?>
?>
Konak Belediyesi, Mülkiyeliler Birliği İzmir Şubesi, Konak Kent Konseyi ve İzmir Kadın Kuruluşları Birliği iş birliğiyle bu yıl üçüncüsü düzenlenen Nermin Abadan Unat Göç Sempozyumu İzmir Barosu Nevzat Erdemir Salonu’nda gerçekleşti. “Göç ve Çalışma Yaşamı” temasıyla düzenlenen sempozyumun açılış konuşmalarını Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu’yla birlikte Konak Kent Konseyi Mülteci Meclisi Başkanı Mete Hüsünbeyi yaptı.
Mutlu: İzmir’in en çok göç alan ilçesi
Alanında uzman pek çok ismi bir araya getiren sempozyumda konuşan Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, “Konak, İzmir’in en çok göç alan ilçesi. İzmir’e gelen herkes önce bir Konak’tan geçiyor. Yerel yönetimler için gerçekten sıkıntılı bir süreç. Bir yandan uyum çalışması yapmanız gerekiyor bir yandan artan nüfusun sizde yarattığı kent hizmetlerini kesintisiz vermeniz gerekiyor. Bunların hepsinde hocalarımızın da söylediği gibi aslında bir devlet politikası yok. Bir incelemede okumuştum. Herkes dönse bile yüzde 20’lik bir kesim Türkiye’de kalıyor. Bunu kabul ederek bir politika uygulamak gerekiyor. Bunu uygulayacak olanlar da yerel yönetimler değil. Göç olgusu çok geniş bir konu. Tekrar hocalarıma çok teşekkür ediyorum. Tüm paydaşlarımızla birlikte bu tür sempozyumları yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Hüsünbeyi: Üretken emeğin önemli unsurları
Konak Kent Konseyi Mülteci Meclisi Başkanı Mete Hüsünbeyi ise şunları söyledi: “Nermin Abadan Unat Hocamızın da altını çizdiği gibi Türkiye, dünyada sayısal olarak en çok mülteci bulundurmasına karşın, mültecilerin nüfusa oranı açısından Ürdün ve Lübnan’da daha fazla mülteci bulunmaktadır. İç savaştan bu yana 14 yıl geçti, mültecilerin önemli kısmı bugün üretimin içinde yer almaktadır. Ayakkabı, tekstil, mobilya gibi birçok sektörde nitelikli işgücü açığını kapatmaktadırlar. Mülteciler işsizliğin nedeni olmadığı gibi, üretken emeğin önemli unsurlarıdır. Sempozyumda göç ve çalışma yaşamını çok boyutlu olarak ele almak istedik. Her biri alanlarında yetkin olan çok değerli konuşmacılarımızın katılımları bizleri heyecanlandırdı. Her birine davetimize olumlu yanıt verip katıldıkları için ayrı ayrı teşekkür ediyorum.”
Göç olgusu masaya yatırıldı
Açılış konuşmalarıyla başlayan sempozyum oturumlarla devam etti. Konak Mülteci Derneği Başkanı Hamit Yakın ve İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Dinçer Dikmen’in moderatörlüğünde yapılan panellerde Prof. Dr. Murat Erdoğan, Av. Eda Bekçi, Prof. Dr. Deniz Yükseker, Araştırma Görevlisi Çağla Ekin Güner, Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası Başkanı Mehmet Türkmen, İnsan Hakları Aktivisti Taha Elgazi, Dr. Lülüfer Körükmez ve Dr. Erkin Başer konuşmacı olarak yer aldı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Konak’ta 3. Göç Sempozyumu gerçekleştirildi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Kent Konseyi ve Ege Geriatri Derneği iş birliğiyle, İzmir Kent Konseyi Sağlıklı Yaşlanma ve Yaşlı Politikaları Çalışma Grubu kolaylaştırıcısı Mevlüt Ülgen’in moderatörlüğünde “İleri Yaşta Dijital Eşitlik Sempozyumu” yapıldı. Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde yoğun katılımla yapılan sempozyumda, yaşlı bireylerin dijitalleşen dünyada karşılaştıkları zorluklar, dijital eşitlik ve haklar çerçevesinde tartışıldı.
Dijitalleşme ve yaşlı dostu çözümler
Sempozyum Eş Başkanı Prof. Dr. Sevnaz Şahin, dünyada ve Türkiye’de yaşlı nüfusun hızla arttığına dikkat çekerek, sağlıklı yaşlanmanın aktif bir yaşam tarzıyla mümkün olduğunu belirtti. Şahin, teknolojik gelişmelerin yaşam kalitesini artırmasına rağmen ileri yaştaki bireyler için uyum ve erişim sorunları yarattığını ifade ederek dijital eşitlik ve okuryazarlığın önemine vurgu yaptı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Toplum Sağlığı Dairesi Başkanı Dr. Ahmet Soner Emre ise İzmir’in yaşlı nüfusun yoğun olduğu bir kent olduğunu belirterek, yaş dostu dijital çözümler ve eşitlikçi uygulamaların geliştirilmesi gerektiğini söyledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “İleri Yaş Eylem Planı” çerçevesinde dijital okuryazarlık ve farkındalık çalışmalarına ağırlık verdiğini ifade etti.
Kuşaklar Arasında Dijital Köprü
İzmir Kent Konseyi Başkanı avukat Nilay Kökkılınç, teknolojinin kuşaklar arasındaki iletişimi hızla değiştirdiğine dikkat çekerek, “Gençlerin bilgi birikimiyle yaşlıların tecrübelerini bir araya getirecek köprüler inşa etmeliyiz” dedi. Kökkılınç, dijital atölyeler ve belediye destekli projelerle dijital eşitlik yolunda adımlar atılması gerektiğini vurguladı.
Etkinlik, Ege 3. Yaş Üniversitesi Dostluk Korosu’nun konseriyle başladı ve bilimsel oturumlar sonunda İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay’ın takdim ettiği sertifika töreniyle sona erdi. Sempozyum, yaşlı bireylerin yaşam kalitesini artıracak dijital çözümlere yönelik farkındalık yaratmayı amaçladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
İzmir’de İleri Yaşta Dijital Eşitlik Sempozyumu yapıldı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Dr. Öğretim Üyesi Hülya Gölgesiz, “Etkinliğimizde, yerel ve sözlü tarih araştırmacılarını ve öğrencileri bir araya getirmekten mutluluk duyuyoruz. Biz, 3 ay önce bu etkinliği gerçekleştirmek adına küçük ama inançlı bir kadroyla yola çıktık. Öğrencilerimizin ve katılımcılarımızın yoğun ilgisi sayesinde etkinliğimizi gerçekleştiriyoruz” diye konuştu.
“Bizi biz yapan ve besleyen kaynak yerel tarihtir”
Konuşmasının devamında yerel ve sözlü tarihin öneminden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Hülya Gölgesiz, “Günümüz dünyasını tanımlarken öne çıkan kavramlara bakıldığında küreselleşme, dünya insanı olmak gibi kavramlar karşımıza çıkıyor. Bütün insanları birbirine yakınlaştıran gelişmeler ve birçok nedene bağlı olarak gerçekleşen göçler ile birlikte günümüzde kentler büyüdü ve kimlikleri değişti. Bu gelişmeler köklerimize olan bağımızı da koparttı. Bizler için kültürel kimlik inşasında yerel tarih çok önemli çünkü bizi biz yapan ve besleyen kaynağımız yerel tarihtir. Sözlü tarih çalışmalarıyla kuşaklar arasında bir bağ kurmanın yolunu da bulmuş oluyoruz” dedi.
Etkinlik kapsamında Prof. Dr. Yasin Doğan, “Geçmiş Dünya’dan Dijital Dünya’ya: Geçmişimizin Dijital Yansımaları” başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Prof. Dr. Doğan, “Yerel tarih nedir? Ne değildir?’ bu ayrımı net yapmakta fayda var. Yerel tarih, tarih dediğimiz bilim dalının esaslarının birebir uygulanması gereken bir alan. Yani yerel tarihte de tarihte olduğu gibi kanıt, olgular, objektiflik gibi sorgulama süreçlerinin izlenmesi lazım. Tarihimizi makro tarih ve mikro tarih ölçeğinde ele aldığımız zaman yerel tarih mikro tarihe girer” dedi.
“Dijitalleşme hayatın her alanında kaçınılmaz son”
Tarihsel bilginin dijitalleşmesinin rağbet gördüğünü dile getiren Prof. Dr. Yasin Doğan, “Dijitalleşme, hayatın her alanında kaçınılmaz son, sosyal medya gibi dijital alanlarda çok farklı atılımlar yapıldı. E-Devlet’te 2018 yılında soy ağacı görüntüleme ile ilgili hizmet devreye girdi ve bir saat içinde 35 bin adet belge indirildi. Neticede dijital geçmiş bir odak noktası oldu. Türkiye’de verilerin dijitale aktarımında çalışmalar yapılıyor fakat veriler dağınık durumda. Tarihin dijitalleşmesinde en önemli nokta ana bir platformda birleştirmek” diye konuştu.
Konuşmasının sonunda dijitalleşme ve kişiselleşme arasındaki ilişkiden bahseden Prof. Dr. Yasin Doğan, “Artık grup, toplum, büyük kitle, toplumsal hafıza gibi kavramlar aşılıyor yerini bireyin tarihine bırakıyor. E-mail, paylaşımlar, blog, beğeni ve yorumlar gibi çok uzun süreli olmayan dijital ayak izleriyle, sanal dünyada geçmiş hafızamız birikiyor” dedi.
Şaban Yaylalı, Lozan Antlaşması kapsamında gerçekleştirilen Yunanistan Türkiye Nüfus mübadelesi nedeniyle bebekliğinde maruz kaldığı göçü ve Türkiye’ye geldiklerinde yaşadıkları zorlukları ayrıntılarıyla anlattı. İzleyiciler ve öğrenciler kendisine çok ilgi göstererek hatıra fotoğrafı çektirdiler.
Üç gün boyunca sürecek sempozyum kapsamında çevrimiçi ve yüz yüze oturumların yanı sıra atölye çalışmaları ve geziler de gerçekleştirilecektir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
EÜ Eğitim Fakültesinde “I. Ulusal Yerel ve Sözlü Tarih Araştırmaları Öğrenci Sempozyumu” başladı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle önemli bir sempozyuma ev sahipliği yaptı. Alanında uzman konuşmacıların yer aldığı “Sağlığa Erişememek de Şiddettir” başlıklı sempozyumda, Türkiye’de kadınların özellikle sağlığa erişim konusunda yaşadığı sorunlar masaya yatırıldı. “Sağlıkta Hak Temelli Yaklaşım ve Yerel Yönetimler” başlığında sunum yapan Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı’ndan Kadın-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Araştırma ve Uygulama Merkezi (BÜKÇAM) Müdürü Prof. Dr. Ayşe Akın, çarpıcı veriler paylaştı. Buna göre Türkiye’de her on kadından dördü 15 yaşından sonra partnerinden şiddet görüyor. Üç anne ölümünden biri, hizmete ulaşamadığı için önlenebilen nedenlerle gerçekleşiyor. Kadir Has Üniversitesi’nin 2026 ve 2020 arasında yaptığı araştırmalarda 4 yılda ‘isteğe bağlı kürtaj hizmeti’ vermiyoruz diyen kamu hastanelerinin sayısı yüzde 12’den 54’e çıktı.
“146 ülke arasında 129’uncuyuz”
İstanbul Sözleşmesi’nin önemini vurgulayan Akın, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun 2023 yılı verilerine göre 315 kadın cinayeti yaşandığını, 248 şüpheli ölümün olduğunu vurguladı. Kadına şiddetle mücadelenin başarılı olabilmesi için maddeleri sıralayan Akın, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, kadının güçlenmesi, kadın erkek eşitliğinin sağlanması, şiddetin fark edilmesi, kadına ulaşılması ve sağlık, psikolojik, sosyal, barınma, hukuksal, maddi, izleme alanlarında destek sağlanması gerektiğini belirtti. Akın, 2022 ve 2023 yıllarına ait Dünya Ekonomik Forumu Raporu’na göre Türkiye’nin 1922 yılında 146 ülke arasında 124’üncü sırada iken 2023 yılında 129’uncu sıraya gerilediğini söyledi.
Yerel yönetimlerin önemi
Çözümün kadının güçlenmesi olduğunu ve bunun kız çocuklarından başlaması gerektiğini kaydeden Akın, yerel yönetimlerin sağlığın temel belirleyicileri ile ilgili bazı çalışmalar yapması için yasaların izin verdiğini kaydetti.
“Kadınların güçlenmesi için çalışmalıyız”
Toplantının açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile ilgili Dünya Ekonomik Forumu’nun indeksine göre küresel cinsiyet uçurumun kapanmasıyla ilgili sürenin 134 yıl olduğuna dikkat çekti. Kadınların istihdamda daha az yer aldığını belirten Prof. Okyay, “Matematik, mühendislik gibi dalların mezunları arasında ne yazık ki 3’te 1 oranında kadın katılımı olduğunu görüyoruz. Dijital eşitsizlik dünyasında kadınların durumu çok daha zor. Kadınların 4’te 1’inin dijital okuryazarlık ve yapay zekâ gibi alanlarda yer alabildiğini biliyoruz. Eğer şiddetin varlığını istemiyorsak kadınların güçlenmesi için çalışmalıyız” dedi.
“Kadınlar bunu hak etmiyor”
Siyasette kadın temsiline ilişkin de konuşan Prof. Okyay, “Siyasette de durum değişmiyor. Yönetimde yer almakla ilgili eşitliği sağlayamazsak sorunu aşamayız. Ekonomik alanda kapanmayan bir ücret açığı var. Pandemi döneminde bu giderek arttı. Dünyada sağlık ve bakım hizmetlerinin yüzde 80’ini kadınlar üstleniyor ama yönetici sayısı buna benzer değil. Biz yakın bir zaman önce Eşrefpaşa Hastanesi’ne İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak bir kadın başhekim atadık. Bu bizim için gurur verici. Rakamlara döndüğümüzde, rapora göre Türkiye 146 ülke içinde sadece İran, Pakistan, Nijerya Lübnan, Kuveyt, Sudan’ın önüne geçmiş ve 129. sıradayız. Türkiye’deki kadınlar bunu hak etmiyor. Biz Ata’mızın çizdiği hak etiğimiz yerde olmakla ilgili birlikte çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
“Çok daha güzel hizmetler vereceğiz”
Sempozyumun sonunda Prof. Dr. Ayşe Akın’ın sunumuna ilişkin konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, “Yerel yönetimlerde inşallah çok daha güzel hizmetler vereceğiz. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Cemil Tugay, hekim kimliği ile buna çok önem veriyor. Sağlık konusu, hele ki kadınla ilgili olunca çok daha önemli hale geliyor” dedi.
“Gözden kaçırılan değerli bir konu”
İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Ela Hızlı da “Kadınların sağlığa erişimi konusu çok önemli ama belki de herkesin gözden kaçırdığı değerli bir konuydu. Kadına yönelik şiddet ne yazık ki özellikle son yıllarda ülkemizin en büyük sorunlarından biri haline gelmiş durumda. Biz 25 Kasım’da ‘Sağlığa Erişememek de Şiddettir’ başlıklı bir sempozyum yapmayı çok değerli buluyoruz” ifadelerini kullandı.
“Bu toplantıları yapmak zorunda kalmamayı diliyorum”
İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Şükriye Kaptan Uzunoğlu, “Milattan 2024 yıl sonra hala en temel insan hakkı olan sağlığa erişememekle ilgili bir toplantı yapma gereksinimi olmasından büyük üzüntü duyuyorum. Gelecek yıllarda bu konuyla ilgili başka toplantılar yapmak zorunda kalmamayı diliyorum. Yıllardır bu mücadeleye emek veren, katkı koyan herkese, her kadına saygı ve sevgilerimi sunuyor, bu uğurda can verenlerin anıları önünde saygıyla eğiliyorum” sözlerine yer verdi.
Sempozyum, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay yönetiminde gerçekleştirilen “Afetlerde Kadın Sağlığı” başlıklı ikinci oturum ile devam etti. “Afetlerde Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı, Hatay Depremi Deneyimi” başlığında İzmir Tabip Odası Kadın Hekimlik Komisyonu ve Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Türkan Günay ve “Afetlerde Kadın Ruh Sağlığı” başlığında İzmir Tabip Odası Kadın Hekimlik Komisyonu’ndan Türkiye Psikiyatri Derneği İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Uz. Dr. Mevhibe N. Tümüklü birer sunum yaptı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
İzmir Büyükşehir ve İzmir Tabip Odası’ndan “Sağlığa Erişememek de Şiddettir” sempozyumu “Kadına şiddette bilanço çok ağır” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Antalya Büyükşehir Belediyesi, Peyzaj Mimarları Odası Antalya Şubesi işbirliğinde AKM Perge Salonu’nda ‘Sünger Kent Antalya’ Sempozyumu düzenlendi. Kentsel taşkınlara mücadele etmek ve şehirlerde su yönetimini iyileştirerek, yeşil alanları korumayı amaçlayan sünger kent tasarımlarına ilişkin teorik bilgilerin, uygulama örnekleri ve saha uygulamalarının ele alındığı sempozyumun açılışına Antalya Büyükşehir Başkanı Muhittin Böcek, Peyzaj Mimarları Odası Antalya Şube Başkanı Gülsüm Kıldan, meslek odaları, yurtiçi ve yurtdışından uzmanlar, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
SÜNGER KENT YAKLAŞIMI ÖNEMLİ
Sempozyumun açılışında konuşan Başkan Böcek, hızlı kentleşme ve iklim değişikliği gibi etkenlerin sürdürülebilir gelecek için şehirlerin karşısına çıkan zorluklar olduğunu ifade etti. Bu noktada, “sünger kent” yaklaşımının, şehirlerin bu zorluklarla başa çıkabilmesinde çok önemli katkılar sağladığını kaydeden Başkan Muhittin Böcek, “Sünger kent uygulamaları, doğal ekosistemlerin şehir içinde yeniden canlandırılmasını ve su yönetiminin doğal yöntemlerle yapılmasını hedefliyor. Sel baskınlarına karşı mücadelemize ve su kıtlığına karşı alacağımız önlemlere büyük katkı sağlayacaktır” dedi.
Sünger kent yaklaşımının su kaynaklarının korunmasına yardımcı olmasının yanında şehirlerin iklim değişikliğine karşı dayanıklılığını da artırdığına dikkat çeken Başkan Böcek şöyle devam etti: “Yeşil altyapı ve doğa temelli çözümler ile yaşam alanlarımızı daha sağlıklı, daha yaşanabilir hale getirmemize yardımcı olur. Biz Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak geleneksel belediyecilik anlayışının dışına çıkarak ülkemizde ve dünyadaki iyi uygulamaları takip eden, sorunlara inovatif çözümler bulan, kısa vadeli değil geleceği düşünen bir yerel yönetim vizyonuyla hareket ediyoruz.”
TÜRKİYE’YE ÖRNEK ÇALIŞMALARA İMZA ATTIK
Büyükşehir Belediyesi olarak yeşil alanları arttırmanın yanı sıra iklim krizine dirençli bir kent olma noktasında Türkiye’ye örnek olan çalışmalara imza attıklarını dile getiren Başkan Böcek, şunları anlattı: “2019 yılından bu yana dikimini ve dağıtımını sağladığımız
2 milyonun üzerinde fidan, oluşturduğumuz hatıra ormanları, park ve yeşil alanların da katkısıyla şu anda Antalya’mızda kişi başına düşen yeşil alan miktarımız 8.3 metrekaredir. Türkiye’de kurakçıl peyzaj çalışmalarını ilk uygulayan belediye olarak yüzde 50 su ve enerji tasarrufu, ayrıca yüzde 30 işçilik, ilaç ve gübre tasarrufu sağlıyoruz. 10 bin metrekare sera alanlarımızda her yıl 10 milyon adet çiçek üretimi, 500 bin çalı bitkisi üretimi ve susuzluğa dayanıklı 1 milyon “sıcak iklim çim fidesi” üretiyoruz. Mevcut çim alanlarımızda 420 bin metrekare alanı sıcak iklim çimine dönüştürdük. Sünger kent uygulamaları ile de
Bu çalışmalarımızı arttırmak istiyoruz”
SEMPOZYUM BÜYÜK FIRSAT
Sempozyumda sünger kent modelinin uygulanması konusunda Avrupa’daki iyi örneklerin ele alınacağını, konunun uzmanları ile uygulama yapılabilecek pilot alanlar ve metodların belirleneceğini söyleyen Başkan Muhittin Böcek, ayrıca sempozyumun sürdürülebilir şehircilik ve doğayla uyumlu yaşam alanları oluşturma konularında yeni çözümler geliştirmek için büyük fırsatlar sunacağını kaydetti. Sempozyumun, sürdürülebilir şehircilik konusunda yeni iş birliklerine, yenilikçi projelere ve farkındalığın artmasına katkı sağlamasını dileyen Başkan Böcek, sözlerini şöyle tamamladı: “Hep birlikte, Antalya’yı daha yaşanabilir, daha sürdürülebilir bir kent haline getirmek için el birliğiyle çalışmaya, ortak akılla, tekniğin ve bilimin ışığında hareket etmeye devam edeceğiz.”
FELAKETLERE KARŞI DİRENÇLİ YAPILAR
Sempozyum da konuşan Peyzaj Mimarları Odası Antalya Şube Başkanı Gülsüm Kıldan da sünger kent uygulamasını ve faydalarını anlatarak, “Bu sempozyum ile amacımız doğanın kendini yenileme ve sürdürülebilir kapasitesini kentsel yapılara adapte edebilmek ayrıca çevresel, sosyal ve ekonomik değerlerini gözeten bütüncül bir yaklaşım içermektedir” dedi.
UZMANLARDAN SUNUMLAR
Sempozyumda Antalya Büyükşehir Belediye Park ve Bahçeler Daire Başkanı Çiğdem Hacıoğlu tarafından “Antalya Büyükşehir Belediyesi İklim Krizine Uyum Çalışmaları” başlıklı sunum yapıldı. ‘Sünger Kent Antalya’ Sempozyumunda Peyzaj Yüksek Mimarı Thomas Roth katılımcılara “Avrupa Ülkeleri Peyzaj Projelerinden İklim Krizi ile Mücadele Yöntemleri” hakkında bilgi verdi. Ardından Peyzaj Yüksek Mimarı Astrid Schröder-Holzhacher ve Thomas Roth tarafından “Sünger Şehirlerin Genel Prensipleri” başlıklı ortak sunum gerçekleştirildi.
Konuşmaların ardından Antalya Büyükşehir Başkanı Muhittin Böcek tarafından sempozyuma katılanlara plaket töreni gerçekleşti.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Antalya Büyükşehir’den Sünger Kent Sempozyumu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
‘Sünger Kent Antalya’ Sempozyumu’nda kentsel taşkınlara mücadele etmek ve şehirlerde su yönetimini iyileştirerek, yeşil alanları korumayı amaçlayan sünger kent tasarımlarına ilişkin teorik bilgiler, uygulama örnekleri ve saha uygulaması gerçekleştirilecek. Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in de katılacağı sempozyumun ilk gününde katılımcılar sünger kent tasarım örnekleri ve teknik bilgilerini yurtdışından katılacak uzman eğitmenlerden dinleyecek.
SÜNGER ŞEHİR NEDİR?
Şehirlerin yağmur sularını emmeleri, depolamaları, filtrelemeleri ve gerektiğinde salmaları için tasarlanan modele sünger şehir adı veriliyor. İklim değişikliği ve iklim krizi etkisiyle ortaya çıkan bu şehir modeli, yağmur suyunu düştüğü yerde tutarak emer ve su baskını riskini azaltmaya yardımcı olur. Sünger şehir yaklaşımı, doğal su döngüsünü yeniden canlandırmayı amaçlar. Dolayısıyla yalnızca kentsel alanları sel ve su baskınlarından korumakla kalmaz; yer altı su rezervlerini yeniden doldurarak su kıtlığı riskini azaltmaya olanak tanır.
Sempozyum programı şu şekilde:
1 Kasım 2024 CUMA – AKM PERGE SALONU 09:00-12:00
09:00 – 09:15 TMMOB Peyzaj Mimarları Odası sunumu
09:15 – 09:30 Antalya Büyükşehir Belediyesi sunumu
09:30 – 10:00 “İklim Krizi” Sunumu (Thomas ROTH )
10:00-10:30 “Sünger Şehirlerinin Genel İlkeleri” (Thomas ROTH – Astrid SCHRÖDER-HOLZHACKER)
10:30 – 10:50 “Sünger Kentin Mühendislik İlkeleri” (ACO Türkiye)
10:50 – 11:00 MOLA
11:00 – 12:00 SÜNGER KENT PROJE TANITIM TOPLANTISI – (Protokol, Basın ve Halka açık)
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in konuşması
TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Antalya Şube Başkanı Gülsüm Kıldan konuşması
Soru-Cevap Oturumu
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Antalya Büyükşehir Belediyesi ‘Sünger Kent Antalya’ Sempozyumu düzenliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>24 kurum ve kuruluş tarafından desteklenen sempozyum boyunca, 8 oturumda 21 bildiri sunumu ve “Bakım ve Servis Süreçlerinin Bugünü ve Yarını” başlıklı bir forum düzenlendi. Sempozyumda, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından Şube Müdürü İlyas Menderes Büyüklü, TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahir Ulutaş, TMMOB Makina Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Yener ve Türkiye Asansör Sanayicileri Federasyonu, Asansör ve Yürüyen Merdiven Sanayicileri Derneği, Ege Asansör ve Yürüyen Merdiven Sanayicileri Derneği temsilcilerinin katılımıyla “Asansör Mevzuatı Hakkında Görüşler” başlıklı bir panel gerçekleştirilmiş ve mevzuat ve uygulamaları ayrıntılı olarak tartışılmış, görüş ve öneriler üretilmiştir. Ayrıca; sempozyuma paralel olarak düzenlenen sergiye, 17 kurum ve kuruluş katılmış, katılımcılar yeni ürün ve teknolojileri görme olanağı bulmuşlardır.
Yoğun katılımla gerçekleşen sempozyumda;
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
XI. Asansör Sempozyumu ve Sergisi başarıyla tamamlandı “Asansör sektörü dijitalleşmenin eşiğinde” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>