?>
?>
Cansever’in kızı ve Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı Emine Öğün, “Benzer acıların tekrar yaşanmaması tüm disiplinlerin katkısıyla ‘Yeni Şehirler’e yönelik projelerin oluşturulmasının yararına inanıyor ve çalışmalarımızı değerli akademisyen ve uzmanlarla iş birliği içerisinde sürdürüyoruz” dedi.
Türkiye’yi yasa boğan 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin 2’nci yıl dönümüne ilişkin açıklamada bulunan Ev ve Şehir Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Emine F. Öğün, “Yurdumuzun çeşitli bölgelerinde art arda ve son olarak 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş’ta meydana gelen güçlü depremler, hepimize büyük acılar yaşattı ve mevcut yapılarımızın büyük kısmının depreme karşı dayanıklı olmadığını gözler önüne serdi” dedi.
‘Akademisyen ve uzmanlarla iş birliği içindeyiz’
Benzer acıların tekrar yaşanmaması için Ev ve Şehir Vakfı olarak çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Emine Öğün, “Ülkemizin konut ihtiyacının uygun standartlarda karşılanmasında örnek teşkil edecek, başta şehir planlama, mimarlık, mühendislik, jeoloji olmak üzere, ilgili tüm disiplinlerin katkısıyla ‘Yeni Şehirler’e yönelik projelerin oluşturulmasının yararına inanıyoruz. Bu kapsamda da çalışmalarımızı değerli akademisyen ve uzmanlarla iş birliği içerisinde sürdürüyoruz” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ev ve Şehir Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Emine Öğün: Deprem kayıplarını önlemek için ‘Yeni Şehirler’ hayata geçirmeliyiz yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Sistit böbrek rahatsızlığına yol açabilir
İdrar yaparken ağrı, yanma ve sık idrara çıkma ile seyreden sistit bir idrar yolu enfeksiyonudur. Nadir de olsa sistit doğru tedavi edilmezse, böbreklere kadar ilerleyerek, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Anatomik yatkınlık nedeniyle kadınlarda erkeklere göre daha sıklıkla görülmektedir. Bakteriler, idrar kesesine dışarıdan idrar kanalı yoluyla, dış genital organlardan, bağırsaklardan veya böbreklerden ulaşabilir. Mikrobik olanlar ve olmayanlar şeklinde iki türde görülen sistitlerden, “mikrobik” olarak adlandırılan grupta bulunanlar akut (ani başlangıçlı ve kısa süreli), diğeri ise tekrarlayan- kronik (uzun seyirli) sistitlerdir.
Hastalık genellikle birden gelişmektedir ve sık sık idrara gitme, idrar yaparken yanma, bazen karın ağrısı, idrarda kanama gibi şikayetlere neden olabilir. Yeteri kadar uzun sürede uygun antibiyotik kullanılmaması ve hastaların şikayetler başlar başlamaz hekime danışmadan bilinçsiz ilaç kullanması tekrarlayan sistitin en sık görülen sebepleridir.
Akut sistitin belirtilerine dikkat!
Tekrarlayan sistitin nedenini bilmek önemli!
“Ağrılı Mesane Sendromu”nda en önemli belirti ağrı!
Ağrılı Mesane Sendromu da denilen mikrobik olmayan sistitte mesane çeperi önemli ölçüde kalınlaşır ve mesanenin çalışma kapasitesini sınırlar. Nedeni tam olarak bilinmemektedir. İdrar kesesini döşeyen ve idrarın daha içerideki tabakalara geçmesini engelleyen örtünün çeşitli nedenlerle hasar görmesi ve idrarın iç tabakalara nüfus ederek kimyasal iltihaba sebep olması olarak açıklanabilir. Hastalarda genellikle uzun zaman içerisinde yavaş yavaş artarak ilerleyen sık idrara gitme, gece sık idrara kalkma, idrarını hissettiğinde göbek altında ağrı yakınmaları olur. En önemli belirti ağrıdır. Ağrı; idrar yapınca hafifler. İdrarın uzun süre tutulması halinde ağrıyla birlikte idrarda kanamalar olabilir. Sebep bakteriler olmadığı için antibiyotiklerden hastalar fayda görmez.
Tekrarlayan sistitlerde altta yatan neden iyi araştırılmalı
Uzun süreli ve sık tekrarlayan sistitlerde mutlaka uzman yardımı alınması gerekir. Yapılan araştırmalar sonucunda taş hastalığı, bazen tümörler, erkeklerde prostat bezi hastalıkları, idrar sisteminde çeşitli nedenlere bağlı tıkanıklıklar ve genişlemeler, mesanenin çalışmasında sinir sistemi problemine bağlı aksaklıklar söz konusu olabilir. Bunların mutlaka araştırılıp ortaya çıkarılması ve tekrarlayan enfeksiyona neden olan etken neyse bu problemin tedavi edilmesi gerekir. Aksi halde enfeksiyon, iltihaplanma tedavi edilse bile tekrarlayacaktır.
Tedavide hastanın şikayetleri başladığında idrar kültürü yapılmalı ve antibiyotik kullanımına kültür alındıktan sonra başlanmalıdır. Ayrıca kişinin hijyenine dikkat etmesi varsa kabızlığın giderilmesi, işeme bozukluğu şikayeti mevcut ise de tedavi edilmesi önemlidir. Bilinçli tedavi yapılmasına rağmen enfeksiyonun tekrarlaması halinde ilk aşamada uzun süreli baskılayıcı idrar yolları antiseptikleri ya da uygun antibiyotikler, gerekirse hormonal ilaç tedavisi kullanılması önerilir.
Sistiti önlemek için aşağıdaki önerilere dikkat edin;
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sistiti Önlemek İçin 7 İpucu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Karmaşıklıklar şirketlerin güvenlik risklerini istemeden de olsa artırabilir. İşletme, iş süreçlerini kesintiye uğratmadan etkili bir şekilde yönetebilecek profesyonellerden yoksunsa işletmenin potansiyel tehditleri etkili bir şekilde yönetmesi ve azaltması zor olacaktır. Bunun nedeni kurum içi veya kurum dışı nedenler olabilir. Ancak bir işletme “Önce Önleme” yaklaşımını benimseyerek bu karmaşıklığı azaltabilir ve sağlam bir güvenlik sağlayabilir.
Kuruluşlar, proaktif önlemlere odaklanarak ve tehditlerin ilk etapta ağlarına girmesini önleyerek ortaya çıkan risklerin önüne geçebilir. ESET uzmanları bu kapsamda yararlı olabilecek beş öneriyi şöyle sıraladı:
1. Temel yetenekleri konsolide edin
Birden fazla, birbirinden kopuk güvenlik aracına olan bağımlılığı azaltın. Uç nokta koruması, şifreleme ve tehdit algılama, erişim yönetimi gibi temel önleme yeteneklerini tek bir platformda birleştirin. Bu sadece yönetimi basitleştirmekle kalmaz aynı zamanda kuruluşun güvenlik duruşunda tam görünürlük sağlayarak gözden kaçan tehditlerin olasılığını azaltır.
2. Tehdit algılama ve müdahaleyi otomatikleştirin
Tehditleri tam gelişmiş olaylara dönüşmeden önce tespit etmek ve etkisiz hale getirmek için yapay zekâ destekli otomasyonu kullanın. ESET Inspect ve yapay zekâ destekli araçları gibi çözümler, riskleri kısa sürede analiz edip önlemeye yardımcı olarak BT ekiplerinin yükünü hafifletir ve insan hatasını azaltarak saldırıların artmasını önler.
3. Uyumluluk ve yönetişimi kolaylaştırın
Güvenlik kontrollerini ve uyumluluk denetimlerini otomatikleştirerek kuruluşunuzun endüstri standartlarıyla uyumlu kalmasını sağlayın. Bu, manuel süreçleri azaltmaya yardımcı olur ve olası veri ihlallerini önlerken en iyi güvenlik uygulamalarını sürdürmeyi kolaylaştırır.
4. Kimlik ve erişim yönetimini basitleştirin
Sıfır Güven ilkelerini kullanarak kritik veri ve sistemlere erişimi sınırlayın. Kullanıcıların ve cihazların kimliğini sürekli olarak doğrulayarak saldırı yüzeyini azaltır ve yetkisiz erişimin bir tehdit haline gelmesini önlersiniz. Bu proaktif kontrol, içeriden saldırı riskini önemli ölçüde azaltır.
5. Çok katmanlı güvenliği benimseyin
E-postadan uç noktalara ve mobil cihazlara kadar dijital ortamınızın tüm yönlerinde katmanlı güvenlik önlemleri uygulayın. Bu, bir katman tehlikeye girse bile ek savunmaların daha fazla yayılmayı önlemesini, tehditleri ağınızın dışında tutmayı ve riski en aza indirmeyi sağlar.
Güvenlik riskleri karşısında proaktif yaklaşım
Bu stratejileri benimseyen kuruluşlar, karmaşıklıkla ilgili güvenlik risklerini etkili bir şekilde azaltabilir ve genel güvenlik duruşlarını güçlendirebilirler. İhlallere, meydana geldikten sonra tepki vermek yerine proaktif bir yaklaşım, tehditlerin ağa sızmadan önce durdurulmasını sağlayarak karmaşık bir BT ortamında daha güçlü, daha verimli koruma sağlar.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Karmaşıklığa bağlı güvenlik risklerini önlemek için 5 ipucu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı, Optisyenlik Programı Öğretim Görevlisi, Optisyen İlkay Altunsoy, göz yorgunluğunu önlemek için göz kırpma sayısının artırılmasını, gözün dinlendirilmesi için 20/20/20 kuralıyla uzaklara bakılmasını, bilgisayar ekranı ile mesafenin bir kol boyu mesafesinde ayarlanmasını tavsiye etti.
İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı, Optisyenlik Programı Öğretim Görevlisi, Optisyen İlkay Altunsoy, dijital cihazların kullanımına bağlı ortaya çıkan göz yorgunluğuna ilişkin değerlendirmede bulundu.
Göz yorgunluğunun her yaştan insanı etkilediğini belirten Altunsoy, “Gün içinde saatlerce dijital cihaz kullanımına bağlı gelişen göz yorgunluğu, görüş bulanıklaşması, göz ağrısı, göz kuruluğu, sulanması ve batması ile kendini gösterir. Bu göz yorgunluğu aynı zamanda uzun süre okuma yaparken, yazarken ve de dikiş dikmek gibi yakın işler yaparken ortaya çıkan semptomlar gibidir” dedi.
Yakın gelecekte cep telefonu ve bilgisayar ekranı kullanmanın azaltılmasının mümkün görünmediğini belirten Altunsoy, göz yorgunluğunu önlemek için aşağıdaki tavsiyelerde bulundu:
Göz kırpma sayınızı arttırın: Dakikada ortalama 15 kez göz kırparız fakat yapılan araştırmalar bilgisayar ve cep telefonu ekranına bakarken göz kırpma hareketinin 5 ile 7 arasına düştüğünü göstermiştir. Göz kırpma ile göz yüzeyinin ihtiyacı olan nem elde edilir. Mümkün olduğunca çok göz kırpmak için çaba gösterin hatta bilgisayar ve/veya telefon ekranınıza hatırlatıcılar, küçük notlar ekleyin.
Göz kuruluğu için suni gözyaşı takviyesi kullanın: Göz kuruluğu yaşadığınızı fark ettiyseniz göz hekimi tavsiyesi ve reçetesiyle suni gözyaşı damlası kullanabilirsiniz. Bulunduğunuz ortam kuru ve sıcak bir yer ise ortamı nemlendirecek çözümler üretin.
Gözü dinlendirmek için uzaklara bakın: 20/20/20 kuralını uygulayın. Yakın-orta mesafe çalışma esnasında her 20 dakikada bir, 20 saniye, 20 feet (yaklaşık 6 metre) uzaklara gözlerinizi odaklayarak gözleri dinlendirebiliriz. Bu uygulamayı alışkanlık haline getirebilirsiniz.
Ekran parlaklığını ve kontrastını ayarlayın: Kullanılan ekran etraftaki ışık seviyesinden parlaksa gözleriniz görmek için daha fazla çaba harcaması gerekecektir. Parlamayı azaltmak için mat bir ekran filtresi kullanılabilir. Parlaklığı etraftaki ışık seviyesi ile doğru orantılı ayarlamak aynı zamanda ekranın kontrastını da arttırmak göz yorgunluğu için fayda sağlayacaktır.
Bilgisayar ekranı ile aranızdaki mesafeyi ayarlayın: Bilgisayar ekranı ile aranızdaki mesafe bir kol boyu kadar (yaklaşık 40-50 cm) olmalıdır. Ayrıca ekran gözünüzün aşağıya bakacağı şekilde konumlanmalı, düz ya da yukarı bakacak şekilde konumlanmamalıdır.
Ofis camı takılmış bir bilgisayar gözlüğü tercih edin: Göz hekimi muayenesi ve reçetesi ile optisyenlik müesseselerinden temin edebileceğiniz ofis camı takılmış bir bilgisayar gözlüğü, uzun süre bilgisayar ekranına bakarak çalışan kişiler için göz yorgunluğunu azaltan eşsiz bir gereçtir. Bu gözlüklerde, çalışma ortamınıza ve en çok zaman harcadığınız mesafeye veya mesafelere göre uyarlanmış çok odaklı mercekler kullanılır. Keskin görüş ve rahatlamış gözler için dijital cihazlarınızı kullanırken daha az baş ve göz hareketi yapmanızı sağlar.
Kontakt lens kullananlarda kuru göz sendromu görülebilir
Kontakt lens kullanan kişilerin de yoğun dijital cihaz kullanırken dikkat etmesi gerekenlere dikkat çeken İlkay Altunsoy, “Genellikle kontakt lens kullanıcılarında dijital cihaz kullanımına bağlı olarak kuru göz sendromu görülebilir. Bunun için gözlük takılarak gözler dinlendirebilir. Kontakt lensler ile uyumak sakıncalı olacağından günlük kullanım için 8-10 saat ile sınırlandırılmalıdır ve uyumadan önce mutlaka çıkarılmaldır. Kontakt lens kullanımı hassasiyet gerektirdiği için hijyen kurallarına dikkat edilerek kullanılmalıdır. Gözde kızarıklık, ağrı, kuruma ve batma varsa vakit kaybetmeden göz hekimine muayene olunmalıdır” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Göz yorgunluğunu önlemek için göz kırpma sayınızı artırın yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Diyabet, pankreasın yeterli miktarda insülin üretmemesi veya vücudun ürettiği insülini etkin bir şekilde kullanamaması sonucu gelişen, metabolizmayı etkileyen kronik bir hastalık olarak biliniyor. Son yıllarda diyabetli kişi sayısında önemli bir artış görülüyor. 2021 yılı itibarıyla Türkiye’de 9 milyonu bulan diyabetli kişi sayısının 2024 yılında 10 milyonu aşması bekleniyor. 2035 yılına kadar ise bu sayının 13,4 milyon civarına ulaşacağı öngörülüyor. Bu artışa dikkat çekmek, diyabet konusunda farkındalık yaratmak amacıyla İstinye Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanlığı ve Fatih Belediyesi iş birliği ile 14 Kasım Dünya Diyabet Günü etkinliği düzenlendi. Etkinlik kapsamında, diyabetin önlenmesi, yönetimi ve tedavisi konusunda farkındalık yaratılarak, katılımcılara diyabetle ilgili önemli bilgiler sunuldu. “Şekerini Kontrol Et, Yaşamını Tatlandır” adlı etkinlik İSÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yasemin Buran Çırak, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Nalan Soydaş Engin, Arş. Gör. Hatice Karabulut ve Uzm. Fzt. Ceren Derya Gültekin önderliğinde gerçekleştirildi.
Fizyoterapi ve Rehabilitasyon bölümü Araştırma Görevlisi Hatice Karabulut ve Uzman Fizyoterapist Ceren Derya Gültekin Diyabet belirtileri, yol açabileceği sağlık sorunları ve alınabilecek önlemlerle ilgili bilgilendirme sunumunu yaptılar. Sunumda diyabetin belirtileri, risk faktörleri, önleme yöntemleri ve yönetimi hakkında bilgiler verildi. Kardiyak Rehabilitasyon’ un önemine vurgu yapılarak, katılımcılara diyabetin kontrolüne yardımcı olacak günlük aerobik ve solunum egzersizleri öğretildi. Yapılan sunumlarda, diyabetin yönetilebilmesi için sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması ve sürdürülmesinin önemi vurgulandı. Katılımcılar, günlük yaşamlarına uyarlayabilecekleri pratik bilgiler ve egzersiz önerileri edindiler.
İstinye Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yasemin Buran Çırak, diyabetten korunmak için sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemenin, düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme ve vücut kitle indeksini sağlıklı sınırlarda tutmanın hayati önem taşıdığını ifade etti. Yaşam şeklindeki bu düzenlemelerin hem diyabetin önlenmesinde hem de hastalığın yönetilmesinde önemli bir rol oynadığını belirtti.
“Diyabet önlenebilir ve yönetilebilir bir hastalık”
Diyabetin yaşam tarzı değişiklikleri ile önlenebilir ve yönetilebilir bir hastalık olarak kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Çırak diyabetin önlenmesi için alınabilecek temel önlemleri şöyle sıraladı:
Diyabetin belirtileri, hastalığın türüne ve şiddetine göre değişiklik gösterebilir
Diyabet, vücutta pek çok sistemi olumsuz etkileyebiliyor ve uzun vadede, yüksek kan şekeri seviyelerinin kontrol altına alınamaması göz hasarı, kalp ve damar hastalıkları, sinir hasarı (nöropati), cilt problemleri, kalıcı böbrek hasarı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Diyabetin erken belirtilerine yapılacak müdahalelerin, hastalığın yönetilmesinde ve komplikasyonların önlenmesinde büyük rol oynadığını belirten Prof. Dr. Çırak, diyabetin belirtilerinin hastalığın türüne ve şiddetine göre değişiklik gösterebildiğini belirterek genellikle şu semptomların sıkça görüldüğünü belirtti:
Diyabet vakalarındaki düzenli artış, diyabetin halk sağlığı üzerindeki etkisini önemli ölçüde artırmakta ve hastalığın yönetimi için sağlık sisteminin daha fazla kaynak ayırmasını gerektirmektedir. Hastalığın önlenmesi ve yönetilmesi için farkındalık yaratmak, sağlıklı beslenme alışkanlıklarını teşvik etmek ve fiziksel aktiviteyi artırmak, bu artışı engellemeye yönelik önemli tedbirlerdendir. Diyabetle mücadelede toplumsal farkındalığın arttırılması ve bu yönde yapılan bilinçlendirme çalışmaları, önemli bir etken oluşturuyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Diyabeti önlemek ve yönetmek için bu 5 adıma dikkat yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın 180 Günlük Hızlı Eylem Planı kapsamında yer alan Kordon’da su taşkınlarını önlemeye yönelik projenin yapım çalışmaları sürüyor. İzmir’i afetlere ve iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha dirençli hale getirebilmek için hayata geçirilecek Kordon Acil Eylem Paketi çerçevesinde Alsancak Limanı’ndan Cumhuriyet Meydanı’na kadar olan bin 700 metrelik sahil şeridinde kıyıya paralel geçici fırtına duvarı oluşturuluyor. Olası bir afetin etkisini azaltacak çalışmalar Alsancak Limanı’ndan başladı. Temel kazıları tamamlandıkça her biri 2,40 m genişliğinde 90 cm yüksekliğindeki geçici fırtına duvarı kıyıya yerleştirilmeye başlandı. Fen İşleri Daire Başkanlığı ekipleri tarafından 500 metrelik alanda kazı tamamlanırken 350 metre uzunluğunda da beton bariyer döşendi. Çalışmalar temel kazıları tamamlandıkça Cumhuriyet Meydanı’na doğru ilerleyecek. Güzergâh boyunca oluşturulacak 30 sel kapısı acil durum uyarılarında kapatılarak denizden gelen suyun kara tarafına geçişi engellenecek. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı ekipleri de geçici fırtına duvarının her iki tarafına bahçe toprağı sererek bitkilendirme çalışmalarına başladı.
Cumhuriyet Meydanı önünde dalga güvenliği
Proje kapsamında dalganın en çok etki gösterdiği Cumhuriyet Meydanı kıyısında da önlem alınacak. Bu noktada denizden gelen dalganın aşma etkisini azaltmak amacıyla kıyı hattına kronman duvarı monte edilecek. Kronman duvarı üzerine 600 ilave tahliye deliği açılarak suyun alandan drenaj süresi hızlandırılacak. Böylelikle hava koşullarının olumsuzlaştığı dönemlerde dalganın tehdit oluşturması engellenecek.
Geçirgen-yeşil alan düzenlemesi
Su taşkınlarının önlenmesinin yanı sıra Kordon’daki su drenajının sağlanabilmesi için Kordon boyunca yer alan asfalt yüzey kaldırılarak geçirgen-yeşil alan düzenlemesi yapılacak. Kordon üzerine su tutucu bitkiler yerleştirilerek hem estetik bir görüntü katılacak hem de iklim krizinin etkileri azaltılacak. Yeşil alanların bakımları ve düzenlemesi tamamlandıktan sonra halkın kullanımına açılacak.
Daha konforlu, daha güvenli ve daha eğlenceli alanlar
Çalışmaların son etabında ise her gün binlerce insanın zaman geçirdiği Kordon’daki sosyal donatı alanlarının konforunu artıracak çalışmalar yer alacak. Eskiyen kentsel donatılar yenileri ile değiştirilecek, oturma, dinlenme alanları ile seyir platformları oluşturulacak. Çocuklara yönelik eğlence odakları, kıyıda keyifli vakit geçirmelerini sağlayacak düzenlemeler yapılacak. Mevcut yürüyüş yolları ve meydanlarda yıpranmış zemin kaplamaları yenilenerek erişilebilir hale getirilecek, alandaki atık toplama donatıları artırılarak daha temiz bir kullanım alanı sağlanacak. Kıyı mühendisliği ve altyapı yatırımları tamamlanıncaya kadar geçici fırtına duvarı yerinde kalacak.
Kordon’un kalıcı projesi için bilimsel araştırmalar sürüyor
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kordon’da olası taşkınlarda can ve mal kaybını önleyecek geçici Acil Eylem Paketi çalışmalarının yanı sıra kalıcı proje çalışmalarını eş zamanlı olarak sürdürüyor. Kordon’un gelecek 50 yılını teminat altına alacak proje çalışmaları bilim insanları ve kıyı mühendisliği uzmanları tarafından büyük bir titizlikle hazırlanıyor. Alsancak Kordon bölgesinde kıyının dijital ikizinin oluşturulacağı fiziki konfor koşullarına yönelik Avrupa Birliği projeleri ve deniz taşkınlarının izlenmesine yönelik Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) çalışmalarına ağırlık veriliyor.
Geçici düzenleme yerini kalıcı Kordon Projesi’ne bırakacak
Hazırlanacak bilimsel proje, katılımcı süreçle kent paydaşlarına sunulacak. Böylelikle Kordon’da halihazırda yapımı devam eden geçici düzenleme, hazırlanacak bilimsel projenin oluşum süreci boyunca kıyı güvenliğini sağlarken aynı zamanda adımların kalıcı ve doğru bir şekilde atılmasını sağlayacak. Acil Eylem Paketi düzenlemeleri, görevini tamamladıktan sonra yerini Kordon Projesi’ne bırakacak.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kordon’da deniz taşkınlarını önlemek için yoğun tempo yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>