?> ?> ruhsal arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Wed, 05 Feb 2025 09:11:27 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png ruhsal arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Ruhsal bozukluğa sahip hastaların cinsel sağılığına yönelik projeye TÜBİTAK’tan destek https://kocaelibasin.com.tr/ruhsal-bozukluga-sahip-hastalarin-cinsel-sagiligina-yonelik-projeye-tubitaktan-destek/ Wed, 05 Feb 2025 09:11:21 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/ruhsal-bozukluga-sahip-hastalarin-cinsel-sagiligina-yonelik-projeye-tubitaktan-destek/ Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.

Ruhsal bozukluğa sahip hastaların cinsel sağılığına yönelik projeye TÜBİTAK’tan destek yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Satı Doğan’ın  proje yürütücüsü olduğu, “Toplum Ruh Sağlığı Merkezine Devam Eden Hastalarının Riskli Cinsel Davranışlara Yönelik Algıları ve Koruyucu Davranışları: Kalitatif Çalışma”  Projesi, TÜBİTAK 1002-B Acil Destek Modülü kapsamında kabul edilerek desteklenmeye hak kazandı. Proje kapsamında ağır ruhsal bozukluğa sahip olan hastaların riskli cinsel davranışlara ve koruyucu önlemlere yönelik görüşleri alınarak davranışları değerlendirilecek.

Proje ekibini tebrik eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemizin sağlık alanındaki atılımları sürüyor. Alanlarında uzman akademisyenlerimizin insan ve toplum sağlığına yönelik hazırladıkları projeler TÜBİTAK nezdinde kabul görmeye devam ediyor. Hemşirelik Fakültesi öğretim üyemiz Doç. Dr. Satı Doğan ve ekibinin ruhsal bozukluğa sahip hastaların cinsel sağlıklarına yönelik projesi de kabul gören projeler arasında yer aldı. Hocamızı ve proje ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.

“Ruhsal bozukluğa sahip hastalarda riskli cinsel davranışlar sıklıkla görülüyor”

Proje hakkında bilgi veren Doç. Dr. Satı Doğan, “Cinsellik, insan davranışının doğal bir boyutudur ve yaşam kalitesinde, sağlıklı ilişkilerin sürdürülmesinde önemli faktörlerden birisidir. Ancak ruhsal bozukluğa sahip bireylerde cinsel sağlık, sağlığın bir boyutu olarak değerlendirilmemekte ve ihmal edilmektedir. Ağır ruhsal bozukluğa sahip hastalarda riskli cinsel davranışlar sıklıkla görülmekte ve bu davranışların sonucunda da hastalar cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve istenmeyen gebelikler ile karşı karşıya kalmaktadır. Araştırma kapsamında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezine devam eden ağır ruhsal bozukluğa sahip hastalar ile bireysel derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek hastaların riskli cinsel davranışlara ve koruyucu önlemlere yönelik görüşleri ve davranışları değerlendirilecektir. Projeden elde edilecek sonuçlar, ağır ruhsal bozukluğa sahip hastalarda riskli cinsel davranışlar konusunda farkındalığı artırarak, çözüm önerilerinin geliştirilmesine katkı sağlayacaktır” diye konuştu.

Yürütücülüğünü Doç. Dr. Satı Doğan’ın yaptığı proje ekibinde; Halk Sağlığı Hemşireliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sevcan Topçu ve Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Damla İşman Haznedaroğlu yer alıyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Ruhsal bozukluğa sahip hastaların cinsel sağılığına yönelik projeye TÜBİTAK’tan destek yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
“Helikopter ebeveynlik” ruhsal ve sosyal gelişim için riskler barındırıyor https://kocaelibasin.com.tr/helikopter-ebeveynlik-ruhsal-ve-sosyal-gelisim-icin-riskler-barindiriyor/ Sat, 11 Jan 2025 12:00:00 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/helikopter-ebeveynlik-ruhsal-ve-sosyal-gelisim-icin-riskler-barindiriyor/ “Çocuğunun her adımını kontrol eden, sürekli denetleyen ve ona neredeyse hiç nefes alma alanı bırakmayan anne babaları” tanımlamak için kullanıllan helikopter ebeveynlik, çocuğun ruhsal ve sosyal gelişimi için riskler taşıyor.

“Helikopter ebeveynlik” ruhsal ve sosyal gelişim için riskler barındırıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
“Çocuğunun her adımını kontrol eden, sürekli denetleyen ve ona neredeyse hiç nefes alma alanı bırakmayan anne babaları” tanımlamak için kullanıllan helikopter ebeveynlik, çocuğun ruhsal ve sosyal gelişimi için riskler taşıyor.

İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. T. Gül Şendil, aşırı kontrolün çocuklarda özgüven eksikliği, duygusal stres ve riskli davranışlarda bulunma eğilimine yol açabileceği uyarısında bulundu. Şendil, ebeveynlerin biraz geri çekilerek çocukların hayatı kendi yollarıyla öğrenmesine izin vermesi gerektiğini vurguladı.

İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. T. Gül Şendil, çocuğunun her adımını kontrol eden ebeveynler için kullanılan helikopter ebeveynlik ve bu ebeveynlik tarzının çocuğun gelişimi üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

Helikopter ebeveynlik teriminin “Çocuğunun her adımını kontrol eden, sürekli denetleyen ve ona neredeyse hiç nefes alma alanı bırakmayan anne babaları” tanımlamak için kullanıldığını belirten Şendil, “Ebeveynler bunu genelde ‘en iyisini yapmak’ adına yapıyor ama araştırmalar bunun çocukların ruh sağlığından kariyer seçimlerine kadar pek çok alanda ciddi sorunlara yol açtığını gösteriyor” diye konuştu.

Özgüven eksikliği ve duygusal strese neden oluyor
Helikopter ebeveynliğin, çocuklarda kaygı ve depresyon riskini artırdığına dair birçok çalışma bulunduğunu belirten Şendil, “Aşırı kontrol, çocuklarda özgüven eksikliğine ve duygusal strese sebep oluyor. Örneğin bir araştırmaya göre bu tarz ebeveynlik, çocuklarda ‘mükemmeliyetçi’ bir yapıya neden oluyor. Bunun sonucu olarak, çocuklar kendilerini sürekli baskı altında hissediyor ve asla yeterince iyi olmadıklarını düşünüyorlar. Bazı anne babalar, çocuklarının eğitim hayatına o kadar müdahale ediyor ki bu durum, çocuğun ders çalışma isteğini bile olumsuz etkiliyor. Çocuklar, ders çalışmayı bir “zevk” değil, sadece anne babasını memnun etmek için yaptığı bir görev olarak görüyor. Bu da uzun vadede akademik başarının düşmesine yol açıyor” uyarısında bulundu.

Kariyer seçimlerinde kararsız oluyorlar
Ayrıca çocukların kariyer seçimlerinde daha kararsız olduklarını ve hata yapma korkusuyla yeni fırsatlara açık olamadıklarını ifade eden Şendil, “Aşırı müdahaleci ebeveynlerin çocukları, arkadaşlık ve romantik ilişkilerde kendilerini yeterince başarılı hissetmiyor. Çocuklar, kendi kararlarını almakta zorlandıkları için sosyal çevrelerinde bağımsız bir birey gibi hareket edemiyorlar. Bu da uzun vadede ilişki problemlerine yol açıyor” diye konuştu.

Riskli davranışlara yol açabiliyor
Ebeveynlerin her konuda çocuklarını korumaya çalışırken aslında onların bağımsızlık geliştirme şansını da ellerinden aldığına dikkat çeken Şendil, “Bu durum, bazı çocuklarda riskli davranışların ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Örneğin, bir araştırmada aşırı kontrol edilen gençlerin daha fazla alkol kullandığı tespit edilmiş. Çünkü bu gençler, bağımsızlıklarını kanıtlamak için farklı yollara başvuruyorlar” dedi.
Gerektiğinde rehberlik edilmeli

Helikopter ebeveynler için en önemli tavsiyenin, çocuklarının bağımsızlıklarını teşvik etmek ve karar verme süreçlerinde onlara daha fazla alan tanımak olduğunu belirten Şendil, “Çocukların hata yapmasına izin vermek, onların gelişimi için kritik öneme sahip. Unutmayın, çocukların yanında olmak elbette önemli. Ama bu, onları sıkıca kontrol etmek anlamına gelmiyor. Daha çok, onları desteklemek ve gerektiğinde rehberlik etmek şeklinde olmalı. Çocukların kendi ayakları üzerinde durmalarına fırsat verildiğinde hem daha sağlıklı bireyler yetişir hem de ebeveynler gereksiz bir yıpranmadan korunmuş olur” diye konuştu.

Çocukların deneyimleyerek öğrenmesine izin verilmeli
Prof. Dr. T. Gül Şendil, sözlerini şöyle tamamladı: “Sonuç olarak helikopter ebeveynlik niyet olarak iyi görünse de uzun vadede çocukların hem ruhsal hem de sosyal gelişimi için ciddi riskler taşıyor. Belki de en iyisi, biraz geri çekilip çocukların da hayatı kendi yollarıyla öğrenmesine izin vermek. Çünkü hayat, deneyimlerden öğrenildiğinde daha anlamlı.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

“Helikopter ebeveynlik” ruhsal ve sosyal gelişim için riskler barındırıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Büyükşehir Belediyesi Çocukların Ruhsal Gelişimini Destekliyor https://kocaelibasin.com.tr/buyuksehir-belediyesi-cocuklarin-ruhsal-gelisimini-destekliyor/ Mon, 06 Jan 2025 11:40:09 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/buyuksehir-belediyesi-cocuklarin-ruhsal-gelisimini-destekliyor/ Manisa Büyükşehir Belediyesi, genç nesillerin akademik başarısını artırmaya yönelik desteklerinin yanı sıra ruhsal gelişimi destekleyen eğitimler de düzenliyor.

Büyükşehir Belediyesi Çocukların Ruhsal Gelişimini Destekliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Manisa Büyükşehir Belediyesi, genç nesillerin akademik başarısını artırmaya yönelik desteklerinin yanı sıra ruhsal gelişimi destekleyen eğitimler de düzenliyor.
 
2024 yılında uzman pedagogların gözetiminde, yüzlerce çocuğun katılımıyla öz farkındalık eğitimleri gerçekleştirildi, aile çocuk iletişimini destekleyecek seminerler yapıldı.
 
Manisa Büyükşehir Belediyesi, eğitimde fırsat eşitliği sağlamak ve gelecek nesillerin sağlıklı bireyler olarak yetişmesi için destek sunmaya devam ediyor. Yıl boyunca akademik başarıyı destekleyen ücretsiz kurslar düzenleyen Büyükşehir Belediyesi, çocukların ruhsal gelişimi ile de yakından ilgileniyor. Uzman pedagogların gözetiminde, Mahremiyet Eğitimi, Duygularımı Tanıyorum Eğitimi, Kendini Keşfet Güçlü Ol Eğitimi ve Kendimi Tanıyorum Etkinliği kapsamında binin üzerinde çocuğa eğitim verilerek farkındalıkları arttırıldı. Ayrıca; Anne Baba Okulu, Çocukların Dilinden Anlamak ve Duygular Eğitimi ile öğretmenlerin ve ebeveynlerin çocuklarının duygusal ihtiyaçlarını ve davranışlarını daha iyi anlaması sağlandı.
 
Mahremiyet Eğitimi
Kent Park, Uncubozköy ve Adnan Menderes kreşlerinde verilen mahremiyet eğitimiyle çocuklara bedenlerinin özel olduğunu, kişisel sınırlarına saygı gösterilmesi gerektiği öğretildi. Çocukların başkalarına “hayır” demeyi, uygun olmayan dokunuşlardan duydukları rahatsızlığı ifade etmeleri ve güvenli, sağlıklı bir gelişim için temel oluşturmaları amaçlandı. Duygularımı Tanıyorum Eğitimi’yle çocukların mutluluk, üzüntü, korku, öfke gibi temel duyguları tanımaları ve bu duyguları sağlıklı bir şekilde ifade etmeleri öğretildi. Duygusal farkındalıkları geliştirildi, kendilerini ve başkalarını daha iyi anlamalarına yardımcı olundu.
 
Kendini Keşfet Güçlü Ol
Kendini keşfet güçlü ol eğitimiyle çocukların öz güvenlerini artırmak, duygusal zekalarını geliştirmek ve sağlıklı bir stres yönetimi becerisi kazandırmak amaçlandı. Ayrıca, zorbalıkla mücadele etmeyi, takım ruhunu güçlendirmeyi ve her bireyin kendi potansiyelini keşfetmesini sağlamayı hedeflendi. Minik voleybolculara verilen eğitimde fiziksel ve duygusal güçlerini dengeleyerek, güçlü birer sporcu ve sağlıklı birer birey olmalarına yardımcı olundu.
 
Kendimi Tanıyorum Etkinliği
Çocuk hakları gününde Yunusemre belediyesiyle ortak yapılan proje kapsamında ilkokul öğrencilerine duygular, akran zorbalığı ve mahremiyet hakkında eğitimler verildi. Öğrencilerin kişisel sınırlarını korumaları ve başkalarına saygı göstermeleri öğretildi. Duygularını tanımalarını sağlıklı bir şekilde ifade etmeleri ve öğrencilerin zorbalıkla mücadele etmeleri, empati kurmaları ve saygılı ilişkiler geliştirmelerini teşvik edildi.
 
 
Çocukların Dilinden Anlamak ve Duygular Eğitimi
Ebeveynlere ve öğretmenlere yönelik ‘Çocuğun Dilinden Anlamak ve Duygular Eğitimleri düzenlendi. Bu eğitimlerle, ebeveynlere çocuklarının duygusal dünyasını anlamaları, sağlıklı iletişim kurmaları ve duygusal gelişimlerini desteklemeleri için gerekenler anlatıldı. Anne Baba Okulu ile ebeveynlere çocuklarının gelişimsel ihtiyaçları, davranışları ve duygusal sağlığı konusunda bilgi ve beceri kazandırdı. Ebeveynlerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları, disiplin yöntemlerini etkili bir şekilde kullanmaları ve aile içi ilişkilerde empatiyi geliştirmeleri hedeflendi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Büyükşehir Belediyesi Çocukların Ruhsal Gelişimini Destekliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Aliağalı Kadınlar Pilates ve Aerobikle Hem Fiziksel Hem Ruhsal Sağlıklarını Geliştiriyor https://kocaelibasin.com.tr/aliagali-kadinlar-pilates-ve-aerobikle-hem-fiziksel-hem-ruhsal-sagliklarini-gelistiriyor/ Wed, 25 Dec 2024 08:50:32 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/aliagali-kadinlar-pilates-ve-aerobikle-hem-fiziksel-hem-ruhsal-sagliklarini-gelistiriyor/ Aliağa Belediyesi Spor Okulları bünyesindeki Pilates ve Aerobik kurslarında, Aliağa ve Şakran’daki 200 kadın sağlıklı bir yaşam için her hafta 2 ve 4 günlük programlarla egzersiz yapıyor.

Aliağalı Kadınlar Pilates ve Aerobikle Hem Fiziksel Hem Ruhsal Sağlıklarını Geliştiriyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Aliağa Belediyesi Spor Okulları bünyesindeki Pilates ve Aerobik kurslarında, Aliağa ve Şakran’daki 200 kadın sağlıklı bir yaşam için her hafta 2 ve 4 günlük programlarla egzersiz yapıyor.

Aliağa Belediyesi Spor Birimi Pilates ve Aerobik kursları, Pilates Eğitmenleri Derya Yıldız ve Gözde Büyükdemir’in eğitimleriyle devam ediyor.  Kurslar Aliağa’da Aliağa Belediyesi Spor Salonu’nda, Şakran’da Düğün Salonu’nda ve sahilde yapılıyor. Aliağa’da yeni kayıtlarla birlikte 200 kadın, 70 kişilik gruplarla pilates ve aerobik yapıyor. Kurslara 18 yaş ve üzeri kadınlar, kontenjan dahilinde kayıt olabiliyor. Katılımcılar talepleri doğrultusunda kurs gününü ve kaç gün gelmek istediklerini seçebiliyorlar. Kurs eğitmenleri, vatandaşların yaşlarına ve sağlık sorunlarına göre de yönlendirmeler yapıyorlar.

Aliağa Belediyesi Pilates ve Aerobik kurslarında kadınlar önce diyafram nefesini öğreniyor ve nefes egzersizleri ile çalışmalara başlıyorlar. Ardından büyük kas gruplarını çalıştırma egzersizlerini öğreniyorlar. İlerleyen haftalarda ise öğrendikleri egzersizleri sayılar ve setler halinde yapmaya başlıyorlar. Bel veya diz problemleri gibi sağlık sorunları olan kursiyerler için de egzersizler uyarlanıyor. Kurslarda her öğrencinin kendi bedenini tanıması ve kontrol etmeyi öğrenmesi hedefleniyor.

Aliağa Belediyesi Pilates Eğitmeni Derya Yıldız:  “Kursumuza Gelen Kadınlarımız Çok Mutlular”
Aliağa Belediyesi Pilates Eğitmeni Derya Yıldız, Pilates ve aerobik kursuna gelen kadınların mutluluklarını şu sözlerle ifade etti: “Kursumuza gelen kadınlarımız çok mutlular. Kursa gelerek kendilerine zaman ayırıyorlar, kendi bedenlerinin farkına varıyorlar, sosyalleşiyorlar. Bu kursun sadece kadınlara ait olması onlara kendini özel hissettiriyor. Fiziksel anlamda da ruhsal anlamda da iyileşmeler görüyoruz. Ailelerden de olumlu dönüşler alıyoruz. Kursumuza çok talep var kontenjanlarımız hızla doluyor.”

Yaz ve kış dönemi olarak açılan kurs kayıt duyuruları Aliağa Belediyesi resmi sosyal medya hesaplarından yapılıyor. Ayrıca kurs hakkında detaylı bilgi almak isteyen vatandaşlar
spor biriminin 0(232) 616 54 07 hattını arayabilirler.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Aliağalı Kadınlar Pilates ve Aerobikle Hem Fiziksel Hem Ruhsal Sağlıklarını Geliştiriyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Engelli bireylerin yakınları ruhsal sorunlara sürüklenebiliyor! https://kocaelibasin.com.tr/engelli-bireylerin-yakinlari-ruhsal-sorunlara-suruklenebiliyor/ Mon, 02 Dec 2024 13:07:31 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/engelli-bireylerin-yakinlari-ruhsal-sorunlara-suruklenebiliyor/ Engelli bireylerin yakınlarının, geleceğin belirsizlikleri ve engelli bireyin ihtiyaçlarını karşılayamama gibi endişeler duyduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, bu durumun aile fertleri üzerinde psikolojik ve sosyal etkileri olabildiğini söyledi.

Engelli bireylerin yakınları ruhsal sorunlara sürüklenebiliyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Engelli bireylerin yakınlarının, geleceğin belirsizlikleri ve engelli bireyin ihtiyaçlarını karşılayamama gibi endişeler duyduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, bu durumun aile fertleri üzerinde psikolojik ve sosyal etkileri olabildiğini söyledi.

Engelli bireylerin ebeveynlerinde veya diğer bakım verenlerinde, suçluluk ve yetersizlik duygularının yaygın şekilde görüldüğünü aktaran Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu durumdan kendilerini sorumlu tutmaları yahut yeterli bakımı karşılayamadıkları veya karşılayamayacakları düşünceleri ve inançları burada önemli bir rol oynar.” dedi. Engelli çocuğu olan ebeveynlerin ‘çocuğum benim ardıma kalmasın’ şeklinde düşüncelere sahip olabildiğine de değinen Beyaz, bu yöndeki düşüncelerin, annelerin veya babaların çocuklarının geleceği konusunda duydukları derin kaygı ve belirsizlikten kaynaklandığına dikkat çekti.

Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü kapsamında engelli yakını olma psikolojisini değerlendirdi.

Engelli bir yakına sahip olmanın karmaşık ve çok yönlü etkileri bulunabiliyor 

Engelli bir yakına sahip olmanın aile bireyleri üzerinde karmaşık ve çok yönlü etkileri bulunabildiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu durum karşısında öncelikle, hayal kırıklığı, umutsuzluğa düşmek, yas ile depresyon yaygın görülebilen psikolojik tepkiler olabiliyor. Bununla birlikte aile üyeleri, bakımı üstlenmenin getirdiği zorlukları kabullenmekte güçlük çekebiliyor ve bu süreçte, korku ile kaygı duygularını da sıkça yaşayabiliyorlar.” dedi.

Özellikle geleceğin belirsizlikleri ve engelli bireyin ihtiyaçlarını karşılayamama endişesinin, aile bireylerinin ruhsal durumunu olumsuz etkileyebildiğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Ayrıca suçluluk ve yetersizlik duyguları da yaygındır. Aile üyeleri, engelli bireyin durumundan kendilerini sorumlu tutabilir veya yeterince iyi bakım veremediklerini düşünebilirler. Bu duygular zaman içinde depresyon ve umutsuzluk gibi ruhsal sorunlara sürükleyebilir. Sürecin olası sonuçlarından olan sosyal izolasyon da önemli bir etkendir. Aile fertleri, engelli bireyin bakımına odaklandıkça sosyal yaşamlarından uzaklaşabilirler. Stres düzeyleri artabilir, çaresizlik ve yalnızlık hissedebilirler.” şeklinde konuştu.

Psikolojik destek ile ebeveynler durumu daha sağlıklı ve gerçekçi bir şekilde algılayabilir 

Engelli bireylerin ebeveynlerinde veya diğer bakım verenlerinde, suçluluk ve yetersizlik duygularının yaygın şekilde görüldüğünü aktaran Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Özellikle ebeveynlerin bu durumdan kendilerini sorumlu tutmaları yahut yeterli bakımı karşılayamadıkları veya karşılayamayacakları düşünceleri ve inançları burada önemli bir rol oynar. Çevresel desteğin görülemediğini varsaydığımızda, suçluluk ve yetersizlik duyguları daha da yoğunlaşıp, derinleşebilir.” dedi. 

Bu durumla başa çıkabilmenin mümkün olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları söyledi:

“İlk adımda, profesyonel desteklerin ve çeşitli destekleyici sosyal etkileşimlerin önemli bir rolü vardır. Psikolojik destek ve terapi hizmetleri ebeveynlerin durumu daha sağlıklı ve gerçekçi bir şekilde algılayıp yorumlamalarına, duygusal yüklerinin hafiflemelerine, destek gruplarında ise benzer deneyimleri yaşayan bireylerle kurulan iletişimde yalnızlık ve çaresizlik duygularının azalıp, pozitif bir etkileşim imkanına ulaşmalarına vesile olabilir. 

Ayrıca, eğitime ve bilgilendirmeye yönelik programlar, ebeveynlerin daha fazla bilgi edinmelerine ve bu bilgiler ışığında etkili bakım stratejileri geliştirmelerine etki edebilir. Bu da ebeveynlerin kendilerini daha yetkin ve güvende hissetmelerine yardımcı olabilir. Bu durumların hepsi ebeveynlerin suçluluk ve yetersizlik duygularıyla başa çıkabilmelerine yardımcı olarak, hem kendi ruhsal sağlıklarını hem de çocuklarının genel yaşam kalitesini iyileştirebilir.”

Ebeveynlerin çocuklarının geleceği için kaygı duyması ruh sağlıklarını olumsuz etkiliyor!

Engelli çocuğu olan ebeveynlerin ‘çocuğum benim ardıma kalmasın’ şeklinde düşüncelere sahip olabildiğine değinen Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Sağlıklı olarak görülemeyecek olan bu yöndeki düşünceler, annelerin veya babaların çocuklarının geleceği konusunda duydukları derin kaygı ve belirsizlikten kaynaklanmaktadır. Anneler ve babalar, çocukların kendileri olmadan nasıl bir yaşam süreceklerini, yeterli bakımı, ilgiyi ve desteği alıp alamayacaklarını düşündüklerinde bu tür endişeler gelişebilir. Bu düşünce kalıpları hem annelerin hem de babaların kendi ruh sağlıklarını olumsuz etkileyip stres yaşamalarına neden olabilir.” dedi.

Ayrıca depresyon ve anksiyete gibi ciddi psikolojik sorunların birtakım belirtilerinin ortaya çıkmasında bu tarz düşünce kalıplarının etkisinin yadsınamayacak boyutta olduğuna vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Sağlıklı bir yaklaşım, annelerin ve babaların bu tür düşüncelerle başa çıkmalarına yardımcı olabilecek şekilde bir destek mekanizmasını içermelidir. Ebeveynler bu tür düşüncelerle başa çıkabilmeleri için hem duygusal hem de pratiğe yönelik destek almalılar. Bu vesileyle hem duygusal yüklerin hafifletilerek, yalnızlık ve çaresizliğin azaltılıp güven duygusunun artırılması hem de pratiğe yönelik yapılan eğitim ve bilgilendirmelerle çocukların yaşamlarını sürdürebileceklerine dair inançların pekişmesi mümkün olabilir.” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Engelli bireylerin yakınları ruhsal sorunlara sürüklenebiliyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kadına yönelik şiddet, ruhsal hastalıkları tetikliyor https://kocaelibasin.com.tr/kadina-yonelik-siddet-ruhsal-hastaliklari-tetikliyor/ Mon, 25 Nov 2024 09:10:08 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/kadina-yonelik-siddet-ruhsal-hastaliklari-tetikliyor/ Şiddetin önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.

Kadına yönelik şiddet, ruhsal hastalıkları tetikliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Şiddetin önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, şiddete uğramanın kadınlarda birçok ruhsal hastalığın oluşumunu tetiklediğini söyledi. Ensari, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu, panik bozukluk ve anksiyete bozuklukları başta olmak üzere toplumda sık görülen bazı ruhsal hastalıkların kadınlarda erkeklerden daha sık görüldüğünü vurguladı. Kadınların erkeklerden üç kat fazla intihar girişiminde bulunduğunu vurgulayan Ensari, “Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kadınlarda depresyon, erkeklerden iki kat daha sık görülüyor” uyarısında bulundu

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü, 1999 yılında kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kararı ile ilan edildi.

İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada şiddetin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

Prof. Dr. Hülya Ensari, şiddetin Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2002 yılında yayınlanan Şiddet ve Sağlık Raporu’nda “Gücün ya da fiziksel kuvvetin; tehdit yoluyla ya da gerçekte fiziksel zarar, ölüm, psikolojik zarar, gelişme engeli ya da yoksunluğa neden olacak şekilde; kendine, bir başkasına ya da bir grup veya bir topluma karşı niyetli biçimde kullanılması” olarak tanımlandığını söyledi.

Şiddet önemli bir halk sağlığı problemidir

Şiddetin pek çok şekilde görülebildiğini belirten Ensari, “Kadına yönelik şiddet, aile içi şiddet veya çocuğa yönelik, yaşlıya yönelik şiddet söz konusu olabilir. Şiddet hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde önemli bir halk sağlığı problemidir. Kadına yönelik şiddet ise tüm dünyada önemli bir problemdir” dedi.

Şiddet dört şekilde görülebilir

Şiddetin fiziksel, duygusal ve psikolojik, cinsel ve sözel şiddet olmak üzere görüldüğünü kaydeden Ensari, bunları şöyle açıkladı:

Fiziksel şiddet: Kişinin vücuduna zarar verme veya acı çektirme amacı taşıyan bir türdür.

Duygusal ve psikolojik şiddet: Kişinin duygusal ve psikolojik olarak zarar görmesine neden olabilir ve genellikle hakaret, tehdit gibi davranışları içerir.

Cinsel şiddet: Kişinin cinsel istismara uğramasına neden olan bir türdür ve tecavüz, cinsel saldırı ve cinsel taciz gibi davranışları içerir.

Sözel şiddet: Kişinin sözlü olarak saldırıya uğramasıdır ve hakaret, küfür, aşağılama gibi sözlü saldırıları içerir.

Kadınlar pek çok toplumda şiddete maruz kalıyor

Kadına yönelik şiddeti arttıran faktörlere değinen Ensari, kadınların günümüzde pek çok toplumda geleneksel kavramların da etkisiyle şiddete maruz kaldığına dikkat çekti. Ensari, şunları söyledi:

“Kadına yönelik şiddet ‘Kamusal veya özel yaşamda kadınlara fiziksel, cinsel veya psikolojik acı, ıstırap veren veya verebilecek olan cinsiyete dayanan bir eylem, tehdit, zorlama, keyfi olarak özgürlükten, ekonomik gereksinimlerden yoksun bırakma’ olarak tanımlanıyor. BM Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi, kadına yönelik şiddetin ‘Kadınlara yönelik, toplumsal cinsiyete dayalı ve bir kadına sırf kadın olduğu için yöneltilen ya da oransız bir şekilde kadınları etkileyen bir şiddet’ olduğunu belirtmektedir. Günümüzde en ilkel toplumlardan en gelişmiş toplumlara kadar bütün kadınlar geleneksel kavramların da etkisiyle fiziksel, cinsel, ekonomik, psikolojik şiddete maruz kalmaktadır.”

Kadınlarda şiddete maruz kalma riskinin arttığı durumlar olduğunu belirten Ensari, “Daha önce şiddete maruz kalan kadınlar, evlilik sorunları yaşayan kadınlar, boşanmış ya da boşanmak üzere olan kadınlar, düşük eğitim seviyesine sahip kadınlar, düşük maddi gelire sahip kadınlar şiddete maruz kalma riski taşımaktadır” dedi.

Şiddet sağlık sorunlarına yol açıyor

Kadınların en sık eşleri, sevgilileri, sevgili adayları ve partnerleri tarafından duygusal, fiziksel ve cinsel şiddete maruz bırakıldığını belirten Ensari, “Şiddete maruz kalan kadınların bedensel, ruhsal, cinsel ve üreme sağlıkları bozulmakta, gebelik ve lohusalık döneminde sağlık problemleri ile karşılaşılmaktadırlar” dedi.

Şiddet çocuğun ruh sağlığını da olumsuz etkiliyor

Şiddetin ruh sağlığı üzerinde pek çok olumsuz etkiye yol açtığını, bundan çocukların da etkilendiğini vurgulayan Ensari, “Şiddet gören kadının ve buna tanıklık eden çocuğun ruh sağlığı olumsuz etkilemektedir. Annelerine uygulanan şiddete tanık olan çocukların da ruh sağlığı bozulmaktadır. Ayrıca şiddete tanık olan çocuklar ilerde şiddet uygulayıcıları haline gelmektedir” uyarısında bulundu.

Şiddet ruhsal hastalıkları tetikliyor

Şiddete uğramanın kadınlarda birçok ruhsal hastalığın oluşumunu tetiklediğini belirten Ensari, “Depresyon, travma sonrası stres bozukluğu, panik bozukluk ve anksiyete bozuklukları başta olmak üzere toplumda sık görülen bazı ruhsal hastalıklar, kadınlarda erkeklerden daha sık görülmektedir. Kadınlar erkeklerden üç kat daha fazla intihar girişiminde bulunmaktadır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kadınlarda depresyon, erkeklerden iki kat daha sıktır” diye konuştu.

Ruh sağlığı sorunları ihmal edilmemeli

Tüm bu ruhsal hastalıklara erken müdahalenin önemli olduğunu vurgulayan Ensari, “Bu ruhsal hastalıklar ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanına danışıldığı takdirde tedavi edilebilir ancak tedavi edilmediği takdirde ömür boyu yaşanılan travmanın etkisi devam edebilir; tabloya eklenecek depresyonlar kişide intihar girişimi ile sonuçlanabilir” uyarısında bulundu.

Şiddet uygulamayı artıran faktörlere dikkat!

Şiddet uygulamayı arttıran risk faktörlerine işaret eden Ensari, “Kadına yönelik şiddet uygulamanın normal olduğu bir kültürde yetişmek, düşük eğitim seviyesine sahip olmak, çocukluk döneminde şiddete maruz kalmak, çocukluk döneminde kadına yönelik şiddete tanıklık yapmak, alkol bağımlılığı, antisosyal kişilik özelliklerine sahip olmak, çok eşli olanlar ve kadınlar tarafından sadakatsizlikle suçlananlarda şiddet uygulama davranışı daha sık görülmektedir” diye konuştu.

Şiddet uygulayan kişilerde sıklıkla alkol bağımlılığı, madde kullanım bozukluğu, antisosyal kişilik bozukluğu ön planda olduğunu belirten Ensari, “Alkol madde kullanım bozuklukları ve antisosyal kişilik bozukluğu bulunanlarda suça eğilim de fazladır” dedi.

Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ile mücadele edilmeli

Kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin yapılması gerekenleri de sıralayan Prof. Dr. Hülya Ensari, önerilerini şöyle sıraladı:

“Kadına yönelik şiddeti önleyici çalışmalar arasında öncelikle eğitimin ilk aşamalarından başlayarak her seviyede toplumsal cinsiyet ayrımcılığına ilişkin eğitim programları düzenlenmeli, medyanın bu konudaki bilinç düzeyi arttırılmalıdır. 

 Televizyon dizileri ve gazete haberleri başta olmak üzere medyada da cinsiyet ayrımcılığı ve şiddetin her türlüsünün özellikle kadına yönelik şiddetin özendirilmesine karşı müdahale edilmelidir.  Yazılı, görsel basın ve film gibi kültür sanat ürünlerinin kadını aşağılayıcı ifadeler ve şiddet içermemesine dikkat edilmelidir.

Ruh sağlığı farkındalığı artırılmalı

Toplumda ruh sağlığı konusunda farkındalığı arttırmak, şiddete maruz kalan kadınların erken dönemde ruh sağlıklarını koruyucu destek almalarına yardımcı olacak bu da kadınlarda görülen ruhsal hastalıkların tedavisine ve depresyon gibi ruhsal hastalıkların tedavisi ile intihar girişimlerinin önlenmesine de katkıda bulunacaktır. 

Toplumda alkol ve madde başta olmak üzere bağımlılığın her türlüsü ile mücadelenin arttırılması ile şiddete yönelik davranışların önlenmesinde büyük katkı sağlayacaktır.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kadına yönelik şiddet, ruhsal hastalıkları tetikliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>