?>
?>
TSE Belgesi, Türkiye’de üretilen veya ithal edilen ürünlerin, hizmetlerin ve sistemlerin Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından belirlenen ulusal standartlara uygunluğunu gösteren resmi bir işarettir. Bu belge, bir ürünün veya hizmetin kalitesini, güvenliğini ve performansını garanti eder, böylece hem tüketicinin korunmasını hem de piyasada rekabet gücünün artmasını sağlar.
Özetle: TSE Belgesi, Türkiye’deki ürün ve hizmetlerin ulusal standartlara uygunluğunu resmi olarak kanıtlar. Bu, tüketici güvenini artırarak piyasada kaliteyi standartlaştırır ve işletmelerin rekabet avantajı elde etmesine yardımcı olur. Standardizasyon, ekonomik gelişimin temel taşlarından biridir.
TSE’nin temel görevi, ulusal standartları hazırlamak, yayınlamak ve bu standartlara uyumu denetlemektir. Bir ürünün TSE damgasını taşıması, o ürünün ilgili ulusal standardın gerektirdiği tüm testlerden başarıyla geçtiği ve üretim süreçlerinin denetlendiği anlamına gelir. Bu süreç, özellikle gıda, sağlık, inşaat ve elektronik gibi sektörlerde hayati önem taşır. Örneğin, iso nedir sorusunun cevabı, uluslararası standardizasyonun temelini oluşturan ISO (Uluslararası Standardizasyon Teşkilatı) ile yakından ilişkilidir, ancak TSE Belgesi Türkiye’ye özgü ulusal gereklilikleri vurgular.
TSE belgelendirme süreci, başvuru, inceleme, denetim ve belgelendirme aşamalarından oluşan yapılandırılmış bir yolculuktur. İşletmeler, ürettikleri ürün veya sundukları hizmet için ilgili TSE standardını belirleyerek süreci başlatırlar. Ardından, TSE’ye resmi bir başvuru yapılır ve talep edilen belgeler sunulur. Bu aşamada, TSE uzmanları tarafından işletmenin üretim tesisleri ve kalite yönetim sistemleri denetlenir.
Denetimler sonucunda, ürün veya hizmetin standarda uygunluğuna dair olumlu bir rapor hazırlanırsa, TSE belgesi düzenlenir. Bu süreç, ürünün piyasaya sürülmeden önce ulusal standartlara uyumunu sağlamak için kritik bir adımdır. Özellikle Kocaeli ISO Belgesi veya İstanbul ISO Belgesi gibi bölgesel taleplerde de TSE, standartların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlar.
TSE Belgesi, işletmelere hem ulusal hem de uluslararası düzeyde önemli rekabet avantajları sunar. Bu belge, ürünlerin kalitesini ve güvenilirliğini kanıtlayarak tüketici nezdinde güven oluşturur. Ayrıca, kamu ihalelerinde ve devlet desteklerinden yararlanmada önemli bir kriter olarak kabul edilir. TSE belgesi, işletmelerin pazardaki itibarını yükseltir ve marka değerini artırır.
İşletmeler için TSE belgesi, üretim süreçlerini iyileştirme, israfı azaltma ve verimliliği artırma fırsatı da sunar. Standardizasyon, hataları minimize ederek maliyetleri düşürmeye yardımcı olur. Bu durum, özellikle iso 9001 gibi kalite yönetim sistemleri ile entegre edildiğinde daha da belirgin hale gelir. TSE belgelendirme, işletmelerin uluslararası pazarlara açılmasında da önemli bir rol oynar.
ISO standartları, uluslararası alanda kabul görmüş kalite, çevre, güvenlik ve yönetim sistemleri standartlarıdır ve TSE, bu uluslararası standartları ulusal standartlara entegre ederek uyumu teşvik eder. Birçok Türk standardı, uluslararası ISO standartları temel alınarak hazırlanmıştır. Bu durum, Türkiye’de üretilen ürünlerin ve hizmetlerin uluslararası pazarlarda daha kolay kabul görmesini sağlar.
Örneğin, iso nedir sorusunu yanıtlayan ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi standardı, birçok işletme tarafından TSE belgelendirmesi ile birlikte uygulanır. Bu çift uyum, işletmelere hem ulusal hem de küresel düzeyde güvenilirlik kazandırır. Ankara TSE Belgesi başvurularında da uluslararası standartlara uyumluluk önemli bir değerlendirme kriteridir.
TSE belgelendirmesi, farklı sektörlerde çeşitli ürün ve hizmet grupları için zorunlu veya gönüllülük esasına dayalı olarak uygulanır. İnşaat malzemeleri, gıda ürünleri, tıbbi cihazlar, tekstil ürünleri ve enerji ekipmanları gibi birçok alanda TSE Belgesi, ürünlerin güvenliğini ve kalitesini garanti altına alır. Her sektörün kendine özgü TSE standartları ve belgelendirme prosedürleri bulunmaktadır.
Örneğin, oyuncak üreticileri için EN 71 standardına uyumluluk zorunludur ve bu uyum TSE tarafından denetlenir. Otomotiv sektörü için de TSE, ulusal ve uluslararası standartlara uygunluğu denetleyerek güvenli araçların piyasaya sürülmesini sağlar. Iso belgelendirme süreçleri ile paralel yürütülen TSE denetimleri, sektörlerde kalite kültürünün yerleşmesine katkıda bulunur.
TSE Belgesi, tüketicilere bir ürünün kalitesi, güvenliği ve standarda uygunluğu konusunda somut bir güvence sunar. Üzerinde TSE damgası bulunan ürünler, tüketiciler tarafından daha güvenilir kabul edilir ve satın alma kararlarında olumlu bir etki yaratır. Bu durum, özellikle sağlık ve güvenlik açısından kritik olan ürünlerde daha belirgindir.
Tüketicilerin bilinçlenmesiyle birlikte, TSE belgeli ürünlere olan talep artmaktadır. Bu talep, işletmeleri de standartlara uyum sağlamaya ve TSE belgesi almaya teşvik eder. Tüketici güveni, bir işletmenin uzun vadeli başarısı için temel bir unsurdur ve TSE Belgesi bu güvenin inşasında önemli bir rol oynar.
TSE Belgesi, ürünlerin ve hizmetlerin Türkiye’nin ulusal standartlarına uygunluğunu gösterirken, ISO Belgesi (örneğin ISO 9001), uluslararası kabul görmüş yönetim sistemleri standartlarına uygunluğu ifade eder. TSE, ulusal mevzuata ve standartlara odaklanırken, ISO daha çok küresel iş yapış biçimlerine ve kalite yönetimi prensiplerine vurgu yapar.
Hayır, her ürün için TSE Belgesi zorunlu değildir. Ancak, belirli ürün grupları için (örneğin, yapı malzemeleri, gıda katkı maddeleri, tıbbi cihazlar) mevzuat gereği zorunlu tutulmuştur. Diğer ürünler için ise gönüllülük esasına dayalı olarak alınabilir ve pazar avantajı sağlar.
TSE Belgesi’nin geçerlilik süresi, ürünün türüne ve ilgili standardın gerekliliklerine göre değişiklik gösterir. Genellikle 1 ila 3 yıl arasında değişmekle birlikte, bu süre zarfında periyodik denetimler yapılır. Belgenin geçerlilik süresi dolmadan yenileme başvurusu yapılmalıdır.
Evet, ISO 9001 belgesi ile TSE belgesi birlikte alınabilir. Hatta birçok işletme, hem ulusal standartlara uyumu hem de uluslararası kabul görmüş bir kalite yönetim sistemine sahip olmayı hedeflediği için bu iki belgeyi eş zamanlı olarak almaya çalışır. Bu durum, işletmenin pazardaki konumunu güçlendirir.
TSE Belgesi başvurusu, TSE’nin resmi web sitesi üzerinden veya ilgili TSE hizmet birimlerine şahsen müracaat edilerek yapılır. Başvuru formunun eksiksiz doldurulması, ilgili standartlara ait ürün numunelerinin ve gerekli diğer belgelerin (varsa üretim yeterlilik raporu, analiz belgeleri vb.) sunulması gerekmektedir.
TSE Belgesi olan bir ürünün geri çağrılması, üretim sürecinde sonradan tespit edilen ciddi bir güvenlik açığı, standarda uygunsuzluk veya halk sağlığını tehdit eden bir durumun ortaya çıkması halinde söz konusu olabilir. Bu tür durumlarda TSE, piyasadaki ürünlerin toplanması için işletmeyi zorunlu tutabilir.
TSE, Türkiye’nin ekonomik ve teknolojik gelişimine paralel olarak standartlarını sürekli güncellemekte ve yeni alanlarda standardizasyon çalışmalarını genişletmektedir. Özellikle sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve yeşil ekonomi gibi küresel trendler, TSE’nin gelecekteki çalışmalarında önemli bir yer tutacaktır. Standartların uluslararası düzeyde uyumlaştırılması, Türk ürünlerinin küresel pazarlardaki rekabet gücünü artıracaktır.
Tüketici bilincinin artması ve işletmelerin kaliteye verdiği önemin yükselmesiyle birlikte, TSE belgelendirmesinin önemi de giderek artacaktır. Bu durum, Türkiye’de üretilen mal ve hizmetlerin kalitesini yükselterek hem iç pazarda tüketicinin korunmasını sağlayacak hem de ihracatı destekleyecektir.
TSE Belgesi: Türkiye’de Standardizasyonun Rolü ve Önemi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Yatlarda kullanılan aksesuarlar, sıradan bir metal parçasından çok daha fazlasıdır. Korkuluklar, bağlantı elemanları, tırabzanlar, bayraklıklar ve güverte ekipmanları; hem güvenliği artırır hem de yatın genel tasarım bütünlüğünü oluşturur. Bu nedenle profesyonel Yat Aksesuar Üretimi süreçleri, marin sektöründe uzun ömürlü kullanım için temel gereklilikler arasında yer alır.
Üretimde kullanılan malzemelerin kalitesi, özellikle tuzlu su ve zorlu hava koşulları düşünüldüğünde çok daha kritik hale gelir. AISI 304 veya AISI 316 gibi paslanmaz çelik sınıflarının tercih edilmesi, aksesuarların korozyona karşı yüksek direnç göstermesini sağlar. Aynı zamanda CNC işleme teknolojisiyle yapılan hassas kesim ve ölçü çalışmaları, ürünlerin yatın mevcut yapısına tam uyumlu olmasına yardımcı olur.
Krom, yat sektöründe hem estetik yönü hem de dayanıklılığıyla dikkat çeker. Parlak yüzeyi sayesinde yatın modern çizgilerine uyum sağlar ve dış mekanda uzun süre formunu korur. Ancak kromun yatlarda kullanılabilmesi için üretim ve uygulama süreçlerinin büyük bir özenle gerçekleştirilmesi gerekir.
Bu nedenle uzman ekipler tarafından yapılan Krom İşçiliği, yat aksesuarlarının görünümünde ve dayanıklılığında büyük fark yaratır. Kaliteli polisaj teknikleri, hassas kaynak uygulamaları ve doğru montaj yöntemleri sayesinde krom aksesuarlar hem şık hem de uzun ömürlü bir kullanım sunar.
Her yatın tasarım dili, ölçüleri ve ihtiyaçları farklıdır. Bu nedenle özel üretim aksesuarlar, standart ürünlere göre çok daha fonksiyonel ve estetik bir çözüm sağlar. Yat sahipleri; tırabzan, korkuluk, bağlantı ekipmanları, merdiven elemanları ve güverte üstü aksesuarlarının tamamen kendi yatlarına özel üretilmesini tercih ederek daha profesyonel sonuçlar elde eder.
Ölçüye ve projeye özel üretim, hem teknik uyum hem de estetik bütünlük açısından önemli avantajlar sağlar. Aynı zamanda montaj sürecinin daha profesyonel ve sorunsuz ilerlemesine yardımcı olur.
Yatlarda kullanılan aksesuarlar uzun süre dayanacak şekilde üretilmiş olsa da düzenli bakım, teknelerin ömrünü uzatmak için vazgeçilmezdir. Bağlantı noktalarının gevşemesi, krom yüzeyde matlaşma veya çizilme gibi durumlar rutin kontrollerle kolayca giderilebilir.
Yıllık bakım çalışmaları; paslanmaz çelik yüzeylerin yenilenmesi, krom yüzey temizliği, aksesuar montajlarının kontrolü ve gerekli görülen bölgelerde onarım yapılması gibi işlemleri kapsar. Bu sayede hem güvenlik hem de estetik açıdan daima en iyi sonuç elde edilir.
Yatlar, dikkatle seçilmiş materyaller ve profesyonel işçilikle bir bütün oluşturduğunda en yüksek performansını gösterir. Dayanıklı krom ürünler, estetik marin aksesuarlar ve özel üretim çözümleri; hem yatın görünümünü güçlendirir hem de güvenli kullanım sağlar. Yat sahipleri için uzun vadeli memnuniyetin yolu, doğru üreticiyle çalışmaktan ve kalite odaklı çözümler tercih etmekten geçmektedir.
Yatlarda Özel Üretim Aksesuarların Önemi ve Krom İşçiliğinin Rolü yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Giriş tabelaları, yalnızca yönlendirme amacı taşımaz; aynı zamanda firmanın kurumsal duruşunu yansıtır, marka algısını güçlendirir ve gelen ziyaretçilere güven verir. Bir fabrika için tabela, adeta kartvizit niteliğindedir.
Kurumsal Kimliği Güçlendirme
Her ne kadar fabrika tabelaları teknik birer ihtiyaç gibi görünse de, aslında ciddi birer pazarlama aracıdır. Bir fabrikanın girişinde yer alan profesyonel tasarımlı, net mesaj içeren ve firma logosuyla özdeşleşmiş bir fabrika tabelası, dışarıdan bakan biri için güven, kalite ve kurumsallık mesajı verir.
Ayrıca fabrika tabelaları, üretim tesislerinin sektördeki konumunu ve itibarlı markalarla olan ilişkisini yansıtmak açısından da stratejik öneme sahiptir. Marka bilinirliğini artırmak isteyen firmalar için tabela yatırımı, göz ardı edilmemesi gereken bir detaydır.
Güvenlik ve Yönlendirme Açısından Katkısı
Fabrika sahaları genellikle geniş ve çok girişli yapılar olduğundan, dışarıdan gelen tedarikçi, müşteri ya da ziyaretçilerin doğru noktaya yönlendirilmesi gerekir. Bu yönlendirme gebze tabela çözümleriyle entegre biçimde yapılmadığında, tesis içi trafik ve iş güvenliği riske girer.
Girişte konumlandırılacak tabelalar sayesinde;
Ayrıca bazı tesislerde fabrika adının yanı sıra “Ziyaretçi Girişi”, “Mal Kabul”, “Acil Durum Toplanma Alanı” gibi bilgiler de yer almalıdır.
Malzeme ve Uygulama Kalitesi
Fabrika girişleri genellikle dış mekânda yer aldığından dolayı tabela malzemelerinin dayanıklılığı çok önemlidir. UV ışınlarına, yağmura, rüzgâra ve sanayi ortamındaki kimyasal etkilere karşı dayanıklı kompozit malzeme, pleksi, alüminyum ve elektrostatik boya ile kaplanmış ürünler tercih edilmelidir.
Güçlü gövde yapısı, sabit ayaklı sistemler ya da duvar montajlı çözümler, fabrikanın yapısına göre belirlenmelidir. Profesyonel gebze reklam firmaları, bu süreçte işletmelere hem teknik hem estetik açıdan en uygun tasarımı sunarak uzun vadeli çözümler üretir.
Aydınlatma ve Görünürlük
Fabrika tabelalarının özellikle gece görüşüne uygun şekilde ışıklandırılmış olması büyük avantaj sağlar. LED aydınlatmalarla desteklenen kutu harf ya da zemin aydınlatmalı çözümler, 7/24 görünürlük sağlar. Bu da hem güvenlik hem de prestij açısından işletmeye katkı sunar.
Fabrika Girişlerinde Tabela Kullanımının Önemi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Zona hastalığı her yaşta görülebilse de, 50 yaş ve üzerindeki bireylerde daha sık rastlanır. Görülme sıklığı bağışıklık sistemiyle yakından ilişkilidir. Yüksek bağışıklık seviyesini koruyan kişilerde zona nadiren gelişir.
Zona tipik olarak ateş, halsizlik ve şiddetli ağrı ile ortaya çıkar ve bunu üç ila beş gün içinde cilt lezyonları takip eder. Lezyonlar başlangıçta maküler olarak başlar sonra hızla ağrılı veziküllere dönüşür ve tek bir dermatom içinde dağılır. Ciltte oluşan veziküller genellikle patlar, ülserleşir ve sonunda kabuklanır. Döküntüler kuruyana kadar bu aşama en bulaşıcı dönemdir. Bu aşamada ağrı şiddetlidir ve genellikle ağrı kesicilere yanıt vermez, 2-4 hafta sürebilir. Kronik enfeksiyon, 4 haftadan uzun süren tekrarlayan ağrı ile karakterizedir. Ağrının yanı sıra, hastalar; uyuşma, karıncalanma ve iğnelenme gibi hisler yaşarlar.
Herpes zoster’in cilt lezyonları herpes simpleks, dermatitis herpetiformis, impetigo, kontakt dermatit, kandidiyazis, ilaç reaksiyonları ve böcek ısırıklarından ayırt edilmelidir. Cilt lezyonları gelişmeden önce meydana gelen ağrı, klinikte çoğu kez kolesistit, renal kolik veya trigeminal nevralji gibi diğer ağrılı hastalıklarla karışabilmektedir. Bu yüzden ağrıyı tanımak ve tedaviyi en kısa sürede başlamak son derece önemlidir.
Komplikasyonları Nelerdir?
Zona hastalığının en yaygın komplikasyonu, döküntüler iyileştikten sonra bile devam eden ve aylarca sürebilen şiddetli sinir ağrısıdır. Bu durum özellikle yaşlı bireylerde daha sık görülür. Diğer komplikasyonlar arasında bakteriyel enfeksiyonlar, görme kaybı (eğer göz çevresinde zona gelişirse) ve nadiren nörolojik sorunlar görülebilir.
Zona Aşısı Kimlere Yapılmalıdır ve Kimlere Yapılmamalıdır?
Zona özellikle ileri yaşlarda ve bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Aşı, hastalığa yakalanma riskini azaltmada ve komplikasyonların önlenmesinde etkili bir yöntemdir. Zona aşısı, genellikle 50 yaş ve üzerindeki yetişkinlere önerilir. Ayrıca, bağışıklık sistemi zayıf olan veya kronik hastalığı bulunan 19 yaş ve üzerindeki bireyler de aşı için adaydır. Daha önce zona geçirmiş olanlar veya suçiçeği aşısı olmuş kişiler de aşı olabilir.
Aşı, şu durumlarda yapılmamalıdır:
Aşının herhangi bir bileşenine karşı ciddi alerjik reaksiyon öyküsü olan kişiler, aktif zona geçirenler; bu durumda aşılama, iyileşme sonrasına ertelenmelidir. Gebelere veya 4 hafta içinde gebe kalmayı planlayan kadınlara, tedavi edilmeyen tüberkülozlu hastalara, 38,5 derecenin üzerinde ateşi olan veya ağır şiddette akut hastalığı olanlara ve çocuklarda suçiçeği aşısının yerine yapılmamalıdır. Antiviral tedavi alan kişilerde, aşı uygulanmadan en az 24 saat önce ilaçlar kesilmelidir. Aşıdan en az 2 hafta sonra tedaviye devam edilebilir.
Kaç Tip Zona Aşısı Vardır ve Hangisi Önerilir?
Günümüzde iki tip zona aşısı bulunmaktadır. Bunların ilki, zayıflatılmış canlı virüs içeren Canlı Zoster Aşısı (ZVL). Bu aşı genellikle 60 yaş ve üzerindeki bireylere tek doz olarak uygulanır. İkincisi ise canlı virüs içermeyen Rekombinant Zoster Aşısı (RZV). Bu aşı ise iki doz halinde uygulanır ve 50 yaş ve üzerindeki bireylere önerilir. İkinci doz, ilk dozdan 2-6 ay sonra yapılır. Bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde de kullanılabilir.
Rekombinant zoster aşısı (RZV), canlı zoster aşısına (ZVL) göre daha yüksek etkinlik ve uzun süreli koruma sağladığı için daha fazla tercih edilmektedir. Ayrıca, canlı virüs içermemesi nedeniyle bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde de güvenle kullanılabilir.
Zona hastalığı geçiren biri tekrar zona olabilir mi?
Zona hastalığını geçirdikten sonra, yeniden zona geçirme riski bulunmaktadır. Bu nedenle, daha önce zona geçirmiş olsanız bile, zona aşısı olmanızı öneriyoruz. Ancak, aşının hastalığı geçirenlerde ne zaman yapılması gerektiği konusunda net bir görüş yoktur. Genel olarak, aktif zona enfeksiyonu sırasında aşı yapılması önerilmez; iyileşme sürecinin tamamlanması beklenir. Bu süre kişiden kişiye değişebileceğinden, en doğru zamanlamayı doktorunuzla belirlemek önemlidir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Zona tedavisinde aşının önemi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
KANSER, günümüzün en zorlu sağlık sorunlarından biri olarak küresel çapta ele alınması gereken bir öncelik olmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre her yıl yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakası tespit ediliyor ve 10 milyondan fazla kişi kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu rakamlar, kanserle mücadelenin sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olduğunu gözler önüne seriyor. Kanser tedavisi, teknolojik ilerlemeler ve bilimsel araştırmalarla önemli ölçüde gelişmiş durumda. Ancak bu gelişmeler, tedavi maliyetlerinin de artmasına neden oluyor. Özellikle biyoteknolojik ilaçlar, kanser tedavisinde devrim niteliğinde çözümler sunarken, yüksek bütçeler gerektiriyor.
Onkoloji ilaçları, tutarda Türk ilaç pazarının %17’sini oluşturuyor
Kanser tedavisinde yerli üretimin artırılması, biyoteknolojik ilaçlara erişimi kolaylaştırarak tedaviye ihtiyaç duyan hastaların yaşam kalitesini yükseltirken, sağlık sektöründe dışa bağımlılığı azaltmada önemli bir paya sahip. Türkiye’de onkoloji ilaçları toplam ilaç piyasasında kutu bazında %1’lik bir paya sahipken, bütçenin %17’sini oluşturuyor. Ayrıca, kutu bazında onkoloji ilaçlarının %27’sinin biyoteknolojik ilaçlardan oluşması, biyoteknolojinin onkoloji tedavisindeki artan rolünü gözler önüne seriyor.
Son 5 yılda, onkoloji tedavisinde kullanılan biyobenzer ilaçların pazarı yaklaşık 4 kat büyüyerek bu alandaki biyoteknolojik ilaçlar içindeki payını neredeyse %50’ye çıkarmış durumda. Bugün, onkoloji alanındaki biyobenzer ilaçların üçte biri yurtiçinde üretiliyor. Bu, Türkiye’nin biyoteknoloji alanında kat ettiği mesafeyi ve gelecekteki potansiyelini göstermesi açısından kritik bir öneme sahip.
İEİS Genel Sekreteri Savaş Malkoç, biyoteknoloji alanındaki yerli üretimin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Bugün Türkiye’de biyobenzer ilaç üretiminde güçlü bir altyapıya sahibiz. Var olan 13 biyobenzer ilaç üretim tesisimiz, endüstrimizin uzun yıllardır yaptığı büyük yatırımların bir sonucu. Ancak bu tesislerin kapasitesinin tam anlamıyla kullanılması için uygun fiyatlandırma, geri ödeme politikaları ve teşvik mekanizmalarına ihtiyaç var. Doğru politikalar hayata geçirildiğinde, Türkiye biyoteknolojik ilaç üretiminde bir üretim üssü haline gelebilir. Bu da sadece ekonomik bir kazanç değil, aynı zamanda kanser hastalarının tedaviye daha hızlı ve kolay erişimini sağlamak açısından kritik bir adım olur. Kanser tedavisinde kullanılan yerli üretim ilaçların artırılması, bütçe ve halk sağlığı açısından büyük bir stratejik öneme sahip.”
Kanserle mücadelede inovatif çözümler geliştirmek, yerli üretimi desteklemek ve hastaların yaşam kalitesini artırmak adına yatırımlarını sürdüren İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası, uluslararası arenada da önemli bir oyuncu olma hedefiyle çalışmalarını güçlendiriyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kanser ilaçlarında yerli üretimin önemi artıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Büyükşehir Belediyesi altyapıya verdiği önemi her ilçede gösteriyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Sosyal Medyada Hedef Belirlenmeli
Sosyal medya ve sağlık sektörü ile ilgili değerlendirmeleri aktarmaya devam eden Aksakaloğlu, “Sosyal medyaya başlarken öncelikle hedefin belirlenmesi gerekiyor. Sosyal medyada neden var olduğunuzun netleşmesi lazım. Sonrasında ise hedef kitleye uygun platformlarda var olunmalı. Profil ayarlarının da profesyonel bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekiyor. Kişisel hesaplar özel hayat için, profesyonel hesaplar ise mesleki itibar ve hasta iletişimini güçlendirmek için ayrı tutulmalı. Profesyonel hesaplar, hastalar ve meslektaşlar için bir referans noktası. Kişisel içeriklerle karışan paylaşımlar, profesyonel imajınızı zedeleyebilir ve güven kaybına yol açabilir.” dedi.
Paylaşılabilecek içerikler hakkında da konuşan Aksakaloğlu, eğitici içeriklerden yola çıkılması gerektiğini, hekimlik hayatından bilgilerin paylaşılıp hasta sorularına düzgün ve düzenli bir şekilde cevaplar verilmesi gerektiğini vurguladı. Aksakaloğlu ayrıca sosyal medya paylaşımlarının düzenli aralıklarla gerçekleştirilmesinin çok önemli olduğunu da aktardı.
Etik Kurallara Dikkat Edilmeli
Doktorlar için sosyal medya kullanımı sırasında hasta mahremiyetinin ve etik kuralların öncelikleri olması gerektiğini söyleyen Aksakaloğlu konuyla ilgili kısaca şunları aktardı: “Paylaşımlarda anonimlik sağlanmalı, hasta rızası mutlaka alınmalı. Ayrıca, 2023 tarihli Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik ve Kişisel Verileri Koruma Kanunu’na, Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik’e uygunluk göz önünde bulundurulmalı.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sağlık Sektöründe Sosyal Medyanın Önemi Masaya Yatırıldı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Osmanlı İmparatorluğu’ndan kalma Boğaz üzerindeki tek Saray ve otel olan, tarihi 17. yüzyıla dayanan Çırağan Palace Kempinski, farkındalığa özel #CiraganSarayiPembeOluyor ve #MemeSagligimElimde başlıkları altında, MEMEDER’e destek olmak ve erken tanının önemini vurgulamak üzere Ekim ayı süresince birbirinden anlamlı aktivitelere imza atıyor.
Çırağan Sarayı’nda Ekim Ayı Boyunca Gerçekleşecek Pembe Aktiviteler
– Ekim ayı boyunca Çırağan Sarayı’nın Boğaz’a bakan ön cephesi ve tarihi kapısı pembe renkte aydınlatılıyor.
– Çırağan Palace Kempinski İstanbul çalışanları, Ekim ayı boyunca üniformalarının yakalarına özel tasarım pembe kurdeleler takıyor.
– Otelde konaklayan misafirlerin farkındalığa ve MEMEDER’e bağışa katılımlarını sağlamak amacıyla, konaklanan her bir gün için faturalarına isteğe bağlı olarak belli bir bağış miktarı ekleniyor.
– Ay boyunca otelin ortak alanları ve restoranlarında farkındalığı artırmak üzere bilgilendirme yazıları konumlandırılıyor.
– Ay içinde MEMEDER yönetim ekibi ile Çırağan Sarayı çalışanlarına farkındalığı artırıcı eğitim toplantıları düzenleniyor.
– Otelin genel alanlarında pembe çiçek aranjmanları yer alıyor.
Farkındalığa Lezzet Katan Çalışmalar
Çırağan Palace Kempinski İstanbul’un online alışveriş sitesi Çırağan Palace Shop’ta sunulan, Çırağan Sarayı ve Tarihi Kapı şeklindeki pembe ruby madlen çikolatalar ile şeker ilavesiz tatlardan oluşan “Fit Lezzetler” kategorisinde satılan tüm ürünlerin geliri, ay sonunda MEMEDER’e bağışlanıyor.
Yenilenen tasarımı ve konseptiyle Çırağan Palace Kempinski; lobide yer alan, Saray pastanesi şefleri tarafından tam 6 günde hazırlanan, dev boyutta ve pespembe çikolatadan yapılmış bir Çırağan Sarayı maketi ve farkındalığa özel bilgi kartları ile misafirleri karşılıyor.
Gazebo restaurant’ta tüm masalarda farkındalığı artırıcı bilgi kartları yer alıyor. Ayrıca tüm ay boyunca çayın yanında el yapımı pembe baklava, kahvenin yanında ise Çırağan Sarayı silüetinde minik pembe madlen çikolatalarla dikkat çekmeye yönelik aktiviteler destekleniyor.
“Çırağan Sarayı’nın pembe ışıkları altında, farkındalığı artırma yolunda adım atmaktan mutluluk duyuyoruz.”
Çırağan Palace Kempinski İstanbul ve MEMEDER’in 10 yıldır devam eden iş birliğine ilişkin görüşlerini paylaşan Çırağan Palace Kempinski İstanbul Genel Müdürü ve Kempinski Residences Türkiye Bölge Direktörü Ralph Radtke, “Çırağan Palace Kempinski İstanbul olarak, tam 10 yıldır MEMEDER ile meme kanseri farkındalığına destek vermekten büyük bir gurur duyuyoruz. Her yıl Ekim ayında düzenlediğimiz etkinliklerle, toplumda meme kanseri konusunda bilinç oluşturmayı ve erken tanının önemine dikkat çekmeyi hedefliyoruz. Bu iş birliği, yalnızca otelimizin dünyanın dört bir yanından gelen misafirlerine değil, aynı zamanda tüm topluma ulaşarak farkındalık yaratma amacımıza hizmet ediyor. Çırağan Sarayı’nın pembe ışıkları altında, bu anlamlı projeye hem misafirlerimizi hem de çalışanlarımızı dahil ederek, farkındalığı artırma yolunda adım atmaktan mutluluk duyuyoruz.” dedi.
“Çırağan Palace Kempinski İstanbul’da düzenlenen etkinlikler, daha fazla kadına ulaşmak ve bilgilendirmek için olağanüstü fırsatlar sunuyor.”
MEMEDER Kurucusu, Onursal Başkanı ve Senologic International Society Başkanı Prof. Dr. Vahit Özmen, meme kanserinin tüm dünyada ve Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser olmasına rağmen, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir kanser olduğunu, bunun için de kadınların bunun farkında olmaları gerektiğini vurguladı. Ekim ayının 30 yılı aşkın bir süredir meme kanseri farkındalığını artırmak ve MEMEDER gibi kamuya yararlı ve meme kanseri konusunda bilimsel projeler üreten derneklere katkı sağlamak için kutlandığını belirten Prof. Dr. Vahit Özmen, “10 yıldır Çırağan Palace Kempinski, ‘Meme Kanseri Farkındalık Ayında’ kadın sağlığına çok değerli katkılar sağlayan MEMEDER ile el ele festivaller, farkındalık ve bilgilendirme toplantıları yapıyor, kadınların meme kanseri farkındalığını artırmak ve projelerini gerçekleştirmek için maddi katkı sağlıyor. Ayrıca İstanbul Boğazı’nın en güzel yapısına sahip olan Çırağan Palace Kempinski’nin Ekim ayı boyunca pembe renkte aydınlatılması, otel içinde bir ay boyunca düzenlenecek olan etkinlikler ve basın bilgilendirme toplantıları da daha fazla kadına ulaşmak ve bilgilendirmek için olağanüstü fırsatlar sunuyor. MEMEDER ve kadınlarımız adına, 10 yıldır devam eden birlikteliğimizi sağlayan, daima MEMEDER’in yanında olan ve kadınlarımızın farkındalığı adına çok önemli katkılar sunan Çırağan Palace Kempinski İstanbul yönetimine teşekkür ediyorum.” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Çırağan Palace Kempinski İstanbul ve MEMEDER, Meme Kanseri Farkındalığı ve Erken Tanının Önemi İçin 10 Yıldır El Ele yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Toplantıda konuşan Bakan Kirişci, Türkiye’nin hem dünden daha güzel olacağını hem de dost ve kardeş ülkelerin umudu olmaya devam edeceğini belirtti. Türkiye’nin artık dünyada sözü dinlenen ve oyun değiştirici bir ülke olduğunu ifade eden Kirişci, Bu, Recep Tayyip Erdoğan’ın kendi şahsi seçimi değildir. Recep Tayyip Erdoğan’ın bir dünya lideri olarak sadece kendi ülkesine olan bir mesuliyetinin, sorumluluğunun gereği olarak, görevli olması meselesi değildir. Aynı zamanda bu coğrafyaya bel bağlayan dünyada pek çok mazlum ve mağdur milletler var. Bunların da sesi, bunların da nefesi olan bir Cumhurbaşkanımız var. Biz, bu Cumhurbaşkanımızla önümüzdeki 5 yılda yol yürümeye devam etmeliyiz ki Kahramanmaraş’ımız bir an önce ihya ve inşa konusunda daha hızlı yol alsın diye konuştu. (DHA)
Kahramanmaraş Seçim Sonuçları Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel