?> ?> “sağlığa arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Thu, 30 Jan 2025 13:40:26 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png “sağlığa arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Vücuttaki toksik yükün sağlığa etkileri neler? https://kocaelibasin.com.tr/vucuttaki-toksik-yukun-sagliga-etkileri-neler/ Thu, 30 Jan 2025 13:40:25 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/vucuttaki-toksik-yukun-sagliga-etkileri-neler/ Modern yaşamın getirdiği toksinler, vücudumuzda birikerek sağlığımızı tehdit ediyor.

Vücuttaki toksik yükün sağlığa etkileri neler? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Modern yaşamın getirdiği toksinler, vücudumuzda birikerek sağlığımızı tehdit ediyor. Vücuttaki toksik yükün, kişinin vücudunda birikmiş zararlı kimyasallar, toksinler ve ağır metallerin genel miktarını ifade ettiğini kaydeden uzmanlar, vücudun toksinleri genellikle karaciğer, böbrekler, ter bezleri ve bağırsaklar gibi organlar aracılığıyla atmaya çalıştığını ancak, fazla miktarda toksin biriktiğinde veya vücut bu toksinleri yeterince etkili bir şekilde atamadığında, toksik yükün artarak sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiğini söylüyor.

Detoks yapmanın en iyi yolunun, sağlıklı beslenip mevsiminde ve doğal besinleri tüketmek, yeterli su içmek ve fiziksel aktiviteyi arttırmak olduğunu dile getiren Beslenme uzmanı Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Tıbbi bir sorun olmadığı sürece vücut kendi detoksunu yapar. Sürdürülebilir sağlıklı beslenme alışkanlıklarının, uzun vadede detoks diyetlerinin sunduğu hızlı düzeltmelerden çok daha değerli olduğu unutulmamalıdır.” dedi. 

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, vücuttaki toksik yük ve sağlık üzerine etkilerini değerlendirdi.

Toksik yük nedir?

Vücuttaki toksik yükün, kişinin vücudunda birikmiş zararlı kimyasallar, toksinler ve ağır metallerin genel miktarını ifade ettiğini kaydeden Beslenme Uzm. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Vücut, toksinleri genellikle karaciğer, böbrekler, ter bezleri ve bağırsaklar gibi organlar aracılığıyla atmaya çalışır. Ancak, fazla miktarda toksin biriktiğinde veya vücut bu toksinleri yeterince etkili bir şekilde atamadığında, toksik yük artar ve sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir. Toksik yükün birikmesi, farklı organ sistemlerinde işlevsel bozukluklara, bağışıklık sistemi zayıflamasına, inflamasyona ve kronik hastalıklara yol açabilir.” dedi.

Kirleticiler hava, su veya besin yoluyla vücuda alınarak toksik yük artıyor

Günlük yaşamda en sık maruz kalınan toksin kaynaklarının, çevresel faktörlerden beslenmeye, stres düzeylerinden alışkanlıklara kadar geniş bir yelpazeye yayıldığını ifade eden Hatunoğlu, “Çevresel faktörler, özellikle hava, su ve toprak kirliliği gibi doğal çevremizdeki kirleticilerle başlar ve hava yoluyla solunduğunda ya da su ve besin yoluyla vücuda alındığında zaman içinde toksik yükü artırabilir. Ayrıca günlük olarak kullanılan plastiklerdeki BPA’lar, kozmetik ürünlerdeki parabenler ve şampuanlardaki sentetik maddeler vücuda doğrudan zararlı etki yapabilen maddelerdir.” diye konuştu.

İşlenmiş gıdalar ve kronik stres de toksik yükü etkiliyor

 

Beslenmenin, toksinlere maruz kalmanın en yaygın ve sürekli yolu olarak karşımıza çıktığını dile getiren Beslenme Uzm. Hatice Nurseda Hatunoğlu, şöyle devam etti:

“İşlenmiş ürünler, şekerler ve katkı maddeleri vücudun detoksifikasyon sistemini zorlayarak vücutta birikmelerine yol açabilir. Ayrıca bazı besin kaynaklarında bulunan ağır metaller ile pestisit kalıntılarına uzun süre maruz kalmak ve düzenli olarak sigara ve alkol tüketimi de vücutta toksik yükün artmasına sebep olabilir. Kronik stres, vücutta inflamasyonu arttırabilir ve bağışıklık sistemini zayıflatabilir. Stresin getirdiği bu değişiklikler, aynı zamanda toksinlerin vücutta daha uzun süre kalmasına ve atılmalarının engellenmesine neden olabilir. Ayrıca, uyku düzensizlikleri ve fiziksel hareketsizlik de toksinlerin atılmasını zorlaştırır; vücut, yeterince dinlenmediğinde ve hareket etmediğinde, ter yoluyla toksin atımı azalır.”

Toksik yükün doğurduğu zararlar neler? 

Vücutta biriken toksik yük uzun dönemde bağışıklık sistemi sorunları, hormon düzensizlikleri, karaciğer hasarı, kardiyovasküler ve nörolojik sorunlara neden olabileceğini anlatan Hatunoğlu, “Bu nedenle bu riskleri azaltabilmek için antioksidandan zengin beslenme modeline uymak, bol su tüketmek, düzenli egzersiz yapmak, stres yönetimi ve uyku düzenine dikkat etmek oldukça önemlidir.” dedi.

Detoks diyetleri ve kürleri ne kadar etkili? 

Sağlıklı bir bireyin vücudunun doğal detoksifikasyon sistemlerinin (karaciğer, böbrekler, bağırsaklar) toksinleri etkili bir şekilde attığını dile getiren Hatunoğlu, şunları söyledi:

“Detoks diyetlerinin çoğu, kısa vadeli ağırlık kaybı ve sindirim düzenini iyileştirme gibi sonuçlar oluşturabilir, ancak bu etkiler genellikle sağlıklı beslenme alışkanlıkları ve kalori kısıtlamasından kaynaklanır. Ayrıca, bu tür diyetlerin uzun vadede sağlık üzerindeki etkileri ve güvenliği konusunda yeterli bilimsel kanıt bulunmamaktadır. Detoks yapmanın en iyi yolu, sağlıklı beslenip mevsiminde ve doğal besinleri tüketmek, yeterli su içmek ve fiziksel aktiviteyi arttırmaktır. Tıbbi bir sorun olmadığı sürece vücut kendi detoksunu yapar. Sürdürülebilir sağlıklı beslenme alışkanlıklarının, uzun vadede detoks diyetlerinin sunduğu hızlı düzeltmelerden çok daha değerli olduğu unutulmamalıdır.”

Ne gibi önlemler alınmalı…

Toksin maruziyetini azaltmak için neler yapılması gerektiği konusuna da değinen Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, şeklinde sözlerini tamamladı:

“Toksin maruziyetini azaltmak için doğal temizlik malzemeleri kullanıp kimyasal kullanımını azaltmak, plastik kullanımını azaltmak, hava kalitesine dikkat etmek, pestisit ve katkı maddesi içeren besinlerin tüketimini azaltmak ve temiz su içmeye özen göstermek oldukça etkili yöntemlerdir.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Vücuttaki toksik yükün sağlığa etkileri neler? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
“Türk kahvesi sağlığa zararlı değil, yararlı” https://kocaelibasin.com.tr/turk-kahvesi-sagliga-zararli-degil-yararli/ Wed, 18 Dec 2024 10:00:05 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/turk-kahvesi-sagliga-zararli-degil-yararli/ Kahvenin yararlarını ortaya çıkaran araştırmalara alışkınız ancak son günlerde Türk kahvesinin zararlı olduğunu iddia eden bir araştırma da yayınlandı ve haberlere konu oldu.

“Türk kahvesi sağlığa zararlı değil, yararlı” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kahvenin yararlarını ortaya çıkaran araştırmalara alışkınız ancak son günlerde Türk kahvesinin zararlı olduğunu iddia eden bir araştırma da yayınlandı ve haberlere konu oldu. İstanbul Okan Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı, gıda mühendisi Doç. Dr. İlkay Gök bu araştırmaya karşı çıktı. 

“Türk kahvesinin, son yıllarda insan sağlığı üzerinde önemli faydaları olduğu keşfedilmeye başlandı. Oysa bir araştırmaya dayanarak hazırlanan haberlerde, Türk kahvesi gibi süzülmeden hazırlanan demleme yöntemlerinde kahveol ve kafestolün yüksek miktarda olduğu ve bu iki bileşenin kolesterolümüzü yükselterek sağlığımıza zararlı olduğu iddia edildi. Söz konusu araştırmada 2000 öncesi yapılan basit düzeydeki çalışmaların sonuçları kullanılıyor. Halbuki bu tarz eski araştırmaların, artık geçerliliğini yitirdiği güncel çalışmalarla kanıtlandı” dedi.

Doç. Dr. İlkay Gök, İstanbul Okan Üniversitesi Gastronomi Yüksek Lisans tez öğrencileriyle Türk kahvesi ve filtre kahvenin toplam antioksidan kapasitesi, fenolik bileşenleri ve duyusal analizi ile ilgili deneysel bir araştırmayı tamamladıklarını aktardı: “Yakında yayınlayacağımız araştırmada Türk kahvesinin daha yüksek antioksidan ve fenolik bileşene sahip olduğunu belirledik. Yani Türk kahvesi tüketmek sağlığımızı destekliyor.”

Doç. Dr. İlkay Gök, açıklamasına şöyle devam etti: “2000 öncesi eski birkaç çalışmada, filtre kağıdından geçirilmeden hazırlanan Türk kahvesi veya “French press” kahvede, yüksek miktarda kafestol ve kahveol bulunduğu ve bu nedenle trigliserid ve LDL kolesterol seviyesini artırabildiği ihtimalinden yola çıkarak zararlıdır açıklamaları yapıldı. Bu açıklamalar yeni çalışma sonuçlarında yer almıyor. Aksine bu iki bileşenin, demleme tekniklerine bağlı olarak sağlığa faydalarını açıklayan çok daha fazla yeni bilimsel çalışma var. Yeni araştırmalar kafestol ve kahveolün antioksidan özelliği, anti-inflamatuar etkisi, kanser ve toksik maddelere karşı koruyucu etkileri olduğunu gösteriyor.

“Günlük 2-3 fincan kahve tüketimi depresyonla savaşmaya yardımcı”

Yapılan araştırmalarda kahvenin dört ana bileşeni olan kafein, klorojenik asit, kafestol ve kahveolün sağlık açısından önemli etkileri tespit edildi. Araştırma sonuçlarına göre günlük 2-3 fincan kahve tüketiminin güvenli olduğu, kahvenin metabolik ve mental sağlığı destekleyici, keyif verici ve uyanıklık artırıcı, yüksek tansiyon ve depresyonla savaşmaya yardımcı, tip2 diyabet, alzheimer ve Parkinson hastalıkları gibi bazı kronik hastalıkları, karaciğer kanseri gibi bazı kanser türlerini ve kardiyovasküler hastalıklar gibi dejenaratif hastalıkları önleyebileceği belirtildi.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

“Türk kahvesi sağlığa zararlı değil, yararlı” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İzmir Büyükşehir ve İzmir Tabip Odası’ndan “Sağlığa Erişememek de Şiddettir” sempozyumu “Kadına şiddette bilanço çok ağır” https://kocaelibasin.com.tr/izmir-buyuksehir-ve-izmir-tabip-odasindan-sagliga-erisememek-de-siddettir-sempozyumu-kadina-siddette-bilanco-cok-agir/ Mon, 25 Nov 2024 12:59:53 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/izmir-buyuksehir-ve-izmir-tabip-odasindan-sagliga-erisememek-de-siddettir-sempozyumu-kadina-siddette-bilanco-cok-agir/ İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Tabip Odası iş birliği ile 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında düzenlenen “Sağlığa Erişememek de Şiddettir” sempozyumunda çarpıcı veriler paylaşılarak “Bilanço çok ağır” yorumu yapıldı.

İzmir Büyükşehir ve İzmir Tabip Odası’ndan “Sağlığa Erişememek de Şiddettir” sempozyumu “Kadına şiddette bilanço çok ağır” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Tabip Odası iş birliği ile 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında düzenlenen “Sağlığa Erişememek de Şiddettir” sempozyumunda çarpıcı veriler paylaşılarak “Bilanço çok ağır” yorumu yapıldı. Programda, şiddete karşı çözüm önerileri de sıralandı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle önemli bir sempozyuma ev sahipliği yaptı. Alanında uzman konuşmacıların yer aldığı “Sağlığa Erişememek de Şiddettir” başlıklı sempozyumda, Türkiye’de kadınların özellikle sağlığa erişim konusunda yaşadığı sorunlar masaya yatırıldı. “Sağlıkta Hak Temelli Yaklaşım ve Yerel Yönetimler” başlığında sunum yapan Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı’ndan Kadın-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Araştırma ve Uygulama Merkezi (BÜKÇAM) Müdürü Prof. Dr. Ayşe Akın, çarpıcı veriler paylaştı. Buna göre Türkiye’de her on kadından dördü 15 yaşından sonra partnerinden şiddet görüyor. Üç anne ölümünden biri, hizmete ulaşamadığı için önlenebilen nedenlerle gerçekleşiyor. Kadir Has Üniversitesi’nin 2026 ve 2020 arasında yaptığı araştırmalarda 4 yılda ‘isteğe bağlı kürtaj hizmeti’ vermiyoruz diyen kamu hastanelerinin sayısı yüzde 12’den 54’e çıktı.

“146 ülke arasında 129’uncuyuz”

İstanbul Sözleşmesi’nin önemini vurgulayan Akın, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun 2023 yılı verilerine göre 315 kadın cinayeti yaşandığını, 248 şüpheli ölümün olduğunu vurguladı. Kadına şiddetle mücadelenin başarılı olabilmesi için maddeleri sıralayan Akın, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, kadının güçlenmesi, kadın erkek eşitliğinin sağlanması, şiddetin fark edilmesi, kadına ulaşılması ve sağlık, psikolojik, sosyal, barınma, hukuksal, maddi, izleme alanlarında destek sağlanması gerektiğini belirtti. Akın, 2022 ve 2023 yıllarına ait Dünya Ekonomik Forumu Raporu’na göre Türkiye’nin 1922 yılında 146 ülke arasında 124’üncü sırada iken 2023 yılında 129’uncu sıraya gerilediğini söyledi.

Yerel yönetimlerin önemi

Çözümün kadının güçlenmesi olduğunu ve bunun kız çocuklarından başlaması gerektiğini kaydeden Akın, yerel yönetimlerin sağlığın temel belirleyicileri ile ilgili bazı çalışmalar yapması için yasaların izin verdiğini kaydetti.

 “Kadınların güçlenmesi için çalışmalıyız”

Toplantının açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile ilgili Dünya Ekonomik Forumu’nun indeksine göre küresel cinsiyet uçurumun kapanmasıyla ilgili sürenin 134 yıl olduğuna dikkat çekti. Kadınların istihdamda daha az yer aldığını belirten Prof. Okyay, “Matematik, mühendislik gibi dalların mezunları arasında ne yazık ki 3’te 1 oranında kadın katılımı olduğunu görüyoruz. Dijital eşitsizlik dünyasında kadınların durumu çok daha zor. Kadınların 4’te 1’inin dijital okuryazarlık ve yapay zekâ gibi alanlarda yer alabildiğini biliyoruz. Eğer şiddetin varlığını istemiyorsak kadınların güçlenmesi için çalışmalıyız” dedi.

“Kadınlar bunu hak etmiyor”

Siyasette kadın temsiline ilişkin de konuşan Prof. Okyay, “Siyasette de durum değişmiyor. Yönetimde yer almakla ilgili eşitliği sağlayamazsak sorunu aşamayız. Ekonomik alanda kapanmayan bir ücret açığı var. Pandemi döneminde bu giderek arttı. Dünyada sağlık ve bakım hizmetlerinin yüzde 80’ini kadınlar üstleniyor ama yönetici sayısı buna benzer değil. Biz yakın bir zaman önce Eşrefpaşa Hastanesi’ne İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak bir kadın başhekim atadık. Bu bizim için gurur verici. Rakamlara döndüğümüzde, rapora göre Türkiye 146 ülke içinde sadece İran, Pakistan, Nijerya Lübnan, Kuveyt, Sudan’ın önüne geçmiş ve 129. sıradayız. Türkiye’deki kadınlar bunu hak etmiyor. Biz Ata’mızın çizdiği hak etiğimiz yerde olmakla ilgili birlikte çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

“Çok daha güzel hizmetler vereceğiz”

Sempozyumun sonunda Prof. Dr. Ayşe Akın’ın sunumuna ilişkin konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, “Yerel yönetimlerde inşallah çok daha güzel hizmetler vereceğiz. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Cemil Tugay, hekim kimliği ile buna çok önem veriyor. Sağlık konusu, hele ki kadınla ilgili olunca çok daha önemli hale geliyor” dedi.

“Gözden kaçırılan değerli bir konu”

İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Ela Hızlı da “Kadınların sağlığa erişimi konusu çok önemli ama belki de herkesin gözden kaçırdığı değerli bir konuydu. Kadına yönelik şiddet ne yazık ki özellikle son yıllarda ülkemizin en büyük sorunlarından biri haline gelmiş durumda. Biz 25 Kasım’da ‘Sağlığa Erişememek de Şiddettir’ başlıklı bir sempozyum yapmayı çok değerli buluyoruz” ifadelerini kullandı.

“Bu toplantıları yapmak zorunda kalmamayı diliyorum”

İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Şükriye Kaptan Uzunoğlu, “Milattan 2024 yıl sonra hala en temel insan hakkı olan sağlığa erişememekle ilgili bir toplantı yapma gereksinimi olmasından büyük üzüntü duyuyorum. Gelecek yıllarda bu konuyla ilgili başka toplantılar yapmak zorunda kalmamayı diliyorum. Yıllardır bu mücadeleye emek veren, katkı koyan herkese, her kadına saygı ve sevgilerimi sunuyor, bu uğurda can verenlerin anıları önünde saygıyla eğiliyorum” sözlerine yer verdi.

Sempozyum, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay yönetiminde gerçekleştirilen “Afetlerde Kadın Sağlığı” başlıklı ikinci oturum ile devam etti. “Afetlerde Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı, Hatay Depremi Deneyimi” başlığında İzmir Tabip Odası Kadın Hekimlik Komisyonu ve Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Türkan Günay ve “Afetlerde Kadın Ruh Sağlığı” başlığında İzmir Tabip Odası Kadın Hekimlik Komisyonu’ndan Türkiye Psikiyatri Derneği İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Uz. Dr. Mevhibe N. Tümüklü birer sunum yaptı.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İzmir Büyükşehir ve İzmir Tabip Odası’ndan “Sağlığa Erişememek de Şiddettir” sempozyumu “Kadına şiddette bilanço çok ağır” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>