?>
?>
Türkiye’de mevcut fiber uzunluğunun 588 bin kilometre olduğuna, OECD ortalamasının yakalanması için bunun yaklaşık 2 milyon kilometreye ulaşması gerektiğine dikkat çeken Aksoy, “Baz istasyonlarına fiber bağlantı sağlanması da istediğimiz ve üzerinde çalıştığımız bir konu. Bu alanda yerleşik operatörle işbirliğine de her zaman hazırız. Paylaşım modellerine açık olduğumuzu pek çok kez ifade ettik ve bu konuda girişimlerde bulunduk. Ancak, talep edilen kira bedellerinin, altyapı kurulumunu sıfırdan bizim yapmamız durumunda ortaya çıkacak maliyetten dahi yüksek olması gibi nedenlerle girişimlerimiz sonuçsuz kaldı. Bu konuda rekabet ve yatırım ortamını iyileştirecek adil ve rasyonel müdahale ve düzenlemeler yapılmalı, paylaşım konusunda uzlaşmacı, sonuç getiren bir yaklaşım izlenmeli. Baz istasyonlarının fiber bağlantıları için yerleşik işletmeci tarafından makul şartlar içeren ayrı bir tarife yayımlanması gerekiyor. Önümüzdeki dönemde bu doğrultuda yapıcı adımlar görmeyi umuyoruz” diye ekledi.
“Altyapı ve üstyapı hizmetlerinin ayrılması verimliliği artırır”
Aksoy, ortak altyapı şirketi konusunda ise şu şekilde konuştu:
“Fiberi ülke genelinde hızla yaygınlaştıracak bir yatırım modeli geliştirilmeli. Ülke kaynaklarının verimli kullanılması için ortak yatırıma imkân sağlayacak bir ortak altyapı şirketi kurulmasının ülkemizde yatırımları hızlandıracağını düşünüyoruz. Ortak altyapı şirketi kurulması için Varlık Fonu’nun liderliğinde çalışma başlatılmasına yönelik geçmişte umut vaat eden girişimler oldu. Biz bu gelişmelerin önümüzdeki dönemde hız kazanması için somut adımlar bekliyoruz. Bu bağlamda, 2026’da sabit genişbant ile ilgili yapılacak lisans uzatım sürecini önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Bu süreçte perakende ve toptan hizmetlerin ayrıştırılması gerekiyor. Fiber altyapının yaygınlaşmasının, altyapı sahipliğinin yapısal ayrışmayla tamamen bağımsız bir şirket tarafından yönetilmesi ile mümkün olacağına inanıyoruz. Ayrışma ile sadeleşmiş yönetim stratejileri; kurum içi etkin uygulamalar, yönetim motivasyonu ve nihayetinde genel verimliliğin artmasını sağlayabiliyor. Tüm operatörlere açık ve eşit hizmet veren bir altyapı firmasının varlığı, altyapının en verimli şekilde kullanımını sağlayacak, perakende piyasada artan rekabet ile yatırımın aboneliğe dönüşmesi hızlanacaktır. Bununla birlikte, fiber altyapının devredileceği şirketin, ister bir ortak altyapı şirketi olsun, ister başka bir şirket, mobil altyapıdakine paralel şartlarla lisans ücreti ödeyerek bu hakka sahip olması gerektiğini düşünüyoruz.”
“Sabit genişbant lisans uzatım koşulları ile 5G ihalesi orantılı olmalı”
5G ihale sürecine de değinen Engin Aksoy, şöyle devam etti:
“5G teknolojisi, ağırlıklı olarak, aldıkları hizmetin kalitesi artacak olan birey ve kurumlara fayda sağlayacak. Operatörler açısından ise verimlilik artışı sağlarken, eski nesil teknolojilere kıyasla yatırım miktarı artacağından, bir gelir sıçraması yaratmayacak. 5G ihalesinin makul fiyat ve koşullarda, yatırım-yükümlülük dengesi gözetilerek yapılması önem taşıyor. Frekans tahsislerinin yüksek 5G performansını sağlayacak miktarda, orantılı ve ekonomik olarak uygun seviyede olan spektrum ücretleri ile yapılması, operatörlerin şebeke yatırımına daha fazla odaklanmasını sağlayacak. Operatörlerin makul bedellerle spektrum kullanım hakkını elde etmesi ve şebeke kurulumuna ilişkin yatırımlara daha fazla kaynak ayrılabilmesi için spektrum bantlarının zamanında hazır edilmesi ve planlanması, her yeni bant için tahsis edilecek frekans miktarının operatörlerin ihtiyacını karşılayacak minimum seviyede olması önem arz ediyor. Ayrıca, tahsis edilecek frekans dilimleri arasında yüksek asimetri olmasından kaçınılmalı. Bununla birlikte, kapsama ve kalite yükümlülüklerinin teknoloji bağımsız olması ve kapsamanın artırılması için teşviklere yer verilmesi önemli. Yerlilik yükümlülüğünün üreticileri teşvik edecek bir mekanizmaya dönüştürülmesi yerli yatırımları artıracaktır. Diğer yandan, sabit genişbant ile ilgili yapılacak lisans uzatım koşullarıyla 5G ihalesi arasında orantısız farklar olmaması ve adil rekabet koşullarının sağlanması gerekiyor.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Vodafone’dan 5G Öncesi Sektörde Yapısal Reform Çağrısı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Türkiye siyasetinin duayen isimlerinden Murat Karayalçın’ın yönetim kurulu başkanlığını yaptığı Yerel Reform Girişimi Derneği’nin düzenlediği “Konut Hakkı ve Belediyelerin Sürdürülebilir Konut Politikaları” başlıklı Yerel Reform Buluşması, Bornova Belediyesi ve Bornova Kent Konseyi’nin katkıları ile Bornova’da gerçekleşecek.
14 Nisan Pazartesi günü saat 14.00’te, Bornova Belediyesi Nevzat Kavalar Kültür Merkezi’nde düzenlenecek etkinliğin açılış konuşmalarını Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ile Bornova Kent Konseyi Başkanı Av. Dr. Doğan Baran Mengüş yapacak. Ardından Yerel Reform Girişimi Derneği Yönetim Başkanı Murat Karayalçın, konut hakkı ve sürdürülebilir konut politikalarına dair bir sunuş gerçekleştirecek.
Tartışmalar ve katılım fırsatı
Sosyolog Dr. Engin Önen’in kolaylaştırıcılığında gerçekleşecek tartışmada, İzmir İleri Teknoloji Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden Doç. Dr. Adile Arslan Avar ve Şehir Plancısı Ali Faruk Göksu, sürdürülebilir konut politikalarını ele alacak. Katılımcılar, uzmanlarla birlikte bu önemli konuda görüşlerini paylaşabilecek.
Kapanış değerlendirmesi
Etkinliğin sonunda, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Prof. Dr. Ruşen Keleş, yerel reformların etkileri ve sürdürülebilir konut politikalarının önemi üzerine bir değerlendirme yapacak.
Ömer Eşki’den davet
Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, tüm vatandaşları, Konut Hakkı ve Sürdürülebilir Konut Politikaları hakkında fikir alışverişi yapmak üzere bu önemli etkinliğe davet etti. Eşki, “Bu buluşma, Bornova için geleceğe yönelik önemli bir adım olacak. Herkesi, fikirlerini paylaşmaya ve bu süreçte yer almaya davet ediyorum” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bornova’da yerel reform buluşması yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Yerel Reform Girişimi Derneği (YRGD) tarafından, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Mülkiyeliler Birliği İzmir Şubesi’nin katkıları ile “Başka Bir Kent Yaşamı Mümkün” sloganıyla düzenlenen Yerel Reform Buluşmaları’nın ikincisi, Ahmed Adnan Saygın Sanat Merkezi’nde (AASSM) yapıldı. “Merkezi İdare ve Yerel Yönetimler Yetki Paylaşımında İdari ve Mali Özerklik” temalı buluşmaya; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, eski Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Yerel Reform Girişimi Derneği Kurucu Başkanı Murat Karayalçın, İzmir Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Aziz Kocaoğlu ile ilçe belediye başkanları, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve yurttaşlar katıldı.
“Kayyumlarla antidemokratik dönemin zirvesini yaşıyoruz”
Programın açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, her geçen yılın belediyeleri idari ve mali özerklik konusunda ileriye değil geriye götürdüğünü belirterek, özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş ile birlikte gittikçe artan bir vesayetin belediyeler üzerinde hakimiyet kurduğuna dikkat çekti. Tugay, “Bu sistemde çeşitli kanun ve düzenlemeler gücü merkezi hükümetin daha fazla yetkisine vermeye başladı. Neredeyse bütün bakanlıklar, bu bakanlıklara bağlı kurumlar, kurullar, yerel yönetimlerin yetki alanlarına daha fazla müdahale etmeye başladı. Şu anda da bu çabalar sürüyor. Bu dönemde gittikçe daha kolay uygulanır hale gelen kayyum atamaları ile antidemokratik dönemin zirvesini yaşıyoruz. 31 Mart yerel seçimlerinde CHP’nin birinci parti olması, Türkiye’nin önemli büyükşehir, ilçe belediyelerini kazanmasının ardından CHP’nin özellikle halka doğrudan temas eden sosyal belediyecilik uygulamaları engellenmeye çalışılıyor, farklı baskı ve kısıtlama tekniklerini de yaşıyoruz” şeklinde konuştu.
“Hedefimiz başarılı yerel yönetim uygulamalarını hayata geçirmek”
Kentlerin gelişiminde katılımcı demokrasinin önemine değinen Başkan Tugay, “CHP’li belediyeler olarak katılımcı yerel demokrasi uygulamalarını geliştirmek için pek çok yol ve yöntemi deniyoruz. Sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ile iletişim içerisinde birlikte şehri yönetmek için çaba gösteriyoruz. Bir taraftan da toplumun yaşadığı ağır sosyo ekonomik duruma karşı toplumu koruyucu politikalar uygulamaya çalışıyoruz. İzmir 157 yıllık bir belediyecilik tarihine sahip. Bu topraklar ise yaklaşık 200 yıllık bir yerel yönetim deneyimine sahip. Bu süre içerisinde İzmir her zaman demokraside iddialı bir şehir oldu. Sosyo kültürel seviyesini her zaman yükseklerde tutmayı başarmış bir şehir oldu. Ama daha iyisini sağlayabileceğimizi biliyoruz. En önemli hedefimiz demokrasi bilincini artırmak, demokrasinin konfor konusu olmadığını, tam tersine zorunluluk olduğunu insanlarımıza doğru yollardan anlatmak ve onların katılımı ile başarılı yerel yönetim uygulamalarını gerçekleştirmek. CHP’li belediyeler olarak bizler sürekli bunun arayışı içerisindeyiz” dedi.
“Belediyelere daha fazla sorumluluk verilmeli”
Yerel yönetimler olarak idari ve mali açıdan daha özgür olmak istediklerini vurgulayan Başkan Tugay, konuşmasını şöyle tamamladı: “Mali açıdan belediyelerin kendi kaynaklarını kendi oluşturacak alanlara ihtiyacı olduğunu kesin bir şekilde söyleyebilirim. İdari açıdan da belediyelere daha fazla sorumluluk yüklenmesi gerektiğine inanıyorum. Bir hekim olarak söylüyorum. Sağlık hizmetinde belediyelerin daha fazla rolü olmalı. Merkezi hükümetin yürüttüğü sağlık sistemi, ben ve benim gibi düşünen pek çok hekimin gözünde ağır hatalarla dolu. İnsanlarımız eşit, adil sağlık hizmeti alamıyor. Özelikle koruyucu hekimlik, halk sağlığı alanında çok büyük sorunlar yaşanıyor. Yerel yönetimlere bu konuda daha fazla sorumluluk verilmesi kesinlikle toplumumuzun daha sağlıklı olmasını sağlayacak. Benzeri talebi birçok konu için de söyleyebilirim.”
“Kamu yönetiminin bir bütün olarak yeniden düzenlenmesi gerekiyor”
Yerel Reform Girişimi Derneği Kurucu Başkanı Murat Karayalçın da Yerel Reform Girişimi Derneği’ni 6 ay önce kurduklarını, amaçlarının yerel yönetimlerin bir reforma tabi tutulması, yeniden düzenlenmesi gibi konulara katkı sunmak olduğunu söyledi. Anayasanın 123. maddesinin Türkiye’de kamu yönetiminin merkezi yönetim ve yerel yönetimlerle bir bütün olduğunu söylediğini aktaran Karayalçın, “O bütünün birlikte reforma tutulması gerekiyor. Türkiye’de kamu yönetiminin bir bütün olarak gözden geçirilmesi ve yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Yerel Reform Girişimi Derneği olarak, Türkiye’de merkezi yönetimin yeniden düzenlenmesi konusunu sürekli Türkiye’nin gündeminde tutmak istiyoruz. İnsanlarımızın daha güzel bir gelecek yaşaması için bir gereklilik olduğunu görüyoruz” diye konuştu.
Yerel yönetimlerde idari ve mali özerklik talebi
Özerkliğin Türkiye’de yerel yönetimlerin temeli olduğunu da ifade eden Murat Karayalçın, şunları söyledi: “Özerk bir yönetim yoksa belediyelerin ve öteki yerel yönetim birimlerinin, merkezi idarenin bir şubesinden herhangi bir farkı olmayacak. Belediye ancak özerk ise belediyedir. Özerkliğe sahipse başı dik hemşehrilerine hizmet verecektir Aksi takdirde memurlaştırılmış bir yapının söz konusu olacağını düşünüyorum. Yerel yönetimlerin idari ve mali özerkliğinden yanayız. Tartışılmasını istediğimiz konu bu değil. Tartışılmasını istediğimiz konu bunun karşısında olan karanlık vesayet kurumudur. Vesayet kurumunun tartışılmasını istiyoruz” dedi.
“Yerel yönetimler güçlü olmalı”
Üniter devletin güçlü olması için yerel yönetimlerin güçlü olması gerektiğine dikkat çeken Karayalçın şunları söyledi:
“Anayasanın 123. Maddesi’ne göre merkezi yönetim ile yerel yönetim bir bütündür. Merkezi yönetim de belediye başkanlarımız da kamu yararı gözeterek çalışıyor. Her ikisi de kamu hizmeti üretiyor. Bir bütünün iki parçası ama Anayasanın 127. Maddesi bu ikisinin kamu yönetimin bütünlüğünü oluşturmasına karşın, merkezi yönetimin, yerel yönetimler üzerinde bir vesayet yetkisine sahip olduğunu, kamu hizmetinin bütünlüğünü sağlamak gerekçesiyle açıklıyor. Böyle bir şey olur mu? Genel olarak vesayet yetkisi siyasi iktidarlar tarafından bir tehdit aracı olarak kullanıldı. Sigorta primlerini ödemeyenlerin yalnızca yüzde 5’i CHP’li belediyeler ve infaz ediliyor. Geri kalanlara dokunulmuyor.”
“Türkiye yerel yönetimlere artık farklı biçimde bakmaya başlamalı”
Pandemi, deprem ve artan yoksulluk karşısına CHP’li belediyelerin parti ayrımı yapmadan başarılı bir sınav verdiğini söyleyen Karayalçın, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Kendilerini kutlamak gerekiyor. Yoksulluğun derinleştiği bu dönemde belediye başkanlarımız bana göre yine çok başarılı bir sınav veriyor. Türkiye’de yerel yönetimler adına önemli bir durum. Halkımız yerel yönetimlere artık farklı biçimde bakmaya başlamalı. Yerel Reform Girişimi Derneği olarak biz bu farklı bakışa katkıda bulunmak istiyoruz.”
Program, YRGD Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Nazlı Kayı’nın kolaylaştırıcılığında Prof. Dr Levent Köker, Bülent Baratalı ve Dr. Aydın Arı’nın katıldığı oturumla sona erdi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
“Yerel Reform Buluşmaları”nda mali ve idari özerklik vurgusu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>