?>
?>
Körfez’e deşarj edilen suyun atık su değil yağmur suyu olduğu belgelendi
İzmir Büyükşehir Belediyesi, yağmur suyu hatlarında biriken ve kirlilik içermeyen suların denize deşarj edilmesine ilişkin görüntüler üzerinden yürütülen dezenformasyon çalışmalarına analiz sonuçlarıyla yanıt verdi.
Kemeraltı ve Mustafa Kemal Sahil Bulvarı ile Cumhuriyet Bulvarı’nın sahil şeridindeki yağmur sularını toplayan sistemin denizle buluştuğu noktada alınan görüntülerin Körfez’e evsel atık suların deşarj edildiği iddiasıyla basına yansıtılmasına yanıt İZSU Genel Müdürlüğü Körfez Ekoloji Danışma Kurulu Üyesi ve İzdeniz Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler’den geldi. Güler, suyun kaynağındaki terfi merkezinden alınan numunelerin analiz edildiğini, çıkan sonuçların söz konusu suyun evsel atık su değil, yağmur suyu standartları taşıdığını belgelerle gösterdiğini açıkladı.
11 Mart Salı günü bazı basın kuruluşları tarafından Körfez’e evsel atık suların arıtılmadan deşarj edildiği iddiasıyla kamuoyuna yansıtılan haberlerin ve Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın İZSU Genel Müdürlüğü’ne cezai yaptırım uygulanmasına yol açan iddiaların gerçeği yansıtmadığı bilimsel raporlarla kanıtlandı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı Laboratuvar Şube Müdürlüğü’nün Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından akredite edilen laboratuvarlarında yapılan analizler, görüntülere yansıyan suyun evsel atık değil, yağmur suyu standartlarında olduğunu ortaya koydu.
Terfi Merkezi’nden alınan örneklere bakılarak tüm parametrelerin tespit edildiğini belirten İZSU Genel Müdürlüğü Körfez Ekoloji Danışma Kurulu Üyesi Dr. Işıkhan Güler “Terfi merkezindeki sularla ilgili analizler yapıldı ve yağmur suyu standartlarında sonuçlar çıktı. Laboratuvar sonuçları da gösteriyor ki verilen su evsel atık su değil. Yani atık su değil rüsubatlı (çöküntü- tortu) yağmursuyu” dedi.
Derelerdeki sistem gibi
İzmir Körfezi’ne atık su deşarj edildiği iddia edilen yağmur suyu kuşaklama sisteminin denizle buluştuğu noktada açıklama yapan Dr. Işıkhan Güler, şunları kaydetti:
“Kemeraltı bölgesinde iki tane ayrık sistem var. Yağmur suyu ve atık su toplama sistemi. Sistem şöyle çalışıyor. Aşırı yağışlarda İkiçeşmelik ve yüksek kesimlerden gelerek Kemeraltı’nda baskınlara neden olan yağmur sularının terfi merkezinde toplanıp denize deşarj edilmesini sağlıyor. Bu sürekli olan bir durum değil. Terfi merkezinde biriktirilen yağmur suları belli bir seviyeye geldiği zaman taşkınlara sebebiyet verilmemesi için denize yağmur suyu deşarj ediliyor. Derelerdeki sistem gibi düşünebilir. Kemeraltı’ndan gelen ve denize dökülen sular yağmur sularıdır. Atık su değildir.”
Laboratuvar sonuçları da her şeyi gösteriyor”
İZSU Genel Müdürlüğü Körfez Ekoloji Danışma Kurulu Üyesi Dr. Işıkhan Güler “Videolarda ilk önce koyu renkli gelen bir su var. Bu su yağmurun getirdiği tabandaki malzemedir. Terfi merkezinin dibinde çökmüş olan malzeme ilk başta koyu akıyor daha sonra normal rengine dönüyor. Bizler terfi merkezindeki sularla ilgili analizler yaptık ve tamamen temiz su standartlarında sonuçlar çıktı. Laboratuvar sonuçları da gösteriyor ki verilen su evsel atık su değil. Kirli değil temiz su. Temiz su ölçüsünde denize verilmesinde bir sıkıntı yok. Ekosisteme bir zararı yok. Yağmur suları alt yapı ne olursa olsun denize gidecek. Doğal döngünün bir parçası” şeklinde konuştu.
Güler, “Her yağmur yağdığında denize nasıl derelerden rüsubatlı su geliyorsa buradaki durum da aynı. Zaten video da görüldüğü üzere öncelikle yağmursuyu terfi istasyonu deposunda rüsubatlı malzeme deşarj ettiği için kahverengi renkli akıyor daha sonra suyun rengi berraklaşıyor. Ekteki planlarda da görüldüğü buradaki deşarj hattı yağmursuyu şebekesinin deşarj hattıdır” dedi.
Tüm değerler sınırın altında
Laboratuvardan alınan analiz sonuçlarının değerlendirme bölümünde “Arıtılmamış evsel atık su kirlilik karakteristiği parametre değerleri ile karşılaştırıldığında evsel atık su olmadığı açıkça görüldü. Ayrıca iletkenlik parametresinin analiz değerinden de görüldüğü üzere deniz suyu karakterinde de olduğu görülmekte” ifadelerine yer verildi.
Yapılan ölçümlere göre arıtılmamış evsel atıklarda 500 mg/L olması beklenen Kimyasal Oksijen İhtiyacı (KOİ) 15 mg/L değerinin altında çıktı. Toplam Askıda Katı Madde değeri ise atık sularda 220 mg/L olarak görülürken alınan numunelerde 25 mg/L olarak ölçüldü. Fosfor ve azot miktarlarının da yine sınır değerlerin çok altında olduğu görüldü.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Analiz sonuçları gerçeği ortaya çıkardı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Türk Hava Yolları’nın kurumsal sponsorluğunda ve iş ortaklığında düzenlenen EMITT, Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) ve Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) iş birliğiyle gerçekleştirildi.
78 ülkeden 666’dan fazla katılımcının yer aldığı fuarda Nevşehir ve Kapadokya bölgesi, belediyeler ve turizm birlikleri tarafından dünyaya tanıtıldı.
Hall 7 ve 7181 numaralı stantta misafirlerini ağırlayan Kapadokya standı içerisinde Nevşehir Belediyesi, Ürgüp Belediyesi, Gülşehir Belediyesi, Kozaklı Belediyesi, Hacıbektaş Belediyesi, Avanos Belediyesi, Ortahisar Belediyesi, Göreme Belediyesi, Uçhisar Belediyesi, Nar Belediyesi, Kapadokya Alan Başkanlığı, Kapadokya Turizm Bölgesi Altyapı Hizmet Birliği (KAP-HİB), NTSO, KAPTİD tanıtım deskleri açtı.
Başkan Arı, Türk ve yabancı misafirlere ve turizm sektör temsilcilerine Nevşehir ve Kapadokya bölgesi hakkında bilgilendirmeler yaparak Nevşehir Belediyesi tarafından turizme kazandırılan Nevşehir Kalesi çevresindeki dünyanın en büyük kaya oyma yamaç yerleşim merkezi Kayaşehir, Nevşehir Belediyesi Turizm ve Spor A.Ş. bünyesindeki Nissa Buklet ve Balon simülasyonu ile Kayaşehir‘de yaşayan medeniyetlerin tarihi canlandırmalarını içeren sanal gerçeklik deneyimlerinin uygulamalı olarak gösterildiği VR Merkezi’nin tanıtıldığını ifade etti.
Fuarın açılışına Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Yüzer ile Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Ahmet Tatar ile birlikte katılan Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, turizm sektörünün tüm ulusal ve uluslararası paydaşlarının sürdürülebilir iş birlikleri oluşturdukları fuarın Kapadokya bölgesi ve bölgenin merkezi Nevşehir için oldukça önemli olduğunu kaydetti.
Nissa Buklet, EMITT Fuarı’nda Otelcilerle ve Belediyelerle Buluştu!
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Nevşehir Belediyesi Farkını Ortaya Koydu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Bu yöntemle ilgili en son dolandırıcılıklar arasında sözde seyahat masraflarının geri ödenmesini talep eden romantik ilişki teklifleri, iş yatırımları arayan zengin bireyler gibi davranan dolandırıcılar, hatta aydınlanma dönemine kadar uzanan gizli bir topluluk olan Illuminati’yi temsil ettiğini iddia eden dolandırıcılar yer alıyor.
‘Nijeryalı’ tarzı dolandırıcılıklar, dolandırıcıların kurbanlara büyük miktarlarda para, kazançlı fırsatlar veya özel avantajlar vaat ettiği, ancak genellikle işlem ücretleri, yasal masraflar veya seyahat masrafları olarak gizlenmiş bir ön ödeme talep ettiği ve nihayetinde parayı da alıp ortadan kaybolduğu bir tür peşin ücret dolandırıcılığı. Orijinal ‘Nijeryalı’ dolandırıcılık e-postaları Nijerya’dan nüfuzlu ve varlıklı kişilerin adına gönderiliyordu ve dolandırıcılık adını buradan aldı. Zamanla bu dolandırıcılık e-postalarının temaları gelişti ve siber suçlular hedeflerinin ilgisini çekmek için güncel olayları ve popüler akımları kullandılar.
Kaspersky tarafından 2024 yılında keşfedilen avans ücreti dolandırıcılığının yinelemeleri hem yaygın dolandırıcılık örneklerini (hasta olduğu iddia edilen varlıklı kişilerden gelen mesajlar gibi), hem de sıra dışı taktikleri içeriyordu. Bazı dolandırıcılıklar son derece karmaşıktı, örneğin romantik arkadaşlık teklifleri içerebiliyorlardı. Hedef kişi ve dolandırıcı çevrimiçi olarak buluşup sohbet ediyorlardı. Ancak kurban yüz yüze görüşmeye hazır olduğunda, “partnerleri” bilet veya vizeyi karşılayamadıkları için finansal yardıma ihtiyaçları olduğunu söylüyorlardı. Farklı bir senaryoda, dolandırıcı partnerine pahalı bir hediye göndermek istediğini söylüyor, ancak posta ücretini karşılayamadığı için kurbandan kargo ücretini karşılamasını istiyorlardı.
Alışılmadık bir diğer örnek, gizli İlluminati topluluğu adına gönderildiği iddia edilen ve alıcının e-postayı yanıtlayarak büyük kardeşliğin bir parçası olmayı kabul etmesi halinde zenginliklerini ve güçlerini paylaşmaya hazır olduklarını iddia eden bir dolandırıcılık e-postasıydı.
İlluminati gizli topluluğu adına gönderildiği iddia edilen bir dolandırıcılık e-postası
Kaspersky ekibi tarafından ortaya çıkarılan bir diğer dolandırıcılık ise, Avrupalı bir piyango müdüründen geldiğini iddia eden ve e-posta gövdesi neredeyse boş olan bir e-postaydı. “Kazanılan ödül” ile ilgili ayrıntılar, kullanıcıdan ödülü almak için adını, adresini, telefon numarasını ve hatta iş pozisyonunu göndermesini isteyen ekli PDF’de yer alıyordu.
Boş bir e-posta eşliğinde piyango dolandırıcılığı örneği
ve ödülü nasıl alacağınıza dair talimatları içeren ekli PDF dosyası
Keşfedilen dolandırıcılık vakalarından bazıları, COVID-19 salgını veya Suudi Arabistan’ın olası BRICS üyeliği gibi yakın tarihli veya güncel gerçek dünya olaylarına atıfta bulunarak, alıcıların bu gelişmeler nedeniyle fon almaya hak kazandıklarını iddia ediyordu. Dolandırıcılar ayrıca 2024 ABD Başkanlık seçimlerinden de faydalanarak, alıcıların Donald J. Trump Vakfı’ndan milyonlarca dolar kazanma şansına sahip olduklarını iddia ettiler.
Diğer bazı mesajlarda dolandırıcılar e-postalarını daha inandırıcı hale getirmek için gönderenin kimliğini sözde doğrulayan belgelerin fotoğraflarını eklediler.
Bağış toplama dolandırıcılığı e-posta örneği
Avans ücreti dolandırıcılığı genellikle bireysel kullanıcıları hedef alırken, benzer bir dolandırıcılığa B2B sektöründe de rastlandı. Siber suçlular yatırım yapılacak işletmeler aradıklarını ve alıcının şirketinin hedefleri olabileceğini iddia ettiler. Bir “ortaklık” ayarlamak için alıcıdan e-postayı yanıtlamasını istediler.
Kaspersky Spam Analisti Anna Lazaricheva, şu bilgileri paylaştı: “Nijeryalı” dolandırıcılığı olarak adlandırılan bu yöntem yıllardır kullanılıyor ve çevrimiçi dolandırıcılığın çok yönlü biçimlerinden biri olmaya devam ediyor. Dolandırıcılar; bankacılar, avukatlar, şirket yöneticileri ve hatta üst düzey yetkililer gibi gerçek ya da hayali kişileri taklit ederek kurbanlarını manipüle etmek için ayrıntılı hikayeler yazabilirler. Bu dolandırıcılıklar, diğer bazı e-posta siber saldırı türlerinin aksine kötü amaçlı bağlantılara veya eklere dayanmaz. Bunun yerine, güven ve meşruiyet oluşturmak için uzun süreli konuşmalara girerek saf sosyal mühendislik kullanırlar. Bu tür siber saldırıları özellikle tehlikeli kılan şey uyarlanabilir olmalarıdır. Dolandırıcılar taktiklerini sürekli olarak geliştirmekte, inandırıcı görünmek için küresel olaylardan, trend haberlerden ve hatta kişisel trajedilerden yararlanmaktadır. Gelecekte, bu dolandırıcılıkların daha sofistike hale gelmesini ve muhtemelen tespit edilmelerinin zorlaşmasını bekleyebiliriz. Bu durum, bu tür manipülatif taktikleri tanımak ve bunlara direnmek için daha yüksek farkındalık ve güçlü dijital okuryazarlık ihtiyacının altını çiziyor,”
Kaspersky kendinizi bu gibi dolandırıcılıklardan korumak için aşağıdakileri öneriyor:
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Aşk aldatmacalarından İlluminati’ye: Kaspersky ‘Nijeryalı’ e-posta dolandırıcılığının evrimini ortaya koyuyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Bilimin, keşfin ve hikâye anlatımının gücüne inanarak 130 yılı aşkın bir süredir dünyanın en güvenilir markalarından biri olmayı sürdüren National Geographic’in birbirinden iddialı yapımlarını D-Smart, Digiturk ve TOD, KabloTV, S Sport Plus, Tivibu ve TV+ platformlarından izleyebilirsiniz.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
İki Bölümden Oluşan ‘Angkor’un Kayıp Hazineleri: Antik Laos Ortaya Çıkıyor’ 9 ve 16 Şubat Pazar 20.00’de National Geographic Ekranlarında! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Serdar Nurmedov, üst üste yaşanan olumsuz olayların kişiler ve toplum üzerindeki etkilerinden bahsetti.
Yaşadığımız felaketler ve travmalar, dünyaya ve insana dair bazı temel inançlarımızı sarsıyor
İnsanların robot olmadığını, karmaşık düşüncelerimiz, duygularımız ve hislerimiz olduğunu ifade eden Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “İster doğal afet olsun, ister insan eli ile gerçekleşsin felaketlere karşı tepki veririz ve bu gayet normal.” dedi.
Dünyaya geldiğimizde hayat yolculuğumuza sevgi ve güven dolu insanlar olarak başladığımızı aktaran Prof. Dr. Serdar Nurmedov, ancak zaman içerisinde yaşadığımız felaketler ve travmaların, dünyaya ve insana dair bazı temel inançlarımızı sarstığını söyledi.
Karmaşık duygularla mücadele etmenin en iyi yolu bu duyguların varlığını kabul etmek…
Yaşanan son yangın felaketinden sonra, birçok insanın bir noktada dünyanın öngörülebilir olduğuna veya iyi insanlara kötü şeyler olmayacağına dair inançlarının yerle bir olduğunu dile getiren Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Bir yanda feryat-figan eden acı ve kedere gark olan aileler ve sevenleri, diğer bir yanda tatillerine ve eğlenmeye kaldığı yerden devam eden kişiler, süreci dışarıdan takip eden bizlerde karışık duygulara sebep oluyor. Bir yanda acı ve keder, öte yanda öfke ve kızgınlık gibi duygulara kapılıyoruz.” dedi.
Her ne kadar bu karmaşık duygularla mücadele etmenin birden fazla yolu olsa da en kestirme yolunun bu duyguları anlamak, anlamlandırmak ve bu duyguların varlığını kabul etmek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Serdar Nurmedov, şöyle devam etti:
“Kabul etmek ile kabullenmek bir değildir. Kabul etmek demek, kaçınmamak demek, yok saymamak demek, varlığına müsaade etmek demektir. Çünkü bizi insan yapan duygularımızdır. Duygularımızı ifade etmek, paylaşmak olumsuz olanları hafiflettiği gibi, olumlu olanları da arttırır. Duygularımızı bastırmak ve onları yok sayarak ‘normal’ davranmaya çalışmak bizi kötü etkiler. Çünkü anormal bir durumda normal tepki vermenin kendisi anormaldir.”
İnsan eli ile ortaya çıkan felaketler öfkeyi tetikliyor
İnsan eli ile ortaya çıkan felaketlerin çoğu zaman öfkeyi tetiklediğinin altını çizen Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Kabullenmeyi zorlaştırır. Anlamayı ve anlamlandırmayı zorlaştırır. Bireyin adalet ve güven hissini sarsar. Güvensizlik kişiyi ‘düzenin asla düzelmeyeceği’ fikrine sürükleyebilir. Kuralların adil bir şekilde işlemediği algısı bireyde endişe ve huzursuzluğa sebep olur. Haksızlığa uğrayan insanlarda yoğun bir öfke hasıl olur. İçinde bulunduğu toplumun ve sistemin kendisini koruyamayacağını düşünür, kendine olan güveni azalır ve dünyaya olan güveni sarsılabilir. Tüm bunların neticesinde eğer bu süreci iyi yönetemezlerse travma sonrası stres bozukluğu gelişebilir.” uyarısında bulundu.
Çocukların bu tür olaylara verdikleri tepkiler normal kabul edilmeli…
Yangında arkadaşlarını kaybeden, hayatını kaybedenler için üzülen ve haberlere maruz kalan çocukların duygusal gelişimi ve ruh sağlığının derinden etkilenebileceğini aktaran Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Bu çocuklar böyle durumlarda hiç olmadığı kadar ebeveyn desteğine ve rehberliğine ihtiyaç duyarlar.” dedi.
Çocukların duygularını, hislerini ve düşüncelerini açıkça ve detaylı bir şekilde ifade etmelerine müsaade edilmesi gerektiğine vurgu yapan Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Verdikleri tepkilerin mevcut bağlamda normal olduğunu, bu tür felaketlerin anlaşılması ve kabullenmesinin herkes için zor olduğunu vurgulamak gerekir. Kayıp ve ölümü anlatırken yaşına uygun ifadeler ve açıklamalar kullanılmalı. Sosyal medya ve haber izleme süreleri azaltılmalı. Kaygılarını arttıracak konuşmalardan ziyade güvende hissedebilecekleri ortam yaratılmalı ve rahatlatıcı etkinliklere yönlendirilmeliler. Rutinlerini sürdürmelerine özen gösterilmeli. En önemlisi, tutum ve davranışlarımız ile biz büyüklerin onlara örnek olmamız gerekir.” önerilerinde bulundu.
Sosyal medya kullanımını sınırlandırmak gerekir…
Sosyal medyada paylaşılan haberler bazen faydalı bilgi içerse de uzun süre buna maruz kalmanın bizleri olumsuz etkileyeceğini aktaran Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Çünkü bir yerden sonra bilgi kirliliğine maruz kalırız. Bu sebeple yangının sosyal medyada yarattığı etkilerden kendimizi korumamız için sosyal medya kullanımını sınırlandırmamızda fayda var. Doğrulanmamış kaynaklara itibar etmemeliyiz. Spekülasyonlara ve yalan haberlere karşı uyanık olmamız gerekir. Gruplaşma, ötekileştirme ve tartışma içeren ortamlardan olabildiğince uzak durmakta fayda var.” dedi.
Toplumsal travmalar toplumsal bunalıma sebep olabilir!
Travmaya maruz kalmanın bireyin ruh sağlığını olumsuz yönde etkilediği gibi, toplumun da ruh sağlığını olumsuz yönde etkilediğine dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Toplumun ruh sağlığı iki şekilde olumsuz etkilenir. Birincisi, büyük travmaların toplumun neredeyse tamamını etkilemesiyle oluşan afetler, savaş, göç gibi olaylar sonucu. İkincisi ise bir toplumun travmalarla sarsılmış bireylerden oluşması sonucu.” dedi.
Öte yandan üst üste yaşanan olumsuz olayların sonucu gelişen travmaların sadece bireysel psikolojik sağlık üzerinde değil, aynı zamanda sosyal bağlar, güven duygusu ve toplumsal dayanışma üzerinde de olumsuz etkiler yaratabileceğine vurgu yapan Prof. Dr. Serdar Nurmedov, şunları söyledi:
“Nasıl ki, bireysel travmalar kişilerde bunalıma sebep olabiliyor ise, toplumsal travmalar da toplumsal bunalıma sebep olabilir ve toplumsal hafızayı etkiler. Eğer toplumsal hafızayı olumsuz yönde etkileyen bu toplumsal bunalım sağlıklı bir şekilde ele alınmazsa, nesilden nesle aktarılabilir ve o toplumu oluşturan bireylerin kimlik oluşumunda temel rol oynar.”
Toplumun sosyal norm ve etik anlayışı bozulabilir!
Toplumsal travmaların belirtilerine değinen Prof. Dr. Serdar Nurmedov, sosyal ve kurumsal güvenin azalabileceğini yani insanların toplumsal kurumlara ve diğer bireylere güven duymakta zorlanabileceğini söyledi.
Toplumun travmaya maruz kalan kesimlerinin, olaylar karşısında kendilerini yalnız ve çaresiz hissedebileceklerinin de altını çizen Prof. Dr. Serdar Nurmedov, şöyle devam etti:
“Benzer travmalardan etkilenen bireyler travmanın sebep olduğu yoğun stres ve tehdit algısı sebebi ile içine kapanır ve benzer hislere sahip insanlara yakınlaşma eğiliminde olurlar. Toplum içinde bir nevi gruplaşmalar hasıl olur. Söz konusu toplumda depresyon, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ve anksiyete gibi ruh sağlığı sorunlarında artış gözlenebilir. Toplumun sosyal norm ve etik anlayışı bozulabilir. Geleneksel yapı, yaşam biçimi ve aile kurumu erozyona uğrayabilir. Toplum bağımlı, pasif, sessiz, güvensiz ve kuşkucu hal alabilir.”
Toplumsal travmanın panzehri toplumsal dayanışma ve eğitim!
Psikolojik iyi oluşun sağlanması için toplumun bilinçlendirilmesinin ve eğitimin de önemli rol oynadığına vurgu yapan Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Travmaların normal bir tepki olduğunu ve bunlarla başa çıkmanın yollarını anlatan eğitim programları düzenlemek, bireylerin farkındalığını artırır. Psikolojik dayanıklılığı güçlendirme yollarını öğretmek de bu süreçte etkilidir. Tüm bunlara ek olarak, toplumda psikolojik destek ve terapi hizmetlerine erişimi artırmak, bireylerin travmalarıyla başa çıkma sürecine yardımcı olur. Toplumsal travmanın en büyük panzehri toplumsal dayanışma ve eğitim diyebiliriz.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bireysel travmalar toplumsal travmalara dönüşebiliyor! İnsan eli ile ortaya çıkan felaketler öfkeyi tetikliyor, dünyaya olan güveni sarsıyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Yaratıcılık daha önce hiç olmadığı kadar destekleniyor
Samsung önceki yıl, mobil deneyimde yeni bir çağ başlatan Galaxy AI’yı tanıttı. Bu çığır açan teknoloji, Galaxy S Ultra Serisi’nin, yaratıcı özgürlüğü en üst düzeye çıkarmak için daha da vazgeçilmez bir cihaza dönüşmesini destekledi. Yakında, yaratıcılığınız yeni zirvelere ulaşacak.
Sketch to Image özelliği şimdi Drawing Assist’e entegre ediliyor. Bu özellik, S Pen’le veya parmakla çizim gibi tek bir girdiden daha fazlasını kullanıyor ve çok modlu bir deneyim sunuyor. Artık kullanıcılar fikirlerini çizerek, istedikleri görüntüyü metinle tanımlayarak veya Galaxy akıllı telefonlarına ne çizeceklerini söylemek için sesli komutlar vererek fikirlerini hayata geçirebilecek. Eğer bir şey hayal edilebiliyorsa, Galaxy AI onu gerçeğe dökebilir.
Hayal gücünüzü tamamen özgür bırakmak istediğinizde, Galaxy AI’nın çok modlu yetenekleri sayesinde, S Pen kullanarak örneğin bir kedi çizebilir ve ardından bu kediye bir uzay giysisi giydirip uzaya göndermek için ekrana “uzay giysisi” yazabilirsiniz ya da S Pen ile hayalinizdeki evin dış cephesini hızla çizebilirsiniz. Hayalinizdeki evin nerede olmasını istediğinizden emin değilseniz, ekrana “sahilde” veya “dağda” gibi bir yazı yazmanız yeterli. Drawing Assist, gelecekteki evinizi başka bir gözle görmenize yardımcı olacak.
Note’dan Ultra’ya ve ötesine
Bu ilham veren özgürlük seviyesi, bir akıllı telefonda yaratıcılık anlamında nelerin mümkün olduğunu yeniden tanımlamak üzere geliştirdiğimiz Galaxy Note’u tanıttığımız 2011 yılında başlayan inovasyon mirası üzerine inşa edildi. Galaxy S Ultra Serisi’yle günümüze kadar gelen bu güç ve inovasyon ruhu, Galaxy AI ile gelişmeye devam ediyor. Samsung’un ilk entegre yapay zeka platformu One UI 7 ile Galaxy akıllı telefonlar, metin yazma, konuşma ve görüntüler aracılığıyla doğal dili anlayan yapay zeka destekli gerçek yardımcılara dönüşmeye hazırlanıyor. Üstelik bunlar, tanışacağımız inovasyonların sadece bir kısmı.
Bir sonraki Galaxy S Serisi’nin yaratıcılığınızı gerçekten nasıl ortaya çıkarabileceğini görmek için 22 Ocak’ta gerçekleşecek olan Galaxy Unpacked etkinliğini kaçırmayın.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Yapay zeka destekli gerçek yardımcılar yaratıcılığınızı nasıl ortaya çıkarır? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Prof. Dr. Fulya Dedeoğlu makamında ağırlayarak tebrik etti. Prof. Dr. Budak, “Üniversitemizde oluşturduğumuz bilim ekosistemi neticesinde TÜBİTAK’a en çok proje yapan ve projesi en çok kabul gören üniversiteler arasında zirvede yer alıyoruz. Prof. Dr. Fulya Dedeoğlu hocamız ve ekibinin yürüttüğü proje de tarihe ışık tutacak nitelikte. Projeleri TÜBİTAK tarafından desteklenen hocamızı ve ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.
“Uluslararası nitelikte multidisipliner proje”
Proje hakkında bilgi veren Prof. Dr. Fulya Dedeoğlu, “Projemizde Liverpool Üniversitesi, Tübingen Üniversitesi, İzmir Demokrasi Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi, Kırşehir Ahi Evran, Gebze Teknik gibi pek çok ulusal ve uluslararası ortak yer alıyor. Bu araştırma ile Yukarı Menderes Havzası örneği üzerinden Batı Anadolu’da iskân eden neolitik toplulukların çevre ile olan karşılıklı ilişkilerini, çevreyi nasıl etkilediklerini ve çevreden nasıl etkilendiklerini, kaynak tüketim ve sömürü modellerini, insan ya da doğa kaynaklı değişimlere yönelik adaptasyon stratejilerini inceleyeceğiz. Proje; arkeoloji, bioarkeoloji, coğrafya ve jeomorfolojiyi içeren disiplinler arası bir yaklaşımla bu toplulukların çevre davranış modellerini anlamayı amaçlıyor. Projenin uygulanacağı Yukarı Menderes Havzası, topografik ve mikro-çevresel çeşitliliği nedeniyle bu araştırma sorularına cevap verme potansiyeline sahip önemli bir araştırma alanı. Çalışma, havzada kazısı yapılan tek neolitik yerleşim olan Ekşi Höyük başta olmak üzere bölgedeki 18 neolitik yerleşimi kapsıyor. Projenin ana hedefi; iklimsel ve çevresel değişikliklerin neolitik topluluklar üzerindeki etkisini araştırmak, polen çalışmaları, sedimantoloji ve arkeolojik verileri kullanarak geçmişteki çevresel koşulları yeniden inşa etmek ve neolitik topluluklar ile yakın çevreleri arasındaki sosyo-ekolojik ilişkiyi inceleyerek alet, inşaat ve yakıt için odun kullanımı da dahil olmak üzere ormanlık alanların kullanımına yönelik sembolik ve ekonomik motivasyonları anlamaktır” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Batı Anadolu Neolitik toplumlarının çevre ile ilişkilerini ortaya çıkaracak projeye TÜBİTAK desteği yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Kaspersky, “Siber savunma ve yapay zeka: Kurumunuzu korumaya hazır mısınız?” (Cyber defense & AI: Are you ready to protect your organization?) başlıklı son araştırmasında, KOBİ’ler ve büyük işletmelerdeki BT ve Bilgi Güvenliği profesyonellerinin görüşlerini topladı. Araştırma, işletmeler arasında yapay zeka kaynaklı siber tehditlere hazırlanma konusunda artan bir aciliyet duygusu olduğunu ortaya koyarken, küresel olarak katılımcıların %19’u, Türkiye’deki katılımcıların %27’si siber korumalarında önemli boşluklar olduğunu belirtiyor. Çalışma ayrıca etkili siber güvenliğe ulaşmanın önündeki engelleri ve uyum sağlayamamanın olumsuz sonuçlarını da araştırıyor.
Riskleri anlamalarına rağmen işletmeler sağlam siber güvenlik oluşturma konusunda önemli engellerle karşılaşıyor. Araştırmaya göre, küresel olarak kuruluşların %44’ü ve Türkiye’dekilerin %56’sı, çalışanlar için yapay zeka ile ilgili siber güvenlik eğitiminin eksikliğini kritik bir sorun olarak belirtiyor. Küresel katılımcıların %44’ü ve Türkiye’dekilerin %49’u siber güvenlik altyapısını yönetmenin karmaşıklığına işaret ediyor. Bu da saldırganların önüne geçmeyi zorlaştırıyor. Gelişmiş araçların yetersizliği bir diğer önemli zorluk olarak öne çıkıyor. Küresel katılımcıların yaklaşık %43’ü ve Türkiye’den katılanların %40’ı kuruluşlarının modern yapay zeka destekli siber güvenlik çözümlerinden yoksun olduğunu itiraf ederken, küresel olarak %41’i ve Türkiye’den katılanların %38’i yapay zeka ile ilgili gelişen tehdit ortamı hakkında dış uzmanların bilgi eksikliği ile mücadele ediyor. Buna ek olarak, küresel katılımcıların %39’u ve Türkiye’den karılanların %53’ü nitelikli InfoSec profesyonelleri bulma sıkıntısını yaşadığını, bunun da işletmeleri giderek daha sofistike hale gelen tehditlere karşı savunmasız bıraktığını dile getirdi.
Uyum sağlayamamanın sonuçları da ciddi ve geniş kapsamlı olarak ortaya çıkıyor. Ankete katılan profesyonellerin yarısından fazlası (küresel olarak %58 ve Türkiye’de %73) hazırlıksızlığın gizli veri sızıntılarına neden olmasından çekinirken, küresel olarak %52’si müşteri güveninin kaybedileceğini (Türkiye’de %53) ve hisse senedi değerinin düşmesi ve iş fırsatlarının kaybedilmesi de dahil olmak üzere önemli mali kayıplar yaşanacağını (Türkiye için %56) öngörüyor. Bir siber saldırının uzun vadeli etkilerinden endişe eden katılımcıların %47’si (Türkiye’de %62) için itibar kaybı bir endişe kaynağını oluşturuyor. Diğer potansiyel sonuçlar arasında mali cezalar (küresel olarak %33 ve Türkiye’de %40), yatırımcıların geri çekilmesi (küresel olarak %31 ve Türkiye’de %33), davalar (küresel olarak %29 ve Türkiye’de %44) ve hatta işlerin kısmen kapanması (küresel olarak %23 ve Türkiye’de %29) yer alıyor.
Kaspersky Bilgi Güvenliği Direktörü Alexey Vovk, şunları söylüyor: “Yapay zeka güdümlü siber saldırıların yükselişi, siber güvenlik ortamında bir dönüm noktasına işaret ediyor. Kuruluşlar savunmalarını güçlendirmek için şimdiden harekete geçmelidir. Bu, yapay zeka destekli araçlara yatırım yapmayı, çalışanları yapay zeka ile ilgili tehditleri tanımaları için eğitmeyi, yapay zeka içeren ürün ve hizmetler için siber güvenlik kontrollerinin geliştirilmesini ve uygulanmasını içerir. Uyum sağlanamaması önemli finansal, operasyonel ve itibar hasarlarına yol açabilir. Bu yeni siber tehdit çağında hazırlıklı olmak sadece bir seçenek değil, bir gerekliliktir.”
Kaspersky, yapay zeka destekli siber tehditlere karşı korunmak isteyen işletmelere şunları öneriyor:
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kaspersky araştırması, siber korumadaki eksikliklerin işletmeleri yapay zeka destekli tehditlere karşı savunmasız bıraktığını ortaya koyuyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Tohum ifadesini içeren bir dolandırıcılık yorumu örneği
Bu dolandırıcılık tekniği, güven oluşturmak için kripto para cüzdanlarının teknik varlığından faydalanıyor. Sağlanan cüzdan bilgileri gerçek ve USDT cinsinden bir bakiyesi mevcut, bu da kandırmayı kolaylaştırıyor. Kullanıcılar işlem geçmişini de görüntüleyebiliyor.
Kripto cüzdanının bakiyesi ve işlem geçmişi görüntülenebiliyor, bu da geçek hissine katkıda bulunuyor
Kullanıcı tohum ifadesini kullanarak cüzdana erişmeye çalıştığında, USDT’yi çekmek için cüzdanda bulunmayan TRX (Tron) cinsinden belirli bir komisyon ücreti ödenmesi gerektiğini fark ediyor. Kullanıcı ücreti karşılamak için kişisel cüzdanından TRX transfer ederse, bu fonlar derhal dolandırıcılar tarafından kontrol edilen başka bir cüzdana yönlendiriliyor. Yem cüzdanı, işlemleri yetkilendirmek için ek izinler gerektiren bir çoklu imza (multisig) hesabı olarak yapılandırılıyor. Sonuç olarak tuzağa düşen kişi “komisyonu” ödedikten sonra doğrudan para transfer etmeye çalışsa bile, bu mümkün olmuyor.
Kaspersky Kıdemli Web İçerik Analisti Olga Svistunova, şunları söylüyor: “Ne demişler, ‘Kulağa gerçek olamayacak kadar iyi geliyorsa, muhtemelen öyledir’. Bu dolandırıcılık yöntemi, etik değerleri şüpheli kişileri hedef alarak onlara başkalarının nimetlerinden faydalanma vaadi sunuyor. Ancak gerçekte, kullanıcı farkında olmadan dikkatlice düzenlenmiş bir dolandırıcılığın kurbanı oluyor. Kripto para platformlarıyla etkileşime geçerken dikkatli olmanın ve etik davranmanın önemini hep vurguluyoruz. Dolandırıcılar tekniklerini geliştirmeye devam ediyor. Bu da kullanıcıların dikkatli ve bilgili olmalarını çok daha önemli hale getiriyor.”
Kaspersky, kripto ile ilgili faaliyetlerde bulunurken güvende kalmak için şunları öneriyor:
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ava Giderken Avlanmayın: Kaspersky, Kaspersky, YouTube Yorumlarındaki “Ücretsiz” Kripto Tuzaklarını Ortaya Çıkardı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli’nin yönetiminde 2025 yılı Ocak Ayı Olağan Meclis Toplantısı gerçekleştirildi. Başkan Lâl Denizli, toplantının dilek ve temenniler bölümünde, 2024 yılında başkan yardımcıları, meclis üyeleri, müdürler ve belediye ekipleri ile büyük bir özveri ile yoğun ve hummalı bir çalışma yürüttüklerini belirterek, şunları söyledi:
“Vatandaşlarımızla iç içe, sahadan gelen sesi dinleyerek, esnafımızı ziyaret ederek, toplantılarımızı mesleki öbek odaklarına göre gerçekleştirerek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çünkü katılımcılık esasıyla vatandaşlardan gelen talepleri dinleyerek, onları ziyaret ederek, ortak bir akılla Çeşme’ye dair fikirleri ortaya koymak için çalışıyoruz. 2024 yılını sistemimizi kurarken, katılımcılık anlayışıyla tahsis ettiğimiz bir yönetim modelinde iyi bir ivmeyle geride bıraktığımızı düşünüyoruz. Bu 5 yıl sürecek bir maraton. Dolayısıyla bu ivmenin kesintisiz olarak artması en büyük temennimiz. Herkesin yeni yılını bu dileklerle kutluyorum. 2025 yılının hem Çeşme’mize hem ülkemize sağlıklı, huzurlu, mutlu, bereketli yansımaları olmasını temenni ediyorum.”
2025 Yılı Denetim Komisyonu oluşturuldu
Başkanı Denizli’nin başkanlığında gerçekleştirilen 2025 yılı Ocak Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda önemli kararlar alındı. Toplantıda, 2025 Yılı Denetim Komisyonu oluşturuldu. Komisyon üyeleri seçilirken; 2025 Yılı Denetim Komisyonu yapılan kapalı oylama ile belirlendi. Ayrıca, 2025 yılı Meclis toplantılarının her ayın ilk Pazartesi günü saat 17.00’da yapılması ve Meclis tatil ayının Ağustos ayı olarak belirlenmesi oy birliği ile kabul edildi.
Çeşme Belediyesi Arama Kurtarma Ekibi kuruluyor
Toplantının dikkat çeken bir diğer gündem maddesi ise Çeşme Belediyesi Arama-Kurtarma Ekibi’nin kurulması oldu. Konunun, hukuk komisyonuna havale edilmesi oy birliği ile kabul edildi.
Kardeş Kent protokolü
Ceyhan Belediyesi ile Çeşme Belediyesi arasında kültürel, sosyal ve ekonomik iş birliğini geliştirmek amacıyla kardeş kent ilişkisi kurulması ve protokol imzalanması konusu oy çokluğu ile kabul edildi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Başkan Denizli: “Ortak akılla Çeşme’ye dair fikirleri ortaya koymak için çalışıyoruz” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>