?>
?>
Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk Ergen Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, yaşanan olumsuz olayların ardından özellikle ölüm haberinin çocuklara nasıl verilmesi gerektiği hakkında açıklamalarda bulundu.
Çocuklar karmaşık duygular yaşayabilir!
Çocuklara vefat haberi verirken, duygu ve gelişim seviyelerini göz önünde bulundurmanın çok önemli olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Bu konuşma hassasiyet ve dikkat gerektirir. Çocuğun yaşına göre basit ve anlaşılır bir dil seçmeli. Küçük yaşlardaki çocuklar ‘ölüm’ gibi soyut kavramları anlamakta zorlanabilirler. Bu nedenle somut ifadeler tercih edilmeli.” dedi.
Çocukların ölüm gibi büyük bir kaybı yaşarken karmaşık duygular hissedebileceklerine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Onlara bu duyguları yaşamanın normal olduğunu ve her türlü hislerinin kabul edildiğini anlatmak önemli.” uyarısını yaptı.
‘Uyuyor’ veya ‘gitti’ gibi ifadeler yerine, ‘ölüm’ kavramı anlatılmalı…
Çocukları kandırmanın veya belirsiz ifadeler kullanmanın kafa karışıklığına yol açabileceğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “‘Öldü’ ifadesi, doğru ve basit bir açıklamadır. ‘Uyuyor’ veya ‘gitti’ gibi ifadeler kafa karıştırıcı olabilir.” dedi.
Çocukların genellikle ölümle ilgili sorular sorduklarını hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sorulara sabırla, yaşlarına uygun şekilde ve dürüstçe cevap vermek gerekir. Vefat haberi verildikten sonra çocukların hayatlarında bir denge kurmalarına yardımcı olunmalı. Okula gitmek veya arkadaşlarıyla oynamak gibi normal aktivitelerine devam etmeleri, onları rahatlatabilir.”
Çocuklar karşısında kendi duygularınızı gizlemeyin…
Çocukların, kayıp karşısında farklı şekillerde tepki verebileceklerinin altını çizen Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Onlara üzüntülerini ifade edebilecekleri bir ortam sunmak ve yanlarında olmak önemli.” dedi.
Ebeveynlerin ya da bakım verenlerin kendi duygularını da gizlememeleri gerektiğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:
“Duygusal tepkilerinizi paylaşabilirsiniz. Bu, çocuğa duygusal ifadenin doğal olduğunu gösterir. Ancak bu duyguların çocuğu fazla etkilememesi için dikkatli olunmalı.
Çocukların kayıp sonrası süreçte nasıl davranacakları ve ne hissedecekleri zamanla değişebilir. Sabırlı olmak ve onları dinlemek bu süreçte çok yardımcı olacaktır.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Çocuklara ‘ölüm’ kavramı açıklanmalı… yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. T. Gül Şendil, ölüm ve yas kavramları hakkında çocuklara nasl yaklaşılması gerektiğine ilişkin değerlendirmede bulundu.
Çocukların ölüm kavramını, gelişim düzeylerine ve yaşlarına göre farklı şekillerde algıladığını belirten Şendil, “Böyle bir durumla karşılaştıklarında ebeveynlerin çocuklarına yaklaşım biçimleri, çocuklarının ölüme dair duygularını anlamalarını ve bu duyguları sağlıklı bir şekilde yaşamalarını sağlar” dedi.
Açıklama çocuğun yaş ve gelişim seviyesine uygun olmalı
“Çocukların ölümle ilgili duygu ve düşüncelerini ifade etmeleri yetişkinlerden farklıdır” diyen Şendil, “Sabırlı, açık ve sevgi dolu bir yaklaşımla onları desteklemek, bu zorlu süreci daha sağlıklı bir şekilde atlatmalarını sağlar. Öncelikle ölüm hakkında çocuklara yapılacak açıklamalar, onların yaş ve gelişim seviyesine göre farklılaşabilir dolayısıyla yapılacak her türlü açıklamanın buna uygun olması hatırlanmalıdır” dedi.
Dürüstçe yanıt verilmeli
Hangi yaş ve gelişim seviyesi olursa olsun ebeveynlerin çocuklarına yalan söylememesinin önemli olduğunu kaydeden Şendil, “Çocuklar ölümle ilgili birçok soru sorabilir. Ebeveynlerin sabırlı olması ve çocuklarının sorularına dürüstçe yanıt vermesi, gerçekleri onlarla sevgi dolu bir şekilde paylaşmaları çok önemlidir. Cevabını bilmedikleri sorularla karşılaştıklarında ise ‘bu konuda emin olmadıklarını ama birlikte düşünebileceklerini’ söyleyebilirler” diye konuştu.
Dolaylı ifadeler kafalarını karıştırır
5 yaşına kadar olan dönemdeki çocuklara somut ve basit açıklama yapılması gerektiğini söyleyen Şendil, “Yaklaşık 5 yaşına kadar çocuklar, ölüm kavramının kalıcı olduğunu anlamakta zorlanırlar. Onlara kaybedilen kişi hakkında somut ve basit ifadelerle açıklama yapılabilir. Örneğin ‘Deden öldü, o artık bizimle olamayacak…’ gibi. Dolaylı ifadeler veya yanıltıcı açıklamalar yapmak onların kafalarını karıştırır. Özellikle de bu yaş çocuklarına ‘Uyudu’ ya da ‘Başka bir yere gitti’ gibi yapılan yanlış açıklamalar onlarda uyku sorunlarına ya da yakınlarından hiç uzak duramama gibi bağımlılık sorunlarına yol açabilir” uyarısında bulundu.
Açık ve dürüst bir şekilde nedenleri ile açıklanmalı
6 ile 9 yaşları arasında olan çocukların ölümün kalıcı ve geri döndürülemeyen bir süreç olduğunu anlamaya başladığını kaydeden Şendil, “Muhtemelen ölüm kavramını daha ziyade yaşlılıkla ilişkilendirirler. Kayıp, bir yaşlı yakın ise ona açık ve dürüst bir şekilde bu kaybı açıklamak ve ölümün doğal bir süreç olduğunu söylemek gerekir. Beklenmeyen bir ölüm yaşandığında ise bu durum açık, dürüst bir şekilde ve nedenleri ile açıklanabilir” dedi.
10 yaşından sonra ölümün gerçek olduğunu anlıyorlar
10 yaş ve üstünde olan çocukların ise artık ölümün gerçek ve evrensel olduğunu anladığını ifade eden Şendil, “Ölüm kavramı ve sonuçları hakkında daha derin anlamlar üzerine düşünebilirler. Kaybın uzun süreli sonuçlarını daha iyi öngörebilirler. Bu yaşlardaki çocuklarla daha ayrıntılı ve duygusal yönleri içeren konuşmalar yapılabilir” dedi.
Duyguların ihmal edilmemesi de önemli
“Çocuklara yapılacak açıklamalar önemlidir ancak duyguların ihmal edilmemesi de bir o kadar önemlidir” diyen Şendil, “Yaşanan kayıp, kişilerde derin üzüntüye yol açacağı için ebeveynlerin bu duyguları ne kendileri ne de çocukları için yadsımamaları gerekir. Çocuklar kayıplar karşısında korku, üzüntü, suçluluk, öfke gibi karmaşık duygular yaşayabilir. Bu duyguların doğal olduğu, ebeveynin kendisinin de bu duyguları yaşadığı ve herkesin farklı şekillerde yas tuttuğu anlatılabilir” diye konuştu.
Çocukların ebeveynlerinin duygularını gözlemleyerek kendi duygularını nasıl ifade edeceklerini öğrendiklerini belirten Şendil, “Ebeveynlerin üzüntü veya ağlama gibi tepkilerini onlarla paylaşmaları, çocuklara duyguların bastırılmaması gerektiğini öğretir” dedi.
Çocuklar cenaze törenine götürülmeli mi?
Prof. Dr. T. Gül Şendil, 7 yaşından büyük çocukların cenaze, dua veya başka bir anma ritüeline dahil etmenin, kaybı anlamalarına ve vedalaşmalarına yardımcı olabileceğini söyledi. Şendil, “Ritüelleri onlara önceden açıklamak ve gönüllü olup olmadıklarını sormak önemlidir. Ayrıca ölen yakının hatırasına çiçek ya da ağaç dikilmesi, düzenli mezar ziyaretleri, anı kitabı ya da albümü oluşturulması çocukların yasını sağlıklı yaşamalarına yardımcı olabilir” tavsiyesinde bulundu.
Bazı durumlarda çocukların kayıptan sonra yoğun korku, öfke veya üzüntü gibi belirtiler gösterebileceğini ifade eden Şendil, bu tür durumlarda bir çocuk psikoloğu ya da terapistten yardım almanın faydalı olabileceğini söyledi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ölüm kavramı çocuklara nasıl anlatılmalı? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ödemişli Başbakan, ölüm yıl dönümünde memleketinde anıldı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Menemen’de 1930 yılında Cumhuriyet karşıtları tarafından katledilen devrim şehitleri Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay, Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki Bey 23 Aralık Pazartesi günü bir kez daha anılacak. Anma programı saat 10.00’da Yıldıztepe’deki Kubilay Anıtı’nda yapılacak resmi törenle başlayacak. Programa Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay da katılacak.
Kubilay Anıtı’nda resmi tören
Resmi program çelenk sunumu, saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayacak. Türk Silahlı Kuvvetleri adına gerçekleşecek konuşmanın ardından anıt özel defteri imzalanacak. Anı fotoğrafı çekimi ile devam edecek program kapsamında şehitlik de ziyaret edilecek. Resmi programın sona ermesiyle birlikte saat 10.30’da Kubilay Anıtı ve Şehitlik halkın ziyaretine açılacak.
Kubilay için 10 kilometrelik koşu
Ayrıca İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Şehit Asteğmen Kubilay anısına 18’inci kez yol koşusu düzenliyor. 10 kilometrelik “Şehit Asteğmen Kubilay Yol Koşusu” saat 10.00’da Menemen Karaağaç yolu üzerinden başlayacak ve Menemen Cumhuriyet Meydanı’nda sona erecek. Yarış, genç erkek ve genç kadınlarda 2005-2006 doğumlular, büyük erkek ve büyük kadınlarda 2004 ve üzeri doğumlular kategorilerinde düzenlenecek. Kategorilerinde ilk üçe girenlere kupa, ilk ona giren sporculara ise para ödülü verilecek.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Devrim şehidi Kubilay 94. ölüm yıl dönümünde anılacak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Azerbaycan’ın milli lideri Haydar Aliyev’in 21’inci ölüm yıl dönümü için düzenlenen törene katıldı. Anma programında SOCAR şirketi tarafından anma alanında yaptırılan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve Aliyev’in büstleri de açıldı. Saygı duruşu ve iki ülkenin milli marşlarıyla başlayan törene SOCAR Türkiye Rafineri ve Petrokimya İş Birimi Başkanı Kanan Mirzayev, SOCAR CEO’su Elchin Ibadov, SOCAR Yönetim Ofisi Başkanı Hafiz Zeynalov, Azerbaycan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Rashad Mammadov, İzmir Vali Yardımcısı Kamil Köten, Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Azerbaycan’dan gelen konuklar, SOCAR şirketi çalışanları ve vatandaşlar katıldı.
“Türkiye ve Azerbaycan iki kardeş ülke”
İki liderin büstünün yan yana yapılmasından dolayı teşekkür ve tebriklerini ileten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Tugay, “Bugün iki kardeş halkın, Türkiye ve Azerbaycan’ın yüzyıllardır süregelen dayanışması ve ortak gelecek inancını bir kez daha hatırlıyoruz. Türk tarihinin iki unutulmaz ismini anmak, bıraktıkları mirası birlikte yaşatmak için bir araya geldik. Türkiye ve Azerbaycan her zaman kader birliği yapan, aynı sevinçleri paylaşan, aynı acılara ortak olan iki kardeş ülke. Aliyev’in dediği; bir millet iki devlet anlayışıyla birbirimize gülümsedik ve bağrımıza bastık. İzmir olarak Bakü ile neredeyse 40 yıldır kardeş kentiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Azerbaycan’ın sevinci sevincimiz, kederi bizim kederimizdir’ sözüne gösterilen vefa asırlar boyunca unutulmayacaktır” dedi.
Büstler açıldı
SOCAR Türkiye Rafineri ve Petrokimya İş Birimi Başkanı Mirzayev, SOCAR CEO’su Ibadov, SOCAR Yönetim Ofisi Başkanı Zeynalov, Azerbaycan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Mammadov ve İzmir Vali Yardımcısı Köten protokol konuşmaları kapsamında günün anlam ve önemine dikkat çekti. Konuşmacılar, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik ve gönül bağına değindi. Atatürk ve Aliyev’in Türk dünyasının önde gelen liderlerinden olduğu da belirtildi. Konuşmaların ardından büstler açılarak çelenk sunuldu. Anma programı kapsamında açılan fotoğraf sergisi gezildi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Aliyev 21. ölüm yıl dönümünde İzmir’de anıldı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Oyundaki amacınız hapishanedeki son kaçış kapsülüne ulaşmak. Ne var ki enfekte mahkûm ordularının arasından sıyrılıp sizi öldürmek isteyen güvenlik sistemlerinden kaçmaya ve zayıf anınızı kollayan rakip mahkûmları alt etmeye çalışırken bu hiç de kolay olmayacak. Oyuncular bu oyunda birbirinden güçlü yetenekleri olan bir kahraman değil, hayatta kalmaya çalışan, basit bir güvenlik görevlisi rolünde. Yine de ölümcül silahlar, kostümler, geliştirmeler ve çılgın deneylerle dolu bir cephanelikle, güvenlik görevlisinin belki bir şansı olabilir… ya da (bir kez daha) şansını denemek isteyip tekrar hayatından olabilir.
O hâlde daha ne duruyorsunuz? Black Iron Prison’a dalın, hayatta kalmak için mücadele edin ve gelmiş geçmiş en yoğun zindan maceralarından birinde kendinizi sınamaya hazır olun. [REDACTED] ile ilgili her şey için oyunun sosyal medya hesaplarını [X | Instagram | YouTube | Facebook] takip edebilirsiniz.
Son olarak Striking Distance Studios, 15 Kasım’a kadar ÜCRETSİZ [REDACTED] oyun kodları dağıtmak için bir çekiliş düzenliyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Striking Distance Studios Tarafından Geliştirilen [Redacted] Çıktı – Ölüm Kalım Savaşı Başlıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Prof. Dr. Reşat Öngören:
“Sağlık kurumlarında yakınlarının yanında olamadığı durumlarda hiç olmasa bir din görevlisinin hastaya refakat etmesi ve onu dualarla, tevhitlerle uğurlaması güzel olur. Bu hususta hukuki bir düzenleme yapılmalı.”
Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Reşat Öngören, ölüm ve yas konusunu değerlendirdi.
Kur’an-ı Kerim insanın dünyaya geliş sebebini anlatıyor…
İnsanın dünyadaki gelişiminin kendi iradesinin dışında ve ölümün kaçınılmaz bir olgu olduğunu belirten Prof. Dr. Reşat Öngören, “İnsanoğlu kendi isteğine bağlı olmadan dünyaya gelmekte ve belli bir süre yaşadıktan sonra ölümü tatmaktadır. Kur’an-ı Kerim insanın dünyaya geliş sebebini güzel kulluk ile sonsuz hayat için hazırlık ve sınav olarak açıklar. Bu dünyada iyilik yapanlar ahirette iyilikle, kötüler ise sıkıntılı bir yaşamla karşılaşacaktır. Peygamber Efendimiz ölen insanlardan inançlı ve iyilik sahibi olanları ‘istirahate çekilenler’, kötüleri ise ‘ölümü sebebiyle insanların rahata erdiği kimseler’ şeklinde ikiye ayırmış ve ‘Mümin öldüğü andan itibaren dünyanın meşakkati, elem ve eziyetlerinden kurtulmuş olur. Kâfir veya kötülükte ısrarcı olan kimse öldüğünde ise insanlar, ülkeler, çevre ve bütün canlılar onun şerrinden kurtulmuş olur’ buyurmuştur.” dedi.
“Bazıları ölmeden cennetteki yerini görüp sevinirler!”
Kötülükten sakınıp iyilik ve güzellikleri yaşayarak ve yaşatarak “Allah dostu” olma özelliğini kazananlar için ölümün korkulacak bir durum olmaktan çıktığını anlatan Prof. Dr. Reşat Öngören, “Hatta ölümle Dosta kavuşacak olmanın sevincini gönüllerinde hissetmeye başlarlar. Bunlardan bazıları ölürken tebessüm eder, bazıları sevincinden uçacakmış gibi coşar, bazıları vefat ettikten sonra hayat belirtileri gösterir, bazıları ölmeden cennetteki yerini görüp sevinirler. O yüzden Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî gibi birçok Allah dostu ölmeyi ‘şeb-i arûs’ olarak, yani düğün gecesi sevgiliye kavuşma şeklinde ifade etmişlerdir. Böyle bir ölüm esasen yeni bir doğum anlamına gelmektedir.” diye konuştu.
Ölmek üzere olan kimsenin son anlarını huzur içinde geçirmesi için ne yapmalı?
Prof. Dr. Reşat Öngören, ölmek üzere olan kimsenin son anlarını huzur içinde geçirmesiyle ilgili şunları dile getirdi:
“Ölmek üzere olan kimsenin son anlarını huzur içinde geçirmesi için gerekli ortamın hazırlanması gerekir. Allah’a kavuşmak üzere olduğundan ölüm döşeğinde iken yanında sevdiği kişilerin bulunması, yumuşak ve hafif bir sesle kelime-i tevhidin (Lâ ilâhe illallah) tekrar edilmesi tavsiye edilmiştir. Bununla birlikte pek çok kişinin evinde sevdiklerinin yanında değil de sağlık kurumlarında ruhunu teslim ettikleri bilinmektedir. O yüzden sağlık kurumlarında yakınlarının yanında olamadığı durumlarda hiç olmasa bir din görevlisinin hastaya refakat etmesi ve onu dualarla, tevhitlerle uğurlaması güzel olur. Bu hususta hukuki bir düzenlemenin yapılmasına şiddetle ihtiyaç olduğunu belirtmeliyim.”
Yas süreci nasıl olmalı?
Dinimizin bizden ölüm ve benzeri musibetler karşısında sabırlı ve metanetli olmamızı istediğini dile getiren Prof. Dr. Reşat Öngören, “Doğum ve yaşam gibi ölümü de tabii karşılayarak takdire rıza göstermek ve ölüm hâdisesinden ahiret için ders çıkarmak gerekir. İnsan sevdiği bir kimseyi kaybedince tabii ki üzülür; inleyip sızlayarak ağlar. Ancak feryat ve figanlarla taşkınlık yapmak uygun değildir. Peygamber Efendimiz hüzünlenerek ağlamanın normal insanî bir tavır olduğunu, yanaklarını dövmek, yakalarını yırtmak gibi aşırılıkların doğru olmadığını belirtmiştir. O yüzden ağlarken saçları yolma, üst baş yırtma, yüz göğüs paralama, başa kül savurma, diz dövme, karalar giyme, feleğe küfretme gibi hal ve hareketler günah sayılarak yasaklanmıştır.” şeklinde konuştu.
Tâziyede nasıl baş sağlığı dilenir?
Taziye konusuna da değinen Prof. Dr. Reşat Öngören, şunları dile getirdi:
“Tâziye, yakını vefat eden kimseleri sabır ve metanet göstermeye teşvik etmeyi, baş sağlığı dilemeyi, onları teselli edip acılarını paylaşmayı ifade eder. Hz. Peygamber’in (a.s.) yakını ölenleri ‘Veren de alan da Allah’tır; O’nun katında her şeyin belli bir vakti vardır’ şeklinde teselli ettiği bilinmektedir. Ölen hakkında, ‘Allah rahmet eylesin; mekânı cennet olsun, Allah kusurlarını bağışlasın’ gibi sözlerle dua edilmelidir. Ayrıca ‘Geride kalanların başı sağ olsun; Allah sabırlar versin; kalanlara Allah hayırlı uzun ömürler versin; Allah başka acı göstermesin; ölenle ölünmez er geç hepimiz öleceğiz; Allah iman nasip etsin’ gibi cümlelerle ölenin yakınları da teselli edilir.”
Ölenin hakkında çirkin sözler söylenmemeli!
Prof. Dr. Reşat Öngören, ölenlerin Peygamber Efendimizin emrine uyarak güzel hâtıralarıyla ve iyilikleriyle yâd edilmesi ve hakkında çirkin sözler söylenmemesi gerektiğine de işaret ederek, “Yine Peygamber Efendimizin tavsiyesi gereği cenaze evine yemek götürülmelidir. Ölünün ardından tasavvuf büyüklerinin yetmiş bin adet tevhid (Lâ ilâhe illallah) okuyarak ‘tevhid hatmi’ yaptıkları ve sevabını ölüye bağışladıkları bilinmektedir. Ayrıca dualar etmek, Kur’an okumak ve okutmak oldukça sevap ve ölü için yararlı olmakla birlikte bunların özellikle yedinci, kırkıncı ve elli ikinci gününde yemek vererek, helva dağıtarak yapılması sonradan ortaya çıkmış şeylerdir.” şeklinde de sözlerini tamamladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sağlık kurumlarında ölüm anında manevi destek verilmeli! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>