?>
?>
İspanya elektrik sisteminin iletim operatörü Red Eléctrica, karbonsuz enerji dönüşümünün temel taşını oluşturuyor. Şeffaflık, tarafsızlık ve ekonomik verimlilik ilkeleriyle hareket ederek, sürdürülebilirliğe olan güçlü bağlılığıyla enerji geleceğini şekillendiriyor.
Dassault Systèmes’in 3DEXPERIENCE platformu üzerine inşa edilen “Integrated Built Environment” (Entegre Yapılı Çevre) endüstri çözümü, sanal ikiz teknolojisiyle elektrik varlık ekosistemini farklı ölçeklerde görselleştiriyor ve 1.500’den fazla paydaşı tek bir dijital ortamda buluşturuyor. Bu çözüm, bir bölgedeki güç hatlarından trafo merkezlerindeki ekipmanlara kadar her ölçekten enerji altyapısını detaylı şekilde görüntüleme imkanı sunacak. Bu çok ölçekli görüntüleme yeteneğiyle Red Eléctrica, iç ve dış paydaşlarla iş birliğini güçlendirirken, varlıklarını coğrafi bağlamda anlık ve isteğe bağlı güncel verilerle yöneterek standartlaşma süreçlerini hayata geçirebilecek.
Bu tek veri kaynağı, Red Eléctrica’nın bir varlığı yaşam döngüsü boyunca nasıl oluşturduğunu ve yönettiğini dönüştürecek. Örneğin, güç hatları ve trafo merkezleri için hem yeni (greenfield) hem de mevcut (brownfield) projelerde tasarım kalitesini ve yönetim süreçlerini üst seviyeye taşıyacak.
İspanya’nın enerji dönüşümünü hızlandırmak ve iletim şebekelerinde inovasyonu güçlendirmek istediklerini vurgulayan, Red Eléctrica İletim Teknolojisi Yöneticisi Maria Soler, iş birliği ile ilgili şunları söyledi: “Red Eléctrica olarak, enerji Ağ Gelişim Planı’nda (Network Development Plan) belirlenen hedeflere ulaşmak ve ekolojik geçişi mümkün kılmak için iletim şebekesine büyük bir yatırım ve inovasyon çabası harcıyoruz. Bu nedenle, rekabetçi bir süreç sonrası Dassault Systèmes’i bu yolculukta bir ortak olarak seçtik.”
Dassault Systèmes Mimarlık, Mühendislik ve İnşaat Endüstrisi Başkan Yardımcısı Remi Dornier ise şunları söyledi: “2050 yılına kadar küresel elektrik talebinin %160’ın üzerinde artması bekleniyor. Bu talebi karşılamak, çeşitlendirilmiş düşük karbonlu enerji kaynaklarını daha iyi entegre edebilmek için elektrik şebekelerinin geliştirilmesini hızlandırmak gerekiyor. Elektrik şebekelerini simüle etmek, test etmek ve optimize etmek için sanal ikizleri kullanmak, iletim operatörlerinin iş birliği verimliliğini ve inovasyonu artırmasına, yeni nesil akıllı şebekeleri yönetmesine yardımcı olacak. Red Eléctrica, Avrupa’nın en büyük iletim sistemi operatörlerinden biri. Bulut tabanlı 3DEXPERIENCE platformumuz, İspanya’nın daha sürdürülebilir enerji sistemlerine geçişini hızlandırmasında önemli bir rol oynayacak.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Dassault Systèmes ve Red Eléctrica, İspanya’nın Enerji Altyapısını Sanal İkiz Teknolojisiyle Dönüştürüyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Samsung Electronics, iş ortaklarıyla iş birliği içinde dünya okyanuslarını koruma taahhüdünü ileri taşıdığını duyurdu. Balıkçılıkta kullanılan ağların atıklarını yüksek kalitede bir malzemeye geri dönüştürerek Galaxy cihazlarında kullanan ve böylece plastik atık sorununa çözüm sunan Samsung, tahrip olmuş deniz ekosistemlerini onarmaya yönelik yeni projesiyle de bu alanda önemli bir adım daha atıyor. Mercan resiflerinin restorasyonunda ön saflarda yer alan bölge halkına ve uzmanlara mobil teknolojiler sunan Samsung, bu ekosistemin büyük ölçüde gizli kalan zorluklarına odaklanan yeni bir girişime destek vereceğini duyurdu.
Dünya okyanuslarını korumaya anlamlı destek
Gelecek nesiller için çevreyi koruma taahhüdü veren Samsung, inovatif teknolojileriyle okyanus sağlığını iyileştirmeyi de destekliyor. Samsung, 2022 yılında sunduğu Galaxy S22 Serisi’nden bugüne, hayalet ağlar olarak da bilinen atılmış balık ağlarından geri dönüştürülmüş malzemeleri Galaxy cihazlarında kullanıyor. Samsung, okyanusa bağlı plastiklerin hassas deniz ekosistemlerine verdiği zararı azaltma amacıyla, tüm Galaxy mobil ürünlerinde bu geri dönüştürülmüş malzemenin kullanımını ölçeklendirmeye devam ediyor. Samsung, resiflerin restorasyonu için yeni ve inovatif çözümler keşfetmek üzere ABD merkezli kâr amacı gütmeyen Seatrees kuruluşuyla ve California San Diego Üniversitesi ile güçlerini birleştirerek bu yöndeki eylemlerini bir adım öteye taşıyor. Kıyı topluluklarındaki yerel mercan resifi restorasyon aktivistlerine ve araştırmacılara sağlanan Galaxy kamera teknolojileri, restorasyon aktivitelerinin başarısının daha iyi izlenmesini sağlayacak; iklim değişikliği ve kirlilikten etkilenen resifleri restore etme çabalarının ilerletilmesine yardımcı olacak.
Samsung Electronics Mobil e-Deneyim İş Biriminden Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Pazarlama Müdürü Stephanie Choi, “Dünyamızın okyanuslarına olan bağlılığımızı, balık ağı atıklarını Galaxy S22 Serisi’nin temel bileşenlerine dönüştürerek başlattık ve bugüne kadar 150 tondan fazla atık balık ağını Galaxy cihazlarının temel bileşenlerinde kullandık. Bu yıl dünyanın dört bir yanında zarar görmüş deniz ekosistemlerinin onarılmasına ve korunmasına yardımcı olan teknolojiler geliştirerek okyanusları sağlığına kavuşturma taahhüdümüzü daha da ileriye taşıyoruz” dedi.
Samsung ile Seatrees, dünya okyanuslarının sağlığını iyileştiren inovatif çözümleri ileri taşımak üzere Galaxy teknolojilerine yeni bir amaç kazandırıyor. Samsung, kıyı ekosistemlerinin yenilenmesine yardımcı olmak için Galaxy teknolojisiyle Fiji, Endonezya ve Amerika Birleşik Devletleri’nde bu konuda çalışan kâr amacı gütmeyen kuruluşları ve yerel topluluk üyelerini destekliyor. Bu kuruluşlar iklim değişikliği, aşırı avlanma ve bırakılan balık ağları gibi nedenlerle oluşan okyanus kirliliğinden zarar gören resiflerdeki mercanların restorasyonu için mobil teknolojilerin daha fazla alanda kullanılmasını ve süreçlerin daha verimli hale gelmesini amaçlıyor.
Resiflerin takibine ve restorasyonuna inovatif yaklaşım
Mercan resifleri, okyanus tabanının yüzde 1’inden daha azını kaplamalarına rağmen tüm deniz yaşamının yaklaşık yüzde 25’ini destekliyor. Bu da onları dünyanın biyolojik çeşitliliği en yüksek ekosistemlerinden biri haline getiriyor. Dünyanın dört bir yanında milyonlarca insan; gıda, geçim kaynağı ve kıyıların korunması açısından resiflere güveniyor. Şu anki azalma hızı devam ederse resiflerin 2050 yılına kadar yok olma riski bulunuyor. Mercan resiflerini koruma projelerinin küresel çapta hızla gelişmesini amaçlayan yeni girişim, kolayca erişilebilir bir teknoloji platformu olarak mobil cihazları kullanan gelişmiş bir takip teknolojisi sunacak.
Mercan resiflerini canlandırma çabaları, onlarca yıldır devam ediyor ve araştırmacılar bu süreci iyileştirmenin yeni yollarını arıyor. UC San Diego Scripps Institution of Oceanography’den ve yerel topluluklardan bilim insanları, resiflerin sağlığını ve büyümesini analiz etmek amacıyla mercan fotoğrafları da dahil olmak üzere çeşitli verileri toplamak için fotogrametri tekniğini kullanıyor. Resiflerin 3 boyutlu modellerinin geliştirilebildiği bu yöntem, araştırmacıların iklim değişikliğinin mercanlar üzerindeki etkilerini hafifletecek uygun müdahaleleri belirlemesine yardımcı oluyor.
Araştırmacıların mercan restorasyon çabalarının resifleri nasıl etkilediğini daha iyi anlamaları ve dolayısıyla dünya çapında daha fazla sayıda resifin korunmasına yardımcı olmaları için elde ettikleri verilerin doğru olması gerekiyor. Ancak mercan resiflerinin tutarlı ve canlı fotoğraflarını çekmek kolay değil. Dalgıçlar resiflerin üzerinden yüzerek binlerce fotoğraf çekerken görüntüler hareket bulanıklığıyla sonuçlanabiliyor ve bu da daha az doğru veri elde edilmesine yol açıyor. Benzer şekilde deniz suyu, uzun dalga boylu ışık olarak da bilinen kırmızı ve turuncu gibi sıcak renkleri emdiği için, çekilen görüntülerin doğruluğunu bozuyor ve fotoğrafların çıplak gözle göründüğünden daha koyu ve mavi çıkmasına neden oluyor.
Mercan restorasyonuna yönelik çabaları küresel çapta iyileştirmek açısından doğru bir su altı kamerasının ne kadar önemli olduğunun bilinciyle Samsung, Galaxy teknolojilerini mercan restorasyona yönelik bir araç sunma amacıyla geliştirdi ve bu zorlukların üstesinden gelmek için iş birliği yaptı. Samsung, bu iş birliği için özel olarak Okyanus Modu adı verilen özelleştirilmiş bir kamera modu geliştirdi. Mercan resiflerini su altında verimli ve yüksek kalitede fotoğraflamak için cihaz üzerindeki Galaxy kamerasını optimize eden Okyanus Modu, hareket bulanıklığını azaltıyor ve su altı çekimlerini geliştirirken kameranın beyaz dengesini optimize ederek araştırmacıların doğru fotoğraflar elde etmesini sağlıyor. Bu da restorasyon başarısının daha iyi analiz edilmesini sağlayarak mercan restorasyon çabalarını geliştiriyor.
Mercan resiflerinin restorasyonuna yönelik tasarım ve uygulamalarda neyin işe yarayıp neyin yaramadığının güvenilir bilgilerle desteklenmesi gerektiğini belirten Scripps Institution of Oceanography’den Deniz Ekoloğu ve Deniz Biyoçeşitliliği Koruma Merkezi Direktörü Dr. Stuart Sandin, mobil teknolojilerin bu bilgilere erişimi güçlendirmek açısından heyecan verici fırsatlar sunduğunu söyledi.
UC San Diego Center for Health Design Direktörü ve İnsan Merkezli Teknolojiler Uzmanı Dr. Eliah Aronoff-Spencer ise şunları ekledi: “Hem inovatif hem de erişilebilir bir teknoloji sunmak için hayata geçirilen bu iş birliği, engelleri aşmayı, araştırma yapmayı ve restorasyonu kolaylaştırıyor. Bu adım, geniş ölçekte daha etkili bilim temelli yönetim sağlama potansiyeline sahip.”
Seatrees Kurucu Ortağı ve Direktörü Michael Stewart konuyla ilgili olarak, “Bu iş birliği, okyanus ekosistemlerini restore ederek umutları yeniden yeşertmek üzere bir araya gelen insanların ve kuruluşların kolektif çabasını temsil ediyor. Samsung ve UC San Diego ile iş birliği yaparak, yerel toplulukların resifleri geniş ölçekte ve etkili bir şekilde restore etmesini destekleyecek inovatif araçlar sunabiliriz” dedi.
Samsung, 2024 yılı boyunca Bali, Viti Levu Adası, Fiji ve Florida gibi mercan resiflerinin azaldığı bölgelerde sürdürülen mercan restorasyon projelerini destekledi ve ilgili proje alanlarında 11.000’den fazla mercan parçası hayata geri döndürüldü. Teknolojiyi iyilik için kullanmaya kararlı olan Samsung ve iş ortakları, deniz ekosistemlerini restore ederek gelecek nesiller için dünya okyanuslarını koruma ortak hedefiyle çalışmaya devam ediyor. Açık iş birliği ruhuna dayanan ve Samsung’un büyük global ölçeğinden yararlanan kuruluşlar, önümüzdeki aylarda bu girişimi daha fazla bölgeye genişletmeye devam edecek.
Samsung’un daha kapsamlı sürdürülebilirlik çalışmaları hakkında bilgi almak için Sürdürülebilirlik Web Sitesi ziyaret edilebilir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Samsung’un Galaxy teknolojisiyle mercan resifleri koruma altında! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
1. Veri Tasarrufu ve Maksimum Performans
Zipstream, gözetim için gerekli olan kritik ayrıntıları korurken, gereksiz bilgileri akıllı bir şekilde filtreler. Bu şekilde depolama maliyetlerinde ciddi tasarruf sağlanır ve sistemlerde uzun süreli kayıtlar için daha fazla alan yaratılır.
Zipstream, hareketli sahnelerde daha fazla detay kaydederken, durağan bölgelerde bant genişliği ve depolama gereksinimini en aza indirir. Bu dinamik adaptasyon yeteneği sayesinde, video analizleri daha hızlı ve daha etkin bir şekilde yapılabilir. Özellikle IP tabanlı video gözetim projelerinde, Zipstream teknolojisi altyapı yükünü hafifleterek performansı maksimize eder.
2. Gelişmiş Teknolojiyle Yüksek Görüntü Kalitesi
Zipstream teknolojisi, insanlar, yüzler, tescil plakaları ve olaylar gibi önemli ayrıntıları ön planda tutarak kayıtlarda en üygun detay seviyesini sağlar. Dinamik sahne analiz sistemi, hareketleri ve kritik bölgeleri akıllı bir şekilde algılar ve optimize eder.
Kamera sahnesindeki gereksiz bilgiler en aza indirilirken, kritik olayların kaydedilmesi için bant genişliği etkili bir şekilde kullanılır. Bu teknoloji, detayların netliğini koruyarak incelemeler ve adli analizler için ideal görüntüler sunar.
3. Çevre Dostu ve Ekonomik
Zipstream, güç tüketimi ve depolama ihtiyacını azaltarak çevresel ayak izini minimize eder. Daha az enerji tüketimi sayesinde, sadece maliyetleri düşürmekle kalmaz, aynı zamanda çevreye duyarlı bir çözüm sunar.
Bu teknoloji, akıllı bina sistemleri ve sürdürülebilir projelerde çevre dostu stratejilere uyum sağlar. Daha az depolama kullanımı, veri merkezleri üzerindeki yükü azaltır ve karbon ayak izinin düşürülmesine yardımcı olur.
4. Kolay Entegrasyon ve Esneklik
Axis Zipstream teknolojisi, mevcut altyapılara kolayca entegre edilebilen esnek bir yapıya sahiptir. H.264 ve H.265 desteği, eski ve yeni sistemlerle uyumlu bir şekilde çalışmayı mümkün kılar. Bu, video gözetim altyapısını güncellemeden performansınızı artırmanızı sağlar.
Ayrıca Zipstream, çoklu kamera kurulumlarında bant genişliği kullanımını optimize ederek sistemlerin çalışma verimliliğini artırır. Bu esneklik, çok büyük projelerden küçük işletmelere kadar geniş bir yelpazede uygulanabilir.
Axis Communications’ın yenilikçi Zipstream teknolojisiyle, video gözetim sistemlerinizde hem performansı artırabilir hem de maliyetleri düşürebilirsiniz. Daha fazla bilgi için Axis Zipstream Teknolojisi sayfasını ziyaret edin.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Axis’in Zipstream Teknolojisiyle Daha Verimli ve Güvenli Video Gözetim Çözümleri yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
(APC) (Gelişmiş Süreç Kontrol) teknolojisini kullanacağını duyurdu. Bu teknoloji, operasyonların optimize edilmesine yardımcı olacak ve Şişecam’ın Mersin’deki fabrikasında verimli soda külü üretimini destekleyecek. Soda külü veya sodyum karbonat, gıda ve ilaç gibi birçok endüstrinin yanı sıra cam üretimi de dahil olmak üzere çeşitli endüstriyel süreçlerde kullanılan temel bir bileşik.
Honeywell’in APC teknolojisi, endüstriyel operasyonlar için süreç optimizasyonu ve gerçek zamanlı performans izleme sağlayan inovatif ve yazılım tabanlı bir sistem. Honeywell APC, süreç optimizasyonuna katmanlı bir yaklaşım getirerek Şişecam gibi şirketlerin üretimini, güvenilirliğini ve verimliliğini en üst düzeye çıkarmasına yardımcı oluyor. Aynı zamanda ara bileşen üretimini optimize etmeye, rutin operatör iş yükünü azaltmaya ve işletme maliyetlerini düşürmeye odaklanıyor.
Bu yeni proje, iki şirket arasındaki uzun süreli iş birliği geçmişine dayanıyor ve Honeywell’in portföyünü otomasyon ve enerji dönüşümü de dahil olmak üzere üç küresel mega trendle uyumlu hale getirmesini destekliyor.
Honeywell Türkiye, İsrail ve Orta Asya Başkanı Uygar Doyuran, “Şişecam’a sektörde rekabet avantajını korumak için ihtiyaç duyduğu yenilikçi otomasyon teknolojisini sağlayarak 50 yılı aşan iş birliğimizi sürdürmekten gurur duyuyoruz. Honeywell APC teknolojimiz, Şişecam’ın önümüzdeki yıllarda dünyanın önde gelen soda külü üreticisi olma hedefini desteklemek üzere üretimini artırırken, tasarruf sağlamasını da mümkün kılacak” dedi.
Honeywell, APC teknolojisini Şişecam’a performansa dayalı bir ticari model ile sunuyor. Bu modelle uygulamanın hesap verebilirliği ve uzun vadeli başarısı güvence altına alınıyor. Ayrıca, Şişecam’ın gelecekteki daha geniş operasyonlarında teknolojinin ölçeklenebilirliğini destekleyebilecek net yatırım getirilerini de kapsıyor.
Şişecam CEO’su Görkem Elverici iş birliği ile ilgili şunları söyledi: “Şişecam, sürdürülebilir kalkınma ve üretim verimliliği için dijital dönüşüm ve endüstriyel otomasyona öncelik veriyor. Bu bağlamda, gelişmiş otomasyon çözümlerine odaklanmamız, sektör lideri çabalarımızı destekleme açısından büyük önem taşıyor. Honeywell’in otomasyon çözümlerini seçmemiz, kritik ve asırlık bir endüstriyi ilerletmek için dünyanın en yenilikçi teknolojilerinden bazılarını kullanma taahhüdümüzün bir göstergesi. Honeywell’in Gelişmiş Süreç Kontrolü, küresel cam endüstrisindeki lider konumumuzun bir parçası olarak yıllık soda külü üretim seviyelerimizi artırmamızda önemli bir rol oynayacak.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Honeywell Ve Şişecam’dan Yeni İş Birliği: Honeywell’in Otomasyon Teknolojisiyle Şişecam Küresel Cam Endüstrisi İçin Soda Külü Üretimini Hızlandıracak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Parkinson gibi bir hastalığın tedavisinin zor ve meşakkatli olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Nöroloji Bölümü Direktörü Prof. Dr. Yaşar Kütükçü, “Bu konuda ilaç tedavisi gören, hatta ameliyat olmuş kişilerin bile zaman zaman semptomlarının sıkı bir şekilde takip edilmesi gerekiyor ancak her hasta sık sık doktor kontrolüne gelemiyor. Sık sık kontrole gelinse bile ortalama yarım saatlik bir muayenede doktorun bütün bulguları gözlemleyebilmesi mümkün olmayabiliyor. Ancak yeni bir teknoloji olan Parkinson Monitör Sistemi sayesinde artık hastanın bizden uzakta kaldığı dönemin ölçümünü yapıp, klinik seyrini kayıt altına alarak kesin veriler elde edebiliyoruz. Bütün dünyada çok yeni olmasıyla beraber, cihazın bulunduğu ilk ülkelerden birinin Türkiye olması gurur verici” dedi.
Cihaz, ilaçların oluşabilecek yan etkilerine karşı bir alarm sistemi
Tedavide kullanılan Parkinson ilaçlarının bazı yan etkilerinin de olabildiğini paylaşan Prof. Dr. Yaşar Kütükçü, “Örneğin ilacın etki süresi kısalıyor ve hastada hareket bozuklukları yeniden başlıyor. Ya da hastanın kollarında ve bacaklarında istemsiz hareketler ortaya çıkabiliyor. Ek olarak ortaya çıkan bu komplikasyonların, ilaç alındıktan ne kadar zaman sonra oluştuğunu bilmek de bizim için çok önemli. Parkinson hastalığının muayenesi sırasında hastayı en fazla yarım saat görebildiğimiz için bu sayılan belirtileri gözlemleme şansımız olmuyor. Bazen de hastalar şikayetlerini iyi bir şekilde tarif edemiyorlar” şeklinde konuştu.
İlaçların hasta üzerindeki olumlu veya olumsuz etkilerini takip edebilmek için hastanın monitörize edilmesi gerektiğini açıklayan Kütükçü, “Non-invaziv, yani hastaya hiçbir zararı olmayan bu teknolojiyi kollara ve ayaklara takılan bir bilezik, bele takılan bir kemere benzetebiliriz. Cihaza işlenen kayıtlar online sistem aracılığıyla direkt olarak bize ulaşıyor ve analiz ediliyorlar. Bu yeni yöntem sayesinde hastanın 5-10 günlük klinik durumunu, ilacın yan etkilerini, titremelerin sıklığını, hareketlerdeki bozukluğu ve şikayetlerin günün hangi saatlerinde arttığını bütün detaylarıyla görebiliyoruz” dedi.
Şehir dışındaki hastaların takibi kolaylaşacak
Tedavisini düzenlemekte zorlandıkları ve orta, ileri evre hastalar için bu sistemi tercih ettiklerini dile getiren Prof. Dr. Yaşar Kütükçü, “Örneğin şehir dışında olan ve hastaneye gelip gitmekte zorlanan kişilerin bu teknolojiyle durum takipleri kontrol altına alınabilir ve tedavileri kolaylıkla planlanabilir” ifadelerini kullandı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Yeni monitör sistemi teknolojisiyle; Evde Parkinson takip dönemi başladı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>