. Kendi yaşam mücadelesi, acıları, umutsuzluktan umuda kıvranışları şarkılarında dile gelmişti. Dolayısıyla da halkın sesi olabilmişti Ferdi Tayfur.   Plakları kapış kapış, konserlerine yüzbinler katılıyordu. Kimisi için Ferdi Abi, kimisi için Ferdi Baba olmuştu. Arabeskin de kralı ilan edilmişti.”

Arabeskin böylesine ilgi görmesinin nedeni neydi?

Bir taraftan da bu yeni müzik formuna ilişkin tartışmalar başladığını hatırlatan Prof. Dr. Nazife Güngör, “En iyi müzik okullarında eğitim alanlar, müziğin en kalitelisini yapanlar kitlelerden o kadar da ilgi görmezken bu yeni tarzın böylesine ilgi görmesinin nedeni neydi acaba? Müzisyenler, müzik araştırmacıları, sosyologlar, sosyal psikologlar işin aslını öğrenmek için harekete geçmişlerdi. Pek çok çalışma yapıldı, yazılıp çizildi. Kitleleri bu denli etkileyen neydi acaba? Bu dünyadan ve de bu toplumdan nice müzisyen gelip geçmişti. Türküler, halk deyişleri, klasik müzik, sanat müziği vs. Ama ilk kez bir müzik formu kitlesel düzeyde ilgi görüyordu. Ferdi Baba, Orhan Baba, Müslim Baba vs. Halk sevdi bu sanatçıları. Yaptıkları müziğin sanat değerini tartışmak çok da önemli değil bence. Oraları çoktan geçtik. Kitleleri bir biçimde yakaladılar ve kendilerine bağladılar. Bunu boş ya da anlamsız bir olay olarak değerlendirmek de doğru olmaz. Demek ki kitlelerin duygu dünyasına girebildiler. Ama duygu dünyasına girebilmek, kitlelerle bütünleşebilmek için aslında aynı yaşam deneyimlerine sahip olmak da çok önemli. İşte Ferdi Tayfur’un, Orhan Gencebay’ın, Müslüm Gürses’in kitlelerce sahiplenilmesinin belki de en temel nedeni bu.” şeklinde konuştu.

Kitleler değişim istemezler…

Ferdi Tayfur’u halkın sahiplendiğini ve hiç vazgeçmediğini de anlatan Prof. Dr. Nazife Güngör, “Çünkü O hep onlarla kalmayı başardı. Ne yaşam tarzını ne de müzik formunu hiç değiştirmedi, değiştirmeye de çalışmadı. Dolayısıyla da kitlelerin sevgisini hiç yitirmedi. Kitleler değişim istemezler. Uyum sağlamaları zordur çünkü. Kendilerine benzeyene koşarlar o nedenle de. Arabesk sanatçılarının bunca ilgi görmelerinin en temel nedenlerinden biri bu bence.” dedi.

Arabesk bir müzik türü değil…

Arabeskin, bir müzik türü olmaktan çok kitlesel bir olay olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nazife Güngör, “Bir kitle kültürü ya da bugünkü adıyla bir popüler kültürel türdür. Orada müzik sanatının incelikleri, notalar, enstrümanlar, söyleniş tarzı çok da önemli değil, önemli olan şey sanatçının kim olduğu, hangi yaşam koşullarından geldiği, nasıl yaşadığı ve ne söylediğidir. İşte Ferdi Tayfur’u Ferdi Tayfur yapan tam da budur. Bir diğer nokta ise kitlesel olanın aynı zamanda politik ve ideolojik de olabilmesidir. Arabesk müziğin ve sanatçılarının kitlesel düzeyde beğeni kazanmalarının önemli bir nedeni de budur. Halkın ilgisini çeken, kitleler tarafından sahiplenilen sanatçılar veya sanat olayları çoğu zaman popüler siyasetin aygıtı haline getirilebilmekte, ideolojik bir değer yüklenebilmektedirler. Türkiye’de özellikle de 1980’lerin başından itibaren arabesk olayının popüler siyasetin aracı haline geldiğini görüyoruz. Bu nedenle de arabesk müzik sanatçıları çoğu zaman politik olarak da konumlandırılmışlardır.” diye konuştu.

Arabesk Türkiye’de kendi tarzını buldu…

Kitlesel düzeyde popülerlik kazanan sanatçıların çoğunun bir biçimde politik olarak konumlandırıldığı, ideolojik olarak anlamlandırıldığının da söylenebileceğini ifade eden Prof. Dr. Nazife Güngör, “Ancak zamanla arabesk müziğin de en azından Türkiye’de kendi tarzını bulduğu ve kendisine özgü bir müzikal form olarak müzik sanatı içindeki yerini aldığını görüyoruz. Bunun için zorlu bir mücadele süreci gerekiyordu. Arabesk müzik sanatçılarının belki de en zorlu mücadeleleri bu yönde oldu. Yasaklamalar, kısıtlamalar, ama son kertede kendi dinleyici kitlesi olan bir müziğin yaşam hakkının olduğu da kabul edildi. İşte Ferdi Tayfur da bu yöndeki mücadelenin öncü isimlerinden biri olarak Türkiye’nin popüler müziği olan arabeskin gelişmesine, yerleşmesine büyük emek verdi. Halkın sesi oldu. Halkın sevgisini kazandı, kitlelerin beğenisini topladı. Emekler boşa gitmedi, kitlelerin sevgisi, bağlılığı devam etti. Nitekim son yolculuğuna da gözyaşları, şarkılar ve alkışlarla uğurlandı.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Arabesk müzik türü değil, kitlesel bir olay! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kaspersky, 2024’te Yönetilen Güvenlik Hizmetleri ve Olay Müdahalesi Alanında Teknoloji Lideri Seçildi https://kocaelibasin.com.tr/kaspersky-2024te-yonetilen-guvenlik-hizmetleri-ve-olay-mudahalesi-alaninda-teknoloji-lideri-secildi/ Wed, 08 Jan 2025 10:40:41 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/kaspersky-2024te-yonetilen-guvenlik-hizmetleri-ve-olay-mudahalesi-alaninda-teknoloji-lideri-secildi/ Kaspersky, yönetilen güvenlik hizmetleri, dijital adli tıp ve olay müdahalesi için Quadrant Knowledge Solutions SPARK Matrix™'te 2024'ün teknoloji liderleri arasında yer alarak, teknoloji mükemmelliği ve müşteri etkisi parametrelerinde yüksek puanlar kazandı.

Kaspersky, 2024’te Yönetilen Güvenlik Hizmetleri ve Olay Müdahalesi Alanında Teknoloji Lideri Seçildi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kaspersky, yönetilen güvenlik hizmetleri, dijital adli tıp ve olay müdahalesi için Quadrant Knowledge Solutions SPARK Matrix™’te 2024’ün teknoloji liderleri arasında yer alarak, teknoloji mükemmelliği ve müşteri etkisi parametrelerinde yüksek puanlar kazandı.

 

GrandView Research, Küresel Yönetilen Güvenlik Hizmetleri pazarının 2022’den 2030’a kadar %15,4’lük bir yıllık bileşik büyüme oranı (CAGR) kaydetmesinin beklendiğini öngörüyor. Bu büyüme, sürekli gelişen siber tehdit ortamının ve InfoSec profesyonellerinin eksikliğinin bir sonucu olarak öne çıkıyor. Bu zorlu ortamda, şirketler tüm telemetriyi izlemek ve siber güvenlik çözümlerini sınırlı iç kaynaklar ve uzmanlıkla yönetmek için mücadele ediyor ve bu işlevler dış kaynak kullanımına doğru artan bir eğilim gösteriyor.

 

Quadrant Knowledge Solutions SPARK Matrix™, küresel siber güvenlik pazar dinamikleri, ana eğilimler, satıcı ortamı ve rekabetçi konumlandırma hakkında ayrıntılı bir analiz sunarak işletmelere satıcılar ve yetenekleri hakkında stratejik bilgiler sağlıyor.

 

Araştırmacılar bu yıl Kaspersky Managed Security Services’i güvenlik izleme, tehdit yönetimi ve olay işleme alanlarındaki kapsamlı yetenekleri nedeniyle ödüllendirdi. Ayrıca, bu hizmetlerin operasyonel verimliliği artırma ve farklı BT ortamlarında tutarlı koruma sağlama becerisi de takdir edildi. Araştırmacılar bunun yanında Kaspersky Olay Müdahalesi’ni tüm olay inceleme döngüsünü kapsama ve herhangi bir kuruluşa yönelik tehditleri ortadan kaldırma konusundaki üstün yetenekleri nedeniyle takdir etti.

 

 

 

Kaspersky İşletme Uzmanlığı Merkezi Başkan Yardımcısı Veniamin Levtsov, şunları söyledi: “Yönetilen Güvenlik Hizmetlerimiz ve Olay Müdahalemizin Quadrant Knowledge Solutions tarafından takdir edilmesinden dolayı minnettarız. Hizmetlerimizin siber saldırıları tahmin etmek, önlemek, tespit etmek ve bunlara yanıt vermek için gereken güçlü yeteneklere sahip olduğunu bağımsız olarak doğrulamak, böylece işletmelerin tüm kaynaklarını kapsamlı bir şekilde korumasını sağlamak için bu gibi kapsamlı değerlendirmelere katılıyoruz.”

 

QKS Group Analisti Sanjay Kumar da şunları ekledi: “Kaspersky uç nokta koruması, hibrit bulut güvenliği ve entegre tehdit algılama gibi temel alanlara yayılan Olay Müdahale ve Yönetilen Güvenlik Hizmetlerinde güçlü bir konum sergiliyor. Kaspersky’nin portföyü, proaktif tehdit izleme, Tehdit Zekası odaklı içgörüler, SOC optimizasyonu ve olaylara hazırlık hizmetleri gibi özelliklerle daha da güçleniyor. Bu teklifler, giderek karmaşıklaşan BT ortamlarında tutarlı koruma ve operasyonel verimlilik için kurumsal ihtiyaçlarla uyumludur. Kaspersky’nin yüksek hizmet mükemmelliği ve müşteri etkisi seviyelerini korurken çeşitli güvenlik zorluklarını ele alma yeteneği, şirketi SPARK Matrix™’te lider olarak konumlandırdı.”

 

Kaspersky Incident Response ve Kaspersky Managed Detection and Response hakkında daha fazla bilgi edinmek için web sitelerini ziyaret edebilirsiniz.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kaspersky, 2024’te Yönetilen Güvenlik Hizmetleri ve Olay Müdahalesi Alanında Teknoloji Lideri Seçildi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kocaeli’de hayrete düşüren olay: 8 ebabil kuşu telef oldu https://kocaelibasin.com.tr/kocaelide-hayrete-dusuren-olay-8-ebabil-kusu-telef-oldu/ Wed, 03 May 2023 16:50:03 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/kocaelide-hayrete-dusuren-olay-8-ebabil-kusu-telef-oldu/ Kocaeli‘nin İzmit ilçesinde bir sitenin önünde 8 ebabil kuşu telef olmuş halde bulundu. Site sakinleri ise kuşların seslerinden rahatsız olan kişi veya kişiler tarafından zehirlendiğini iddia etti. Olay, Şirintepe Mahallesi Kazım Karabekir Caddesi’nde bulunan bir sitede meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, site sakinlerinden Şebnem Özden, sitenin ön kısmına gittiğinde 7’i ebabil kuşunun yerde, 1’inin ise […]

Kocaeli’de hayrete düşüren olay: 8 ebabil kuşu telef oldu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kocaeli‘nin İzmit ilçesinde bir sitenin önünde 8 ebabil kuşu telef olmuş halde bulundu. Site sakinleri ise kuşların seslerinden rahatsız olan kişi veya kişiler tarafından zehirlendiğini iddia etti.

Olay, Şirintepe Mahallesi Kazım Karabekir Caddesi’nde bulunan bir sitede meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, site sakinlerinden Şebnem Özden, sitenin ön kısmına gittiğinde 7’i ebabil kuşunun yerde, 1’inin ise 5 katlı binanın 4. katındaki brandada hareketsiz şekilde yattığını gördü. Kuşların telef olduğunu anlayan Özden, gördüğü manzara karşısında dehşete düştü. Her yıl belli dönemlerde site etrafında konaklayan kuşların seslerinden rahatsız olan site sakinleri tarafından zehirlendiği iddia edildi.

“Birçok kuşun ölmesi bize şüpheli”

Site sakinlerinden Şebnem Özden, “Şaşırdık. Kuşlar her tarafta yayılmış, 1’i hadi hastalıktan öldü fakat birçok kuşun ölmesi şüpheli geldi bize. Daha önce böyle bir şey yaşamadık. Her sene mevsimi geldiğinde bu kuşlar göç ediyorlar, buraya geliyorlar, konuşlanıyorlar. Hayatlarını sürdürüp tekrardan göç edip gidiyorlar. Tabii ki çevreden rahatsız olan insanlar var ama doğanın kanunu bu. Köpekte havlayacak, kedi de miyavlayacak, kuş da ötecek. Bunlara hepimiz katlanmak zorundayız. Benim tahminimce bunlar zehirlendiler. Uçarken oldukları yere yığılıp düştüler. Polise haber verdik ilgileneceklerini düşünüyorum, bekliyoruz. Vahşet, katliam diyorum. İnsanlığımdan utanıyorum yazıklar olsun” dedi. – KOCAELİ

Kaynak: İhlas Haber Ajansı / 3. Sayfa

Kazım Karabekir Kocaeli 3. Sayfa Haberler

Kocaeli’de hayrete düşüren olay: 8 ebabil kuşu telef oldu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>