?> ?> Şık arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Sat, 22 Feb 2025 12:41:35 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png Şık arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Cushing sendromu kadınlarda daha sık görülüyor https://kocaelibasin.com.tr/cushing-sendromu-kadinlarda-daha-sik-goruluyor/ Sat, 22 Feb 2025 12:41:34 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/cushing-sendromu-kadinlarda-daha-sik-goruluyor/ Böbreklerin üzerinde bulunan adrenal bezler yani böbrek üstü bezlerinde salgılanan adrenalin, kortizol ve androjen gibi hormonlar vücudun tüm sistemlerini etkiliyor.

Cushing sendromu kadınlarda daha sık görülüyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Böbreklerin üzerinde bulunan adrenal bezler yani böbrek üstü bezlerinde salgılanan adrenalin, kortizol ve androjen gibi hormonlar vücudun tüm sistemlerini etkiliyor.

Böbrek üstü bezlerinde meydana gelen en yaygın sorunlardan birinin Cushing sendromu olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın sendromun kadınlarda daha sık görüldüğünün altını çizerek, “Cushing’te yağ dokusunun dağılımı değişerek kişinin kilo artışı göbek-yüz-ensede toplanır, karnında kırmızı renkli geniş çatlaklar oluşur, yara iyileşmesinde gecikme, ciltte kolayca morarma ve adet düzensizliği gibi belirtiler gözlemlenir” dedi. 

 

Böbrek üstü bezlerden salgılanan hormonların vücut için yaşamsal önem taşıdığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Buradan salgılanan adrenalin, kortizol ve androjen gibi hormonlar vücudun tüm sistemlerini etkiler. Örneğin kan şekeri düzenlenir, fiziksel ya da duygusal stres, heyecanlanma gibi durumlarda kan basıncı ve kalp hızı artırılarak hem beyine hem kaslara daha fazla kan ve oksijen gitmesi sağlanır, vücudun su ve tuz dengesi korunur, kan hacmi ve potasyum düzeyi dengelenir” dedi. 

 

Kitle saptandığında takibi çok önemli

Böbrek üstü bezi hastalıklarının tanısının hormonal testler ve görüntüleme yöntemleri ile konduğunu belirten Prof. Dr. Fulya Akın, “Herhangi bir nedenle çekilen ultrason, tomografi veya MR gibi tetkiklerde, bu bezlerde rastlantısal olarak kitleler saptanabilir.  Adenom olarak adlandırılan bu kitleler çoğu zaman iyi huylu olsalar da aşırı “kortizol” üretirlerse, Cushing’e sebep olabilirler. Dolayısıyla böbrek üstü bezlerinde adenom saptanan tüm hastalar bu ihtimale karşı kan testleri ile incelenmeli” diye konuştu. 

 

Adenom hormon salgılamıyorsa cerrahiye gerek olmayabilir

Tedavi olarak hormon salgılayan kitlenin çıkarılabileceği veya salgıladığı hormonların ilaçlarla bastırılabileceğini dile getiren Akın, “Hormon üretmeyen adenomların büyük bir kısmı tedavi gerektirmez yalnızca periyodik olarak MR veya tomografi ile takip edilir. Takipte büyüme saptanmaz ise tedaviye ihtiyaç yok demektir. Ancak halihazırda büyük olan ya da takipte boyut artışı saptanan veya MR’da şüpheli görünüm veren tüm kitlelerde, adrenal kanser olasılığına karşı cerrahiye başvurulabilir. Buradaki önemli nokta kitlenin büyüyüp büyümediğini veya hormon salgılamaya başlayıp başlamadığını sıkı sıkı takip etmektir” açıklamasında bulundu.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Cushing sendromu kadınlarda daha sık görülüyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Acer Aspire Lite 16, Yenilikçi Donanım Bileşenleri, Şık ve Ergonomik Tasarım Özellikleriyle Yeni Yıl İçin Hediye Listelerinin Zirvesinde https://kocaelibasin.com.tr/acer-aspire-lite-16-yenilikci-donanim-bilesenleri-sik-ve-ergonomik-tasarim-ozellikleriyle-yeni-yil-icin-hediye-listelerinin-zirvesinde/ Wed, 25 Dec 2024 12:39:57 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/acer-aspire-lite-16-yenilikci-donanim-bilesenleri-sik-ve-ergonomik-tasarim-ozellikleriyle-yeni-yil-icin-hediye-listelerinin-zirvesinde/ Acer Aspire Lite 16, yeni yılda sevdiklerinin hayatını kolaylaştıracak, şık ve kullanışlı bir hediye arayışında olanlar için verimlilik ve performans dengesi sunan işlemcisi ve şık tasarımıyla mükemmel bir dizüstü bilgisayar alternatifi oluyor.

Acer Aspire Lite 16, Yenilikçi Donanım Bileşenleri, Şık ve Ergonomik Tasarım Özellikleriyle Yeni Yıl İçin Hediye Listelerinin Zirvesinde yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Acer Aspire Lite 16, yeni yılda sevdiklerinin hayatını kolaylaştıracak, şık ve kullanışlı bir hediye arayışında olanlar için verimlilik ve performans dengesi sunan işlemcisi ve şık tasarımıyla mükemmel bir dizüstü bilgisayar alternatifi oluyor. Öğrencilerden genç profesyonellere kadar pek çok kullanıcıya hitap eden ve uygun fiyatlı olmasıyla da rakiplerinden sıyrılan cihaz, internette gezinmek, ödev yapmak veya video izlemek gibi günlük görevlerden profesyonel uygulamalara kadar geniş bir yelpazede tatminkar bir performans sunuyor. 16 inçlik Acer Aspire Lite 16 sayesinde yeni yılda kullanıcılar, hafif ve estetik tasarımlı dizüstü bilgisayarlarında istedikleri her an her yerde çalışabiliyor. 

Daha Büyük Ekran, Daha Fazla Eğlence

Modern gümüş rengi kasası ve şık kapak tasarımıyla dikkat çeken Acer Aspire Lite 16 (AL16-52P), Intel® Core™ i5-1334U işlemci, 8 GB DDR5-4800 bellek ve 512 GB PCIe Gen4 NVMe SSD depolama bileşenlerinin kombinasyonuyla öne çıkıyor. Bu güçlü donanım; video düzenleme, internette gezinme ve çoklu uygulama çalıştırma gibi işlemleri zahmetsizce yapmaya olanak tanıyor. Cihaz, kullanıcıları, 16 inçlik WUXGA (1920×1200) çözünürlüğe ve 300 nit parlaklığa sahip IPS ekranı ve 60 Hz yenileme hızı ile daha canlı görüntülerin ve renk doğruluğunun keyfini çıkarmaya davet ediyor. İnce çerçeve tasarımı, yüzde 85’lik ekran-gövde oranı ile geniş görüş açıları ve etkileyici bir görsel deneyimi mümkün kılıyor. 

180 derecelik ekran menteşesi, kullanıcıların dizüstü bilgisayarı tablet gibi düz bir şekilde açabilmesine izin verdiği için görüntülemede, taşımada ve ayrıca ekip halinde çalışmada son derece pratik bir deneyim yaşatıyor. 1,7 kg ağırlığındaki hafif gövdesi ve 1,89 cm ince kasasıyla Aspire Lite 16 (AL16-52P), şıklık ve fonksiyonelliği bir arada sunuyor. Öte yandan, 2 MB’lık FHD web kamerası, günümüzün önemli bir parçası haline gelmiş görüntülü aramalarda da keskinlik sunuyor. 

Aspire Lite 16’nın rahat kullanım için tasarlanmış kullanışlı web kamerası kapağı, mahremiyeti de koruyor. Geniş bağlantı seçenekleriyle öne çıkan model, tam işlevsel bir adet USB-C, üç adet USB Type-A, bir adet HDMI 1.4 ve bir adet microSD kart okuyucu bağlantı noktaları sayesinde çevre cihazlara kolayca bağlanmaya yardımcı oluyor. 

Acer Aspire Lite 16’nın (AL16-52P) en güncel modeli olan bu dizüstü bilgisayar, kullanıcıların yapay zeka destekli özelliklere erişimini mümkün kılan Microsoft Copilot deneyimi ile birlikte sunuluyor. Başlat menüsünden veya klavyedeki özel Copilot tuşuna basarak kullanılabilen Copilot, Windows’ta üretken yapay zeka ile sorunsuz bir şekilde etkileşime girilmesini sağlayarak yapay zeka destekli yardımı uygun bir şekilde sunmak için tasarlandı. Web genelinde yanıtlarla kullanıcılara destek olan ve ilham alınmasına yardımcı olan Copilot, yaratıcılığı ve iş birliğini destekleyerek kullanıcının görevlere odaklanmasını sağlıyor. 

Acer Aspire Lite 16 (AL16-52P), en güncel donanım özellikleri, farklı ve şık kasa tasarımı ve kullanıcıları cezbedecek gümüş renk detayıyla yeni yıl hediye listelerinin başında yer alıyor. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Acer Aspire Lite 16, Yenilikçi Donanım Bileşenleri, Şık ve Ergonomik Tasarım Özellikleriyle Yeni Yıl İçin Hediye Listelerinin Zirvesinde yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Böbrek taşı erkeklerde daha sık görülüyor https://kocaelibasin.com.tr/bobrek-tasi-erkeklerde-daha-sik-goruluyor/ Wed, 18 Dec 2024 12:10:06 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/bobrek-tasi-erkeklerde-daha-sik-goruluyor/ Böbrek taşları, her yıl milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor.

Böbrek taşı erkeklerde daha sık görülüyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Böbrek taşları, her yıl milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. İdrarda bulunan mineral ve kimyasalların kristalleşmesiyle oluşan böbrek taşlarının, çeşitli nedenlerle böbreklerde birikerek şiddetli ağrılara yol açabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Muhammed Sulukaya, “Böbrek taşı oluşumuna birden fazla durum neden olabilir. Erkeklerde kadınlara göre daha sık görülen böbrek taşının nedenleri arasında yetersiz sıvı alımı, genetik yatkınlık, aşırı tuzlu ya da şekerli beslenme ve sindirim sistemi ameliyatları bulunuyor” dedi.

 

Böbrek taşlarının tek böbrekte oluşabileceği gibi her iki böbrekte de gelişebildiğini ve genellikle üreter yani idrar yoluna girdikleri zaman belirti verdiklerini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Muhammed Sulukaya, “Böbrek taşının yaygın belirtileri; kusma, bulantı, idrarın renginde ve kokusunda değişiklikler, idrar yaparken yanma hissi, sık idrara çıkma isteği, idrar miktarında azalma, bel ve yan ağrısıdır. Böbrek taşı beraberinde enfeksiyona neden olduysa ateşin eşlik ettiği üşüme ve titreme de gözlenebilir” diye konuştu.

 

5 mm’nin üstündeki böbrek taşları için cerrahi müdahale gerekli

Böbrek taşlarının teknolojik imkanların artmasıyla birlikte kolaylıkla teşhis edilebildiğini hatırlatan Üroloji Uzmanı Op. Dr. Muhammed Sulukaya, “Taş belirtileriyle doktora başvuran hasta için fiziki muayeneden sonra ultrasonografi, ürolojik röntgen ve bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemlerinden faydalanılır” dedi. 

5 mm’nin altındaki böbrek taşlarının bol su tüketimi ve egzersizle kendiliğinden düşebildiğini dile getiren Op. Dr. Muhammed Sulukaya, “Doktor takibiyle kullanılan, üreter kanallarını genişletici ilaç tedavileriyle de böbrek taşları düşebilir ancak 5 mm üstündeki böbrek taşları için cerrahi müdahale gerekli” açıklamasında bulundu. 

 

Böbrek taşları tekrarlayabilir

Engelleyici önlemler alınmaması ve birtakım hayat tarzı değişikliklerine gidilmemesi halinde, böbrek taşlarının çevresel ve genetik faktörler sebebiyle tekrar etme riskinin oldukça yüksek olduğunu vurgulayan Op. Dr. Muhammed Sulukaya, “Taş oluşumunu önlemek için hayat tarzı değişiklikleri son derece önemli bir rol oynar. Hızlı beslenmekten uzak durmak, bol sıvı tüketmek ve egzersize ağırlık vermek gibi önlemler ‘önleyici değişiklikler’ olarak düşünülebilir. Bunların yanında doktor kontrolünde gerçekleştirilecek bazı ilaç tedavileri de söz konusu olur. Eşit aralıklı sağlık kontrolü ile erken tanı önem taşır” şeklinde konuştu.

 

Beslenme tarzında yapılacak değişiklikler yeni taş oluşum riskini azaltır

Beslenme tarzında yapılacak birkaç değişikliğin yeni taş oluşumu riskini azaltabildiğine dikkat çeken Op. Dr. Muhammed Sulukaya, “Ispanak, kakao, çay yaprakları, ceviz ve buğday kepeği gibi okzalat bakımından zengin sebze ve meyvelerden sakınırken; lif içeren sebze ve meyveleri daha fazla tüketmek gerektiğini hatırlatan Op. Dr. Muhammed Sulukaya, “Alınan kalsiyum miktarı, güçlü bir neden olmadıkça sınırlanmalı. Bol sıvı tüketimi yapılmalı, tuz tüketimi kısıtlanmalı. Düzenli egzersiz ve yürüyüş yapmaya dikkat edilmeli ama ani kilo kaybından kaçınılmalı” dedi.

 

Böbrek taşı tedavisi için kullanılan ilaçların yan etkilerine dikkat edilmeli

Böbrek taşı oluşumunu engelleyen veya mevcut taşları parçalayan ilaçların olduğunu ve bu ilaçların genellikle böbrek taşının boyutuna, konumuna ve tipine göre belirlendiğini paylaşan Üroloji Uzmanı Op. Dr. Muhammed Sulukaya, “Böbrek hastalıklarının tedavisinde kullanılsa bile bu ilaçların da bazı yan etkileri olduğunu unutulmamalı. Kullanılan ilaca veya kullanılan doza bağlı olarak yan etkiler değişebiliyor. Bu yan etkilerin başında; halsizlik, baş dönmesi, baş ağrısı, öksürük, potasyum ve böbrek fonksiyon değişiklikleri, yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık ve kas krampları geliyor. Bu nedenle de ilaç kullanmadan önce, doktorla yan etkiler özelinde konuşulmalı ve hangi semptomlar karşısında sağlık merkezine başvurulması gerektiği mutlaka öğrenilmeli” uyarısında bulundu.

Farklı amaçlarla kullanılan bazı ilaçların da böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebildiğini ekleyen Op. Dr. Muhammed Sulukaya, “Bu sebeple böbrek hastalıklarına sahip bireylerin kullanacakları her ilacı öncesinde doktorlarına danışmaları çok önemli. Örneğin bazı ağrı kesicilerin böbreklere zararlı olabileceği bilinir dolayısıyla ağrı kesici kullanırken bile temkinli olmak ve mümkün olan en düşük doza sahip ilacı tercih etmek gerekir” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Böbrek taşı erkeklerde daha sık görülüyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Ağızdan nefes alıp veren çocuklarda sık görülüyor… https://kocaelibasin.com.tr/agizdan-nefes-alip-veren-cocuklarda-sik-goruluyor/ Fri, 22 Nov 2024 10:49:57 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/agizdan-nefes-alip-veren-cocuklarda-sik-goruluyor/ Alerjik nezle, astım gibi hastalıklar çocukların sadece solunum yollarını değil, ağız ve diş sağlığını da tehdit ediyor! Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt.

Ağızdan nefes alıp veren çocuklarda sık görülüyor… yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Alerjik nezle, astım gibi hastalıklar çocukların sadece solunum yollarını değil, ağız ve diş sağlığını da tehdit ediyor! Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir, özellikle alerjik bünyeli çocukların düzenli kullandıkları ilaçların ve solunum alışkanlıklarının diş sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor.

Süt dişlerinin ince ve hassas yapısına vurgu yapan Demir, “İnhaler formda kullanılan astım ilaçları gibi düzenli kullanılan bazı ilaçlar, ağız içi pH’ı değiştirerek diş minesinin zayıflamasına ve çürük riskinin artmasına neden oluyor. Çürük riski yüksek çocuklar için doğru tedbirler alınmazsa dişlerde kalıcı hasarlar görülebilir.” dedi. Her ilaç alımından sonra ağzın bol su ile çalkalanması gerektiğini de ifade eden Demir aynı zamanda bolca su içmenin de önemine dikkat çekerek “İlaç kullanımından hemen sonra diş fırçalanması, diş yüzeylerinde aşınmayı arttırabileceği için önerilmez; diş fırçalamak için 30-45 dk beklemek gerekir.” açıklamasında bulundu.

Ayrıca, ağızdan nefes alma alışkanlığının çene gelişimini etkileyebileceğini belirten Demir, ağız hijyeninin önemine işaret ediyor. Ağızdan nefes almanın tükürük miktarını azaltarak ağız kokusu, mantar enfeksiyonu ve diş eti hastalıklarına zemin hazırladığını belirten uzman, bu çocukların 3 ayda bir düzenli diş hekimi kontrolüne gitmesi gerektiğini söylüyor.

Dt. Nurgül Demir’den Alerjik Çocuklar İçin 5 Hayati Öneri:

1-Şekerli ilaçlar ve karbonhidrat içeren gıdalar yerine şekersiz ilaçlar ve sağlıklı bir diyet tercih edin.

2-İlaç alımı sonrası ağız bol su ile çalkalanmalı, hemen ardından diş fırçalanmamalıdır.

3-Flor içeren diş macunları ile dişler ebeveyn kontrolünde düzenli fırçalanmalı.

4-Çocuk doktoru ve diş hekiminizle iletişim halinde kalarak ilaç seçiminde asidik değerleri dikkate alın.

5-Çocuğunuzun diş hekimi kontrollerini asla aksatmayın, düzenli takip çürük riskini en aza indirebilir.

Çocuklarımızın diş sağlığı, gelecekteki gülüşlerinin anahtarıdır.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Ağızdan nefes alıp veren çocuklarda sık görülüyor… yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Sık görülen tiroid hastalıklarına dikkat! https://kocaelibasin.com.tr/sik-gorulen-tiroid-hastaliklarina-dikkat/ Thu, 31 Oct 2024 10:30:06 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/sik-gorulen-tiroid-hastaliklarina-dikkat/ Genel Cerrahi Uzmanı Doç.

Sık görülen tiroid hastalıklarına dikkat! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız, sık görülen tiroid hastalıkları ve tedavi süreçleri hakkında merak edilenleri anlattı.

Tiroid hastalıkları, metabolizma, vücut ısısı ve bağışıklık sistemini etkileyen kritik hormonları üreten tiroid bezinde meydana gelir. Hipotiroidi ve hipertiroidi gibi hormon dengesizlikleri genellikle ilaç tedavisiyle kontrol altına alınsa da, bazı durumlarda cerrahi müdahale gerekebilir. Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, tiroid hastalıklarının cerrahi tedavi sürecini ve dikkat edilmesi gereken noktaları detaylandırdı.

Tiroid bezinin sağlık üzerindeki önemi nedir?

Tiroid, boynun ön kısmında yer alan kelebek şeklinde bir bez olup, vücudun metabolizmasını düzenleyen tiroksin (T4) ve triiyodotironin (T3) hormonlarını üretir. Bu hormonlar enerji üretimi, vücut ısısının düzenlenmesi, büyüme ve gelişme gibi birçok önemli süreçte rol oynar. Aynı zamanda ruh hali ve psikolojik denge üzerinde de etkisi vardır. Tiroid bezinin düzgün çalışmaması hipotiroidi veya hipertiroidi gibi sorunlara yol açarak kalp hastalıkları, obezite, depresyon gibi ciddi sağlık problemlerine zemin hazırlayabilir. Bu nedenle, tiroid bezinin sağlığı genel vücut dengesi için kritik önemdedir.

Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, tiroid hastalıklarının iki ana grupta incelendiğini belirtiyor: Nodüler guatr ve difüz guatr. 

Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, “Nodüler guatr, tiroid bezinde tek veya çok sayıda nodül oluşmasıyla karakterizedir. Tek nodül genellikle iyi huylu olsa da, bazen kanser riski taşıyabilir. Bu durumda, ince iğne aspirasyon biyopsisi ile patolojik tanı konulması ve cerrahi tedavinin planlanması gerekir,” diyor. Difüz guatr ise genellikle cerrahiye ihtiyaç duymayan, yaygın tiroid büyümesi ile karakterize bir durumdur.

Cerrahi müdahale ne zaman gerekir?

Tiroid hastalıkları genellikle endokrinologlar tarafından ilaçla tedavi edilir. Ancak, ilaç tedavisine yanıt alınamayan ya da tiroid bezinin büyümesi nedeniyle soluk borusu veya ses telleri üzerinde baskı oluştuğunda cerrahi müdahale gündeme gelir. Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, bu tür durumlarda bilateral total tiroidektomi operasyonu ile kesin ve kalıcı tedavi sağlanabileceğini ifade ediyor. Bu operasyon, her iki tiroid bezinin tamamen çıkarılmasını içerir.

Tiroid kanseri: Türleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri

Papiller tiroid kanseri, tüm tiroid kanserleri arasında en yaygın görülen türdür ve tiroid kanserlerinin yüzde 80-85’ini oluşturur. Bu kanser türü genellikle yavaş ilerler ve erken dönemde teşhis edildiğinde tedaviye iyi yanıt verir. Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, papiller tiroid kanserinin genellikle lenf nodlarına yayılma eğiliminde olduğunu ve bu nedenle boyunda şişlik ya da ele gelen kitle ile kendini gösterebileceğini belirtiyor. Tanıda ultrasonografi ve ince iğne aspirasyon biyopsisi önemli rol oynar. Papiller tiroid kanserinin tedavisinde ilk seçenek cerrahi müdahale olup, gerekli durumlarda radyoaktif iyot tedavisi uygulanabilir.

Tiroid kanserleri içinde daha nadir görülen bir tür olan medüller tiroid kanseri, yüzde 5 ila 10 oranında rastlanır. Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, medüller tiroid kanserinin parafoliküler C hücrelerinden köken aldığını ve bu hücrelerin salgıladığı kalsitonin hormonunun tanı koymada kritik bir rol oynadığını vurguluyor. “Kalsitonin seviyeleri 500’ün üzerine çıktığında, hastada mutlaka diğer organlara yayılma riski araştırılmalıdır,” diye ekliyor. Medüller tiroid kanserinde tedavi genellikle cerrahi müdahale ile yapılır, ancak hastalığın yayılımına göre ek tedavi yöntemleri de gerekebilir.

Foliküler tiroid kanseri, tiroid dokusunun invazyonu ile karakterize bir kanser türüdür. Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, foliküler tiroid kanserinin genellikle vücudun uzak bölgelerine, özellikle de kemiklere ve akciğere metastaz yapma riski taşıdığını belirtiyor. Tedavi sürecinde cerrahi müdahale ilk adımdır; tümörün çapı ve yayılımına bağlı olarak ameliyat sonrası radyoaktif iyot tedavisi de uygulanabilir.

Tiroid hastalıklarının belirtileri nelerdir?

Tiroid hastalıkları, hormonların az veya çok salgılanmasına bağlı olarak farklı belirtiler gösterir. Hipertiroidi ellerde titreme, aşırı terleme, sinirlilik ve saç dökülmesi gibi belirtilerle kendini gösterirken, hipotiroidi kabızlık, hareketlerde yavaşlama, ödem, saç kırılması ve ses kalınlaşması gibi semptomlara yol açar.

Kronik ve akut tiroiditler

Tiroidit, tiroid bezinin iltihaplanması sonucu oluşur. Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, akut tiroiditlerin genellikle boyunda ağrı ve viral enfeksiyon sonrası gelişen şikayetlerle ortaya çıktığını, kronik tiroiditlerin ise otoimmün bir hastalık olarak karşımıza çıktığını belirtiyor. “Kronik tiroiditli hastalar, endokrinoloji doktorları tarafından takip edilmelidir,” diye ekliyor.

Sonuç olarak, tiroid hastalıklarının tedavisinde cerrahi müdahale, özellikle ilaç tedavisine yanıt vermeyen durumlarda devreye giriyor. Cerrahi operasyonlar, hastaların yaşam kalitesini artırarak tiroid kaynaklı sorunları kalıcı olarak çözmeyi hedefliyor. Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, bu süreçte doğru tanı ve tedavi planlamasının önemine vurgu yapıyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Sık görülen tiroid hastalıklarına dikkat! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Diyabet En Sık Gözü Etkiliyor https://kocaelibasin.com.tr/diyabet-en-sik-gozu-etkiliyor/ Thu, 31 Oct 2024 09:29:58 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/diyabet-en-sik-gozu-etkiliyor/ Ömür boyu süren diyabet; 8 milyarlık tüm dünya nüfusu içinde 425 milyonda yani her 18 kişiden birinde görülen metabolik bir hastalıktır.

Diyabet En Sık Gözü Etkiliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Ömür boyu süren diyabet; 8 milyarlık tüm dünya nüfusu içinde 425 milyonda yani her 18 kişiden birinde görülen metabolik bir hastalıktır. Ülkemizde ise tanısı konulmamışlarla birlikte 10 milyonun üzerinde diyabetli hastanın olduğu tahmin ediliyor. Vücutta birçok organa zarar verebilen diyabetin en çok etkilediği organların başında ise göz geliyor. Diyabetli hastaların %30 ile 40’ı retinopati (gözün retina ağ tabakası hasarı) oluşma riski yaşıyor. Kan şekerindeki yüksekliğinin retinadaki damar ve sinir hücrelerine verdiği hasar tedavi edilmediği takdirde geri döndürülemez ve ilerleyici görme kayıplarına neden olabiliyor. Bu nedenle, diyabet teşhisi almış hastaların belli aralıklarla düzenli olarak göz doktoru kontrolüne gitmesi gerekiyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Dicle Hazırolan, diyabetin göze verdiği hasarlar ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. 

Diyabet hastalarının % 30-40’ı diyabetik retinopati riski taşıyor

Diyabet, en sık diyabetik retinopati olarak tanımlanan gözün retina (ağ) tabakasına hasar veren bir rahatsızlıktır. Diyabetli hastalarının en az %30-40’ı bu riskle karşı karşıyadır. Kan şekerindeki yükseklik vücudumuzdaki tüm hücreleri etkileyebilir Diyabetik retinopati riskini kontrolsüz kan şekeri, uzun süre diyabet hastası olmak, hipertansiyon, kalp damar hastalığı ve sigara kullanımı da artırmaktadır. 

Yanlış beslenme diyabetik retinopati riskinizi artırabilir

Diyabet hastalığı görülme sıklığı ve bunun sonucu olarak da diyabetik retinopati gelişme sıklığı tüm dünya ile birlikte ülkemizde de her yıl artmaktadır. Hastalığın hızla artmasının en önemli iki nedeni ise kişilerin yanlış beslenme ve hareketsiz yaşam alışkanlıklarıdır. Diyabet hastalığına bağlı komplikasyonların önlenmesi için endokrinoloji veya dahiliye hekimince kan şekerinin kontrol altında tutulması, eşlik eden kalp damar hastalıklarının tedavisi mutlaka yapılmalıdır. Diyabet teşhisi konulan hastaların gözlerinde herhangi bir şikayeti olmasa dahi mutlaka düzenli olarak göz kontrollerini yaptırması gerekir. Hastalık ilerleyici olduğu için düzenli göz takiplerinde retinayı bozacak bulgular gelişir gelişmez uygun tedaviye başlanması gerekmektedir. Böylelikle hasar en az seviyeye düşürülebilir, hastanın görme problemleri kontrol altına alınabilir. 

Belirti vermeden ilerleyen diyabetik retinopati aniden görme kaybına neden olabiliyor

Diyabet hastalarının uzun dönemde maruz kaldıkları yüksek ve kontrolsüz kan şekeri, gözün retina ağ tabakasındaki kılcal damarların duvarını bozmaktadır. Bozulan kan damarında sıvı, protein ve yağ kaçağı meydana gelmektedir. Bu kaçağın görme merkezi olan makulada (sarı noktada) birikmesi makula ödemine neden olmaktadır. İlerleyen evrelerde damar yapısı bozulduğu için retina yeterince beslenememekte ve buna bağlı olarak da retinada iskemik sahalar gelişmektedir. Bu alanlarda anormal damar yumak oluşumu görülebilmektedir. Bu yumaklar retinada ileri derecede hasarın devam etmesine sebep olmaktadır. Yüksek kan şekerinin ayrıca direkt olarak retina hücrelerine hasarı da bulunmaktadır.  Diyabetik retinopati, ilk başladığı dönemde belirti göstermeden ilerlemektedir. Bu nedenle diyabet tanısı hastalığı almış hastaların düzenli göz muayeneleri çok önemlidir. Çünkü erken teşhis ile hasar en aza indirilebilmektedir. İlerleyen dönemlerde hastaların bir kısmında görmede azalma, bulanık veya yamuk görme gelişebilmekte hatta bazen görme aniden tamamen kaybedilebilmektedir. 

Hastaya özel planlanan tedavilerle görme kayıpları engellenebiliyor 

Göz hekimi tarafından teşhis edilen diyabetik retinopatinin tedavisi hastalığın bulgu ve evrelerinebağlı olarak retina lazeri, göz içi enjeksiyon ve vitrektomi cerrahisi olarak planlanmaktadır. 

  • Göz içi enjeksiyon: Göz içi enjeksiyonu erken veya ileri evrelerde görülebilen makula ödeminde uygulanmaktadır. Enjeksiyon tedavisinde kullanılan ilaç steril şarlarda özel ihtimam gösterilerek yapılmalıdır. Enjeksiyonlara başlanıldığı zaman her ay bir enjeksiyon olarak yapılır. Üçüncü dozdan sonra enjeksiyon sıklığı hastalık evresine, erken teşhiş edilip edilmemesine ve hastanın ilaca verdiği yanıtına göre değişir. Enjeksiyonlar sıklıkla ömür boyu gerekebilmektedir.
  • Retinaya lazer fotokoagülasyon: Retinada anormal damar ağı geliştiği zaman, uygun en kısa sürede lazer tedavisi uygulanmalıdır. Lazer ile retinada diyabete bağlı gelişen iskemik retina alanları yakılır. Bu işlemle anormal damar yumaklarının bağ dokusu geliştirerek gerilemesi sağlanır. Böylelikle ileride gelişecek göz içi kanama, retinada dekolman ve çekinti riski azaltılmaya çalışılır. Diyabetik retinopatiye bağlı hasarın ilerleme hızı azaltılabilir ya da durdurulabilir.
  • Vitrektomi ameliyatı: Diyabetik retinopatinin ileri evrelerinde vitrektomi adı verilen özellikli göz cerrahisi gerekebilir. Vitrektomi; göz içi kanamaları, retina dekolmanı, retina çekintileri veya görme merkezinde zar oluştuğunda uygulanır. Bu ameliyatta bazen göz içine silikon yağı veya gaz verilebilir. Bazı gözlerde birden fazla ameliyat gerekebilir.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Diyabet En Sık Gözü Etkiliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Bugünlerde Çocuklarda En Sık Görülen 4 Hastalık! https://kocaelibasin.com.tr/bugunlerde-cocuklarda-en-sik-gorulen-4-hastalik/ Thu, 31 Oct 2024 08:40:02 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/bugunlerde-cocuklarda-en-sik-gorulen-4-hastalik/ Sonbaharla birlikte okulların açılması, havaların soğuması ve kalabalık ortamlarda uzun saatler geçirilmesi derken enfeksiyonlar da kolayca bulaşıyor ve hastalıkların görülme sıklığı giderek yaygınlaşıyor.

Bugünlerde Çocuklarda En Sık Görülen 4 Hastalık! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Sonbaharla birlikte okulların açılması, havaların soğuması ve kalabalık ortamlarda uzun saatler geçirilmesi derken enfeksiyonlar da kolayca bulaşıyor ve hastalıkların görülme sıklığı giderek yaygınlaşıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş, çocuklarda bugünlerde solunum yolu enfeksiyonları ile çok sık karşılaşıldığını belirterek, ebeveynlerin özellikle en küçük bir öksürük, hapşırık, burun akıntısı ya da boğaz ağrısı gibi durumlarda hemen antibiyotiğe sarılabildiklerini ancak bunun son derece yanlış olduğunu vurguluyor. Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş, sonbaharla birlikte çocuklarda en sık rastlanan 4 hastalığı ve korunmak için alınması gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  

 

 

  • Grip (İnfluenza) 

Çocuklarda en sık görülen hastalıkların başında gelen grip (influenza), özellikle kapalı ortamlarda çok kolay bulaşır. Hapşırık ve öksürükle ortama çıkan canlı virüsler; gerek damlacık gerekse kapı kolları, masa vb yüzeylerdeki virüse elle temas edilmesi sonucu diğer bireylere de geçebilir. Tokalaşma, öpüşme ve bir metreden daha yakın mesafeden konuşma da bulaştırıcılık için risk faktörüdür. Ateş, baş ağrısı, halsizlik, kas ağrısı, öksürük ve boğaz ağrısı gibi bulgularla ortaya çıkar. Tedavide gecikildiğinde bakteriyel enfeksiyonun eklenmesiyle akciğer enfeksiyonu ve orta kulak iltihabı gelişebilir. Tedavisinde antibiyotiğin yeri yoktur ancak sinüzit, kulak iltihabı veya zatürre vb gelişirse gerekir. Aksi taktirde bakterilerin direnç kazanmasına neden olur. 

Korunma yolları: Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş “Grip enfeksiyonundan korunmada en önemli yöntem aşılamadır. Aşının yumurta alerjisi olmayan 6 aydan – 6 yaşa kadar çocuklara rutin yapılması önerilmektedir. Elleri doğru yıkamak, gün içinde yüze sürmemek, sosyal mesafeye dikkat etmek, maske takmak ve ortamı sık ve düzenli havalandırmak çok önemlidir” diyor. 

 

  • Nezle (Soğuk algınlığı)

Nezle de grip gibi viral enfeksiyondur ancak farklı etkenlerden oluşur. Nezleye sebep olan 200’den fazla virüs olduğunu belirten Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş “Nezle gribe göre ayakta geçirilebilen bir enfeksiyondur. Süt çocuklarında genellikle ateş, burun akıntısı görülür. Daha büyük çocuklarda burun tıkanıklığı-akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı, ses kısıklığı gibi bulgular olabilir. Çocukların bağışıklıkları zayıf olduğu, hijyen kurallarına tam uyamadıkları ve okul, kreş gibi kapalı yerlerde uzun zaman geçirdikleri için hava yoluyla ve direkt temas yoluyla çok kolaylıkla virüs bulaş imkanı bulur. İki haftaya kadar bulaştırıcılık devam eder” diyor. Doktor önerisi olmadıkça takviye ürünlerin kullanımından kaçınılması gerektiğini belirten Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş, hastalığın ardından kulak enfeksiyonu, astım atağı, sinüzit, alt solunum yolu enfeksiyonu olursa antibiyotik tedavisi gerekebildiğini söylüyor. 

Korunma yolları: Nezleden korunmada; sağlıklı beslenme, yeterli uyku, ellerin sık sık yıkanması, genel hijyen kurallarına dikkat edilmesi ve maske takılması büyük önem taşıyor. 

 

  • Beta enfeksiyonu

Özellikle kapalı ortamlarda çok yüksek bulaş riski taşıyan, öksürük, hapşırık ve konuşurken ortama yayılabilen damlacıklar yoluyla bulaşan beta enfeksiyonu en sık 5-15 yaşları arasında görülür. Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş “A Grubu Beta Hemolotik Streptokok, okul çağı çocuklarıyla temas halinde olan küçük çocuklarda da görülebilir. Hastayla temas ve solunum yoluyla bulaşır. Bulaştırıcılık akut dönemde daha sıktır” diyor. Mutlaka doktor tedavisi gerektiğini vurgulayan Dr. Tıraş, çocuğun ateşsiz 24 saat geçirinceye kadar evde dinlenmesinin önemli olduğunu, oda nemlendiricisinin de rahat nefes almasına destek sağlayabileceğini belirtiyor.  

Korunma yolları: Hasta kişilerden uzak durmak, yemekten önce ve tuvaletten sonra mutlaka elleri doğru yıkamak, sabun yoksa yüzde 60 alkol bazlı el dezenfektanı kullanmak, göz, burun ve ağıza kirli elle dokunmamak gerektiğini öğretmek, oyuncakla oynadıktan sonra el temizliği yapmasını sağlamak çok önemli. 

 

  • Orta kulak iltihabı 

 

Çocukluk çağında özellikle de sonbahar ve kış aylarında çok sık görülen orta kulak iltihabına çoğunlukla üst solunum yolu enfeksiyonu neden olur. Kulak ağrısı, ateş ve huzursuzluğa yol açan orta kulak iltihabında doktor önerisiyle antibiyotiğe başlanabilir ve ek sorunların riski azaltılır. Kalıcı işitme kayıplarına sebep olduğu için orta kulak iltihabının tedavisine mutlaka hızlıca başlanmalıdır. Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş “Çocuğunuz yıl boyu 5’in üzerinde orta kulak iltihabı oluyorsa geniz eti, alerji ve bağışıklık sistemi açısından değerlendirilmelidir” diyor.

Korunma yolları: Orta kulak iltihabından korunmak için üst solunum yolu enfeksiyonlarında olduğu gibi; kapalı ortamlarda düzenli ve sık havalandırma, çocuğu sigara dumanına maruz bırakmamak, hijyen kuralları, maske ve sosyal mesafeye dikkat etmesi yönünde çocuğu bilinçlendirmek gerekir. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bugünlerde Çocuklarda En Sık Görülen 4 Hastalık! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Bakan Soylu ile karşılaşan Ahmet Şık: Yargılanacaksınız https://kocaelibasin.com.tr/bakan-soylu-ile-karsilasan-ahmet-sik-yargilanacaksiniz/ Mon, 08 May 2023 17:45:04 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/bakan-soylu-ile-karsilasan-ahmet-sik-yargilanacaksiniz/ İstanbul’un 2’nci bölgesi 1’inci sıradan AKP milletvekili adayı gösterilen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, seçim aracı ile Beşiktaş’ta tur atarken Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Ahmet Şık ile karşılaştı. Elindeki seçim broşürlerini Soylu’ya doğru tutan Şık, Soylu’ya “Yargılanacaksın” diye bağırdı. Bu sırada çevredekilere içinde oyuncaklar bulunan paketler fırlatan Soylu, bu sözlere önce güldü, daha sonra ise […]

Bakan Soylu ile karşılaşan Ahmet Şık: Yargılanacaksınız yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İstanbul’un 2’nci bölgesi 1’inci sıradan AKP milletvekili adayı gösterilen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, seçim aracı ile Beşiktaş’ta tur atarken Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Ahmet Şık ile karşılaştı.

Elindeki seçim broşürlerini Soylu’ya doğru tutan Şık, Soylu’ya “Yargılanacaksın” diye bağırdı. Bu sırada çevredekilere içinde oyuncaklar bulunan paketler fırlatan Soylu, bu sözlere önce güldü, daha sonra ise eliyle Şık’ı işaret ederek bir şeyler söylediği görüldü. Ahmet Şık’ın da Soylu’ya karşılık verdiği anlar kameraya yansıdı.

“BİZDEN KAÇAMAZSINIZ”

Türkiye İşçi Partisi ise o anları sosyal medyadan paylaşarak, “Bizden kaçamazsınız, her yerdeyiz. Hesap vereceksiniz” notunu düştü.

Bakan Soylu ile karşılaşan Ahmet Şık: Yargılanacaksınız yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>