?>
?>
Duygusal Yansımalar: Rüyada rol yaparken hissettiğimiz duygular, uyandığımızda bile bizimle kalabilir. Belki de bir lider olarak kendimizi güçlü hissettik ya da bir beceriksiz karakter olarak hayal kırıklığına uğradık. Bu duygular, gündelik hayatımızda karşılaştığımız sorunlara dair gözlem yapmamıza yardımcı olabilir. Kendimize sormamız gereken en önemli soru: "Bu rüya bana ne anlatıyor?"
Kendini Keşfetmek: Rüyalar, kendi iç dünyamızı yansıtan bir ayna gibidir. Rüyada rol yapmak, aslında altında yatan özlemlerimizi, hayallerimizi keşfetmek için bir fırsat sunar. Belki de içten içe olmak istediğimiz kişiyi canlandırıyoruz. Her rüya, kendimizi daha iyi tanımak için bir fırsat sunar; bu nedenle her birini önemseyip üzerine düşünmeliyiz.
Rüyada rol yapmak, hayal gücümüzün serbest kalması demektir. Gerçek hayatımızda ulaşamadığımız veya yapamadığımız şeyleri, rüyalarımızda gerçekleştirme şansına sahip oluruz. Mesela, sıradan bir gün geçiren biri için, rüyada kahraman olmak, yaşamına gerçek bir heyecan katabilir. Bu, bilinçaltının umutlarını ve hayallerini sahneye yerleştirme biçimidir.
Rüyalarda rol almak, aynı zamanda duygularımızın dansıdır. Kimi zaman korkularımızı yüzleştiğimiz, kimi zaman ise mutluluğun zirvesine ulaştığımız sahnelerle karşılaşırız. Örneğin, bir kabus gördüğünüzde, içsel kaygılarınızla yüz yüze geliyorsunuzdur. Bu durum, rüyanın aslında sadece bir oyun olmadığını, aynı zamanda derin bir anlam taşıdığını gösterir.
Rüyalar, kendimizi keşfetme yolculuğudur. İçinde bulunduğumuz roller, gerçek hayatımızda kim olduğumuz hakkında ipuçları verir. Kimi zaman, rüyalarımızda farklı kimliklere bürünmek, kendi içsel çatışmamızla barışmamıza yardımcı olabilir. Hangi rolü oynadığınız, aslında o anki ruh halinizi yansıtır.
Her rüyada, bilinçaltının bize sunduğu bir hikaye vardır. Rüyalarımızın sahne arkasında neler döndüğünü anladığımızda, hem kendimizi hem de çevremizi daha iyi anlamış oluruz. Mesele, bir seferlik bir gösteri değil; sürekli yeniden doğan bir tiyatrodur.
Rüyalar, her birimizin iç dünyasını yansıtan ilginç birer sahne gibidir. Rüyada rol yapmak, bazen çok komik bazen de derin anlamlar barındıran deneyimler sunar. Peki, rüyalarımızda neden başka kimseler gibi hareket ederiz? Bu durum, rüya sırasında kendi kimliğimizden sıyrılarak başka birini deneyimlemenin bir yolu olabilir. Beklenmedik anlarda, kendimizi başkası olarak görmek, aslında içsel isteklerimizi, korkularımızı ya da bastırılmış düşüncelerimizi ifade etmenin bir yoludur.
Birçok insan, rüyalarında tanıdık ya da tanımadık kişiler gibi davranır. Bazen hayalimizdeki kahraman, bazen de en korktuğumuz düşman olabilir. Bu tür roller, kendimiz hakkındaki düşüncelerimizi sorgulamak için bir alan açar. Rüyanızda, güçlü bir lider ya da tamamen çaresiz bir karakter olmanız, hayatınızdaki güç dinamiklerini sorguladığınızı gösterebilir. Kendinizi bir başkasının yerine koymak, o kişinin perspektifini anlamaya çalıştığınızın bir yansımasıdır.
Rüyalar, duygularımızın ve bilinçaltımızın bir yansıması olarak karşımıza çıkar. Eğer rüyanızda kendinizi bir başkasının rolünde görüyorsanız, bu, bazı gerçek hayat durumlarından kaçma ya da sorunlarla yüzleşme ihtiyacınızı işaret edebilir. Belki de günlük hayatta cesaret edemediğiniz bir durumu, rüyada deneyimleyerek üzerinden geliyorsunuz. Ya da belki de içinde bulunduğunuz bir durumu daha iyi anlamak için başka bir bakış açısına ihtiyaç duyuyorsunuz.
Rüyaların karmaşık dünyasında rol yapmak, sadece eğlenceli bir deneyim değil; aynı zamanda içsel yolculuğumuzun bir parçasıdır. Bu deneyimler, kendimizi daha iyi anlamamıza ve hayatta karşılaştığımız zorluklarla daha bilinçli bir şekilde yüzleşmemize yardımcı olabilir. Rüyaların sunduğu bu sahnelerde, hayatın gerçek oyununu oynadığımızı unutmamak önemli.
Düşünsenize, bir gece hayat kurtarıcı bir süper kahramansınız, ertesi gece ise sadece bir izleyici. Bu roller, bilinçaltınızdaki arzulara, korkulara ve hayallerinize ışık tutar. Her rüyada bir maskenin ardında yatan öz benliğinizle yüzleşirken, kendinizi farklı açılardan keşfetme fırsatı bulursunuz. Söz gelimi, belki de iş yerinde hissettiğiniz baskıyı rüyalarınızda bir özgürlük savaşçısına dönüşerek ifade ediyorsunuz. Duygularınızı tanımak için bu deneyimlerden yararlanmalısınız.
Rüyalar, günlük yaşamda bastırdığımız duyguların serbest kalmasına zemin hazırlar. Örneğin, sıkça kendinizi kaygılı hissettiğinizde, rüyanızda bir hayalet olarak karşınıza çıkmak, bu kaygıyı dışa vurmanın, belki de bir çözüm bulmanın yolu olabilir. Bu tür simgeler, iç dünyanızdaki çatışmaların ve arzuların görünür hale gelmesini sağlar. Unutmayın ki, rüyalarınızda gördüğünüz her şey, aslında sizinle tüm bağları olan bir hikaye.
Daha derin bir bakış açısıyla, rüyalardaki bu roller, kişisel gelişim için bir fırsattır. Kendinizi başkalarının yerinde görmek, empati yeteneğinizi artırır ve sizinle benzer deneyimler yaşayan insanların hislerini anlamanızı sağlar. Rüyadaki yenilik deneyimleri, gerçekte korktuğunuz ya da kaçtığınız şeylerle yüzleşmenize yardımcı olabilir. Böylece, yalnızca rüyalarınızda değil, gerçek yaşamınızda da daha cesur adımlar atabilirsiniz. Rüyalar, içsel yolculuğunuzda ışık tutan bir rehber gibidir.
Hayat, aydınlık ve karanlık anlarla dolu, değil mi? Peki, bir anlığına bu dünyadan uzaklaşıp hayallerinizde kim olmak istersiniz? Rüyalar, genel olarak kim olduğumuza dair bir yansıma gibidir. Bu rüyalar, birer metafor olarak karşımıza çıkar ve gerçek hayattaki rolleri sorgulama fırsatı sunar. İşte bu noktada, rüya görmek, içinde bulunduğumuz durumdan kaçış değil, aslında hayalimizdeki benliğe ulaşmanın bir yoludur.
Hayallerin Gücü: Cennette uçan bir kuş, ormanda yol alan bir avcı veya tüm dünyanın lideri olabilirsiniz. Rüyalarınızda olmak istediğiniz kimlik, belki de gerçekte ifade edemediğiniz bir hissi yansıtıyordur. Karakterlerinizi belirlemek, kendi iç dünyanızı keşfetmenin de bir aracı olabiliyor. Sıfır noktası dediğimiz şey, önceliklerimizi ve arzularımızı gözden geçirmek için mükemmel bir fırsat sunuyor.
Rol Değişiminin Etkileri: Şu an hayatınızda üstlendiğiniz roller, tahmin ettiğinizden daha fazla şey anlatıyor olabilir. Bir öğretmen, bir sanatçı ya da bir bilim insanı olmanız, içsel potansiyelinizi açığa çıkarmak için harika bir fırsat. Rüyada bu roller arasında geçiş yapmak, belki de bilinçaltınızın size verdiği bir mesajdır. Hangi rolle kendinizi buluyorsunuz; bir maceraperest mi yoksa bir huzur arayıcısı mı?
Sonsuz Olasılıklar: Rüyanızda kim olmak istediğinizi keşfetmek, sadece eğlenceli bir oyun değil; aynı zamanda kendinizi daha iyi tanımanın bir yolu. Hayal gücünüzün sınırlarını zorlayın ve içinde kaybolduğunuz bu serüvenin tadını çıkarın. Her gün yeni bir rol üstlenerek, kendinizi yeniden keşfedebilir, hayatınıza farklı bir perspektif katabilirsiniz. Unutmayın, rüyalar sadece birer hayal değil; potansiyelinizi açığa çıkaran güçlü bir ayna!
Rüyada rol oynamak, bilinçaltınızda var olan duyguları, hayalleri ve arzuları yansıtabilir. Bu tür rüyalar, genellikle yaşamınızdaki değişimlere, sosyal ilişkilerinize veya içsel çatışmalarınıza dair ipuçları sunar. Rüyada geçen roller, gerçek hayattaki durumlarınızı anlamanızı kolaylaştırabilir.
Rüyada rol yapmak, genellikle kişinin yaşamında karşılaştığı durumlara karşı nasıl tepki vereceğine dair içsel bir yansıma olarak değerlendirilebilir. Bu rüya, kişinin kimliğini sorguladığını veya başkalarının beklentilerine uyum sağlama çabasını simgeler. Aynı zamanda, sosyal rollerin ve ilişkilerin analiz edilmesi gerektiğine işaret edebilir.
Rüyada başkasıyla rol yapmak, kişinin sosyal ilişkilerindeki dinamikleri ve içsel düşüncelerini yansıtır. Bu rüya, kişinin başka birinin rolüne bürünerek kendi kimliğini sorguladığını veya başkalarıyla olan etkileşimlerini anlama arayışını simgeler. Rüyadaki roller, kişinin özdeğeri, iletişim tarzı ve çevresindekilerle olan bağlarını ifade edebilir.
Rüyada rol yapma, kişinin bilinçaltındaki duyguları ve yaşadığı stresleri yansıtabilir. Bu tür rüyalar, bireyin günlük hayatta üstlenmekte zorlandığı rollerin ya da baskıların bir ifadesi olabilir. Psikolojik açıdan bu durum, kişinin içsel çatışmalarını çözme çabası olarak değerlendirilebilir. Rüya, bireyin kendini anlama ve kabul etme sürecinde önemli bir ipucu sunabilir.
Rüyada rol yapmak, kişinin içsel çatışmalarını ve sosyal ilişkilerini yansıtabilir. Olumlu yansımaları arasında yaratıcı düşünce, kendini ifade etme ve özgüven gelişimi bulunurken; olumsuz yansımaları arasında gerçeklikten kopma, kaygı ve iletişim sorunları yer alabilir. Bu rüyalar, kişinin kendini keşfetmesine ve çeşitli duygusal durumlarla başa çıkmasına yardımcı olabilir.
Rüyada Rol Yapmak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesi Çalışan Gençlik Meclisi üyeleriyle sahurda bir araya geldi. Çalışan Gençlik Meclisi’ni tüm Türkiye’de rol model olarak anlattığını belirten Başkan Altay, “İnşallah başka şehirlerde de bu yaktığımız ateşin insanları aydınlattığına şahitlik ederiz. Burası artık emekleme zamanını geçti, yürümesi, koşması, büyüyerek devam etmesi gerekiyor” dedi.
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Ramazan ayı dolayısıyla Çalışan Gençlik Meclisi üyeleri ile sahurda bir araya geldi.
Konya Büyükşehir Belediyesi Çalışan Gençlik Meclisi binasında gerçekleşen programda Çalışan Gençlik Meclisi Başkanı Mehmet Kuyucu ve gençlerle sohbet ederek sahur yapan Başkan Altay, Çalışan Gençlik Meclisi’nin Büyükşehir’in en önemli açılımlarından birisi olduğunu belirtti.
“BUNDAN SONRA DA YANINIZDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Gençlik faaliyetlerinde özellikle üreten, istihdama katkı sağlayan ve geleceğin Türkiye’sini inşa edecek gençlerle bir arada olmanın kendileri için çok kıymetli olduğunu ifade eden Başkan Altay, “Özellikle burada sürekli program yapmayı başarıyor olmak kıymetli, hepinizin desteği var. Gençlerin buraya kazandırılmasında siz birim başkanlarımız çok önemli işler yürüyorsunuz. Yeni dönemde Çalışan Gençlik’in sosyal imkanlarının artırılmasıyla ilgili bir çalışma yürütüyoruz. Burada amaç ne kadar çok kişiye dokunabilirsek onların şehrimizin geleceğinin inşasında yer almalarını sağlamak. Bizim için her insan kıymetli ama özellikle üretenler çok daha kıymetli. Bundan sonra da yanınızda olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
“İNŞALLAH BAŞKA ŞEHİRLERDE DE BU YAKTIĞIMIZ ATEŞİN İNSANLARI AYDINLATTIĞINA ŞAHİTLİK EDERİZ”
Başkan Altay, Çalışan Gençlik Meclisi’nin Türkiye’ye örnek bir çalışma olduğuna dikkati çekerek, “Bu işi önemsiyorum, tüm Türkiye’de rol model olarak anlatıyorum, hem Genel Merkezi’mizde he de gittiğim şehirlerde gençlik faaliyetlerinde mutlaka çalışan gençlikle ilgili bir açılım olması gerektiğini, iyi örnek olarak Konya modelinin, Konya Gençlik Meclisi’nin altında bulunan Çalışan Gençlik Meclisi’nin çok iyi bir örnek olduğunu ifade ediyorum. İnşallah başka şehirlerde de bu yaktığımız ateşin insanları aydınlattığına şahitlik ederiz. Burası artık emekleme zamanını geçti, yürümesi, koşması, büyüyerek devam etmesi gerekiyor. İnşallah bundan sonra da bu işlerle ilgili hem mekânsal olarak hem fikirsel olarak çalışmalar yapmaya üretmeye devam edeceğiz. Sahur davetimize geldiğiniz için teşekkür ediyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Başkan Altay: “Çalışan Gençlik Meclisi’ni Türkiye’de Rol Model Olarak Anlatıyorum” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, ilçede geleneksel hale getirdikleri Canik Şehr-i Ramazan Serüveni’ni bu yılda sürdürdüklerini ifade ederek sahne gösterileri, ödüllü yarışmalar, bilim şov ve geleneksel Ramazan eğlenceleriyle çocukları ve vatandaşları buluşturduklarını söyledi. Ramazan ayı boyunca mahallelere kurdukları Canik Şehr-i Ramazan Serüveni etkinlik çadırında onlarca etkinlik, gösteri, eğitici ve eğlenceli aktivite gerçekleştirdiklerini belirten Başkan İbrahim Sandıkçı, “Canik Şehr-i Ramazan Serüveni’yle geleneklerimizi yaşatıyor, gelecek nesillere aktarıyoruz” şeklinde konuştu.
Gelenek Devam Ediyor
Canik Şehr-i Ramazan Serüveni etkinlik çadırının Ramazan ayı boyunca ilçenin farklı mahallelerinde yer almaya devam edeceğini ifade eden Başkan İbrahim Sandıkçı, “Canik Şehr-i Ramazan Serüveni etkinliklerimiz, gönlü güzel çocuklarımızın ve kıymetli hemşehrilerimizin yoğun ilgisi eşliğinde devam ediyor. Mahallelerimizde kurduğumuz Canik Şehr-i Ramazan Serüveni etkinlik çadırında çocuklarımızı, geleneksel Ramazan eğlenceleriyle buluşturuyoruz. Canik Şehr-i Ramazan Serüveni, geleneklerimizin gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir rol üstleniyor. Çocuklarımızla ve ailelerimizle keyif dolu bir ortamda buluşuyor, Ramazan ayının bereketini paylaşıyoruz. Canik Şehr-i Ramazan Serüveni etkinlik çadırımızı Ramazan ayı boyunca ilçemizin mahallelerine kurmaya devam edeceğiz. Hemşehrilerimizle birlikte Ramazan’ın bereketine, çocuklarımızın neşesine ortak olmaya devam edeceğiz” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Başkan İbrahim Sandıkçı: “Canik Şehr-i Ramazan Serüveni geleneklerimizin, gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir rol üstleniyor” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. T. Gül Şendil, çocuklarda ahlak gelişiminin önemi ve ahlak gelişiminde ebeveyn ve çevrenin rolünü değerlendirdi.
Ahlakın insanın içsel pusulası olup, doğruyu, yanlışı, iyiyi, kötüyü ayırt etmesini sağlayan, ilke, kural ve değerler bütünü olduğunu belirten Şendil, “Ahlaki gelişim sadece çocukların kişisel gelişimi için değil, toplumsal düzen ve huzur için de büyük önem taşır” dedi.
Erken dönemde kazanılan değerler ilerideki yılları etkiliyor
Erken çocukluk dönemindeki ahlaki değerlerin önemine işaret eden Şendil, “Bu alandaki araştırmalar, özellikle 0-6 yaş döneminde ebeveyn çocuk ilişkilerinin, empati ve iş birliği gibi değerlerin gelişimi açısından kritik olduğunu ortaya koyar. Erken dönemde kazanılan ahlaki değerler, ileriki yaşlarda sosyal ve akademik başarıyı da etkiler” diye konuştu.
Ahlaki gelişim, sürekli bir süreçtir
Ahlakın bebeklik döneminden başlayarak yetişkin yıllarına kadar devam eden bir öğrenme sürecinde kazanıldığını kaydeden Şendil, şunları söyledi:
“Ahlaki gelişimi açıklayan kuramcılardan olan Kohlberg, ahlak gelişimini gelenek öncesi, geleneksel ve gelenek ötesi olmak üzere üç dönemde ele alarak incelemiştir. Gelenek öncesi dönemde 4-9 yaş aralığındaki çocuklar ahlaki değerlere sadece yetişkinlerin cezasından kaçınmak ya da onların onayını almak için uyarlar. Geleneksel dönemde 10-18 yaşlarında kişiler artık toplumsal yaşamın gereği olarak kuralların ve kanunların gerekli olduğu inancına ulaşırlar. Yetişkinliği içeren gelenek ötesi dönemde ise evrensel değerler ön plana geçer. Dolayısıyla toplumsal kural ve kanunların insanlar tarafından yapıldığı ve insanlık için daha uygun hale getirilebileceği anlayışı hakim olur Görüldüğü gibi ahlaki gelişim sürekli bir süreçtir ve çocuklar yaşları ilerledikçe ve deneyim kazandıkça ahlaki algıları da değişebilir.”
Ahlak gelişiminde rol model etkili oluyor
Ebeveyn ve çevrenin, çocukların ahlak gelişiminde kritik bir rol oynadığını ifade eden Şendil, “Çocuklar önce ailelerinde daha sonra ise içinde bulundukları çevrede önemli buldukları kişileri rol model alarak ahlaki değerleri öğrenirler. Bilindiği gibi çocuklar sözlerden ziyade gözledikleri davranışları model alırlar. Bu nedenle yetişkinler, yaptıkları davranışlarla çocuklara model oldukları bilinciyla davranmalıdır” dedi.
Uygun sınırlar ve kurallar konulmalı
Ailelerin çocukların ahlaki gelişimine olumlu katkı sağlamak için başka yöntemler olduğunu da kaydeden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Ailelerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları, yanlış ya da istenmeyen davranışları konusunda açıklamalar yaparak onlara yön verecek uygun sınırlar ve kurallar koyması da bu yöntemler arasında sayılabilir” dedi.
Duygusal destek verilmeli
Ailelerin çocuklarına duygusal destek vermelerinin de önemli olduğunu belirten Şendil, “Çocukların sağlıklı sosyal etkileşimler içinde olmalarını sağlamaları ve son olarak ahlaki değerlerin kazanımını sağlayacak eğitim ve aktivitelere yönlendirmeleri önemlidir” diye konuştu.
Tüm bu çabalar vicdan gelişimine katkı sağlar
Tüm bu çabaların çocukta, ahlaki duygu, düşünce ve davranışın entegrasyonunu içeren, doğru ve yanlış standartlarının iç düzenlemesi olarak tanımlanan vicdan gelişimine katkıda bulunduğunu belirten Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Toplum olarak geleceğimizi garanti altına almak için ahlaklı bir nesil yetiştirmek için gayret göstermeli, ahlaki eğitime önem vermeliyiz” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Çocuklar ahlaki değerleri, rol modelle öğreniyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Birleşmiş Milletler tarafından 1992 yılından bu yana 3 Aralık Dünya Engelliler Günü olarak anılıyor.
İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü Öğretim Görevlisi Sultan Akel, engelli bireylerin yaşamında ergoterapinin rolüne ilişkin değerlendirmede bulundu.
Ergoterapi, engellerin aşılmasında önemli rol üstleniyor
Engelli bireylerin günlük yaşam aktivitelerine katılımının, bireysel bağımsızlıklarının ve toplumsal entegrasyonlarının temel bir göstergesi olduğunu belirten Akel, “Bu süreçte ortaya çıkabilen fiziksel, bilişsel ve çevresel bariyerler, bireylerin potansiyellerini gerçekleştirmelerini kısıtlayabilir. Ergoterapi, bu bariyerlerin aşılmasında kritik bir rol oynayan, bireyi merkeze alan bir sağlık disiplinidir” dedi.
Ergoterapi, sosyal ve duygusal ihtiyaçlara da odaklanıyor
Ergoterapinin temel hedefinin, bireylerin anlamlı aktiviteler yoluyla yaşam kalitelerini artırmak olduğunu söyleyen Akel, “Bu, yalnızca fiziksel işlevselliği geliştirmekle sınırlı kalmaz, aynı zamanda bireylerin sosyal ve duygusal ihtiyaçlarına da odaklanır. Ergoterapistler, bilimsel temellere dayalı değerlendirme araçlarını kullanarak bireyin ihtiyaçlarını analiz eder ve kişiselleştirilmiş müdahale planları oluşturur” diye konuştu.
Ergoterapinin katkıda bulunduğu dört alan var
Ergoterapinin engelli bireylerin yaşamına sağladığı katkılara da değinen Akel, bunları şöyle sıraladı:
Fiziksel işlevselliğin artırılması: Ergoterapi müdahaleleri, bireyin motor becerilerinin geliştirilmesine, kas gücünün artırılmasına ve koordinasyon becerilerinin desteklenmesine yöneliktir. Örneğin nörolojik hasarı olan bireylerde ince motor becerilerin geliştirilmesi hedeflenir.
Çevresel düzenlemeler: Ergoterapistler, bireylerin yaşam alanlarında ergonomik düzenlemeler yaparak erişilebilirliği artırır. Rampalar, özel oturma sistemleri veya adaptif araçlar gibi çözümlerle bireylerin bağımsızlık seviyesi yükseltilir.
Bilişsel ve psikososyal destek: Ergoterapistler, bireylerin bilişsel işlevlerini destekleyerek hafıza, dikkat ve problem çözme becerilerinin geliştirilmesine odaklanır. Aynı zamanda bireyin stresle başa çıkma, özgüven geliştirme ve sosyal katılım becerilerini güçlendirir.
Toplumsal katılım ve mesleki rehabilitasyon: Engelli bireylerin eğitim ve çalışma ortamlarına entegrasyonu sağlanarak, sosyal hayata daha aktif katılımları desteklenir. Bu süreçte bireyin ilgi ve becerileri doğrultusunda mesleki adaptasyon çalışmaları yürütülür.
Ergoterapi bütünsel bir iyilik halini hedefliyor
Ergoterapide bütünsel bir iyilik halinin hedeflendiğini belirten Akel, “Ergoterapinin en güçlü yanlarından biri, bireyi yalnızca bir sağlık durumu ya da teşhisle sınırlı olarak ele almamasıdır. Uluslararası Fonksiyonellik, Yetiyitimi ve Sağlığın Sınıflandırılması (ICF) modeli temelinde bireyin çevresi, sosyal ilişkileri ve kişisel hedefleri dikkate alınır. Böylece bireylerin yalnızca fiziksel değil, bütünsel bir iyilik hali hedeflenir” dedi.
Ergoterapiyi anlatmak için önemli bir fırsat…
Dünya Engelliler Günü’nün, ergoterapinin bu çok yönlü katkılarını topluma anlatmak için bir fırsat olduğunu belirten Sultan Akel, “Engelli bireylerin daha bağımsız, daha üretken ve daha tatmin edici bir yaşam sürmeleri, birey odaklı ve kanıta dayalı yaklaşımlar sayesinde mümkündür. Ergoterapi, bu hedefe ulaşmada yol gösterici bir bilim ve sanat olmaya devam etmektedir” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ergoterapi, engellerin aşılmasında önemli rol üstleniyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
“İNSAN OLUNUR MU? İNSAN DOĞULUR MU?”
“Çocuğumun Beyninde Neler Oluyor?” adlı söyleşide konuşan yazar Saniye Bencik Kangal, “Bir soru ile başlıyoruz. İnsan olunur mu insan doğulur mu?
İnsan olmanın birincil koşulu elbette dünyaya insan olarak gelmektir. Fiziksel olarak bir insan görünümüne sahip olmam demek beni insan yapmıyor. Benim insan olmam için başka bir şeye ihtiyacım var. Neye ihtiyacım var sosyal etkileşime ihtiyacım var. O nedenle biz insan olarak doğmuyoruz. İnsan oluyoruz. Bizler insan olmayı öğreniyoruz. Kimler aracılığı ile öğreniyoruz? Bebek doğdu eve geldi kimler var? Anne, baba, kardeş, babaanne, anneanne, dayı, amca, teyze, hala ve dede var. Bakın 10 kişiyi geçmiyor. Peki bunlar arasında en aktif kim? Anne, baba, kardeş varsa bakıma yardım eden dede, baba ama diğerleri evimize arada gelip çıkıyorlar. Dolayısı ile çocuğum insan olmayı nasıl öğrenecek? Benim gözlerime bakarak öğrenecek, benim cümlelerimle dünyaya bakış acımla benim tutumlarımla öğrenecek. Kurtla büyüyen kurt gibi olduğuna göre benimle büyüyende benim gibi olacak” dedi.
BAŞKOMSER NEVZAT’I TANIYOR MUSUNUZ?
“Sıradışı Bir Kanun Adamı Başkomser Nevzat” adlı söyleşide konuşan ve Kocaeli Kitap Fuarının Türkiye’nin en başarılı kitap fuarlarından birisi olduğunu belirten şair ve yazar Ahmet Ümit, “Başkomser Nevzat’ı tanıyor musunuz, bu adamı siz bende çok seviyorsunuz, bende çok kıskanıyorum. Bir kısım okurlarımda Başkomser Nevzat sizsiniz, hayır ben gariban bir yazarım. Ben şimdi ilk polisiye yazmaya başladığım zaman kendi kendime bir şey söyledim. Dünyaca ünlü polisiye romanlarındaki sabit karakterlerin yerine her polisiye romanında farklı bir karakter ve hikaye olacak dedim. Nereden çıktı Başkomser Nevzat. Şöyle çıktı, Sis ve Gece’yi yazdım ve çok büyük bir ilgi gördü. O dönem ki gazeteciler çok ilgi gösteriyor, polisiye roman yazan bir adam çıkmış diye” şeklinde konuştu.
“BEN TÜRKİYE’Yİ BİRLEŞTİREN BİR YAZARIM”
Ülkedeki sorunlar ve olaylar üzerine de eserlerindeki hikaye ve konuların ele aldığını belirten Ahmet Ümit, “Hepimiz gibi sizler gibi Türkiye’de yaşayan herkes gibi ülkedeki yozlaşma, cinayetler, rahatsız olduğumuz şeyler, uyuşturucunun artması beni rahatsız ediyor. Bu Türkiye’de yaşayan her namuslu vatandaş gibi bu durumlar içimi acıtıyor. Ben Türkiye’yi birleştiren bir yazarım. Hepimizin farklı görüşleri olabilir, farklı inançlarımız olabilir farklı cinsiyetlerimiz tabi ki olacaktır. Biz hepsine saygı duyarız. Biz edebiyatla buluşan, güzellikle buluşan, iyilikle buluşan, doğrulukla buluşan, adaletle buluşan, özgürlükle buluşan, kimsenin kimseye karışmadığı bir anlayışa sahibiz. Benim romanlarımda bu vardır. Böyle bir Türkiye özlüyoruz. Herkesin kardeş olduğu, kimsenin kimseye başörtüsüne, eteğine, mini eteğine, başındaki örtüye, kıyafetine, inancına, inançsızına karışmadığı, hep beraber sımsıkı kenetlendiğimiz bir Türkiye istiyoruz. Böyle bir Türkiye’yi özlüyoruz. Çünkü bu ülke bunu hak ediyor. Bizim çok zengin, çok güzel bir kültürümüz var” dedi.
“İNSAN ALLAH İLE BAĞLARINI DUYGULAR ÜZERİNDEN OLUŞTURUR”
“Gençliği Kaybetmek mi? Kazanmak mı?” adlı söyleşide konuşan ve çocuklara yetişme döneminde gerekli uyarı ve önerilerin verilmesi gerektiğini ifade eden yazar Merve Gülcemal, “Çocuklarımıza hiç mi bir şey söylemeyeceğiz, tabi ki söyleyeceğiz. Ama tabi ki bu kabalıkla katı kalplilikle temeli oluşturmadan olmamalıdır. Gençliğe gelmeden başlıyor iş. Sen bir anda bina olsun istiyorsun ama sen daha binanın temelini atmamışsın. Bizim Allah sığınmakla beraber şu ehemmiyette olmamız lazım. Ben bu evladımın temelini elhamdülillah sağlam attım. Mayasını samimiyetle ihlasla bağlarımızı çok kuvvetli bir şekilde yaparak kardım. Bunu benim diyebilmem lazım. Bu nerede başlıyor, gençlikte değil, çocukluk bile değil bu bebeklikte başlıyor. Hatta bunun öncesine de gidebilirsiniz. Bir çocuğun din eğitimi eş seçiminde, genç kızlık, genç beyefendilik döneminde bile başlıyor. Peygamberimiz, yiyip içtiklerinize temiz olmasına dikkat edin evlatlarınız bunlardan hasıl olur diyor. Diyorlar ki; insan Allah ile bağlarını duygular üzerinden oluşturur. Sevgi, güven, korku, güç gibi kavramlar üzerinde Allah ile bağlarını kurar. Bu bağların temeli ne zaman ve kimlerle atılır. Çocuk, dünyaya geldiği ilk günden itibaren sevgi ve güven duygularını annesinden, korku, sığınma, güç duygu ve kavramlarının temellerini baba ile atar” dedi. Sunucu ve Yazar İlkay Buharalı ise “Uyanış ve Tuzakları” adlı söyleşisinde, medya dünyası iş hayatına ve YouTube programı tecrübelerini aktararak, kitapseverlere çeşitli tavsiyelerde bulundu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Çocuklarımıza önce biz rol model olacağız yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>