?> ?> risk arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Thu, 16 Jan 2025 10:30:32 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png risk arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Allianz Risk Barometresi 2025: Küresel iş dünyası için en büyük risk siber olaylar, Türkiye’de ise doğal afetler https://kocaelibasin.com.tr/allianz-risk-barometresi-2025-kuresel-is-dunyasi-icin-en-buyuk-risk-siber-olaylar-turkiyede-ise-dogal-afetler/ Thu, 16 Jan 2025 10:30:31 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/allianz-risk-barometresi-2025-kuresel-is-dunyasi-icin-en-buyuk-risk-siber-olaylar-turkiyede-ise-dogal-afetler/  Türkiye’de ise ilk kez doğal afetler birinci sıraya yükselirken, makroekonomik gelişmeler ikinci sırada yer aldı.

Allianz Risk Barometresi 2025: Küresel iş dünyası için en büyük risk siber olaylar, Türkiye’de ise doğal afetler yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
 Türkiye’de ise ilk kez doğal afetler birinci sıraya yükselirken, makroekonomik gelişmeler ikinci sırada yer aldı. Üçüncü sırada ise listeye yeni giren yangın ve patlama riski bulunuyor.

 

Allianz Commercial tarafından gerçekleştirilen yıllık küresel iş dünyası riskleri araştırması Allianz Risk Barometresi’nin 14’üncüsü yayımlandı. 106 ülke ve bölgede, 24 farklı sektörden 3 bin 778 risk yönetimi uzmanının görüşleriyle hazırlanan Allianz Risk Barometresi’ne göre, 2025 yılında küresel çapta şirketler için en büyük risk, geçen yıl olduğu gibi yine fidye yazılım saldırıları, veri ihlalleri ve BT kesintileri gibi siber olaylar oldu. Oyların yüzde 38’ini alan siber olayların ardından ikinci sırada, yüzde 31 ile iş kesintisi geldi. 

 

İklim değişikliği, piyasa dalgalanmaları, rekabet gibi pazar gelişmeleri, yeni teknolojiler, kritik altyapı kesintileri ve iflas, barometrede önceki yıla göre en fazla artış gösteren riskler oldu. İki basamak birden yükselen iklim değişikliği yüzde 19 ile yedinci sıradan beşinci sıraya çıkarken, piyasa dalgalanmaları, rekabet gibi pazar gelişmeleri yüzde 14 ile dokuzuncu sıradan sekizinci sıraya, yeni teknolojiler ise yüzde 10 ile 12’nci sıradan 10’uncu sıraya çıktı.

 

Türkiye’de en büyük risk doğal afetler

Türkiye’de ise geçtiğimiz yıl üçüncü sırada yer alan doğal afetler, bu yıl yüzde 54 oranıyla en önemli risk olarak gösterildi. Geçtiğimiz yıl en önemli risk olarak değerlendirilen makroekonomik gelişmeler bu yıl yüzde 50 ile ikinci sıraya düştü. Bu yıl yangın ve patlama riski ilk kez listeye girerek yüzde 31 ile üçüncü sırada yer aldı. Geçen yıl üçüncü sırada yer alan siyasi risk ve şiddet ise bu yıl dördüncü sıradan listeye girdi. Kritik altyapı kesintileri bu yıl listeye yeni giren risk faktörlerinden biri oldu. Güç kesintisi ya da köprü ve demiryollarındaki arıza gibi riskleri içeren kritik altyapı kesintileri, yüzde 8 oranıyla dokuzuncu sırada yer aldı.

 

“Hedefimiz doğal afetlerin tehlikelerine karşı toplumsal risk farkındalığını artırmak”

Allianz Risk Barometresi 2025’i değerlendiren Allianz Türkiye CEO’su Tolga Gürkan, çok hızlı bir şekilde hayatımızın merkezine oturan dijitalleşme ile birlikte artan siber olayların, küresel çapta en büyük risk faktörü olarak karşımıza çıktığını dile getirirken, kötü niyetli yazılımlar, veri ihlalleri ve kimlik avı saldırıları gibi tehditleri kapsayan siber olayların, son dört yıldır üst üste en önemli risk olarak görüldüğüne dikkat çekti. Gürkan sözlerine şöyle devam etti: “Bu sonuçtan yola çıkarak pandeminin, dijitalleşmeyi hızlandıran bir dönüm noktası olarak hayatımıza etkisinin ne denli büyük olduğunu söyleyebiliriz. Pandemiyle birlikte dünya olarak risk algımız arttı. Bunun yansımasını Türkiye’de doğal afetlerin en büyük risk olarak birinci sıraya yerleşmesinden de görüyoruz. Ülkemizde risk barometresinde doğal afetlerin birinci sıraya yükselmesi, iş dünyasında afetlerin fiziksel, operasyonel ve finansal risklerine karşı farkındalığın arttığına işaret ediyor. Ülkemizi derinden sarsan Kahramanmaraş depremlerinin üzerinden henüz iki yıl geçmişken, her an karşı karşıya olduğumuz bu riskin ilk sırada yer alması toplumsal olarak farkındalığımızın arttığına işaret ediyor. Ayrıca ülkemizde iş kesintisi riskinin yedinci sıradan beşinci sıraya yükselmesi de dikkat çekici. Çünkü yaşadığımız deprem felaketlerinde yapısal ve yapısal olmayan hasarların, maddi kayıpların yanında oldukça uzun bir dönemi kapsayacak iş kesintileri yaşanmasına da neden olduğunu hep birlikte deneyimledik” dedi.

 

“Allianz Teknik ile toplumumuzun güvenli bir geleceğe adım atmasına yardımcı oluyoruz”

Ülke olarak karşı karşıya olduğumuz kritik riskler için atılabilecek en önemli adımın risk meydana gelmeden önlem almak olduğunu söyleyen Gürkan, “Allianz Türkiye olarak bu farkındalığı artırmak için sürdürülebilir değer yaratma modeliyle hayata geçirdiğimiz en önemli yatırımlardan biri de Allianz Teknik… Türkiye’nin modern ekipmanlarla donatılmış, yangın ve deprem testlerini tek bir merkezde toplayan ilk ve tek akredite laboratuvarı olan Allianz Teknik çatısı altında yaptığımız testler, verdiğimiz eğitimler ve sunduğumuz danışmanlık hizmetleriyle, sadece paydaşlarımızın değil, toplumun her kesiminin güvenli bir geleceğe adım atmasına yardımcı oluyoruz. Allianz Teknik’te verdiğimiz çevre ve iklim değişikliği hizmetleriyle de başta KOBİ’ler olmak üzere yeşil dönüşüm yolculuğundaki işletmelere ihtiyaç duydukları desteği vermeye devam ediyoruz” dedi.

DÜNYADA İLK 10 RİSK SIRALAMASI:

 

1) Siber olaylar %38

2) İş kesintisi %31

3) Doğal afetler %29

4) Mevzuat ve yönetmeliklerdeki değişiklikler %25

5) İklim değişikliği %19

6) Yangın ve patlama %17

7) Makroekonomik gelişmeler %15

8) Pazar gelişmeleri %14

9) Siyasi riskler ve şiddet %14

10) Yeni teknolojiler %10

 

TÜRKİYE’DE İLK 10 RİSK SIRALAMASI:

 

1) Doğal afetler %54

2) Makroekonomik gelişmeler %50

3) Yangın, patlama %31

4) Siyasi riskler ve şiddet %23

5) İş kesintisi %19

6) Mevzuat ve yönetmeliklerdeki değişiklikler %19

7) Siber olaylar %15

8) İklim değişikliği %12

9) Kritik altyapı kesintisi %8

10) Enerji krizi %8

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Allianz Risk Barometresi 2025: Küresel iş dünyası için en büyük risk siber olaylar, Türkiye’de ise doğal afetler yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kalpte Aritmiye Yol Açan 8 Risk Faktörü https://kocaelibasin.com.tr/kalpte-aritmiye-yol-acan-8-risk-faktoru/ Tue, 14 Jan 2025 22:20:04 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/kalpte-aritmiye-yol-acan-8-risk-faktoru/ Aritmiler genel olarak düzensiz veya farklı kalp atımları olarak tanımlanır ve normal kalp atımını sağlayan elektrik ileti sistemi bozukluklarında meydana gelir.

Kalpte Aritmiye Yol Açan 8 Risk Faktörü yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Aritmiler genel olarak düzensiz veya farklı kalp atımları olarak tanımlanır ve normal kalp atımını sağlayan elektrik ileti sistemi bozukluklarında meydana gelir.Kalp çok hızlı veya çok yavaş atabilir ya da kalp atışları düzensiz olabilir. Aritmi farklı atım, hızlı atım, yavaş atım şeklinde hissedilebilir. Genellikle aritmilerin birçoğu zararsızdır ancak bazıları yaşamı tehdit eden durumlara neden olabilir. Bu sebeple kalp atışlarında yaşam tarzını etkileyen farklılıklar olduğunu düşünenlerin zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmaları önemlidir. Memorial Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uz. Nuri Cömert, aritmiler ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Stres aritmiye neden olabilir

Sağlıklı erişkinlerde kalp dakikada 60-100 kez atar ve bu vuruşlar belirli bir düzen içinde gerçekleşir. Kişinin normalde kendi kalp vuruşlarını rahatsız edici bir şekilde hissetmesine “aritmi” denir. Örneğin koşarken, merdiven çıkarken, heyecanlandığımızda ya da duygusal stres altındayken kalp atışımızdaki hızlanmayı normal bir şekilde fark ederiz. Ancak kişi hiçbir neden yokken kalp atışlarında bir farklılık hissediyorsa, bu durum kalpte ritim bozukluğu olduğu anlamına gelebilir. 

Aritmiye yol açan risk faktörleri şunlardır;

  1. Koroner arter hastalığı, kalp kapak hastalıkları, geçirilmiş kalp damar veya kapak operasyonları sonrası
  2. Yüksek tansiyon
  3. Doğumsal kalp hastalıkları(kalp delikleri, kapak problemleri)
  4. Tiroid bezi hastalıkları
  5. Obstrüktif uyku apnesi
  6. Böbrek fonksiyon bozukluğu (Elektrolit dengesizliği)
  7. Bazı ilaçlar ve takviyeler
  8. Kafein, nikotin veya uyuşturucu benzeri madde tüketimi

Kalpteki yavaşlamalar ileti sisteminde blok göstergesi olabilir ve bunun tedavisi bloğun seviyesine bağlı olarak çoğu kez ilaç tedavisi ve takip ile tedavi edilirken, ileri derecede kalp bloklarında kalıcı kalp pili tedavisi uygulanabilir. Kalp ritminin normal olmayan bir şekilde aniden hızlanması ve kişide bayıla yazma olması durumunda aritmiye neden olan uygunsuz uyarı odakları “radyofrekans ablasyonu” uygulanarak yok edilebilir. 

Bu belirtilere dikkat!

Aritmiler kimi zaman herhangi bir belirtiye neden olmayabilir. Düzensiz kalp atışları başka bir nedenler muayeneye giden kişilerde tesadüfen de saptanabilir.

Aritminin belirtileri şunları içerebilir;

  • Farklı atım hissi
  • Hızlı kalp atışı (Taşikardi)
  • Yavaş kalp atışı (Bradikardi)
  • Göğüs ağrısı
  • Nefes darlığı

Ayrıca şu belirtiler de eşlik edebilir;

  • Kaygı
  • Aşırı yorgun hissetme
  • Baş dönmesi veya sersemlik hissi
  • Terleme
  • Bayılma, bayıla yazma

Kişi kalbinde bu tür değişiklikler hissettiği anda hemen en yakın sağlık kuruluşuna giderek kalp elektrosu (EKG) çektirmelidir. Bu sayede çarpıntı anında çekilen EKG ile aritminin türü belirlenebilir ve en uygun tedavi yöntemi seçilebilir. Ancak çarpıntı sırasında EKG çekilemediyse, belirli bir zaman dilimindeki kalp ritmini kaydeden ritim holter tetkiki ile aritmi araştırması yapılır. 

 Bazı ilaçlar aritmiye neden olabilir

Astım ve soğuk algınlığı tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, aşırı çay, kahve tüketimi ve stres aritmiye yatkınlığı olan bireylerde tetikleyici etki gösterebilir. Ailesinde ani ölüm öyküsü olan kişilerde aritmi açısından taramaya girmelidirler. İleri dönem kalp yetmezliği ve kalp damar hastalıkları ile birlikte seyreden aritmiler daha ciddi sonuçlara yol açabilir. 

Aritmiden farklı tedavi seçenekleriyle kurtulabilirsiniz

Aritmi tedavisi; ritim probleminin ciddiyetine göre ilaç tedavisi, kalp pili takılması veya ablasyon yapılması gibi tedavi yöntemlerini içerir. Tedavinin hedefi yaşam kalitesini artırmak, hayati riskleri ortadan kaldırmaktır. Kalp sağlığına uygun bir yaşam tarzı, diyet ve düzenli yürüyüşler aritmileri tetikleyebilen sebepleri önlemede faydalı olabilir. İlaç tedavisi ile başarılı olunamayan ve genelde kalp kulakçık ve karıncıklarından kaynaklanabilen aritmiler de “radyo frekans yöntemiyle, aritmiye neden olan odak dondurularak veya yakılarak yok edilebilir. Bu yöntemin başarı oranı ritim probleminin türüne göre  %70’den %99’lara kadar değişmektedir. Özetle, doğru ve bütünleyici bir yaklaşımla aritmiler tespit edilerek tedavileri başarı ile yapılabilmektedir.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kalpte Aritmiye Yol Açan 8 Risk Faktörü yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Masa başı çalışanlarda risk daha fazla! https://kocaelibasin.com.tr/masa-basi-calisanlarda-risk-daha-fazla/ Thu, 26 Dec 2024 10:30:10 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/masa-basi-calisanlarda-risk-daha-fazla/ Boyun düzleşmesinin, başlangıçta hafif semptomlarla kendini gösterebileceğine dikkat çeken Op.

Masa başı çalışanlarda risk daha fazla! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Boyun düzleşmesinin, başlangıçta hafif semptomlarla kendini gösterebileceğine dikkat çeken Op. Dr. İdris Avcı, “Boyun düzleşmesi olan kişilerde boyun ve üst sırt bölgesinde ağrı yaygındır. Bu ağrı, genellikle uzun süreli oturma veya yanlış duruş sonrası artar.” dedi. Op. Dr. İdris Avcı ayrıca boyun düzleşmesini önlemek için önerilerde bulundu.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahı Op. Dr. İdris Avcı, özellikle masa başı çalışanlar için risk oluşturan boyun düzleşmesi hakkında bilgi verdi.

Öne doğru eğilerek çalışmak boyun bölgesinde aşırı baskıya yol açıyor!

Boyun düzleşmesinin, boyun omurgasının doğal eğriliğinin kaybolması sonucu omurların düz bir hatta yer alması olduğunu dile getiren Op. Dr. İdris Avcı, “Bu durum, boyun kaslarında gerginlik, ağrı ve omurga sağlığına olumsuz etkiler yaratır.” dedi.

Özellikle masa başı işlerde çalışan bireylerde bu durumun sıkça görüldüğünün altını çizen Op. Dr. İdris Avcı, “Uzun süre öne doğru eğilerek çalışmak veya bilgisayar ekranına uzun süre bakmak, boyun bölgesinde aşırı baskıya yol açar. Bu durum, boyun omurlarının doğal eğrisinin kaybolmasına neden olabilir. Fiziksel aktivite eksikliği, boyun kaslarının güçsüzleşmesine ve omurganın destek yapılarının zayıflamasına yol açar. Masa başı çalışanlar, aynı pozisyonda uzun süre kaldıklarında boyun kaslarında gerginlik artar. Bu, zamanla boyun omurlarının düzleşmesine neden olabilir. Mobil cihazlara uzun süre öne eğilerek bakmak, boyun düzleşmesi riskini artırır. Boyun, aşağıya doğru sürekli büküldüğünde omurga üzerinde ekstra yük oluşur. Bu faktörler, boyun omurlarının yanlış pozisyonlarda kalmasına neden olarak boyun düzleşmesi riskini artırır.” açıklamasını yaptı.

Boyun ve üst sırt bölgesindeki ağrı yaygın bir belirti

Boyun düzleşmesinin, başlangıçta hafif semptomlarla kendini gösterebileceğine dikkat çeken Op. Dr. İdris Avcı, boyun düzleşmesi belirtilerini şöyle açıkladı:

“Boyun düzleşmesi olan kişilerde boyun ve üst sırt bölgesinde ağrı yaygındır. Bu ağrı, genellikle uzun süreli oturma veya yanlış duruş sonrası artar. Boyundaki kasların gerginliği başa kadar yayılabilir ve kronik baş ağrısına neden olabilir. Boyun hareketlerinde sertlik ve sınırlı hareket kabiliyeti yaşanabilir. Özellikle boynu sağa-sola veya öne-arkaya çevirmekte zorlanma gözlenir. Sinir sıkışması durumunda kollarda veya ellerde uyuşma ve karıncalanma meydana gelebilir.”

Op. Dr. İdris Avcı ayrıca boyun düzleşmesinin, doktor muayenesi ve görüntüleme yöntemleriyle teşhis edildiğini aktardı.

Düzenli egzersizlerle boyun düzleşmesi önlenebilir!

Boyun düzleşmesinin düzenli egzersizlerle önlenebileceğini ve hafifletilebileceğini ifade eden Op. Dr. İdris Avcı, “Boyun ve sırt kaslarını güçlendirmek, omurgaya binen yükü azaltır ve doğal eğriliği destekler. Özellikle çene çekme, omuz sıkıştırma, boyun esnetme, döngüsel baş hareketleri ve kobra pozisyonu gibi egzersiz yöntemleri düzenli olarak uygulandığında boyun kaslarını güçlendirir, omurga sağlığını korur ve boyun düzleşmesini önler. Ancak egzersizlere başlamadan önce bir doktora danışmak, doğru bir egzersiz programı oluşturmak açısından önemlidir.” şeklinde konuştu.

Kısa molalar verilmeli, esneme hareketleri yapılmalı

Masa başında çalışanların boyun düzleşmesini önlemek için günlük yaşamlarında bazı alışkanlıkları kazanmalarının önemli olduğunu vurgulayan Op. Dr. İdris Avcı, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bilgisayar ekranı göz hizasında ve kol mesafesinde olmalı. Sandalye yüksekliği ve masa düzeni ayarlanarak omurganın doğal duruşu korunmalı. Uzun süre aynı pozisyonda kalmamak için her 30-40 dakikada bir kısa molalar verilmeli. Bu molalarda boyun ve sırt kaslarını esneten hafif hareketler yapılabilir. Telefon veya tablet kullanırken başın öne eğilmesi yerine, cihaz göz hizasında tutulmalı. Sandalyede bel desteği sağlanarak dik oturulmalı ve çene hafifçe geri çekilerek başın doğru pozisyonda tutulmasına özen gösterilmeli. 

Bu basit önlemler, boyun kaslarının aşırı gerginliğini önleyerek omurga sağlığını korur.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Masa başı çalışanlarda risk daha fazla! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kansere Yol Açan 10 Risk Faktörüne Dikkat! https://kocaelibasin.com.tr/kansere-yol-acan-10-risk-faktorune-dikkat/ Wed, 18 Dec 2024 10:20:05 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/kansere-yol-acan-10-risk-faktorune-dikkat/ İnsan vücudu milyarlarca hücreden oluşuyor.

Kansere Yol Açan 10 Risk Faktörüne Dikkat! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İnsan vücudu milyarlarca hücreden oluşuyor. Sağlıklı bir vücutta hücreler yavaş ve düzenli bir şekilde yenilenirken, kanser, bu hücrelerin anormal ve kontrolsüz bir şekilde büyümesiyle ortaya çıkan hastalıklar olarak biliniyor. Hücrelerin bu kontrolsüz büyümesi, tümör adı verilen bir yumru veya kitlenin oluşmasına neden olabiliyor. Kanserin yaşam kalitesi ve süresini olumsuz etkilememesi için her geçen gün bilimsel çalışmalar yapılıyor ve yeni yöntemlerle hasta konforu artırılıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Hakan Harputluoğlu, kanserden korunma yolları ile önemli ilgili bilgi verdi. 

Kansere zemin hazırlayan 10 risk faktörü

Kanserle mücadelede aktif rol üstlenen birçok kuruluşun ve bilim insanlarının gerçekleştirdiği araştırmalardan elde edilen bulgulara göre, kanserin gelişmesinde çeşitli faktörler vardır. Bunlar aşağıdaki şekilde sıralanabilir;

  1. Sigara ve tütün kullanımı       
  2. Alkol
  3. Fiziksel aktivite eksikliği         
  4. Beslenme alışkanlıkları veya kilo kontrolsüzlüğü
  5. Aile geçmişi ve genetiği         
  6. Kronik iltihap
  7. Hormonlar       
  8. İmmünosupresyon (Bağışıklık sistemi bozukluğu)
  9. Yaş     
  10. Çevresel faktörlere maruziyet (radyasyon, güneş ışınları, kimyasal faktörler, virüs veya enfeksiyonlar)

Kanser çevresel faktörlerin tetiklemesiyle gelişebilecek bir hastalık olmasının yanı sıra kalıtsal olarak da aktarılmaktadır. Özellikle birinci dereceden yakınlarının medikal öykülerinde bu hastalıkla ilgili bir geçmiş varsa, kişinin hastalığa yakalanma ihtimalinin diğerlerine kıyasla yüksek olduğu anlamına gelmektedir.  Kansere yakalanmamak için yapılması gereken, diğer risk faktörlerini en aza indirgemektedir. 

Alkol sigara gibi zararlı ürünlerin tüketilmemesi, düzenli spor alışkanlığı, dengeli ve sağlıklı beslenme gibi hususlarda dikkat edilmesi, hem kansere yakalanma oranının azaltılmasına hem de yaşam kalitesinin artmasına olanak sağlamaktadır.  

Ayrıca çevresel faktörlerin etkileri de kanser üzerinde etkili olmaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bilgisayar, akıllı telefonlar, tabletler vb. cihazlar ile gün içerisinde çok fazla etkileşim kurulmaktadır. Bu doğal olarak radyasyon maruziyetini, buna bağımlı olarak da kansere yakalanma oranını artırmaktadır. Yine aynı şekilde insanoğlunun ekosisteme verdiği zarar kendilerine kanser başta olmak üzere birçok hastalığın etkeni olarak geri dönmektedir. Basit bir örnek verecek olunursa, ozon tabakasının delinmesi zararlı güneş ışınları ile maruziyete neden olmuştur.  Kısacası, kansere yakalanmamak için kalıtımımızı değiştirmek şuan ki şartlarda mümkün değildir. Fakat yaşam kalitemizi artıracak faaliyetlerde bulunmamız, kendimize dikkat etmemizin yanı sıra ekosisteme zararı en aza indirgememiz bu hastalığa yakalanma oranının düşmesini sağlayacaktır.

Teknoloji gelişiyor, tedavi yöntemleri değişiyor

Kanserle tedavide en geleneksel ve yaygın olarak kullanılan 3 ana yöntem mevcuttur. Bunlar cerrahi yöntem, kemoterapi/immunoterapi ve radyoterapi olarak sıralanmaktadır. Cerrahi yöntemde ana amaç tümörlü bölgenin ameliyat ile temizlenmesidir. Kemoterapi veya immünoterapide ise hastalığın seyrine göre tedavi planı yapılarak hastaya belirli dozlarda ilaç verilir. Cerrahi yöntemin uygulanmasından sonra yine hastalığın seyrine göre kemoterapi/ immünoterapi ve radyoterapi uygulanmasına gerek kalmazken, bazı durumlarda bu tedavi yöntemlerinin kombine bir şekilde kullanılması gerekebilmektedir. Kanser tedavisi konusunda bilim insanları tarafından farklı tedavi stratejileri geliştirilmeye devam etmektedir. Bunlar akıllı ilaçların geliştirilmesi, dokuya/hedefe yönelik ilaç taşıyıcı sistemlerin geliştirilmesi, yeni nesil ilaç formülasyonlarının geliştirilmesi, hormon tedavi uygulamaları olarak sıralanabilir.  Ayrıca son yıllarda nanoteknoloji alanında, kanser tedavisi üzerinde önemli gelişmeler yaşanmaktadır.

Kişiye özel tedavi yöntemi yaklaşımları uygulanıyor

Her hastanın uygulanan tedavi yöntemine, aynı şekilde yanıt vermesi mümkün değildir. Ancak araştırma sonuçları genele göre belirlenmektedir. Örneğin mesane kanseri için incelenen bir araştırmada, yeni nesil ilacın uygulandığı hasta grubunun sağ kalım oranının, diğer gruba kıyasla yaklaşık 2 kat arttığı gözlenmiştir. Başka bir çalışmada safra yolu kanseri üzerine etkili olduğu düşünülen bir ilaç araştırılmıştır. Safra yolu kanserinin standart tedavisinde bulunan kemoterapi ilaçlarıyla birlikte bir çalışma ilacı da eklenmiş ve iki ayrı kol oluşturulmuş, hastalar bu çalışma kollarına rastgele atanarak, ilaç etkinliği araştırılmıştır. Sağ kalım oranları incelendiğinde çalışma ilacında sağ kalım 12.7 ay iken, kontrol grubunda bu oran 10.9 ay olarak belirlenmiştir. Böylelikle her hastada kişiye özel olarak uygulanan ve geliştirilen yeni nesil ilaçlar kanserle mücadelede ve hastaların sağ kalım oranlarında büyük bir pozitif etki göstermiştir.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kansere Yol Açan 10 Risk Faktörüne Dikkat! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kaspersky, 2025 yılına yönelik potansiyel BT kesintisi ve tedarik zinciri risk senaryolarını inceliyor https://kocaelibasin.com.tr/kaspersky-2025-yilina-yonelik-potansiyel-bt-kesintisi-ve-tedarik-zinciri-risk-senaryolarini-inceliyor/ Tue, 17 Dec 2024 08:40:13 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/kaspersky-2025-yilina-yonelik-potansiyel-bt-kesintisi-ve-tedarik-zinciri-risk-senaryolarini-inceliyor/ Kaspersky'nin yıllık “Güvenlik Bülteni” kapsamında, şirketin uzmanları geçtiğimiz yıl yaşanan önemli tedarik zinciri saldırılarını ve BT kesintilerini analiz etti.

Kaspersky, 2025 yılına yönelik potansiyel BT kesintisi ve tedarik zinciri risk senaryolarını inceliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kaspersky’nin yıllık “Güvenlik Bülteni” kapsamında, şirketin uzmanları geçtiğimiz yıl yaşanan önemli tedarik zinciri saldırılarını ve BT kesintilerini analiz etti. Ayrıca, gelecekteki potansiyel risk senaryolarını araştırarak her ölçekteki işletmenin siber güvenliğini artırmasına ve dayanıklılık oluşturmasına yardımcı olmayı amaçladı. Bu sayede, 2025’te ortaya çıkabilecek tehditlere hazırlık yapmaları için önemli içgörüler sundu.

 

2024 yılında, tedarik zinciri saldırıları ve BT kesintileri, öne çıkan siber güvenlik endişeleri olarak belirdi ve neredeyse hiçbir altyapının riskten tamamen muaf olmadığını gösterdi. Hatalı bir CrowdStrike güncellemesi milyonlarca sistemi etkiledi; XZ arka kapısı ve Polyfill.io tedarik zinciri saldırısı gibi sofistike olaylar, yaygın olarak kullanılan araçlarda bulunan riskleri gözler önüne serdi. Bu ve diğer dikkat çekici vakalar, küresel tedarik zincirlerini ve altyapıyı korumak için titiz güvenlik önlemlerinin, sağlam yama ve güncelleme yönetiminin ve proaktif savunmaların gerekliliğini vurguluyor.

 

Kaspersky Güvenlik Bülteni, “Yılın Hikayesi” kapsamında, 2024’te yaşanan olayları değerlendirirken, olası gelecekteki senaryoları ve bu senaryoların potansiyel sonuçlarını şu şekilde ele alıyor:

 

Peki ya büyük bir yapay zeka sağlayıcısı bir kesinti ya da veri ihlali yaşarsa? İşletmeler, OpenAI, Meta, Anthropic gibi sağlayıcıların modellerine giderek daha fazla güveniyor. Ancak, bu entegrasyonların sunduğu mükemmel kullanıcı deneyimine rağmen, önemli siber riskler de beraberinde geliyor. Tek bir yapay zeka sağlayıcısına veya sınırlı sayıda hizmet sağlayıcısına olan bağımlılık, yoğunlaşmış arıza noktaları yaratıyor. Büyük bir yapay zeka şirketinin kritik bir kesinti yaşaması, onlara bağlı olan onlarca, hatta binlerce hizmeti önemli ölçüde etkileyebiliyor.

 

Ayrıca, büyük bir yapay zeka sağlayıcısında meydana gelebilecek bir olay, bu sistemlerin büyük miktarda hassas bilgi depolaması nedeniyle en ciddi veri sızıntılarından birine yol açabilir.

 

Peki ya cihaz içi yapay zeka araçları istismar edilirse? Yapay zekanın günlük cihazlara daha fazla entegre olmasıyla, bir saldırı vektörü haline gelme riski önemli ölçüde artıyor. Örneğin, Kaspersky’nin geçen yıl ortaya çıkardığı Operation Triangulation kampanyası, saldırganların sıfırıncı gün güvenlik açıklarını kullanarak sistem yazılımı ve donanımını istismar edip gelişmiş casus yazılımlar yükleyerek cihaz bütünlüğünü nasıl tehlikeye atabildiklerini gösterdi. Apple Intelligence gibi belirli platformlar da dahil olmak üzere, yapay zekayı çalıştıran nöral işlem birimlerinde olası yazılım veya donanım destekli güvenlik açıkları, keşfedildiği takdirde, bu tür saldırıların kapsamını ve etkisini önemli ölçüde artırabiliyor. Bu tür zayıflıkların istismarı, yapay zeka yeteneklerini kullanarak saldırıların ölçeğini ve etkisini ciddi şekilde büyütebilir.

 

Kaspersky’nin Operation Triangulation araştırması, şirket tarafından raporlanan türünün ilk örneği bir vakayı da ortaya çıkardı: cihaz üzerindeki makine öğrenimi araçlarının veri çıkarımı amacıyla kötüye kullanılması. Bu durum, kullanıcı deneyimini geliştirmek için tasarlanan özelliklerin, gelişmiş tehdit aktörleri tarafından halihazırda silah haline getirildiğini gösteriyor.

 

Peki ya tehdit aktörleri uydu bağlantısını kesintiye uğratırsa? Uzay endüstrisi bir süredir çeşitli siber saldırılarla karşı karşıya kalsa da, tehdit aktörlerinin yeni hedefi, küresel bağlantı zincirinin önemli bir unsuru olarak uydu internet sağlayıcıları olabilir. Uydu interneti, diğer sistemler devre dışı kaldığında geçici iletişim bağlantıları sağlayabilir; havayolları, gemiler ve diğer platformlar, yolculara bağlantı sunmak için bu hizmete güvenebilir. Ayrıca, güvenli iletişim hizmetlerini mümkün kılmak için de kullanılabilir.

 

Bu durum siber riskler doğuruyor: önde gelen veya baskın bir uydu sağlayıcısına yönelik hedefli bir siber saldırı ya da hatalı bir güncelleme, internet kesintilerine ve olası iletişim kopukluklarına neden olabilir ve bireyleri ile organizasyonları ciddi şekilde etkileyebiliyor.

 

Peki ya internete yönelik büyük fiziksel tehditler gerçekleşirse? Bağlantı konusuna devam edecek olursak, internet fiziksel tehditlere karşı da savunmasız. Küresel verilerin %95’i deniz altı kabloları üzerinden iletilirken, farklı ağların veri trafiğini değiştirdiği fiziksel lokasyonlar olan yaklaşık 1.500 İnternet Değişim Noktası (IXP) bulunuyor. Bu noktaların birçoğu veri merkezlerinde yer alıyor.

Bu zincirin sadece birkaç kritik bileşenine – örneğin ana kablolar veya IXPlere – yönelik bir kesinti, geri kalan altyapıyı aşırı yükleyebilir ve potansiyel olarak geniş çaplı kesintilere yol açarak küresel bağlantıyı önemli ölçüde etkileyebilir.

Peki ya Windows ve Linux çekirdeklerinde ciddi güvenlik açıkları istismar edilirse? Bu işletim sistemleri, dünya çapındaki birçok kritik varlığı – sunucular, üretim ekipmanları, lojistik sistemleri, IoT cihazları ve diğerlerini – çalıştırıyor. Bu sistemlerdeki uzaktan istismar edilebilen bir çekirdek güvenlik açığı, dünya genelindeki sayısız cihazı ve ağı potansiyel saldırılara maruz bırakabilir, küresel tedarik zincirlerinin büyük kesintilere uğrayabileceği yüksek riskli bir durum yaratabilir. 

 

Kaspersky Global Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT) Direktörü Igor Kuznetsov, “Tedarik zinciri riskleri göz korkutucu görünebilir, ancak farkındalık, önlemenin ilk adımıdır. Güncellemeleri titizlikle test ederek, yapay zeka destekli anomali tespiti kullanarak ve sağlayıcıları çeşitlendirerek tek bir arıza noktasını azaltabiliriz. Zayıf unsurları ortadan kaldırabilir ve dayanıklılık inşa edebiliriz. Ayrıca, personel arasında sorumluluk kültürü oluşturmak da hayati önem taşıyor, çünkü insan dikkati güvenliğin temel taşıdır. Birlikte, bu önlemler tedarik zincirlerini koruyarak daha güvenli bir gelecek sağlayabilir.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kaspersky, 2025 yılına yönelik potansiyel BT kesintisi ve tedarik zinciri risk senaryolarını inceliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
DEÜ’lü uzman uyardı: Kronik hastalar ve yaşlılar daha fazla risk altında! https://kocaelibasin.com.tr/deulu-uzman-uyardi-kronik-hastalar-ve-yaslilar-daha-fazla-risk-altinda/ Thu, 12 Dec 2024 09:40:15 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/deulu-uzman-uyardi-kronik-hastalar-ve-yaslilar-daha-fazla-risk-altinda/ Soğukların artması ve kış mevsiminin etkisini göstermeye başlamasıyla birlikte solunum yolu enfeksiyonlarında ciddi bir artış gözlemleniyor.

DEÜ’lü uzman uyardı: Kronik hastalar ve yaşlılar daha fazla risk altında! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Soğukların artması ve kış mevsiminin etkisini göstermeye başlamasıyla birlikte solunum yolu enfeksiyonlarında ciddi bir artış gözlemleniyor. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Muammer Çelik, özellikle kronik hastalar ve 65 yaş üstü bireyler için bu dönemin daha zorlu geçebileceği konusunda uyardı. Dr. Çelik, sağlığı korumak için basit ama etkili önlemlerin önemine dikkat çekerek, “Bu kış hem kendi sağlığınızı hem de çevrenizdekilerin sağlığını korumak için basit ama etkili önlemler alabilir ve hastalıkların önüne geçebilirsiniz” dedi.

 

Soğukların artması ve kış mevsiminin etkisini göstermeye başlamasıyla birlikte artan enfeksiyonel hastalıklara ilişkin açıklamalarda bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Muammer Çelik, bu dönemin kronik hastalar ve 65 yaş üstü bireyler için daha zorlayıcı olabileceği konusunda uyardı. Sıcaklıkların düşmesiyle birlikte, özellikle grip ve COVID-19 gibi solunum yolu virüslerinin neden olduğu enfeksiyon hastalıklarının sıklığında belirgin bir artış gözlemlendiğini kaydeden Dr. Çelik, bu artışın temel nedenleri arasında kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesi ve doğal bağışıklık sisteminin zayıflamasının yer aldığını belirtti.

 

“HASTANE YATIŞINA SEBEP OLABİLİR”

Solunum yolu virüslerinin nezle gibi hafif seyreden soğuk algınlığından, zatürre gibi solunum yetmezliğine yol açabilen ciddi tablolara kadar geniş bir klinik periyotta çeşitli hastalıklara neden olabileceğine dikkat çeken Dr. Çelik, “Bu durum, kişinin yaşam kalitesinde bozulmaya, işe devamsızlığa, sağlık kuruluşlarına başvuruya ve hatta hastaneye yatışa neden olabilir. Özellikle küçük çocuklar, hamileler, diyabet, hipertansiyon, kalp hastalığı ve KOAH gibi kronik hastalıkları olanlar, sigara kullanan bireyler, bağışıklığı zayıf kişiler ve geriatrik hastalar için bu hastalıklar daha ağır seyredebileceği gibi çok daha ciddi sonuçlara yol açabilir” bilgisini paylaştı.

 

“VAKİT KAYBETMEDEN HASTANEYE GİDİLMELİ”

Dr. Çelik, solunum yolu enfeksiyonlarının en sık görülen belirtisinin halk arasında nezle olarak bilinen soğuk algınlığı olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Bu durumda genellikle burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve boğaz ağrısı gibi hafif semptomlar görülür ve hastalık genellikle 3-5 gün içinde kendiliğinden iyileşir. Gribal enfeksiyonlarda ise burun akıntısı ve boğaz ağrısına ek olarak; yüksek ateş, kas-eklem ağrıları ve halsizlik gibi daha belirgin belirtiler görülür. Risk gruplarında, solunum yolu virüslerine bağlı ya da bakteriyel enfeksiyonlar sonucu zatürre gelişebilir. Bu durumda uzun süreli yüksek ateş, şiddetli öksürük, balgam, nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi belirtiler ortaya çıkar. Böyle durumlarda vakit kaybetmeden bir hastaneye gidilmesi ya da en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması hayati önem taşır.”

 

GEREKSİZ ANTİBİYOTİK KULLANIMINA DİKKAT

Kış aylarında görülen enfeksiyonların çoğunun virüs kaynaklı olduğunu belirten Dr. Çelik, gereksiz antibiyotik kullanımı konusunda uyarıda bulundu: “Bu tarz hastalıkların tedavisinde antibiyotik yerine ağrı kesici-ateş düşürücü gibi ilaçların kullanılması önerilir. Yine dengeli beslenme, sıvı tüketiminin arttırılması ve istirahat dikkat edilmesi gereken başlıca konulardır. Gribal enfeksiyonu olan yüksek riskli kişilere vücudun hastalığa neden olabilecek belirli virüslerle ve viral enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı olmak amacıyla antiviral tedavi verilebilir. Virüslere bağlı gelişen solunum yolu enfeksiyonlarında gereksiz antibiyotik kullanımı, kişiye hiçbir fayda sağlamadığı gibi yan etki gelişimine sebep olabilir ve toplumda antibiyotik direnci gelişimine sebep olur. Antibiyotik tedavisi, sadece bakteriyel zatürre gibi hastalıklarda doktor gözetiminde kullanılmalıdır. Bu sebeple doktorunuza danışmadan antibiyotik kullanmayınız.”

 

“HASTALIKTAN KORUNMAK BİR TOPLUM SAĞLIĞI MESELESİ”

Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın bir toplum sağlığı meselesi olduğunu kaydeden Dr. Çelik, “Bu kış, sağlığınızı korumak için basit ama etkili önlemler alarak hem kendi sağlığınızı hem de çevrenizdekilerin sağlığını koruyabilirsiniz. Örneğin temel hijyen konusunda dikkatli olmak, birçok hastalık için temel bir engelleyicidir. El hijyenine özen gösterin. Sık sık ellerinizi sabun ve suyla yıkayın veya alkol bazlı el dezenfektanı kullanın. Kalabalık ve kötü havalandırılmış ortamlardan mümkün olduğunca kaçının. Bir diğer önemli husus ise bağışıklığınızı güçlendirmek olacaktır. Dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve yeterli uyku bağışıklık sisteminizi destekler” şeklinde konuştu.

 

“AŞI VE MASKE KULLANIMI RİSKLERİ AZALTIR”

Maske kullanımının sadece pandemi döneminde bir zorunluluk hali olmasının dışında toplum sağlığının korunması noktasında önleyici bir tedbir olarak görünmesi gerektiğini ifade eden Dr. Çelik, “Ateş yüksekliği, öksürük, kas ağrısı gibi şikayetleri olan kişilerin kapalı ortamlarda diğer kişilere virüs bulaştırmamak için maske kullanması önerilir. Maske takmayan kişilerin öksürme ve hapşırma durumunda bir mendil veya peçete ile ağzını burnunu kapatması veya kolunun iç kısmı ile ağzını kapatması gerekmektedir. Özellikle ek hastalıkları olan, ileri yaş ve bağışıklığı baskılanmış kişilerin aynı ortamda hasta olan biri varsa veya kalabalık ortamlarda bulunacaksa maske takmaları çok önemlidir. Son olarak risk grubundaki kişilerin her yıl sıcaklıkların düşmeye başlamasıyla birlikte grip aşısı olması; gribal virüslere bağlı ağır enfeksiyon gelişimi, hastaneye yatış ve ölümleri önlemektedir” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

DEÜ’lü uzman uyardı: Kronik hastalar ve yaşlılar daha fazla risk altında! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kartepe’de Afet Risk Yönetimi İçin Önemli Toplantı https://kocaelibasin.com.tr/kartepede-afet-risk-yonetimi-icin-onemli-toplanti/ Mon, 09 Dec 2024 09:59:56 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/kartepede-afet-risk-yonetimi-icin-onemli-toplanti/ Kurulduğu günden itibaren Kartepe Belediye Başkanı Av.

Kartepe’de Afet Risk Yönetimi İçin Önemli Toplantı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kurulduğu günden itibaren Kartepe Belediye Başkanı Av. M. Mustafa Kocaman’ın talimatları ile çalışmalarına hızlı ve etkili bir şekilde devam eden Afet İşleri Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde düzenlenen İl Afet ve Acil Durum Koordinasyon Toplantısında,  afet risklerini azaltma ve müdahale planları doğrultusunda önemli kararlar alındı. Kartepe Belediye Başkan Yardımcısı Enes Emengen’in ev sahipliğinde, Kocaeli İl Afet ve Acil Durum Müdürü Mehmet Emin Koçan’ın başkanlığında gerçekleştirildi.

 

Geniş Katılım

Toplantıya, Büyükşehir Belediyesi Afet Müdahale Şube Müdürü Kenan Seyrek, Büyükşehir Belediyesi Zemin ve Deprem Şube Müdürü Mustafa Yaltırak, 12 ilçe Afet İşleri Müdürlükleri yöneticileri ve ilgili personel katılım sağladı. Yerel yönetimlerin yanı sıra, afet müdahale ve risk azaltma çalışmalarında görev alan uzmanların bir araya geldiği bu toplantı, il genelinde afet yönetiminin daha etkili ve koordineli bir şekilde yürütülmesi açısından büyük önem taşıdı.

 

Afet Riskleri Ele Alındı

Toplantının ana gündem maddesi, Kocaeli’nin afet riskleri kapsamında hazırlanmış olan İl Afet Risk Azaltma Planı ile ilgili izleme ve değerlendirme çalışmalarını gözden geçirmek oldu. Ayrıca, afet sonrası müdahale çalışmaları doğrultusunda oluşturulmuş İl Afet Müdahale Planı’nın uygulanması ve güncellenmesi süreci detaylı bir şekilde ele alındı.

 

Çalışmalar Değerlendirildi

Yerel yönetimler ve ilgili birimler, Kocaeli’nin afet durumunu dikkate alarak bugüne kadar gerçekleştirdikleri çalışmaları sundu. Deprem, sel, heyelan gibi afetlere karşı alınması gereken önlemler, eğitim programları, tatbikatlar ve teknik analizler gibi çeşitli konularda değerlendirmelerde bulunuldu. Toplantıda, afet yönetiminde etkin bir koordinasyonun önemi vurgulandı. Katılımcılar, özellikle büyük çaplı afetlere hazırlıklı olunması için kurumlar arası iş birliğinin artırılması noktasında kararlılıkla mutabık kalındı.

 

Bu kapsamlı koordinasyon toplantısı, Kocaeli’nin afetlere hazırlıklı olma sürecinde önemli bir adım olarak değerlendirildi. Yerel yönetimlerin dayanışma ve iş birliği içinde çalışarak vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlama yönünde kararlı adımlar atmaya devam edeceği ifade edildi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kartepe’de Afet Risk Yönetimi İçin Önemli Toplantı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>