?>
?>
Türkiye’de her 3 çocuktan birinde göz bozukluğu olduğunu ifade eden Dünyagöz Etiler Hastanesi’nden Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Sorunun farkında olmayan aileler çocuklarının derslerdeki başarısızlığını öğrenme yeteneğinin düşüklüğüne bağlayabiliyor. Oysa çocuğun öğrenme kabiliyetinde bir eksiklik yok, çocuk iyi göremediği için derslerinde geri kalabiliyor. Başarılı bir eğitim hayatı için görme sorunlarına erkan müdahale şart oluyor. En önemlisi de göz bozukluğunda gerekli önlemler zamanında alınmazsa çocukta ilerleyen yıllarda tedavisi daha güç olan bir göz tembelliği tablosu oluşabilir. Bu nedenle aileler iş işten geçmeden duyarlı davranmalı ve 0-16 yaş grubundaki çocukların gözlerini korumak için mümkünse doğumdan hemen sonra, yoksa 6-12 aylıkken ya da okula başlamadan önce ve okul süresince düzenli göz muayenesini yaptırmalıdır” dedi.
Ebeveynlerin Göz Ardı Etmemesi Gereken Belirtiler
Çocukların görme sistemlerinin, hayatlarının ilk yıllarında geliştiğini söyleyen Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, ebeveynlerin çocuklarının küçük yaşlardan itibaren görme yetilerini düzenli olarak gözlem altında tutmaları gerektiğini söyledi. “Gözde kayma, göz kapağında düşüklük, çapaklanma, şişlik, bir gözü kapayarak bakma, çocuğun tahtayı yeterince iyi görememesi, okurken satır atlaması, cümleleri eliyle takip etmesi, gözlerini kısarak bakması, televizyonu yakından seyretmesi, gözlerde sulanma, sık sık göz kaşıma, gözde ve başında ağrı, aktivitelerde düşük performans göstermesi ve ödevlerini yaparken zorlanması gibi belirtilerle karşılaşıldığında uzman bir göz doktoruna muayene olunması gerekir.
Özellikle göz tembelliği, yedi yaşın öncesinde tedavisi yapılması gereken bir rahatsızlık. Ancak bu hastalığa 10 yaşına kadar müdahalede bulunmak mümkün. Şaşılık ve göz tembelliği, ebeveynler veya öğretmenler tarafından kolayca fark edilebilir. Ancak fark edilmediğinde çocuğun görmesindeki sorunlar, ilerleyen yıllarda okuldaki başarısını, davranış eğilimlerini ve hatta iyi bir görüş gerektiren iş kollarına girmesini dahi etkileyebilecek sonuçlar oluşturabiliyor. Rutin muayeneler ve erken müdahale sayesinde, bütün bu sorunlar oluşmadan hızlıca çözüme kavuşturulabiliyor” diyor.
Dijital Göz Yorgunluğuna Dikkat
Dijital ekranlar, bilgisayarlar ve oyunların göz yorgunluğunun ana kaynakları arasında yer aldığını da söyleyen Doç. Dr. Ocak, “Günümüzde çocuklar bu ekranlar karşısında saatlerce vakit geçiriyor ve gözlerinin yorulduğunu önemsemiyorlar. Ancak uzun süre sabit bir ekrana bakmak çocuklarda başta gizli kaymalar olmak üzere alerji, arpacık, kuruluk gibi birçok göz sorununu beraberinde getirebilir. 4 yaşına kadar olan çocukların ekrana bakmaları önerilmez. 4-6 yaş arasında günde yarım saat, 6-10 yaş arasında günde 1 saat, 10 yaş sonrası ise günde en fazla 2 saat ekrana bakmalarına izin verilebilir ancak 20 dakikada bir mola verip gözleri dinlendirmeyi ihmal etmemeleri gerekiyor” diyerek sözlerini tamamladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Göz Sağlığına Dikkat: Başarılı Bir Eğitim Hayatı İçin Görme Sorunlarına Erken Müdahale yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Diyabetik bireylerin ayakkabı seçiminde nelere dikkat etmesi gerektiğini anlatan Podolog Meldağ Turhan, “Topuğu 2-4 cm arasında olan ayakkabılar tercih edilmeli. Yumuşak dokuda ayakkabı seçilmeli.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Podoloji Bölümü Öğr. Gör. Meldağ Turhan, diyabette ayak sağlığı ve bakımı hakkında bilgi verdi.
Diyabetli hastalarda nöropati başlayınca ne olur?
Ayak sağlığı ve hastalıklarıyla ilgilenen, yardımcı tedavi ve bakım hizmeti sunan podologların hastaların ayak bakımında rol oynadığını dile getiren Öğr. Gör. Meldağ Turhan, “Diyabetli hastalarda nöropati (his kaybı) başlar, böylelikle açılan yaralar geç iyileşir ya da hiç iyileşmez ufak kesik ve sıyrıklar büyük sorunlara yol açabilir. Basınç noktaları değiştiği için ayak deformiteleri oluşmaya başlar.” dedi.
Podologlar hastaların ayak bakımında nasıl rol oynar?
Öğr. Gör. Meldağ Turhan, podologların hastaların ayak bakımında nasıl rol oynadığını da şöyle anlattı:
– Podologlar diyabetli hastaların ayaklarını düzenli muayene eder
– Hastalara nöropati (his kaybı testi) uygular
– Ayağın ısı durumunu kontrol eder
– Ayak deformitelerine bakar
– Batık tırnak, nasır gibi sorunların ilerlemesini önleyecek tedbirler alır
– Doğru ayakkabı önerisinde bulunur
– Enfeksiyonları önleyici tedbirler alır
– Bireylere evde ayak bakımlarını nasıl yapacağı hakkında bilgi verir.
Ayaklar günlük olarak kontrol edilmeli!
Diyabetli bireylerin günlük ayak bakımında nelere dikkat edilmesi gerektiğini de anlatan Turhan, şöyle devam etti:
– Ayaklar günlük olarak kontrol edilmelidir. Gerekirse bir ayna yardımıyla ayak tabanları ve parmak araları kontrol edilmeli
– Parmak araları hariç nemlendirilmeli
– Tırnaklar ne kısa ne uzun olmalı ve düz kesilmeli
– Çoraplar her gün değişmeli ve beyaz renk tercih edilmelidir
– Aşırı sıcaktan kaçınılmalı (sıcak kum, sıcak suyla yıkama, ısıtıcılarda ayakları ısıtma)
Diyabetik ayak yaralarının büyümesini önlemek için alınacak önlemler neler?
Öğr. Gör. Meldağ Turhan, diyabetik ayak yaralarının büyümesini önlemek için alınacak önlemleri de dile getirerek, şöyle devam etti:
– Yalınayak yürümemeli
– Enfeksiyon riski fazla olduğu için mutlaka ayak bakımı için podolog tarafından yardım alınmalı
– Düzenli ayak kontrolleri yapılmalı
– Hijyene dikkat etmeli
– Kan şekerini kontrol altında tutmalı
– Travmalardan korunmalı
– Düzenli egzersiz yapılmalı
Diyabetik bireyler yumuşak dokuda ayakkabı seçmeli
Diyabetik bireylerin ayakkabı seçiminde nelere dikkat etmesi gerektiğini de anlatan Öğr. Gör. Meldağ Turhan, şu bilgileri verdi:
– Geniş ayarlanabilir ayakkabılar olmalı
– Ayakta gün içinde ödem oluşma ihtimali nedeniyle esnek ayakkabılar tercih edilmeli
– Ayak içi yastıklama ve destek verilmeli
– Ayakkabı topuğu 2-4 cm arasında olan ayakkabılar tercih edilmeli
– Yumuşak dokuda ayakkabı seçilmeli
– Hava geçirgen olmalı
– Diyabetik bireyler için tasarlanmış ekstra koruma sağlayan ayakkabılar tercih edilmeli.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Diyabet hastalarında ayak sağlığına dikkat! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Çiğli Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü tarafından düzenlenen etkinlikler, kadın sağlığı konusunda farkındalık yaratmayı ve sağlıklı yaşamı desteklemeyi amaçlıyor, her yaştan kadına hitap ederek onların sağlıklı yaşam alışkanlıklarını geliştirmelerine katkı sağlıyor.
Kadınlara birçok konuda bilgi veriliyor
Etkinliklerde, kadınların kendi bedenlerini daha iyi tanımaları, temel cinsel sağlık ve üreme sağlığı konularında doğru bilgilere ulaşmaları sağlanıyor. Ayrıca, katılımcılara koruyucu sağlık davranışlarının önemi anlatılarak, kadın sağlığını tehdit eden sorunlara karşı koruyucu bilgiler veriliyor. Günlük hayatta karşılaşılan riskli sağlık alışkanlıklarının yerine doğru sağlık davranışları geliştirilmesine yönelik bilgiler de bu etkinlikler kapsamında aktarılıyor.
Başkan Yıldız: “Kadınların Yanındayız”
Çiğli Belediyesi olarak kadın sağlığına ve kadınların bilinçlenmesine büyük önem verdiklerini ifade eden Başkan Yıldız, “Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğümüz aracılığıyla başlattığımız ‘Kadın Sağlığı İçin Mahalle Buluşmaları’ etkinliklerimizle, kadınların kendi bedenlerini tanımasını, sağlık konusunda doğru bilgiye ulaşmalarını ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirmelerini destekliyoruz. Kadınlar ailelerinin ve toplumun en temel yapı taşlarıdır. Sağlıklı bir toplum için öncelikle kadınların sağlıklı olması gerekiyor. Etkinliklerimizle, onların sağlığını koruma ve farkındalık yaratma amacındayız. Her yaştan kadına ulaşarak, riskli sağlık davranışlarının yerine doğru alışkanlıklar kazandırmayı hedefliyoruz. Bu buluşmaların, kadınların hem sağlık bilincini artıracağına hem de kendilerini daha güçlü hissetmelerine katkı sunacağına inanıyoruz” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Çiğli Belediyesi’nden Kadın Sağlığına Destek: ‘Mahalle Buluşmaları’ Devam Ediyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Üsküdar Üniversitesi Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, soğuk havalarda görülen hassasiyet problemi hakkında açıklamalarda bulundu.
Soğuk havalarda yaşanan hassasiyet farklı sorunlardan kaynaklanabilir
Kış aylarının gelmesi ile birlikte soğuk havaların çeşitli sebeplerle dişlerde hassasiyet oluşmasına neden olabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “Bu sebeplerden bazıları diş çürükleri, diş eti çekilmeleri, dişeti hastalıkları, dişlerde aşınma ve diş sıkma problemi olarak sayılabilir.” dedi.
Dişin mine tabakasının aşınması durumunda altında bulunan dentin tabakası açığa çıktığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, dentin tabakasının içerisinde bulunan dentin tübüllerinin sinirsel iletim sağladığını ve soğuk-sıcak hava veya içecekler ile teması durumunda hassasiyet oluşumuna neden olduğunu aktardı.
Öncelikle hassasiyetin kaynağı belirlenmeli!
Soğuk havalarda oluşan ağrı şikayetini azaltmak için sorunun kaynağının belirlenmesinin önemli olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, şunları söyledi:
“Diş çürüklerine bağlı hassasiyet durumunda çürüklerin restore edilmesi, dişeti hastalığına bağlı hassasiyet probleminde gerekli dişeti tedavilerinin yapılması gerekir. Diş eti çekilmesine bağlı açıkta olan kök yüzeylerinde meydana gelen hassasiyet problemini gidermek için de kök yüzeyi kapatma operasyonları yapılabilir.
Diş sıkmaya bağlı oluşan hassasiyette öncelikle diş sıkma probleminin tedavisine yönelik gece plağı veya botox uygulamaları, sonrasında diş aşınması olan bölgeler için restorasyonlar yapılabilir. Hatalı diş fırçalamaya bağlı oluşan aşınma ve dişeti çekilmelerinde ise öncelikle diş fırçalama tekniğinin düzeltilmesi, sonrasında aşınma bölgelerinin restorasyonu gerekir. Aynı zamanda hastaya hassasiyet giderici diş macunları, gargaralar önerilebilir ya da hassasiyet giderici ajanlar uzman hekimler tarafından açıkta bulunan dentin yüzeylerine uygulanabilir.”
Soğuk havalarda ortaya çıkan diş hassasiyeti, başka sağlık sorunlarına işaret edebilir mi?
Soğuk havalarda meydana gelen diş hassasiyeti veya ağrısının dişle ilgili problemlerden kaynaklandığına vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “Hassasiyete neden olan durumların tedavi edilmesi ile problem genellikle ortadan kalkar. Diş hassasiyeti veya ağrısı başka bir sağlık sorununa işaret etmez.” dedi.
Soğuk havalarda hassasiyet hisseden kişilerin öncelikle diş hekimine muayene olması ve hassasiyet probleminin kaynağının belirlenmesi gerektiğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, sözlerini şöyle tamamladı:
“Hatalı, yatay veya çok sert fırçalamaya bağlı dişeti çekilmeleri, aşınmaların bulunduğu ve diş hassasiyetine neden olduğu durumda hastaya doğru fırçalama tekniği anlatılmalı. Günde iki defa orta sertlikte bir diş fırçası ile dişlerimizi fırçalamak ve günde bir defa diş ipi kullanımı, dişleri çok sert olmayacak şekilde ve dişetinden dişe doğru fırçalamak problemlerin oluşumunu ve ilerlemesini azaltır. Bireylerin düzenli olarak asitli yiyecek ve içecek tüketmeleri dişlerin mine tabakasını aşındırarak, dentin tabakasının açığa çıkmasına ve dişlerde hassasiyet hissedilmesine yol açar.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Yeni yılda soğuk havaya dikkat! Diş sağlığına zarar verebilir! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kış aylarında sıkça tüketilen bal kabağının faydaları hakkında bilgi verdi ve sağlıklı bal kabağı tatlısı tarifi paylaştı.
Bal kabağı içerdiği vitaminler ve minerallerle sağlığı destekliyor!
Ülkemizde iklimsel çeşitlilik sayesinde birçok meyve ve sebzenin yetişebildiğini hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Kış aylarının gelmesi ile birlikte, turuncu rengiyle iştahımızı kabartan bal kabağı da çevremizde sıkça gördüğümüz sebzelerden biridir.” dedi.
Mevsimsel olarak tatlılarda, çorbalarda veya ana yemeklerde tüketilen bal kabağının mevsiminde tüketildiği için birçok sebzeye göre daha az kimyasal ilaç veya koruyucu madde içerdiğine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bal kabağı içerdiği A, C, E vitaminleri, potasyum, magnezyum sayesinde göz sağlığını koruma, cilt sağlığını destekleme ve bağışıklığı güçlendirmeye yardımcı olur. İçerdiği diyet lifi sayesinde bağırsak sağlığını destekler.” şeklinde konuştu.
Bal kabağı tüketmek psikolojiye de iyi gelebilir…
Son zamanlarda yapılan çalışmalarda, bağırsak sağlığının psikolojik durum, stres ve anksiyete üzerinde etkileri olduğunun görüldüğünü aktaran Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu sonuçları göz önünde bulundurduğumuzda, bal kabağını tüketmek psikolojinize de iyi gelir diyebiliriz. Ayrıca içerdiği bu vitamin, mineral ve diyet lifi kötü kolesterolün dengelenmesine yardımcı olur, kas ve kemik sağlığını olumlu etkiler. Bal kabağının birçok olumlu özelliği olmasına rağmen toplumda bu besine alerjisi olan bireyler de mevcuttur.” açıklamasını yaptı.
Bal kabağının sağlıklı bir sebze olduğunu ancak, hiçbir besinin tek başına vücuda yarar sağlamadığına dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, yeterli ve dengeli bir beslenme programının içinde yer aldığında, uygun porsiyonda tüketildiğinde bu olumlu etkilerinin görülebileceğini aktardı.
Bal kabağı tatlısı şekersiz de yapılabiliyor…
Bal kabağının çorbalarda ve sebze yemeklerinde tüketilebildiğini ancak tatlı olarak daha sık tercih edildiğini dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sağlıklı ve düşük kalorili bal kabağı tatlısı tarifi vererek sözlerini tamamladı:
“Şekersiz bal kabağı tatlısı için, 2 dilim bal kabağı, 4-5 adet çubuk tarçın, 2 yemek kaşığı tahin ve çekilmiş ceviz kullanılabilir.
Kabakları küp küp büyük parçalar halinde doğrayıp, içine tarçın ekleyerek kabaklar yumuşayıncaya kadar kısık ateşte pişirin. Tarçın tadını seviyorsanız miktarını arttırabilirsiniz. Piştikten sonra üzerine tahin ve ceviz ekleyerek süsleyin. Eğer tatlı isteğiniz yüksekse üzerine 1 tatlı kaşığı bal da ekleyebilirsiniz. Afiyet olsun.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Göz sağlığından cilt sağlığına kadar birçok faydası bulunuyor… Kış aylarının vazgeçilmezi bal kabağı psikolojiye de iyi gelebilir… yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahı Op. Dr. İdris Avcı, 20 Ekim Dünya Osteoporoz Günü nedeniyle kemik sağlığı ile ilgili kadınlara tavsiyelerde bulundu.
Osteoporoz yaşam süresinin uzamasıyla birlikte daha sık görülüyor
Osteoporozun, sedanter yaşam tarzı, kötü beslenme alışkanlıkları ve yaşam süresinin uzamasıyla birlikte daha sık görüldüğüne dikkat çeken Op. Dr. İdris Avcı, “Erkek ve kadınlarda osteoporoz oluşma riski vardır, fakat ileri yaş kadınlarda hormon değişikleri sonucu daha şiddetli olarak karşımıza çıkıyor. Uzun süreli steroid kullanımı, diyaliz ve organ nakli geçmişi olan immünsüpresif insanlarda (bağışıklık sisteminin aktivasyonu veya etkinliği azalan) daha genç yaşta osteoporoz görülebilir. Kemik yoğunluğu azaldıkça, vücudumuzu taşıyan kemiklerin ve özellikle omurga, kalça ve diz eklemlerindeki yükler artar. Şiddetli sırt, bel ve kalça ağrıları, yürüme mesafesinde azalma ve basit travmalar sonucu bile kemik kırıkları ortaya çıkabilir. Bu nedenle kemik sağlığımızı korumak için erkenden yol almamız gerekecektir.” dedi.
Çocukluk çağından itibaren kalsiyum ve magnezyumdan zengin beslenmek önemli
Her insanın yaşlandıkça kemik yoğunluğunun azaldığını ve osteoporoza aday olduğunu ifade eden Op. Dr. İdris Avcı, “Çocukluk çağından itibaren kalsiyum ve magnezyumdan zengin beslenerek (ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, domates, patates, süt ve süt ürünleri) depolarımızı arttırabiliriz. Düzenli egzersizler ile kilo alımına dikkat ederek kemiklerimize binecek yükü azaltıp, kas sistemimizi güçlendirebiliriz. Vitamin D eksikliği de osteoporoza zemin hazırladığı ispatlanmıştır. Bu nedenle olabildikçe dışarda temiz havada vakit geçirmemiz ve güneş ışığından faydalanmamız gerekecektir. Ofis çalışanları gibi günün çoğunu kapalı alanda geçiren insanlar için D vitamini içeren gıda takviyesi kullanabilirler.” şeklinde konuştu.
65 yaş üstü kadınlar yıllık kemik dansitometrisi ölçümü yaptırmalı
Osteoporoz tanısı alan kişilerin mutlaka omurga cerrahisi ve endokrinoloji hekimlerine muayene olması gerektiğine de işaret eden Op. Dr. İdris Avcı, “Osteoporoz araştırma ve önleme topluluğu, 65 yaş üstü kadınların yıllık kemik dansitometrisi ölçümü yaptırmalarını öneriyor. Diyabeti olan, uzun süreli steroid kullanan ve immünsüpresif insanlar için endokrinoloji ve omurga cerrahisinin belirlediği risk oranına göre daha erken yaşlarda kemik ölçüm taramaları öneriliyor. Erkeklerde ise o kadar keskin veriler bulunmuyor ve rutin olarak kemik dansitometri ölçümü yapılması sadece özellikli durumlarda tavsiye ediliyor” şeklinde sözlerini tamamladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Dimdik ayakta kalmak için kemik sağlığına dikkat! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Konak Belediyesi’nin halk sağlığını önceleyen çalışmalarından biri olan ücretsiz kanser tarama seferberliği tüm hızıyla devam ediyor. Konak Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü ile Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) iş birliğinde “Erken Teşhis Hayat Kurtarır” sloganından hareketle başlatılan meme, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanser taramaları ilçe sınırları içerisinde yaşayan 30 yaş üstü tüm kadınları kapsıyor. Kadınlarda en sık rastlanan kanser türlerine kansere karşı farkındalık oluşturmak amacıyla yürütülen taramalara katılmak isteyenler bağlı bulundukları muhtarlıklara giderek kayıt yaptırabiliyor. Tarama sonuçları riskli çıkan kadınlar detaylı tetkikleri yapılmak üzere sağlık kuruluşlarına yönlendiriliyor.
Mutlu: Erken teşhis hayat kurtarır
Konaklı kadınların sağlığını önceleyen çalışma ve iş birliklerini artırarak sürdüreceklerini ifade eden Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, “Erken teşhisin özellikle kanser tedavisinde ne kadar önemli olduğunu ve hayat kurtardığını biliyoruz. Konak’ta, meme ve rahim ağzı kanser tarama testi yaptırmamış kadın kalmasın istiyoruz. Konaklı kadınların farkındalığını artırmayı amaçladığımız tarama testine özellikle sağlık hizmetlerine erişimde güçlük çeken tüm kadınları bekliyoruz” dedi.
Kadınlardan taramalara davet
Erken teşhisin önemine dikkat çekerek herkesi taramalara katılmaya davet eden kadınlar ise “Kanser gibi hastalıklarda erken teşhis çok önemli. Bütün kadınlar geç olmadan mutlaka bu taramalarını yaptırsın. Kendimizi sevmemiz ve önem vermemiz gerekiyor. Konak Belediyesi’nin sağlamış olduğu bu imkandan çok memnunuz. Çok teşekkür ederiz” sözleriyle sağlanan hizmetten duydukları memnuniyeti dile getirdiler.
Başvurular muhtarlıklara
Konak Belediyesi’nin Sağlık İşleri Müdürlüğü öncülüğünde başlatılan ve muhtarlar aracılığıyla organize edilen taramalara katılmak isteyen 30-69 yaş aralığındaki kadınlar, kimlikleriyle birlikte bağlı bulundukları muhtarlıklara başvurabilirler. Başvuruda bulunacak olanların son 2 yıl içinde mamografi çektirmemiş, 5 yıl içinde de smear testi yaptırmamış olması gerekiyor. Kadınların KETEM’e gidiş gelişleri ise Konak Belediyesi’nin ücretsiz servisleri ile sağlanıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Konak’ta kadın sağlığına hayati destek yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>