?>
?>
“izmaritini yere atma geleceğini karartma”
Edremit Belediyesi ve Edremit Kent Konseyi Çevre Çalışma Grubu işbirliğiyle “İzmaritini yere atma, geleceğini karartma” sigara izmariti toplama kampanyası yapıldı. Edremit Şehit Hamdi Bey Meydanı’ndan başlatılan etkinlik Cumhuriyet Meydanı’na kadar sokaklar temizlenerek tamamlandı. Şehit Hamdi Bey Meydanı’nda “İzmaritini yere atma, geleceğini karartma” sloganıyla başlayan etkinlik Yılmaz Akpınar Bulvarı üzerinden devam ederek Cumhuriyet Meydanı’nda tamamlandı. Etkinlikte yol ve kaldırımlarda bulunan izmaritler Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, Kent Konseyi Çevre Çalışma Grubu, daire müdürleri, Temizlik İşleri Müdürlüğü personellerinin katılımıyla toplandı. Cumhuriyet Meydanı’nda tamamlanan etkinlikte, kampanya hakkında konuşma gerçekleştiren Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, çevre temizliği konusunda eğitimler verip ondan sonra da gerekli cezai işlemlere başlayacaklarını ifade etti.
CEZAİ İŞLEMLER BAŞLATILACAK
Başkan Mehmet Ertaş, “Şehrimizin bir köşesinden başlayıp meydana kadar hep birlikte izmaritleri yerlerden toplayarak geldik. Önemli olan burada bizim toplamamız değil, bir farkındalık oluşturup hemşehrilerimizin duyarlılık gösterip çevreyi temiz tutup kirletmemesini amaçlamıştık. Eğitim ve öğretimle ilgili yol kat ettiğimizi düşünüyorum sosyal medya ve basın aracılığıyla. Eğitimimizi verip, ikazlarımızı yapıp ondan sonra da cezai işlemlere de başlayacağımızı burdan da belirtmek istiyorum. Katılan herkese teşekkür ediyorum.” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Edremit belediyesi sigara izmariti toplama kampanyası başlattı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Çakmak Erdem Hastanesi’nde görev yapan Psikolog Seher Tuncel, sigarayı bırakmanın sadece iradeyle değil, doğru yöntemler ve psikolojik destekle çok daha kolay hale gelebileceğini belirtiyor. Biorezonans terapisi gibi alternatif yöntemlerin, sigara bağımlılığıyla mücadelede destekleyici bir rol oynadığına dikkat çeken Tuncel, kişilerin bu süreçte hem fiziksel hem de psikolojik olarak desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.
Sigarayla Mücadelede Biorezonans Yöntemi
Sigara bağımlılığı, sadece nikotin eksikliğinin yarattığı etkilerle değil, aynı zamanda alışkanlık ve psikolojik bağımlılık nedeniyle de bırakılması zor bir davranış türü. Psikolog Seher Tuncel, sigara içmenin zamanla otomatikleştiğini ve kişinin günlük rutinine yerleştiğini söylüyor. Biorezonans terapisi, vücudun nikotinle olan bağını keserek sigara isteğini ortadan kaldırmayı hedefliyor.
Biorezonans yöntemiyle sigara bağımlılığı tedavisinde cihaz kişinin içtiği sigaranın yaydığı elektromanyetik titreşimi tespit ediyor ve tersine çevirerek elektromanyetik sinyaller şeklinde elektrotlar aracılığıyla vücuda gönderiyor. Bu şekilde birbirinin tersi olan iki frekans birbirini yok ederek vücudun nikotinle tanışık olma durumunu ortadan kaldırmayı ve böylelikle kişinin sigara içme isteğini azaltmayı amaçlıyor.
Kimyasal ilaç kullanılmadan ve yan etki oluşturmadan uygulanan biorezonans terapisi, sigara bırakmak isteyenler için alternatif bir çözüm sunuyor. Başarı oranları oldukça yüksek olan bu yöntemle ilk seansta sigarayı bırakma oranı yüzde 85’e ulaşırken, ikinci seansın ardından bu oran yüzde 90’a kadar çıkabiliyor. Tedavi, kişinin sigarayı bırakma sürecini desteklemek için genellikle iki seans şeklinde uygulanıyor. Tedavinin etkinliğini arttırmak amacıyla 4-7 gün içerisinde ikinci seans yapılıyor. Yoğun bağımlılığı olan kişilerde uzman değerlendirmesiyle üçüncü seans da uygulanabiliyor.
Uzmanından Sigarayı Bırakmak İsteyenlere Öneriler
Sigarayı bırakmayı düşünen kişiler için bu sürecin hem fiziksel hem de psikolojik olarak yönetilmesi gerektiğini belirten Psikolog Seher Tuncel, bu noktada sigara içme isteğini tetikleyen unsurların fark edilmesinin önemine dikkat çekiyor. Tuncel, sigarayı bırakma sürecinde kişinin kendini olası zorlayıcı durumlara karşı hazırlaması gerektiğini belirterek şunları söylüyor; “Sigarayı bıraktıktan aylar ya da yıllar sonra bile aniden içme isteği gelebilir. Burada önemli olan, kişinin bu isteği nelerin tetiklediğini bilmesi ve bu durumlara karşı önlem almasıdır. Tekrar sigaraya başlamamak için öncelikle sigarayı bırakma nedenlerinizi hatırlayın. Başka bir şeyle meşgul olmak sigara isteğinizi azaltabilir. Örneğin; dişlerinizi fırçalamak, su içmek, sakız veya karanfil çiğnemek, yürüyüş yapmak ya da derin nefes egzersizleri yapmak gibi yöntemler, sigara içme dürtünüzü kontrol etmenize yardımcı olabilir.”
Biorezonans ile Sigarayı Bırakanların Deneyimleri
Biorezonans yöntemiyle sigarayı bırakan birçok kişi, sürecin oldukça rahat ve hızlı bir şekilde ilerlediğini belirtiyor. Uzun yıllar sigara içen ve bırakmayı başaramayan kişiler, bu yöntemin ardından sigaraya olan isteğin tamamen kaybolduğunu söylüyor.
Bir kullanıcı deneyimini şu sözlerle anlatıyor: “Sigarayı uzun yıllardır keyifle içen biriydim ve bırakmanın benim için imkânsız olduğunu düşünüyordum. İlk seanstan sonra mucizevi bir şekilde sigaraya karşı isteğim yok oldu. Şimdi hem daha rahat nefes alıyorum hem de sigaraya harcadığım parayla kendime farklı şeyler alabiliyorum.”
Sigarayı Bırakmanın Tam Zamanı
9 Şubat Sigara Bırakma Günü vesilesiyle Psikolog Seher Tuncel, bağımlılığı sonlandırmak isteyen herkesin doğru destekle bu süreci başarıyla tamamlayabileceğini vurguluyor. “Bir kereden bir şey olmaz” düşüncesine kapılmadan sigarasız bir hayata adım atılması gerektiğini hatırlatıyor. Biorezonans terapisi, ilaçsız ve yan etkisiz bir yöntem olarak sigarayı bırakma sürecini daha kolay hale getiriyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sigara Bağımlılığına Karşı Etkili Çözüm: Biorezonans Yöntemi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Uluslararası Kanser Savaş Örgütü tarafından 2000’de ilan edilen 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde kanserle ilgili farkındalığı yükseltmek, kanserin ne olduğunu anlatmak, erken tanı ve erken tedaviyle kanser hakkında bilgilendirme yapılması hedefleniyor.
İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Emine Yıldırım, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, günümüzde kanser vakalarının artışındaki nedenlere değindi, risklerin azaltılmasına ilişkin tavsiyede bulundu.
Yaşam süresi uzuyor, tarama programlarına rahat ulaşılıyor
Günümüzde kanser görülme oranlarında artış olduğunu belirten Yıldırım, “Bu durum, büyük oranda risk faktörlerindeki artışa bağlı olsa da yaşam süresinin uzaması, hastaların tanı almak için sağlık hizmetine rahat ulaşabilmeleri ve tarama programları sayesinde erken tanı alabilmeleri de kanser saptanma oranlarını etkilemektedir” dedi.
Obezite, diyabet ve hareketsizlik, kanserde artışa neden oluyor
ABD’de yapılan çalışmalarda bu artışın sebeplerinin araştırıldığını kaydeden Yıldırım, “Araştırmalara göre, obezite ve diyabet, hareketsiz yaşam tarzı, beslenme alışkanlıklarında bozulma ve metabolik sendrom gibi ilgili komorbiditelerin (eşlik eden hastalıklar) artması kolorektal kanser, meme kanseri gibi pek çok kanser tiplerinde artışı da beraberinde getirmiştir” dedi.
Kanser ölümlerinin yüzde 30’u tütün kullanımıyla ilişkili
Sigara kullanımının en önemli etkenlerin başında geldiğini vurgulayan Yıldırım, “Sigara kullanımı da son yıllarda artmıştır. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde sigara tüketimi her yıl artış göstermektedir. TÜİK verilerine göre, 15 yaş üstü sigara kullanım oranı yüzde 28.3’tür. Kanser ölümlerinin yüzde 30 kadarı tütün içmekten kaynaklanmaktadır. Tütünü alkolle birleştirmek, kanser riskini artırır. Yapılan bazı araştırmalara göre, tütün içmek akciğer, özofagus (yemek borusu kanseri), mide, pankreas, mesane ve baş boyun kanserleri olmak üzere pek çok kanser tipi ile nedensel olarak ilişkilidir. Ayrıca radyasyon, genetik yatkınlık, çevre kirliliği de riski artıran faktörlerdir. Yaşam süresinin artışı da kanserle karşılaşma ihtimalini artıırır” diye konuştu.
Ölümlerin yüzde 35’i “değiştirilebilir risk faktörü” kaynaklı
Kanser oluşumunda hem genetik hem de çevresel faktörlerin önemli olduğunu ifade eden Yıldırım, “Ailesel ve kalıtsal olarak aktarılan kanser tipleri vardır. Ayrıca obezite, sağlıksız beslenme, sigara ve alkol tüketimi, sedanter (hareketsiz) yaşam tarzı, radyasyon maruziyeti en önemli risk faktörleri arasında sayılmaktadır. DSÖ araştırmasına göre, dünya genelinde kanserden kaynaklanan ölümlerin yüzde 35’i sigara ve alkol tüketimi de dahil olmak üzere yaşam tarzı, enfeksiyonlar, parazitler, ultraviyole ışığa maruz kalma ve ultraviyole radyasyon yayan cihazlarla bronzlaşma, diyet ve iyonlaştırıcı radyasyona maruz kalma gibi potansiyel olarak değiştirilebilir risk faktörlerinden kaynaklanmaktadır” dedi.
Meme kanseri 8 kadından 1’ini etkiliyor
Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Meme kanserinin 8 kadından 1’ini etkilediğini bilmekteyiz. 40 yaş üstü kadınlara tarama amaçlı yapılan mamografi sayesinde hastalar henüz kanser fark edilemeyecek kadar küçükken tanı alabilir. Ya da gaytada gizli kan saptanan hastalara veya 50 yaş üstü tarama amaçlı yapılan kolonoskopik incelemeler sayesinde kalın bağırsak kanserleri erken dönemde tanı alabilir” dedi.
Kanserde risk azaltılabilir
Kanserin önlenebileceği şeklindeki söylemin çok iddialı olacağını belirten Yıldırım, “Kanseri önlemek değil ama riski azaltmak mümkündür. Obeziteden kaçınmak, sağlıklı beslenmek, spor yapmak, sigara ve alkol kullanmamak, sağlık kontrollerini düzenli olarak yaptırmak kanser riskini azaltmak için önemlidir” dedi.
HPV aşısının rahim ağzı kanserine karşı koruyucu olduğunun bilindiğini kaydeden Yıldırım, “Hepatit B aşısı ile hepatit B’ye karşı koruyuculuk sağlayıp buna bağlı siroz ve karaciğer kanserinden korunmaya imkan verir. Ayrıca güneşten korunmak cilt kanserine yakalanma riskini azaltır. Tarama programları sayesinde de kanser öncüsü lezyonlar tanınıp korunma sağlanabilir. Örneğin kolonoskopi ile kanser öncüüsü lezyonlar olan polipler erken tanınıp alınarak kanser gelişimi engellenebilir” diye konuştu.
Mamografi, tedavide başarı şansını artırıyor
Kanserde erken teşhisin öneminin altını çizen Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Günümüzde artık kanserler de pek çok durumda tedavi edilebilir bir hastalıktır. Özellikle de erken tanı alan kanserlerde başarı oranları çok daha yüksektir. Bunu bir örnekle açıklarsak tarama programlarından olan mamografi sayesinde erken tanı alan bir meme kanseri hastasında tedavi başarısı yüzde 99’lara varmaktadır. Eğer kanser erken evrede tanı alırsa uygulanacak tedavi de daha az agresif olur. Böylece hastalıkla baş etmek daha az yıpratııcı hale gelir” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kanserden ölümlerin yüzde 30’u sigara kaynaklı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Etkinlik kapsamında, sigaranın zararları hakkında bilgilendirme yapılırken çalışanların kendi sağlık durumlarını daha yakından görmelerine imkan tanıyan uygulamalar da gerçekleştirildi. Bu çerçevede, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin 128 çalışanına, solunum testi yapıldı. Katılımcılar, bu testle sigara kullanımının akciğer fonksiyonları üzerindeki zararlarını somut bir şekilde görme imkanı buldu. Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Erhan İnce, Sağlık İşleri Koordinatörü Derya Hüner, Şube Müdürü Bilal Öztürk ve Yunusemre İlçe Sağlık Müdürlüğü personelleri Ayşe Doğru Özer, Recep Zümbül, Levent Çapur, Ozan Ağzı Ballı ve Yüksel Polat’ın katıldığı etkinlikte, sigara bırakma sürecine destek olacak uygulamalar da anlatıldı.
Sağlıklı Yaşamı Destekleyen Çalışmalara Devam Edeceğiz
Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Erhan İnce, “Sigaranın hem bireysel hem de toplumsal sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekmek ve çalışanlarımızı sigara bırakmaya teşvik etmek istiyoruz. Onları bu konuda bilinçlendirmek istedik” diyerek Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak, sağlıklı yaşamı destekleyen farkındalık çalışmalarına devam edeceklerini vurguladı.
Sigarayı Bırakmak İsteyenlere Çağrı
İlçe Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, sigarayı bırakmak isteyenlerin ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı üzerinden 7 gün 24 saat iletişim kurarak destek alabileceğini ifade etti.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Manisa Büyükşehir’den Sigara Bağımlılığına Karşı Farkındalık Etkinliği yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>DSÖ, ELEKTRONİK SİGARA KULLANIMINI, SAĞLIK TEHDİDİ OLARAK TANIMLIYOR
DSÖ, 2021 yılında yayımladığı Küresel Tütün Epidemisi Hakkındaki Yeni ve Yükselmekte Olan Ürünlere Dair başlıklı raporunda, elektronik sigaraların sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekmişti. Raporda, elektronik sigaraların tütün ürünleriyle benzer toksinler içerdiği ve akciğer sağlığını tehdit ettiği vurgulanmıştı. 2024 yılında ise elektronik sigara ve vaping cihazlarına bağlı gelişen Evali (e-cigarette or vaping product use-associated lung injury) Sendromu’nu bir salgın olarak tanımladı ve bu durumun toplum sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. DSÖ raporunda, elektronik sigara kullanımının solunum yetmezliği ve kalıcı akciğer hasarı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği vurgulandı.
EVALİ SENDROMU NEDİR?
Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Seha Akduman, “Evali, elektronik sigara veya vaping cihazlarına bağlı gelişen akut akciğer hasarıdır. Bu durum, solunum yetmezliğine hatta ciddi solunum sıkıntılarına yol açabilir. Bugüne kadar çok sık gündeme gelmese de 2024 yılında DSÖ tarafından bir salgın olarak tanımlandı ve dikkatle ele alınması gereken bir sorun olarak öne çıktı” dedi.
‘SU BUHARINDA ERİYİK OLAN AĞIR METALLER AKCİĞERE DAHA FAZLA ZARAR VEREBİLİYOR’
Elektronik sigaraların daha az zararlı olarak lanse edilmesinin yanlış bir algı oluşturduğunu belirten Dr. Öğr. Ü. Akduman, şu açıklamalarda bulundu: “Elektronik sigara, normal sigaraya göre daha az zararlı olarak tanıtılsa da benzer toksinler içerir. Özellikle su buharında çözünebilen ağır metallerin akciğerler için daha fazla zarar verme potansiyeline sahip olduğu düşünülmektedir.”
Dr. Öğr. Ü. Akduman, Evali’nin belirtilerinin Covid-19 ve influenza gibi hastalıklarla karıştırılabileceğini ifade ederek, “Evali hastalarında Covid-19 ve influenza’dakine benzer buzlu cam dansiteleri görülebilir. Tanı koyarken viral enfeksiyonların dışlanması kritik önem taşır. PCR testleri veya diğer yöntemlerle viral ya da bakteriyel enfeksiyon olmadığı tespit edildikten sonra, hastanın elektronik sigara kullanım geçmişi incelenerek tanı konulabilir” dedi.
TEDAVİDE KORTİZON KULLANIMI ETKİLİ
Evali tedavisinde solunum yetmezliği için destekleyici yöntemlerin kullanıldığını belirten Dr. Öğr. Ü. Akduman, şu bilgileri verdi: “Evali’de inflamasyonu baskılamak için kortizon tedavisi oldukça etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra diğer solunum yetmezliği tedavi yöntemleri de uygulanmaktadır.”
ELEKTRONİK SİGARA KALICI HASARA NEDEN OLABİLİR
Elektronik sigara kullanımının uzun vadeli etkilerine de değinen Dr. Öğr. Ü. Akduman, şu uyarılarda bulundu: “Elektronik sigara kullanımına bağlı gelişen Evali Sendromu, akciğerlerde fibrozis (sertleşme) gibi kalıcı hasarlara neden olabilir. Elektronik sigara ilk kez 2003 yılında ruhsatlandırılmış, Evali ise 2019 yılında tanımlanmıştır. Bu hastalığın görülme sıklığı her yıl artış göstermektedir ve bu durum gelecekte gençler arasında daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Elektronik sigara masum bir alternatif değildir; aksine bazı toksinlerin zarar verme potansiyeli daha yüksektir.”
SON SÖZ: ELEKTRONİK SİGARADAN UZAK DURUN
Elektronik sigaranın tehlikelerine bir kez daha vurgu yaparak şunları söyledi: Dr. Akduman, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Elektronik sigara, sigaraya alternatif masum bir ürün olarak sunulsa da aynı toksinleri içerir ve Evali gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. 2024 yılı, Evali’nin salgın olarak anıldığı bir yıl olmuştur. Gençler ve yetişkinler, bu ürünlerin tehlikelerinin farkında olarak kullanmaktan kaçınmalıdır.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Elektronik Sigara Kullanımına Bağlı Evali Sendromu Akciğerlerde Kalıcı Hasara Neden Olabiliyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Üsküdar Üniversitesi Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, sigara kullanımının ağız ve diş sağlığı üzerindeki etkilerinden bahsetti.
Ağız kanseri riski sigara içenlerde 4-5 kat daha fazla…
Sigaranın genel sağlığa olan zararlı etkilerinin yanında ağız ve diş sağlığı üzerinde de zararlı etkileri bulunduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “Sigara, içerisinde bulunan nikotin ve diğer maddeler ile ağız içerisinde toksik etkiler oluşturur. Sigara diş yüzeylerinde koyu kahverengi renklenmeler oluşmasına, dişetlerinde pigmentasyona, kötü ağız kokusuna ve ağız kanserlerine neden olabilir.” dedi.
Yapılan araştırmalara göre, sigara içen bireylerin, içmeyenlere kıyasla ağız kanseri geliştirme risklerinin 4-5 kat daha fazla olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “Sigara, aynı zamanda damarlarda daralmaya neden olarak dişetlerindeki kanlanmayı azaltır. Buna bağlı olarak dişeti hastalıklarının ilerlemesinin hızlanmasına, dişeti tedavilerinin iyileşmesinin gecikmesine ve yara iyileşmesinin bozulmasına neden olur.” şeklinde konuştu.
2-3 hafta boyunca geçmeyen ağız içi lezyonlara dikkat!
Sigara gibi nargile ve elektronik sigaraların kullanımının da aynı problemlere neden olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, şöyle devam etti:
“Ağız kanserleri, dudak, dil, ağız tabanı, yanak, sert damak, alveolar mukoza, retromolar bölge, yumuşak damak bölgelerini kapsayan kanserleri tanımlar. Ağız içerisinde 2-3 hafta boyunca geçmeyen bir lezyonun bulunması durumunda, lezyon tedavi eden klinisyenin şüphesini uyandırmalıdır. Diş hekimleri, premalign lezyonların tespitinde, ağız kanserinin erken teşhisinde, ağız kanseri hastalarının diş tedavilerinden önceki ve sonraki süreçlerinin yönetiminde, kanseri tedavi eden uzman ile tekrarlayan veya birincil tümörlerin gözetiminde, protez uzmanıyla birlikte eksik dişlerin rehabilitasyonunda ağız kanserini yönetmek için kritik bir rol oynar.”
Sigara, tedavilerin başarısını olumsuz etkileyebiliyor!
Sigara kullanımının implant başarısını olumsuz yönde etkileyen risk faktörlerinden biri olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “Sigara, kan damarlarının daralmasına bağlı olarak kanlanmayı ve dokulara kan damarları ile gelen besin ve oksijen miktarını azaltır. İmplantın kemikle olan entegrasyon sürecinin uzamasına veya bozulmasına neden olur. Aynı zamanda ağız içerisindeki bakteriyel yükün artmasına ve enfeksiyon oluşma riskinde artışa sebep olur. Hastanın sigara içtiği süre ve günde tükettiği sigara miktarı iyileşme kapasitesini etkiler. Bu nedenle implant cerrahisi planlanan hastalarda günlük tüketilen sigara miktarının azaltılması veya tamamen bırakılması tavsiye edilir.” uyarısında bulundu.
Sigaranın ağız içerisindeki restoratif materyaller üzerinde de olumsuz etkileri bulunduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “Sigara, dişeti problemlerine neden olarak restorasyon ve diş marjinleri arasındaki uyumun bozulmasına, restorasyonlar üzerinde koyu kahverengi renklenmeler oluşmasına neden olabilir. Bununla birlikte yapılan çalışmalar sigara içen bireylerde kompozit dolguların diş yüzeyleri ile olan bağlantısının daha zayıf olduğunu da göstermiştir.” açıklamasını yaptı.
Ağız kokusunu azaltmanın en iyi yolu sigarayı bırakmak…
Sigaranın, ağız kuruluğuna, diş eti hastalığına ve diş çürüklerine yol açtığını ve tüm bu durumların da ağız kokusuna neden olan bakteri üremesine katkıda bulunduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “Sigaradan kaynaklanan kötü ağız kokusunu önlemek için hastaya çeşitli tavsiyeler verilebilir. Günlük ağız hijyeninin sağlanması, günde iki defa düzenli bir diş fırçalama ve günde bir defa diş ipi kullanımı kötü ağız kokusunu gidermenin en etkili yollarından biridir. Aynı zamanda fırçalama ve diş ipi kullanımı sonrasında alkolsüz ağız gargaralarının kullanımı da ağız kokusunun giderilmesinde yardımcı olur. Aynı zamanda dil temizleyiciler kullanarak dil temizliği yapılması da ağız kokusunu büyük oranda azaltır. Sigara içmek ağız kuruluğuna neden olduğu için bol su tüketilmesi ve şekersiz sakız çiğnenmesi de ağız kokusunun giderilmesine yardımcı olur. Sigaradan kaynaklanan kötü kokuyu azaltmanın en iyi yolu tabi ki sigarayı bırakmak veya azaltmaktır.” şeklinde konuştu.
Sigarayı bırakmak, diş sağlığının zamanla geri kazanılmasını sağlayabilir…
Sigaranın neden olduğu pek çok sağlık riskini en aza indirgemek için en iyi yolun sigarayı bırakmak olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “Sigara içilen süreye bağlı olarak ağız içerisinde kümülatif etkileri söz konusu olduğundan sigara bırakıldığında dokulardaki kanlanma hemen normale dönmez. Fakat zaman içerisinde dokulardaki kanlanma ve beslenme artarak sigaranın ağız içerisindeki ve diş tedavileri üzerindeki olumsuz etkilerini azaltır.” dedi.
Bu süreçte bireyin diş sağlığını tekrar kazanması için detaylı bir ağız içi muayene yapılarak ağız içerisindeki problemlerin teşhis edilmesi gerektiğini de hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “Diş eti tedavileri, restoratif ve protetik tedavileri yapılabilir. Aynı zamanda sigara implant başarısını da olumsuz yönde etkilediğinden, implant cerrahisi sigaranın bırakıldığı dönemde rahatlıkla yapılabilir.” diyerek sözlerini tamamladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sigara, ağız ve diş sağlığını birçok açıdan etkiliyor! İmplant tedavisinin başarısı, sigara kullanımına bağlı… yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, 2024 yılında özellikle yaz aylarında aynı gün içinde çıkan onlarca orman yangını, kenti etkileyen Yamanlar Dağı yangını ve çok sayıda zorlu olaya müdahale ederek başarılı bir sınav verdi. Bin 300 ateş savaşçısı 62 istasyonda 24 saat 3 vardiya halinde, gerektiğinde canlarını ortaya koyarak mücadele etti. İtfaiye personeli, yangınların yanı sıra su baskınları, hayvan kurtarma, trafik kazası, kapı açma, asansörde mahsur kalanları kurtarma, yurttaşların parmağından çıkaramadıkları yüzükleri kesme gibi yıl içerisinde 27 bin 600 olaya müdahale etti. Bunların içinde 16 bin vaka ile ilk sırayı yangınlar aldı.
16 bin yangının bilançosu 40 can
Çıkan 16 bin yangının 7 bin 200’ü sigara kaynaklı yangınlar olarak kayıtlara geçti. 3 bin 600 yangın ise dikkatsizce yakılan ateş ve mangal nedeniyle çıktı. Yangınlarda 40 kişi hayatını kaybetti. Yine 6 bin 500’ü kümes hayvanı olmak üzere toplam 7 bin hayvan can verdi. Yangınlardan dolayı 4,5 milyar TL zarar oluştu. İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri yine bu yıl içerisinde 12 bin kurtarma çalışmasına katıldı.
3 bin 500 kurtarma operasyonunun başrolünde bir yerlerde mahsur kalan kediler vardı. Çeşitli nedenlerle evinde kapalı kalan 891 kişiyi çıkarmak için adreslerine giden ekipler, 651 kez asansörden kurtarma, 134 kez de yurttaşların parmağında kalan yüzüğü kesmek için seferber oldu. İzmir’de farklı nedenlerden dolayı da çok sayıda yangın çıktı. Toplam 3 bin 32 yapıyı etkileyen yangınların 85’i ocak üstünde unutulan yemeklerden kaynaklandı. Bu yıl çıkan yangınlarda 565 iş yeri yandı.
Yangınların çoğu insan kaynaklı
İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanı Yaşar Korkmaz, 2024 yılında yangınlar açısından büyük sınavlar verdiklerini hatırlatarak, “Bu yangınlar hepimizin canını yaktı. Oluşan tahribatı Büyükşehir Belediyesi olarak gidermeye çalışıyoruz. Hepimiz sahadaydık. 1 Haziran ile neredeyse Eylül ayı sonuna kadar yangınlar hiç bitmedi. Bu yangınların çıkış sebebinin büyük bir bölümü ise insan kaynaklı” dedi.
Gönüllü itfaiyecilik modelini geliştireceğiz
En fazla kırsal alanlarda çıkan yangınların can yaktığını ifade eden Yaşar Korkmaz, “Bu yıl çıkan yangınlarda 40 kişi hayatını kaybederken, 195 yurttaşımız ve 23 itfaiye personeli yaralandı. Bu yangınlar için ‘oldu, bitti’ diye düşünmüyoruz. 2025’e güçlü şekilde hazırlanıyoruz. Kırsal alanlara desteğimizi artıracak, gönüllü itfaiyecilik modelini geliştireceğiz. Yapacağımız çalışmalarla yangınlara daha hızlı şekilde müdahale edeceğiz. Bu alanlarda yaşayanların yangınla mücadele konusunda bilinçli olması gerekiyor. Bahçe temizliklerini mutlaka yapmalı, evlerinin yanlarına yangın koridoru açmalılar. Sigara izmaritleri hiçbir şekilde ormana, sokağa atılmamalı. Yangın söndürmeye giderken refüjlerin yandığını görüyoruz. Buralarda neden yangın çıkar? Sigara izmariti attıkları için. Lütfen duyarlı olalım. En küçük dikkatsizlik, büyük felaketlere neden oluyor. Herkes bu konuda bireysel önlem aldığında, yangınların ciddi oranda azaldığını göreceğiz.”
“Yangınlarda yüzde 25’lik artış yaşandı”
İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı İtfaiye Yangın ve Acil Müdahale Şube Müdürü Aydın Mutlu da bir önceki yıla oranla yangınlarda yüzde 25’lik artışın olduğuna dikkat çekti. Mutlu, “Pandemiden sonra vatandaşların daha çok kırsal alanlarda yaşama tercihleri sebebiyle yangınlarda artış gözlemlendi. Şu an yağmurlarla birlikte orman yangınları azaldı fakat yerleşim yerlerinde evsel yangınlar artış gösteriyor. Bunun sebebi soba ve benzeri ısıtıcıların yanlış veya dikkatsiz şekilde kullanımı” dedi.
“Kırsal bölgeye ulaşma hızı 8 dakika”
Yangın, sel veya kurtarma ihbarı düştüğü anda olay yerine ulaşmak için hemen seferber olduklarını anlatan Mutlu, “Bu sene kırsal alanlara ulaşma ortalamamız 8 dakikaya yakın. Yerleşim yerlerine ise yaklaşık 5 dakika 57 saniyede ulaşıyoruz. Ortalamaya baktığımızda bu iyi bir süre” diye konuştu.
32 yıldır aynı aşkla hizmet
32 yıldır teşkilat çatısı altında olduğunu da vurgulayan Aydın Mutlu, mesleğini hala ilk günkü gibi severek yaptığını söyledi. Mutlu, “Dünyaya bir daha gelsem yine itfaiyeci olurum. Yangını söndürdükten sonra ya da bir kazazedeyi çıkardıktan sonraki mutluluk tarif edilemez. Mesleğimizle gurur duyuyoruz. İtfaiye, geniş bir yelpazede görev yapıyor. Vatandaş evde kapının arkasında anahtarını da ocağın üzerinde yemeğini de unutuyor. Bu olaylara da müdahale ediyoruz. Çok büyük bir yangını hızlı şekilde kontrol altına almak bizi çok sevindiriyor. Böylece yorgunluğumuzu da atıyoruz” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Akciğer kanseri tüm dünyada en sık görülen kanser türlerinin başında geliyor. Kanser gelişim hızının karşılaşılan kanserojen miktarı ile ilişkili olduğunu hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Karagöz, “Bu nedenle biz akciğer kanseri ve sigara ilişkisinden bahsederken süre olarak paket-yıl kavramını kullanırız. Bir yıl boyunca günde bir paket sigara içmek, 1 paket-yıl olarak adlandırılırken; bir yıl boyunca günde 3 paket içmek, 3 paket-yıl olarak adlandırılıyor. 20 paket-yıl sigara içenlerin akciğer kanser riskinin yüksek olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden bu kişilerin özellikle 50-80 yaş aralığında yıllık olarak düşük dozda akciğer tomografi çektirmesi uygun olabilir” dedi.
Sigara içen bireylerin büyük tehlike altında olduğunun altını çizen Prof. Dr. Bülent Karagöz, “Sigara kullanımının olduğu alanlarda bulunan bireylerin yani pasif içicilerin de tehlike altında olduğu unutulmamalı. Sigaraya ek olarak diğer tütün ürünlerinden ve radyasyon, kanserojen gibi kimyasallardan da uzak durmak hastalığın oluşum ihtimalini azaltıyor. Bunun yanında kilo kontrolü, düzenli fiziksel aktivite, dengeli ve sağlıklı beslenme de önemli” açıklamasında bulundu.
Sigara içen bireylerde belirtiler kolay fark edilmeyebilir
Akciğer kanserinin erken evrelerde sıklıkla solunum yakınmaları ile kendini gösterebildiğini paylaşan Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Karagöz, “Öksürük, göğüs ağrısı, nefes darlığı, solunum esnasında ses çıkması, balgam ve kanlı balgam önde gelen yakınmalardır. Bu belirtilerle sigara içen bireylerde de sık karşılaşıldığı için dikkat çekmeyebilir ya da göz ardı edilebilir bu sebeple de kanser fark ettirmeden ilerler” şeklinde konuştu. Hastalığın evresi ilerlediğinde yorgunluk, kilo kaybı ve metastazlara bağlı problemler gelişebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Bülent Karagöz, “Örnek verilecek olursa; kemik metastazında kemik ağrısı, karaciğer metastazında sarılık, beyin metastazında baş ağrısı veya bilinç problemleri gibi sorunlar yaşanabilir” dedi.
Sigara içenler şikâyeti olmasa da düzenli kontrolünü yaptırmalı
Akciğer kanseri tanısında ve evrelemesinde görüntülemenin önemli olduğunu vurgulayan Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Karagöz, “Göğüs tomografisi ve PET, akciğerdeki tümörün görünümünü ve yaygınlığını ortaya koymak için en sık başvurulan testlerdir. Bu görüntüler kanser şüphesine işaret ediyorsa patolojik inceleme yapılarak kesin tanı konur. Bunun için biyopsi ya bronkoskopi yani göğüs hastalıkları uzmanlarınca yapılan hava yollarının tüp ile görüntülenmesi yöntemi tercih edilebilir. Bunun yanında yakınması olmayanlar da kontrollerini aksatmamalı” açıklamasında bulundu.
Tedavi, hastalığın yayılım oranına bağlı olarak değişiklik gösteriyor
Hastalığın tedavisinin, vücuttaki yaygınlığına bağlı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Bülent Karagöz, “Kanserin sistemik tedavisi yani kemoterapi, immunoterapi ve hedefe yönelik tedaviler hastalığın her aşamasında kullanılabilir. Erken evrelerde lokal tedaviler, cerrahi veya radyoterapi de kullanım alanı bulabilir” diye konuştu.
Hedefe yönelik ilaçlarla kronik bir hastalık gibi tedavi edilebilecek
Akciğer kanserinden tamamen kurtulma şansının var olduğunu, özellikle erken evrelerde gerekli lokal tedavilerin kullanımının sistemik tedavilerle desteklendiği durumlarda akciğer kanserinden tamamen kurtulmanın imkânsız olmadığını söyleyen Prof. Dr. Bülent Karagöz, “Yakın bir gelecekte ileri evrelerde bile bazı akciğer kanseri türlerinde kullanılan hedefe yönelik ilaçlarla akciğer kanseri kronik bir hastalık gibi tedavi edilecek” şeklinde konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sigara akciğer kanseri riskini 30 kat artırıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, Kasım ayının ‘Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı’ olması dolayısıyla, gençler arasında giderek yaygınlaşan elektronik sigaraların akciğer kanseri üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
E sigaralardaki ısıtma işlemi uzun vadede akciğer dokusunda kalıcı hasar oluşturabilir!
E-sigaraların, sıvı halde bulunan nikotini ve çeşitli aroma verici maddeleri ısıtarak buhar formuna dönüştürüp, kullanıcının solumasına olanak tanıdığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Bu sıvılarda genellikle propilen glikol, gliserol ve çeşitli aromalar bulunur. Isıtma işlemi sırasında bu maddeler formaldehit, akrolein ve asetaldehit gibi kanserojen kimyasallara dönüşebilir. Bu kimyasallar, özellikle akciğer dokusunda tahrişe neden olarak inflamasyon sürecini başlatır ve bu da astım, bronşit gibi kronik rahatsızlıklara neden olabilir.” dedi.
Isıtma işlemi sırasında ortaya çıkan toksik bileşiklerin, uzun vadede akciğer dokusunda kalıcı hasar oluşturabileceğine ve hücre DNA’sında değişiklikler yaparak kanser riskini artırabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “E-sigaraların içerdiği bu kimyasalların uzun vadeli etkilerini anlamak için daha fazla araştırma yapılması gerekse de şu ana kadar yapılan çalışmalar, solunum yollarında ciddi hasarlara yol açabileceğini ortaya koyuyor.” uyarısında bulundu.
Pasif içicilik de akciğer kanseri ve diğer solunum yolu hastalıklarına zemin hazırlayabilir
E-sigara buharında bulunan kanserojen maddelerin hem kullanıcıyı hem de çevredeki insanları etkileyerek kanser riskini artırabileceğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “E-sigara kullanıcıları dışında, çevredeki bireylerin de bu kimyasallara maruz kalması, özellikle kapalı ortamlarda ciddi bir halk sağlığı problemi yaratır. Pasif içicilik yoluyla maruz kalınan bu kimyasallar, akciğer kanseri riski yanında astım, bronşit ve diğer solunum yolu hastalıklarına da zemin hazırlayabilir. Bu kimyasallar ayrıca, bağışıklık sistemi üzerindeki etkileriyle vücudun kanser hücreleriyle mücadelesini zorlaştırabilir.” dedi.
Yanma olmaması, e-sigaraların kanser riskini ortadan kaldırdığı anlamına gelmez
Geleneksel sigaraların, yanma işlemi sırasında ortaya çıkardığı binlerce kimyasal ve kanserojen madde nedeniyle akciğer kanseri riskini doğrudan artırdığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“E-sigaralarda yanma olmadığı için bazı araştırmacılar tarafından daha güvenli olarak lanse edilse de, bu cihazlar kanser riskini ortadan kaldırmaz. E-sigara buharında da akciğer dokusuna zarar verebilecek kimyasallar bulunur. E-sigaraların kanserojen etkisi henüz tam olarak anlaşılmamış olsa da, elde edilen verilere göre geleneksel sigaralara kıyasla daha düşük risk taşıyor gibi görünse de tamamen risksiz olmadığına işaret ediyor. Geleneksel sigaralarda yer alan yüksek seviyedeki toksik kimyasalların yanında, e-sigaralarda da çeşitli aromalar ve kimyasallar bulunur. Bu kimyasalların bazıları kansere yol açabilecek özelliklere sahiptir ve uzun vadede sağlığa zarar verebilir.”
Genç yaşta nikotine maruz kalmak, bağımlılık gelişme riskini artırıyor…
E-sigara kullanımının, özellikle gençler ve genç yetişkinler arasında hızla yayıldığını ve bu durumun endişe verici olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Genç yaşta nikotine maruz kalmak, bağımlılık gelişme riskini artırır ve beyinde kalıcı değişimlere neden olabilir. Bu durum, ilerleyen yaşlarda kanser gibi hastalıklar için bir zemin oluşturabilir.” dedi.
Gençlerin akciğer dokusunun, yetişkinlere kıyasla daha hassas ve toksik maddelere daha fazla duyarlı olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, bu nedenle, e-sigara kullanımının gençler arasında hızla yayılmasının önüne geçilmesi ve bu yaş grubunda bilinçlendirme çalışmalarının artırılması gerektiğini savundu.
E-sigara solunum yolu hastalıklarını daha da kötüleştirerek kanser riskini artırabilir
E-sigara kullanımı ile akciğer kanserine duyarlılığı artıran KOAH, astım ve diğer solunum yolu hastalıkları arasında güçlü bir ilişki bulunabileceğine de dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu tür hastalıklar, e-sigaradan kaynaklı zararlı kimyasallara karşı akciğerin direncini azaltır ve kanser oluşumu için uygun bir zemin hazırlar. Özellikle KOAH gibi hastalıklar, akciğer dokusunun yenilenme kapasitesini düşürerek, zararlı kimyasalların verdiği hasarın geri dönüşsüz hale gelmesine neden olabilir. E-sigara buharına uzun süreli maruziyet, solunum yollarında kalıcı hasar bırakabileceğinden bu tür hastalıkları daha da kötüleştirebilir ve kanser riskini önemli ölçüde artırabilir.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Elektronik sigara gençleri tehdit ediyor, kanser riskini arttırabiliyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>