?>
?>
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
21 Mart Down Sendromu Farkındalık Günü yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Böbrek üstü bezlerinde meydana gelen en yaygın sorunlardan birinin Cushing sendromu olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın sendromun kadınlarda daha sık görüldüğünün altını çizerek, “Cushing’te yağ dokusunun dağılımı değişerek kişinin kilo artışı göbek-yüz-ensede toplanır, karnında kırmızı renkli geniş çatlaklar oluşur, yara iyileşmesinde gecikme, ciltte kolayca morarma ve adet düzensizliği gibi belirtiler gözlemlenir” dedi.
Böbrek üstü bezlerden salgılanan hormonların vücut için yaşamsal önem taşıdığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Buradan salgılanan adrenalin, kortizol ve androjen gibi hormonlar vücudun tüm sistemlerini etkiler. Örneğin kan şekeri düzenlenir, fiziksel ya da duygusal stres, heyecanlanma gibi durumlarda kan basıncı ve kalp hızı artırılarak hem beyine hem kaslara daha fazla kan ve oksijen gitmesi sağlanır, vücudun su ve tuz dengesi korunur, kan hacmi ve potasyum düzeyi dengelenir” dedi.
Kitle saptandığında takibi çok önemli
Böbrek üstü bezi hastalıklarının tanısının hormonal testler ve görüntüleme yöntemleri ile konduğunu belirten Prof. Dr. Fulya Akın, “Herhangi bir nedenle çekilen ultrason, tomografi veya MR gibi tetkiklerde, bu bezlerde rastlantısal olarak kitleler saptanabilir. Adenom olarak adlandırılan bu kitleler çoğu zaman iyi huylu olsalar da aşırı “kortizol” üretirlerse, Cushing’e sebep olabilirler. Dolayısıyla böbrek üstü bezlerinde adenom saptanan tüm hastalar bu ihtimale karşı kan testleri ile incelenmeli” diye konuştu.
Adenom hormon salgılamıyorsa cerrahiye gerek olmayabilir
Tedavi olarak hormon salgılayan kitlenin çıkarılabileceği veya salgıladığı hormonların ilaçlarla bastırılabileceğini dile getiren Akın, “Hormon üretmeyen adenomların büyük bir kısmı tedavi gerektirmez yalnızca periyodik olarak MR veya tomografi ile takip edilir. Takipte büyüme saptanmaz ise tedaviye ihtiyaç yok demektir. Ancak halihazırda büyük olan ya da takipte boyut artışı saptanan veya MR’da şüpheli görünüm veren tüm kitlelerde, adrenal kanser olasılığına karşı cerrahiye başvurulabilir. Buradaki önemli nokta kitlenin büyüyüp büyümediğini veya hormon salgılamaya başlayıp başlamadığını sıkı sıkı takip etmektir” açıklamasında bulundu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Cushing sendromu kadınlarda daha sık görülüyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Bunun nedeni ise sendromun bazı kadınlarda hafif veya tek bir belirtiyle seyretmesi nedeniyle hekime geç başvurulması. Adet düzensizlikleri, tüylenme, kilo alımı, hatta infertilite gibi pek çok belirtiyle kendini gösterebilen bu sendrom, sadece üreme sistemini değil, genel sağlığı da etkileyebiliyor. Öyle ki tanı ve tedavide gecikilirse uzun vadede tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, rahim kanseri ile depresyon gibi oldukça ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Gülfem Başol, aslında erken tanı ve doğru tedaviyle sendromun yönetilebildiğine dikkat çekerek, “Bu sendromun kesin bir tedavisi olmasa da erken tanı konulur, doğru tedavi yaklaşımı benimsenir ve gerekli yaşam tarzı değişiklikleri yapılırsa, belirtileri kontrol altına almak ve uzun vadeli sağlık risklerini önlemek mümkün. Bu nedenle eğer adet düzensizlikleri, kilo alımı, tüylenme veya hamile kalmakla ilgili sorunlardan birini bile yaşıyorsanız, kadın ve doğum uzmanına danışmaktan çekinmeyin” diyor.
Erkeklik hormonu daha fazla salgılanıyor
Yumurtalıklarda hormonal dengesizliklerin meydana gelmesiyle oluşan Polikistik Over Sendromu yumurtlama düzenini bozabiliyor. “Polikistik” ifadesi, yumurtalıklarda küçük ve içi sıvı dolu keseciklerin (kistlerin) bulunabileceğini belirtse de her hastada bu görüntü oluşmuyor. Asıl sorun hormonların düzensiz çalışması olduğu için östrojen ve progesteron dengesizleşirken, erkeklik hormonu olarak bilinen androjen normalden daha fazla salgılanabiliyor. Bunun sonucunda hastalarda çeşitli semptomlar gelişmeye başlıyor.
Her kadında farklı belirtiler görülüyor!
Polikistik Over Sendromu her kadında farklı şekillerde ortaya çıkıyor. Bazı hastalarda sadece adet düzensizlikleri yaşanırken, bazılarında ise kilo artışı, aşırı tüylenme ve cilt problemleri gibi daha belirgin semptomlar görülüyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Gülfem Başol, sendromun en yaygın görülen belirtilerini, “Seyrek ya da düzensiz adet görmek, tüylenme (özellikle yüz, göğüs ve sırt bölgesinde), cilt problemleri (yağlı cilt, inatçı akneler, cilt koyulaşmaları), saç dökülmesi (erkek tipi saç seyrelmesi), kilo alımı ve insülin direnci (özellikle bel çevresinde belirgin kilo artışı), yumurtlama problemleri (hamile kalmada zorluk)” olarak sıralıyor. Doç. Dr. Gülfem Başol, bu belirtilerden bir veya birkaçını yaşıyor olmanın mutlaka polikistik over sendromu olduğunuz anlamına gelmediğini, ancak özellikle adet düzensizliği gibi durumlarla karşılaşıyorsanız bir uzmana danışmanızın son derece önemli olduğunu söylüyor.
Tip 2 diyabetten kalp hastalıklarına…
Polikistik Over Sendromu sadece üreme sağlığını değil, genel sağlığı da etkileyen bir durum. Sendromun tedavi edilmediğinde yumurtlama bozuklukları nedeniyle infertiliteye yol açabildiğine dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Gülfem Başol, “Ayrıca, insülin direnciyle yakından ilişkili olan sendrom kilo alımını kolaylaştırarak ilerleyen dönemde tip 2 diyabet ve kalp hastalıkları riskini artırıyor. Adet düzensizlikleri uzun vadede rahim içi dokusunun (endometrium) aşırı kalınlaşmasına ve bunun sonucunda rahim kanseri riskinin yükselmesine neden olabiliyor. Tüm bunların yanı sıra özellikle aşırı tüylenme ve kilo alımı gibi semptomlar bazı psikolojik sorunlara, örneğin özgüven eksikliğine ve depresyona yol açabiliyor” bilgisini veriyor.
Yaşam tarzı değişikliği çok önemli!
Polikistik Over Sendromu’nun kesin bir tedavisi olmasa da belirtileri kontrol altına almak ve uzun vadede gelişebilecek olan sağlık sorunlarını önlemek mümkün. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Gülfem Başol, tedavi planının hastanın yaşına, belirtilerine ve hamilelik beklentisine bağlı olarak değiştiğini vurgulayarak, “Tedaviye ilk olarak yaşam tarzı değişiklikleriyle başlanıyor. Sağlıklı beslenmek, rafine şeker ile karbonhidratlardan kaçınmak ve düzenli egzersiz yapmak insülin seviyelerini dengelemeye yardımcı oluyor. Özellikle kilo vermek, adet düzenini sağlamak ve yumurtlamayı desteklemek açısından büyük fayda sağlıyor” diyor. Gerekli durumlarda ilaç tedavisine de başlandığına işaret eden Doç. Dr. Gülfem Başol, sözlerine şöyle devam ediyor: “Doğum kontrol hapları androjen seviyelerini düşürmek ve adet düzenini sağlamak için kullanılıyor. İnsülin direncini düşüren ilaçlar, özellikle kilo verme sürecini desteklemek için tercih ediliyor. Anne olmak isteyen kadınlar için yumurtlamayı destekleyen ilaçlar öneriliyor”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Genç Kadınlarda Polikistik Over Sendromu Tehlikesi! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>DSÖ, ELEKTRONİK SİGARA KULLANIMINI, SAĞLIK TEHDİDİ OLARAK TANIMLIYOR
DSÖ, 2021 yılında yayımladığı Küresel Tütün Epidemisi Hakkındaki Yeni ve Yükselmekte Olan Ürünlere Dair başlıklı raporunda, elektronik sigaraların sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekmişti. Raporda, elektronik sigaraların tütün ürünleriyle benzer toksinler içerdiği ve akciğer sağlığını tehdit ettiği vurgulanmıştı. 2024 yılında ise elektronik sigara ve vaping cihazlarına bağlı gelişen Evali (e-cigarette or vaping product use-associated lung injury) Sendromu’nu bir salgın olarak tanımladı ve bu durumun toplum sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. DSÖ raporunda, elektronik sigara kullanımının solunum yetmezliği ve kalıcı akciğer hasarı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği vurgulandı.
EVALİ SENDROMU NEDİR?
Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Seha Akduman, “Evali, elektronik sigara veya vaping cihazlarına bağlı gelişen akut akciğer hasarıdır. Bu durum, solunum yetmezliğine hatta ciddi solunum sıkıntılarına yol açabilir. Bugüne kadar çok sık gündeme gelmese de 2024 yılında DSÖ tarafından bir salgın olarak tanımlandı ve dikkatle ele alınması gereken bir sorun olarak öne çıktı” dedi.
‘SU BUHARINDA ERİYİK OLAN AĞIR METALLER AKCİĞERE DAHA FAZLA ZARAR VEREBİLİYOR’
Elektronik sigaraların daha az zararlı olarak lanse edilmesinin yanlış bir algı oluşturduğunu belirten Dr. Öğr. Ü. Akduman, şu açıklamalarda bulundu: “Elektronik sigara, normal sigaraya göre daha az zararlı olarak tanıtılsa da benzer toksinler içerir. Özellikle su buharında çözünebilen ağır metallerin akciğerler için daha fazla zarar verme potansiyeline sahip olduğu düşünülmektedir.”
Dr. Öğr. Ü. Akduman, Evali’nin belirtilerinin Covid-19 ve influenza gibi hastalıklarla karıştırılabileceğini ifade ederek, “Evali hastalarında Covid-19 ve influenza’dakine benzer buzlu cam dansiteleri görülebilir. Tanı koyarken viral enfeksiyonların dışlanması kritik önem taşır. PCR testleri veya diğer yöntemlerle viral ya da bakteriyel enfeksiyon olmadığı tespit edildikten sonra, hastanın elektronik sigara kullanım geçmişi incelenerek tanı konulabilir” dedi.
TEDAVİDE KORTİZON KULLANIMI ETKİLİ
Evali tedavisinde solunum yetmezliği için destekleyici yöntemlerin kullanıldığını belirten Dr. Öğr. Ü. Akduman, şu bilgileri verdi: “Evali’de inflamasyonu baskılamak için kortizon tedavisi oldukça etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra diğer solunum yetmezliği tedavi yöntemleri de uygulanmaktadır.”
ELEKTRONİK SİGARA KALICI HASARA NEDEN OLABİLİR
Elektronik sigara kullanımının uzun vadeli etkilerine de değinen Dr. Öğr. Ü. Akduman, şu uyarılarda bulundu: “Elektronik sigara kullanımına bağlı gelişen Evali Sendromu, akciğerlerde fibrozis (sertleşme) gibi kalıcı hasarlara neden olabilir. Elektronik sigara ilk kez 2003 yılında ruhsatlandırılmış, Evali ise 2019 yılında tanımlanmıştır. Bu hastalığın görülme sıklığı her yıl artış göstermektedir ve bu durum gelecekte gençler arasında daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Elektronik sigara masum bir alternatif değildir; aksine bazı toksinlerin zarar verme potansiyeli daha yüksektir.”
SON SÖZ: ELEKTRONİK SİGARADAN UZAK DURUN
Elektronik sigaranın tehlikelerine bir kez daha vurgu yaparak şunları söyledi: Dr. Akduman, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Elektronik sigara, sigaraya alternatif masum bir ürün olarak sunulsa da aynı toksinleri içerir ve Evali gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. 2024 yılı, Evali’nin salgın olarak anıldığı bir yıl olmuştur. Gençler ve yetişkinler, bu ürünlerin tehlikelerinin farkında olarak kullanmaktan kaçınmalıdır.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Elektronik Sigara Kullanımına Bağlı Evali Sendromu Akciğerlerde Kalıcı Hasara Neden Olabiliyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Karpal Tünel Sendromuna yol açan risk faktörleri arasında; uzun süreli ve aralıksız el bileği bükülü pozisyonda bilgisayar ve klavye kullanımı, çalgı çalmak gibi tekrarlayan el ve el bilek hareketleri, şişmanlık, hamilelikte sıvı tutulumunun yol açtığı ödem, diyabet (şeker hastalığı), hipotiroidi gibi hormonal bozukluklar ve romatoid artrit gibi enflamasyon ile seyreden hastalıklar önemli rol oynuyor. Hastalık ayrıca karpal kanal içinde yer alan gangliyon kisti gibi tümoral yapıların basısı ya da kötü kaynamış el bilek kırıkları sonrası da görülebiliyor.
Prof. Dr. Kahraman Öztürk hastalığın başlıca belirtilerini şöyle açıklıyor: “Başlangıçta hafif dokunma ve basınç duyularında kayıplar gözlenir. Hastaların en belirgin şikayetleri; baş parmak, işaret ve orta parmak ile yüzük parmağın dış yarısında kısmi ya da tam duyu kaybı, başparmak kas bölgesinde erime, elde terleme bozukluğu ve gece ellerinde sızlama ve uyuşma ile uykudan uyanmadır. ‘Gece uykudan uyanıyorum ve elimi nereye koyacağımı şaşırıyorum’, ‘eşyaları düşürüyorum’ gibi şikayetlerle başvuruyorlar. Ayrıca topluiğne gibi küçük nesneleri kavrama ve tutmada güçlük çektiklerini ve anahtarı tutamadıklarını, omuzlarına yayılabilen ağrının da yaşam kalitelerini düşürdüğünü belirtiyorlar.”
Başlangıçta elde duyu azalması şikayetleri ile kendini gösteren Karpal Tünel Sendromu’nun erken evrelerinde median sinirin dağılım bölgesinde ağrı, uyuşma ve karıncalanma şikayetleri olduğunu belirten Prof. Dr. Öztürk “Sürecin son aşamasında ise; sinir üzerine artan bası sonucu başparmak tenar kas grubunda erime ile kas gücü ve el becerisi kaybı meydana gelebilir. Gece yarısı parmaklarında sızlama ile uyanan hastalar eldeki ağrı ve uyuşmanın geçmesi için ellerini sallarlar ve ellerinin pozisyonunu sürekli değiştirme ihtiyacı hissederler” diyor.
El bileğini zorlayan, tekrarlayıcı hareketlerden kaçının. Ellerinizi ve el bileklerinizi zorlamayacak ama güçlendirecek egzersizler yapmak ödemi önleyeceği ve kasları güçlendireceği için koruyucu olacak, şikayetleri de azaltacaktır. Sürekli bilgisayar kullanıyorsanız dik tıklama cihazı (fare) kullanmanız, elinizin bükülü çalışmasını önleyerek şikayetlerinizin ortaya çıkmasını önleyecektir. Müzisyenler ve diş hekimlerinde el bilek ve parmak kullanımının doğru pozisyonda kullanıma modifiye edilmesi de şikayetleri azaltır veya ortadan kaldırır.
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Kahraman Öztürk erken tanının, tedaviyi kolaylaştırdığını vurgulayarak, tedavinin, hastalığın şiddetine göre şekillendiğini söylüyor. Erken evrede ilaç tedavisi, fizik tedavi ve egzersiz, ortopedik cihazlar ve yaşam tarzı değişiklikleri ile şikayetlerde düzelme olmaması durumunda cerrahi tedaviye başvurduklarını belirten Prof. Dr. Öztürk “Konservatif tedavinin yarar sağlamadığı hastalar ile bulguları ilerleyen ve geç dönemde başvuran ileri evre hastalarında cerrahi tedavi yapılır. Ameliyat sonrası, hastaların bir hafta süre ile el bileği hareketlerini kısıtlaması ve nötral pozisyonda üç hafta gece ateli kullanması önerilir. Hastalar, 3-4 hafta sonunda tüm el ve el bilek aktivitelerine başlaması için teşvik edilir. Başparmak bölgesindeki kasların eridiği ileri evrelerde el becerisini tekrar kazanmak için tendon transferi yapılabilir” diyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Karpal Tünel Sendromu Hakkında 5 Kritik Bilgi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Bugüne kadar polikistik over sendromunun nedeni olarak gösterilebilecek herhangi bir çevresel veya genetik faktör tespit edilemediğini, bu yüzden de tedavinin semptomlara göre düzenlendiğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuri Ceydeli, “Polikistik over sendromunun direkt bir tedavisi olmadığı için meydana getirdiği rahatsızlıklara yönelik semptomatik tedavi seçenekleri değerlendirilir. Aynı zamanda adet düzensizliğine sebep olabilen bu rahatsızlıkta psikolojik faktörlerin de çok önemli olduğu ve kişinin adet olamadıkça girdiği stresin, döngüyü daha da olumsuz etkilediği unutulmamalı” dedi.
Gebe kalmayı zorlaştıran faktör yumurtlama zamanının bilinmemesi
İnsülin direncine bağlı olarak, vücudun normalden daha yüksek insülin seviyesine sahip olması anlamına gelen hiperinsülinemi oluşur. Bu durumun da polikistik over sendromunun tam merkezinde yer aldığını vurgulayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuri Ceydeli, “İnsülin fazlalığı yumurtalıkta kontrolsüz bir yumurta üretimine neden olur. Bu yumurtalar dengeli bir şekilde üretilmediği için yumurtlama verimleri düşüktür dolayısıyla infertilite yani kısırlık ya da adet düzensizliği meydana gelebilir. Ancak bu noktada kişi asla anne olamaz gibi bir durum söz konusu değildir. Sadece adet düzenli olmadığı için birlikteliği yumurtlama dönemine denk getirmek zorlaşır bu sebeple gebelik istendiği kadar hızlı gerçekleşmez” ifadelerini kullandı.
Fazla kilolardan kurtulma tedavinin ilk adımı
Polikistik over sendromu ile mücadelede ilk adımın fazla kiloya bağlı oluşan insülin direncinin düşürülmesi olduğunun altını çizen Op. Dr. Nuri Ceydeli, “Hastaların ideal kilolarına ulaşmaları çok önemli. Glukoz intoleransı, dislipidemi ve obezite varlığına bağlı olarak kişide tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalık riski de arttığı bilinmeli. Vücuttaki tüm sistemler birbirine bağlı olduğu için düzenli egzersiz ve kilo kontrolü gibi genel sağlıklı yaşam alışkanlarını benimsemek pek çok rahatsızlığın önüne geçebilir. Diğer tedavi seçenekleri ise doğum kontrol hapları, progesteronlar, insülin duyarlılığını artıran veya yumurtlamaya yardımcı ilaçlar olarak sıralanabilir” şeklinde konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Polikistik over sendromu adet düzensizliği sebebi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, geleceği düşünmeden kontrolsüz harcama yapmak anlamına gelen Doom Spending Sendromu hakkında bilgi verdi Kasım ayında insanları alışverişe teşvik etmek amacıyla yapılan kampanyaları işaret ederek bilinçli davranılmasını önerdi.
Yarınlar yokmuşçasına harcama yapmak psikolojik bir tepki…
Son yıllarda dünya genelinde artan belirsizlik, finansal istikrarsızlık ve ekonomik sıkıntıların insanları farklı psikolojik tepkiler geliştirmeye ittiğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Bu tepkilerden biri de son günlerde ‘Doom Spending Sendromu’ ismiyle duyduğumuz, aslında çok da yeni olmayan bir tepki. Doom Spending Sendromu, bireylerin gelecekte yaşanabilecek ekonomik ya da sosyal çöküntülerden korkarak anı kurtarmaya yönelik aşırı harcamalar yapma davranışıdır.” dedi.
Bu sendromun, bireylerin gelecek kaygısı, ekonomik endişeler ve belirsizlikler karşısında kontrolsüz harcama yapma eğilimi göstermesiyle karakterize olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Sağlık, ekonomik kriz, pandemi, savaş, iklim krizi, çocukların güvenliği, şiddet, hayvanları koruyabilmek, terör gibi birçok stres faktörünün içinde geleceğe dair umutsuzluğun üst seviyelerde olduğu bir dönemdeyiz. Kısacası hayatta kalmaya dair belirsizliklerin arttığı bu dünyada bireyin elinde tutabildiği tek gerçek ‘içinde bulunduğu an’. Dolayısıyla ‘an’a yönelik deneyimlerin arttığını gözlemliyoruz.” açıklamasını yaptı.
Doom Spending bir kaçış mekanizması olarak da ortaya çıkabiliyor
Elindeki kaynaklarla yarınları inşa edeceğine dair umudu azalan bireylerin, bir nevi savunma mekanizması olarak gelişen bu davranış biçiminde yarınlar yokmuşçasına harcamalar yaptıklarına vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, bu sendromun altında yatan psikolojik faktörlerin oldukça karmaşık olduğunu söyledi.
Belirsizlik ve kontrol kaybı duygusunun, bireylerde anı kurtarma çabasına yol açabileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yarın ne olacağını bilememek, bireyleri bugün kendilerini iyi hissettirecek şeyler almaya teşvik eder. Bununla birlikte stres ve kaygı, dopamin seviyelerini yükseltmek yani anlık keyif almak, haz yaşamak amacıyla alışveriş yapma veya bir hizmet satın alma dürtüsünü tetikleyebilir. Yapılan harcamalar anlık olarak rahatlama sağlar fakat bu sadece geçici bir çözümdür.
Doom Spending aynı zamanda bir kaçış mekanizması olarak da ortaya çıkabilir. İnsanlar, hayal kırıklığı ya da çaresizlik gibi duygularla başa çıkmanın bir yolu olarak sorunlardan hızlı biçimde uzaklaşmak üzere alışverişe yönelebilir. Bu davranış, kısa vadeli bir rahatlama sunsa da uzun vadede finansal sıkıntıları daha da derinleştirir. Bireyin değişen davranışlarının arkasındaki duygusal faktörleri değerlendirmek, ruhsal sıkıntıların önlenebilmesi için önemlidir.”
‘Daha az kötü hissetmek’ için harcama yapıyor olabilirsiniz!
Finansal istikrarsızlık, enflasyon ve işsizlik gibi ekonomik faktörlerin, Doom Spending sendromunu daha da güçlendiren etmenler olduğunun altını çizen Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Türkiye’de de artan enflasyon, işsizlik ve genel ekonomik istikrarsızlık bu sendromun yaygınlaşmasına zemin hazırlamakta. Ekonomik belirsizlik dönemlerinde bireyler, tasarruf yapmanın anlamsız olacağını düşünerek elde ettikleri parayı daha hızlı harcama eğilimi gösterebilirler.” dedi.
Özellikle enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde, paranın değer kaybetmesinin bireyleri daha fazla harcamaya itebileceğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, bu durumun bir kısır döngüye neden olabileceğini hatırlattı ve sözlerini şöyle tamamladı:
“Aşırı harcama, bireyin finansal durumunu daha da kötüleştirir, bu da stres ve kaygıyı artırır. Kontrolden çıkan birçok insan davranışı gibi bu durum da ruhsal çöküntüyü kaçınılmaz olarak tetikleyecektir. İyi hissetmek veya ‘daha az kötü hissetmek’ üzere yapılan bu harcamalar gelecekte daha büyük finansal sorunlara yol açabilir.
Bireysel sıkıntılarla veya gelecek kaygısıyla baş etmekte zorlanan bireylerin ruh sağlığı profesyonellerinden destek alması en uygun adım olacaktır. Ayrıca konuyla ilişkili bir hatırlatma olarak yaklaşan Kasım indirimlerine karşı bilinçli hareket etmekte fayda var.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Tasarruf yapmak anlamsız geliyorsa dikkat! Doom Spending (kontrolsüz alışveriş) Sendromu dünyada artıyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>KAHRAMANMARAŞ – Kahramanmaraş‘ta bir grup müzisyen deprem sonrası konteyner kentte kalan down sendromlu kızı müzik eşliğinde eğlendirerek moral verdi.
Türkiye‘yi yasa boğan Kahramanmaraş depremlerinin ardından sahada bir taraftan yıkım ve inşat çalışmaları sürerken bir taraftan da sosyal etkinliklerle destek olunuyor. Merkez Onikişubat ilçesi EXPO Rekreasyon alanında bulunan konteyner kentte de diğer yerlerde olduğu gibi gönüllülerin de katılımı ile çalışmalar yapılıyor. Bu çerçevede konteyner kente gelen müzisyenler down sendromlu 32 yaşındaki Esra Eren ile buluştu. Bağlama ve gitar eşliğinde söylenen şarkılara eşlik eden Esra, önce oynadı, sonra dans edip halay çekti.
Sosyal çalışmalara gönüllü olarak destek verdiklerini belirten yerel sanatçı Yusuf İslam, “Duyduğumuz ve gördüğümüz kadar her kesi mutlu etmeye çalışıyoruz. Özel kardeşimizi sevindirmeye çalıştık” dedi.
Down sendromlu Esra Eren ise, etkinlik sayesinde çok mutlu olduğunu ve eğlenceli vakit geçirdiğini kaydetti.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Halil Ulubey – Genel
Türkiye‘yi yasa boğan Kahramanmaraş depremlerinin ardından sahada bir taraftan yıkım ve inşat çalışmaları sürerken bir taraftan da sosyal etkinliklerle destek olunuyor. Merkez Onikişubat ilçesi EXPO yenileme alanında bulunan konteyner kentte de diğer yerlerde olduğu gibi gönüllülerin de katılımı ile çalışmalar yapılıyor. Bu çerçevede konteyner kente gelen müzisyenler down sendromlu 32 yaşındaki Esra Eren ile buluştu. Bağlama ve gitar eşliğinde söylenen şarkılara eşlik eden Esra, önce oynadı, sonra dans edip halay çekti.
Sosyal çalışmalara gönüllü olarak destek verdiklerini belirten yerel sanatçı Yusuf İslam, “Duyduğumuz ve gördüğümüz kadar her kesi mutlu etmeye çalışıyoruz. Özel kardeşimizi sevindirmeye çalıştık” dedi.
Down sendromlu Esra Eren ise, etkinlik sayesinde çok mutlu olduğunu ve eğlenceli vakit geçirdiğini kaydetti. – KAHRAMANMARAŞ
Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Yerel