?> ?> önde arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Thu, 26 Dec 2024 09:41:04 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png önde arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Mide Kanserinin Önde Gelen Nedenlerinden Biri: Helicobacter Pylori! https://kocaelibasin.com.tr/mide-kanserinin-onde-gelen-nedenlerinden-biri-helicobacter-pylori/ Thu, 26 Dec 2024 09:41:02 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/mide-kanserinin-onde-gelen-nedenlerinden-biri-helicobacter-pylori/ Mide kanserinin en önemli nedenlerinden biri olan Helicobacter pylori, dünya genelinde milyonlarca kişinin midesinde fark edilmeden sessizce yaşıyor.

Mide Kanserinin Önde Gelen Nedenlerinden Biri: Helicobacter Pylori! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Mide kanserinin en önemli nedenlerinden biri olan Helicobacter pylori, dünya genelinde milyonlarca kişinin midesinde fark edilmeden sessizce yaşıyor. Birçok kişi için görünmez bir tehdit olan bu bakteriyle ilgili Dünya Sağlık Örgütü’nün de yaklaşımının değiştiğine işaret eden Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Meltem Ergün, “Artık, Helicobacter bakterisi bir enfeksiyon hastalığı olarak değerlendirilmektedir ve bakteri tespit edildiğinde de öldürülmesi önerilmektedir” dedi.

 

Günlük yaşamda sıkça karşılaşılan hazımsızlık, iştah kaybı veya mide ekşimesi gibi şikayetler, genellikle yanlış beslenme veya stresin sonucu olarak düşünülüp önemsenmeyebiliyor. Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Meltem Ergün, masum gibi görünen bu şikayetlerin mide kanserinin ilk işaretleri olabileceğini hatırlattı.

Dünyada en sık görülen dördüncü kanser türü olan mide kanserinin belirtilerinin farklı gastrointestinal sorunlarla benzerlik göstermesinin de geç fark edilmesinin önemli bir nedeni olduğunu belirten Prof. Dr. Ergün, sözlerine şöyle devam etti: “Mide kanseri, bağırsak kanserinden sonra en sık görülen gastrointestinal kanser türüdür. Geç fark edilmesinden dolayı genellikle ileri evrede tanı konulabiliyor. Ancak biz erken tanıyla tümörün karın içindeki diğer organlara yayılmadan tedaviye başlanmasını istiyoruz. Bu sayede hastanın yaşam beklentisi de artıyor. Geç tanıda ne yazık ki çok iyi sonuçlar alınamıyor.”

 

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE RİSK DAHA YÜKSEK

“Helicobacter pylori enfeksiyonunun mide kanseri üzerindeki etkisine dikkat çekilmeli, bu bakterinin önlenebilir bir faktör olduğu ve erken teşhisle mide kanseri riskinin azaltılabileceği unutulmamalıdır.” diyen Prof. Dr. Ergün, sözlerine şöyle devam etti: “Helicobacter pylori, mide kanserinde önemli bir rol oynayan ve dünya genelinde yaygın olan bir bakteri. Gelişmekte olan ülkelerde nüfusun yüzde 70-80’inde bu bakteri görülürken, gelişmiş ülkelerde oran yüzde 10-30 arasında değişmektedir. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerde mide kanseri riskinin daha yüksek olmasına neden olmaktadır.”

 

BESLENME ALIŞKANLIKLARIYLA DA YAKIN İLİŞKİSİ VAR

Mide kanserinin beslenme alışkanlıklarıyla da yakından ilgili olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Ergün, Türkiye’de sıklığının nispeten daha az olmakla birlikte, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde beslenme ve yaşam alışkanlıklarına bağlı olarak mide kanserinin daha sık gözlendiğini belirterek “Sigara kullanımı, çok sıcak çay içmek ve tütün ürünleri çiğnemek, yemek borusu kanserleri ile mide kanserlerinin oranlarını artırıyor. Ayrıca, yemek yeme alışkanlıkları da büyük önem taşıyor. Yağlı, hamur işi ve et ağırlıklı beslenmek, mide ve bağırsak tümörleri için önemli bir risk faktörü. Bu nedenle, genç yaşta gelişen tümörler daha çok Doğu ve Güneydoğu kökenli bireylerde görülmektedir” dedi. 

 

AİLESİNDE MİDE, KALIN BAĞIRSAK KANSERİ OLANLAR TARAMALARA DAHA ERKEN BAŞLAMALI

Mide kanserine neden olan etkenlerin başında Helicobacter bakterisinin geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Meltem Ergün, “Toplumda bu denli yaygın olmakla birlikte, neyse ki aynı oranda mide kanseri görülmüyor. Çünkü hastalığın ortaya çıkmasında diyet ve beslenme faktörleri de önemli bir rol oynuyor. Dolayısıyla, ailede mide kanseri öyküsü yoksa ve sağlıklı besleniliyorsa, bu konuda nispeten daha şanşlıyız demektir. Ancak özellikle ailesinde kalın bağırsak, pankreas ve mide kanseri olanların taramalara daha erken başlaması gerekir.”

 

“ANİDEN ORTAYA ÇIKAN MİDE ŞİKAYETİ ALARM VERİCİDİR”

Mide kanseri için beslenme alışkanlıkları, Helicobacter mikrobunun varlığı ve sigara alışkanlığının varlığı gibi üç risk faktörünün, sadece hastalığın ortaya çıkmasını değil, erken yaşlarda görülmesini de etkilediğini belirten Prof. Dr. Meltem Ergün, mide kanserinin alarm belirtilerini şöyle anlattı: “En önemli belirtilerden biri istemsiz kilo kaybıdır. Hastalar, ‘Şimdiye kadar o kadar uğraşmama rağmen hiç kilo verememiştim, ama şimdi iştahım kesildi, yemek yiyemiyorum, istemeden kilo veriyorum.’ gibi açıklamalar yapar. Bir diğer belirti de sebebi bilinmeyen kansızlıktır. Her iki cinsiyette ve her yaşta ortaya çıkan kansızlık, çok önemli bir risk faktörüdür, özellikle menopoz sonrası kadınlarda kansızlık olmaması gerekir. Genç yaşlarda kansızlığı olan kadınların kan seviyeleri normalde menopoz sonrası düzelir. Kansızlık menopoz sonrasında da devam ediyorsa bu bir alarm belirtisidir. Aniden ortaya çıkan mide şikayetleri de bir diğer belirtidir; mide ağrısı, yanması, şişkinlik ya da gaz şeklinde ortaya çıkabilir. Hastalar, ‘Şimdiye kadar taş yesem öğütüyordum, midemle ilgili hiçbir şikayetim yoktu, ama şimdi ekmek, köfte ne yesem dokunuyor. Açsam da kötüyüm, toksam da kötüyüm.’ diyorsa, bu bizim için çok alarm verici olur. Özetle, yeni başlayan mide-bağırsak şikayetleri, orta yaştan sonra başlayan mide rahatsızlıkları, sebebi bilinmeyen kilo kaybı, sebebi bilinmeyen bulantı, kusma ve kansızlık belirtileri olan hastalar zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır.”

 

BELİRTİLER FARKLI MİDE HASTALIKLARIYLA KARIŞABİLİYOR

“Mide kanseri açısından bir diğer önemli nokta, hastaların şikayetlerinin farklı mide hastalıklarıyla karıştırılmasıdır,” diyen Prof. Dr. Ergün, sözlerine şöyle devam etti: “Yeni başlayan gastrit ve ülserde de benzer şikayetler yaşanabiliyor. Ancak kesin tanı endoskopi ile konulabilir. Endoskopik incelemede lezyonun ne kadar derine indiği hakkında bir fikir edinebiliriz. Ancak kanserin karın içine ya da başta organlara yayılıp yayılmadığını tespit etmek ve evresini belirlemek için MR, PET-CT gibi farklı görüntüleme yöntemlerinden faydalanıyoruz. Endoskopik ultrason ile de midenin hangi katmanlarında tutulum olup olmadığını öğrenebiliyoruz. Elde edilen tüm sonuçlarla kanserin evrelemesini yapıyoruz.”

 

EVRE İLERLEDİKÇE TEDAVİDEN ELDE EDİLECEK BAŞARI DA DÜŞÜYOR

Prof. Dr. Meltem Ergün, mide kanserinin erken evrede yakalandığında 5 yıllık yaşam şansının yüzde 50-70 arasında gerçekleştiğine, ancak ileri evrelerde bu oranın düştüğüne işaret ederek tedavi konusunda şunları anlattı: “Hastalığın çeşidine, hücresel yapısına ve evresine göre tedavi yöntemlerini belirliyoruz. Bunun için tanı konduğunda, gastroenteroloji, radyoloji, tıbbi onkoloji, genel cerrahi ve patoloji uzmanlarının yer aldığı tümör konseyinde durum multidisipliner olarak değerlendirilerek hastaya uygun tedavi planlaması yapılır. Erken evrelerde tabii ki cerrahi tedavi ön plana çıkıyor. Eğer hastalık bir yere yayılmamış ve sadece midenin içinde kalmışsa, midenin tümörlü bölümünü ya da tamamını alarak temizliyoruz. Burada tümörün yerleşim yeri belirleyici oluyor. Ancak karaciğer ya da karın zarına bir yayılım söz konusuysa, sıcak kemoterapi ve radyoterapi gibi tedaviler gündeme geliyor. Dolayısıyla tedavide, tümörün hücresel tipi, yayılımı ve bulunduğu konum gibi birçok etken bir arada değerlendirilerek karar veriliyor.”

 

HASTALIKTAN KORUNMAK İÇİN RUTİN MUAYENE ÖNEMLİ

Mide kanseri için önerilen bir tarama programı olmadığını ve bu nedenle de asıl önemli noktanın hastalığa yakalanmamak için gerekli önlemleri almak, sağlık taramalarını ihmal etmemek olduğunu vurgulayan Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün, sözlerine şöyle devam etti: “Dünya Sağlık Örgütü ve gastroenteroloji dernekleri, kolorektal kanserden korunmak için 45 yaş üstü herhangi bir şikayeti olmayan herkese kolonoskopi taramalarını öneriyor. Bu yöntem, kalın bağırsak kanseri taramalarında oldukça etkili. Ancak mide kanseri için benzer bir standart bulunmuyor. Mide kanseri taraması için belirli bir yaşta endoskopi yapılması gerektiğini ifade eden genel bir kılavuz yok. Bu durum, Japonya gibi mide kanserinin oldukça yaygın olduğu ülkeler dışında dünya genelinde yaygın bir uygulama değil. Ancak Avrupa ve Amerika’da mide kanseri bu kadar yaygın olmadığından, rutin tarama önerilmiyor. Türkiye’de gastroenterolog olarak yaklaşım, kolonoskopi taraması yapılan hastalarda midenin de endoskopi ile incelenmesi yönünde. Bu yöntem herkes tarafından standart olarak önerilmese de imkân olduğunda bu inceleme yapılabiliyor. Bunun yanı sıra, ‘alarm semptomları’ adı verilen bazı belirtiler görüldüğünde endoskopi mutlaka yapılması gerekiyor.”

 

MİDE KANSERİNDEN KORUNMAK İÇİN YAŞAM TARZINIZI DEĞİŞTİRİN

Mide kanserinden korunmak için yaşam tarzında bazı değişiklikler yapılması gerektiğini anlatan Prof. Dr. Meltem Ergün, “Akdeniz tipi beslenme tercih edilmeli, lifli gıdalar ve taze sebze-meyve tüketimi artırılmalı. Sigara ve alkol kullanılmamalı. Özellikle fazla baharatlı yiyeceklerden uzak durulmalı. Yaşam tarzında yapılacak küçük değişikliklerle mide kanseri riski önemli ölçüde azaltılabilir. Helicobacter pylori konusunda ise toplumun bilinçlendirilmesi ve gelişmekte olan ülkelerde bu enfeksiyonun kontrol altına alınması, gelecekte mide kanseri vakalarının artışını önleyebilir.” diye konuştu. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Mide Kanserinin Önde Gelen Nedenlerinden Biri: Helicobacter Pylori! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Rusya’nın önde gelen teknik üniversiteleri Akkuyu NGS personelini yetiştirmek üzere yeni öğrenci alımına başladı https://kocaelibasin.com.tr/rusyanin-onde-gelen-teknik-universiteleri-akkuyu-ngs-personelini-yetistirmek-uzere-yeni-ogrenci-alimina-basladi/ Wed, 25 Dec 2024 12:50:06 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/rusyanin-onde-gelen-teknik-universiteleri-akkuyu-ngs-personelini-yetistirmek-uzere-yeni-ogrenci-alimina-basladi/ Rosatom inşa halindeki Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) için personel eğitimi hedef programını uygulamaya devam ediyor   Rusya'nın önde gelen teknik üniversitelerinin yüksek lisans programlarında nükleer ve ilgili alanlarda eğitim almak üzere Türkiye'den öğrencilerin kabulüne başlandı.

Rusya’nın önde gelen teknik üniversiteleri Akkuyu NGS personelini yetiştirmek üzere yeni öğrenci alımına başladı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Rosatom inşa halindeki Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) için personel eğitimi hedef programını uygulamaya devam ediyor

 

Rusya’nın önde gelen teknik üniversitelerinin yüksek lisans programlarında nükleer ve ilgili alanlarda eğitim almak üzere Türkiye’den öğrencilerin kabulüne başlandı. 2025 yılı itibariyle bu eğitim programına katılan üniversitelerin sayısı da artacak. Ulusal Araştırma Nükleer Üniversitesi MEPhI (NRNU MEPhI) ve Ulusal Araştırma Üniversitesi MPEI’ye (NRU MPEI) ek olarak, Ulusal Araştırma Üniversitesi Bauman Moskova Devlet Teknik Üniversitesi (BMSTU) ve Kazan Devlet Enerji Mühendisliği Üniversitesi (KSEU) de öğrenci alımlarına başlayacak.

 

Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali Akkuyu NGS için personel eğitimi hedef programına katılan üniversiteler, Rus araştırma üniversiteleri arasında derecelendirme konusunda lider konumda olan üniversiteler arasından seçiliyor.

 

Bu yılki hedef programda MPEI’de 28, MEPhI’de 21, Bauman Moskova Devlet Teknik Üniversitesi’nde 14 ve KSEU’da 7 olmak üzere toplam 70 kontenjan bulunuyor.

 

Program kapsamında Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerinde fen bilimleri, teknoloji, mühendislik, fizik, kimya veya enerji alanlarında lisans düzeyinde öğrenim gören öğrenciler ile önceki yıllarda lisans düzeyinde öğrenim görmüş mezunlar hedeflenen programdaki ücretsiz yerlere kabul için başvurabiliyor. Program üç yıllık bir eğitim için tasarlanan programda ilk yıl teknik ağırlıklı Rusça dili öğrenimine, sonraki iki yıl ise profil disiplinlerine ayrılıyor.

 

Yüksek Lisans programına kabul tek aşamada gerçekleşiyor. Başvuru sahiplerinin 31 Ocak 2025 tarihine kadar gerekli belgeleriyle başvuruda bulunmaları ve adaylar tarafından belirtilen üniversite profesörleri ile 31 Mart 2025 tarihine kadar yapacakları çevrimiçi mülakatı geçmeleri gerekiyor. Mülakatlar sonucunda programa kabul edilmesi önerilen öğrencilerin bir listesi oluşturulacak.

 

Konuya ilişkin açıklama yapan AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdürü Sergey Butckikh “Bu, Akkuyu NGS’nin gelecekteki uzmanlarını yetiştirmek üzere Türk öğrencilerin 15’inci kaydı. Hedef programın başlangıcından bu yana 320’den fazla uzman yetiştirildi. Şu anda 77 kişi Rus üniversitelerindeki yüksek lisans programlarında eğitim görüyor. Eğitim teorik derslerin yanı sıra faaliyette olan Rus nükleer enerji santrallerinde staj imkanını da kapsıyor. Öğrenciler böylece, Rus tasarımı NGS’lerin işletilmesi konusunda eşsiz bir deneyim kazanmış oluyor. Öğrenciler yeterlilik çalışmalarında ise, Akkuyu NGS’de hangi alanlarda çalışacaklarını araştırıyor. Rosatom, nükleer enerjiyi güvenle geliştiren Türkiye ile deneyim ve pratik bilgilerini paylaşıyor. Bunun etkisi şimdiden görülüyor. Rus üniversitelerinden mezun olan yetenekli Türk öğrenciler, edindikleri deneyimi uygulayarak ülkelerinin uzman mühendisleri haline geliyorlar ve yakında bunu diğer nesillere de aktarmaya başlayacaklar” dedi.

 

Akkuyu NGS Nükleer Malzeme Muhasebe ve Kontrol Kıdemli uzmanı, Ulusal Nükleer Araştırma Üniversitesi MEPhI’nin 2020 mezunu Ömer Boyraz da konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Ulusal Nükleer Araştırma Üniversitesi MEPhI’de ‘Nükleer Enerji Santralleri: Tasarım, İşletme ve Mühendislik’ uzmanlık alanını fizik mühendisi olarak tamamladım. Rusya’daki yüksek eğitim seviyesinden, güçlü teknik temelden ve eğitimin pratik yöneliminden çok memnunum. Şimdi Akkuyu NGS’de çalışıyorum, nükleer maddelerin kontrolünden, raporların hazırlanmasından ve Uluslararası Enerji Ajansı denetimleri için hazırlıkların koordine edilmesinden sorumluyum. Akkuyu NGS’nin 1’inci ünitesi için ilk parti nükleer yakıtın teslimatı gibi tarihi bir olayın parçası olabildiğim için özellikle gurur duyuyorum. Bu, ülkenin enerji sektörünün gelişimi için önemli bir adımdı. Bu projeye katkıda bulunmaktan memnuniyet duyuyorum.”

 

Akkuyu NGS için personel yetiştirme programları 2011 yılından beri devam ediyor. Türkiye’nin ilk nükleer güç santralinin gelecekteki Türk mühendislerinin eğitimleri, tahsis edilen eğitim kotalarına uygun olarak Rusya Federasyonu bütçesinden karşılanıyor. Akkuyu Nükleer A.Ş., gelecekteki uzmanlarına burs, vize desteği, sağlık sigortası ve her yıl İstanbul (Ankara) – Moskova (Kazan) ve Moskova (Kazan) – İstanbul (Ankara) güzergâhında gidiş-geliş uçak bileti sağlıyor. Rus üniversitesindeki eğitimlerini başarıyla tamamlayan mezunlara, açık uçlu bir iş sözleşmesi kapsamında AKKUYU NÜKLEER A.Ş.’de istihdam garantisi veriliyor.

 

Özel amaçlı eğitim programına kabul hakkında ayrıntılı bilgi edinmek ve başvuru yapmak için gerekli bilgiler AKKUYU NÜKLEER A.Ş. resmi web sitesinde ve Rusya Federal Ajansı “Rossotrudnichestvo” özel web sitesinde bulunuyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Rusya’nın önde gelen teknik üniversiteleri Akkuyu NGS personelini yetiştirmek üzere yeni öğrenci alımına başladı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>