?>
?>
Rahim ağzı kanseri, jinekolojik kanserler arasında ilk sırada görülen kanser türüdür. Bu kanserlerin yüzde 99.7’sinin nedeni ise HPV. Sık ve yaygın görülen Human Papilloma Virüs’ün (HPV) bazı tiplerinin yol açtığı rahim ağzı kanserleri, araştırmalara göre her 2 dakikada bir kadının hayatını kaybetmesine neden oluyor. Oysa rahim ağzı kanserine yol açan HPV’nin erken tanısı olanaklı. Yılda bir kez yaptırılan jinekolojik muayene sırasında alınan servikal sürüntü örneğinden HPV-DNA test incelemesiyle saptanabiliyor. Ancak kadınların jinekolojik muayenelerini düzenli yaptırma oranının düşük olması, bu testlerin de yapılma oranını düşürüyor. Dolayısıyla rahim ağzı kanserine yol açan virüslerin erken tanılanmaması, rahim ağzı kanserinin oluşmasına ve ilerlemesine neden oluyor. İşte bu gerçekten yola çıkarak servikal sürüntü yerine idrar örneğinin incelenmesini sağlayan yeni bir yöntem, HPV testini çok daha pratik ve kolay hale getiriyor. Yeni test yönteminin rahim ağzı kanserinin erken tanı oranının artmasına katkıda bulunacağı düşünülüyor. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, Biyomühendislik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özge Can ve araştırma ekibi tarafından geliştirilen bu yeni yöntem, gerek bireysel gerekse toplu HPV tarama testlerinin kolayca yapılmasına olanak sağlıyor. Yeni geliştirilen idrardan HPV testi Acıbadem Hastaneleri’nde uygulanıyor.
TÜBA ödüllü yöntem
Rahim ağzı kanseri ile mücadelede önemli bir dönüm noktası olan idrar örneğiyle HPV testi yapılabilen yeni yöntem, Acıbadem Üniversitesi Teknoloji Merkezi’nde Bio-T firması tarafından geliştirildi. MyMagiCon adlı teknolojik yöntem, biyolojik sıvıları konsantre ederek yüksek duyarlılıkla test edebiliyor. Covid-19 pandemisi sırasında ağızdan alınan sürüntü yerine dünyada ilk kez, ağız çalkalama suyundan Covid-19 testi yapabildiklerini söyleyen Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, “Corona testi için insanları rahatsız eden burundan boğaza kadar sokulan bir çubuk ile alınan sürüntü yerine, bir yudum suyun ağızda çalkalanması sonucunda alınan örneğin incelenmesiyle testi kolaylaştırdık. Aynı mantıkla şimdi servikal sürüntü yerine idrarı yoğunlaştırarak HPV testini gerçekleştirebiliyoruz” diyor. Geleneksel servikal sürüntü testleriyle kıyaslanabilir sonuçlar elde edilen yeni yöntem, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) ödülü aldı. Sahip olduğu CE kalite belgesiyle Avrupa kalite standartlarına da uygun.
Yeni HPV testiyle toplu tarama yapmak daha kolay
Kadınların birçoğunun, servikal sürüntü yöntemiyle yapılan geleneksel testlerin rahatsızlık verebileceği düşüncesiyle bu taramaları geciktirdiklerine dikkat çeken Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, “2017 yılında üniversitemizde çalışmalarına başladığımız ve geliştirdiğimiz bu yeni yöntem sayesinde tarama sürecini kolaylaştırmak olanaklı hale geldi. Bu teknolojik yöntemin en önemli avantajı, HPV testinin, idrar incelemesi gibi rahatlıkla yapılabilir hale gelmiş olması. Bu test, kadınların düzenli sağlık taramalarına erişimini de kolaylaştırıyor” diyor.
“Cinsel hayatı aktif olan 25-65 yaş arasındaki kadınların, düzenli olarak 2-3 yılda bir HPV testi yaptırmaları öneriliyor. HPV, bulaştıktan yaklaşık 7 yıl sonra kansere dönüşebiliyor ve bu sürede erken tanı kritik bir rol oynuyor” diye belirten Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, bu testin Dünya Sağlık Örgütü’nün tarama önerileriyle de uyumlu olduğunu ifade ediyor.
Evde yapılabilecek HPV testi de geliştirilecek
Jinekolojik muayenenin zahmetli bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, “Tarama yapmak istediğimiz grubun yaklaşık yüzde 80’i doktora gitmiyor. Ancak idrar testi sayesinde daha geniş kitlelere ulaşabileceğiz. Ayrıca bu yöntem erkekler için de geçerli, çünkü cinsel yolla bulaşan HPV erkeklerde de ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor” şeklinde sözlerini sürdürüyor.
Gelecekte evde uygulanabilecek testler üzerinde çalıştıklarını da belirten Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, “Bu yöntemin yalnızca HPV değil, birçok hastalığın idrardan tanısını kolaylaştıracağını öngörüyoruz” diyor.
Acıbadem Hastanelerinde yaptırılabiliyor
İdrardan HPV Testi, Türkiye’de bir ilk olarak Acıbadem Hastaneleri’nde uygulanıyor. Randevu alınarak veya doğrudan laboratuvara başvurarak HPV testi yaptırmak isteyenler herhangi bir muayeneye gerek duymadan testlerini yaptırabiliyorlar.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Rahim Ağzı Kanserine Yol Açan HPV, İdrar Örneğiyle Kolayca Saptanıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Yine ülkemizde 45 yaş altındaki genç kadınlara bakıldığında rahim ağzı kanserinin jinekolojik kanserler arasında 1’inci sıraya yükseldiği belirtiliyor. Dünyada her yıl yaklaşık 662 bin, ülkemizde de 2 bin 500’den fazla kadın, Human Papilloma Virüsü’nün sorumlu tutulduğu rahim ağzı kanserine yakalanıyor. Rahim ağzı kanseri ortalama görülme yaşı 50 yaş olsa da bu kanser genç kadınları da tehdit ediyor. Öyle ki her yıl dünyada 35 yaş altındaki yaklaşık 54 bin ülkemizde de 180 kadında rahim ağzı kanseri teşhis ediliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum / Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serkan Erkanlı, bu nedenle hiçbir yakınma olmasa bile tarama programlarına genç yaşlarda başlamanın yaşamsal önem taşıdığını vurgulayarak, “Dolayısıyla rahim ağzı kanseri taraması olan Pap Smear testine 21 yaşından itibaren ve HPV testine 30 yaşından itibaren başlamak hayat kurtarmaktadır. Zira, tarama testleri sayesinde rahim ağzı kanserleri erken dönemlerinde, hatta henüz hücre değişimlerinin olduğu süreçte, yani kanser gelişmeden yüzde 95 oranında yakalanabilmektedir” diyor.
Bu belirtilerde zaman kaybetmeyin!
Rahim ağzının kanser öncüsü lezyonları genellikle herhangi bir yakınmaya neden olmuyorlar. Belirtiler ancak kanser geliştiğinde kendini gösteriyor. Lekelenme şeklinde gerçekleşen ara kanamalar, cinsel ilişki sırasında veya sonrasında lekelenme ya da kanama ise en yaygın görülen sinyallerini oluşturuyor. Hastalık ilerleyince tümörün büyümesine ve enfeksiyona bağlı olarak bu sorunlara; kötü kokulu akıntı, kasıklarda veya bel bölgesinde gelişen ağrı ile bacaklarda şişme gibi belirtiler de eşlik edebiliyor. Bunların yanı sıra tümörün etkilediği bölgelere göre; idrarda kanama, rektal kanama ile kabızlık şikayetleri de gelişebiliyor.
Her 10 kadından 8’inde HPV görülüyor!
Çalışmalar, her 10 kadından 8’inin yaşamları boyunca en az bir kez Human Papilloma Virüsü ile enfekte olduğunu gösteriyor. Ancak bağışıklık sistemi, hastaların yüzde 90’ında, 2-3 yıl çerisinde, HPV enfeksiyonunu temizliyor. Hastaların yüzde 10’luk kesiminde ise virüs kalıcı oluyor. Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serkan Erkanlı, riskli grupta yer alan hastaların yakından takip edilmelerinin kanser öncüsü lezyonların erkenden teşhis ve tedavi edilmesi için çok önemli olduğuna işaret ederek, “Anormal hücre varlığı kanser öncüsü lezyon ihtimalinin arttığını göstermektedir. Ancak her HPV kansere neden olmadığı için hemen paniğe kapılmamalı. Zira HPV testinin pozitif çıkması, hastanın mutlaka rahim ağzı kanserine yakalandığı anlamına gelmemektedir. HPV testi pozitif çıktığında, hastanın enfekte olduğu virüsün tipine ve Pap Smear testindeki sonuca göre biyopsi yapılması veya hastanın yakın takip edilmesi gerekebilmektedir” diye konuşuyor.
En etkili önlem aşı olmak!
Rahim ağzı kanserinin yüzde 99’undan Onkojenik Human Papilloma Virüsleri sorumlu tutuluyor. Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serkan Erkanlı, HPV aşılarının, bu kanser türüne karşı en etkili korunma yöntemi olduğunu belirterek, “Rahim ağzı kanserine neden olan yaklaşık 14 onkolojik Human Papilloma virüsü tipi mevcut. Bunlardan biriyle karşılaşan hasta, HPV aşıları sayesinde rahim ağzı kanserinden yüzde 90 oranında korunabilmektedir. HPV aşısının 11-12 yaşlarında yaptırılması önerilmektedir. Ancak 13-26 yaşları arasında da HPV aşısı yapılabilir. 26 yaşından sonra ise özellikle 45 yaşına kadar olan kadınlarda belli durumlarda aşı uygulanabilmektedir. Etkileri HPV bulaşmadan önceki dönemde daha güçlü olmakla beraber aşılar bu enfeksiyonu geçirdikten sonra da aşı içerisinde yer alan diğer tiplere karşı koruyarak yarar sağlamaktadır” bilgisini veriyor.
Bu test 3 yılda bir mutlaka yaptırılmalı!
Aşılar sayesinde, rahim ağzı kanserine yakalanma riski büyük oranda önlense de tümüyle ortadan kalkmıyor. Bu nedenle aşı sonrasında da rutin rahim ağzı kanseri taramalarının yaptırılması yaşamsal önem taşıyor. Rahim ağzı kanserine dönüşebilecek olan hücresel değişimleri tespit eden PAP Smear testine 21 yaşında başlanması ve 65 yaşına kadar her 3 yılda bir devam edilmesi gerekiyor. 30 yaşından sonra ise Human Papilloma Virüsü testiyle tarama yapılması öneriliyor. HPV testine eş zamanlı olarak PAP Smear testi de eklenebiliyor. Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serkan Erkanlı, HPV bazlı testlerle yapılan taramalarda daha başarılı sonuçlar elde edildiğini vurgulayarak, “PAP Smear testi kanser öncüsü lezyonları yüzde 55 oranında tespit edebilirken, tek bir HPV testi bu lezyonların yüzde 95’ini saptayabilmektedir. HPV bazlı testin sonuçları normal çıktığında bir sonraki testin 5 yılda bir yapılması önerilmektedir. Riskli durumlarda veya sonuçların riske işaret etmesi halinde ise her iki testte süreler kısalabilmektedir” diyor.
Erken evrede cerrahi yöntemle tedavi edilebiliyor!
Tarama testleriyle saptanan anormallikler sonucunda kolposkopi olarak adlandırılan yöntemle rahim ağzı daha detaylı bir şekilde inceleniyor ve biyopsiler yoluyla kansere dönüşme potansiyeli olan hücre değişiklikleri, kanser öncüsü lezyonlar saptanabiliyor. Bu durumda, bu lezyonlar rahim ağzının anormallik gösteren ince bir katmanının alınması yoluyla büyük oranda tedavi edilebiliyor. Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serkan Erkanlı, özellikle erken evrelerde yakalandığında rahim ağzı kanserinin cerrahi yaklaşımla büyük oranda başarılı bir şekilde tedavi edilebildiğine dikkat çekerek, “Özellikle genç yaşta olup da çocuk sahibi olmak isteyen kadınlarda üremeyi koruyucu cerrahi yaklaşımlar mevcuttur. Bu hastalarda rahmin tamamı alınmadan sadece rahim ağzı alınarak ve gerekli durumlarda karın içerisindeki ilgili lenf bezleri de alınarak rahim ağzı kanseri başarıyla tedavi edilebilmektedir” diyor. Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serkan Erkanlı, hastalık erken evrelerde yakalandığında başarılı tedavi şansının yüzde 95’lerin üzerine çıktığına işaret ederek, “Ancak daha ileri evrelerde hastaların tedavisi radyoterapi ve kemoterapi uygulamalarıyla mümkün olabilmektedir” diyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Rahim Ağzı Kanseri Genç Kadınları da Tehdit Ediyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Temel nedenini Human Papilloma Virüsü’nün oluşturduğu rahim ağzı kanseri, ülkemizde en sık görülen 3’üncü jinekolojik kanser olarak karşımıza çıkıyor. Rahim ağzı kanseri ileri evrede tespit edilirse hastalığın tedavi edilme şansı düşerken, erken teşhis ise hayat kurtarıyor! Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum / Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Engin Çelik, düzenli muayenelerini olan kadınlarda ileri evre rahim ağzı kanserinin neredeyse hiç görülmediğine dikkat çekerek, “Zira, rahim ağzı kanserinde aşı ve testlerden oluşan 3 yöntem hayat kurtarmaktadır. Öyle ki bu kanser türü HPV aşılarıyla önlenebilmekte ve aynı zamanda PAP Smear ile HPV testleri sayesinde hücreler kansere dönüşmeden tedavi edilebilmektedir. Dolayısıyla, kadınların 21 yaşından itibaren hiçbir yakınmaları olmasa bile hekim aksini önermedikçe her 3 yılda bir PAP smear (rahim ağzı sürüntüsü) testi ve 30 yaşından sonra her 5 yılda bir Human Papilloma Virüsü taraması yaptırmaları büyük bir önem taşımaktadır. Ayrıca HPV aşısı da yüzde 90’lara varan etkinliği sayesinde kanseri önleyebilmektedir. En uygun dönem 11-12 yaşları olsa da aşı 9-46 yaş arasında da etkili olabilmektedir” diyor.
Vücut virüsü genellikle temizliyor, ancak…
DNA virüsü olan İnsan Papilloma Virüsü’nün (HPV) cilt ve mukozayı enfekte eden 200 kadar farklı tipi mevcut. En sık ciltte siğil yapan HPV tip 1 görülüyor. Bunun dışında, genital bölgede HPV tip 6 ve HPV tip 11’e rastlanıyor. HPV en sık cinsel temas yoluyla bulaşıyor. Çok nadiren başka bir nedenle geçebiliyor. Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Engin Çelik, kadınların yüzde 80’inin hayatlarının bir döneminde HPV ile karşılaştıklarını belirterek, “Vücudun savunma sistemi, çoğunlukla 2 yıl içerisinde Human Papilloma Virüsü’nü temizlemektedir. Ancak kanser yapan Tip 16 – 18 başta olmak üzere bazı HPV tipleri bağışıklık sisteminden kaçtıktan sonra rahim ağzı hücrelerinin genomunu değiştirerek kansere neden olabilmektedir. Türkiye’de 30 yaş üstü 7 milyon kadına yapılan HPV taramasında, kanser yapan tiplerin yaklaşık yüzde 5 oranında olduğu görülmektedir” diyor.
Bu etkenler riski artırıyor!
Sigara, bağışıklık sistemini bozan hastalıklar veya ilaç kullanımı, çok sayıda doğum yapmak, erken yaşlarda cinsel birliktelik yaşamak ve birden fazla cinsel partnerin olması rahim ağzı kanserinin risk faktörlerini oluşturuyor. Ancak rahim ağzı kanseri düzenli jinekolojik muayene olmayan ve rahim ağzı kanseri taraması yaptırmayan kadınlarda görülüyor. Zira, erken teşhis sayesinde kanser öncüsü lezyonlar cerrahi müdahaleyle alınarak, kanserin oluşumu önlenebiliyor.
En sık görülen 3 belirtisine dikkat!
Human Papilloma Virüsü bulaştıktan sonra kansere ilerlemediği sürece belirti vermiyor. Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Engin Çelik, rahim ağzı kanserinin çoğunlukla HPV enfeksiyonundan yıllar sonra geliştiğini belirterek, “Lezyon oluşan kadınlarda en sık görülen şikayetler ise cinsel ilişki sonrası kanama, akıntı ve düzensiz vajinal kanamadır” diyor.
21 yaşından itibaren PAP Smear testi şart!
Rahim ağzı kanseri taraması, 21 yaşından itibaren, hekim aksini önermedikçe, her 3 yılda bir, jinekolojik muayene sırasında yapılan PAP Smear (rahim ağzı sürüntüsü) testiyle gerçekleştiriliyor. HPV taramasının da ülkemizde 30 yaşından sonra her 5 yılda bir yapılması öneriliyor. Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Engin Çelik, rahim ağzı kanseri taramasında ana hedefin rahim ağzı kanserine dönüşebilecek kanser öncülü lezyonların tespit edilmesi olduğunu vurgulayarak, “PAP Smear ve HPV testleri tarama testleri olup, anormal tarama testi sonuçları kanser varlığını göstermez. Tarama testlerinin sonuçları normal değilse tanı için rahim ağzının mikroskop benzeri bir aletle büyütülerek incelenmesini içeren kolposkopi işlemi yapılmaktadır. Kolposkopik inceleme sonrasında kanser öncülü lezyonlar tespit edilirse tedavi aşamasına geçilmektedir” diye konuşuyor.
Erken evrede ameliyatla tedavi ediliyor!
Rahim ağzı kanserinin tedavisi; hastanın yaşı, çocuk isteği ve hastalığın evresine göre planlanıyor. Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Engin Çelik, çok erken evrede tespit edilen ve rahminin korunmasını isteyen kadınlarda rahim ağzının koni şeklinde çıkarılmasının yeterli olabildiğini söylüyor. Hastalık çevre dokulara yayılmamışsa radikal histerektomi olarak adlandırılan ve rahmin alınmasını içeren ameliyatın yapıldığını belirten Doç. Dr. Engin Çelik, “İleri evrede ise cerrahi tedaviden ziyade kemoterapi ve radyoterapi tedavisi uygulanmaktadır” diyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Rahim Ağzı Kanserinde Hayat Kurtaran 3 Yöntem! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Düzenli pap smear testleri ve HPV aşıları, rahim ağzı kanseri riskini azaltmada önemli rol oynuyor. Erken teşhis önem taşıyor çünkü tedavi şansını artırabiliyor. Doç. Dr. Gökhan Demirayak “Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında “Rahim ağzı kanseri taramaları ve HPV aşılarının önemi” hakkında bilgi verdi.
Belirtiler kanserin evresi ilerledikçe ortaya çıkıyor
Rahim ağzı (serviks) kanseri gelişmemiş ülkelerde en sık görülen jinekolojik kanser iken,gelişmiş ülkelerde tarama testleri ve aşılamalar sayesinde 3. sıraya gerilemiştir. Rahim ağzı kanserinin erken evrelerinde belirtiler genellikle belirgin değildir. Ancak hastalık ilerledikçe aşağıdaki belirtiler ortaya çıkabilir:
• Menopoz sonrası dönemde veya cinsel ilişki sırasında görülen kanama
• Cinsel ilişki sırasında ağrı veya rahatsızlık hissi
• Pelvik bölgede sürekli veya geçici ağrı
• Kokulu, kanlı veya renkli vajinal akıntı
Rutin jinekolojik muayenelerini ve tarama testlerini yaptırmayan kadınlarda sıklıkla anormal kanama ve kötü kokulu akıntı şikayetiyle hekime başvurulmakta ve maalesef rahim ağzı kanseri ileri evrelerde saptanmaktadır. İleri evre hastalıklarda büyük cerrahiler, kemoterapi ve radyoterapi tedavileri gerekmekte ve bu süreç hastalar için çoğu zaman oldukça yıpratıcı olmaktadır. Hastalığın evresi ilerledikçe nüks riski de artmaktadır. Bu sebeple her kanser türünde olduğu tarama testleri ve erken teşhis büyük önem taşımaktadır.
Tarama testleri büyük önem taşıyor
Rahim ağzı kanseri taramasında 21 yaşından sonra ya da ilk cinsel ilişkiden 3 yıl sonra başlamak üzere 30 yaşına kadar 3 yılda bir Pap Smear testi, 30 yaşından sonra ise 5 yılda bir Pap Smear ve yüksek riskli Human Papilloma Virus (HPV) DNA testi önerilmektedir. Bu tarama testlerinin amacı kanser öncesi lezyonlar olan CIN2 ve CIN3’ü saptamak ve kansere dönüşmeden önce bu lezyonları içerecek şekilde rahim ağzını LEEP ya da konizasyon adı verilen işlemle çıkarmak ve böylece kanseri önlemektir. Ülkemizde bu tarama testi aile hekimlikleri, Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) be Toplum Sağlığı Merkezleri tarafından yaygın olarak yapılmaktadır. Böylece birçok kadın kanser öncesi aşamada yakalanmakta ve tedavi edilmektedir.
HPV aşıları kanser riskini azaltmada etkili rol oynuyor
Rahim ağzı kanserini önlemede ikinci önemli araç ise HPV aşılarıdır. HPV aşıları, özellikle serviks kanseri riskini azaltmada etkili bir rol oynar. Çünkü serviks kanserinin büyük bir çoğunluğu HPV enfeksiyonlarına bağlı olarak gelişir. 9’lu HPV aşısı ülkemizde uygulanmaktadır. Birçok ülkede rutin aşılama programında yer alan bu aşı maalesef ülkemizde rutin aşılama programında yer almamaktadır. 9-26 yaş aralığındaki tüm kız çocuğu/kadın ve erkeğe önerilmektedir. 15 yaşına kadar 2 doz önerilirken, 15 yaş ve üzerinde toplam 3 doz aşı gerekmektedir. Hekimliğin ana görevlerinden biri hastalıkları oluşmadan önlemektir. Bu sebeple rahim ağzı (serviks) kanseri tarama testleri ve HPV aşılarının mutlaka yaptırılması gerekmektedir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Rahim Ağzı Kanseri Gençlerde de Artış Gösteriyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>