?>
?>
Tarihi ve Kültürel Mirasın İzleri
Sergide, Hun İmparatorluğu dönemine dayanan ayakkabı formları, Asya’nın Pazırık bölgesinden Anadolu’ya taşınan motiflerle buluşuyor. Kürk, keçe ve deri gibi doğal malzemelerle yapılan ayakkabılar, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerini yansıtan detaylarla bezenmiş. Sergilenen ayakkabılar, geleneksel tekniklerle tamamen el yapımı olarak üretildi. Saya ve taban bölümlerinde lotus, su kuşları, çift başlı horoz gibi motifler dikkat çekerken, Osmanlı çinilerinden ve kilim desenlerinden ilham alınmış detaylar ayakkabılara estetik bir derinlik katıyor.
El Sanatları ve Geleneksel Teknikler
Sergide, geleneksel yöntemlerle yapılan ayakkabıların üretim süreci de gözler önüne seriliyor. Ayakkabı kalıbı, çekiç, biz gibi el aletleri kullanılarak doğal keçe ve deri malzemelerden üretilen ayakkabılar, çift iğne tekniğiyle dikilmiş ve pamuk iplikleri balmumu ile güçlendirilmiş. Sergi, ziyaretçilerine Anadolu’nun el sanatları mirasını yakından tanıma fırsatı sunuyor.
Açılışa Yoğun Katılım
Açılış törenine, Beypazarı Kaymakamı Vedat Yılmaz, Beypazarı Belediye Başkanı Özer Kasap, Ankara Üniversitesi Beypazarı Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Harun Bayraktar, Türkiye Umum Ayakkabıcılar Federasyonu Başkanı Ahmet Aydan ve çok sayıda davetli katıldı. Akademisyenler, sektör temsilcileri ve sanatseverler, geçmişin izlerini taşıyan bu anlamlı sergiyi ilgiyle inceledi.
Hatice Somçağ’ın Emeği ve Deneyimi
Safranbolu doğumlu Hatice Somçağ, ayakkabı tasarımı ve üretimi alanında uzun yıllara dayanan deneyimiyle dikkat çekiyor. Avrupa ve İtalya’da aldığı eğitimlerin yanı sıra, yerel ve uluslararası düzeyde geleneksel ayakkabı kültürünün yaşatılması için çalışmalarda bulunan Somçağ, Anadolu el yapımı ayakkabıları üzerine önemli makaleler ve projelere imza atmıştır.
“Adımların Öyküsü: Bir Yolculuğun İzleri” sergisi, 9 Aralık tarihine kadar mesai saatleri içinde Lamba Müzesi’nde ziyaret edilebilir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Tarihi ayakkabı kültürü “Adımların öyküsü” sergisinde canlandı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Müjdat Gezen, Cihat Aşkın, Hakan Şensoy, Müjdat Gezen Sanat Merkezi oyuncuları ve bale sanatçısı Hülya Aksular’ın koreografisiyle hayat bulan “Bir Askerin Öyküsü” adlı eser, unutulmaz bir performansla AASSM’de izleyici ile buluştu. Charles Ferdinand Ramuz tarafından 1. Dünya Savaşı sonrasında kaleme alınan ve Igor Stravinsky tarafından 1918 yılında bestelenen “Bir Askerin Öyküsü”, bir prenses, kaçak bir asker ve sonunda askerin ruhuna sahip olan Şeytan’ın adeta zorunlu ortak öyküsünü anlatıyor. Usta kemancı Cihat Aşkın’ın sesiyle karakterize ettiği askerin kemanı hem kendi ruhunu hem de Şeytan’ın hilekârlığını simgelerken, Müjdat Gezen de sesi ve aktörlüğü ile karakterleri sahnede canlandırdı. Müzik, dans ve tiyatroyu bileştiren çarpıcı eser, bir askerin şeytanla girdiği mücadele üzerinden insanın arzuları, kayıpları ve içsel çatışmalarını aktardı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Yıldızları buluşturan konser: Bir Askerin Öyküsü yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Ekim ayının son haftalarında başlayan nar hasadının büyük bölümünü tamamlayan Çıtak Mahallesi sakinleri, nar ekşisi yapımına başladı. Mahallede artık gelenek haline gelmiş doğal nar ekşisi yapımı yıllardır imece usulüyle yapılıyor. Mahallede kimin sırasıysa onun narı toplanıyor ve nar ekşisi yapımına el birliğiyle yardım ediliyor. Mahalle sakinleri büyüklerinden öğrendikleri gibi nar ekşisi yapımını modern yöntemler de ekleyerek devam ettiriyor.
Organik Narlar El Birliğiyle Toplanıyor
Mahalle sakinleri birçok aşaması olan nar ekşisi yapımının zahmetli bir süreç olduğunu dile getiriyor.
El birliği ile toplanan narlar çuvallarla avluya getiriliyor. Bir kişi nar kesiminden sorumlu oluyor. Sorumlu olan kişi hem narları ortadan ikiye bölüyor hem de kontrol ediyor. Kontrol esnasında çürük narlar ayıklanıyor ayrıca narlar da cinslerine göre ayrı kovalara konuluyor.
Kesilen narlar sopa yardımıyla kabuğuna vurularak tanelerinin leğenlere düşmesi sağlanıyor. Ayıklanan nar taneleri bidonlara alınıyor. Eskiden taşlarla yapılan ezme işlemi için günümüzde özel bir karıştırma aracı kullanılıyor. Nar suyuna tekrar süzme işlemi uygulanıyor. İçinde taneciği kalmayan nar suyu kaynama aşaması için kazanlara dökülüyor. Ortalama 8 saat süren bir kaynatma işlemi başlıyor. Odun ateşinde kaynayan nar suları siyahlaştığında ekşi kıvamına gelmiş oluyor. Bir kez daha süzülen nar ekşileri şişelere dolduruluyor. Nar ekşileri Aliağa’da ve şehir dışından alıcılarına ulaştırılıyor.
Markettekiler Gibi Değil
Mahalledeki nar ekşisi üreticilerinden Hülya Sever, doğal Çıtak nar ekşisi yapımı hakkında şunları ifade etti: “Nar ekşisi yapımı bizde dedelerimizden nenelerimizden gelen bir gelenektir. Bizim nar ekşilerimiz duru, tamamen organik, içinde hiçbir katkı maddesi yok. Beş kilo nar suyundan 1 kilo nar ekşisi çıkıyor. Ağaçlarımızı fidelerden büyütüyoruz, narlarımız aşılı değil. Nar ekşilerimizin kıvamı da markettekiler gibi koyu değil. Onlar zaten nar ekşisi değil sosu olarak geçiyor, ekşi gibi değil. Bizim ekşilerimiz direkt içilebilir haldedir” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı