?>
?>
Bunun nedeni ise sendromun bazı kadınlarda hafif veya tek bir belirtiyle seyretmesi nedeniyle hekime geç başvurulması. Adet düzensizlikleri, tüylenme, kilo alımı, hatta infertilite gibi pek çok belirtiyle kendini gösterebilen bu sendrom, sadece üreme sistemini değil, genel sağlığı da etkileyebiliyor. Öyle ki tanı ve tedavide gecikilirse uzun vadede tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, rahim kanseri ile depresyon gibi oldukça ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Gülfem Başol, aslında erken tanı ve doğru tedaviyle sendromun yönetilebildiğine dikkat çekerek, “Bu sendromun kesin bir tedavisi olmasa da erken tanı konulur, doğru tedavi yaklaşımı benimsenir ve gerekli yaşam tarzı değişiklikleri yapılırsa, belirtileri kontrol altına almak ve uzun vadeli sağlık risklerini önlemek mümkün. Bu nedenle eğer adet düzensizlikleri, kilo alımı, tüylenme veya hamile kalmakla ilgili sorunlardan birini bile yaşıyorsanız, kadın ve doğum uzmanına danışmaktan çekinmeyin” diyor.
Erkeklik hormonu daha fazla salgılanıyor
Yumurtalıklarda hormonal dengesizliklerin meydana gelmesiyle oluşan Polikistik Over Sendromu yumurtlama düzenini bozabiliyor. “Polikistik” ifadesi, yumurtalıklarda küçük ve içi sıvı dolu keseciklerin (kistlerin) bulunabileceğini belirtse de her hastada bu görüntü oluşmuyor. Asıl sorun hormonların düzensiz çalışması olduğu için östrojen ve progesteron dengesizleşirken, erkeklik hormonu olarak bilinen androjen normalden daha fazla salgılanabiliyor. Bunun sonucunda hastalarda çeşitli semptomlar gelişmeye başlıyor.
Her kadında farklı belirtiler görülüyor!
Polikistik Over Sendromu her kadında farklı şekillerde ortaya çıkıyor. Bazı hastalarda sadece adet düzensizlikleri yaşanırken, bazılarında ise kilo artışı, aşırı tüylenme ve cilt problemleri gibi daha belirgin semptomlar görülüyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Gülfem Başol, sendromun en yaygın görülen belirtilerini, “Seyrek ya da düzensiz adet görmek, tüylenme (özellikle yüz, göğüs ve sırt bölgesinde), cilt problemleri (yağlı cilt, inatçı akneler, cilt koyulaşmaları), saç dökülmesi (erkek tipi saç seyrelmesi), kilo alımı ve insülin direnci (özellikle bel çevresinde belirgin kilo artışı), yumurtlama problemleri (hamile kalmada zorluk)” olarak sıralıyor. Doç. Dr. Gülfem Başol, bu belirtilerden bir veya birkaçını yaşıyor olmanın mutlaka polikistik over sendromu olduğunuz anlamına gelmediğini, ancak özellikle adet düzensizliği gibi durumlarla karşılaşıyorsanız bir uzmana danışmanızın son derece önemli olduğunu söylüyor.
Tip 2 diyabetten kalp hastalıklarına…
Polikistik Over Sendromu sadece üreme sağlığını değil, genel sağlığı da etkileyen bir durum. Sendromun tedavi edilmediğinde yumurtlama bozuklukları nedeniyle infertiliteye yol açabildiğine dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Gülfem Başol, “Ayrıca, insülin direnciyle yakından ilişkili olan sendrom kilo alımını kolaylaştırarak ilerleyen dönemde tip 2 diyabet ve kalp hastalıkları riskini artırıyor. Adet düzensizlikleri uzun vadede rahim içi dokusunun (endometrium) aşırı kalınlaşmasına ve bunun sonucunda rahim kanseri riskinin yükselmesine neden olabiliyor. Tüm bunların yanı sıra özellikle aşırı tüylenme ve kilo alımı gibi semptomlar bazı psikolojik sorunlara, örneğin özgüven eksikliğine ve depresyona yol açabiliyor” bilgisini veriyor.
Yaşam tarzı değişikliği çok önemli!
Polikistik Over Sendromu’nun kesin bir tedavisi olmasa da belirtileri kontrol altına almak ve uzun vadede gelişebilecek olan sağlık sorunlarını önlemek mümkün. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Gülfem Başol, tedavi planının hastanın yaşına, belirtilerine ve hamilelik beklentisine bağlı olarak değiştiğini vurgulayarak, “Tedaviye ilk olarak yaşam tarzı değişiklikleriyle başlanıyor. Sağlıklı beslenmek, rafine şeker ile karbonhidratlardan kaçınmak ve düzenli egzersiz yapmak insülin seviyelerini dengelemeye yardımcı oluyor. Özellikle kilo vermek, adet düzenini sağlamak ve yumurtlamayı desteklemek açısından büyük fayda sağlıyor” diyor. Gerekli durumlarda ilaç tedavisine de başlandığına işaret eden Doç. Dr. Gülfem Başol, sözlerine şöyle devam ediyor: “Doğum kontrol hapları androjen seviyelerini düşürmek ve adet düzenini sağlamak için kullanılıyor. İnsülin direncini düşüren ilaçlar, özellikle kilo verme sürecini desteklemek için tercih ediliyor. Anne olmak isteyen kadınlar için yumurtlamayı destekleyen ilaçlar öneriliyor”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Genç Kadınlarda Polikistik Over Sendromu Tehlikesi! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Dondurulmuş Fast Food gıdaların sağlık üzerindeki etkilerini değerlendiren Beslenme uzmanı Arş. Gör. Hatice Çolak, “Dondurulmuş Fast Food gıdaların raf ömrünü uzatmak, tat ve dokuyu korumak için çeşitli koruyucu maddeler kullanılıyor. Bu koruyucu maddelerin, ürünü bozulmalara karşın korusa da sağlık üzerine olumsuz etkileri bulunuyor.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Arş. Gör. Hatice Çolak, dondurulmuş Fast Food gıdaların sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
Değişen sosyal hayat düzeni dondurulmuş gıdaları önemli hale getirdi
Değişen sosyal hayat düzeni ve dondurulmuş gıda sanayinin gelişen teknolojisi ile beslenme alışkanlıklarında dondurulmuş gıdaların önemli hale geldiğini kaydeden Arş. Gör. Hatice Çolak, “Dondurulmuş gıdalar; yüksek kalitede sebze, meyve, su ürünleri, et ürünlerinin, seçme, tasnif etme, ayıklama, yıkama, kesme, parçalama, haşlama gibi ön işlemlerden geçirildikten sonra çeşitli yöntemlerle dondurulması, donma halinin korunarak depolanması, taşınması, dağıtımı ve tüketimine kadar geçen aşamalar ile elde edilmektedir. Dondurulmuş gıdanın depolanabilme kolaylığı, kolay işlenebilir olması, mevsimsizliği, pratikliği, besin değerlerinin yerini koruması, tüketime hazır etmedeki kolaylığı ve hızı gibi özellikleri bu ürünlerin tercih edilme nedenini ve önemini artıran özellikler.” dedi.
Dondurulmuş gıdalarda kullanılan katkılar ve etkileri neler?
Dondurulmuş gıdalarda Fast Food ürünlerin önemli bir yer tuttuğunu ifade eden Çolak, şöyle devam etti:
“Dondurulmuş Fast Food gıdaların raf ömrünü uzatmak, tat ve dokuyu korumak için çeşitli koruyucu maddeler kullanılıyor. Et ürünlerinde sodyum nitrat ve nitrit; çorbalar, soslar ve işlenmiş et ürünlerinde tat arttırıcı olarak monosodyum glutamat (MSG); soslar, meyve suları ve asitli içeceklerde benzoik asitler; cips, atıştırmalık gibi yağlı yiyeceklerin bayatlamasını önlemek için bütillenmiş hidroksianizol (BHA); dondurulmuş et, peynir ve hamur işlerinde fosfatlar sıklıkla kullanılıyor. Bu koruyucu maddelerin, ürünü bozulmalara karşın korusa da sağlık üzerine olumsuz etkileri bulunmaktadır. Sıklıkla maruz kalınan yüksek düzeydeki sodyum nitrat ve nitrit, hipertansiyonu tetiklediği bildirilmiş ve özellikle mide kanseri ile ilişkilendirilmiştir. MSG’nin kullanımı migren ataklarını artırdığı, baş ağrısı, baş dönmesi gibi semptomlara yol açtığı saptanmıştır. Yüksek fosfat tüketimi ise kemik ve böbrek sağlığını olumsuz etkileyebilir.”
Vitamin içeriğinde önemli kayıplar oluyor
Dondurma işlemi sırasında taze besinlere kıyasla, bazı besinlerin değerlerinde azalmanın meydana geldiğini de anlatan Arş. Gör. Hatice Çolak, “Besin içeriğinde yer alan kalsiyum, demir ve magnezyum gibi mineraller daha sabit kalırken vitamin içeriğinde önemli kayıplar olmaktadır. Özellikle suda çözünebilen C vitamini ve B vitaminleri seviyelerinde azalma görülmektedir. Dondurma işlemi, karbonhidrat, protein, yağ ve posa içeriğinde çok fark oluşturmamaktadır. Buna karşın, dondurulmuş gıdaların besin değerlerinin korunması, kaliteli ve hızlı bir dondurma süreci ile sağlanabilir.” diye konuştu.
Gebelik diyabeti ve zehirlenmeye yol açabiliyor
Dondurulmuş Fast Food ürünlerinin, ultra işlenmiş besin olduğundan, basit karbonhidrat, doymuş yağ ve sodyum içeriği yüksekken, posa içeriğinin oldukça düşük olduğunu da ifade eden Arş. Gör. Hatice Çolak, “Bu nedenle taze besin yerine bu tür gıdaların düzenli ve sık tüketimi, sağlık açısından risk faktörü oluşturmaktadır. Avustralya’da yapılan bir çalışmada dondurulmuş Fast Food gibi ultra işlenmiş gıda tüketiminin obeziteyi artıran önemli bir gösterge olduğu bildirilmiştir. Başka bir çalışmada da gebelik öncesinde hem de gebelik sırasında aşırı ultra işlenmiş gıda tüketiminin gestasyonel diyabet (gebelik diyabeti) ve preeklemsi (gebelik zehirlenmesi) riskinin artmasıyla ilişkili bulunmuştur.” şeklinde konuştu.
Sağlıklı bir yaşam için taze ve işlenmemiş yiyecekler tüketilmeli
Sağlıklı bir yaşam için taze, işlenmemiş yiyeceklere öncelik verilmesi ve dondurulmuş Fast Food ürünlerinin tüketiminin sınırlandırılmasının önerildiğini kaydeden Arş. Gör. Hatice Çolak, “Dondurulmuş gıda tercihinde ise koruyucu katkı maddelerinin kullanılmadığı, hızlı ve uygun dondurma teknikleri ile hazırlanmış dondurulmuş meyve, sebze ve et-tavuk-balık ürünlerinin önceliklendirilmesi gerekir.” şeklinde sözlerine son verdi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Dondurulmuş Fast Food’un sağlık üzerindeki gizli tehlikesi! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>