?>
?>
BÜYÜK BEĞENİYLE İZLENDİ
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları yeni yıla hızlı bir başlangıç yaptı. Şehir Tiyatroları, “Şebo Müzikali” ile izleyicileri hem duygusal bir yolculuğa çıkardı hem de çocuklara hayvan sevgisini aşılamayı hedefleyen gerçek bir öyküyü sahneye taşıdı. Süleyman Demirel Kültür Merkezi (SDKM) Büyük Sahne’de gerçekleşen prömiyer, salonu dolduran izleyiciler tarafından büyük beğeniyle izlendi.
BERNA ABİŞ’TEN AÇIK DAVET
Oyuncuların etkileyici performansları ve yaratıcı sahne tasarımı izleyicilerden alkış alırken, Şebo’nun hikayesi herkese unutulmaz bir deneyim yaşattı. Müzikali izleyenler arasında Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Berna Abiş de yer aldı. Müzikalin sonunda oyuncuları tebrik etmek için sahneye çıkan Berna Abiş, “Sosyal sorumluluk projesi olarak çok güzel bir oyun izledik. Müzikalde de anlatıldığı üzere petshoplardan değil sokaklardan ve barınaklardan hayvan sahiplenmeyi herkesi davet ediyoruz” dedi.
GERÇEK BİR HİKAYEYİ ANLATIYOR
Arzu Demirel’in yazıp Ersin Ayhan’ın yönettiği “Şebo Müzikali” tiyatrocular tarafından sokakta bulunarak sahiplenilen bir sokak köpeğinin gerçek hayat hikayesini konu alıyor. Oyunun kahramanı Şebo, iki yıl önce Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Aydın Sigalı’nın eşi tarafından sokağa terk edilmiş halde bulunuyor. Şebo, Sigalı çifti tarafından sahiplenildikten sonra hem ailenin hem de tiyatronun vazgeçilmez bir parçası haline geliyor. Müzikal, çocuklarda hayvan sevgisini pekiştirmeyi amaçlarken, hayvanların insanlarla kurdukları bağları kuklalar eşliğinde müzikal formda gözler önüne seriyor.
OYUNUN OYUNCU KADROSU
Sanat ve hayvan sevgisini bir araya getirerek fark yaratan müzikalde; Başar Alemdar, Işık Öztorun, Çiğdem Sarıhan Benli, Zeynep Dilara Saydam, Sezen Duzakar, Cansu Mengüç, Güliz Gençoğlu, Umut İsfen, Cüneyt Gürbüz, Sevcan Kuş Efe, Su Özdemir, Ahmet Buğra Karakoyun, İbrahim Aydın, Çağla Buldak Akarsu ve Onursal Yıldırım rol alıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
“Şebo Müzikali” sokak hayvanlarının sesi oldu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>22 Aralık Pazar akşamı LYSA’da düzenlenen etkinliğe Lüleburgaz Belediye Başkan Yardımcısı Derya Aktan, Lüleburgaz Kent Konseyi Başkanı Günalp Çakır ile çok sayıda vatandaş katıldı.
PARA YERİNE MAMA
Yaklaşık 2 buçuk saat süren etkinlikte TEK Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin yaptığı tüm resimler sokak hayvanları yararına düzenlenen mezatta satıldı. Mezatta para yerine kiloyla mama kabul edildi. Bazı eserlere 300 kilo mamaya kadar değer biçildi.
Lüleburgaz Belediye Başkan Yardımcısı Derya Aktan da mama bağışında bulundu.
“BU DAYANIŞMA RUHU DEVAM ETSİN”
Etkinlikte bir konuşma yapan Lüleburgaz Kent Konseyi Başkanı Günalp Çakır; “Yaşadığımız kentte olmaktan mutluyuz. Elbette ki sorunlarımız var ancak bu sorunları sadece dile getirmek yerine sorumluluk sahibi bireyler olarak bizler de çözüm üretmeye çalışıyoruz. Kimimiz kitap bağışladı, kimimiz mama getirdi. Diliyorum ki bu dayanışma ruhu devam etsin ve bu dayanışma ruhuyla daha güzel projelere de başlamak adına bugün bir başlangıç olsun” diye konuştu.
Etkinlikte Veteriner Hekim İrem Karakaçan barınaklardaki hayvanların sahiplendirilmesi ve sokak hayvanlarının yaşam şartları üzerine bilgilendirmede bulunurken, Mari Polifoni Çok Sesli Kadın Korosu ve Gençlik Meclisi Müzik Grubu ‘Metamorfoz’ da konser verdi.
Mari Polifoni Çok Sesli Kadın Korosu konserinde perdeye yansıtılan görüntülerle sadece sokak hayvanlarına dikkat çekilmedi, kadına, çocuğa ve doğaya uygulanan şiddete de vurgu yapıldı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Can dostların sesi oldular yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kadına karşı şiddetin yarattığı kötülüğe farkındalık oluşturmak için düzenlenen mücadele yürüyüşüne Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, Seferihisar Belediyesi meclis üyeleri, Seferihisar Belediye Başkan Yardımcısı Nuriye Hepterlikçi, Seferihisar Belediye Başkan Yardımcısı Nejdet Yurttaş, siyasi parti temsilcileri, STK üyeleri, mahalle muhtarları ve birçok vatandaş katıldı.
Seferihisar Atatürk Halk Eğitim Merkezi önünden pankartlar ve meşaleler ile başlayan kortej, yükselen sesler eşliğinde Cumhuriyet Meydanı’na kadar sürdü.
Katılımcılar, ellerinde, “Kelebekler olup geleceğiz değişecek dünya“, “Öldüren sevgi istemiyoruz”, “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz” şeklinde yazılı pankartlar ve son yıllarda şiddetten dolayı hayatını kaybeden birçok kadının fotoğrafları dikkat çekti.
Cumhuriyet Meydanı’nda, bu kürsüden söyleyeceğim her söz, yalnızca kendi vicdanımın değil, aynı zamanda bu ülkenin adalet ve eşitlik talebinin sesi olacak diyerek sözlerine başlayan Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin ‘’2024 yılı henüz bitmeden tam 406 kadın öldürüldü. Bu sayı, yalnızca bir yılın karanlık tablosu değil. 2023 yılında 417 kadın, 2022 yılında ise 408 kadın aynı şekilde hayatını kaybetti. Bu veriler yalnızca rakam değil, kaybedilen hayatlar, yok edilen aileler ve geleceği çalınan kız çocuklarıdır. Her gün bir kadının öldürülmesine tanık olmaktan, her gün bir kız çocuğunun tacize uğradığını duymaktan artık bıktık. Kadınların katili cezasızlıktır. Adaletin tecelli etmemesidir. İşte bu yüzden kadın cinayetleri politiktir. Sokaklarımız güvenli değilse, kadınların evlerinden çıkmamalarını söylemek çözüm olamaz. Sokakları güvenli hale getirmek zorundasınız! Çünkü kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi yalnızca onların değil, tüm toplumun özgürlüğü ve adaletiyle doğrudan ilgilidir. Bir kez daha katledilen tüm kadınları saygı ile anıyorum. Anılarını mücadelemizde yaşatacağız. Şiddetin son bulduğu, kadınların ve kız çocuklarının güvende olduğu bir geleceği kadın-erkek hep birlikte kuracağız’’ diyerek sözlerini tamamladı.
Program Ürkmez Kadın Tiyatrosu’nun 25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü özel oyunu olan “Pişti” gösterimi ile sona erdi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Seferihisar kadına yönelik şiddete karşı mücadelenin sesi oldu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Hazel Ezgi Dündar, “Eğer bir çocuk 3 yaşından sonra hala çoğu sesi yanlış çıkarıyorsa, 4 yaşından sonra hala birçok kelimeyi anlaşılamayacak şekilde söylüyorsa, kekemelik belirtileri gösteriyorsa mutlaka bir dil ve konuşma terapisti tarafından değerlendirilmelidir.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Hazel Ezgi Dündar, 22 Ekim Dünya Kekemelik Farkındalık Günü nedeniyle, okula yeni başlayan çocuklarda sıkça görülen dil ve konuşma bozukluklarını değerlendirdi.
Okul çağında en sık görülen dil ve konuşma bozuklukları neler?
Okul çağındaki çocuklarda en sık görülen dil ve konuşma bozukluklarının konuşma sesi bozuklukları, akıcılık bozuklukları ve ses bozuklukları olduğunu ifade eden Hazel Ezgi Dündar, “Konuşma sesi bozuklukları çoğunlukla bazı sesleri yanlış üretme örneğin ‘araba’ yerine ‘ayaba’ deme şekline görünür. Bazen de sesleri dilin kurallarına uygun şekilde üretememe, yer değiştirme, ses/hece ekleme ve çıkartma ya da konuşma seslerine dair farkındalığa sahip olmama şeklinde kendini gösterebilir. Akıcılık bozuklukları ise duraklamalar, tekrarlar ve uzatmalar şeklinde görülebilir. Çocuklarda ses bozukluğu olduğu ise sesinde kısıklık, tizlik, nefeslilik ve sesini zorlanarak çıkartma durumları gözlemlendiğinde düşünülebilir.” dedi.
Sosyal ortamlarda daha çekingen kalabiliyorlar
Dil ve konuşma bozukluklarının çocukların hem sosyal hem de akademik gelişimlerini doğrudan etkileyebildiğini dile getiren Hazel Ezgi Dündar, “Sosyal olarak, bu çocuklar kendilerini doğru ve anlaşılır bir şekilde ifade edemedikleri için akranlarıyla iletişim kurmakta zorluk yaşayabilirler. Bu, onların arkadaş edinmesini ve grup oyunlarına katılmasını zorlaştırabilir, hatta özgüven eksikliğine ve içe kapanıklığa neden olabilir. Örneğin, anlaşılırlığı düşük olan, kekemelik veya ses bozukluğu olan bir çocuk, sınıf içinde konuşmaktan çekinebilir, bu da onların sosyal ortamlarda daha çekingen kalmalarına yol açabilir.” diye konuştu.
Akademik başarıları da olumsuz etkilenebiliyor
Akademik açıdan, dil ve konuşma becerilerinin okuma, yazma, dinleme ve anlama gibi akademik yeteneklerin temelini oluşturduğunu kaydeden Hazel Ezgi Dündar, “Konuşma bozukluğu olan çocuklar dil becerileri akranları ile eş seviyede gelişmediğinde akademik başarıları da olumsuz etkilenebilir.” dedi.
Okuma problemlerinin, çocukların okuma hızında, doğruluğunda ve anlama becerilerinde yaşıtlarına göre gerilik göstermesi ile tanımlandığını da kaydeden Hazel Ezgi Dündar, “Yaygın okuma problemlerinde, çocukların harfleri doğru bir şekilde tanıyamaması veya kelimeleri doğru sıralama ve heceleme konusunda yaşadıkları zorluklarla karakterizedir. Ayrıca, okuma sırasında çok yavaş olabilirler ve okuduğu metni anlamada zorluk yaşayabilirler. Tüm bu yaşanan zorluklar özellikle fonolojik farkındalık, kelime dağarcığı ve diğer dil alanlarındaki becerilerin yeterli seviyede gelişememesinden kaynaklanabilir.” şeklinde konuştu.
Erken yaşlardaki okuma problemlerinin ileriye dönük etkileri neler olabilir?
Okuma ve okuduğunu anlama güçlükleri erken yaşta fark edilip müdahale edilmezse, çocuğun eğitim hayatı boyunca ve sonrasında ciddi sorunlara yol açabildiğini de ifade eden Hazel Ezgi Dündar, şöyle devam etti:
“Bu çocukların, yaşıtlarıyla aralarındaki akademik fark zamanla açılabilir. Ayrıca, bu güçlükler çocukların özgüvenini düşürebilir. Kendini başarısız hissetme ve okuma-yazma aktivitelerinden kaçınma gibi davranışlar, uzun vadede öğrenmeye karşı olumsuz bir tutum geliştirmelerine neden olabilir. Okuma becerisi akademik hayatın her aşamasında önemlidir; bu nedenle okuma problemleri olan çocuklar, gelecekte de bilgi edinme ve anlama konusunda sıkıntılar yaşayabilirler. Erken dönemde çözüme kavuşturulmayan okuma güçlükleri, iş hayatında dahi kendini gösterebilir.”
Ebeveynler neler yapabilir?
Ebeveynlerin, çocukların dil ve okuma becerilerini geliştirmek için evde çeşitli stratejiler uygulayabileceğini de söyleyen Hazel Ezgi Dündar, “Öncelikle, çocukla konuşmaya ve ona kitap okumaya vakit ayırmak çok önemlidir. Kitap okuma alışkanlığını küçük yaşlarda kazandırmak, çocuğun kelime dağarcığını genişletir ve dil becerilerini geliştirir. Bunun yanında, günlük konuşma pratiği için ebeveynler çocuklarıyla her gün bolca sohbet etmeli, onları kelimeleri doğru kullanmaya teşvik etmeli ve konuşmalarına pozitif geri bildirim vermelidir. Harflerle, kelimelerle veya seslerle ilgili oyunlar oynayarak çocuğun dil ve okuma becerilerini eğlenceli bir şekilde geliştirmek mümkündür. Çocuklar okuma veya konuşma hataları yaptığında ebeveynler sabırlı olmalı ve onları düzeltici, motive edici şekilde yönlendirmelidir.” dedi.
Dil ve konuşma terapisti ne zaman değerlendirilmeli?
“Eğer bir çocuk 3 yaşından sonra hala çoğu sesi yanlış çıkarıyorsa, 4 yaşından sonra hala birçok kelimeyi anlaşılamayacak şekilde söylüyorsa, kekemelik belirtileri gösteriyorsa (örneğin, 6 aydan uzun süren tekrarlar, bloklar, uzatmalar), ses tonu veya volümünde anormallikler varsa (örneğin sürekli ses kısıklığı), yaşıtlarına kıyasla dil becerileri belirgin şekilde geri kalıyorsa, anlamlı cümleler kurmakta zorlanıyor ve kelime dağarcığı sınırlıysa, mutlaka bir dil ve konuşma terapisti tarafından değerlendirilmelidir.” diyen Hazel Ezgi Dündar, erken değerlendirmenin, sorunların büyümeden çözüme kavuşturulmasında önemli rol oynadığını da dile getirdi.
Terapistlerin rolü nedir?
Dil ve konuşma terapistlerinin okuma güçlüğü yaşayan çocuklarla çalışırken, çocukların dil becerilerini ve fonolojik farkındalıklarını geliştirmeyi hedeflediklerini ifade eden Hazel Ezgi Dündar, “Terapistler, sesleri ayırt etme ve kelimeleri parçalara ayırma gibi fonolojik farkındalık becerilerini geliştirir. Bu beceriler, çocuğun harf-ses ilişkisini kurmasına yardımcı olur. Bazı çocuklar, harfleri/sesleri yanlış ürettikleri için okuma güçlüğü yaşarlar. Artikülasyon problemleri bu sebeple okuma yeteneğini doğrudan etkiler. Terapistler, çocuğun doğru sesleri çıkarması ve bu sesleri farkındalıkla okuma sürecine katması için çalışır. Okuma güçlüğü çeken çocuklar genellikle sınırlı bir kelime dağarcığına sahiptir. Terapistler, çocuklarla kelime öğrenme ve anlamlandırma çalışmaları yaparak kelime dağarcığını genişletir. Bu sayede çocuklar okuduğunu daha iyi anlar ve kelimeleri daha hızlı tanır. Terapistler, çocuğun okuduğu metni anlamasını sağlamak için okuma stratejileri öğretir. Örneğin, bir metni okurken ana fikirleri bulma, önemli detayları ayırt etme ve okuduğunu özetleme gibi beceriler kazandırılır.” dedi.
Erken dönemde neler yapabilir?
Dil ve konuşma açısından desteğe ihtiyacı olduğuna karar verilen çocukların fonolojik farkındalık becerileri, dil ve kelime dağarcığı gelişimini oyun temelli yaklaşımlar yardımıyla desteklenebildiğini kaydeden Hazel Ezgi Dündar, “Erken dönemde yapılan müdahaleler okuma güçlüğünün, akademik pek çok zorluğun ve bunların sonucunda yaşanacak psikolojik güçlüklerin önlenmesine yardımcı olur. Böylece çocukların daha güçlü bir dil temeli oluşturarak akademik başarılarını artırmalarına ve duygusal gelişimlerini sağlıklı ilerletmelerini destekler.” şeklinde sözlerini tamamladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
3 yaşından sonra hala çoğu sesi yanlış çıkarıyorsa dikkat! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Kadın dayanışması, adalet ve toplumsal cinsiyet rolleri üzerine düşündürücü bir yolculuk sunan oyun, 16 Ekim 2024 Çarşamba günü Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde ilk gösterimini yaptı.
Oyunun ilk gösterimine İBB Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever, İBB Şehir Tiyatroları Müdürü Oytun Askeroğlu, Genel Sanat Yönetmeni Yardımcısı Tankut Yıldız, Müdür Yardımcısı Berna Beyazkılınç Tezcan ve Haldun Dormen katıldı.
Oyunun sonunda söz alan Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever:
“Bugün burada olmayı tercih ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Arkadaşlarımı huzurunuzda kutluyorum. Gerçekten çok keyifli bir oyundu. Kaçırmadan nefessiz izledim.
110 yaşında bu yıl Şehir Tiyatrosu. Her zaman en doğru, en iyi projelerle karşınızda olup sizlerle kucaklaştırmak için çok çaba sarf ediyoruz. Hepsine çok teşekkür ediyorum.
Bizim için her oyun yeni bir yolculuk, yeni dostlar demektir. Yeni gelen tüm arkadaşlarımıza “hoş geldiniz” demek istiyorum.
Bizi bol bol turnelerde göreceksiniz. Biz 110. yaşımızı seyircimizle, ailemizle kutlamaya karar verdik. Büyük bir Anadolu turnesine çıkmaya hazırlanıyoruz.” dedi.
Her İki Oyunun da Kalbinde Yatan Kadın Karakterlerin Birçok Ortak Noktası Olduğunu, Benzer Çatışmaları Taşıdığını Gördüm
Oyunun yönetmeni Ali Gökmen Altuğ, “Gök Kubbe”yi yazarın “Sivrisinekler” oyunuyla karşılaştırıyor:
“Şehir Tiyatroları repertuarındaki ikinci Lucy Kirkwood oyunu olan Gök Kubbe, okuduğum ilk andan dramaturji çalışmalarına, prova ve sahneleme sürecine kadar olan yolculuğu boyunca çeşitli anlarda, beni geçen yıl yönettiğim diğer Kirkwood oyunu Sivrisinekler’e yöneltti. Her iki oyunun da kalbinde yatan kadın karakterlerin birçok ortak noktası olduğunu, benzer çatışmaları taşıdığını gördüm. Bu açıdan bakıldığında, yazarın feminist bakış açısı içinde kadın bedeninin konumlandırıldığı yer ve kadın bedenine müdahale edilmesiyle ilgili çok önemli bir eleştiri olduğunu söyleyebiliriz. Sivrisinekler oyununda ultrason ve benzeri tıbbi muayene yöntemlerini reddeden, çocuğuna aşı yaptırmayan Jenny karakterinde de, jüri olarak seçilen kadınlar tarafından muayene edilmesi gereken Sally karakterinde olduğu gibi, kadın bedeniyle ve onun işleyişiyle ilgili bir meselesi vardır yazarın. Gök Kubbe’deki kadınlardan Ann’in dediği gibi “Bir kuyruklu yıldız hakkında bildiklerimizin, kadın vücudunun işleyişi hakkında bildiklerimizden fazla olması bence çok tuhaf.”
Gök Kubbe, bir cinayet ve suç üzerinden gelişen sağlam olay örgüsüyle kadınlık hallerine dair çok şey söylemektedir. Yazar tarafından kurulan çok güçlü bir dramatik yapının ve aksiyonun içinde, artan bir merak unsuruyla bir gizemi ve suç hikâyesini çözmeye çalışırken aynı zamanda da metnin katmanlı yapısı içinde, çok zengin bir labirentte, gizli dehlizlerde gezinirken buluruz kendimizi. Kirkwood’un metinlerinin bu denli güçlü olmasının nedeni de işte bu kazdıkça derinleşen katmanlı yapısıdır.
Yönetmenler için her oyunun yeri, özelliği, duygusu, gönlünde kapladığı alan farklıdır. Gök Kubbe de benim için Sivrisinekler oyununun ardından, Kirkwood’un yaratıcılığı ve dehasının dehlizlerine indiğim çok kıymetli bir yolculuk oldu.”
Dramaturgisini Sinem Özlek’in, müziğini Emrah Can Yaylı’nın, dekor tasarımını Barış Dinçel’in, kostüm tasarımını Gamze Kuş’un, ışık tasarımını Mustafa Türkoğlu’nun, efekt tasarımını Metin Küçükyılmaz’ın, hareket düzenini Senem Oluz’un, video tasarımını Enes Altuğ Avşar’ın yaptığı, fotoğraflarını Sadi Ayan’ın çektiği oyunda; Ada Alize Ertem, Aslıhan Kandemir, Asya Kale-Deniz Şiir Boy, Ayşem Yağmur Ulusoy Göktürk, Betül Kızılok Bavli, Canan Kübra Birinci, Çağlar Polat, Demet Bozkaya Şalt, Eraslan Sağlam, Eylül Soğukçay, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Gözde İpek Köse, Işıl Zeynep Karaalp, Serap Öztürk, Zeliha Güney rol alıyor.
“Gök Kubbe”
Dört ay önce tanımadığı bir adamın atının sırtında evinden ayrılmış olan Sally, biriktirdiği parasını alıp kaçmak üzere evine döndüğünde kocasıyla karşılaşır. Bölgenin güçlü ve zengin ailesi Wax’lerin çocuğu öldürülmüştür. Cinayeti işleyen adam asılmış, ancak o sırada onunla birlikte olan Sally, hamile olduğunu söylediği için asılması ertelenmiştir. Mübaşir olarak görevlendirilen Coombes, hem çamaşırcılık hem de bölgede ebelik yapan Elizabeth’e, Sally’nin gebe olup olmadığını anlamak için bir araya getirilen jüriye katılması gerektiğini söylemek üzere evine gelir. Mahkeme 12 kadından, Sally’nin gebe olup olmadığı hakkında görüşlerini bildirmeleri istemiştir. Dönemin yasalarına göre, Sally şayet hamileyse, asılmaktan kurtulup Amerika’ya sürgün edilecektir. Bir karar çıkana kadar mum, ateş ve yiyecek bulunmayan bir odada tutulan kadınlar, Sally hakkında bir yargıya varmaya çalışırken, kendi geçmişlerine, bağlarına ve kadın olmaya dair gerçekler de açığa çıkacak, başka bir kadının hayatı üzerine adil bir karar vermek, sandıkları kadar kolay olmayacaktır.
Oyun, 17-19 Ekim, 23-26 Ekim 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kadınların sesi, Gök Kubbe’de yankılanıyor. yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>