?> ?> psikiyatrik arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Sat, 01 Feb 2025 09:00:17 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png psikiyatrik arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Yetersiz ve dengesiz beslenme psikiyatrik hastalık riskini artırabiliyor! https://kocaelibasin.com.tr/yetersiz-ve-dengesiz-beslenme-psikiyatrik-hastalik-riskini-artirabiliyor/ Sat, 01 Feb 2025 09:00:16 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/yetersiz-ve-dengesiz-beslenme-psikiyatrik-hastalik-riskini-artirabiliyor/ Beslenmeye bağlı olarak serotonin ve dopamin gibi nörotransmitterlerin üretiminin yetersiz olmasının depresyon ve anksiyete riskini artırabileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Birçok yeme bozukluğu genellikle düşük benlik saygısı, özgüven sorunu, depresyon ve anksiyete ile birlikte görülür.

Yetersiz ve dengesiz beslenme psikiyatrik hastalık riskini artırabiliyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Beslenmeye bağlı olarak serotonin ve dopamin gibi nörotransmitterlerin üretiminin yetersiz olmasının depresyon ve anksiyete riskini artırabileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Birçok yeme bozukluğu genellikle düşük benlik saygısı, özgüven sorunu, depresyon ve anksiyete ile birlikte görülür.” dedi. sağlıklı beslenme alışkanlıkları ruh halini dengeleyebileceğini de dile getiren Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, özellikle Omega-3, kompleks karbonhidratlar ve yeşil yapraklı sebzelerin beyin sağlığını desteklediğini, öte yandan şekerli ve işlenmiş gıdaların ruhsal dalgalanmalara neden olabildiğini vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, beslenme alışkanlıkları ve ruh sağlığı ilişkisi hakkında açıklamalarda bulundu.

Vitamin ve mineraller beyin sağlığı için hayati öneme sahip!

Beslenme ve ruh sağlığının birbiri üzerinde önemli etkileri olabileceğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Beslenme açısından ele aldığımızda, vitamin ve minerallerin yeterli düzeyde alınmasının beyin sağlığı için hayati öneme sahip olduğunu vurgulamalıyız.” dedi.

Vücudumuzdaki besinlerin beyin fonksiyonları için gereken enerji ve yapı taşlarını sağladığını aktaran Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Bu enerjiyi sağlayacak kaynak yeterli olmadığında serotonin, dopamin gibi mutluluk ve motivasyonla ilişkili nörotransmitterlerin üretimi olumsuz etkilenir. Dolayısıyla yetersiz ve dengesiz beslenme sonucunda depresyon ve anksiyete gibi psikiyatrik hastalık riskleri artabilir.” uyarısını yaptı.

Öte yandan psikiyatrik hastalıkların beslenme alışkanlıklarını ve iştahı etkileyebileceğinin de altını çizen Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, yalnızca yeme bozukluğunda değil, duygudurum bozuklukları, psikotik bozukluklar, bağımlılık ve çeşitli psikopatolojilerde yeme davranışında kontrolsüz bir artış veya azalma görülebileceğini aktardı.

Beslenme bozuklukları farklı psikolojik sorunlara neden olabilir!

Beslenme bozukluklarının, hem fiziksel hem de psikolojik sorunlarla yakından ilişkili olduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, şunları söyledi:

“Anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza ve tıkınırcasına yeme bozukluğu gibi durumlar, genellikle düşük benlik saygısı, özgüven sorunu, depresyon ve anksiyete ile birlikte görülür. Bu bozukluklar, özellikle yeme atakları sonrasında bireyde yoğun suçluluk, kontrol kaybı hisleri ve sosyal izolasyona yol açabilir. Bireyin bu durumu kendi yöntemleriyle kontrol altına alma çabası sonucunda ortaya çıkan yetersiz beslenme de beyin fonksiyonlarını olumsuz etkileyerek konsantrasyon sorunları, ruhsal dalgalanmalar ve enerji eksikliğine neden olabilir.”

Yeme alışkanlıklarımızı değiştirerek ruh sağlığımızı iyileştirebilir miyiz?

Yeme alışkanlıklarımızı değiştirerek ruh sağlığımızı iyileştirmenin mümkün olabileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal “Ancak ilk adım normalin dışına çıkan yeme davranışının nedenlerini anlamak olmalı. Her psikolojik sorunda olduğu gibi değişim için öncelikle farkındalık gerekir.” dedi.

Omega-3 yağ asitleri açısından zengin olan balık tüketiminin, depresyon riskini azaltabileceğini de sözlerine ekleyen Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Tam tahıllar ve baklagiller gibi kompleks karbonhidratlar, enerji seviyelerini ve ruh halini dengede tutar. Yeşil yapraklı sebzeler, beyin sağlığı için gerekli olan folik asit açısından zengindir. Şekerli ve işlenmiş gıdaların azaltılması, ani ruhsal iniş çıkışları önleyebilir. Ayrıca, düzenli öğünler ve sağlıklı atıştırmalıklar kan şekeri dalgalanmalarını önleyerek enerjiyi ve ruh halini dengede tutabilir.” şeklinde konuştu.

Beslenme düzenindeki değişikliklerin etkisi uzun vadeli…

Psikolojik sorunları olan bireylerin beslenme düzeninde dikkat etmesi gerekenlere de değinen Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Bireyin duygusal açıdan tetiklendiği durumları fark etmesi ve o anlarda değişen davranışlarını özellikle de yemekle ilişkisini gözlemlemesi söz konusu davranışı üzerindeki kontrolünü arttırabilir.” dedi.

Hayatında birçok anlamda dengeyi sağlamaya çalışan bir bireyin öğün atlamamaya özen göstererek düzenli beslenmesinin önemli olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, sözlerini şöyle tamamladı:

“Kan şekerini kontrol etmek üzere şeker tüketimini azaltmak da enerji seviyesinde dengeyi sağlayacaktır. Mikrobiyota dostu beslenme yani beyin-bağırsak ilişkisinde hem bağışıklığı hem ruh sağlığını korumak üzere probiyotikler ve lifli gıdalar açısından zengin yiyecekler tüketmek bağırsak sağlığını destekleyerek psikolojik durumu iyileştirebilir. B12 ve D vitamini seviyelerinin düşüklüğü de ruhsal hastalıklar üzerinde etken olabileceği için düzenli kontroller yaptırarak gerektiğinde doktor eşliğinde takviye alınabilir. Konsantrasyon sorunları ve ruh hali değişimlerinde etkisi olduğu bilinen dehidrasyondan kaçınmak için ise yeterli su tüketimi de ihmal edilmemeli. 

Beslenme düzenindeki değişikliklerin uzun vadeli bir etkisi olduğunu unutmamak gerekir. Yalnızca belirtileri gidermek yerine davranışın ardındaki etmenleri anlamaya çalışmak için profesyonel psikolojik destek almak da önemli.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yetersiz ve dengesiz beslenme psikiyatrik hastalık riskini artırabiliyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Bazı psikiyatrik sorunların temelinde oyun bağımlılığı olabiliyor! https://kocaelibasin.com.tr/bazi-psikiyatrik-sorunlarin-temelinde-oyun-bagimliligi-olabiliyor/ Mon, 14 Oct 2024 08:40:16 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/bazi-psikiyatrik-sorunlarin-temelinde-oyun-bagimliligi-olabiliyor/ Oyun oynarken yaşamsal faaliyetlerini yapamayacak duruma kadar gelebilen tablolarla karşılaşabildiklerine dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Prof.

Bazı psikiyatrik sorunların temelinde oyun bağımlılığı olabiliyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Oyun oynarken yaşamsal faaliyetlerini yapamayacak duruma kadar gelebilen tablolarla karşılaşabildiklerine dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, “Çocukların ekran kullanım sürelerini takip etmek ve belirgin sınırlar koyup bu sınırlar aşıldığında da ekran kullanıma izin vermemek çok önemli.” dedi. Bazı psikiyatrik sorunların temelinde oyun bağımlılığı olabildiğine de vurgu yapan Prof. Dr. Onur Noyan “Depresyon, kaygı bozukluğu, okul başarısının düşmesi, arkadaşlarıyla tartışma, öfke ya da davranış problemleri görülebiliyor.” uyarısını yaptı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, çocuklarda oyun bağımlılığı hakkında bilgi verdi ve bu bağımlılığın önlenmesi için ailelere önerilerde bulundu.

Oyun bağımlılığı yaşamsal faaliyetleri yerine getirememeye kadar varabiliyor

Dijital oyunlarda kişinin saatini, zamanını bilmediği bir alemde vakit geçirdiğini söyleyen Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, “Oyun oynarken yaşamsal faaliyetlerini yapamayacak duruma kadar gelebilen tablolarla karşılaşabiliyoruz. Bazen oyundan dolayı yemek yemeyen, dışarıya arkadaşlarıyla oynamaya çıkmayan, onlarla görüşmek istemeyen, zaman zaman uykusunu düzenleyemeyen, kendi öz bakımını veremeyen vakalar olabiliyor.” dedi.

Ailelerin, çocukların dijital mecradaki davranışlarını kontrol etmemesi durumunda, bağımlılığın çok hızlı bir şekilde gelişebileceğini, ailenin ve kişinin kontrolünden çıkabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Onur Noyan, “Burada bir davranışın beyinde bağımlılığa yol açması için dopamin dediğimiz bir hormon devreye giriyor. Oyunlarda kazanılan ya da oyunların tetiklediği, salgılanmasına sebep olduğu dopamin, o bireyin tekrar tekrar oyun oynamasına, orada zaman geçirmesine sebep olabiliyor. Artık biz fark ettiğimizde bu davranış bir bağımlılık haline gelmiş olabiliyor.” şeklinde konuştu.

Çocukların dijital mecralarda nasıl vakit geçirdiğini bilmiyorsak, büyük risk altındalar!

Çocuklarda oyun bağımlılığının önlenebilmesi için ekran kullanım süresi farkındalığının çocuklarda geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Onur Noyan, “Çocukların ekran sürelerini izlemek ve belirli sınırlar koymak önemli. Ebeveyn bu sınırları koyup devam ettirdiğinde, çocuk da uyum sağlayacaktır. Ancak ebeveyn biraz esnek davranıyorsa çocuk da bu sınırların aşıldığını bilip ona göre davranacaktır.” uyarısında bulundu.

Çocukların oynadığı oyunların içeriklerine hakim olunması gerektiğine de vurgu yapan Prof. Dr. Onur Noyan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğer çocukların ne oynadığını, onlara ne mesaj geldiğini ne gibi davranışlara maruz kaldığını bilmiyorsak çocuklar gerçekten çok büyük risk altındadır diyebiliriz. Bu konuda mutlaka ve mutlaka ailelerin bildiği oyunları oynamalarına izin vermek gerekir. Ebeveyn içerik denetim programlarını kullanmak da çok önemli. Çünkü çocuklar, ailelerinin gözetimi dışında riskli alanlara girebilir. Bu ihtimali de göz önünde bulundurarak çocuğun yaş grubuna göre denetim programları seçilmeli ve takip edilmeli. Çocukların VPN ya da başka uygulamalarla oyunlara girmelerine izin verilmemeli.”

“Bir oyunun yasaklanması bağımlılığı azaltmayacak”

Bir oyunun yasaklanmasının ebeveynleri sorunlardan kurtarmadığının altını çizen Prof. Dr. Onur Noyan, “Bu risk hep devam edecek. Bizim yapmamız gereken şey hem ebeveynlere hem çocuklara dijital medya okur yazarlığı verebilmek. Bazı oyunlar sadece oyun değil, içerisinde çok fazla riskli davranış barındırıyor. Çocuklara karşı zorbalık, mobing, isim takmalar, kötü davranışlar, cinsel içerikli yazılar, resimler, mesajlar ya da şiddet içeren davranışlara özendiren oyunlar içerebiliyorlar. Bir oyun kapatılsa ya da erişimi engellense bile arkasından benzer içerikli oyunlar gelebilir. Yani bir oyunun yasaklanması bağımlılığı azaltmayacak.” dedi.

Oyunların yasaklanmasının çocukların ve ailelerin farkındalığının artmasını ve toplumun daha dikkatli olmasını sağlayabileceğini dile getiren Prof. Dr. Onur Noyan, önemli olanın ebeveynlerin, çocuklarının neyle ilgilendiğinden, neyle oynadığından haberdar olmaları için çocuklarıyla biraz daha yakın ilişki kurmaları olduğunu söyledi.

“Dijitalleşmeyi belirli miktarda, belirli sürelerle hayatımıza sokmalıyız”

“Çocukların, bir nevi hipnoza sebep olan dijital mecralardan uzak kalmalarını sağlamak ebeveynlerin görevi olarak duruyor.” diyen Prof. Dr. Onur Noyan, “Dijitalleşmenin olumsuz etkileri de var faydaları da var. O zaman bizim ebeveynler olarak yapmamız gereken, dijitalleşmeyi belirli miktarda ve belirli sürelerle hayatımıza, çocukların hayatına sokmak.” dedi.

Çocukların dijital mecra dışında da hayatlarının olmasına olanak tanınması ve fırsat verilmesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Onur Noyan, şöyle devam etti:

“Çocuklarla sürekli ebeveynlerin oynaması çok mümkün olmayabilir. Çocukların dışarıda oyun oynayacak alanlarının olması, belirli bir spor alanına kanalize edilip bu alanda kendilerini geliştirmelerinin sağlanması önemli. Ancak çocukları birden fazla spora, birden fazla ilgi alanı ve hobiye yöneltmek de doğru bir yaklaşım değil. Çocukların ilgi ve yeteneklerine göre, uygun alanları bulup çocukları bu alanlara yöneltmek ve bir alanda başarılı olmalarını sağlamak, çocukları dijital mecralardan biraz daha uzak tutacaktır. Eğer biz çocuğu bölük pörçük her alana götürüp bir alanda gelişmelerini sağlayamazsak, çocuğun kendini ifade edeceği ve kendini başarılı hissedeceği bir alan olmayacaktır. Bu nedenle en kolay yoldan başarılı olduğu bir oyun oynamayı ve burada yükselmeyi tercih edecektir.

Çocukla kurduğumuz ilişki de çok önemli. Çocuklarımızla aynı masada oturmak, yemek yemek, birlikte sohbet etmek, ne olursa olsun ekranları kapatıp sofrada iletişim içerisinde olmayı sağlamak çok kıymetli.”

Bazı psikiyatrik sorunların temelinde oyun bağımlılığı olabiliyor!

Prof. Dr. Onur Noyan, oyun bağımlılığı yaşayan çocukların sıkça depresyon, kaygı bozukluğu, okul başarısında düşüş, öfke ve davranış problemleri yaşadıklarını belirterek, bu durumların genellikle uzun oyun süreleriyle ilişkili olduğunu gözlemlediklerini ifade etti.

Bu noktada aile ile plan yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Onur Noyan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Öncelikli olarak oyunu ve oyunla bağlantılı olan diğer davranışları çocuğun hayatından çıkartıyoruz. Sonrasında eşlik eden diğer psikiyatrik sorunları netleştirerek tanıya uygun ilaç tedavisi ve mutlaka bir psikoterapi süreci planlıyoruz. Psikoterapi sürecinde kişinin neden oyun oynadığı, oyunda yaşadığı duygular, oyun oynamadığında ortaya çıkacak duygularla nasıl baş edeceği konularında tedavi uyguluyoruz.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bazı psikiyatrik sorunların temelinde oyun bağımlılığı olabiliyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>