?>
?>
DYO Boya, Milli Banliyö Tren Seti Projesi kapsamında Türkiye’nin dördüncü büyük banliyö hattı olan GAZİRAY Projesi’ne destek oluyor. Raylı sistemler için geliştirdiği güvenlik ve dayanıklılık standartlarına uygun EN 45545-2 sertifikalı boyalarıyla, toplumsal yatırımını sürdürüyor. Safkar Firması’yla gerçekleştirdiği iş birliğiyle DYO, GAZİRAY Projesi’ne zorlu koşullara karşı dayanıklığı yüksek DYO boyalarıyla uzun ömürlü koruma sağlıyor.
Güvenli ve modern bir yolculuk deneyimi
İstanbul, Ankara ve İzmir’in ardından Türkiye’nin dördüncü en büyük banliyö hattı olarak hayata geçirilen ve ilk seti Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne teslim edilen GAZİRAY Projesi, bölgenin ulaşım altyapısını güçlendirmeyi hedefliyor. Proje kapsamında toplamda 32 araçtan oluşan 8 adet banliyö tren seti üretilecek. Her bir tren seti, saatte 90 kilometre işletme hızıyla yolcu taşıyacak şekilde tasarlandı. İkisi sürücü kabinli olmak üzere dört araçtan oluşan bu setlerin her biri, 206’sı oturan toplamda bin yolcu kapasitesine sahip olacak.
DYO’nun raylı sistemler için geliştirdiği ürünler, dayanıklılığının yanı sıra yolcu güvenliğini de ön planda tutuyor. GAZİRAY Projesi’nde kullanılan EN 45545-2 sertifikalı boyalar, yangına karşı yüksek direnç göstererek güvenli bir yolculuk deneyimi sunuyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
DYO GAZİRAY Projesi’yle toplumsal yatırımlarını sürdürüyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Çankırı Ilgaz’da belediye iştiraki olarak faaliyet gösteren Kayak Merkezi için yatırımlar durmadan devam ediyor. Ilgaz Kaymakamlığı Köylere Hizmet götürme birliği iş birliğiyle geliştirilen projede tesise YÜRÜYEN BANT KAZANDIRILDI. 100 metre uzunluğunda üzeri kapalı yürüyen bant sistemi, saatte 1000 kişi kapasiteli alüminyum profil kaplama ve 4 mm şeffaf polikarbon levha ile örtülüdür. Kapalı çatı sisteminin iç genişliği yaklaşık 2 metre olup 3 adet acil çıkış kapısını sahiptir. Yürüyen bant ile kızak severler ve acemi kayakçılar %10 eğimli ayrılmış pistten kayak yapmanın keyfine varacaklardır. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Ilgaz Belediye Başkanı Mehmed Öztürk: “İmkanlar ölçüsünde Ilgaz’ımız için çalışmalar yapıyoruz. Bunun yanında belediyemizin iştiraki olan Yıldıztepe Turizm ve Kayak Merkezimizi de geliştirmeye devam ediyoruz. Tesisimize bir adet kapalı yürüyen bant kazandırdık. Bu bant ile özellikle acemi kayakçılar ve kızak severler kayak sporunu daha fazla sevecek ve Yıldıztepe’miz daha çok tercih edilecektir.” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Çankırı Ilgaz Yıldıztepe Yeni Projesiyle Göz Doldurmaya Devam Ediyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>“Kadın İşi Girişim” projesiyle girişimci kadınların yanında
Girişimci kadınları destekleyerek daha fazla kadının iş gücüne katılmasını amaçlayan Profilo, ülkemizin çalışkan kadınlarına destek olma hedefiyle yeni bir projeyi hayata geçiriyor. Profilo’nun, Habitat Derneği ile hayata geçirdiği “Kadın İşi Girişim” projesinde girişimci kadınlara iş modeli oluşturma ve geliştirme konularında eğitimler verilecek. İki yıl sürecek proje kapsamında 1000 kadına ulaşılması hedefleniyor. Projenin sonunda 20 girişimci kadına ise online mentorluk programı uygulanacak ve iş geliştirme desteği sağlanacak.
Türkiye’nin dört bir yanındaki satış noktaları ile ülkemizin en geniş dağıtım ağına sahip markalarından olan Profilo, kendi işini büyütmek isteyen girişimci kadınları desteklemek amacıyla Habitat Derneği ile “Kadın İşi Girişim” projesini hayata geçirdi. İki yıl sürecek projede katılımcılara iş modeli oluşturma, finansal okuryazarlık, dijital pazarlama ve grafik tasarım eğitimleri verilecek.
Eğitimler, hem çevirim içi olarak Zoom platformu üzerinden hem de yüz yüze olarak gerçekleştirilecek. İlk eğitimler ise 11 Mart-8 Nisan tarihleri arasında yapılacak. Başvurular https://form.jotform.com/250291992917972 formu doldurularak alınıyor ve 10 Mart saat 23.59’a kadar başvurular devam ediyor. Projenin ikinci yılında eğitimlerin yanı sıra deneyim paylaşım buluşmaları da gerçekleştirilecek. Bu buluşmalarda bir araya gelen kadınlar network oluşturabilecek. Ayrıca 20 girişimci kadına online mentorluk programı uygulanacak ve iş geliştirme desteği sağlanacak. Girişimci kadınları desteklerken aynı zamanda Profilo’nun aile ekonomisine destek olma misyonuna da katkı sunarak “Oh be” dedirtecek projeden iki yılın sonunda 1000 kadının faydalanması hedefleniyor.
“Girişimci kadınlara hayallerini gerçekleştirme fırsatı sunacağımız için heyecanlıyız”
Proje, 4 Mart’ta İstanbul The Stay Bosphorus’da düzenlenen basın toplantısıyla duyuruldu. Projenin tanıtım toplantısında konuşan BSH Türkiye CEO’su Alper Şengül, BSH Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliğini desteklemenin en önemli öncelikleri arasında yer aldığını belirterek şunları söyledi:
“Çeşitlilik, kapsayıcılık ve eşitlik BSH için şirket kültürünün vazgeçilmez parçaları. Sürdürülebilirliğin insani boyutunda; adil, eşitlikçi, kapsayıcı ve sosyal olarak sürdürülebilir bir gelecek için çalışırken, özellikle gençlere ve kadınlara yönelik projelere imza atıyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliğine ve kadınların iş hayatındaki yerinin önemine değer veren bir şirket olarak, Kadın İşi Girişim projesinin bir parçası olmanın gururunu yaşıyoruz. Girişimci kadınları bir araya getirecek bu proje ile inanıyorum ki kendi işlerini kuran kadınlar, ülke ekonomisine de katkı sunacak. Kendi işini kurmak isteyen pek çok kadına cesaret verecek. Ülkemizin girişimci kadınlarını cesaretlendirerek ve bu süreçte onları destekleyerek hayallerini gerçekleştirme fırsatı sunacağımız için çok heyecanlıyız. Topluma katkı sunan pek çok değerli projeye imza atan Habitat ile bu projeyi hayata geçirdiğimiz için de mutluyuz. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Projenin sonunda güzel işler başaran kadınlarımızın hikayelerini dinlemeyi heyecanla bekliyorum.”
“Kadın İşi Girişim, Profilo’nun DNA’sına uygun çok güzel ve anlamlı bir proje”
Kadın İşi Girişim’in, Profilo’nun DNA’sına uygun çok güzel ve anlamlı bir proje olduğuna dikkat çeken BSH Türkiye Pazarlama Direktörü Burak Destici, şöyle konuştu:
“BSH çatısı altında faaliyet gösteren her markamızın kendi içlerinde marka olarak belli değerleri ve toplumsal fayda konularında odaklandığı alanlar ve projeler var. Profilo’nun Habitat Derneği ile hayata geçirdiği “Kadın İşi Girişim” projesi de bunlardan biri. “Kadın İşi Girişim” projesi de Profilo’nun DNA’sına uygun, marka değerine ve bilinirliğine katkı sunacak çok güzel ve anlamlı bir proje. Ülkemizin girişimci kadınlarını destekleyecek olmaktan dolayı bizler de çok mutluyuz. Seçtikleri ürünlerle, yaptıkları tasarruflarla aile ekonomisine katkı sunan kadınlar, aynı zamanda kendi işleri de kurarak ülke ekonomisine de katkıda bulunacaklar Girişimci kadınlar, proje kapsamında aldıkları eğitimlerle ve mentorluk destekleri ile kendi işlerini yürütecekler. Biz de onların hikayelerini daha geniş kitlelere duyurabilmek adına iletişim ve görünürlük desteği vererek bu konuda aracılık etmekten mutluluk duyacağız.”
“Projenin sonunda çok güzel sonuçlar ve çok güzel girişim hikayeleri duyacağız”
Profilo olarak bugüne kadar pek çok anlamlı projeye imza attıklarını belirten Profilo Türkiye Kıdemli Satış Direktörü Mustafa Işkıncı, “Toplumsal fayda sağlayan bu projelerde elbette ki bayilerimizin katkısı da büyük. Türkiye’nin her bir köşesindeki bayilerimiz projelerimize ortak oluyor. Örneğin, tüketicilerimizin çocuklarına tasarruf konulu kitapları buralardan ulaştırdık. Yine bayilerimizle birlikte Gaziantep’te Profilo Hatıra Ormanı projesini oluşturduk. Sokak hayvanları için Profilo ailesi olarak yetkili satıcılarımızın önüne kulübeler koyduk ve mama desteğinde bulunduk. Tasarruflu ürünleriyle aile ekonomisine katkı sunan Profilo, özellikle kadın hedef kitlesinin tercih odağında olan bir marka. Bu nedenle “Kadın İşi Girişim” de bizleri heyecanlandıran bir proje. Umuyorum ki projenin sonunda çok güzel sonuçlar ve girişim hikayeleri duyacağız. Biz de güçlü bayi ağımız ve satış ekibimiz ile bu projenin geniş kitlelere ulaşması için katkılarımızı sunacağız” dedi.
“Ülkemizin çalışkan kadınları kendi işlerini kuracak ve ekonomiye de katkıda bulunacaklar”
Profilo’nun uzun yıllardır tüketicilerinin hayatına dokunan ve değer katan bir marka olduğunu belirten Profilo Kıdemli Pazarlama Müdürü Ekin Sarfati, projeyle ilgili şunları söyledi:
“Kadın İşi Girişim projemiz kadınların iş hayatındaki istihdamının artmasını önemseyen, daha çok kadının iş gücüne katılmasını amaçlayan bir marka olarak, Habitat ile yollarımızın kesişmesiyle hayata geçti. Hem marka vizyonuna uygun hem de tüketicilerimizle bağımızı güçlendirecek “Kadın İşi Girişim” projesini hayata geçiriyor olmaktan dolayı çok mutluyuz. Projenin ilk yılında, girişimci adayları ve mevcut girişimi olan kadınlar, işlerini geliştirmeleri için kapsamlı bir kapasite geliştirme programına dahil edilecek ve iş modeli oluşturma, finansal okuryazarlık, dijital pazarlama ve grafik tasarım gibi temel konularda eğitimler verilecek, aynı zamanda deneyimlerini artırmak ve iş dünyasıyla bağlantılarını güçlendirmek amacıyla mentorluk ve networking imkanları sağlanacaktır. İkinci yıl ise bu süreci başarıyla geçen kadın girişimciler, işlerini büyütmeleri için iş geliştirme desteği almaya hak kazanacaktır. İnanıyorum ki ülkemizin çalışkan ve başarılı kadınları çok güzel girişimlerle kendi işlerini kuracak ve ülke ekonomisine de katkıda bulunacaklar. Biz de Profilo olarak böyle bir gelişmeye aracılık ettiğimiz için memnuniyet duyacağız.”
“Bu proje, kadınların girişimcilik yolculuklarında ilerlemelerine destek olacak”
Girişimci kadınları desteklemenin aynı zamanda sosyal dönüşüme de öncülük eden bir adım olduğunu vurgulayan Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu, şöyle konuştu:
“Habitat Derneği olarak 30 yıldır sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek için çalışıyor, girişimcilik, dijital dönüşüm, kapsayıcı ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen sosyal etki odaklı projeleriyle toplumun her kesimine dokunmayı amaçlıyoruz. ‘Kadın İşi Girişim’ projesi de bu vizyonumuzun güçlü bir yansıması. Kadınların girişimcilik ekosisteminde daha fazla yer alması, ekonomik güçlenmelerine katkı sağlamakla kalmıyor; Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına, sosyal gelişimine ve toplumsal cinsiyet eşitliğine de ivme kazandırıyor. Profilo iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz ‘Kadın İşi Girişim’ projesiyle çabalarımıza yeni bir boyut kazandırıyoruz. Girişimci kadınların dijital dünyada aktif rol almaları, ekonomik bağımsızlıklarını güçlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda yenilikçi iş modelleri geliştirmelerine ve rekabet avantajı kazanmalarına da imkân tanıyacaktır. Proje, kadınların dijital becerilerini geliştirerek, girişimcilik yolculuklarında sağlam adımlarla ilerlemelerine destek olmayı hedefliyor. Girişimci kadınları desteklemek aynı zamanda sosyal dönüşüme de öncülük eden bir adım. Çünkü kadınların güçlenmesi, toplumun tamamının güçlenmesi demek. Bu inançla, daha kapsayıcı, eşit ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz.”
Kimler başvurabilir
Kadın İşi Girişim, kadın girişimciliğini teşvik eden kapsayıcı bir yapı sunarak, 18 yaşını doldurmuş tüm girişimci adaylarına, kadın kooperatiflerine ve hali hazırda girişimi olan şirketleşme aşamasını tamamlamış girişimci kadınlara destek veriyor. Programa başvurmak için 18 yaş ve üzeri olmak, bir girişim fikrine sahip olmak veya mevcut bir girişimi yürütüyor olmak yeterli. Girişimciliğe ilgi duyan ve işini geliştirmek isteyen tüm kadınlara açık olan program, katılımcılarına iş dünyasında sağlam adımlar atma fırsatı sunuyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Profilo ve Habitat Derneği “Kadın İşi Girişim” projesiyle girişimci kadınların yanında yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir95 projesi ile hamilelik sürecinden başlayarak 3 yaşa kadar anne ve çocuklara destek veriyor. Düzenlenen ev ziyaretleri ve atölyeler hem çocukların fiziksel, duygusal ve ruhsal gelişimini hem de çocuk ve ebeveyni arasındaki bağı güçlendiriyor. 12 aya adım atan İzmirli miniklere ise katılım sertifikası veriliyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal belediyecilik ilkesi gereğince kadın ve çocuklara yönelik hayata geçirdiği destek çalışmaları hız kesmeden sürdürülüyor. İzmir95 projesi ile hamilelik ve doğum sonrasında 0-3 yaş döneminde anne ile çocuğa yardımcı olunuyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 3 yaşında sağlıklı bir çocuğun ortalama boyu kabul edilen 95 santimetreden dolayı adı İzmir95 olan projeyle, annelerin kendini güvende hissetmesi sağlanıyor. “İzmir95 0-3 Yaş Erken Çocukluk Birimi”, gebeliğin 7. ayından itibaren anneleri evlerinde ziyaret ederek gebelik hakkında bilgilendirmede bulunuyor. Düzenli ev ziyaretlerini çocuk 12 aylık olana kadar sürdüren Büyükşehir ekipleri, hem çocuğun gelişimini destekliyor hem de ebeveynlere çocuk bakımı konusunda bilgiler veriyor. Çalışmalar, bununla da sınırlı kalmıyor. “13-36 Ay Merkez Temelli Atölyesi” ve “0-3 Yaş Temel Mesajlar” atölyeleri ile çocuklar ve ebeveynleri aynı atölyede bir araya getiriliyor. Hizmet sayesinde hem çocuklar hem de ebeveynleri birbirleriyle daha güçlü bağlar kuruyor.
İzmirli minikler ilk diplomasını alıyor
“0-12 Ay Ev Ziyareti Temelli Ebeveyn Rehberliği Programı” kapsamında gebeliğin 7. ayından itibaren İzmirli anneler evlerinde ziyaret ediliyor. Bebek bekleyen kadınlarla birebir iletişim kuran Büyükşehir ekipleri, doğumun ardından bir ay boyunca hemşire eşliğinde emzirme eğitimleri için de ziyaretler gerçekleştiriyor. Çocuk 1 yaşına gelene kadar 27 kez yapılan ev ziyaretlerinde çocuğun bilişsel gelişimi için oyunlar oynanıyor, ebeveyn ve çocuk arasındaki iletişim güçlendiriliyor. 12 aya adım atan İzmirli minikler, “İzmir95 Ev Ziyareti Temelli Ebeveyn Rehberliği Programı Katılım Sertifikası” ile hayatlarındaki ilk diplomalarını da almış oluyor.
İki atölyede hem öğreniyor hem keyifli vakit geçiriyorlar
İzmir Büyükşehir Belediyesi, çocuk merkezlerinde “13-36 Ay Merkez Temelli Atölyesi” ve “0-3 Yaş Temel Mesajlar” atölyeleri de düzenliyor. Bu merkezlere çocukları ile gelen ebeveynler hem nitelikli vakit geçiriyor hem de çocuklarıyla doğru iletişim kurmayı öğreniyor. Atölyelerde “Sevginizi gösterin”, “Onunla konuşun”, “Birlikte oyun oynayın”, “Sayın, eşleştirin, sıralayın”, “Onunla okuyun”, “Kendinize iyi bakın” şeklinde oluşan 6 temel mesaj etrafında, çocuğun en hızlı geliştiği bu dönemi ailelerin en verimli şekilde geçirmelerine destek olunuyor. Öte yandan 0-3 yaş dönemindeki bebekleri ve ebeveynlerini kapsayan “Uyku, beslenme, oyun, bağlanma, tuvalet eğitimi, ekran zamanı, olumlu disiplin ve sınır koyma ve ev kazaları” gibi ailelerin en çok ihtiyaç duyduğu konularda seminerler de düzenleniyor.
“Bütün anneler faydalansın”
12 aylık Ömer Uçar’ın annesi Perihan Uçar, gebeliğinden itibaren Büyükşehir ekiplerinin kendilerini ziyaret ettiğini belirterek “Ömer’in el becerilerini geliştirmek için yapabileceğimiz oyuncakları gösteriyorlar. Çocuklara kitap okumanın ne kadar önemli olduğunu anlatıyorlar. Çocuk kitabı görünce hevesleniyor. Güzel bir hizmet, bütün anneler faydalansın isterim” dedi. Ömer Uçar’a, 12 aylık olmasıyla birlikte “İzmir95 Ev Ziyareti Temelli Ebeveyn Rehberliği Programı Katılım Sertifikası” verildi. Anne Perihan Uçar ve Ömer Uçar, “13-36 Ay Merkez Temelli Atölyesi” ve “0-3 Yaş Temel Mesajlar Atölyesi”ne davet edildi.
“Benim için de eğitici bir süreç”
31 aylık olan Ahmet Alp ile birlikte “13-36 Ay Merkez Temelli Atölyesi”ne katılan anne Evin Alp de oğluyla birlikte eğitici oyunlar oynadı. Evin Alp, “Burada gayet keyifli vakit geçiriyoruz. Çocuklar da arkadaşlarıyla iletişim kuruyor, paylaşmayı öğreniyor. Bize gerekli bilgiler veriliyor ve bu sayede bilinçlenmiş oluyoruz. Çocuk huysuzlandığında yaşadığımız zorlukların nedenini anlıyoruz. Bu hizmet, çocuklarla daha kaliteli vakit geçirmemizi sağlıyor. Oyun sürecinde çocuklarla iletişim kurmamız gerektiğini öğreniyoruz. Hamilelik sürecinden bugüne İzmir95 programındayız. Benim için de çok eğitici bir süreç oluyor” diye konuştu.
“Etkisini görüyoruz”
30 aylık çocuğu Yağız Akbalık ile “Sevginizi Gösterin-Temel Mesajlar Atölyesi”ne katılan Cansu Akbalık ise “Katıldığımız atölyelerin etkisini görüyoruz. Çocuğumuzla birebir nasıl iletişim kuracağımız açısından da çok faydalı oluyor. Öğrendiğimiz bilgiler çok işimize yarıyor. Çocuğumuzla çok daha verimli iletişime geçiyoruz” ifadelerini kullandı.
Ev ziyaretleri ve atölye çalışmaları
İzmir95 0-3 Yaş Erken Çocukluk Birimi Süpervizörü Klinik Psikolog Berke Özkanoğlu, birim olarak “0-12 Ay Ev Ziyareti Temelli Ebeveyn Rehberliği Programı” yürüttüklerini belirtti. Bu çalışmaya gebeliğin 7. ayında başladıklarını söyleyen Özkanoğlu, “Ev ziyaretçimiz, çocuk 1 yaşına gelene kadar anne ve çocuğu destekleyici programları sürdürüyor. Oyunlar oynanıyor, kitaplar okunuyor. Anne ve çocuk ilişkisi destekleniyor. Gebeliğin 9. ayına kadar ayda bir kere, daha sonra 2 haftada bir olmak üzere toplamda 27 defa ev ziyareti yapıyoruz. Çocuk 1 yaşına geldikten sonra onları merkezlerimize çağırıyoruz. 13-36 Ay Merkez Temelli Atölyesi kapsamında 4 ya da 5 kişilik gruplar halinde çalışmalar yürüterek çocuğun fiziksel, duygusal ve ruhsal gelişimi açısından destekleyici atölye çalışmaları yürütüyoruz. Temel Mesajlar Atölyesi’nde ise farkındalığı artırmaya yönelik çalışma yapıyoruz. Çocuğun hızlı geliştiği dönemde destekleyici mesajlar içeren 10 kişilik aile grubu çalışmamız oluyor” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bebekler İzmir95 projesiyle ilk diplomalarını aldı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Manisa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Kedi ve Köpek Maması Üreticileri Birliği Derneği (PETBİR) iş birliğinde düzenlenen “Kedi Köpek Maması Üretimi ve Geleceği Manisa Çalıştayı”nda konuşan Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, “Turkish Petfood URGE Projesi”nin Ticaret Bakanlığı’ndan onayını aldıklarını, projeye katılan 13 firmanın ihtiyaç analizi aşamasında olduklarını vurguladı.
Evcil hayvan mamaları sektörünün küresel pazarının her geçen gün büyüdüğünü dile getiren Öztürk, “Kedi-köpek maması sektörünün dünya genelinde ihracat hacmi 2023 yılında yaklaşık 25 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2024 yılı itibariyle de pazarın 26 milyar dolara yaklaşması bekleniyor. Türkiye’de ise sektör, küresel ortalamanın çok üzerinde bir hızla büyüyor. 2014’te yalnızca 4,5 milyon dolar ihracat yapan sektör, bugün yaklaşık 30 kat büyüyerek 2024’te 145 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaşmış durumda. Bu büyüklüğün 86 milyon doları ise, Ege İhracatçı Birlikleri aracılığıyla 91 farklı ülkeye gerçekleştirildi. Bu hedef doğrultusunda, ihracatçı firmalarımızı bir araya getirerek Ticaret Bakanlığı destekli bir UR-GE Projesi başlattık. Şu an 13 firmamızla temelleri atılmış olan bu proje, Bakanlık onayıyla resmi olarak hayata geçmiş bulunuyor. Projemizin amacı, firmalarımıza yüzde 75 oranında devlet desteğiyle eğitim, danışmanlık, ticaret heyetleri, fuar katılımı ve tanıtım gibi fırsatlar sunarak, uluslararası rekabette avantaj sağlamalarını ve yeni pazarlara açılmalarını desteklemek. Ege Bölgesi’nde devam eden yatırımlar sayesinde, önümüzdeki yıllarda Türkiye genelinde kedi-köpek maması sektörünün pazar hacminin katlanarak büyümesini bekliyoruz. Ve bu süreçte, Ege İhracatçı Birlikleri olarak, sektörün sürdürülebilir büyümesini desteklemeye ve Türkiye’yi küresel pazarlarda güçlü bir oyuncu haline getirmek için çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
Akın: “PETBİR sektörde sinerjiyi artıracak”
PETBİR Kedi ve Köpek Maması Üreticileri Birliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Meltem Akın, Türkiye’nin kedi köpek maması üretiminin yüzde 68’inin Manisa’da yapıldığı için PETBİR’i Manisa Salihli merkezli kurduklarını, PETBİR’in sektördeki sinerjiyi artıracağını dile getirdi.
“Amacımız, sektörümüzdeki tüm paydaşları bir araya getirerek, iş birliği ve dayanışma içinde hareket etmek” diyen Akın, “Kedi-köpek maması sektörümüz son beş yılda yüzde 800’lük büyümeye imza attı. Sektörümüzün karşılaştığı sorunlara çözüm bulmak, üreticiler ve tüketiciler arasında güveni güçlendirmek, ülkemizde evcil hayvan beslenmesi konusunda farkındalık sağlamak ve ülkemizin kedi ve köpek maması üretiminde dünya pazarındaki payını artırmak istiyoruz” diye konuştu.
Kaya: “Kedi-köpek maması üretimi sürdürülebilirliğe katkı sağlıyor”
Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Fatih Kaya, Kedi-Köpek Maması Üretiminin sürdürülebilirliğe önemli katkı sağladığının altını çizdi. Kaya, şöyle devam etti; “Evcil hayvan maması üretimi sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda sürdürülebilir gıda üretimi ve çevresel etkiler açısından da büyük bir sorumluluk gerektirmektedir. Bu kapsamda İhracat kapasitesini artırmak ve Türkiye’yi bu alanda bölgesel bir merkez haline getirmek için çalışmalar yürütüyoruz. Mama üretiminde sürdürülebilirlik ilkelerini teşvik ederek, sağlıklı ve kaliteli ürünlerin piyasaya sunulmasını destekliyoruz. Yasal düzenlemeleri güncelleyerek, gıda güvenliği ve hayvan sağlığı konularında sektöre rehberlik etmeye devam ediyoruz. Bugünkü çalıştay, sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirerek ortak akıl geliştirmemiz için büyük bir fırsattır. Burada yapılacak değerlendirmeler, alınacak kararlar ve öneriler, sektörümüzün geleceğini şekillendirmede büyük önem taşıyacaktır.”
Manisa Vali Yardımcısı Nihat Kaynar, Manisa’nın kedi köpek maması üretiminde önemli bir merkez haline geldiğini, yerli ve milli üretimin daha da gelişmesiyle ihracatın artıracağını, ithalata bağlılığının azalacağını vurguladı.
Öztürk: “Manisa kedi-köpek maması üretiminin yüzde 68’ini yapıyor”
Manisa’nın tarım sektöründe pek çok üründe güçlü bir il olduğunu kaydeden Manisa Tarım ve Orman İl Müdürü Metin Öztürk, düzenledikleri bu çalıştaylarla sektörlerin gelişimine katkı sunduklarını kaydetti.
Kedi-köpek masası sektörünün Manisa’daki gelişimini özetleyen Öztürk, “Manisa’da ilk kedi köpek maması fabrikası 2009 yılında kuruldu. 2025 yılında 4 fabrika faaliyet göstermekte ve 2 kedi-köpek maması tesisi de kurulum aşamasında. 2024 yılı itibarıyla Türkiye’deki toplam kedi köpek maması üretimi 268.616 ton olup, bunun 181.713 tonu Manisa’daki tesislerde üretildi. Manisa, ülke genelindeki üretimin yaklaşık yüzde 68’ini karşılayarak evcil hayvan maması üretiminde önemli bir merkez konumunda. 2024 yılı itibarıyla, Manisa’dan 50 bin ton civarında kedi ve köpek maması ihracatı gerçekleştirildi. Böyle giderse kısa bir zamanda 500 milyon dolarlık bir ihracata ulaşması zor değil. Bu hedef noktasında bu çalıştayın startını verdik. Amacımız, Manisa’yı yerli ve kaliteli kedi-köpek maması üretiminde marka bir şehir haline getirmek” dedi.
100. Yıl Konferans Salonunda gerçekleşen Çalıştaya Manisa Vali Yardımcısı Nihat Kaynar, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Fatih Kaya, Manisa İl Tarım ve Orman İl Müdürü Metin Öztürk, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Kedi ve Köpek Maması Üreticileri Birliği Derneği (PETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Meltem Akın, sektör paydaşları katıldı.
PETBİR Yönetim Kurulu Başkanı Meltem Akın, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk’e teşekkür plaketi verdi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Petfood sektörü URGE Projesiyle ihracat hedeflerine ulaşacak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
ANLAMLI BİR SOSYAL SORUMLULUK PROJESİ
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin önemli projelerinden biri olan Komek Sepeti, vatandaşların el emeği ürünlerini satarak gelir elde edebildiği ve aile bütçelerine katkı sağladığı bir dijital pazar platformu. Bu platform şimdi de anlamlı bir sosyal sorumluluk projesine imza atıyor. “1+1=Mutluluk” adı verilen bu proje ile Komek Sepeti, Ormanya ve Darıca’daki üreticiler hem mağazalar için hem de ihtiyaç sahipleri için üretim yaparak iyilik hareketini büyütecek.
BİR ÜRÜN MAĞAZAYA, BİR ÜRÜN SEVGİ SEPETİNE
“Bir ürün mağazaya, bir ürün sevgi sepetine” sloganıyla ilerleyecek proje anlamlı bir dayanışmaya dönüşecek. Buna göre mağaza sorumluları tarafından üreticilerden sipariş edilen ürünlerden biri mağazaya satılacak, diğeri ise sevgi dolu bir yardım için üretilecek. Bu bağlamda ilk destek noktası Çocuk Esirgeme Kurumu olarak belirlendi. Buna göre anaokulu ve ilkokul çağındaki çocuklara Komek Sepeti üreticileri tarafından amigurumi bebekler, takı, toka, seramik ürünler, kalemlik, epoksi kırtasiye ürünleri ve ahşap oyuncaklar gibi el emeğiyle üretilen özel hediyeler gönderilecek. Projenin bir sonraki aşamasında ise huzurevi sakinlerine yönelik hediyeler hazırlanacak. Huzurevlerinde kalan kimsesiz yaşlılara, üreticilerin sevgiyle hazırladığı ürünler hediye edilerek onların mutluluğuna katkıda bulunulacak.
EMEK, ANLAMLI BİR PROJEYE DÖNÜŞECEK
“1+1=Mutluluk” projesi, Komek Sepeti üreticilerinin yalnızca kendi hikâyelerini değil, gönüllere dokunan bir iyilik hikâyesini yazmalarını sağlıyor. El emeğiyle iyilik üretip, iyilikle umut büyütülen bu proje sayesinde hem ihtiyaç sahiplerine destek olunacak hem de üreticilerin emeği anlamlı bir dayanışmaya dönüşecek. Komek Sepeti el emeği üreticilerin güçlerini birleştirerek, toplumsal sorumluluk projeleriyle daha fazla insana dokunmayı hedefliyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Komek Sepeti’nden gönüllere dokunan proje “1+1=Mutluluk” projesiyle iyilik çoğalacak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
PepsiCo Türkiye, sürdürülebilirlik stratejisi pep+ doğrultusunda bir yandan daha çevreci bir gıda sistemi için çalışırken, bir yandan da toplumsal cinsiyet eşitliği, kapsayıcılık ve çeşitliliği destekleyen projeleriyle toplumda pozitif değişim yaratmaya devam ediyor.
PepsiCo Türkiye bu kapsamda, PepsiCo’nun kadın çalışanlarının başarılarını, katkılarını ve hikayelerini görünür kılmak amacıyla global çapta yürüttüğü She is PepsiCo projesini, Türkiye’de daha kapsayıcı bir yaklaşımla “PepsiCo Sen’sin” ismiyle hayata geçirdi. Bu kampanya, kadın çalışanlarının kariyer yolculuklarını, ilham veren hikayelerini paylaşmayı ve daha fazla kadının iş gücüne katılımını teşvik etmeyi amaçlıyor.
“PepsiCo Sen’sin” projesi kapsamında, PepsiCo Türkiye’nin sahada çalışan kadınlarının ilham verici hikayeleri videolar aracılığıyla geniş kitlelerle buluşturuluyor. PepsiCo’nun farklı lokasyonlarında gerçekleştirilen çekimlerde, altı kadın çalışanı kendi kariyer yolculuklarını, PepsiCo’daki deneyimlerini ve bu süreçte karşılaştıkları zorlukların üstesinden nasıl geldiklerini samimi bir şekilde anlattı. Her bir hikâye, kadınların azmini, kararlılığını ve başarıya giden yoldaki deneyimlerini gözler önüne seriyor. Bu videolar sadece PepsiCo çalışanlarına değil, aynı zamanda Türkiye’nin dört bir yanında ilham arayan tüm kadınlara umut olmayı hedefliyor.
PepsiCo Strateji ve Transformasyon Kıdemli Direktörü Deniz Alkan: PepsiCo olarak, çeşitliliği içeren iş gücünü destekleyerek daha eşit ve sürdürülebilir bir çalışma kültürüne katkı sağlamayı amaçlıyoruz.
PepsiCo Strateji ve Transformasyon Kıdemli Direktörü Deniz Alkan, “PepsiCo olarak, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı rehber edinen bir şirketiz. Bu kapsamda 17 sürdürülebilir kalkınma amacının birçoğuna yönelik çalışmalarımız bulunuyor. Özellikle nitelikli eğitimden toplumsal cinsiyet eşitliğine kadar uzanan alanlarda hem küresel olarak hem de Türkiye özelinde birçok çalışmamız var. Bu anlayışla PepsiCo global olarak pep+ stratejisi doğrultusunda çeşitliliği, eşitliği ve kapsayıcılığı geliştirerek daha iyi bir dünya inşa etmek için küresel amaçlar doğrultusunda bugüne kadar 71 ülkede toplumsal cinsiyet eşitliği girişimlerini hayata geçirdik. Çalışanlarımızın ve hizmet verdiğimiz toplumun gelişiminin, şirketimizin başarısı için temel faktör olduğuna inanıyoruz. Kim olduğumuza, nereden geldiğimize veya kimi sevdiğimize bakmaksızın herkesin eşit söz hakkına sahip olduğu, iş birliğini teşvik eden, kapsayıcı ve eşitlikçi bir çalışma ortamı yaratmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Çeşitli projelerimizle de bu vizyonumuzu somut adımlarla hayata geçiriyoruz. Geleceğin Bilim Kadınları Akademisi ve Milyon Kadına Mentor gibi programlarla genç kadınları bilim ve iş dünyasında destekliyor; KİPAP ile İstihdam projemizle üretim süreçlerinde kadın çalışanların sayısını artırmayı hedefliyoruz. Ayrıca sahada kadın istihdamını teşvik edecek çalışmalar yürütüyor, düzenlediğimiz atölye ve webinarlarla farkındalık yaratıyoruz. Mentorluk ve sponsorluk programlarımızla kadınların liderlik rollerinde güçlenmesine destek veriyoruz. Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz son projelerden biri de “PepsiCo Sen’sin” oldu” dedi.
PepsiCo İnsan Kaynakları Kıdemli Direktörü Özlem Ökten: PepsiCo Sen’sin” projesiyle sahadaki kadınların hikayeleri hepimize ilham veriyor.
PepsiCo İnsan Kaynakları Kıdemli Direktörü Özlem Ökten, “PepsiCo Sen’sin’ projesi, özellikle sahada çalışan kadın arkadaşlarımızın emeklerini, başarılarını ve katkılarını daha görünür kılmayı amaçlayan global bir kampanyadır. Globalde ‘She is PepsiCo’ olarak bilinen bu kampanyayı, Türkiye’de daha kapsayıcı bir anlayışla ‘PepsiCo Sen’sin’ adıyla hayata geçirdik. Proje kapsamında, belirlediğimiz 6 kadın çalışma arkadaşımızla birlikte farklı lokasyonlarımızda çekimler gerçekleştirdik. Bu çekimlerde, hem kapsayıcı çalışma ortamımıza dair görüşlerini hem de kariyer yolculuklarında ilham veren hikayelerini paylaştıkları içerikler ve videolar hazırladık. Amacımız, sahadaki kadın çalışanlarımızın ilham verici hikayelerini hem şirket içinde hem de dışında paylaşarak, daha fazla kadının böylesine zengin ve destekleyici bir iş gücüne katılmasına ilham vermek” dedi.
PepsiCo Türkiye olarak, pep+ ajandalarının önemli bir parçası olarak, aslında tüm çalışanları için de sürdürülebilir ve pozitif bir çalışma ortamı sağlamak için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya odaklandıklarını söyleyen Ökten, bu kapsamda toplumsal cinsiyet eşitliğini ve kadınların iş hayatındaki rolünü destekleyerek, her kadının potansiyelini gerçekleştirebileceği bir dünya için çalıştıklarının altını çizdi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Pepsico türkiye, “pepsico sen’sin” projesiyle ilham veren kadın çalışanlarının hikayelerini anlatıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Her Kapıda Bir Fidan projesinin töreninde konuşan Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, “Turizm ve tarım Muğla’nın başat sektörleridir. Bu sektörlere yatırım yapmak yerel yönetim olarak görevlerimizin başında geliyor” dedi.
Muğla’da yaşanan orman yangınları sonrası zarar gören üreticileri desteklemek amacıyla Büyükşehir Belediyesi “Her Kapıda Bir Fidan” projesini Menteşe ilçesinde başlattı. Proje kapsamında Büyükşehir Belediyesi il genelinde 110 bin ceviz ve zeytin fidanı dağıtacak. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği fidan dağıtım törenine Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ev sahipliğinde Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tayfun Yılmaz, Daire Başkanları muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.
Selahattin Kubur: “Belediyemiz Yangın Sürecinde Tüm Ekipleri İle Yanımızdaydı”
Yaşanan yangın felaketinde Büyükşehir ekiplerinin her zaman yanında olduklarını söyleyen Kıran Mahallesinden Selahattin Kubur, “Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras ve Belediyemiz yangın sürecinde tüm ekipleri ve araçları ile yanımızdalardı. Yangında zarar gören üreticilerimiz için fidan projesini ve hibe fidanlarının verilmesini sağlayan Başkanımıza ve Belediyemize şükranlarımı iletiyorum” ifadelerini kullandı.
Yaraş Mahallesinden üreticileri temsilen katılan Aynur Köle, “Her Kapıda Bir Fidan Projesi için Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’a teşekkür ederiz” diye konuştu.
Başkan Köksal: “Tarım ve Turizmin Birbirini Destekleyecek Bir Şekilde Entegre Edilmesi Çok Önemli”
Başkan Köksal, “Büyükşehir Belediyemiz en başından beri tarımsal kalkınmaya destek amaçlı toprak analizlerine, tarımsal ürünlerin taşınmasından saklanmasına ve pazarlanmasına kadar hep destek oluyor. Hep söylediğimiz gibi Muğla’mızın iki önemli ekonomik gelir kaynağı var. Bunlar tarım ve turizm. Tarım ve turizmin birbirini destekleyecek bir şekilde entegre edilmesi çok önemli. Menteşe Belediyesi olarak bunun farkındayız ve bununla ilgili projelerimiz var. Bu konuyla ilgili yapılan her bir adım, en ufak bir destek bile çok kıymetli. ‘Her Kapıda Bir Fidan’ projesi Muğla’mıza hayırlı olsun” dedi.
Başkan Aras: “Turizm ve Tarım Muğla’nın Başat Sektörleridir”
Turizm ve tarımın Muğla için başat sektörler olduğunu kaydeden Başkan Ahmet Aras, “2025 yılı Muğlamız için çok güzel bir yıl olsun. 2025’te bugün başlattığımız bu atılım ile beraber üretim daha da artacak. Bugün burada geleceğe umut ekmek için toplandık. Tarım her zaman geleceğe yatırımdır. Tarım ülkemizin kalkınmasında en önemli sektörlerden biridir. Çünkü Anadolu toprakları tarımın başladığı yerdir.
Muğlamız doğal güzellikleri ile toprakları, bitki örtüsü, deniziyle, kıyısıyla, tarihiyle, kültürüyle, bu kültürden yoğrulmuş güzel insanlarıyla önemli bir kenttir. Turizm ve tarım Muğla’nın başat sektörleridir. Bu yüzden bu sektörlere yatırım yapmak yerel yönetim olarak görevlerimizin başında geliyor” diye konuştu.
Her Kapıda Bir Fidan Projesi ile Yanan Yerler Tekrar Yeşerecek
‘Her Kapıda Bir Fidan’ projesi ile yanan bölgelerde zarar gören zeytin ve ceviz varlığının eski haline getirileceğini dile getiren Başkan Aras, “Kentimiz birçok üründe Türkiye’de önde gelen üretim alanlarından bir tanesi. Zeytin, çam balı, sebzecilikte hep öndeyiz. Deniz ürünlerinde şu anda dünyaya ihracat yapan önemli illerden biriyiz. Tarım konusunda öncüyüz. Bunun nedeni ise özellikle tarımla ilgilenen üreticilerimiz, bereketli topraklarımız ve turizmden kaynaklanan pazar payımız var. Bunları daha iyi değerlendirmek için çalışıyoruz. Son zamanlarda yaşanan yangınlar içimizi yaktı. Sadece çamlarımızı değil zeytinliklerimizi de kaybettik. Bu çalışmayı arkadaşlarımız yanan bölgelerdeki kaybettiğimiz zeytin ve ceviz varlığını eski haline getirmek için hazırladı. Ceviz ve zeytinimiz katma değerli ürünlerimizden. Sadece fidan dağıtmıyoruz ayrıca markalaşma içinde de çalışıyoruz. Zeytinyağımız düzgün bir markalaşma, doğru bir üretim ve pazarlama ile çok yüksek fiyatlara satılabilecek bir üründür. Kıymetini bilmeliyiz.” dedi.
Başkan Aras: “100. Yıl Gıda Analiz Laboratuvarımız Markalaşma İçin Önemli Bir Eşiktir”
100. Yıl Gına Analiz Laboratuvarının markalaşma için önemli bir eşik olduğunu söyleyen Başkan Aras, “100. Yıl Gına Analiz Laboratuvarımızı vatandaşlarımızın getirdiği zeytinyağını analiz ettirsin diye kurduk. Zeytinyağının nitelikleri gerçekten pazarlamaya uygun mu diye analiz edilecek. Laboratuvar önemli bir eşiktir. Ürettiğimiz ürünleri pazarlamak için kalitesini belirleyecek. Ona göre fiyat koyacağız” şeklinde konuştu.
Başkan Aras: “Muğla’da Piyasa Belirleyici Bir Hal Kurmalıyız”
Muğla’da üretimin yoğun olduğu bir bölgede piyasayı belirleyen bir hal kurulacağını dile getiren Başkan Aras, “ Muğla’da piyasayı belirleyici bir hal kurmalıyız. Üretimin yoğun olduğu bir bölgede piyasayı belirleyen bir hal kuracağız. Bizzat ihracat yapılan, insanların ürün satın aldığı, hiç kimsenin üretiminin değersizleştirilmediği bir tesis olacak. Bence bizim en büyük hedefimiz bu olmalıdır” dedi.
Proje İle 4 Bin 400 Dekar Alan Fidanla Buluşmuş Olacak
‘Her Kapıda Bir Fidan’ projesi ile il genelinde 110 bin fidan dağıtımı gerçekleştirilecek. Yaklaşık maliyeti 11 milyon TL civarında olan fidanlar yangından etkilenen üreticiler başta olmak üzere talep eden 10 dönüme kadar tüm çiftçiler bu projeden faydalanabilecek. Proje ile toplamda 4 bin 400 dekar alan fidanla buluşmuş olacak.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Her Kapıda Bir Fidan Projesiyle Yanan Alanlar Yeşerecek yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>COVID-19 pandemisinin ardından ilaç araştırma ve üretim süreçlerinde uluslararası standartlara sahip, eğitimli ve deneyimli bir iş gücü oluşturulması hedefi ile molekülden ilaca uzanan süreçte yenilikçi ve pratik uygulamaları içeren bir yaklaşımla yürütülen proje, Avrupa Birliği tarafından 400 bin Euro bütçe ile desteklendi.
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Kobay A.Ş. ile İtalya’dan Padova Üniversitesi, Portekiz’den Minho Üniversitesi ve Hollanda’dan Transmissible BV’nin de desteğiyle yaklaşık 2 yıl önce hayata geçirilen “Evrensel Stratejik Gereklilik: Molekülden İlaca” adlı projenin kapanış toplantısı, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Türkiye Ulusal Ajansı Başkanı İlker Astarcı ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar ile proje ortağı akademisyenler ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirildi.
Proje Multidisipliner Çalışma ile Yürütüldü
Toplantının başında Biyoteknoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Demet Cansaran Duman, proje ve projenin çıktıları üzerine katılımcılara bilgiler verdi.
Prof. Dr. Duman, COVID-19 pandemisi ile birlikte ilaç ve aşı çalışmalarının ne kadar önemli olduğunun bir kez daha farkına varıldığını aktardı.
Molekülün keşfinden ilaca giden yolda pek çok sürecin gerçekleştiğini belirten Duman, bunun için de multidisipliner bir çalışmaya ihtiyaç olduğunu kaydetti.
Keşif aşamasında biyoloji, moleküler biyoloji, kimya mezunlarının, faz çalışmalarında tıp mezunlarının, ruhsatlama aşamasında ise eczacılık fakültesi mezunlarının daha yetkin olduğunu belirten Duman, “Türkiye’nin neden halen molekülü yok, ilacı yok? Bu süreci el ele vererek tamamlamamız gerekir. Dolayısıyla bütünsel olarak bu ilaç geliştirme aşamasında yetkin insan gücü eksiğimiz ulusal ve uluslararası boyutta oldukça fazla. Bir parçanın ya da iki parçanın keşif aşamasını, araştırma aşamasını, geliştirme aşamasını bilen var fakat bir arada bütünsel ilaç geliştirme konusunda yetkin insan gücümüz maalesef ki eksik. Hem ulusal hem de uluslararası boyutta. COVID 19 bize bunu daha da net bir şekilde göstermiş oldu” ifadelerini kullandı.
Duman, bundan yola çıkarak başlattıkları projenin amaçlarını; ilaç araştırmalarında uzmanlaşmış iş gücü sağlamak, acil ilaç talebi durumlarında deneyimli personeli insanlığın hizmetine hazır hale getirmek, dünyayla aynı anda yenilikçi uygulamalarla ilaç araştırmaları ve Ar-Ge çalışmalarını yapmak ve ülkelerin ilaç araştırma üretim süreçlerinin yarıda kalmaması, araştırmaların sürdürülebilir ve sonlanabilir olmasını sağlamak şeklinde sıraladı.
Duman, koordinatörlüğünü Ankara Üniversitesinin yürüttüğü projede, her biri farklı alanda ilaç geliştirme alanında molekülden ilaca giden yolda her biri farklı uzmanlıklara sahip birçok araştırmacının yer aldığını da kaydetti.
“İlaç Üretim Kültürü İnşa Ediyoruz”
Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar da konuşmasında, Ankara Üniversitesinin fen bilimlerinde, sosyal bilimlerde, mühendislikte ve sağlık bilimlerinde çok yetkin akademisyenlere sahip olduğuna dikkat çekti.
Prof. Dr. Demet Cansaran Duman’ın koordinatörlüğünde paydaş üniversiteler ve firmalarla birlikte yürütülen “Evrensel Stratejik Gereklilik: Molekülden İlaca” projesinin, Türkiye Ulusal Ajansı tarafından Avrupa Birliği Erasmus+ Programı kapsamında en yüksek bütçe ile desteklendiğine vurgu yapan Ünüvar, şöyle devam etti:
“Gerçekten çok önemli bir iş yapıyorlar. ‘Molekülden İlaca’ denildiğinde üretim akla geliyor ama biz aslında bir kültür inşası da yapıyoruz. Ne kültürü? İlaç üretim kültürü. Pandemi bize bir şey gösterdi. Siz kendi kendinize yeten ülke olmazsanız mahkûm olursunuz. Ekonomik olarak mahkûm olursunuz. Bir müddet sonra da gerçekten o ilaca ya da tıbbi cihaza erişiminiz olmazsa mağdur olursunuz. Onun için mağdur ve mahkûm olmamak için bizim kendi üretimimizi yapmamız lazım.”
“Savunma Sanayiinde Yaptıklarımızı İlaç ve Tıbbi Cihazda da Yapabiliriz”
Savunma sanayiinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde herkesin gurur duyduğu bir başarı hikayesinin yazıldığını ifade eden Ünüvar, “Savunma sanayiinde dışa bağımlılığımız yüzde 80’lerden yüzde 20’lere düştü. Artık kendi gemimizi, kendi helikopterimizi, kendi silahımızı, kendi savunma sanayii ürünlerimizi üretiyoruz. Savunma sanayiinde yaptıklarımızı ilaç ve tıbbi cihazda da yapabiliriz. Bunları yapmamız lazım. Bunun için gayret göstermemiz lazım. Aslında bu proje ile biz aynı zamanda o makus talihi kırma anlamında da çok önemli bir adım atıyoruz” diye konuştu.
“Elimizden Geldiğince Desteklemeye Devam Edeceğiz”
Türkiye Ulusal Ajansı Başkanı İlker Astarcı da yapılan çalışmanın takdire şayan olduğunu belirterek, “Gerçekten muhteşem bir çalışma olmuş. Ben emeği geçen herkese çok çok teşekkür ediyorum. Ben bu çalışmanın birinci aşama olduğunu düşünüyorum. Devamının gelmesini ümit ediyorum ve gelmesi gerektiğini de düşünüyorum. Dolayısıyla biz vatanımıza, milletimize, insanlığa faydalı olacak bu tür projeleri elimizden geldiğince desteklemeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar da sorumluluğunu üstlendiği kurumun tam da bunu yapmak istediğini dile getirerek, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Cumhurbaşkanımızın politikaları gereği dışa bağımlılığı azaltmak, maliyeti düşürmek ve yerli ürünler yaparak dünyaya katkıda bulunmak vizyonuna idareci bir kurum olarak, denetleyici bir kurum olarak biz de katkı vermek istiyoruz. Bu süreci bilen insan sayısını artırarak bunu başarmamız mümkün olacaktır. Bunu başarabilirsek dışa bağımlılığımızı azaltırız, kendi ulusal güvenliğimizi sağlarız.”
Konuşmaların ardından plaket takdimi ve anı fotoğrafı çekimi gerçekleştirildi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Evrensel Stratejik Gereklilik: Molekülden İlaca Projesiyle İlaç Sektörüne Yetkin İnsan Gücü Desteği yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
“SPORDA BEN DE VARIM” PROJESİ İLE ÖZGÜVENİM GELİŞTİ
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin “Sporda Ben de Varım” projesine katıldığı için mutlu olduğunu belirten Tahir Alaca, geldiği noktayı “spor bana özgürlük kattı” ifadesiyle özetledi. Alaca, “Sporda Ben de Varım” projesi sayesinde sporla tanıştım. Floor curling ile başlayıp diğer branşlarla devam ettim. Spor benim özgüvenimi arttırdı. Artık daha aktifim. Tek başıma otobüse binip neredeyse her yere gidebiliyorum. Arkadaşlarım ve anneleriyle keyifli ortam oluşturuyoruz. Çok eğleniyorum ve bu sayede 3 yıl içinde hayatımda çok anı biriktirdim” dedi.
“BU PROJE SAYESİNDE ÇOK MUTLUYUM”
Doğuştan Serebral Palsi hastası olan Tahir Alaca özel bir anısını da paylaşarak, “3 yıl önce bu proje ile spora başladım. Spora başladıktan 1,5 sene sonra aileme ‘evden artık tek başıma çıkmak istiyorum’ dedim. Ailem benim için endişelenip, ‘yapamazsın’ diyerek bu istediğimi kabul etmedi. Bir sabah herkes uyurken ayakkabılarımı kendim giyip tek başıma dışarı çıktım. Seka Park’a gittim, tek başıma dolaştım, tek başıma yemek yedim ve eve geri döndüm. Bunu ilk kez yapıyordum ve çok mutlu oldum. Bu spor sayesinde özgüvenim gelişti. Artık tek başıma her yer gidebiliyorum. Bu projeyi bize hazırlayan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne ve uygulayan ekibe çok teşekkür ediyorum. Onlar sayesinde çok mutluyum” ifadelerini kullandı.
“HAYALİM ŞAMPİYONALARDA KUPALAR KAZANMAK”
Büyükşehir Belediyesi’nin projesiyle yeteneğini keşfeden Tahir, daha sonra aktif ve başarılı spor yaşamını Kağıt Spor Kulübü’nde lisanslı oyuncu olarak devam ettirdi. Doğuştan Serebral Palsi hastası olan Tahir Alaca, geçen yıl da Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu tarafından düzenlenen tekerlekli sandalye floor curling turnuvasında dereceler elde ettiğini ifade etti. Alaca, hedefinin şampiyonalarda kupa kaldırmak olduğunu söyledi.
HAREKET KABİLİYETLERİ “BEN DE VARIM” İLE GELİŞİYOR
Büyükşehir, “Sporda Ben de Varım” projesi kapsamında 6-40 yaş arası özel birey vatandaşları kendilerine uygun spor branşıyla buluşturuyor. Yürütülen çalışmayla dezavantajlı grupların bireysel ve toplumsal ihtiyaçlarını bağımsız bir şekilde sürdürmeleri sağlanıyor. Sporcular aynı zamanda fiziksel performanslarını gösterme, kendi becerilerini tanıma ve geliştirme fırsatı bulabiliyor. Keşfedilen yetenekler ulusal ve uluslararası müsabakalara katılabilme şansı elde ediyor.
HER ENGELE AYRI SPOR
“Sporda Ben de Varım” da engelli bireylerin engel farklarına göre katılabilecekleri branşlar; basketbol, masa tenisi, floor curling, buzda curling, boccia, geleneksel okçuluk, fiziksel aktivite, fitness, jimnastik, buz pateni, para karate ve bilek güreşi olarak belirlendi. Proje ile ilgili bilgi almak isteyen engelli vatandaşlar, 153 Çağrı Merkezi’nden Engelli Hizmetleri’ne bağlanıp detaylı bilgi alabilirler.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Tahir Alaca’nın hayatı Büyükşehir’in projesiyle değişti; “Sporda Ben de Varım” ile özgürlüğünün tadını çıkarıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>