?> ?> önüne arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Tue, 28 Jan 2025 11:09:59 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png önüne arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Bilim insanının kişisel imajı bilimin önüne geçmemeli! https://kocaelibasin.com.tr/bilim-insaninin-kisisel-imaji-bilimin-onune-gecmemeli/ Tue, 28 Jan 2025 11:09:57 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/bilim-insaninin-kisisel-imaji-bilimin-onune-gecmemeli/ Sansasyon, reyting ve etkileşim alma odaklı haber dilinin hâkim olduğu bir medyada, bilimsel bilginin genellikle dikkat çekici başlıklarla sınırlı kaldığına dikkat çeken uzmanlar, bilimin dikkat çekme odaklı yüzeysel sunumunun bilimsellikten uzaklaşmaya neden olabileceğini söylüyor.

Bilim insanının kişisel imajı bilimin önüne geçmemeli! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Sansasyon, reyting ve etkileşim alma odaklı haber dilinin hâkim olduğu bir medyada, bilimsel bilginin genellikle dikkat çekici başlıklarla sınırlı kaldığına dikkat çeken uzmanlar, bilimin dikkat çekme odaklı yüzeysel sunumunun bilimsellikten uzaklaşmaya neden olabileceğini söylüyor.

Bilimin sadece ‘anlaşılabilir’ değil, aynı zamanda ‘doğru’ bir şekilde aktarılmasının öncelikli olması gerektiğine vurgu yapan İletişim Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Bilim insanlarının nitelikli bir şekilde medyada yer alması büyük bir sorumluluk gerektiriyor. Bu görünürlük, kişisel imajlarının veya popüler kültürün bir parçası haline gelme riskleri taşıyor.” dedi. 

Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, reyting kaygısıyla bilimin ticari bir ürün haline getirilmesinin hem bilimsel etik hem de toplumsal bilgi anlayışı açısından tehlike taşıdığını kaydetti. 

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, bilginin demokratikleşmesi ve bilimin ticarileşmesi arasındaki hassas dengeye dikkat çekerek, günümüzdeki bilim iletişiminin dinamiklerini değerlendirdi.

Bilim insanlarının ‘pop yıldızı’ kimliğine indirgenmesinin sakıncaları…

Bilim insanlarının medyada yer almalarının, bilgiyi kitlelere ulaştırmanın etkili yollarından biri olarak değerlendirilebildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Zira bu görünürlük sayesinde daha fazla insan, bilimin sunduğu gerçekleri daha kolay kavrayabilir. Ancak burada bilimin popülerleştirilmesiyle bilimsel derinliğin daha anlaşılır kılınması arasında ince bir çizgide denge kurulması gerekmektedir. Bilime yönelik genel farkındalığın sınırlı olduğu toplumlarda bu tarz popülerleşme hareketleri, bilim insanlarını daha geniş kitlelere tanıtabilir ancak bunun etkisi uzun vadeli olmazsa kalıcı dönüşüm sağlayamaz. Bu açıdan bilim insanlarının ‘pop yıldızı’ kimliğine indirgenmesi, bilimin araçsallaştırılmasına ve toplumsal değişim dinamiğini kaybetmesine sebep olabilir.” dedi.

Kişisel imaj, bilimin önüne geçmemeli!

Bilim insanlarının medyada daha görünür olmasının, bilimsel bilginin popülerleşmesine katkı sağlayabileceğini ancak bunun medyanın yaklaşımına bağlı olduğunu belirten Dr. Kabaş, şöyle devam etti:

“Sansasyon, reyting ve etkileşim alma odaklı haber dilinin hâkim olduğu bir medyada, bilimsel bilgi genellikle yalnızca dikkat çekici başlıklarla sınırlı kalır. Bilimin dikkat çekme odaklı yüzeysel sunumu, eleştirel düşünme kültürünü baltalayabilir. Dahası bilimsellikten de uzaklaştırabilir. Bu doğrultuda bilimin sadece ‘anlaşılabilir’ değil, aynı zamanda ‘doğru’ bir şekilde aktarılması öncelikli olmalıdır. Gerçek anlamıyla bilimsel bilginin popülerleşmesinde bu durumlara dikkat edilmelidir. Ayrıca bilim insanlarının nitelikli bir şekilde medyada yer alması büyük bir sorumluluk gerektiriyor. Bu görünürlük, kişisel imajlarının veya popüler kültürün bir parçası haline gelme riskleri taşıyor. Dolayısıyla, bilim insanının akademik derinliği, konuyla ilişkisi, etik değerleri ve bilimi popülerleştirirken sunduğu doğruluk ve sadelik, bu sürecin başarıyla yönetilmesi açısından belirleyici oluyor.”

Popüler olmak mı, tarafsız kalmak mı?

Medyada görünürlüğün bilim insanlarının akademik itibarını hem güçlendirme hem de zayıflatma potansiyeline sahip olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Doğru sunulduğunda bu görünürlük bilimsel bilginin yayılmasına ve bilime olan güvenin artmasına katkı sağlıyor. Bilim insanlarının medya aracılığıyla yaptıkları açıklamalar, bilimin önemini vurgulamak ve karmaşık meseleleri geniş kitlelerin anlayabileceği bir dille sunmak açısından oldukça değerlidir. Medyada görünürlük, bilginin yüzeyselleştirilmesi veya sansasyonelleştirilmesi gibi riskler de taşıyor. Bilim insanı açısından da popüler olmakla tarafsız kalmak arasındaki gerilim, bilimsel duruşun nesnelliğini tehdit edebilir. Bu doğrultuda sadece medyatikleşmiş bir bilim insanı figürünün inşası, bilimsel bilginin kişisel algılar ve karizmalar üzerinden şekillenmesine neden olacaktır.” diye konuştu.

Bilimin eğlenceli sunumunun avantajları ve dezavantajları…

Bilimin eğlenceli bir şekilde sunulmasının bilimsel bilgiyi daha geniş kitlelere ulaştırmak için etkili bir yöntem olabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Doğru tasarlanmış eğlence odaklı anlatımlar, bilimsel konuların karmaşıklığını azaltabilir ancak aşırı basitleştirme veya dikkat çekici başlıklar uğruna bilgiyi çarpıtma, bilimin yanlış anlaşılmasına yol açabilir. Bu durumda sonuçlar oldukça zarar verici bir niteliğe bürünebilir. Bilimi popülerleştirme çabası, onu daha erişilebilir ve anlaşılır kılarken, bilimsel doğruluk ve etik değerlerin korunması hayati önemdedir. Sansasyonel sunumlar veya hızlı tüketim kültürüne uygun bilgiler hem bilim insanlarının itibarını zedeler hem de halkın bilime olan güvenini azaltabilir. Bu durum, eğlence arzusunun bilimi ticari bir ürün gibi ele almasıyla sonuçlanabilir.” şeklinde konuştu.

Popülerlik arayışı, bilgi kirliliğine neden olabilir!  

Sosyal medyanın bilim insanlarının halkla kurduğu iletişimde önemli bir rol oynadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, şöyle devam etti:

“Sosyal medya, bilimsel bilgilerin hem daha hızlı bir şekilde yayılmasını sağlamakta hem de görece karmaşık konuları anlaşılır hale getiren yaratıcı içerikler üretme fırsatı sunmaktadır. Kitle açısından da uzmanlara doğrudan erişebilmek, konuya ilişkin farklı bilim insanlarının çalışma ve fikirlerini görebilmek açısından da önem taşıyor. Ancak bilim insanlarının kişisel markalarını inşa etmeleri, akademik özgürlüğü ve eleştirel bakış açılarını tehdit edebilir. Kişinin bilim insanı tanımlamasını yüzeysel bir şekilde üzerinde taşımasının oluşturduğu güven ilişkisi, yakın dönemde de gördüğümüz pek çok örnekte olduğu gibi, farklı sorunlara da yol açabiliyor. Akademik derinlikten uzaklaşan içerikler, bilimsel doğruluğu gölgede bırakabilir ve popülerlik arayışı, bilgi kirliliğine neden olabilir. Sosyal medya ortamının, algoritmik işleyişini de dikkate aldığımızda, genellikle sansasyonel ve dikkat çekici içerikleri daha çok dolaşıma soktuğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle, sosyal medyanın bilimsel iletişimi geliştirmenin yanı sıra bilimin dilini ve işlevini yavaşça değiştirme potansiyeli taşıdığı da göz önünde bulundurulmalıdır.”

Popülerleşen bilim insanlarının ticari çıkarlarla ilişkili olması güveni zedeleyebilir

Bilim insanlarının popüler figürler olarak algılanmasının, halkın bilime olan güvenini artırma potansiyeli taşıdığını ancak bu durumun sadece popülerlik arayışına dönüştürülmemesi gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Bilginin toplumsallaştırılmasında mesajın taşıyıcısına duyulan güven hayati önem taşımaktadır. Bu güven ilişkisinin sürdürülebilmesi için, bilim insanlarının şeffaf, tarafsız ve eleştiriye açık bir duruş sergilemeleri gerekmektedir. Medyada popülerleşen bilim insanlarının siyasi veya ticari çıkarlarla ilişkili olması, güveni zedeleyecek ve dahası bilimsel ortamı tam tersi bir atmosfere sürükleyecektir.” dedi.

Bilim insanlarına etkili iletişim teknikleri konusunda destek sağlanmalı

İletişim uzmanlarının, bilginin geniş kitlelere anlaşılır ve etkili bir şekilde taşınmasını sağlayacak köprü rolünü üstlenmesi gerektiğini de vurgulayan Dr. Kabaş, “İletişim uzmanları, bilim insanlarına etkili iletişim teknikleri konusunda destek sağlanması ve bilimsel bilginin medyaya doğru formatta sunulmasına teşvik edilmesi açısından önem taşımaktadır. Doğru yapılandırılmış mesajlar, bilimin topluma nezdindeki karşılığını güçlendirebilir ve bilim insanlarının kitlelere ulaşmasında daha etkili bir rol oynayabilir.” diye konuştu.

Reyting uğruna bilim insanları tartışmalı konulara çekilmemeli

Reyting kaygısıyla bilimin ticari bir ürün haline getirilmesinin hem bilimsel etik hem de toplumsal bilgi anlayışı açısından tehlike taşıdığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, şunları kaydetti:

“Medya, hızla tıklanabilir, kolayca etkileşim alabilir ve dikkat çekici içerikler üretirken, bilim insanları da bazen bu sistemin parçası haline gelerek bulgularını sansasyonelleştirebiliyor. Ancak bu durum, bilimin temel prensiplerine zarar verebiliyor. Medya kuruluşları reyting uğruna bilim insanlarını tartışmalı konulara çekerek tarafgirlik ve kutuplaşmayı körükleyebiliyor. Bu süreç, bilimin güvenilirliğini değil toplumsal algıda itibarsızlaşmasını artırabilir. Bunu aşmak için, bilim insanlarının ve medya profesyonellerinin bir denge kurması gerekmektedir. Bilimin geniş kitlelere ulaşması önemli ancak bu süreçte etik ilkelerden ve bilimsel doğruluktan taviz verilmemesi gerekir. Bilim insanları, iletişim becerilerini geliştirmeli ve medyaya sundukları içeriklerde bağlamı koruyarak kamuoyunu eğitici bir rol üstlenmelidir. Medya ise reyting odaklı değil, topluma sorumlu yayıncılık anlayışıyla yaklaşmalıdır. Bilim ve medya arasındaki bu etkileşim, dikkatle yönetildiğinde toplum için bir aydınlanma aracına dönüşebilir aksi takdirde hem bilime hem de toplumun bilgiye olan güvenine zarar verir.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bilim insanının kişisel imajı bilimin önüne geçmemeli! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
15 Yaşındaki Hacker’ın Saldırısı Siber Tehditlerin Boyutunu Gözler Önüne Seriyor! https://kocaelibasin.com.tr/15-yasindaki-hackerin-saldirisi-siber-tehditlerin-boyutunu-gozler-onune-seriyor/ Fri, 24 Jan 2025 17:30:10 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/15-yasindaki-hackerin-saldirisi-siber-tehditlerin-boyutunu-gozler-onune-seriyor/ Siber saldırganların kendilerini test etmek için güçlü sistemlere girme çabalarına her geçen gün bir yenisi daha ekleniyor.

15 Yaşındaki Hacker’ın Saldırısı Siber Tehditlerin Boyutunu Gözler Önüne Seriyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Siber saldırganların kendilerini test etmek için güçlü sistemlere girme çabalarına her geçen gün bir yenisi daha ekleniyor. 15 yaşındaki bir hacker’ın sadece notlarını yükseltme isteğiyle başlayan saldırı, Akdeniz’deki petrol tankerlerinin rotalarını değiştirmesiyle ciddi bir boyuta evrildi. Bu tür saldırıların iş dünyası için ciddi sonuçlar doğurabileceğine vurgu yapan Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, şirketlerin siber saldırılara karşı alınması gereken 6 yöntemi sıralıyor.

 

İtalya’nın Cesena kentindeki 15 yaşında bir hacker, notlarını yükseltmek için Eğitim ve Liyakat Bakanlığı’na ait sistemlere sızdı. Bu girişim, İtalya’daki bir dizi çevrimiçi portala erişim sağlayarak Akdeniz’deki petrol tankerlerinin rotalarını değiştirmeye yönelince tüm dikkatleri üzerine çekti. Gelişen teknoloji ve artan hedef çeşitliliğiyle saldırganlar, saldırı çeşitlerini boyutlandırarak daha sofistike ve hedeflenmiş yöntemler kullanıyor. Şirketlerin yalnızca dışarıdan gelen tehditlere karşı değil, iç kaynaklı tehlikelere karşı da savunma stratejileri geliştirmesi gerektiğini belirten Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, ‘’Bu tehditlerin boyutları, özellikle fidye yazılımlarının yaygınlaşmasıyla daha da büyüdü. Saldırganlar, şirketlerin kritik verilerini ele geçirirken, aynı zamanda iş süreçlerini durdurarak büyük mali kayıplara yol açabiliyor. Bu yüzden şirketlerin, yalnızca teknolojik güvenlik önlemleriyle sınırlı kalmayıp, tüm çalışanları kapsayan bir güvenlik kültürü oluşturmaları kritik önem taşıyor.’’ açıklamasında bulunarak şirketlerin siber saldırılara karşı alınması gereken 6 yöntemi sıralıyor.

 

1. Kötü amaçlı yazılımlara karşı güvenliğinizi artırın. Virüsler, solucanlar ve fidye yazılımları gibi kötü amaçlı yazılımlar hem kuruluşlar hem de bireysel kullanıcılar için önemli bir tehdit oluşturuyor. Kötü amaçlı yazılım tehdidinden korunmak için güçlü bir antivirüs programının kullanılması ve düzenli olarak güncelleme yapılması kritik rol oynuyor. Ayrıca, bilinmeyen kaynaklardan dosya indirmekten kaçınılması ve önemli verilerin düzenli olarak yedeklenmesi, olası bir saldırılara karşı alınması gereken önlemler arasında yer alıyor.

 

2. DDoS ataklarına karşı sistem güvenliğinizi arttırın. DDos atakları, sunucuların tüm hizmetlerinde anlık olarak ciddi bir yoğunluk oluşmasına ve kaynak tüketiminin doruk noktalara çıkmasına neden oluyor. Kuruluşlarda hizmet kesintilerine yol açan bu saldırı türü, maddi kayıplarla yanı sıra itibar kaybına da yol açıyor. Trafiği birden çok sunucuya dağıtmak veya yük dengeleme gibi taktikler uygulamak, DDoS ataklarının etkilerini azaltma konusunda fayda sağlıyor. İçerik sağlama ağları (CDN) ve bulut tabanlı koruma çözümlerinin uygulanması, dağıtım yoluyla meydana gelen aşırı yüklenmelerin önüne geçiyor.

 

3. SQL enjeksiyonu ile veri tabanı güvenliğinizi sağlayın. Siber saldırganların hassas verileri elde etmesine veya çıkarmasına olanak sağlayan SQL enjeksiyon saldırıları, web uygulamalarının güvenlik açıklarından yararlanıyor. İzinsiz erişimi engellemek için giriş doğrulama gibi güvenli uygulamaları kullanarak bu saldırılara karşı önlem alınması kritik rol oynuyor. Ayrıca veri tabanlarının da düzenli olarak güncellemesi gerekiyor.

 

4. Sosyal mühendislikle mücadele için eğitim alınmalı. Sosyal mühendislik, bireylerin psikolojik manipüle yoluyla bilgi edinme veya güvenlik önlemlerini aşma amacıyla yapılan bir saldırı yöntemi. Kuruluşların bu tarz saldırılara maruz kalmamak için çalışanlarına siber saldırganların kullandığı kandırma ve kimlik avı gibi taktiklere yönelik eğitim vermesi, olası felaket senaryolarının önüne geçiyor.

 

5. Kimlik avı saldırılarına karşı tuzağa düşmeyin. Siber saldırganlar tarafından en etkili ve en yaygın yöntem olan kimlik avı saldırıları, aldatıcı mesaj, e-postalar ya da web siteler aracılığıyla kişisel hassas bilgileri ortaya çıkararak ifşalamayı içeriyor. Kuruluşların bilinmeyen e-posta veya mesajlara karşı dikkatli olması ve gelen iletilerde yer alan web sitelerinin güvenirliliğini doğrulaması önem taşıyor. Son olarak çalışanlarını kimlik avı saldırı konusunda eğitilmesi, bu tarz saldırıların önlenmesinde en büyük rolü oynuyor.

 

6. Düzenli güncellemeler ile güvenliğinizi sağlam tutunKuruluşlarda meydana gelen güvenlik açıkları, saldırganların bu zayıflıkları kullanarak sistemlere sızmasına davetiye çıkarıyor. Kuruluşların bilinen siber tehditlere karşı önlem alması için sistemlerinde güncel güvenlik uygulamalarını kullanması gerekiyor. Bu uygulamalar arasında yer alan işletim sistemlerinin ve yazılım uygulamalarının düzenli olarak güncellenmesi, güvenlik açıklarını gidermek için büyük önem taşıyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

15 Yaşındaki Hacker’ın Saldırısı Siber Tehditlerin Boyutunu Gözler Önüne Seriyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Bu proje ile diyabet hastalarının yüksek dozda ilaç kullanımının önüne geçilecek https://kocaelibasin.com.tr/bu-proje-ile-diyabet-hastalarinin-yuksek-dozda-ilac-kullaniminin-onune-gecilecek/ Thu, 26 Dec 2024 09:20:06 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/bu-proje-ile-diyabet-hastalarinin-yuksek-dozda-ilac-kullaniminin-onune-gecilecek/ Ege Üniversitesi(EÜ) Eczacılık Fakültesi doktora öğrencisi Yalçın Çelik Aydın’ın yürütücülüğünü yaptığı, Prof.

Bu proje ile diyabet hastalarının yüksek dozda ilaç kullanımının önüne geçilecek yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Ege Üniversitesi(EÜ) Eczacılık Fakültesi doktora öğrencisi Yalçın Çelik Aydın’ın yürütücülüğünü yaptığı, Prof. Dr. Emel Öykü Çetin Uyanıkgil’in danışmanlığını üstlendiği doktora tezi “Lipid bazlı nanotaşıyıcılar kullanılarak diyabet tedavisinde kullanılan model bir maddenin oral biyoyararlanımının artırılması” projesi TÜBİTAK “1002- B Acil Destekleme Modülü”  kapsamında destek almaya hak kazandı. Proje ile diyabet hastalarının ilaç kullanım süresinin ve dozunun azaltılarak hem hasta sağlığına hem de ekonomiye katkı sunulacak.

Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Prof. Dr. Emel Öykü Çetin Uyanıkgil ve Yalçın Çelik Aydın’ı makamında ağırlayarak tebrik etti. Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam kurumsal akreditasyona sahip, öğrenci odaklılıkta ödüllü, öncü araştırma üniversitemizde oluşturduğumuz örnek bilim üretme ekosistemimiz bünyesinde görev yapan araştırmacılarımızın yürütücülüğünü yaptığı nitelikli projeler ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlardan destek görmeye devam ediyor. Diyabet, dünya genelinde en yaygın olarak görülen kronik hastalıklardan biridir. Geliştirilen projeyle diyabet tedavisi için ihtiyaç duyulan dozların azaltılmasıyla ekonomik geri kazanım sağlanacak. TÜBİTAK tarafından da destek gören bu projeyi gerçekleştiren akademisyenlerimizi tebrik ediyorum. Çalışmalarında başarılar diliyorum” dedi.

         “İlaçların yan etkileri tedaviyi de olumsuz etkiliyor”

 

Diyabete yakalanan bireylerin tedavisinin ömür boyu sürdüğünü söyleyen Doktora öğrencisi Yalçın Çelik Aydın, “Diyabet dünya genelinde en yaygın olarak görülen kronik hastalıklardan biridir. Tam anlamıyla tedavi sağlanarak geri döndürülmesi henüz keşfedilemediği için bir kere diyabet hastası olan bir kişinin tedavisi tüm ömrü boyunca sürmektedir. Bu durum hem hastaların ilaç kullanım sürelerini ve dozunu artırırken hem de sağlık sistemine giderek büyüyen bir yük bindirmektedir. Diyabetin tedavisinde ve obeziteye bağlı diyabetin önlenmesinde kullanılan ‘liraglutid’ ile ‘berberin’ düşük biyoyararlanım gösteren iki önemli etkin maddedir. Gösterdikleri düşük oral biyoyararlanım sebebiyle günümüzde berberin oral olarak yüksek dozlarda, liraglutid ise enjeksiyon yöntemi ile kullanmaktadır. Subkütan kullanım yolunun ve oral olarak kullanılan yüksek dozların doğal bir sonucu ise istenmeyen etkilerin de bu ilaçların kullanımları sırasında sıklıkla görülmesidir. İlaçlara bağlı olarak görülen istenmeyen etkiler, hastaların bu istenmeyen etkileri baskılamak için başka ilaçları da kullanmalarına veya ilaçları düzensiz kullanmaya ve hatta kullanmayı bırakmalarına sebep olmaktadır. Bu durum da tedavinin aksamasına ve hastalarda ikincil başka hastalıkların görülmesine zemin hazırlamaktadır” diye konuştu.

“Ekonomik olarak kazanım sağlanacak”

Tedavi için ihtiyaç duyulan dozların azalmasına bağlı olarak ekonomik geri kazanım da sağlanacağını vurgulayan Yalçın Çelik Aydın, “Yeni nesil ilaç taşıyıcı sistemler kullanılarak oral biyoyararlanımın artırılması ve istenmeyen etkilerin azaltılması son yıllarda sıklıkla kullanılan bir yöntemdir. Bu sayede çok daha az istenmeyen etki görülmesi sağlanarak hasta uyuncu yükseltilir ve tedavinin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi sağlanır. Artırılan oral biyoyararlanımın ikincil bir etkisi ise tedavi için ihtiyaç duyulan dozların azalmasına bağlı olarak sağlanan ekonomik geri kazanımdır. Proje çalışmalarımı yürütürken her zaman yanımda olan danışman hocam Prof. Dr. Emel Öykü Çetin Uyanıkgil’e çok teşekkür ederim” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bu proje ile diyabet hastalarının yüksek dozda ilaç kullanımının önüne geçilecek yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Büyükşehir’den otogar önüne estetik dokunuş https://kocaelibasin.com.tr/buyuksehirden-otogar-onune-estetik-dokunus/ Fri, 15 Nov 2024 08:20:41 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/buyuksehirden-otogar-onune-estetik-dokunus/ İzmir Büyükşehir Belediyesi Işıkkent’te bulunan Şehirlerarası Otobüs Terminali’nin çevresini şehre yakışan bir görünüme kavuşturmak için kolları sıvadı.

Büyükşehir’den otogar önüne estetik dokunuş yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İzmir Büyükşehir Belediyesi Işıkkent’te bulunan Şehirlerarası Otobüs Terminali’nin çevresini şehre yakışan bir görünüme kavuşturmak için kolları sıvadı. Bölgedeki bağlantı yolu ve kavşak çalışmalarıyla önce trafik akışını düzenleyen Büyükşehir Belediyesi şimdi de bölgede peyzaj çalışması başlattı.  

Yapımı süren Buca Onat Tüneli Projesi kapsamında tamamlanarak trafiğe açılan bağlantı yolu viyadüklerin altında kalan, İzmir Şehirlerarası Otobüs Terminali’nin giriş kapısının da bulunduğu alanda peyzaj ve çevre düzenlemesi çalışmaları devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri viyadük altında kalan yaya bölgelerini estetik açıdan güzelleştirerek kente yakışan bir görünüme kavuşturmak için yoğun bir çalışma yürütüyor. Projeyle birlikte otogar çevresinde bakımlı yeşil alanlar, yaya güvenliğini sağlayacak yürüyüş yolları ve oturma grupları oluşturulacak. Şehre gelen yolcular otogardan çıktıktan sonra yeşil bir doku ve estetik bir kentsel tasarımla karşılaşacak.

Yeni yıl öncesi tamamlanacak

Çalışmaları yeni yıl öncesi tamamlamayı planladıklarını belirten Yapı İşleri Dairesi Başkanlığı Proje Sorumlusu Ecenaz Gök, “Başkanımızın verdiği talimat doğrultusunda başlattığımız bu projeyle, hemşehrilerimize ve İzmir’imize gelen yerli ve yabancı turistlere şehrimize yakışır bir karşılama alanı yaratmayı hedefledik” şeklinde konuştu.

Vandalizme dayanıklı uzun ömürlü ekipmanlar

Otogar önü çalışmalarında kullanılacak ekipmanın sürdürülebilir materyalden seçileceğini ifade eden Ecenaz Gök, “Bu alanın tasarımını yaparken vandalizme dayanıklı, ekiplerimiz eliyle tamirinin kolayca yapılacağı, dış koşullara dayanıklı, uzun ömürlü ve sürdürülebilir malzemeler tercih ettik. İlgili daire başkanlıklarımızca kentsel tasarım ve peyzaj çalışmalarını uyumlu bir şekilde yürütmekteyiz” şeklinde konuştu.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Büyükşehir’den otogar önüne estetik dokunuş yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
ETi, kahve posalarını ileri dönüştürerek 598 kilogramlık karbon salımının önüne geçti https://kocaelibasin.com.tr/eti-kahve-posalarini-ileri-donusturerek-598-kilogramlik-karbon-saliminin-onune-gecti/ Thu, 14 Nov 2024 09:50:07 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/eti-kahve-posalarini-ileri-donusturerek-598-kilogramlik-karbon-saliminin-onune-gecti/ “Yaşasın Dünya” diyerek gelecek nesillere sürdürülebilir ve mutlu bir dünya bırakabilmek amacıyla farkındalık projeleri yürüten ETi, önemli bir çalışmayı daha hayata geçirdi.

ETi, kahve posalarını ileri dönüştürerek 598 kilogramlık karbon salımının önüne geçti yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
“Yaşasın Dünya” diyerek gelecek nesillere sürdürülebilir ve mutlu bir dünya bırakabilmek amacıyla farkındalık projeleri yürüten ETi, önemli bir çalışmayı daha hayata geçirdi. Kahve posalarından biyomalzeme üreten Wastespresso ile iş birliğine giden ETi, İstanbul ofislerinde tükettiği 578 kilogram kahve posasının mikro atık yönetimi çalışması ile değerlendirilmesiyle, iş birliğine başlanan Aralık 2023 tarihinden bu yana 598 kilogramın üzerinde karbon salımını engelledi.

 

Sürdürülebilirliği faaliyetlerinin odağına yerleştiren ve mutluluğu gelecek nesillere aktarabilmek hedefiyle çalışmalar yürüten ETi, mikro atıklarını dönüştürerek karbon ayak izini azaltma konusunda önemli bir adım attı. Bu doğrultuda kahve posalarını sürdürülebilir biyomalzeme teknolojisi çözümleri ile ileri dönüştürerek kullanan ve veri odaklı atık yönetimi çözümleri sunan yerli sosyal girişim olan Wastespresso ile iş birliği yapan şirket, İstanbul’daki ofislerinde kullanılan kahvelerden çıkan posaları düzenli olarak toplayıp, bu atıkları ileri dönüşümde kullanarak, “Yaşasın Dünya” çatısı altında lanse ettiği sürdürülebilirlik çalışmalarına bir yenisini daha eklemiş oldu.

 

Bin 883 metrekare arazinin ormana dönüştürülmesine eş değer

 

Sürdürülebilirlik stratejisini tüm iş süreçlerinde yaygınlaştırmaya özen gösteren ETi, bu iş birliği sayesinde yılbaşından itibaren kahve posalarının geleneksel yöntemle bertarafı yerine sürdürülebilir alternatif biyoplastik hammadde üretimi yöntemiyle toplamda 598 kilogram sera gazının atmosfere salımını engelledi. Ofislerde üretilen 578 kilogram kahve posasının çöpe atılması yerine, Wastespresso sayesinde döngüsel ekonomiye kazandırılması sayesinde 598 kilogram karbon ayak izi eş değerinde sera gazının oluşmasının da önüne geçilmiş oldu. Bu fayda ise yaklaşık 256 litre benzin kullanımının oluşturduğu negatif etkiyi engellerken, 2 bin 425 metrekare arazinin ormana dönüştürülmesine de eş değer bir kazanım sağlıyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

ETi, kahve posalarını ileri dönüştürerek 598 kilogramlık karbon salımının önüne geçti yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Çalışanlar “özgürlük” diyor: Esnek çalışma, kariyer hedeflerinin önüne geçti! https://kocaelibasin.com.tr/calisanlar-ozgurluk-diyor-esnek-calisma-kariyer-hedeflerinin-onune-gecti/ Thu, 14 Nov 2024 09:40:00 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/calisanlar-ozgurluk-diyor-esnek-calisma-kariyer-hedeflerinin-onune-gecti/ Teedo Online Eğitim Platformu, ‘Kariyer Odaklı Online Eğitim Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı.

Çalışanlar “özgürlük” diyor: Esnek çalışma, kariyer hedeflerinin önüne geçti! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Teedo Online Eğitim Platformu, ‘Kariyer Odaklı Online Eğitim Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. Araştırma, çalışanların esnek çalışma özgürlüğünü, daha kıdemli pozisyonlara tercih ettiklerini ortaya koydu. Bu sonuç, iş-yaşam dengesini korumaya yardımcı olan esnek çalışmanın iş dünyasında kalıcı olacağına işaret ediyor.

 

Beyaz yakalı profesyonellerin kariyerlerine artı değer katan Teedo Online Eğitim Platformu için FikriMühim tarafından yapılan ‘Kariyer Odaklı Online Eğitim Araştırması’, daha yüksek/kıdemli bir pozisyona geçme fırsatına oranla esnek çalışma özgürlüğünün, çalışanlar için daha fazla tercih nedeni olduğunu ortaya koydu. Ayrıca, şirketlerin sunduğu eğitim ve gelişim fırsatlarının yeni bir işe geçmek için önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu belirtenlerin oranı da yüzde 61 oldu.

 

İstanbul, İzmir ve Ankara’da 25-50 yaş arasındaki 600 beyaz yakalı çalışan ile çevrimiçi olarak gerçekleştirilen araştırmaya göre “Yeni bir işe geçme konusunda sizi daha çok ne motive eder?” sorusuna katılımcıların yüzde 79’u, ‘Daha iyi bir maaş’; onu takiben yüzde 55’i ‘Esnek çalışma saatleri’, ardından ise ‘Daha yüksek bir kıdem’ cevabını verdi. Esnek çalışma saatleri, uzaktan/remote veya hibrit çalışmak kadınlar tarafından daha fazla tercih edilirken, daha yüksek kıdemli bir pozisyonun erkekler tarafından daha önemli bulunduğu görüldü.

 

Esnek çalışma yeni bir iş kültürü yarattı

 

Teedo CMO’su Cansu Karagül, araştırma sonuçlarını değerlendirirken, esnekliğin çalışanların iş-yaşam dengelerini daha iyi korumalarına yardımcı olduğunu ve iş dünyasında kalıcı olacağını vurguladı. Karagül, “Esnek çalışmanın, iş dünyasında yeni ve vazgeçilmez bir iş kültürü oluşturduğunu söyleyebiliriz. Esnek çalışma düzeni, çalışanların iş-yaşam dengelerini sağlamalarına olanak tanıyan bir yapı sunuyor ve iş dünyasında kalıcı bir yer ediniyor. Ofise dönüş yönündeki eğilimlere rağmen, çalışanların esnekliğe olan bağlılıklarını sürdürdüğünü görüyoruz. Pek çok çalışan, mevcut pozisyonlarında uzaktan çalışma imkânı sunulmadığında yeni bir iş arayışına yönelebileceğini belirtiyor. Teedo olarak gerçekleştirdiğimiz araştırma da bu durumu açıkça ortaya koyuyor. İnsanın sürdürülebilirliğini konuştuğumuz bu dönemde, insan odaklı çalışma yaklaşımını daha fazla şirket istihdam politikalarına dahil etmek zorunda kalacak. Esnek çalışma bir yan hak olmaktan çıkarak, işin tercih edilmesinde başlı başına belirleyici bir faktör haline geldi. Esnek çalışmanın yeni ve vazgeçilmez bir iş kültürü yarattığını söyleyebiliriz. Buna paralel olarak, çalışanlar, geleneksel sınıf içi eğitimler yerine daha esnek ve uzaktan erişilebilir eğitim modellerine yöneliyor. Teedo olarak biz de bu doğrultuda online eğitimlerimizle profesyonellerin kariyer hedeflerine ulaşmalarına katkı sunuyor ve onlara her an, her yerden erişebilecekleri esnek öğrenme fırsatları sağlıyoruz.” dedi.

 

Esnek çalışma vurgusu iş dünyasında esnek çalışmanın yükselişine paralel olarak, 2024-2026 Orta Vadeli Program’a (OVP) da girdi. OVP’de uzaktan, kısmi ve geçici süreli çalışma ile platform çalışması gibi yeni nesil esnek çalışma modellerinde yaşanan gelişmeler doğrultusunda işgücü piyasalarının güvenceli esnekleştirilmesi için mevzuat düzenlemelerinin 2025 yılı ilk çeyreği itibarıyla yapılması öngörüldü.

 

Yurt dışında çalışmaya çeken ne?

 

‘Kariyer Odaklı Online Eğitim Araştırması’nın önemli bir yönü de yurt dışında yaşamayı tercih edenlerin tercihlerine ışık tutması oldu. Araştırmaya katılanlardan ‘Yeni bir işe geçmemde yurt dışında çalışma imkânı beni motive eder’ yanıtını veren 201 kişiden yüzde 40’ı ‘daha iyi yaşam koşulları’nın yurt dışında çalışma kararını etkilediğini belirtirken, bunu yüzde 28 ile ‘çocuklarımı yurt dışında yetiştirmek istiyorum’ cevabı izledi. Daha çok para kazanmak için yurt dışında çalışmak isteyenlerin oranı ise yüzde 15’te kaldı.

 

Yaş arttıkça kariyerini ya da işini değiştirme eğilimi azalıyor

 

Farklı yaş gruplarından çalışanların iş hayatlarına ilişkin beklentilerini de anlamayı amaçlayan araştırmanın bir başka çarpıcı sonucu, özellikle 25-34 yaş arasındaki gençlerin kariyer veya iş değiştirmeyi düşündüğünü göstermesi oldu. “Kariyerinizi değiştirmeyi ya da yeni bir işe girmeyi düşünüyor musunuz?” sorusuna katılımcıların yüzde 43’ü “Evet” cevabını verdi. “Hayır” diyenlerin “Evet” diyenlerden fazla olduğu tek grup ise 45-50 yaş arasındakiler oldu.

 

Eğitim desteği motivasyon nedeni

İşletmelerin hedeflerine ulaşmak için yüksek nitelikli çalışanlara ihtiyaç duydukları, bu çalışanların da yalnızca motive olduklarında o şirkette çalışmaya devam ettikleri günümüzde tartışmasız bir gerçek. Teedo’nun araştırması da bu durumu teyit ediyor. Araştırmaya göre, şirketlerin sunduğu eğitim ve gelişim fırsatları, yüzde 61 ile çalışanların yeni bir işe geçmeleri için önemli bir motivasyon kaynağı oluşturuyor. Daha iyi bir maaş, esnek çalışma, kıdem ve eğitim desteğine ek olarak esnek cuma, regl izni, wellbeing desteği gibi yan haklar, güçlü bir kurum kültürü ve yurt dışında çalışma imkanı da motivasyon kaynakları arasında yer alıyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Çalışanlar “özgürlük” diyor: Esnek çalışma, kariyer hedeflerinin önüne geçti! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
PaybyMe’den Güvenli Alışveriş Tüyoları: Kasım İndirimlerinde Bilinçsiz Tüketimin Önüne Geçin https://kocaelibasin.com.tr/paybymeden-guvenli-alisveris-tuyolari-kasim-indirimlerinde-bilincsiz-tuketimin-onune-gecin/ Mon, 11 Nov 2024 14:09:38 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/paybymeden-guvenli-alisveris-tuyolari-kasim-indirimlerinde-bilincsiz-tuketimin-onune-gecin/ 2021 yılından bu yana, Kasım indirimleri döneminde online alışveriş tercihi mağaza alışverişine her yıl daha fazla fark atıyor.

PaybyMe’den Güvenli Alışveriş Tüyoları: Kasım İndirimlerinde Bilinçsiz Tüketimin Önüne Geçin yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
2021 yılından bu yana, Kasım indirimleri döneminde online alışveriş tercihi mağaza alışverişine her yıl daha fazla fark atıyor. 2023 yılında tüketicilerin %68’i, Kasım indirimleri döneminde online alışverişi tercih etti. Tüketicilerin online harcama yapmaya her zamankinden daha eğilimli olduğu bu dönemde, güvenli ödeme yöntemleri daha da fazla önem kazanıyor. Bu güvenilir yöntemler, tüketicilere güvenli bir alışveriş deneyimi sunarak, online harcamalara olan güvenlerini pekiştiriyor. Peki tüketiciler nelere dikkat etmeli? PaybyMe, tüketicilerin Kasım indirimlerinde güvenli bir şekilde alışveriş yapabilmeleri için önerilerde bulundu.

 

Tüketicilerin heyecanla beklediği Kasım indirimleri başladı. Markaların sunduğu büyük indirimlerle birlikte online alışverişte önemli bir hareketlilik bekleniyor. Bu dönem, markaların satış hacimlerini artırmasının yanı sıra, tüketicilerin ortalama sepet değerlerinde de belirgin bir artış gözlemleniyor.

2023 yılında ortalama bir tüketici, Kasım indirimleri sırasında 256 dolar harcadı. Bağımsız araştırma şirketlerinin verilerine göre, 2023 yılında tüketicilerin %68’i bu dönemde online alışverişi tercih etti. 2021’den bu yana, Kasım indirimleri döneminde online alışveriş tercihi, mağaza alışverişine her yıl fazla fark atıyor.

Tüketicilerin harcama yapma isteği bu dönemde daha da artarken, uygun fiyatlı alışveriş beklentileri, bilinçsiz alışverişe dönüşme riski taşıyor. Özellikle online alışverişlerde ödeme ve kişisel bilgi güvenliğinin sağlanması, hem markaların itibarı hem de tüketicilerin memnuniyeti açısından kritik bir öneme sahip. Bu doğrultuda işletmelere çeşitli ödeme çözümleri sunan PaybyMe, tüketicilerin Kasım indirimlerinde güvenli bir şekilde alışveriş yapabilmeleri için önerilerde bulunuyor.

Bilinir ve güvenilir web sitelerinden alışveriş yapılmalı

Tüketicilerin güvenli alışveriş yapabilmeleri için izlemeleri gereken ilk ve en önemli adım, bilinen ve güvenilir web sitelerinden alışveriş yapmak. Bu siteler, genellikle yüksek güvenlik standartlarına sahip olup, kullanıcı bilgilerini korumada daha etkili. Eğer alışveriş yaparken bir hesap oluşturulması gerekiyorsa, güçlü şifreler belirlemek ve mümkünse iki faktörlü kimlik doğrulama kullanmak, veri güvenliği açısından kritik öneme sahip.

Kamuya açık wifi ağlarından kaçınılmalı ve sanal kart kullanılmalı

Alışveriş esnasında alınması gereken diğer güvenlik önlemleri ise kamuya açık Wi-Fi ağlarından kaçınmak ve ödeme işlemleri için sanal kartlar tercih etmek. Kamuya açık Wi-Fi ağları, kişisel verilerin sızdırılma riskini artırırken, sanal kartlar tüketicilerin asıl kart bilgilerini koruyarak güvenliği sağlar. Ayrıca, sanal kartlara tanımlanabilen harcama limitleri sayesinde, asıl kart bakiyesi de güvence altına alınıyor.

E-posta ve SMS yoluyla dolandırıcılığa dikkat edilmeli

E-ticaret sitelerinde ise dijital pazarlama aktiviteleri, özellikle Kasım indirim dönemiyle birlikte büyük bir hız kazanır. Bu süreçte markalar, tüketicilere gönderdiği kampanya SMS’lerinde önemli bir artış yaşar. Ancak, bu dönemde e-posta ve SMS yoluyla yapılan dolandırıcılık (phishing) vakalarında da belirgin bir artış gözlemlenir. Tüketiciler, indirimlerle ilgili e-postalar almak için birçok alışveriş kanalına üye olurken, bu e-postaların arasına dolandırıcıların gönderdiği spam mesajlar da karışabilir. Bu nedenle, e-posta veya SMS ile gelen kampanyaların doğruluğu, her zaman web siteleri üzerinden teyit edilmelidir. Ayrıca, e-ticaret sitelerine erişim sağlarken tarayıcıların güvenlik önlemlerinin aktif tutulması, veri güvenliği için gerekiyor.

Mobil bankacılık uygulamaları düzenli olarak kontrol edilmeli

 

Kasım indirimlerinde online alışverişin büyük bölümü mobil cihazlar üzerinden gerçekleşiyor. 2023 yılında Kasım indirimlerinde gerçekleşen tüm online alışverişlerin %79’u cep telefonlarından yapıldı. Mobil cihazlardan yapılan alışveriş oranı 2022 yılında %54’tü. Mobil alışverişlerdeki bu artış göz önünde bulundurulduğunda, mobil cihazlarda saklanan verilerin korunması çok daha önemli hale geliyor. Tüketiciler mobil alışverişler dahil tüm online alışverişlerinde bilgilerinin güvende olduğundan emin olmak için mobil bankacılık uygulamalarını kontrol etmeyi de ihmal etmemelidir. Harcama yapılan kartların bakiyeleri ve hesap hareketleri, mobil bankacılık sayesinde kolayca takip edilebilir.

 

Kasım indirimleri özellikle genç tüketiciler için çekici olabiliyor. 2023 yılında yapılan bir araştırmaya göre Z Jenerasyonu tüketicilerin %75’i Kasım indirimlerinde alışveriş yapmayı planladığını belirtti. Genç tüketicilerin online ödeme güvenliği konusunda bilinçlendirilmesi, hem tüketiciler hem de firmalar açısından önem arz ediyor. Firmaların Kasım indiriminde yaptığı reklam harcamaları her geçen yıl artarken güvenlik açıklarından kaynaklanan müşteri memnuniyetsizlikleri, tüketicilerin hassas verilerinin kötü niyetli kişilerin eline geçmesine yol açabileceği gibi firmaları da ciddi zararlara uğratabilir. Bu nedenle keyifli bir alışveriş deneyimi için PaybyMe’nin güvenlik önerilerini dikkate almakta yarar var.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

PaybyMe’den Güvenli Alışveriş Tüyoları: Kasım İndirimlerinde Bilinçsiz Tüketimin Önüne Geçin yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>