?> ?> Sürekli arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Thu, 06 Feb 2025 10:03:04 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png Sürekli arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Deprem bilinciyle yaşamak sürekli korku içinde olmak anlamına gelmiyor! https://kocaelibasin.com.tr/deprem-bilinciyle-yasamak-surekli-korku-icinde-olmak-anlamina-gelmiyor/ Thu, 06 Feb 2025 10:03:00 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/deprem-bilinciyle-yasamak-surekli-korku-icinde-olmak-anlamina-gelmiyor/ Sürekli alarm halinde olmanın psikolojik ve fiziksel sağlığı olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Bu durum, vücutta stres hormonlarının sürekli yüksek kalmasına ve kronik yorgunluk, uykusuzluk, çarpıntı, dikkat dağınıklığı, tahammülsüzlük gibi belirtilere neden olabilir.

Deprem bilinciyle yaşamak sürekli korku içinde olmak anlamına gelmiyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Sürekli alarm halinde olmanın psikolojik ve fiziksel sağlığı olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Bu durum, vücutta stres hormonlarının sürekli yüksek kalmasına ve kronik yorgunluk, uykusuzluk, çarpıntı, dikkat dağınıklığı, tahammülsüzlük gibi belirtilere neden olabilir.” dedi. Korkunun esiri olmak yerine, bilinçli hazırlık ve çözüm odaklı düşünmenin kaygıyı yönetmeye yardımcı olduğuna vurgu yapan Demir, medya tüketiminde de dikkatli olunması ve kaygıyı artıran içeriklerden kaçınılması gerektiğini hatırlattı. 

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, deprem korkusu ve başa çıkma stratejileri hakkında açıklamalarda bulundu.

Belirsizlik korku ve kaygıyı besliyor

Son olarak 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli ve daha öncesinde yaşanan depremlerin, ülkemizde derin izler bıraktığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Hem kayıplarımızın acısını hissetmeye devam ediyor hem de benzer bir felaketle tekrar karşılaşma ihtimaline karşı uzmanların sürekli olarak uyarılarına maruz kalıp, önlemler almaya çalışıp, zihinsel olarak da nasıl başa çıkabileceğimizi sorguluyoruz.” dedi.

Bu süreçte psikolojik açıdan zorlanmamızın başlıca sebebinin, depremin belirsizlik içermesi olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Ne zaman nerede olacak ve biz bunu nasıl deneyimleyeceğiz tamamen belirsiz. Belirsizlik ise korku ve kaygıyı besler. Ancak önemli olan, korkunun esiri olmak değil, bilinçli ve hazırlıklı bir zihin yapısı geliştirebilmektir.” şeklinde konuştu.

Deprem beklentisi ‘savaş ya da kaç’ tepkisini sürekli aktif hale getiriyor

Sürekli deprem olacak korkusuyla yaşamanın duygusal beyni sürekli olarak alarm halinde tuttuğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Bu durum gündelik yaşam kalitemizi düşürebilir. Zamanla panik atakların görüldüğü anksiyete bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), depresyon gibi psikiyatrik hastalıklara yol açabilir.” dedi.

Beynimizin, deprem beklentisini bir tehdit olarak gördüğüne ve ‘savaş ya da kaç’ tepkisini sürekli aktif hale getirdiğine vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, şunları söyledi:

“Bu durum, vücutta stres hormonlarının sürekli yüksek kalmasına ve kronik yorgunluk, uykusuzluk, çarpıntı, dikkat dağınıklığı, tahammülsüzlük gibi belirtilere neden olabilir. Sosyal ve mesleki işlevsellik bozulabilir. İnsanlar sürekli deprem korkusu içinde yaşadığında, sosyal ilişkilerinde kopmalar yaşayabilir. Depremle ilgili tetikleyiciler, travmayı sürekli canlı tutar. Küçük sarsıntılar, yüksek sesler, bina çatlakları gibi detaylar, kişilerde yoğun korku ve kaçınma davranışlarına yol açabilir. Korku ve kaygı diğer tüm duyguları gibi doğaldır ancak fazlası yönetilebilir. Asıl mesele, kaygının bizi felç etmesine değil, bilinçli hazırlık yapmamıza yardımcı olmasını sağlamaktır.”

Felaket senaryoları yerine çözüm odaklı düşünülmeli

Deprem bilinciyle yaşamanın sürekli korku içinde olmak anlamına gelmediğinin altını çizen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Aradaki ince çizgiyi koruyabilmek için kontrol edebileceğiniz noktalara odaklanın. Depremin ne zaman olacağını bilemeyiz ama bina güvenliğini artırabilir, acil durum çantası hazırlayabilir ve tatbikat yapabiliriz. Bu, ‘kontrol duygusunu’ güçlendirerek kaygıyı azaltır.” dedi.

Felaket senaryoları yerine çözüm odaklı düşünülmesi gerektiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Sürekli olumsuz düşünceler üretmek yerine, ‘eğer deprem olursa, şu güvenli noktalara gidebiliriz’ gibi planlama yapmak daha sağlıklı bir yaklaşım olur. Nefes egzersizleri, meditasyon, yoga, yürüyüş, mindfulness gibi stres yönetimi teknikleri ile psikolojik dayanıklılığınızı güçlendirin. Sürekli depremle ilgili konuşmak ve kaygıyı büyütmek yerine, bilinçli ve düzenli önlemler alın.” önerilerinde bulundu.

Felaket senaryoları bilinçaltında sürekli bir tehdit algısı oluşturabilir

Kontrolsüz haber tüketiminin kaygıyı artırdığına da dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Özellikle felaket senaryolarını vurgulayan içerikler, bilinçaltında sürekli bir tehdit algısı oluşturabilir.” dedi.

Bilinçli bilgi tüketimi için, güvenilir kaynaklardan bilgi alınması gerektiğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, şöyle devam etti: 

“Günde sadece belirli bir zaman diliminde haberleri takip edin. Sürekli deprem haberleri okumak, kaygıyı artırır. Felaket senaryoları yerine bilimsel ve yapıcı içeriklere odaklanın. Medya etik kuralları maalesef bazen ihlal edebiliyor, kullanılan başlık ile haber içeriği farklı olabildiği gibi, başlıklar bireyler üstünde yoğun kaygıya neden oluyor. Bazı uzmanların ‘her an deprem olabilir’ açıklamaları sık sık medyada yer buluyor. Bu tür haberler karşısında çaresiz kalan vatandaş sadece kaygılandığı ile kalıyor. Bu sebeple haberleri tüketirken şu soruyu sorun: Bu bilgi bana gerçekten fayda sağlıyor mu, yoksa sadece kaygımı mı artırıyor?”

Çocuklara kaygı yerine bilinç kazandırılmalı

Çocukların, ebeveynlerinin duygusal durumlarını hissettiğine ve öğrendiklerine değinen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Eğer bir ebeveyn sürekli kaygılıysa, çocuk da bu kaygıyı içselleştirir.” dedi.

Depremin, ‘Deprem bazen olabilir ama biz önlem aldık, güvendeyiz’ gibi bir dille çocuğun yaşına uygun olarak anlatılması gerektiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, sözlerini şöyle tamamladı:

“Çocuğun kaygılarını küçümsemeyin ama büyütmeyin de. Ona güven verin. Deprem hazırlıklarını oyunlaştırarak öğretin. Çocuklar, oynayarak öğrenir ve böylece korku yerine bilinç kazanırlar. Ancak sürekli deprem konuşulmamalı, panik ve kontrolsüz bir ortam yaratılmamalı, çocuk üstünde baskı yaratılmamalı. Çocuklar yoğun duygularla başa çıkmakta yetişkinler kadar başarılı olamayabilir. Onların duygu yüklerini azaltmalısınız.” 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Deprem bilinciyle yaşamak sürekli korku içinde olmak anlamına gelmiyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Zihinde sürekli dolaşan olumsuz düşünceler: Ruminasyon https://kocaelibasin.com.tr/zihinde-surekli-dolasan-olumsuz-dusunceler-ruminasyon/ Fri, 17 Jan 2025 10:40:19 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/zihinde-surekli-dolasan-olumsuz-dusunceler-ruminasyon/ Stres, travma ve psikolojik bozukluklar gibi faktörlerin ruminasyonu tetikleyebileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Kronik hastalıklar, ailede psikolojik bozukluk öyküsü, cinsiyet ve yaş gibi bireysel özellikler de tetikleyici faktörler arasında sayılabilir.

Zihinde sürekli dolaşan olumsuz düşünceler: Ruminasyon yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Stres, travma ve psikolojik bozukluklar gibi faktörlerin ruminasyonu tetikleyebileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Kronik hastalıklar, ailede psikolojik bozukluk öyküsü, cinsiyet ve yaş gibi bireysel özellikler de tetikleyici faktörler arasında sayılabilir.” dedi. Tedavi sürecinde bilişsel davranışçı terapi ve mindfulness gibi yaklaşımların etkili olabileceğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, ruminasyondan kurtulmak için dikkat dağıtıcı aktiviteler, hobiler, düşünceleri yazıya dökme ve profesyonel destek alınması gibi önerilerde bulundu.

Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, zihinsel geviş getirme olarak da adlandırılan ruminasyon hakkında bilgi verdi.

Bazı tetikleyici faktörler tetikleyici olabilir…

İngilizceden dilimize geçmiş olan ruminasyon tabirinin, geviş getirme anlamı taşıdığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Psikolojide ise aşırı düşünme anlamındaki ruminasyon, zihinde sürekli olarak olumsuz, endişeli veya üzücü düşüncelerin tekrarlanmasıdır. Bu düşünceler kişinin yaşadığı olaylarla ilgili olabilir, örneğin geçmişteki bir hata, gelecekteki bir korku veya şu anki bir sorun.” dedi.

Ruminasyonun, kişinin duygusal durumunu, problem çözme becerisini ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyebileceğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Ruminasyonun nedenleri tam olarak bilinmiyor. Ancak bazı faktörlerin tetikleyici olabileceği düşünülüyor. Stres, travma, depresyon, anksiyete, obsesif kompulsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu, yeme bozukluğu gibi psikolojik sorunlar, kronik hastalıklar, ailede psikolojik bozukluk öyküsü, cinsiyet ve yaş gibi bireysel özellikler tetikleyici faktörler arasında sayılabilir.” şeklinde konuştu. 

Ruminasyonun belirtileri ve tedavi seçenekleri…

Ruminasyon belirtilerine değinen Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, bu belirtileri şöyle sıraladı:

“Geçmişte yaşanan olumsuz olayları sık sık hatırlama ve üzerine düşünme, gelecekle ilgili kaygı ve korku duyma, şimdiki durumdan memnun olmama ve pişmanlık hissetme, kendini suçlama, eleştirme veya değersiz görme, olumsuz duyguları bastırmaya çalışma, dikkat dağıtıcı aktivitelere ilgi kaybetme, sosyal ilişkilerden uzaklaşma, kararsızlık ve erteleme, uyku ve iştah sorunları ruminasyonu işaret edebilir.”

Ruminasyon tedavisi için ise genellikle psikoterapi yöntemleri kullanıldığını aktaran Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, kişinin ruminatif düşünce kalıplarını fark etmesini ve değiştirmesini sağlamak, olumsuz duygularla baş etme yollarını öğretmek, kişinin kendine olan güvenini ve yaşam doyumunu arttırmak amacıyla, bilişsel davranışçı terapi, kabul ve kararlılık terapisi, şema terapisi, mindfulness temelli terapi gibi yaklaşımlar kullanıldığını söyledi. 

Ruminasyondan kurtulmak kolay değil, ancak imkânsız da değil

Geçmişte yaşanan olumsuz olayları, duyguları veya düşünceleri sürekli olarak tekrar etmenin kişiyi depresyona, anksiyeteye, öfkeye, strese ve diğer psikolojik sorunlara sürükleyebileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Ruminasyon, bir çözüm sunmaz, sadece sorunların daha da yoğunlaşmasına neden olur.” dedi. 

Ruminasyondan kurtulmak için önerilerde bulunan Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ruminasyon yaptığınız anda farkında olmaya çalışın. Kendinize ‘Bu düşünce bana ne fayda sağlıyor?’ diye sorun. Düşüncelerinizi değiştirmek için başka bir şeye odaklanın veya dikkatinizi dağıtın.

Ruminasyon yapmak için kendinize belirli bir zaman dilimi ayırın. Örneğin, günde yarım saat kadar ruminasyon yapacağınıza karar verin ve bunun dışındaki zamanlarda ruminasyon yapmamak için kendinizi frenleyin. Bu süreyi giderek azaltın ve sonunda ruminasyonu tamamen bırakın.

Düşüncelerinizi kâğıda dökün. Ruminasyon yaptığınız konuları yazarak onları somutlaştırabilir ve daha objektif bir şekilde değerlendirebilirsiniz. Yazdıklarınızı okuyun ve gerçekçi olup olmadıklarını sorgulayın. Daha sonra kâğıdı yırtabilir veya yakabilirsiniz.

Hobiler edinin veya rahatlatıcı aktiviteler yapın. Ruminasyondan kurtulmanın en iyi yollarından biri de zihninizi meşgul edecek ve size keyif verecek şeylerle ilgilenmektir. Spor yapmak, kitap okumak, müzik dinlemek, resim yapmak gibi hobileriniz olsun ve bunlara zaman ayırın.

Sosyalleşin ve destek alın. Ruminasyon yalnızlıkla beslenen bir durumdur. Bu nedenle, sevdiklerinizle vakit geçirmek, onlarla konuşmak ve duygularınızı paylaşmak size iyi gelebilir. Ayrıca profesyonel bir yardım almak da ruminasyonu yenmenizde etkili olabilir. Bir psikolog veya psikiyatrist ile görüşmek, size yeni bakış açıları ve baş etme stratejileri sunabilir.

Ruminasyondan kurtulmak kolay bir iş değildir, ancak imkânsız da değildir. Kendinize güvenin ve hayatınızda olumlu değişiklikler yapmaya çalışın. Unutmayın, geçmişi değiştiremezsiniz, ama geleceği şekillendirebilirsiniz.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Zihinde sürekli dolaşan olumsuz düşünceler: Ruminasyon yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Büyükşehir’den STK’lara sürekli destek https://kocaelibasin.com.tr/buyuksehirden-stklara-surekli-destek/ Wed, 15 Jan 2025 11:59:57 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/buyuksehirden-stklara-surekli-destek/ Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, sosyal sorumluluk projeleriyle toplumsal katılımı artırmaya ve şehirdeki sosyal yapıyı güçlendirmeye devam ediyor.

Büyükşehir’den STK’lara sürekli destek yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, sosyal sorumluluk projeleriyle toplumsal katılımı artırmaya ve şehirdeki sosyal yapıyı güçlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda, Sivil Toplum Kuruluşları ile İlişkiler Dairesi Başkanlığı 2024 yılında da önemli çalışmalara imza attı.

 

3 BİN 88 TOPLANTI YAPILDI

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 2024 yılı boyunca Sivil Toplum Kuruluşları ile İlişkiler Dairesi Başkanlığı’na bağlı sivil toplum merkezlerinde 3 bin 88 toplantıya ev sahipliği yaptı. Düzenlenen toplantılarda toplam 118 bin 343 kişi bir araya geldi. Büyükşehir Belediyesi, bu çalışmalarla vatandaşların şehir yönetimine daha aktif katılımını teşvik ederken, kentte dayanışma ve yardımlaşma kültürünü de güçlendirmeyi amaçladı.

 

228 PROGRAM DÜZENLENDİ

Öte yandan Büyükşehir Belediyesi 2024 yılı boyunca sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte 228 program düzenleyerek kentteki dayanışmayı daha da ileri taşıdı. Çeşitli projelerde Kocaeli gönüllüleri ve yerel halkın aktif katılımı sağlanarak, toplumsal sorunlara hızlı ve etkili çözümler üretildi. Büyükşehir, önümüzdeki dönemde de bu hedefler doğrultusunda çalışmalarına hız kesmeden devam edecek.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Büyükşehir’den STK’lara sürekli destek yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Üzüntüsünü göstermiyor ve sürekli iyi olduğunu söylüyorsa dikkat! Özellikle gençler maskeli depresyona karşı iyi gözlemlenmeli! https://kocaelibasin.com.tr/uzuntusunu-gostermiyor-ve-surekli-iyi-oldugunu-soyluyorsa-dikkat-ozellikle-gencler-maskeli-depresyona-karsi-iyi-gozlemlenmeli/ Fri, 22 Nov 2024 09:50:14 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/uzuntusunu-gostermiyor-ve-surekli-iyi-oldugunu-soyluyorsa-dikkat-ozellikle-gencler-maskeli-depresyona-karsi-iyi-gozlemlenmeli/ Kişinin depresyonda olmasına rağmen hislerini yok sayması veya gizlemesi durumuna maskeli depresyon denildiğini belirten uzmanlar, bu kişilerin çevreye karşı mutlu göründüklerini söylüyor.

Üzüntüsünü göstermiyor ve sürekli iyi olduğunu söylüyorsa dikkat! Özellikle gençler maskeli depresyona karşı iyi gözlemlenmeli! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kişinin depresyonda olmasına rağmen hislerini yok sayması veya gizlemesi durumuna maskeli depresyon denildiğini belirten uzmanlar, bu kişilerin çevreye karşı mutlu göründüklerini söylüyor.

Maskeli depresyonun farkının duygu gösterimi olduğunu vurgulayan Çocuk Ergen Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Maskeli depresyondaki kişiler içsel olarak umutsuz, üzüntülü hissetseler bile bunu çok önemsemiyorlar. Bu durumu zayıflık ya da yetersizlik olarak algılayabiliyor ve yok sayabiliyorlar.” dedi. Kişinin depresyonunu gizleme ihtimali olduğundan çevresindekilerin gözlem yapmasının çok önemli olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, herhangi bir tanı almamış olsalar dahi özellikle gençlerin yakından takip edilmesinin çok önemli olduğuna dikkat çekti.

Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk Ergen Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, depresyonun bir alt türü olan ve kişinin belirtileri gizlemesi olarak tanımlanan maskeli depresyon hakkında bilgi verdi.

Maskeli depresyondaki kişiler durumlarını zayıflık olarak algılayabiliyor

Gizli depresyon ya da gülümseyen depresyon olarak da bilinen maskeli depresyonun, depresyon alt türlerinden olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Bilindiği üzere depresyon kişide karamsar düşünceler, çökkünlük, üzüntü hali, geleceğe dair umutsuzluk, mutsuzluk, hayattan keyif alamama hissi ve bunların yanında uyku bozukluğu ile iştahsızlığın da gözlemlendiği bir hastalıktır.” dedi.

Maskeli depresyonun, duygu gösteriminde açık olarak depresyona benzemediğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Daha ağır bir yakınma olduğunu söyleyebiliriz. Kişide bedensel ağrılar, sindirim sorunları, çeşitli bağımlılıklar ya da mide sorunlarının da varlığından bahsedilebilir. Maskeli depresyondaki kişiler aslında içsel olarak daha çok umutsuz, üzüntülü hissetseler bile bunu çok önemsemiyorlar. Bu durumu zayıflık ya da yetersizlik olarak algılayabiliyor ve yok sayabiliyorlar.” açıklamasını yaptı.

Depresyondan farkı, duyguların bastırılmış olması…

Maskeli depresyondaki kişinin çevresine karşı mutlu ve yaşama istekli görünebildiğine ancak içsel olarak depresif bir sürecin eşiğinde ya da içinde olabildiğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Maskeli depresyon denmesinin sebebi de çevreye karşı bir maske takmış olmalarından dolayıdır. Burada duyguların bastırılması önemli bir konudur. Duygular bastırıldıkça da bazen somatik belirtiler, yani bedensel ifadelerin ortaya çıktığını söyleyebiliriz.” dedi.

Bunların yanında maskeli depresyonun diğer belirtilerine de değinen Yıldırım şunları söyledi:

“Hayattan zevk alamama, konsantrasyon zorluğu, karar vermede güçlük, değersizlik düşünceleri, uyku bozuklukları, yeme bozuklukları, çeşitli cinsel işlev bozuklukları, geçmişte yaşananları çok fazla düşünmek, enerji azlığı ya da yorgunluk, öfke artışı, yalnız kalma isteği, duyguları tanımlamada zorluk yaşama, kaygı ve endişede artış gibi depresyonda görülen belirtiler, maskeli depresyonda da görülebilir. Maskeli depresyon yaşayan kişilerin üzüntülerini göstermedikleri ve sürekli iyi olduklarını ifade ettikleri söylenebilir.”

Gençler yakından gözlemlenmeli 

Kişinin depresyonunu gizlemesi ihtimali olduğundan çevresindekilerin gözlem yapmasının çok önemli olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Sosyal medyada gençler daha çok eğlenceli, keyifli, mutlu hallerini paylaşma eğiliminde olurlar. Kişi aslında içinde bir maskeli depresyon ya da gizli depresyon süreci yaşayabiliyor ancak hislerinin sosyal medyaya tezat bir şekilde yansıdığını gözlemleyebiliyoruz. Depresyon tanılı diğer hastalarımızda olduğu gibi maskeli depresyon yaşayanların da kendilerine zarar verme ve intihar riskleri bulunuyor. Bu yüzden herhangi bir tanı almamış olsalar dahi özellikle gençlerin yakından takip edilmesi çok önemli.” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Üzüntüsünü göstermiyor ve sürekli iyi olduğunu söylüyorsa dikkat! Özellikle gençler maskeli depresyona karşı iyi gözlemlenmeli! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İşletmelerin güvenliği sürekli gözetimde https://kocaelibasin.com.tr/isletmelerin-guvenligi-surekli-gozetimde/ Wed, 16 Oct 2024 09:30:51 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/isletmelerin-guvenligi-surekli-gozetimde/ Siber güvenlik çözümlerinde dünya lideri olan ESET, ESET Güvenlik Açığı ve Yama Yönetimi (V&PM) modülünde bir güncelleme yayımladığını duyurdu.

İşletmelerin güvenliği sürekli gözetimde yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Siber güvenlik çözümlerinde dünya lideri olan ESET, ESET Güvenlik Açığı ve Yama Yönetimi (V&PM) modülünde bir güncelleme yayımladığını duyurdu. ESET V&PM artık Linux -masaüstü ve sunucu- ve macOS sistemleri için de kullanılabilir.

Kurumlar için saldırı yüzeylerini en aza indirmek çok önemli. Her çeyrekte binlerce güvenlik açığının keşfedilmesiyle tehdit ortamı sürekli bir değişim içinde. Tek bir güvenlik açığı bir işletmeyi, hatta bütün bir tedarik zincirini durma noktasına getirebilir. Böyle bir olasılığı önlemek için güvenlik açığı ve yama yönetimi iyi bir araç.  V&PM mükemmel bir siber hijyen sağlarken proaktif bir güvenlik duruşu oluşturmaya yardımcı olarak olayların gerçekleşmesini önler.

 

ESET, tehdit aktörlerinin sürekli olarak giderek daha geniş bir cihaz, sistem ve yazılım yelpazesini hedef aldığının fakında olarak yeni güncellemesiyle ESET V&PM, bir işletmenin ekosisteminin daha geniş bölümlerini kapsayan Linux1(masaüstü bilgisayarlar ve sunucular) ve macOS2 destekleyecek şekilde genişletildi.  Böylesine kapsamlı bir çabayı desteklemek için V&PM modülü artık daha fazla görünürlük ve şeffaflık için geliştirilmiş, kullanım kolaylığını artırırken bir ağdaki güvenlik açığı ve yama durumuna anında genel bir bakış sağlayan yeni bir gösterge tablosunda da sunuluyor. Aynı zamanda ESET V&PM’ın ESET PROTECT Platformunun içine derinlemesine yerleştirilmesi sayesinde artık isteğe bağlı güvenlik açığı taramasını da destekleyerek belirli makinelerin durumu hakkında anında bilgi edinilmesini sağlıyor.

 

Varsayılan olarak, güvenlik açığı taraması size zaman kazandırmak ve tehdit aktörlerine karşı saldırı açığını kapatmak için tamamen otomatikleştirilirken Windows ve Linux sunucuları için ürün, yöneticilerine manuel kontrol sağlar. Bu, özellikle güvenlik yöneticilerinin tarama ve yama süreçleri üzerinde daha fazla denetime sahip olmalarına yardımcı olmak için kullanışlıdır, böylece iş akışlarını kesintiye uğratmazlar. 

 

ESET Kurumsal ve KOBİ/MSP Başkan Yardımcısı Michal Jankech “Üst düzey güvenliğin gereksiz karmaşıklığa yol açmaması gerektiğine inanıyoruz çünkü bu sadece güvenlik iş akışlarını çok zaman alıcı hale getiriyor. Bu da diğer önemli görevler için daha iyi harcanabilir. ESET V&PM modülümüze yaptığımız bu yeni güncellemeyle tüm bunları göz önünde bulundurarak önemli olana odaklanıyoruz: Hız, kullanım kolaylığı, uyumluluk3 ve proaktif önleme. Tehditler uyumaz ve her zaman açık fonksiyonu ile çözümümüz de uyumaz, işletmenizin güvenliğini sürekli göz önünde tutar.” dedi.

 

ESET’in Güvenlik Açığı ve Yama Yönetimi aşağıdaki çözümlerde mevcut: ESET PROTECT Complete, ESET PROTECT Elite, ESET PROTECT MDR ve ESET PROTECT MDR Ultimate. En son güncellemeyle müşteriler ESET V&PM’ı ESET PROTECT Entry ve ESET PROTECT Advanced ürünlerine eklenti olarak da sipariş edebilecek ve iş güvenliğini en küçük oyuncudan en büyüğüne kadar artırabilecek. Her zaman olduğu gibi mevcut güncelleme herhangi bir ek maliyet olmadan otomatik olarak sunulacaktır.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İşletmelerin güvenliği sürekli gözetimde yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>