?>
?>
Çocukluk çağında yaygın görülen lenfoma ve lösemi gibi kanserler, günümüzde büyük ölçüde başarıyla tedavi edilebiliyor. Tıptaki gelişmelere, ailelerin moral ve motivasyonları ile çocuklarına verdikleri destek de eklenince, zorlu süreç tamamen geride kalabiliyor. İşte yeni yıl öncesi, çocukluk çağı kanserleriyle mücadele eden minik kahramanlar ve aileleri yeni yıl partisinde bir araya gelerek doyasıya eğlendiler. Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde düzenlenen etkinliğe, miniklere hayat veren ve ‘şirin dede’ diye seslendikleri Çocuk Hematolojisi ve Çocuk Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat da katıldı. Prof. Dr. Cengiz Canpolat; çocukluk çağı kanserlerinin erişkin kanserlerine göre çok daha az sayıda görüldüğünü ama tedavisinin daha uzun ve zor olduğunu söyledi. Prof. Dr. Canpolat, günümüzde tıpta ve teknolojideki gelişmelerle çocukluk çağı kanserlerinin sağ kalım oranlarının ülkemizde de batılı ülkelerle aynı düzeye ulaştığını söyledi.
“Çok sık gördüğümüz bir kanser değildi!”
Etkinliğe katılan 21 yaşındaki Elif Naz Temizel de 18 yaşındaydı kanserle tanıştığında. 10 Aralık 2003 doğumlu olan Temizel’e, 2021 yılının ocak ayında geniz eti operasyonu sırasında büyük bir kitle görülmesi üzerine nazofarenks kanseri teşhisi koyduklarını belirten Prof. Dr. Canpolat “Nazofarenks kanseri çocukluk çağı kanserleri sıralamasında alt sıralarda yer alıyor, bu yaş grubunda çok sık gördüğümüz kanserlerden biri değil. Teenage (ergenlik) yaş grubunda yani 13-19 yaşları arasında daha çok bunları görüyoruz. Elif Naz’a 5 kür kemoterapi uyguladık, kemoterapiye bağlı ağız kuruluğu, ağız yaraları gibi komplikasyonları Elif Naz’da da gördük. 5’inci kürün sonunda tedaviye tam yanıt aldık. Ardından radyoterapi gördü. Bu esnada da yan etkiler olarak ağız kuruluğu, yemeklerin tadını ve kokusunu alamama gibi bir çok yan etkiye maruz kaldı ama bunların hepsini ailece çok iyi tolere ettiler. Şu an hiçbir sıkıntısı yok. Bizim takibimizden çıkmak istemiyor. Aslında tüm dünyada bu yaş, adölesan ve genç erişkin grubu dediğimiz yaş grubunun içine giriyor ve Pediatrik Onkoloji Hematoloji Uzmanları tarafından takip ediliyorlar. Biz de onu çok seviyoruz. Şu an psikoloji okuyor ve çok mutlu” diye konuştu.
“Psikolog olup kanser hastalarına destek olacağım!”
Etkinliğe katılarak miniklerle eğlenceli saatler geçiren, onlara moral ve motivasyon sağlayan Elif Naz Temizel de kanserle tanışma öyküsünü şöyle anlattı: “Ailemle birlikte kulak tıkanıklığı sorunum nedeniyle özel bir hastaneye gitmiştik. Henüz 19 yaşıma basmamıştım. Sürekli bir kulak tıkanıklığı sorunu yaşıyordum. Doktor önce geniz etidir diye düşündü ama ameliyatta farklı bir şey olduğu ortaya çıktı. Burnumun ilerisinde doku görünmesiyle patolojik parça alındı ve kanser tanısı konuldu. Çok erken teşhis edilmişti. Danıştığımız doktor tanıdıklarımız bizi Cengiz Canpolat hocamıza yönlendirdi. Cengiz hocamıza gittiğimizde bize 6 ayda biter demişti. 5 kür kemoterapi ve 35 seans radyoterapi aldım, gerçekten de 6 ayda tedavim başarıyla tamamlandı” dedi. Kanser tanısı aldığında ‘saçlarım dökülecek’ diye düşünüp hüngür hüngür ağladığını söyleyen Temizel sözlerine şöyle devam ediyor: “Benim ve çevremdekilerin kanser konusunda bilgisi yoktu. Tedavi sürecinde benden çok daha zorlu mücadele veren diğer küçük çocukları gördüğümde benim sorunlarımın onların yanında çok önemli olmadığını düşündüm. Bir yandan da psikolojik tedavi alıyordum. Aslında tedaviye başlamadan önce de psikolog olmayı istiyordum ama kafamda sorular vardı: Acaba bir insanı uzun süre dinleyebilir miyim? diye. Ama seanslarımda psikoloğumun bana yaklaşımları ve verdiği destek eşsizdi. O zaman psikolog olmaya iyice karar verdim! Bu hastalıkta en önemli etken, psikolojik destek. Ailemin benim yanımda bir kere bile ağladığını görmedim. Çok güçlü bir ailem var. Bana çok büyük güç verdiler. Ben de halen üniversitede 2. Sınıfta psikoloji okuyorum ve çevre edinip hastalara destek olmak, onlara güç vermek en büyük hayalim!”
Yılbaşı partisinde doyasıyla eğlendiler!
Etkinliğe katılan miniklerden biri de 8 yaşındaki Hira Zıraman’dı. Lösemi ile henüz 27 aylıkken tanışan Hira’yı ailesi yüksek ateş şikayetiyle hastaneye götürdü. Yapılan tetkikler sonrası lösemi teşhisi konuldu. Yüksek riskli grupta olan Hira’ya 26 ay süresince kemoterapi ve radyoterapi tedavisi uygulandı ve tamamen iyileşti. Hastanede bıcır bıcır kişiliğiyle zorlu mücadelesine rağmen neşe saçan ve diğer hastalara da motivasyon sağlayan, morallerini yükselten Hira halen 3. sınıfa gidiyor ve büyüyünce Veteriner olmayı istediğini belirterek şöyle diyor: “Ben hayvanları çok seviyorum. Benim de köpeğim, kuşum ve tavuğum var. Annanemlerin bahçesinde tavuklarımı besliyorum. Onların hiç hasta olmasını istemiyorum. Onlarla oynuyorum, ayrıca cimnastiğe ve yüzmeye gidiyorum. Bir de gülmeyi çok seviyorum.”
Palyaçolar, balonlar ve yeni yıl pastasıyla 2025’i karşıladıkları partide çocuklar yeni yıl pastasını hep birlikte kestiler. Doyasıya eğlenen çocuklar ve aileleri partiye katılmaktan çok mutlu oldular.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Hem Kanserle Savaşını, Hem Hayalini Kurduğu Psikolojiyi Kazandı! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İnsan bağırsak mikrobiyotası, gıdaların sindirimi, bağışıklık sisteminin desteklenmesi, bazı vitaminlerin sentezlenmesi ve biyolojik modifikasyonu, sağlıklı bağırsak fonksiyonları, iltihabi değişikliklerin önlenmesi, ideal vücut ağırlığının korunması, beyin işlevleri, bazı kalp damar hastalıkları ve ruh sağlığı gibi çok farklı vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesinde önemli roller üstleniyor.
Mikrobiyom kişiye özel
Mikrobiyotayı oluşturan mikroorganizmaların genomlarının toplamını ifade eden mikrobiyomun aynı zamanda, zararlı patojenlerle mücadele ederek vücut sağlığını korumaya yardımcı olduğunu paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Özel “Mikrobiyom kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Bu farklılıklar genetik özellikler, doğum şekli, kişinin immün yanıt kapasitesi, diyet, antibiyotikler dahil pek çok ilaç, enfeksiyonlar ve çevresel mikrop maruziyetleri gibi faktörlerden etkileniyor. Ayrıca yaş ve cinsiyet de mikrobiyomu etkiliyor” diye konuştu.
Bağırsak sağlığı obezite ile doğrudan ilişkili
Son zamanlardaki çalışmaların bağırsak mikrobiyotasındaki farklılıkların ve bileşimindeki değişimin, obezite ile ve obezite ilişkili hastalıkların ortaya çıkışında da önemli olduğunun düşünüldüğünü vurgulayan Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Özel “Obez kişilerin bağırsağında bazı bakteri türlerinin azalması, belli bazı bakteri türlerinin artması ve bakteriyel çeşitliliğin azalması gibi değişiklikler gözlemlenebiliyor. Kilo verilmesi ile bu değişikliklerin geriye döndüğü de görülüyor” açıklamasında bulundu.
Antibiyotik kullanımı mikrobiyota dengesini bozabilir
Antibiyotiklerin zararlı bakterileri öldürmesinin yanı sıra yararlı bakterileri de yok edebildiğini, bunun da mikrobiyota dengesinin bozulmasına yol açabildiğini hatırlatan Prof. Dr. Melih Özel “Bu durum, antibiyotik sonrası ishallere, mantar enfeksiyonlarına ve uzun vadede antibiyotik direncine neden olabilir. Mikrobiyomun toparlanması ve eski dengesine dönmesi aylar, hatta yıllar sürebilir. Bu nedenle de antibiyotikler sadece doktor önerisi ile ve doğru dozda kullanılmalı. Soğuk algınlığı veya grip gibi viral enfeksiyonlarda antibiyotikler işe yaramaz. Bu nedenle gereksiz yere kullanılmamalı” diye konuştu.
Mikrobiyota mental sağlığı etkiliyor
Mikrobiyotanın mental sağlık üzerinde de etkili olduğunun düşünüldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Melih Özel, “İnsan vücudunda bağırsak-beyin ekseni olarak bilinen bir bağlantı var. Hem bu eksenin işlevlerinin düzgün olmasının hem de bağırsaklardaki bakterilerin varlığı ve çeşitliliğinin insanın ruh halini etkileyebileceği düşünülüyor. Şu an için sağlıklı bir diyet, düzenli fiziksel aktivite ve stres yönetimi teknikleri, mikrobiyom sağlığını korumanın ve dolaylı olarak mental sağlığı desteklemenin en etkili yolları olarak kabul edilebilir” dedi.
Mikrobiyota değişimleri bağırsak fonksiyon bozukluklarına neden olabilir
Disbiyozisin yani mikrobiyom dengesizliklerinin bağırsaklarda fonksiyonel bozukluklara neden olabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Melih Özel, “Mikrobiyomun sağlığı, bağırsak hareketlerini ve mukozal bariyer fonksiyonunu etkileyerek bu tür durumların ortaya çıkmasında rol oynar. Disbiyozis, bağırsak hareketlerini düzenleyen mekanizmaları etkileyerek yararlı bakterilerin azalmasına ve zararlı bakterilerin artmasına, böylelikle bağırsak hareketlerinin düzensizleşmesine neden olabilir. Bu durum, bağırsaklarda işlev bozukluklarına yol açabilir” şeklinde konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bağırsak sağlığı psikolojiyi etkiliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>