?>
?>
Samsung Electronics, Google iş birliğiyle geliştirdiği 3 boyutlu ses teknolojisi Eclipsa Audio’nun 2025 serisi TV ve soundbar’lara entegre edileceğini duyurdu. İçerik üreticilerinin dinamik ve sarmalayıcı ses içerikleri oluşturmasını sağlayan ve bunların Samsung TV’lerde sorunsuz oynatılmasına imkân tanıyan Eclipsa Audio, büyüleyici ses ve görüntü deneyimini tüketicilere yakın hale getiriyor. Samsung Electronics Başkan Yardımcısı ve Görsel Ekran İş Birimi Ar-Ge Ekibi Başkanı Taeyong Son, şunları söyledi: “Eclipsa Audio’nun 2025 TV ve soundbar serimize entegrasyonuyla gurur duyuyoruz. Bu inovasyon, etkileyici ses deneyimine yeni imkânlar kazandırıyor ve ev eğlencesinin geleceğini şekillendirme konusundaki kararlılığımızın altını çiziyor.”
Ev eğlencesi deneyiminde inovasyon
Samsung, Eclipsa Audio entegrasyonuyla ev eğlencesini yeniden tanımlıyor ve bu ileri seviye teknolojiyi tüketiciye sunmaya hazırlanıyor. Eclipsa Audio ile içerik üreticileri, seslerin konumu ve yoğunluğu gibi ses verilerinin yanı sıra uzamsal yansımaları da ayarlayabiliyor, böylece sarmalayıcı üç boyutlu ses deneyimleri yaratabiliyor. Sektörde Eclipsa Audio çözümünü benimseyen Samsung, bu gelişmiş teknolojiyi deneyimlemek isteyen tüketicilerin geniş bir seçenek yelpazesine sahip olmasını hedefliyor. Bu kapsamda şirket, teknolojiyi Crystal UHD serisinden Samsung TV’leri kapsamında birinci sınıf amiral gemisi Neo QLED 8K modellerine kadar 2025 TV serisine entegre ediyor.
İçerikler ve oynatma seçenekleri zenginleşiyor
İçerik üreticiler 2025’ten itibaren Eclipsa Audio özelliğine sahip videolarını YouTube’a yükleyebilecek. 2025 serisi Samsung cihazlarının kullanıcıları, paylaşılan bu YouTube videolarını üstün uzamsal ses deneyimiyle izleyebilecek. Samsung ve Google, tutarlı bir ses kalitesi için Eclipsa Audio kullanan cihazlara özel bir sertifika programı oluşturmak üzere Telekomünikasyon Teknolojisi Birliği (TTA) ile çalışıyor ve kullanıcıların yüksek ses kalitesi standartlarını deneyimlemesini sağlıyor. Google Chrome Mühendislik Başkan Yardımcısı Jim Bankoski, konuyla ilgili “Eclipsa Audio’nun ses deneyimimizi değiştirme potansiyeline sahip olduğuna inanıyoruz. İçerik üreticilerinin yeni ve inovatif ses deneyimleri yaratmak için bu teknolojiyi nasıl kullanacağını görmek için heyecan duyuyoruz” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Samsung, Google ile geliştirdiği 3 boyutlu ses teknolojisi Eclipsa Audio’yu 2025 serisi TV ve Soundbar’larına entegre ediyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
AEM, alternatif ürünlerinin en az mevcut teknolojiler kadar güçlü, tork yoğun ve verimli olmasını sağlamak için yenilikçi çözümler sunarken elektrikli araçların mümkün olduğunca sürdürülebilir olmasını sağlamaya çalışmaktadır.
Sürdürülebilir Elektrikli Ulaşım için Zorlukların Üstesinden Gelmek
AEM’in kurucusu Dr. James Widmer şunları söyledi: “Elektrikli araçların (EV) dezavantajları yok değil. Geri dönüşüm ve nadir toprak madenciliği uygulamaları elektrikli ulaşımın önündeki en büyük engeller. Dahası, alternatif çözümler en az mevcut teknolojiler kadar güçlü, tork yoğun ve verimli olmalıdır. Elektrikli araçların gerçekten sürdürülebilir olması için değişime açık olmak şarttır. Bu gerçekleşirse, gerçekten yeşil bir geleceğe bugünden ulaşılabilir.”
“Performansı Artırıyor ve Maliyetleri Düşürüyoruz”
Dr. Widmer, geleneksel sabit mıknatıslı makinelerin yıllardır otomotiv üreticilerinin tercih ettiği motorlar olduğuna ve tarihsel olarak elektrikli araçlar için en etkili çözüm olarak görüldüğüne dikkat çekti. Ancak, “Bu motorlarla ilgili sorunlar sadece çevresel değil, aynı zamanda göreceli maliyet ve karmaşıklıktır. Bazı üreticiler nadir toprak elementleri içermeyen seçeneklere geçtikçe, kendilerini verimlilik ve performanstan ödün verirken buluyorlar. Bazı durumlarda, artan boyut ve kullandıkları alternatif malzemeler çözümlerini daha da az sürdürülebilir hale getiriyor. İşte bu noktada AEM öne çıkıyor. Çözümümüz bu endişeleri ortadan kaldırıyor; nadir toprak mıknatıslarını motor tasarımından çıkarırken aynı zamanda verimliliği artırıyor, performansı yükseltiyor ve maliyetleri düşürüyoruz.”
Tamamen Geri Dönüştürülebilir
Dr. Widmer, AEM tarafından kullanılan malzemelerin, geliştirilen motorların kullanım ömürlerinin sonunda daha kolay geri dönüştürülmesini sağladığını ve böylece daha az e-atık ortaya çıktığını vurguladı. Widmer, “Bunun çevre üzerinde son derece olumlu bir etkisi var. Rotor mıknatıslarını elektrik çeliği ile değiştirdik. Bu değişiklik aynı zamanda kısa devre akımları veya sabit mıknatıslı motorlarda meydana gelebilecek yüksek voltaj artışları olmadan operasyonel riskleri de azaltıyor. Bu aynı zamanda arıza durumunda daha güvenli arıza modları anlamına gelir. Ayrıca, mıknatıssız motorlarımız mıknatıslanma sorununu ortadan kaldırdığı için daha yüksek sıcaklıklarda daha tutarlı bir şekilde çalışabilir ve aracın termal yönetim sistemini basitleştirebilir.”
“Basit, sağlam ve verimli”
Dr. Widmer verimlilik konusuna da değinerek şunları söyledi: “Motorlarımızın yüksek hızlarda çalışırken sabit mıknatısın manyetik akısına karşı mücadele etmesi gerekmiyor. Bu, sabit mıknatıslı motorlarda akım akışını artırarak telafi edilmesi gereken bir zorluktur. Sonuçta bu, sistemin verimliliğini düşürür.
Motorlarımıza enerji verilmediğinde serbest dönerler. Bu avantajlar, bazı müşterilerin tipik bir araç sürüş döngüsü boyunca geleneksel sabit mıknatıslı motorlara kıyasla verimlilikte %12’ye varan bir artış öngördüğünü göstermiştir. Sürdürülebilir elektrikli araçların benimsenmesi yeşil bir gelecek umudunu gerçekleştirebilir.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
AEM Teknolojisi ile Elektrik Motorlarında Yeni Bir Dönem yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Tohum, yaşam zincirinin önemli bir halkası olarak bir milli güvenlik meselesidir. Tohum, biyolojik anlamda da, gıda güvenliği anlamında da önemli bir stratejik unsur. Uluslararası Tohum Test Analiz Merkezimiz, son üç yılda önemli başarılara imza atarak, uluslararası alanda akredite ve İSKA üyesi bir laboratuvar olarak dünyada bu alanda ilk yedi üniversite arasına girmiş bulunuyor. Avrupa’da, Orta Doğu’da ve Balkanlar’da tohumculuk anlamında en üst referans merkezi konumundayız. Avrupa’daki firmaların tohumlarını Ege Üniversitesinde test ediyoruz” diye konuştu.
EÜ Tohum Teknolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. İsmail Can Paylan, “EGE TOTEM, yapılan test analizlerinin çeşitliliği açısından, ülkemizin tek ve en gelişmiş tohum araştırma merkezi olma özelliğini koruyor. TOTEM, uluslararası akreditasyona sahip bir merkezdir. Merkezimiz, Uluslararası Tohum Test Analiz Merkezinin (ISTA) 5 üyesinden biridir. Tohum bizim her şeyimiz, geleceğimiz, kültürel mirasımızdır. Özellikle küresel ısınma ve salgın hastalıklardan sonra gıdanın önemi giderek daha da arttığını müşahede ediyoruz. Mevcut tarım alanlarından daha fazla verim almayı hedeflemeliyiz. Türkiye iklim olarak tarıma elverişli topraklara sahiptir. Hem yerli şirketler hem çok uluslu şirketler, ülkemizde üretim yapıyorlar. Ayrıca pek çok tohumun anavatanı Türkiye’dir. Bir tohumun atalık tohum olduğunu bilmek için, atalarımızın nereye kadar uzandığını bilmemiz gerekiyor. Örneğin günümüzde domatessiz yemek yapmıyoruz, ancak domates ülkemize 20. yüzyılın başlarında gelmiştir. Ama buğday, 8 bin yıldır bu topraklarda yetişmektedir. Türkiye, buğdayın anavatanıdır. Bu tohumları kaybetmememiz ve korumamız çok önemli, çünkü onları çocuklarımıza miras bırakacağız. Hem atalık tohumlar korunmalı hem ticari tohum üretimine devam edilmelidir.” dedi.
“Tehlikeli olan hibrit tohum değil”
EGE TOTEM Teknik Müdürü Mühendis Dr. Adem Gökçöl, “Son zamanlarda insanlar, hibrit tohum konusunda tedirgin davranıyor. Tehlikeli olan hibrit tohum değil, genetiği değiştirilmiş organizmalardır. Genetiği değiştirilmiş organizmalar, tarım ilacı kullanımını azaltmak için yararlı bir amaçla ortaya çıkarılsa da insan sağlığına zarar vermektedir ve geleceği belirsiz bir durumdur. Glüten insan doğasına uygun değildir. Ata tohumumuz olan buğdayda eser miktarda glüten yokken, verimi yükseltmek için ticari tohumlarla üretilen buğdaylı ürünlerde glüten oranı yükselmektedir” diye konuştu.
“Atalık tohumların çoğaltılmasına katkı sağlayacağız”
Merkezin projelerini anlatan Dr. Adem Gökçöl, “TÜBİTAK 1004- Mükemmeliyet Merkezi Destek Programı ve Tarım Bakanlığı destekli, 4 yıl sürecek projemiz başladı. Proje ile yerli-milli tohum gen kaynaklarımızın korunmasına yönelik depo oluşumunu amaçlıyoruz. Norveç Kıyamet Ambarına benzer bir depo oluşturacağız. Tüm Türkiye’den tohumlar toplayıp bunların DNA analizlerini yaparak yerli oluşlarını ispatlayıp kaydedecek, gelecekte de tanınmalarını sağlayacağız. Amacımız bu tohumları kontrollü koşullar altında korumak ve saklamak olacak. Böylece doğru atalık tohumların çoğaltılmasına katkı sağlayacağız. EÜ olarak, TÜBİTAK destekli Türkiye Tarımsal Üretiminde Küresel İklim Değişikliğine Uyumlu Sürdürülebilir Tarım Teknolojileri Platformuna (S-ATP) üye olan yaklaşık 20 kurumdan biriyiz” dedi.
Dr. Adem Gökçöl, “Ülkedeki tüm tohum analizlerini biz yapıyoruz ve bu konudaki mahkemelerde bilir kişi kurumuyuz. Tohumlarımız şu an analiz kapsamında ancak başladığımız proje sonuçlandığında tüm vatandaşlara açık bir tohum koleksiyonumuz olacak” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
EÜ Tohum Teknolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi ata tohumlarına sahip çıkıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Projeye katkı sağlayan akademisyenleri makamında ağırlayan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Akademisyenlerimiz tarafından hayata geçirilen projeler, TUBİTAK tarafından desteklenmeye devam ediyor. Hemşirelik Fakültesi öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Dilek Zengin’in yürütücülüğünü yaptığı proje ile sanal gerçeklik (VR) teknolojisi kullanarak, çocuk hastaların kalp kateterizasyonu operasyonuna hazırlanma sürecinde yaşadığı korku ve anksiyetenin azaltılması hedefleniyor. Proje ekibimizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.
“Kalp kateterizasyonu öncesi stres yönetimi hayati bir öneme sahiptir”
Proje hakkında bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Dilek Zengin, “Kalp kateterizasyonu, özellikle pediatrik hastalar için hem psikolojik hem de fizyolojik olarak zorlu bir süreçtir. 5-10 yaş arası çocuklar bu tür invaziv prosedürlerden önce yüksek düzeyde stres, anksiyete ve korku yaşarlar. Bu durum sadece operasyon öncesi ve sırasındaki uyumu zorlaştırmakla kalmaz, aynı zamanda operasyon sonrası komplikasyon riskini de artırır. Çocuklarda operasyon öncesi yeterli hazırlık yapılmadığında, bu süreç psikolojik travma, uzun vadeli kaygı bozuklukları ve postoperatif dönemde ağrı gibi olumsuz sonuçlarla sonuçlanabilir. Ayrıca, anksiyete ve korku düzeylerinin yüksek olması, operasyonun başarısını olumsuz etkileyebilir, iyileşme süresini uzatabilir ve hastane yatış süresini artırabilir. Bu bağlamda, kalp kateterizasyonu öncesinde çocuklarda stres yönetimi hayati bir gereksinim haline gelmektedir.” diye konuştu.
“Çocukların yaşadığı korkunun azaltılması hedefleniyor”
Dr. Öğr. Üyesi Dilek Zengin, “Bu proje, sanal gerçeklik (VR) teknolojisi kullanarak, çocukların operasyona hazırlanması sürecinde onların yaşadığı korku ve anksiyeteyi azaltmayı hedeflemektedir. Sanal gerçeklik gibi non-farmakolojik müdahale yöntemleri, çocukların dikkatini dağıtarak onları daha rahat bir psikolojik duruma getirir ve işlem sırasında daha uyumlu olmalarını sağlar. Bu, sadece çocukların stresini hafifletmekle kalmaz, aynı zamanda operasyonun sorunsuz ilerlemesine katkıda bulunarak genel başarı oranını artırır. Aynı zamanda, hastane ortamında geçirilen sürenin azalmasına ve postoperatif komplikasyonların minimuma indirilmesine yardımcı olur. Dolayısıyla, sanal gerçeklik teknolojisi ile yapılacak bu müdahale, çocukların sağlık süreçlerine daha olumlu katılımını sağlarken, sağlık hizmetlerinin verimliliğini de artırabilir.” dedi.
“Yeni bir uygulama standardı oluşturulacak”
Projenin aciliyetinin özellikle pediatrik hastalarda operasyon öncesi ve sonrası komplikasyonları en aza indirme ihtiyacından doğduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Dilek Zengin, “Çocukların cerrahi müdahalelere olan duygusal tepkileri, ameliyatın başarı oranı üzerinde doğrudan etkiye sahiptir. Anksiyete, korku ve ağrının azaltılması, çocukların psikolojik durumlarını iyileştirerek daha kısa iyileşme sürelerine ve düşük komplikasyon oranlarına yol açacaktır. Ayrıca, mevcut literatürde bu yaş grubundaki çocuklar için sanal gerçeklik teknolojisinin etkilerini değerlendiren yeterli kanıt bulunmamaktadır. Bu proje, literatürdeki bu boşluğu doldurmayı ve yeni bilimsel bulgular sunmayı hedeflemektedir. Sonuç olarak, bu projenin başarıyla uygulanması, pediatrik sağlık hizmetlerinde yeni bir uygulama standardı oluşturarak çocukların hastane deneyimlerini iyileştirecek, sağlık maliyetlerini düşürecek ve çocukların operasyonel süreçlere uyumunu artıracaktır. Bu sebeplerden dolayı, proje acil bir şekilde uygulanmalı ve elde edilecek bulgular sağlık hizmetleri politikalarına yön verecek şekilde değerlendirilmelidir.” diye konuştu.
Multidisipliner bilim ekibi
Proje ekibinde; danışman olarak Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Hatice Bal Yılmaz, araştırmacılar olarak Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Reşit Ertürk Levent, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim elemanı Arş. Gör. Dr. Hatice Uzşen ve Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim elemanı Arş. Gör. Ayçin Ezgi Önel yer alıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
VR teknolojisi kullanılarak, çocukların kalp kateterizasyonu öncesi yaşadıkları korku azaltılacak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
ile tarihin en büyük gizemlerinden birini 6 Aralık’ta oyunun Digital Premium Edition Advanced Access lansmanıyla ve ardından 9 Aralık’ta genel sürümüyle ortaya çıkarın. Efsanevi arkeoloğun kariyerinin en parlak dönemlerinde dünyayı kapsayan tek oyunculu, anlatı odaklı bir yolculuğa çıkın ve PC’de Kare Üretimi ve Süper Çözünürlük özellikli DLSS 3 ile geliştirin. 9 Aralık’ta ışın izleme, Indiana Jones and the Great Circle’ı PC’de daha da geliştirecek ve DLSS Işın Oluşturma da yakında gelecek. GeForce Game Ready Sürücü’sünü de indirmeyi unutmayın, böylece yeni donanımınız bu merakla beklenen oyunda mükemmel bir deneyim sunmaya hazır olacak. Indiana Jones and the Great Circle
GeForce RTX 40 Serisi Paketimizin 29 Aralık’a kadar devam eden bir parçası olarak, uygun bir GeForce RTX 4090, 4080 SUPER, 4080, 4070 Ti SUPER, 4070 Ti, 4070 SUPER veya 4070 masaüstü veya grafik kartı ya da GeForce RTX 4090 Dizüstü GPU, RTX 4080 Dizüstü GPU, RTX 4070 Dizüstü GPU içeren bir dizüstü bilgisayar satın aldığınızda Indiana Jones and the Great Circle
’ın Dijital Premium Sürümüne (99,99 ABD doları değerinde) sahip olabileceksiniz.
Yakında birçok oyun için daha fazla DLSS entegrasyonu ve yeni NVIDIA Reflex destekli oyunlar gelecek. Ayrıca, Reflex uyumlu fareler ve monitörler de yolda. RTX teknolojileriyle geliştirilmiş 600’den fazla oyun ve uygulamanın tam listesini görmek için buraya tıklayın ve şu anda desteklenen oyunlar ve cihazların tam listesine NVIDIA Reflex web sitemizden göz atın.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Indiana Jones and the Great Circle™ DLSS 3 ile Duyuruldu Yeni GeForce Game Ready Sürücüsü ve NVIDIA Reflex Teknolojisi Daha Fazla Oyuna Geliyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Audi, yeni A5 ailesiyle orta sınıf segmentindeki başarılı tarihinin bir sonraki dönemini başlatıyor. İlk Audi A4’ten 30 yıl sonra, artık Audi A5 olarak adlandırılan son neslin keskinleştirilmiş tasarım dili, premium oranlarıyla etkileyici bir görünüm sunuyor. Hem Sedan hem de Avant gövde stilleri, Audi tasarım felsefesinin sportif özünü mükemmel bir şekilde yansıtıyor. İç mekandaki yeni tasarım dili, geniş bir alan hissi yaratırken, ekranları dijital bir sahnede konumlandırıyor. Yeni işletim konsepti, araçla olan etkileşimi artırıyor. Verimli, kısmen elektrikli içten yanmalı motorlar ve etkileyici S modelleri de ürün yelpazesini tamamlıyor.
Audi, 2024’ten itibaren model yelpazesini genişletmesine paralel olarak modellerin isimlendirmesini çift sayılar elektrikli modelleri, tek sayılar ise içten yanmalı motorlu araçları temsil edecek şekilde yeniden yapılandırmıştı. Yeni neslin tanıtımıyla birlikte, uzun yıllardır en çok satan modellerden biri olan Audi A4’ün yerini Audi A5 alıyor. Neckarsulm’da üretilecek model, dört yeni varyantta sunuluyor: A5 Sedan ve S5 Sedan, A5 Avant ve S5 Avant. Bu varyantlar, yeni geliştirdiği altyapı olan Premium Platform Combustion (PPC) üzerinde pazara sunulan ilk modeller olma özelliğine sahip.
Yeni Audi A5, 4.195.943 TL’den başlayan fiyatlarla Audi showroomlarında satışa sunuluyor.
Bir üst segmente yaklaşan A5, kullanıcılarına da sınıf atlatıyor
Sedan ve Avant modelleri, 4.829 mm uzunluğuyla aynı araç boyutlarına sahip. Bu uzunluk, onları üst orta sınıf segmentlerde sağlam bir şekilde konumlandırıyor. A4’e kıyasla yeni modellerin uzunluğu 67 mm arttı.
2,892 milimetrelik uzun dingil mesafesi ve kısa çıkıntılar, premium oranları yansıtıyor. Bu, uzun mesafelerde sürüş kalitesine ve geniş iç mekana katkı sağlıyor. Aynı zamanda Audi, yeni A5’in temel özelliklerini iyileştiriyor. Audi müşterilerinin en çok tercih ettiği navigasyon sistemi, elektrikli açılıp kapanan bagaj kapağı ve indüktif şarj özelliğine sahip kablosuz şarj bölmesi gibi birçok özellik artık standart olarak sunuluyor.
Zengin donanım seçeneği
Yeni Audi A5’te ekipman seviyesi de artırıldı. Audi müşterilerinin sıklıkla tercih ettiği Matrix LED Far ile 10,9 inçlik ön yolcu ekranı Teknoloji Paketi Plus donanımına standart olarak eklenirken, neredeyse tüm yolcu bölmesini kaplayan, segmentlere ayrılabilir şeffaflığa sahip panoramik cam tavan tüm donanım seçeneklerinde standart olarak sunuluyor.
Opsiyonel ekstralar, aracın bireysel tercihlere göre özelleştirilmesini sağlıyor. Bu ekstralar arasında 3D ses ve koltuk başlığı hoparlörlerine sahip Bang & Olufsen Premium Ses Sistemi, elektrikli direksiyon kolon ayarı ve garaj kapısı açma gibi çeşitli seçenekler sunuluyor. Birbirinin üzerine inşa edilen paketler halinde sunulan özel ekipmanlar da opsiyonel olarak tercih edilebiliyor.
Yeni Bir teknoloji: MHEV Plus
Yeni MHEV plus teknolojisinde motorlar; 48 volt mild hibrit sistem, lityum demir fosfat batarya ile donatıldı. MHEV plus sistemi, yeni Audi A5 TDI ve Audi S5 modellerinin performansını ve verimliliğini yeni bir seviyeye taşıyor. Sistemler, şehir dışı yollarda ek elektrik gücüyle (18 kW’a kadar/24 hp) dinamik bir sürüş sunarken, aynı zamanda şehir içi trafiğinde dur-kalk sırasında tamamen elektrikli sürüş imkânı sağlıyor. Yavaşlama sırasında, tahrik jeneratörü, bataryaya 25 kW’a kadar rejeneratif frenleme ile enerji geri kazandırıyor.
Mükemmel bir uyum: Yüksek şarj kapasitesi sayesinde, genellikle bir sonraki hızlı ivmelenme için bataryada yeterli enerji bulunuyor.
MHEV plus sistemi, şehir içi trafikte birçok avantaj sunuyor. Bir yandan, içten yanmalı motora elektrik desteği, özellikle yavaş sürüşlerde yakıt tüketimini önemli ölçüde azaltırken diğer yandan, depolanan enerji, içten yanmalı motor devre dışı olduğunda (örneğin trafik ışıklarında) bile yüksek güç tüketen sistemlere elektrik sağlıyor. Yeterli şarj seviyesinde, elektrikle çalışan klima kompresörü, içten yanmalı motor devrede olmasa bile iç mekânı konforlu bir ısıda tutmaya devam ediyor.
Daha dinamik şasi ve direksiyon tasarımıyla kusursuz ve dinamik sürüş keyfi
Audi DNA’sına sadık bir sürüş deneyimi için yalnızca tahrik değil, aynı zamanda şasi de belirleyici bir faktör. Yeni Audi A5 ve S5 modelleri geliştirilirken, markaya özgü sürüş özellikleri, en önemli teknik önceliklerden biriydi. Bu özellikler arasında zahmetsiz ve hassas sürüş de yer alıyor. Yeni Audi A5 geliştirilirken, dinamik ve çevik kullanımıyla etkileyici aynı zamanda konforlu olmasına önem verildi. Bunu başarmak için Audi, şasiyi bir dizi detaylı iyileştirmeyle revize etti. Örneğin direksiyon aksamı, aradaki bağlantı materyalleri azaltılarak doğrudan gövdeye monte edildi ve bu sayede sürüş hissiyatı artırıldı. Sonuç olarak, sürücü her durumda yoldaki koşullar hakkında net geri bildirim alıyor.
Virajlarda, Audi A5 ailesi, arka aksta daha sert bağlantı ve stabilizasyon sayesinde daha çevik bir sürüş sunuyor. Entegre fren kontrol sistemi, dinamik fren torku dağılımıyla fren basıncını hızla artırıyor ve virajlarda iç tekerleklere yapılan hedefli fren müdahaleleriyle dinamik viraj dönüşüne destek veriyor.
Yeni Audi A5, standart olarak dinamik ayarlanmış çelik süspansiyon ile üretiliyor. Opsiyonel olarak, S spor süspansiyonu (Audi S5’te standart) ve sönümleme kontrollü S Spor süspansiyon da mevcut. Her iki opsiyonel versiyon da gövdeyi 20 milimetre alçaltıyor. Sönümleme kontrolüne sahip opsiyonel S spor süspansiyonu, Audi drive select dinamik sürüş sisteminden seçilebilen sürüş modları arasında önemli ölçüde geniş bir aralık sunuyor. Dinamik mod, belirgin şekilde daha sert ve daha dinamik ayarlanmışken, konfor modu daha rahat bir sürüş sunuyor.
Yeni işletim konseptiyle iki iç mekân ekranı
Araca girildiğinde yeni ekranlar hemen dikkat çekiyor: 11,9 inç Audi sanal kokpit plus ve kavisli tasarıma sahip 14,5 inç Audi MMI panoramik ekran ve standart olarak sunulan 10,9 inç MMI ön yolcu ekranı da Dijital Sahneyi tamamlıyor. Geliştirilen bu konseptte, ergonomi ve sürücü odaklı basit kullanım temel unsurlar olarak öne çıkıyor.
Kavisli panoramik ekran, rahatça erişilebilecek ve kullanılabilecek şekilde tasarlandı.
Yeni Audi A5 modellerindeki head-up display (HUD) de yeniden geliştirildi. Montaj alanının maksimum kullanımı ve uyarlanmış ekran teknolojisi sayesinde, görünen görüntü alanı önceki modele göre yüzde 85’ten fazla büyüdü ve görüntü daha da hassas hale geldi. Sürücüler ilk kez araç ve bilgi-eğlence fonksiyonlarını head-up display üzerinden kontrol etme seçeneğine sahip. HUD, hız, asistan sistemleri, navigasyon talimatları ve medya verilerini net bir şekilde görüntülüyor.
Audi, aracında müzik dinlemeyi sevenler için opsiyonel Bang & Olufsen Premium ses sistemi ile 3D ses ve koltuk başlığı hoparlörleri sunuyor. Bu sistem, maksimum akustik hassasiyet ve doğal bir ses sayesinde oldukça etkileyici. Toplamda 20 hoparlör ve 810 watt gücünde iki amplifikatör benzersiz bir ses deneyimi sağlıyor. Opsiyonel spor koltukların ön koltuk başlıklarına entegre dört hoparlör, kişisel çevresel ses deneyimini geliştiriyor ve etkileyici bir ses ortamı sunuyor. Telefon görüşmeleri sırasında da koltuk başlığı hoparlörleri akustiği iyileştiriyor, çünkü telefon görüşmeleri aracın dışına ses vermiyor ve ön koltuklardaki yolcular kişisel telefon görüşmelerini rahatça yapabiliyor. İsteğe bağlı olarak, navigasyon uyarıları da doğrudan sürücünün koltuk başlığına iletilebiliyor, böylece diğer yolcular rahatsız olmuyor.
Dijital aydınlatmada yeni standartlar
Yeni A5 modellerinin sınıfında, Audi aydınlatma tasarımı ve teknolojisi alanındaki lider rolünü pekiştiriyor. Audi A5 ailesi, opsiyonel olarak önde dijital, özelleştirilebilir LED gündüz farları ve arkada ikinci nesil dijital OLED arka lambalar sunuyor. Dijital OLED panel başına yaklaşık 60 segment ile A5’in arkasında adeta bir ekran işlevi görmeye başlıyor. Bu, araçtan araca iletişim sağlıyor ve yollarda güvenliği artırıyor. Örneğin, otomatik park etme sırasında veya bir kaza ya da tehlike durumunda, dijital ışık imzası içinde belirli bir ışık sembolü ile diğer araçları uyaran yeni iletişim ışığı buna dahil.
Aracı kilitleme ve araçtan ayrılma sırasında gerçekleşen dinamik ışık efektleri, Audi’nin DNA’sının bir parçası olarak hareket estetiğini yansıtıyor. Aynı durum, farlar ve arka lambalardaki ışığı daha önce görülmemiş bir şekilde hareket ettiren aktif dijital ışık imzası için de geçerli. Farlar ve arka lambalar üç boyutlu olarak tasarlanmış ve opsiyonel dijital ışık imzaları sunuyor, böylece fiziksel ve dijital dünyaları bir araya getiriyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Audi A5, genişleyen boyutları, yeni teknolojisi ve tamamen yenilenen altyapısı ile sınıf atladı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>