?> ?> Prof arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Fri, 25 Apr 2025 09:29:58 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png Prof arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Rektör Prof. Dr. Budak, “Sporun ve sporcunun her daim yanındayız” https://kocaelibasin.com.tr/rektor-prof-dr-budak-sporun-ve-sporcunun-her-daim-yanindayiz/ Fri, 25 Apr 2025 09:29:57 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/rektor-prof-dr-budak-sporun-ve-sporcunun-her-daim-yanindayiz/ Antrenmanlarını Ege Üniversitesi spor tesislerinde sürdüren İzmir Atletizm Spor Kulübü (İZAK) sporcuları, Salon Sezonu kapsamında düzenlenen U16 ve U14 Türkiye Şampiyonaları’nda önemli başarılara imza attı.

Rektör Prof. Dr. Budak, “Sporun ve sporcunun her daim yanındayız” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Antrenmanlarını Ege Üniversitesi spor tesislerinde sürdüren İzmir Atletizm Spor Kulübü (İZAK) sporcuları, Salon Sezonu kapsamında düzenlenen U16 ve U14 Türkiye Şampiyonaları’nda önemli başarılara imza attı.

Ulusal ve uluslararası turnuvalarda ödüllerle dönen İZAK sporcularından Eda Uybat, U16 kategorisinde 60 metre koşuda Türkiye ikincisi, 200 metrede ise Türkiye üçüncüsü oldu. Eray Akın ise 60 metre engelli branşında Türkiye ikinciliği elde ederken, Özgür Demirci uzun atlamada Türkiye dördüncüsü, 60 metre engellide ise Türkiye yedincisi oldu. İZAK sporcuları U14 Türkiye Şampiyonasında da başarılarını sürdürdü. Hira Taşdelen ve Nehir Topçu, 60 metre engelli branşında Türkiye şampiyonu oldu. Nehir Topçu ayrıca 60 metrede Türkiye yedinciliği elde etti. Rüzgar Yılmaz ise 60 metre engellide Türkiye dördüncüsü oldu.

Başarıların ardından İZAK Onursal Başkanı ve  Ege Üniversitesi Fen Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Doğan Demirhan, Kulüp Başkan Yrd. Levent Yılmaz, Kulüp Baş Antrenörü Murat Sancak, Kulüp altyapı sorumlusu Hanife Sancak ve sporcular Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak’ı makamında ziyaret etti.

Sporcuları ve antrenörlerini tebrik eden Rektör Prof. Dr. Rektör Budak, “Sporu ve sporcuyu destekleyen vizyonumuz doğrultusunda; tam akredite, öğrenci odaklı, sağlık temalı araştırma üniversitemizin güçlü spor altyapısını mensuplarımızın yanı sıra kurum dışı  sporculara ve kulüplere de açtık. Bu kapsamda donanımlı spor tesislerimizi tahsis ettiğimiz kulüplerden birisi de   İzmir Atletizm Spor Kulübü oldu. Bugün kulübün başarılı sporcuları ve yöneticileri ile Üniversitemiz Rektörlüğünde  bir araya geldik.  Üniversitemizin 20 Mayıs Spor Tesislerinde antrenmanlarını yapan genç sporcular ulusal düzeyde elde ettikleri başarılarla bizleri gururlandırdılar. Genç sporcularımızı tebrik ediyorum. Ege Üniversitesi olarak bilim ve teknolojide olduğu gibi sporda da öncü olmaya devam edeceğiz. İZAK sporcularını ve onları yetiştiren kıymetli antrenörleri kutluyorum” dedi.

İZAK Onursal Başkanı Prof. Dr. Doğan Demirhan, kulüp adına Rektör Prof. Dr. Necdet Budak’a, altyapıya verdiği desteklerden dolayı teşekkür plaketi takdim etti.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Rektör Prof. Dr. Budak, “Sporun ve sporcunun her daim yanındayız” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Prof. Dr. Niyazi Beki: “Bu asırda yüksek feragat, cesaret, maharet ve marifete çok şiddetli ihtiyaç doğmuştur.” https://kocaelibasin.com.tr/prof-dr-niyazi-beki-bu-asirda-yuksek-feragat-cesaret-maharet-ve-marifete-cok-siddetli-ihtiyac-dogmustur/ Wed, 16 Apr 2025 14:19:53 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/prof-dr-niyazi-beki-bu-asirda-yuksek-feragat-cesaret-maharet-ve-marifete-cok-siddetli-ihtiyac-dogmustur/ Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü’nden Prof.

Prof. Dr. Niyazi Beki: “Bu asırda yüksek feragat, cesaret, maharet ve marifete çok şiddetli ihtiyaç doğmuştur.” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü’nden Prof. Dr. Niyazi Beki, evrenin yaratılış gayesi ve çağımızın problemleri üzerine açıklamalarda bulundu.

Kainatın yaratıcısı evreni ne için yarattı?

Kainatın yaratıcısının, her şeyden önce isim ve sıfatlarının tecellilerini görmek ve bir de şuurlu varlıklara göstermek için evreni yarattığını dile getiren Prof. Dr. Niyazi Beki, “Her cemal ve kemal sahibi kendi kemal ve cemalini görmek ve göstermek istemesi varlık aleminde herkes tarafından kabul edilen bir düsturdur. Kabiliyetli bir ressam bir resmi yaparken bu kabiliyetini görmek ve göstermek ister. Bir şair bir şiir yazarken şiir yazma maharetini görmek ve göstermek ister.” dedi.

Her cemal ve kemal sahibi, kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek ister

Prof. Dr. Niyazi Beki, konuyu Bediüzzaman hazretlerinin ifadesini kısaltarak özet halinde şöyle dile getirdi:

“‘Her cemal ve kemal sahibi, kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek istemesi sırrınca; bu kâinatın şanı yüce sultanı dahi istedi ki, bir fuar açsın, içinde maharetini gösteren sergiler dizsin ki, saltanatının haşmetini, servetinin şaşaasını, kendi sanatının harikalarını, hem kendi marifetinin/ilim, kudret ve hikmetinin eşsiz tecellilerini teşhir edip göstersin. Ve böylece cemal ve kemal-i manevîsini iki vecihle müşahede etsin: Bir yönü; bizzat sanatın inci gibi en ince inceliklerine aşina olan kendi bakış açısıyla temaşa etsin. Diğer yönü de; başka şuurlu varlıkların nazarıyla baksın. İşte bu bakış açısını harekete geçirmek için başta insan olmak üzere Melek, cin gibi şuurlu varlıkların akıl ve şuurlarına hitap etmeyi ve bir elçi vasıtasıyla kâinattaki sanatın güzelliğini ve yaratıcının manevi cemal ve kemalini ders vermeyi uygun görmüştür. Zira güzel ve anlamlı bir kitap muhatapları tarafından tam anlaşılmıyorsa ve onu açıklayan bir muallimi de yoksa, o kitabın değer ifade eden bir kıymet-i harbiyesi olmaz.”

Evren dahi yaratıcısını tanıtmak üzere yazılmış ontolojik bir kitap

Evrenin dahi yaratıcısını tanıtmak üzere yazılmış ontolojik bir kitap olduğunu da ifade eden Prof. Dr. Niyazi Beki, “Fakat yazılış gayesine uygun manalarını keşfedip ortaya koymak bir muallim olmadan olmaz, olamaz.  İşte Hz. Muhammed’in (s.a.v) doğumu bu tanıtım işini icra etmesi bakımından eşsiz bir öneme sahiptir. Rabiü’l-evvel ayının günlerine tevafuk eden bu doğum gününün bu tevafuku ile, bir baharın habercisi, gül ve çiçeklerin açılmasının müjdecisi ve Nisan yağmuru gibi umumi bir rahmet olduğuna işaret edilmiştir.” ifadesinde bulundu.

Hz. Peygamberin dünyaya teşrifleri ne anlatıyor? 

Hz. Peygamberin (s.a.v) dünyaya teşriflerinin her yönden kâinatın yaratıcısını tanıtması, emir ve yasakları çerçevesinde dünya ve ahiret hayatının mutluluğunu kazandırması hem prensipleriyle hem pratik hayatıyla insanlara insanlık ahlakını, insanlık değerlerini öğretmesi, diri diri kızlarını toprağa gömen bir toplumu haksız yere karıncayı öldürmekten imtina eden bir konuma getirmesinin eşsiz bir olay olduğunu anlatan Prof. Dr. Niyazi Beki, şöyle devam etti:

“Bütün dünyaca malûmdur ki, az bir kavmin âdetlerinden hakir, ehemmiyetsiz bir âdeti kaldırmak veya zelil, miskin bir taifenin cüz’î, zayıf huylarını ortadan kaldırmak, büyük bir hükümdarın kolayca yapamayacağı, uzun bir zamanda bile çok zahmetlere bağlıdır. Acaba hâkim olmamakla beraber, maddi kuvvete sahip olmadığı halde, az bir zamanda, eski kültür ve adetlerine nihayet derecede bağlı, inatçı ve fertleri pek çok olan bir toplumda kötü ahlaklarını terk ettiren; hem yerlerine gayet yüksek âdetleri, güzel ahlâkları tesis eden bir zât, hârikulâde olmaz mı?  Özellikle insanın fıtratında ve vicdanında var olan istinat (Allah’a iman) ve istimdat (ahirete iman) noktalarını tatmin edecek bir fikri kalplerinde tesis etmek, müjdelerin ötesinde canlı bir hayat modelidir. Aciz olan insana her türlü yardımını esirgemeyen bir Allah’a iman; keza fakir olan bir insana lojistik destek sağlayan ahirete iman etmekten daha büyük bir müjde, daha büyük bir kazanç daha büyük bir servet olabilir mi?”

İman esaslarının ilmini öğrenmek, sonra öğrendiğimizle amel etmek…

Prof. Dr. Niyazi Beki, “Allah’ın bütün sıfatlarıyla kuddûs/kusurlardan münezzeh olduğuna, sonsuz rahmet sahibi Rahman ve Rahim olduğuna inanmak; keza her kıştan sonra bir bahar, her geceden sonra bir sabah olduğu gibi, her ölüm uykusundan sonra da bir mahşer baharı ve kıyamet kışından sonra da bir haşir/yeniden dirilme baharı olduğuna iman etmek en büyük bir kazançtır. Önce, ilmi çalışmalar, programlar, seminer ve konferanslar gibi programları düzenlemek ve katılmak suretiyle bu tahkiki iman esaslarının ilmini öğrenmek, sonra öğrendiğimizle amel etmek, hayatımıza uygulamakla hem dünya hem ahiretimizi tamir etmiş olacağız.” diye konuştu.

Bu asırda özellikle ihtilaf, yoksulluk ve cehalet oldukça arttı!

Bu asırda özellikle ihtilaf, yoksulluk ve cehaletin oldukça arttığını, ihtilafların çoğunun akıl ve mantığın önünü kesen hissiyat olduğu için bunu yeniden aklın rotasına oturtmanın oldukça zor iş olduğunu kaydeden Prof. Dr. Niyazi Beki, “Yoksulluk, yanlış kanaat, tembellik ve yanlış tevekkül anlayışına bağlı olarak daha da ziyadeleşmiş olduğundan, sanayi ve teknoloji konularında çok ciddi gayretlere, himmetlere muhtaçtır, bu asırda bu ihtiyaç daha fazlalaşmış olduğundan yüksek feragat, cesaret, maharet ve marifete çok şiddetli ihtiyaç doğmuştur.” şeklinde konuştu.

Cehalet hastalığını bertaraf etmek için kitap ve sünnete bağlı gelişen rehberliğe ihtiyaç var

Cehalet hastalığının bu çağda bizzat materyalist fen ve felsefeden geldiği için dalaleti, yanlışı, şaşkınlığı bertaraf etmek için kitap ve sünnete bağlı gelişen rehberliğe büyük ihtiyaç doğduğunu ifade eden Prof. Dr. Niyazi Beki, “İlim kisvesine bürünmüş bir cehaletin ortadan kaldırılması takdir edersiniz ki çok zordur. Dört mezhep imamları ve ehl-i sünnet alimleri gibi ilmi ve aklı olmayanların, Abdulkadir Geylani ve imam Rabbani gibi takva sahibi olmayanların, İmam Gazali ve Bediüzzaman Said Nursi gibi akıl ve kalp ile birlikte seyr-u süluk etmeyi prensip edinmeyen, İbn Arabi ve Mevlana gibi maddi- manevi ilimleri mezç etmeyen kimselerin rehberliği bu asırda pek müessir olmayabilir. Bu da hastalıkların teşhisi, tedavisi için gereken faydayı sağlamaktan uzak olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Prof. Dr. Niyazi Beki: “Bu asırda yüksek feragat, cesaret, maharet ve marifete çok şiddetli ihtiyaç doğmuştur.” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Rektör Prof. Dr. Budak, “Üniversitemizin küresel düzeydeki başarılarını daha ileriye taşıyacağız” https://kocaelibasin.com.tr/rektor-prof-dr-budak-universitemizin-kuresel-duzeydeki-basarilarini-daha-ileriye-tasiyacagiz/ Thu, 13 Mar 2025 08:30:23 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/rektor-prof-dr-budak-universitemizin-kuresel-duzeydeki-basarilarini-daha-ileriye-tasiyacagiz/ Rektör Prof.

Rektör Prof. Dr. Budak, “Üniversitemizin küresel düzeydeki başarılarını daha ileriye taşıyacağız” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Rektör Prof. Dr. Budak, “Üniversitemizin küresel düzeydeki başarılarını daha ileriye taşıyacağız”

İngiltere merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu Quacquarelli Symonds (QS) tarafından hazırlanan ‘QS 2025 Dünya Üniversiteleri Alan Sıralaması’ açıklandı. Dünya genelinde 5 bin 203 yükseköğretim kurumunun değerlendirildiği ve bin 747 üniversitenin sıralandığı QS 2025 sıralamasında Ege Üniversitesi, dünya genelinde,  Hemşirelik alanında 151-225, Tarım ve Ormancılık alanında 201-250, Kimya Mühendisliği alanında 401-450, Tıp alanında 451-500, Yaşam Bilimleri ve Tıp ana kategorisinde 451-500 bandında bulunurken, bu alanlarda Türkiye devlet üniversiteleri arasında ilk beşte yer alma başarısı gösterdi.

Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam akreditasyona sahip, öğrenci odaklı, milli yenilik ödüllü, sağlık temalı araştırma üniversitemiz küresel alanda bilinirliğini artırmaya devam ediyor. Yükseköğretim kurumları, farklı akademik derecelendirme kuruluşları tarafından çeşitli parametreler ışığında ele alınıp değindiriliyor. Dünya çapında önemli sıralama kuruluşlarından biri olan QS tarafından da her yıl hem genel hem de alan bazlı sıralamalar yapılıyor. Üniversitemizde oluşturduğumuz kaliteli eğitim öğretim ve araştırma geliştirme ekosisteminin sürdürülebilir konumunun sıralama kuruluşlarının değerlendirmelerine olumlu yansıdığını ifade etmek isterim. Üniversitemiz farklı disiplinlerde eğitim öğretimini sürdürmektedir. Fakat sağlık eğitimi ile yoğunlaşan bir akademik konuma sahiptir. QS Dünya Üniversiteleri sıralamasında da Üniversitemiz  ‘Yaşam Bilimleri ve Tıp’ ana kategorisinde ‘Tarım ve Ormancılık, Tıp, Kimya, Biyolojik Bilimler, Kimya Mühendisliği, Hemşirelik’ alanlarında öne çıktığını görüyoruz. Her geçen gün yenilikçi ve özgün projelerimizin sayısını artırıyor,  multidisipliner bir anlayışla, sağlık temalı bir ekosistemi hedefliyoruz. Bilimsel altyapımızı ve yayınlarımızın niteliğini sürekli bu doğrultuda güncelliyoruz. Çalışmalarımızı sağlık temalı üniversite  konseptine göre şekillendiriyoruz. Uluslararasılaşma misyonumuz doğrultusunda üniversitemizi global düzeyde hak ettiği noktaya taşımaya kararlıyız. Başarımızda emeği geçen tüm çalışanlarımızı gönülden tebrik ediyorum” diye konuştu.

Ege Üniversitesi 7 alanda sıralamada yer alma başarısı gösterdi

Biyolojik Bilimler, Kimya Mühendisliği, Hemşirelik, Yaşam Bilimleri ve Tıp alanlarında ilk kez sıralamaya girmeyi başaran Ege Üniversitesi; 1 ana kategori ve 6 alan olmak üzere toplamda 7 alanda sıralamada yer aldı. Ege Üniversitesi “Yaşam Bilimleri ve Tıp” ana kategorisinde, Tarım ve Ormancılık, Tıp, Kimya, Biyolojik Bilimler, Kimya Mühendisliği, Hemşirelik alanlarında sıralamaya girmeyi başardı.  Ege Üniversitesi, Hemşirelik alanında dünya sıralamasında 151-225 bandında yer alırken, Türkiye devlet üniversiteleri arasında 3’üncü oldu. Tarım ve Ormancılık alanında dünya sıralamasındaki 201-250 bandındaki yerini korurken Türkiye devlet üniversiteleri arasında 3’üncü sırada yer aldı. Kimya Mühendisliği alanında dünya sıralamasında 401-450 bandında bulunurken Türkiye devlet üniversiteleri arasında 6’ncı sırada yer aldı. Tıp alanında dünya sıralamasında 451-500 bandındaki yerini koruyan Ege Üniversitesi, Türkiye devlet üniversiteleri arasında 5’inci sırayı aldı. Yaşam Bilimleri ve Tıp ana kategorisinde dünya sıralamasında 451-500 bandında yer alırken Türkiye devlet üniversiteleri arasında 5’inci, Kimya alanında dünya sıralamasında 551-600 bandında yer alırken Türkiye devlet üniversiteleri arasında 6’ncı sırada yer aldı. Biyolojik Bilimler alanında dünya sıralamasında 601-650 bandında yer alırken Türkiye devlet üniversiteleri arasında 6’ncı oldu.

 


Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Rektör Prof. Dr. Budak, “Üniversitemizin küresel düzeydeki başarılarını daha ileriye taşıyacağız” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Rektör Prof. Dr. Budak, “Türkiye, bitki gen kaynakları bakımından dünya için büyük öneme sahip” https://kocaelibasin.com.tr/rektor-prof-dr-budak-turkiye-bitki-gen-kaynaklari-bakimindan-dunya-icin-buyuk-oneme-sahip/ Tue, 04 Mar 2025 09:00:06 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/rektor-prof-dr-budak-turkiye-bitki-gen-kaynaklari-bakimindan-dunya-icin-buyuk-oneme-sahip/ Ege Üniversitesi(EÜ) Biyoloji Topluluğu tarafından doğayı korumak ve çevre bilincine yönelik farkındalığı artırmak amacıyla “Doğayı Koruma Konferansı” düzenlendi.

Rektör Prof. Dr. Budak, “Türkiye, bitki gen kaynakları bakımından dünya için büyük öneme sahip” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Ege Üniversitesi(EÜ) Biyoloji Topluluğu tarafından doğayı korumak ve çevre bilincine yönelik farkındalığı artırmak amacıyla “Doğayı Koruma Konferansı” düzenlendi. Fen Fakültesi Konferans Salonunda yapılan etkinliğe Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan, Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dinçer Ayaz, Biyoloji Bölüm Başkanı Kerim Çiçek, Biyoloji Topluluğu Başkanı Muhammet Yıldırım, emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Özcan Seçmen, emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Sıkı, akademisyenler, sivil toplum örgütü temsilcileri ve öğrenciler katıldı.

Programın açılışında konuşan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Çevre bilinci konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla Biyoloji Topluluğu tarafından düzenlenen ‘Doğa Koruma’ konferansı dolayısıyla bir aradayız. Farklı disiplinlerden bilim insanları aramızda yer alıyor. Çevre kirliliğinin önlenmesi ve biyolojik çeşitliliğin korunması için bilinç oluşturacak birçok konuyu ele alacağız. Hepimizin bildiği gibi bu sene ülkemizde barajlardaki su seviyesi geçmiş yıllara göre çok daha düşük. Ayrıca, topraklarımız organik madde bakımından fakir. Ancak Anadolu, endemik bitki çeşitliliği açısından son derece zengin ve yerel tohumlarla tarla bitkileri, bahçe bitkileri ve orman ekosistemleri açısından dünyanın yedi önemli merkezinden biri. Türkiye, bitki gen kaynakları bakımından dünya için büyük bir öneme sahip. Orman Genel Müdürlüğü, tarihinde hiç olmadığı kadar yoğun ağaçlandırma çalışmaları yürütüyor. Devlet olarak ormanların korunması konusunda büyük bir hassasiyet gösteriyoruz. Ege Üniversitesi olarak da bu sürece katkı sunmak amacıyla Türkiye’ye model olacak bir Orman Okulu kurduk. Orman Genel Müdürlüğü ile iş birliği içinde, Ege Üniversitesi Hatıra Ormanları dahil her yıl 11 Kasım’da faaliyetlerde bulunuyoruz. Ege Üniversitesi ‘Yeşil Kampüs’ ve ‘Yeşil Üniversite’ kavramları çerçevesinde yürüttüğü faaliyetler bakımından Türkiye’de öncü konumda yer alıyor. Üniversitemiz, dünya genelinde üniversitelerin çevresel sürdürülebilirlik performansını değerlendiren GreenMetric sıralamasında Ege Bölgesinde birinci devlet üniversiteleri arasında dördüncü sırada bulunuyor. Bu yıl itibarıyla, GreenMetric’in Türkiye koordinatörü olduk. Bu anlamlı etkinliği düzenleyen Biyoloji Topluluğumuzu doğaya duyarlı yaklaşımları dolayısıyla tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.” diye konuştu.

“Doğal kaynakları sürdürülebilir şekilde kullanmalıyız”

Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kerim Çiçek “Türümüz maalesef gezegenimizle barış içinde yaşamayı beceremeyen tek canlı. Bence insan türünün evrimsel süreçte en büyük değişim tarım devrimindedir. Avcı toplumundan tarım toplumuna geçtiğimizde doğal alanları, tarım alanlarına dönüştürdük. Hızla nüfusumuz arttı. Bugün geldiğimiz noktada yapay zekâ işimizi alacak mı diye düşünüyoruz. Hala türümüzden bir kısım topluluk, bu doğal kaynakların çeşitliliğin sürdürülebilir kullanımına sıcak bakmıyor. Bu kırılma dönemleri geri dönüşü olmayan problemleri beraberinde getiriyor. Türümüzün sağlıklı bir şekilde devamı için biyoloji çeşitliliğin ve doğal kaynakların sürdürülebilir bir şekilde korunarak kullanılmasına ihtiyaç var. Bulunduğumuz çağa biliyorsunuz ki antropojen ismi verildi.  Bugünkü faaliyette belki bu sürece damga vuracak dokunuşlar yapacak. Öncelikle alanında uzman konuşmacılara, Biyoloji Topluluğuna, katkı ve katılım gösteren herkese çok teşekkür ederim” dedi.

“Yeşil görmeyen gözler renk zevkinden mahrumdur”

Ege Üniversitesi Biyoloji Topluluğu Başkanı Muhammet Yıldırım, “Bugün burada doğa koruma konusunda farklı alanlardan insanları bir araya getirerek ortak bir fayda yaratmayı hedefliyoruz. Bu konferans kapsamında sadece bilimin ışığında ilerlemekle kalmayacağız, aynı zamanda hukukun, ekonominin ve sanatın doğa koruma için nasıl önemli katkılar sunduğunu hep birlikte keşfedeceğiz. Farklı pencerelerden bakarak güçlenmenin ve çözüm üretmenin yollarını arayacağız. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi, ‘Yeşil görmeyen gözler renk zevkinden mahrumdur.’ Bizler de bu anlayışla doğayı yalnızca bir kaynak olarak değil, aynı zamanda ortak bir miras olarak görüyoruz. Bu değerli etkinliğin ortaya çıkmasında emeği geçen hocalarıma ve yoğun tempoda çalışan ekip arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum” dedi.

Program kapsamında; Prof. Dr. Serdar Gökhan Şenol, Akdeniz Habitat Tipleri ve Fito Coğrafya üzerine gerçekleştirdiği sunumda katılımcılara Akdeniz bitki örtüsü ve bu bitki örtüsünün korunması hakkında bilgiler verdi. Avukat Uğur Kalelioğlu, İzmir Çevre Hareketi avukatlarının faaliyetlerinden söz ederek çevre hukukunun yasal sınırlar içerisinde nasıl uygulanması gerektiğini anlattı. Esra Başak, ekolojik ekonominin önemi ve ekosistem hizmetleri üzerine sunum yaptı. Yaban hayatı fotoğrafçısı Alper Tüydeş, nesli tehlike altında olan hayvanlar üzerine hazırladığı fotoğraf sergisini sundu. Sergi iki hafta boyunca Ege Üniversitesi MÖTBE Sergi Alanında ziyaret edilebilecek. Doç. Dr. Ortaç Onmuş, iklim krizinin hayvanlar ve özellikle kuşlar üzerindeki etkilerine değindi. Güneşin Oya Aydemir, Türkiye’de doğa koruma tarihi ve STK’ların bu alandaki çalışmalarını aktardı. Dr. Erdinç Oğur ise Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Tohum ve Gen Bankası çalışmalarını detaylı şekilde paylaştı.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Rektör Prof. Dr. Budak, “Türkiye, bitki gen kaynakları bakımından dünya için büyük öneme sahip” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Prof. Dr. Halil Çivi: Atatürkçülük bir çağdaşlaşma projesidir https://kocaelibasin.com.tr/prof-dr-halil-civi-ataturkculuk-bir-cagdaslasma-projesidir/ Tue, 04 Mar 2025 08:39:54 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/prof-dr-halil-civi-ataturkculuk-bir-cagdaslasma-projesidir/ Atatürkçü Düşünce Derneği İzmir Şubeleri önderliğinde ADD Selçuk Şubesi tarafından Halifeliğin Kaldırılması, Şer’iye ve Evkaf Vekâletinin Kaldırılması, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun çıkarılmasının 101.

Prof. Dr. Halil Çivi: Atatürkçülük bir çağdaşlaşma projesidir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Atatürkçü Düşünce Derneği İzmir Şubeleri önderliğinde ADD Selçuk Şubesi tarafından Halifeliğin Kaldırılması, Şer’iye ve Evkaf Vekâletinin Kaldırılması, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun çıkarılmasının 101. yılı kapsamında Devrim Yasaları semineri Selçuk Efes Kent Belleği’nde düzenlendi.

Prof. Dr. Halil Çivi’nin konuşmacı olarak katıldığı seminere Atatürkçü Düşünce Derneği İzmir şube başkanları, Efes Selçuk Belediye Başkan Yardımcısı ve Belediye Meclis Üyesi Erhan Güzel, Başkan Yardımcısı Bilgi Keskin ve kentte faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı.

DEVRİM YASALARI ÇAĞDAŞLIĞA UZANAN YOLUN MİHENK TAŞLARIDIR

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından açılış konuşması yapan Atatürkçü Düşünce Derneği Selçuk Şubesi Başkanı Kerim Akgüneş; “Devrim Yasalarının Türk ulusunun kaderini değiştiren, karanlıktan aydınlığa uzanan en önemli adımlardan biri olduğuna dikkat çekerek; “Bugün Devrim Yasalarını anmak için toplandık. Bu yasalar sadece kanun maddesi değil bir milletin; bilime, özgürlüğe, çağdaşlığa uzanan yolculuğunun mihenk taşlarıdır. Bugün bizlere düşen görev bu kazanımlara sahip çıkmak, onları daha ileriye taşımaktır. Bu anlamlı günde başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu devrimleri gerçekleştiren tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz” dedi.

Efes Selçuk Belediye Başkan Yardımcısı ve Belediye Meclis Üyesi Erhan Güzel, Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Atatürk ilke ve devrimlerinin en önemli koruyucularından biri olduğunu belirterek; “1989 yılında Muammer Aksoy’un öncülüğünde kurulan Atatürkçü Düşünce Derneği’nin, ilk kurulan şubelerinden biri de Selçuk Şubesidir. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin değeri bugün çok daha iyi anlaşılıyor. Devrim Yasalarının önemi de her geçen gün daha iyi anlaşılıyor” dedi.

HER BİR DEVRİM YASASININ AYRI BİR ÖNEMİ VARDIR

Konuşmasına başlarken Atatürkçülük kavramını tanımlayan Prof. Dr. Halil Çivi; “Bana göre Atatürkçülük özgür aklın ve çağdaş bilimin verilerini kullanarak tüm toplumun siyasi, hukuki, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda çağdaşlaşma projesidir” dedi.

3 Mart 1924’te kabul edilen her üç devrim yasasının ayrı bir önemi olduğunu belirten Prof. Dr. Halil Çivi; “Devrim Yasalarından Hilafetin Kaldırılması kişiler, aileler ya da tek kişi yerine kendi kendini yönetmede toplumun söz sahibi olması demektir. Dolayısıyla Hilafetin Kaldırılması Ulus Devletin kuruluşudur. İkinci en önemli temel yasa olan Evkaf ve Şeriye Vekaletinin kaldırılması ise milletin iradesi üzerindeki vesayetin kaldırılmasıdır. Çünkü ortaya konulan her yasa dine uygunluğu açısından Evkaf ve Şeriye Vekaletinin iradesine sunuluyordu. Bir diğer yasa eğitim ve öğretimde birlik anlamına gelen Tevhid-i Tedrisat Yasasıdır. Bu yasa da devrim yasaları için de akla ve bilime dayalı çağdaş bir zihniyeti yaratması açısından önem taşımaktadır” dedi.

 

Prof. Dr. Halil Çivi’nin katılımcıların sorularını cevaplamasının ardından etkinlik sona erdi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Prof. Dr. Halil Çivi: Atatürkçülük bir çağdaşlaşma projesidir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Prof. Dr. Vefa Kurban, “Her iki olay Azerbaycan’ın bağımsızlık isteğini güçlendirmiştir” https://kocaelibasin.com.tr/prof-dr-vefa-kurban-her-iki-olay-azerbaycanin-bagimsizlik-istegini-guclendirmistir/ Thu, 27 Feb 2025 10:00:10 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/prof-dr-vefa-kurban-her-iki-olay-azerbaycanin-bagimsizlik-istegini-guclendirmistir/ Kanlı Yanvar ve Hocalı, Azerbaycan tarihinde bıraktığı acılar ile hatırlanmaya devam ediyor.

Prof. Dr. Vefa Kurban, “Her iki olay Azerbaycan’ın bağımsızlık isteğini güçlendirmiştir” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kanlı Yanvar ve Hocalı, Azerbaycan tarihinde bıraktığı acılar ile hatırlanmaya devam ediyor. Her 20 Ocak ve 26 Şubat’ta Azerbaycan ve Türk Dünyası yaşanan olayları ve kaybolan canları anıyor. Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Türk Dünyası Sosyal, Ekonomik ve Siyasal İlişkiler Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Vefa Kurban, ‘Kanlı Ocak’ ve ‘Hocalı Katliamı’ ile ilgili konuştu.

‘Hocalı Katliamı’ ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. Kurban, “26 Şubat 1992’de yaşanan bu trajedi, Azerbaycan tarihinin en acı olaylarından biri olarak hafızalara kazınmıştır. Hocalı soykırımı, 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinde, Hocalı Kasabası’nda Ermeni güçleri ve Rus 366. Motorize Alayı tarafından gerçekleştirilen büyük bir insanlık suçudur, bir soykırımdır. Hocalı, stratejik bir konumdaydı. Kasaba, Karabağ’daki tek havaalanına sahip olması nedeniyle Ermeniler için büyük bir öneme sahipti. Ermenistan’a bağlı kuvvetler, 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gece, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bölgede kalan 366. Motorize Piyade Alayı’nın doğrudan desteğiyle Hocalı’ya ağır silahlarla saldırı düzenledi” dedi.

Soykırıma uğrayan ve katledilen sivillerin işkenceye maruz kaldığını ifade eden Prof. Dr. Kurban, “Ermeni güçleri ve Rus 366. Motorize Alayı, kadın, çocuk ve yaşlı demeden 613 Azerbaycanlı sivili katletmiştir. Bunların 106’sı kadın, 63’ü çocuk ve 70’i yaşlıydı. Olay sırasında 487 kişi ağır yaralandı. 1275 kişi esir alındı ve büyük çoğunluğu işkence gördü, 150’den fazla kişi kayboldu ve akıbetleri hâlâ bilinmemektedir. Cesetler üzerinde yapılan incelemeler, kurbanların işkenceye maruz kaldığını, bazı sivillerin kafataslarının parçalandığını, gözlerinin oyulduğunu ve vücutlarının yakıldığını ortaya koymuştur. Binlerce insanın evleri yakılmış, hayatta kalanlar ise ağır kış koşullarında dağlara kaçmak zorunda bırakılmıştır. Bu trajedi, Azerbaycan halkının hafızasında silinmez bir iz bırakmıştır” diye konuştu.

“Ulusal kimliğin ve bağımsızlık mücadelesinin sembolüdür”

‘Kanlı Pazar’ olarak bilinen 20 Ocak 1990’da yaşanan olay ile ilgili de konuşan  Prof. Dr. Kurban “20 Ocak 1990’da yaşanan Kanlı Yanvar (Kanlı Ocak) olayının etkileri hâlâ tazeliğini koruyor. 20 Ocak 1990, Azerbaycan halkı için ulusal kimliğin ve bağımsızlık mücadelesinin sembolü hâline gelen bir tarihtir. Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde, Azerbaycan’da bağımsızlık talepleri güçlenmiş ve halk meydanlara inerek özgürlük talep etmiştir. Ancak Sovyet yönetimi, bu hareketi bastırmak için Bakü’ye tanklarla girmiş ve 147 sivil hayatını kaybetmiştir. O gece, Azerbaycan halkının bağımsızlık iradesine karşı vahşice bir saldırı gerçekleştirilmiştir. Fakat bu katliam, Azerbaycan halkının özgürlük isteğini engellemek yerine daha da güçlendirmiştir” diye belirtti.

“Failler cezasız kaldı”

Yaşanan her iki olayın Sovyetler Birliği’nin çöküş sürecinde yaşandığına ve Azerbaycan’ın maruz kaldığı büyük saldırılar olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kurban “ 20 Ocak 1990’da Bakü’de gerçekleştirilen katliam, Sovyetler Birliği’nin Azerbaycan’daki bağımsızlık hareketini bastırma girişimi olarak tarihe geçmiştir. Hocalı Soykırımı ise, Rus destekli Ermeni güçlerinin Azerbaycan topraklarını ele geçirme sürecinde gerçekleştirdiği en kanlı saldırıdır. Hocalı’da yaşananlar, uluslararası kamuoyunun gözleri önünde cereyan eden bir insanlık suçu olmasına rağmen yeterince güçlü bir şekilde kınanmamış ve failler cezasız kalmıştır. Hocalı’da gerçekleşen soykırım, uluslararası kamuoyunun gözü önünde yaşanan bir insanlık suçu olmasına rağmen, olayın failleri cezasız kalmış ve yeterli diplomatik baskı uygulanmamıştır” diye aktardı.

Soykırımın tanımını yapan Prof. Dr. Kurban, “Soykırım, 1948 Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ne göre belirli bir grup insanın tamamen veya kısmen yok edilmesi amacıyla yapılan sistematik eylemler olarak tanımlanır. Bu eylemler arasında öldürme, ağır fiziki ve psikolojik zarar verme, yaşam koşullarını yok etmeye yönelik uygulamalar gibi unsurlar bulunur. Dolayısıyla, Hocalı’da yaşananlar da bir soykırımdır.  Azerbaycan devleti de bu olayın bir soykırım olduğunun uluslararası platformlarda kabul edilmesi için diplomatik çabalarını sürdürmektedir. Bu olay, sadece Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki bir mesele değil, aynı zamanda uluslararası hukukun ve insan haklarının da bir meselesidir” dedi.

“Olaylar kamuoyuna doğru ve eksiksiz biçimde aktarılmalı”

Prof. Dr. Kurban, “Bugün Azerbaycan halkı için bu iki olay, yalnızca geçmişin bir hatırası değil, aynı zamanda ulusal birlik ve dayanışmanın güçlenmesine vesile olan tarihi dönüm noktalarıdır. 20 Ocak, bağımsızlık uğruna verilen mücadelenin ve direnişin sembolü olarak görülmektedir. Hocalı Soykırımı ise, adaletin hâlâ sağlanmadığı bir insanlık suçu olarak hafızalarda yerini korumaktadır. Azerbaycan halkı, her yıl 20 Ocak ve 26 Şubat’ta şehitlerini anarken, bu tür trajedilerin bir daha yaşanmaması için uluslararası kamuoyunu adaletin sağlanması yönünde harekete geçmeye çağırmaktadır. Tarihî olayların çarpıtılmasına yönelik girişimlere karşı bilimsel ve akademik, siyasi ve diplomatik platformlarda Azerbaycan’ın haklı davasının savunulması büyük önem taşımaktadır. Tarihsel gerçeklerin tahrif edilmesi, bölgesel barış ve istikrarın önündeki en büyük engellerden biridir. Bu nedenle, Hocalı Soykırımı ve 20 Ocak olaylarının uluslararası kamuoyuna doğru ve eksiksiz bir biçimde aktarılması, adaletin sağlanması adına temel bir gerekliliktir” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Prof. Dr. Vefa Kurban, “Her iki olay Azerbaycan’ın bağımsızlık isteğini güçlendirmiştir” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Prof. Dr. Akay, “Ağız ve diş sağlığınız için sigarayı bırakın” https://kocaelibasin.com.tr/prof-dr-akay-agiz-ve-dis-sagliginiz-icin-sigarayi-birakin/ Tue, 28 Jan 2025 10:20:09 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/prof-dr-akay-agiz-ve-dis-sagliginiz-icin-sigarayi-birakin/ Tütün ürünleri ve yoğun tütün kullanımı bireylerin sadece akciğerlerine değil aynı zamanda ağız sağlığına da zarar veriyor.

Prof. Dr. Akay, “Ağız ve diş sağlığınız için sigarayı bırakın” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Tütün ürünleri ve yoğun tütün kullanımı bireylerin sadece akciğerlerine değil aynı zamanda ağız sağlığına da zarar veriyor. Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. M. Cemal Akay, tütün ürünlerinin zararlarını anlatarak en iyi tedavinin sigarayı bırakmak olduğunu söyledi.

Prof. Dr. M. Cemal Akay, tütün ürünlerinin 4 binden fazla toksik madde içerdiğini söyleyerek, “Sigara dışındaki nargile, elektronik sigara, meyve aromalı tütün ürünleri için daha az zararlıymış gibi bir imaj çizilmeye çalışılsa da bu ürünlerde bulunan toksik madde sayısı da çok yüksektir. Toksik maddelerin çoğu kanser yapıcı özelliktedir. Ağız bölgesi, sigara ve alkol kullanımında ilk temas bölgesi olduğu için sadece dişler ve diş etleri değil ağızdaki tüm dokular, bu kanserojen maddenin etkisinde kalıyor. En büyük etki de dişlerde oluyor. Tütün alışkanlığı sebebiyle dişlerde renk değişikliği görülüyor ve diş eti enfeksiyonları ile diş taşı oluşumunda artış yaşanabiliyor” dedi.

Ağız hijyeninin bozulmasının beslenmeyi de etkilediğini belirten Prof. Dr. Akay, “Tütün kullanan hastalar karbonhidrat ağırlıklı besleniyorlar. Hem karbonhidratın hem de katranın etkisiyle zararlı ürünler diş ve diş etine yapışınca enfeksiyona sebep oluyor. Önlem alınmadığında önce diş eti kanamalarıyla başlayan süreç kemik kayıplarıyla devam ediyor. Sigara içen bireylerde dişlerin çevresindeki çok ince olan alveol kemiği dokusu hızla erimeye başlıyor, dişlerde çürük oluşumu olmasa bile destek dokusu kaybına bağlı dişte sallanmalar meydana geliyor. Bu durum yemek yemeyi zorlaştırırken enfeksiyonlar ve apseler meydana geliyor. Süreç, diş kaybı ile sonuçlanıyor. Ama sigara içen bireylerde dişler kaybedildikten sonra mevcut olumsuz etkiler kemik dokusunda devam ediyor” diye konuştu.

“Tütün ve alkolün birlikte kullanımı kanser riskini artırıyor”

Prof. Dr. Akay, sigara içen hastalarda ağız kanserinin görüldüğünü vurgulayarak, “Karşılaştığımız ağız kanseri vakalarında çoğunlukla sigara kullanımı etkili. Ancak tütün çiğneme, nargile, özellikle pipo ve puro gibi ürünler de dudak ve dil kanserlerine yol açıyor. Alkol ile birlikte sigara kullanan vakalarda ağız kanserinin görülme oranı yüzde 75 olarak karşımıza çıkıyor. Sigara ve alkolün az dozda kullanılması bile kansere yol açabiliyor. Bunu önlemenin yolu bu zararlı maddelerden uzak durmaktır. Ayrıca sigara içen bireylerde cerrahi müdahalelerden sonra ağızda iyileşme bozukluklarıyla çok sık karşılaşıyoruz. Bu bireylerin tedavisinde başarı oranı yüzde 98-99’dan yüzde 70’lere düşüyor. Sigara içen bireylerde ortaya çıkan tüm organları kapsayan fonksiyonel bozukluklar iyileşir mi, diye düşünecek olursak yapılacak en iyi şey sigarayı bırakmak oluyor” dedi.

Tütün ürünleri kullanan bireylerin sadece diş fırçalama ve diş ipi kullanmasının ağız sağlığı için yeterli olmadığını belirten Prof. Dr. Akay, “Bireylerin 4 aylık aralıklarla diş hekimlerine başvurup daha detaylı diş taşı temizliği yaptırmalarında fayda olabilir ama tütün ürünleri kullanımı devam ettiği sürece bu hasarların önüne geçmek imkânsız. O yüzden çözüm, tütün ürünlerinin yol açtığı hastalıkları tedavi etmek yerine sigaraya hiç başlanmamalıdır” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Prof. Dr. Akay, “Ağız ve diş sağlığınız için sigarayı bırakın” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Greenmetric “Dünya Yeşil Üniversiteler” Sertifikası Rektör Prof. Dr. Budak’a takdim edildi https://kocaelibasin.com.tr/greenmetric-dunya-yesil-universiteler-sertifikasi-rektor-prof-dr-budaka-takdim-edildi/ Tue, 28 Jan 2025 09:49:58 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/greenmetric-dunya-yesil-universiteler-sertifikasi-rektor-prof-dr-budaka-takdim-edildi/ Greenmetric “Dünya Yeşil Üniversiteler” sıralamasında istikrarlı yükselişini sürdüren Ege Üniversitesi, 2024 sıralamasında dünyada 1477 üniversite arasında 88’inci sıraya yükselerek bu alandaki başarısını devam ettirdi.

Greenmetric “Dünya Yeşil Üniversiteler” Sertifikası Rektör Prof. Dr. Budak’a takdim edildi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Greenmetric “Dünya Yeşil Üniversiteler” sıralamasında istikrarlı yükselişini sürdüren Ege Üniversitesi, 2024 sıralamasında dünyada 1477 üniversite arasında 88’inci sıraya yükselerek bu alandaki başarısını devam ettirdi. EÜ, bu sonuçla Türkiye genelinde devlet üniversiteleri arasında 4’üncü sırada, Ege Bölgesi’nde ise 1’inci sırada yer aldı.

EÜ Çevre Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Armağan Kınal, Müdür Yardımcıları Doç. Dr. İnci Tüney Kızılkaya ile Doç. Dr. Esra Akat; Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak’ı makamında ziyaret ederek Greenmetric tarafından hazırlanan sertifikayı takdim ettiler.

Ege Üniversitesinin “çevre dostu” uygulamalarıyla öne çıkan bir üniversite olduğunu dile getiren Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam akredite, sağlık temalı bir araştırma üniversitesi olarak; yeşil yönetim, çevre dostu ulaşım, enerji yönetimi, iklim ve farkındalık, entegre atık yönetimi ve iklim değişikliği ile mücadele alanlarında gerçekleştirdiğimiz çalışmalar neticesinde dünyanın en yeşil üniversiteleri arasında ilk 100’de yer alıyoruz.  Hayata geçirdiğimiz çevre dostu uygulamalarımız ve sıfır atık politikamız ile 2016 yılından beri katılım gösterdiğimiz ‘Dünya Yeşil Üniversiteler’ sıralamasındaki yerimizi her yıl istikrarlı bir şekilde yükseltiyoruz. Üniversitemiz bu etkileyici performansla, son yedi yılda tam 255 sıra birden yükseldi. Çevre dostu uygulamalarımızla sadece ülkemizde değil dünyada da örnek bir üniversiteyiz. Bu büyük başarıda emeği geçen başta ÇEVMER üst yönetimimiz olmak üzere tüm birimlerimizde görev yapan çalışanlarımızı tebrik ediyorum” dedi.

“Yeşil alan miktarını artırmaya devam edeceğiz”

Ege Üniversitesinde çevre ve atık yönetimine yönelik hayata geçirilen uygulamalardan bahseden Prof. Dr. Budak, “Üniversitemizde çevre bilincini bir kültür haline getirdik. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Sıfır Atık Projesi’ kapsamında pilot üniversite seçilen üniversitemizde sürdürdüğümüz çalışmaların sonucunda ilimizde ‘Sıfır Atık Belgesi’ almaya hak kazanan ilk eğitim kurumu olduk. Yükseköğretim Kurulu, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı arasında imzalanan ‘Sürdürülebilir ve İklim Dostu Kampüs Oluşturulması Alanında İş Birliği Protokolü’ kapsamında 10 pilot üniversiteden biri olarak seçildik. Sıfır Atık Eylem Planımızı hazırlayarak sıfır atık sisteminin sorunsuz işlemesini sağladık. Eylem planımız kapsamında kampüsümüzün farklı noktalarına ‘Mobil Atık Getirme Merkezleri’ yerleştirdik. Kampüsümüz genelinde ISO 9001 Kalite Belgesi ve ISO 14001: Çevre Yönetim Sistemi sertifikasını almaya hak kazandık. Kampüsümüzde 110 bin metrekare olan yeşil alan oranını son 7 yılda 5 katına çıkardık. Yeşillendirme ve peyzaj çalışmalarımıza süreklilik kazandırdık. Üniversitemizdeki yeşil alan miktarını artırmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Greenmetric “Dünya Yeşil Üniversiteler” Sertifikası Rektör Prof. Dr. Budak’a takdim edildi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Öğrenciler sordu, Rektör Prof. Dr. Necdet Budak cevapladı https://kocaelibasin.com.tr/ogrenciler-sordu-rektor-prof-dr-necdet-budak-cevapladi/ Mon, 27 Jan 2025 09:40:16 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/ogrenciler-sordu-rektor-prof-dr-necdet-budak-cevapladi/ Türk yükseköğretiminde bir ilk olarak hayata geçirilen Araştırma Odaklı Öğrenci Merkezi (AROM) bilimsel etkinliklerin yanı sıra sosyal ve kültürel programlara da ev sahipliği yapmaya devam ediyor.

Öğrenciler sordu, Rektör Prof. Dr. Necdet Budak cevapladı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Türk yükseköğretiminde bir ilk olarak hayata geçirilen Araştırma Odaklı Öğrenci Merkezi (AROM) bilimsel etkinliklerin yanı sıra sosyal ve kültürel programlara da ev sahipliği yapmaya devam ediyor.

Ege Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı, Kariyer Planlama ve Başarı Koordinatörlüğü, Mezunlarla İlişkiler Ofisi ve Öğrenci Dekanlığı iş birliğiyle düzenlenen  “Topluluklar Mezunlarıyla Buluşuyor” etkinliğinde Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak,  Tarım Topluluğu üyesi öğrencilerle bir araya geldi. Etkinlikte,  Rektör Prof. Dr. Necdet Budak’a Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlkin Şengün ve Öğrenci Dekanı Doç. Dr. Fırat Sarsar eşlik etti.

Kurulduğu günden bugüne Türk tarımının ve geleceğin ziraat mühendislerinin gelişimi için faaliyet gösteren Ege Üniversitesi Tarım Topluluğu, mezun buluşmaları etkinlikleri kapsamında Türkiye’nin Tek Ziraatçı Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak’ı misafir etti.  Etkinlikte, farklı disiplinlerden öğrencilerle sık sık bir araya geldiğini ifade eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, Tarım Topluluğu üyesi öğrencilerle tarımın sürdürülebilirliği ve gelişimi üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdiklerini söyledi. Öğrencilerin azmini, girişimci ve yenilikçi fikirlerini çok önemli bulduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, Ege Üniversitesini ulusal ve uluslararası alanda daha ileriye öğrencilerin bu ideallerinin taşıyacağını ifade etti.

Etkinlikte öğrenciler, merak ettikleri soruları sordular, istek ve talepte bulundular. Öğrencilerin merak ettiği her soruya içtenlikle cevap veren Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, programda, öğrencilik hayatından yurt dışı eğitimine, akademisyenlikten rektörlüğü uzanan kariyer yolculuğunu anlattı. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Öğrenciler sordu, Rektör Prof. Dr. Necdet Budak cevapladı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Rektör Prof. Dr. Budak, final sınavlarına hazırlanan öğrencilerle bir araya geldi https://kocaelibasin.com.tr/rektor-prof-dr-budak-final-sinavlarina-hazirlanan-ogrencilerle-bir-araya-geldi/ Tue, 21 Jan 2025 09:00:16 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/rektor-prof-dr-budak-final-sinavlarina-hazirlanan-ogrencilerle-bir-araya-geldi/ Ege Üniversitesi (EÜ) Merkez Kütüphanesi bir yandan akademik araştırmalar için geniş kaynak yelpazesi, dijital erişim, zengin veri tabanları sunarken diğer yandan da ‘öğrenci dostu’ bilgi hazinesi olarak hizmet veriyor.

Rektör Prof. Dr. Budak, final sınavlarına hazırlanan öğrencilerle bir araya geldi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Ege Üniversitesi (EÜ) Merkez Kütüphanesi bir yandan akademik araştırmalar için geniş kaynak yelpazesi, dijital erişim, zengin veri tabanları sunarken diğer yandan da ‘öğrenci dostu’ bilgi hazinesi olarak hizmet veriyor. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, sınav dönemlerinde 7/24 ev sıcaklığında hizmet veren Merkez Kütüphanesinde final sınavlarına hazırlanan öğrencileri ziyaret ederek başarılar diledi.

Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Final sınavlarına hazırlanan öğrencilerimizi ziyaret ederek moral verdik. Sınav dönemlerinde gelenekselleşen kütüphanenin aralıksız hizmet vermesi uygulaması öğrencilerimiz tarafından yoğun ilgi görmeye devam ediyor. Bu akşam öğrencilerimizi ziyaret ederek heyecanlarına ortak olduk. Öğrenci odaklılık ilkemiz doğrultusunda, her sınav döneminde yüzde 100 doluluk oranına ulaşan ve 7/24 hizmet veren Merkez Kütüphanemizi ziyaret ettik. Final sınavlarına hazırlanan öğrencilerimize başarılar diliyorum” dedi.

Merkez Kütüphanesini, ulusal ve uluslararası geniş kaynak yelpazesi ile  dijital veri tabanları ile donattıklarını  ifade eden Rektör Prof. Dr. Budak, “Tam akreditasyona sahip, öğrenci odaklı, milli yenilik ödüllü, sağlık temalı öncü bir  araştırma üniversitesi olarak eğitimden araştırmaya, kültür sanattan spora her alanda  öğrencilerimize daha zengin fırsatlar sunabilmek için çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Bugüne kadar yaptığımız yatırımlarla, hayata geçirdiğimiz projeler neticesinde Merkez Kütüphanemiz referans bir kaynak üssüne dönüştü. Bilgiye en hızlı ve kolay erişilen bir konuma geldi. Son 7 yılda veri tabanı sayısı 62’den 141’e, elektronik kaynak sayısı 226 binden 7 milyona, toplam kaynak sayısı ise 490 binden yaklaşık 8 milyona çıktı” diye konuştu.

Rektör Prof. Dr. Budak, “Öğrencilerimizin mekânsal ihtiyaçlarına yönelik yeni düzenlemeler yaptık. Sınav dönemlerinde mesai saatlerimizi 7/24 uygulayarak kesintisiz hizmet vermeye devam ediyoruz. İkramlarımızla aile sıcaklığında bir konfor sunmaya çalışıyoruz.  Üniversitemizin kalbi olan Merkez Kütüphanemiz son düzenlemelerle; 12 bin metrekare kapalı alan içerisinde 2 bin 500 kişilik oturma kapasitesine ulaştı. Tüm çalışmalarımız neticesinde Merkez Kütüphanemiz, hem kurum içi öğrenci ve akademisyenler için hem de kurum dışı kullanıcılar için sosyal yaşam alanına dönüştü. Gençlerimiz yeter ki çalışsın onlara her türlü kolaylığı sağlayıp, desteğimizi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Rektör Prof. Dr. Budak, final sınavlarına hazırlanan öğrencilerle bir araya geldi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>