?> ?> toplumsal arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Thu, 01 May 2025 07:10:08 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png toplumsal arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Bornova’da Toplumsal Cinsiyet Eşitliği için güçlü adımlar https://kocaelibasin.com.tr/bornovada-toplumsal-cinsiyet-esitligi-icin-guclu-adimlar/ Thu, 01 May 2025 07:10:06 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/bornovada-toplumsal-cinsiyet-esitligi-icin-guclu-adimlar/ Bornova Belediyesi, toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirmek amacıyla hazırladığı Yerel Eşitlik Eylem Planı’nı tüm müdürlüklere tanıttı.

Bornova’da Toplumsal Cinsiyet Eşitliği için güçlü adımlar yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Bornova Belediyesi, toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirmek amacıyla hazırladığı Yerel Eşitlik Eylem Planı’nı tüm müdürlüklere tanıttı. Dramalılar Köşkü’nde yapılan sunumda planın hedefleri ve uygulanacak faaliyetler paylaşıldı. Başkan Ömer Eşki, eşitliğin Bornova Belediyesi’nin kurum kültürüne dönüşeceğini vurguladı.

 

Bornova Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü tarafından hazırlanan Yerel Eşitlik Eylem Planı, Dramalılar Köşkü’nde düzenlenen sunumla tüm belediye müdürlüklerine tanıtıldı. Sunumda, planın önemi, hedefleri, uygulanacak faaliyet alanları ve önümüzdeki süreçte yapılacak ortak çalışmalar hakkında kapsamlı bilgi verildi.

 

Eşitlik kurum kültürüne dönüşecek

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin yalnızca bir hedef değil, Bornova Belediyesi’nin tüm faaliyet alanlarında temel bir yaklaşım olması amacıyla, Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü koordinasyonunda tüm birimlerin çalışmalarına eşitlik perspektifi entegre edilecek. Böylece Bornova’da eşitlik, yalnızca projelerde değil, kurum kültürünün tamamında yaşatılacak ve ilçede ana akım bir politika haline getirilecek.

 

Başkan Eşki: “Bornova’da eşitliği hayatın her alanına yayacağız”

Eşitliğin demokrasi ve adaletin temel şartı olduğunu ifade eden Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, ” Bornova’da kadınların, çocukların, gençlerin ve tüm bireylerin eşit fırsatlara sahip olduğu bir yaşamı kurmak için kararlıyız. Yerel Eşitlik Eylem Planı, bu anlayışla attığımız somut bir adımdır. Eşitlik artık Bornova Belediyesi’nin yalnızca bir projesi değil, çalışma anlayışımızın ayrılmaz bir parçası olacak. Hep birlikte, daha adil ve kapsayıcı bir Bornova’yı inşa edeceğiz” diye konuştu.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bornova’da Toplumsal Cinsiyet Eşitliği için güçlü adımlar yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
DYO GAZİRAY Projesi’yle toplumsal yatırımlarını sürdürüyor https://kocaelibasin.com.tr/dyo-gaziray-projesiyle-toplumsal-yatirimlarini-surduruyor/ Fri, 11 Apr 2025 10:20:04 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/dyo-gaziray-projesiyle-toplumsal-yatirimlarini-surduruyor/ DYO, Türkiye’nin dördüncü büyük banliyö hattı olan GAZİRAY Projesi’ne, raylı sistemler için geliştirdiği güvenlik ve dayanıklılık standartlarına uygun EN 45545-2 sertifikalı boyalarıyla değer katıyor.

DYO GAZİRAY Projesi’yle toplumsal yatırımlarını sürdürüyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
DYO, Türkiye’nin dördüncü büyük banliyö hattı olan GAZİRAY Projesi’ne, raylı sistemler için geliştirdiği güvenlik ve dayanıklılık standartlarına uygun EN 45545-2 sertifikalı boyalarıyla değer katıyor. Yenilikçi boya çözümleriyle projeye katkı sağlayan DYO, ulaşım altyapısının güçlendirilmesine yönelik toplumsal yatırımını sürdürüyor.

 

DYO Boya, Milli Banliyö Tren Seti Projesi kapsamında Türkiye’nin dördüncü büyük banliyö hattı olan GAZİRAY Projesi’ne destek oluyor. Raylı sistemler için geliştirdiği güvenlik ve dayanıklılık standartlarına uygun EN 45545-2 sertifikalı boyalarıyla, toplumsal yatırımını sürdürüyor. Safkar Firması’yla gerçekleştirdiği iş birliğiyle DYO, GAZİRAY Projesi’ne zorlu koşullara karşı dayanıklığı yüksek DYO boyalarıyla uzun ömürlü koruma sağlıyor.  

 

Güvenli ve modern bir yolculuk deneyimi 

 

İstanbul, Ankara ve İzmir’in ardından Türkiye’nin dördüncü en büyük banliyö hattı olarak hayata geçirilen ve ilk seti Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne teslim edilen GAZİRAY Projesi, bölgenin ulaşım altyapısını güçlendirmeyi hedefliyor. Proje kapsamında toplamda 32 araçtan oluşan 8 adet banliyö tren seti üretilecek. Her bir tren seti, saatte 90 kilometre işletme hızıyla yolcu taşıyacak şekilde tasarlandı. İkisi sürücü kabinli olmak üzere dört araçtan oluşan bu setlerin her biri, 206’sı oturan toplamda bin yolcu kapasitesine sahip olacak.

 

DYO’nun raylı sistemler için geliştirdiği ürünler, dayanıklılığının yanı sıra yolcu güvenliğini de ön planda tutuyor. GAZİRAY Projesi’nde kullanılan EN 45545-2 sertifikalı boyalar, yangına karşı yüksek direnç göstererek güvenli bir yolculuk deneyimi sunuyor.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

DYO GAZİRAY Projesi’yle toplumsal yatırımlarını sürdürüyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kadınlar sarı bezleri astı toplumsal eşitlik için pedal çevirdi https://kocaelibasin.com.tr/kadinlar-sari-bezleri-asti-toplumsal-esitlik-icin-pedal-cevirdi/ Sat, 08 Mar 2025 13:40:05 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/kadinlar-sari-bezleri-asti-toplumsal-esitlik-icin-pedal-cevirdi/ Kadınlar sarı bezleri astı toplumsal eşitlik için pedal çevirdi Avcılar Belediyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde düzenlediği etkinliklerle toplumsal cinsiyet eşitliğine dikkat çekti.

Kadınlar sarı bezleri astı toplumsal eşitlik için pedal çevirdi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kadınlar sarı bezleri astı toplumsal eşitlik için pedal çevirdi

Avcılar Belediyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde düzenlediği etkinliklerle toplumsal cinsiyet eşitliğine dikkat çekti. Kadınlar, sarı bezleri bisikletlerine asarak “Sarı Bez Bisiklet Hareketi” ile görünmez emeği görünür kılarken, kadınlara destek vermek amacıyla hayata geçirilen ‘MORBÜS – Kadın Dayanışma Aracı’ nın tanıtımı yapıldı. Gün boyunca süren etkinlikler kapsamında sergiler, müzik dinletileri ve söyleşilerle kadınların sesi ve hikayeleri ön plana çıkarıldı.

SARI BEZ BİSİKLET HAREKETİ

Avcılar Belediyesi 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde bir dizi etkinlik düzenledi. Etkinliklerin ilk adresi Avcılar Sahiliydi. Sabahın ilk saatlerinde ev işlerinin sembolü olan sarı bezi bisikletlerine asan Avcılarlı kadınlar pedallarını eşitlik ve özgürlük için çevirdi. Kadınların en önünde ise Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara’nın eşi Asiye Çaykara vardı. Muhtarlardan ev hanımlarına kadar her yaştan kadın, kadınların mutfakta geçirdiği zamana dikkat çekti, görünmez emeği görünür kıldı. Amaçları ise; kadınların toplumsal yaşama daha fazla ve aktif katılmalarını sağlamak, kendilerinden çaldıkları zamanı geri kazanmaları farkındalığı kazandırmak  aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dikkat çekmekti.

MORBÜS- KADIN DAYANIŞMA ARACI

Avcılar Sahil’de; toplumsal eşitsizliğe dikkat çekmek için düzenlenen Sarı Bez Bisiklet Hareketi’nin finalinde Avcılar Belediyesi’nin yeni hizmet MORBÜS- Kadın Dayanışma Aracı’nın lansmanı yapıldı. Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara’nın talimatıyla Avcılar Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü tarafından hazırlanan araç, özellikle kadın birimlerinin olmadığı Avcılar’ın her mahallesinde kadınlarla dayanışmak için yollarda olacak. Psikolojik destek, hukuki danışmanlık hizmetlerini yönlendirmelerle verecek aynı zamanda bilinçlendirme, bir arada eğlenmek, dayanışmak, konuşmak gibi birçok imkanı sunacak. Cesaret edemeyen ilgili birimlere ulaşamayan her kadına dokunmak ‘’yanındayız’’ demek için yola çıkacak. Kadın yoksulluğu, eğitim, şiddet, sağlık, güçlenme gibi birçok alanda faaliyet göstermeyi hedefliyor konuşulmayanları konuşmak için Avcılar’ın sokaklarında hizmet verecek.

“ONLAR BİZE ULAŞMIYORSA BİZ ONLARA GİDELİM”

Gün boyu kadınlara eşlik eden Avcılar Belediye başkanı Utku Caner Çaykara; 8 Mart acıyla doğmuş bir gündür ve maalesef o acıları her geçen gün biriktirmiş, çoğaltmış ve maalesef acımıza acı katmış durumdayız. Kadınlar, çocuklar, kız kardeşlerimiz maalesef hayatın her alanında aileden başlamak üzere;  hayatında gerek fiziksel, gerek psikolojik, gerekse sosyoekonomik şiddetle karşı karşıya kalıyorlar. Tabi hepimizi,  toplumu derinden sarsan olaylarda yaşanıyor. Maalesef çocuklarımızı, gençlerimizi, kadınlarımızı koruyamıyoruz. O yüzden bizler de yerel yöneticiler olarak yaptığımız her toplantıda mutlaka kadın dayanışmasına kadınları nasıl katabiliriz, nasıl bu sürecin bir parçası yapabiliriz bunu konuşuyoruz. Tüm inancıyla, tüm iyi niyetiyle bu etkinliğe emek veren çalışma arkadaşlarıma, fikir arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Sarı bez, sadece bir temizlik bezi değil; yıllardır kadınların üzerine yüklenen görünmeyen emeğin, yorgunluğun ve eşitsizliğin bir simgesi. Bugün, bu sarı bezleri mutfaktan sokağa çıkartıp, pedalları eşitlik için çevirdik! Çünkü ev içi emek sadece kadınların değil, herkesin sorumluluğunda olmalı.” dedi.

Morbüs hakkında bilgiler veren Çaykara; “Kadın merkezlerimize ulaşamayan, çekinen hatta sokağa bile çıkamayan kadınlarımız var. Kadın aile müdürümüzle, çalışma arkadaşlarımla “ne yapabiliriz?” diye düşünürken “onlar gelemiyorsa biz onlara gidelim” fikri ortaya çıktı. Bizlere ihtiyacı olan kadınlara ulaşalım ve gerekli destekleri verelim dedik. Morbüs çok yakında Avcılar’ın her mahallesinde kadınlarla buluşacak, dayanışmamızı daha da güçlendirecek.  İnşallah onun yolu açık olacak, onun yolu açık oldukça da kadınların yolu açık olacak. Hayırlı olsun…” ifadelerini kullandı.

KADININ SESİ, KADININ HİKAYESİ

Etkinliklerin bir diğer adresiyse Barış Manço Kültür Merkezi’ydi. 8 Mart için özel düzenlenen “Kadının Sesi, Kadının Hikayesi” etkinliğine katılan kadınlar; kadın temalı resim sergisi ile buluştu, Erbane, Koro ve Ritim Kursiyerlerinin ezgileriyle unutulmaz bir gün yaşadı. Etkinliğin özel konuğu  Nuray Ayaroğlu ile “YARadan Kadın” söyleşisine katılanlar hoş ve keyifli bir sohbete eşlik etti. Etkinlikte Avcılar Belediyesi Yaratıcı Yazarlık Atölyesi’ne katılan kadınların yazdığı “Mor Kalem Kadın Öyküleri” kitabının da tanıtımı yapıldı

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kadınlar sarı bezleri astı toplumsal eşitlik için pedal çevirdi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
 “Geleceğe İlham Buluşmaları”nın konuğu  Doç. Dr. Şebnem Özdemir yapay zeka ve toplumsal cinsiyet eşitliği ilişkisini anlattı https://kocaelibasin.com.tr/gelecege-ilham-bulusmalarinin-konugu-doc-dr-sebnem-ozdemir-yapay-zeka-ve-toplumsal-cinsiyet-esitligi-iliskisini-anlatti/ Sat, 08 Mar 2025 08:49:56 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/gelecege-ilham-bulusmalarinin-konugu-doc-dr-sebnem-ozdemir-yapay-zeka-ve-toplumsal-cinsiyet-esitligi-iliskisini-anlatti/  “Geleceğe İlham Buluşmaları”nın konuğu  Doç.

 “Geleceğe İlham Buluşmaları”nın konuğu  Doç. Dr. Şebnem Özdemir yapay zeka ve toplumsal cinsiyet eşitliği ilişkisini anlattı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
 “Geleceğe İlham Buluşmaları”nın konuğu
 Doç. Dr. Şebnem Özdemir yapay zeka ve toplumsal cinsiyet eşitliği ilişkisini anlattı

 

Borusan Holding’in “Geleceğe İlham Buluşmaları”nın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü özel bölümüne konuk olan Doç. Dr. Şebnem Özdemir, veriye dayalı yapay zekanın mevcut durumda kadınları yeterince temsil etmediğini ve bu durumun değişmesi için toplumsal bilinçlenmenin şart olduğunu vurguladı.

 

Borusan Holding’in iklim, insan ve inovasyon odak alanları doğrultusunda hayata geçirdiği “Geleceğe İlham Buluşmaları” video serisinin yeni bölümü yayınlandı. Sürdürülebilirliği farklı açılardan ele alan serinin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü özel bölümüne, yapay zeka ve veri bilimi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Şebnem Özdemir konuk oldu. Özdemir, yapay zeka ve toplumsal cinsiyet eşitliği ilişkisini derinlemesine inceleyerek, yapay zekanın mevcut veri setlerinin erkek egemen bir bakış açısıyla oluşturulması nedeniyle kadınlara karşı önyargılı olduğunu vurguladı. Ayrıca, kadınların yapay zeka ve veri bilimi alanlarında daha fazla yer almasının, bu önyargıları kırmak ve daha adil bir yapay zeka ekosistemi oluşturmak için kritik önem taşıdığını belirtti.

Kadınların üretken yapay zeka ile daha fazla etkileşime girmesi gerektiğini ifade eden Özdemir, kadınların bu teknolojiyle ilişkisi ve geleceğine dair çarpıcı bir değerlendirme yaptı: “Belirli görevleri yerine getirmek üzere tasarlanmış, sınırlı bir alanda uzmanlaşmış yapay zeka türünü ifade eden yapay dar zeka şu an verileri erkek egemen bir insanlıktan aldığı için kadına karşı önyargılı. Eğer toplum kadına bakış açısını değiştirmezse, kız çocuklarının teknolojide daha fazla yer almasını sağlamazsa, kadınların bilişim alanlarında yer almasını desteklemezse, bilişim alanlarında öncü olacak kadınlara daha fazla yer açılmazsa veri temelli dediğimiz bu yapay dar zeka uzun bir süre daha kadını görmeyecek.” 

EKOIQ Genel Yayın Yönetmeni Barış Doğru’nun moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşi boyunca Özdemir, yapay zeka, veri bilimi, yönetim bilişim sistemleri, karar verme ve matematiksel modelleme gibi alanlardaki uzmanlığı ve deneyimleri ile yapay zeka ve toplumsal cinsiyet eşitliği ilişkisi hakkında değerlendirmelerde bulundu. 

Borusan Holding, sürdürülebilirliği iş süreçlerinin merkezine alarak hem çevreye hem de topluma duyarlı bir yaklaşım benimsiyor. Bu kapsamda hayata geçirdiği “Geleceğe İlham Buluşmaları”nda, farklı alanlardan uzman isimler, sürdürülebilirlik konusundaki en güncel gelişmeleri ve geleceğe dair vizyonlarını paylaşıyor. Her ay gerçekleşen buluşmalarda toplumsal cinsiyet eşitliği, gençler ve iklim krizi, doğa ve insan ilişkisi, insan ve teknoloji, kültür ve sanat odağında sürdürülebilirlik gibi farklı konular ele alınırken, iş dünyası ve toplumun sürdürülebilir bir gelecek için birlikte hareket etmesinin önemi vurgulanıyor.

Geleceğe İlham Buluşmaları”nın yeni bölümü, Borusan Holding’in YouTube kanalından izlenebilir.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

 “Geleceğe İlham Buluşmaları”nın konuğu  Doç. Dr. Şebnem Özdemir yapay zeka ve toplumsal cinsiyet eşitliği ilişkisini anlattı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Nilüfer’de kadınlardan “toplumsal eşitlik” çağrısı https://kocaelibasin.com.tr/niluferde-kadinlardan-toplumsal-esitlik-cagrisi/ Fri, 07 Mar 2025 17:50:04 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/niluferde-kadinlardan-toplumsal-esitlik-cagrisi/ Nilüfer’de kadınlardan “toplumsal eşitlik” çağrısı Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Sivil İzler: Sivil Toplum Söyleşileri”nde kadın dernekleri temsilcileri; kadın hakları, toplumsal eşitlik ve dayanışmanın önemini konuştu.

Nilüfer’de kadınlardan “toplumsal eşitlik” çağrısı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Nilüfer’de kadınlardan “toplumsal eşitlik” çağrısı

Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Sivil İzler: Sivil Toplum Söyleşileri”nde kadın dernekleri temsilcileri; kadın hakları, toplumsal eşitlik ve dayanışmanın önemini konuştu.

 

Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Sivil İzler: Sivil Toplum Söyleşileri”nde gündem kadınların toplumdaki rolü ve mücadelesi oldu. Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde “Kadınİz” başlığı altında buluşan kadın derneklerinin katılımıyla düzenlenen söyleşide dayanışmanın ve iş birliğinin önemine dikkat çekildi. Söyleşiye; Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları Serpil Altun ve Okan Şahin, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir, Nilüfer Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Nazlı Ünalan ile Bursa’daki birçok sivil toplum kuruluşunun temsilcileri katıldı.

Programın açılış konuşmasını yapan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün sadece bir kutlama değil, aynı zamanda kadınların hak mücadelesini güçlendirme günü olduğunu vurguladı. Nilüfer Belediyesi’nin kadın istihdamı, toplumsal cinsiyet eşitliği, şiddetle mücadele ve kadın girişimciliğini destekleme konularında çalışmalar yürüttüğünü belirten Serpil Altun, kadınların güçlenmesi için en önemli unsurun örgütlülük olduğunu ifade etti. Altun, kadınlara sivil toplum kuruluşlarına üye olmaya da bu STK’larla iş birliği yapma çağrısında bulundu.

Nilüfer Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Nazlı Ünalan ise kadınların sivil toplum alanında güçlü bir şekilde var olmasının, toplumu dönüştüren ve iyileştiren önemli bir etken olduğunu dile getirdi. Ünalan, “Dünyanın yarısıyız ve güçlüyüz” diyerek kadınların dayanışmasının önemini vurguladı.

Söyleşinin ilk oturumunda, Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Aybüke Çakırel Şenzek, Koza Kadın Derneği Başkanı Nursel Demir, GÜÇ KAT Dezavantajlı Kadınlar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Gülay Çelenk konuşma yaptı.

İkinci oturumda ise, Bursa Soroptimist Kulübü Derneği Şube Başkanı Gülden Nazlı Aktepe, Türk Kadınlar Birliği Bursa Şubesi Başkanı Tijen Sözeri ve Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Betül Batır, Bursa Kadın Ressamlar Derneği Başkanı Nihal Çubuk derneklerinin çalışmalarını anlattı.

Söyleşinin ardından katılımcılar dernek temsilcilerine sorular yöneltirken, etkinlik sonunda Bursa Kadın Ressamlar Derneği’nin “Kadının Gözüyle Kadın” sergisi izlenime açıldı.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Nilüfer’de kadınlardan “toplumsal eşitlik” çağrısı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Fırsatçılık, toplumsal güveni zedeliyor… https://kocaelibasin.com.tr/firsatcilik-toplumsal-guveni-zedeliyor/ Tue, 04 Feb 2025 10:19:52 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/firsatcilik-toplumsal-guveni-zedeliyor/ Türkiye’de birçok felaketin ardından görülen “fırsatçılığın” yangın tüplerindeki fiyat artışlarıyla bir kez daha gündeme geldiğini dile getiren uzmanlar, fırsatçılık ve buna benzer olumsuz teamüllerin, toplumsal güvensizliği artırdığını vurguluyor.

Fırsatçılık, toplumsal güveni zedeliyor… yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Türkiye’de birçok felaketin ardından görülen “fırsatçılığın” yangın tüplerindeki fiyat artışlarıyla bir kez daha gündeme geldiğini dile getiren uzmanlar, fırsatçılık ve buna benzer olumsuz teamüllerin, toplumsal güvensizliği artırdığını vurguluyor. 

Fırsatçılık durumlarının önlenmesi konusunda Türkiye’de devlet, toplum ve bireye düşen hayati sorumluluklar olduğunu kaydeden Sosyolog Dr. Berat Dağ, “Bu bağlamda devletin adalet, eşitlik ve özgürlük dengesine dayalı hukuk, siyaset, ekonomi ve eğitim odaklı düzenlemelerini arttırması çok önemlidir.” dedi. Dr. Berat Dağ, “Bir daha böyle faciaların yaşanmaması adına her bir kurumun ve herkesin etkili bir şekilde harekete geçmesi gerekmektedir.” diye konuştu.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümünden Dr. Berat Dağ, Kartalkaya’daki otel yangını ve sonrasında yaşanan yangın tüpü fiyatlarındaki artış gibi olaylarla gündeme gelen fırsatçılığı değerlendirdi.

Batılı kapitalist değerler çarpık ithal ediliyor

Türkiye toplumunun, yaklaşık iki yüz elli yıldır halka hamaset veya husumet üzerinden yaklaşan seçkinci kadroların belirleyici olmaya çalıştığı bir aşırı Batılılaşma sürecinden geçtiğini dile getiren Dr. Berat Dağ, “Bu da Batılı kapitalist ulus-devletleri süreklileştiren çıkarcılık temelli değerlerin Türkiye’ye çarpık bir şekilde ithal edilmeye çalışıldığı anlamına geliyor. O nedenle Türkiye’de devlet, toplum ve bireyi bütünleştiren adalete dayalı kadim değerler güncellenmedikçe ortaya çıkan herhangi bir krizi fırsata çevirmeye çalışan insanlık dışı duygu, düşünce ve eylem örnekleri artıyor.” dedi.    

Fırsatçılık toplumsal güvensizliğe neden oluyor

Türkiye özelinde düşünülürse fırsatçılık ve buna benzer olumsuz teamüllerin, toplumsal güvensizliği artırdığını kaydeden Dr. Berat Dağ, “Zaten Türkiye’de giderek toplumsal güven duygusunun zayıfladığı fark edildiğinde ortaya çıkan fırsatçılık örneklerinin bu durumu daha da şiddetlendireceği tahmin edilebilir. Yani herkesin birbirinden şüphelendiği ve kimsenin kimseyi sevmediği bir ortamda fırsatçılık örneklerinin çoğalması, bireylerin kendisini tecrit etmeye yönelmesine neden olabilir. Bu da bireyin en temel gerekliliklerinden biri olan toplumsal yaşamın risk altında olduğunu göstermektedir.” diye konuştu.    

Toplumu merkeze alan adil ve dayanışmacı değerlerle temellenen tarihî birikim unutulmamalı

Her toplumda çıkarcılığa dayalı kültürel değerleri barındıran tarihî örneklerle karşılaşılabildiğini dile getiren Dr. Berat Dağ, “Buradaki asıl sorun, bu örneklerin tarih ve toplum nazarında ne denli etkili olduğu konusuyla ilgilidir. Bu noktada Osmanlı Devleti’nin elde ettiği mevcut kaynakların özel şahısların elinde birikmesini önleyerek topluma dağıtılmasına odaklı kadim bir geleneği olduğu hatırlanabilir. Dolayısıyla bu tip krizlerde Türkiye’nin toplumu merkeze alan adil ve dayanışmacı değerlerle temellenen bir tarihî birikimi olduğunu fark etmek önemlidir.” ifadesinde bulundu.      

Topluma ve bireye düşen hayati sorumluluklar var!

İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümünden Dr. Berat Dağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Fırsatçılık durumlarının önlenmesi noktasında Türkiye’de devlet, toplum ve bireye düşen hayati sorumluluklar vardır. Bu bağlamda devletin adalet, eşitlik ve özgürlük dengesine dayalı hukuk, siyaset, ekonomi ve eğitim odaklı düzenlemelerini arttırması çok önemlidir. Bununla ilişkili olarak Türkiye’de toplum ve bireyin de sorumluluk ahlakı bağlamında kendi çıkarları ile öteki olanın çıkarlarını bağdaştıracak özgürlükçü örgütlülükler inşa etmeye başlaması son derece anlamlıdır. Türkiye’de yeniden devlet, toplum ve bireyin arasında bir etkileşim kurulabilirse ilk aşamada bu tür yıkıcı sonuçların azalma ihtimali artacaktır.”

Bir daha böyle faciaların yaşanmaması adına harekete geçilmeli

Kartalkaya’daki yangın faciası nedeniyle duyduğu üzüntüyü de ifade eden Dr. Berat Dağ, “Bir daha böyle faciaların yaşanmaması adına her bir kurumun ve herkesin etkili bir şekilde harekete geçmesi gerekmektedir. O nedenle beyhude çatışmaları bir kenara bırakıp sürekli olarak en mikro alandan en makro alana kadar adalet ve dayanışma temelli yapı ve etkileşimlerin imkânlarını arttırmak zorundayız.” şeklinde sözlerini tamamladı. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Fırsatçılık, toplumsal güveni zedeliyor… yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
LÖSEV’den Kanser ile Mücadelede Toplumsal Dayanışma Çağrısı https://kocaelibasin.com.tr/losevden-kanser-ile-mucadelede-toplumsal-dayanisma-cagrisi/ Mon, 03 Feb 2025 09:59:54 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/losevden-kanser-ile-mucadelede-toplumsal-dayanisma-cagrisi/ Kanser, her yıl milyonlarca insanın hayatını etkileyen, fiziksel, duygusal ve toplumsal anlamda yıkıcı bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor.

LÖSEV’den Kanser ile Mücadelede Toplumsal Dayanışma Çağrısı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kanser, her yıl milyonlarca insanın hayatını etkileyen, fiziksel, duygusal ve toplumsal anlamda yıkıcı bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Her geçen gün, kanser nedeniyle kaybedilen hayatlar, ailelerin yaşadığı acılar ve tedavi için taşımak zorunda kaldıkları ekonomik yük, bu hastalığın ciddiyetini bir kez daha gözler önüne seriyor. LÖSEV kansere dur demek için 4 Şubat Dünya Kanser Gününde, Türkiye genelinde eş zamanlı yapılan aktivist çalışmalarla bu duruma dikkat çekti.

 

LÖSEV Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı, 26 yıldır her bireyin kanser tedavisine ve ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetlerine eşit ve adil bir şekilde erişim hakkına sahip olduğunu savunuyor. Ancak, Türkiye’de ve dünyada ekonomik zorluklar, coğrafi ve toplumsal şartlar nedeniyle bu hak ihlal ediliyor. Uzmanlar, yalnızca hastaların değil, ailelerinin de psikolojik ve sosyal destek almasının büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Kanserle mücadelede en büyük moral kaynağı ise hastaların yalnız olmadıklarını hissetmeleri.

 

LÖSEV Yetkilileri: “Kanser Kaderimiz Değil”

Lösemi ve kanser ile mücadele eden çocuklar ve yetişkin hastalar için çalışan LÖSEV, toplumda farkındalık yaratmayı ve kanserle mücadelede destek sağlamayı sürdürüyor. Kurum yetkilileri, Türkiye genelinde gönüllülerin ve kanser ile mücadele eden ailelerin de katılımı ile aktivist çalışmaya imza attı. Gönüllüler ve kanser ile mücadele edenler “Kanser Olmak İstemiyoruz, Kanser’e Dur De!, Kanser Değil Biz Güçlüyüz” yazılı pankartlar taşıyarak farkındalık yaratmayı hedefledi. LÖSEV yetkilileri çalışmada okunan bildiride: “Ülkemizde her yıl 200 bin yeni kanser vakası görüyoruz. Soruyoruz, nasıl ve neden kanser ediliyoruz! Sizler de bu toplumsal sorumluluk ve dayanışma hareketinde LÖSEV ailemize katılın. Kanserle ve bizi kanser eden şeylerle hep birlikte mücadele edelim. Her birimiz birer kanser savaşçısı olalım. Artık tek bir çocuğumuzu lösemi ve kanserden kaybetmeyelim. Sevgi, İyilik ve Umut dolu bu mücadeleyi biz kazanalım.” İfadeleri ile topluma çağrıda bulundu.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

LÖSEV’den Kanser ile Mücadelede Toplumsal Dayanışma Çağrısı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Bireysel travmalar toplumsal travmalara dönüşebiliyor! İnsan eli ile ortaya çıkan felaketler öfkeyi tetikliyor, dünyaya olan güveni sarsıyor! https://kocaelibasin.com.tr/bireysel-travmalar-toplumsal-travmalara-donusebiliyor-insan-eli-ile-ortaya-cikan-felaketler-ofkeyi-tetikliyor-dunyaya-olan-guveni-sarsiyor/ Thu, 23 Jan 2025 12:40:08 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/bireysel-travmalar-toplumsal-travmalara-donusebiliyor-insan-eli-ile-ortaya-cikan-felaketler-ofkeyi-tetikliyor-dunyaya-olan-guveni-sarsiyor/ Özellikle çocukların duygusal destek alması gerektiğine dikkat çeken Prof.

Bireysel travmalar toplumsal travmalara dönüşebiliyor! İnsan eli ile ortaya çıkan felaketler öfkeyi tetikliyor, dünyaya olan güveni sarsıyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Özellikle çocukların duygusal destek alması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Verdikleri tepkilerin mevcut bağlamda normal olduğunu, bu tür felaketlerin anlaşılması ve kabullenmesinin herkes için zor olduğunu vurgulamak gerekir.” dedi. Felaketlerin ardından sosyal medya kullanımının sınırlandırılmasının, bilgi kirliliğinden korunmayı sağlayacağını aktaran Prof. Dr. Serdar Nurmedov, toplumsal travmaların panzehrinin dayanışma ve eğitimin güçlendirilmesi olduğuna, travmaların doğru şekilde ele alınmaması durumunda, nesiller boyu sürecek olumsuz etkiler bırakabileceğine vurgu yaptı.

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Serdar Nurmedov, üst üste yaşanan olumsuz olayların kişiler ve toplum üzerindeki etkilerinden bahsetti.

Yaşadığımız felaketler ve travmalar, dünyaya ve insana dair bazı temel inançlarımızı sarsıyor

İnsanların robot olmadığını, karmaşık düşüncelerimiz, duygularımız ve hislerimiz olduğunu ifade eden Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “İster doğal afet olsun, ister insan eli ile gerçekleşsin felaketlere karşı tepki veririz ve bu gayet normal.” dedi.

Dünyaya geldiğimizde hayat yolculuğumuza sevgi ve güven dolu insanlar olarak başladığımızı aktaran Prof. Dr. Serdar Nurmedov, ancak zaman içerisinde yaşadığımız felaketler ve travmaların, dünyaya ve insana dair bazı temel inançlarımızı sarstığını söyledi.

Karmaşık duygularla mücadele etmenin en iyi yolu bu duyguların varlığını kabul etmek… 

Yaşanan son yangın felaketinden sonra, birçok insanın bir noktada dünyanın öngörülebilir olduğuna veya iyi insanlara kötü şeyler olmayacağına dair inançlarının yerle bir olduğunu dile getiren Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Bir yanda feryat-figan eden acı ve kedere gark olan aileler ve sevenleri, diğer bir yanda tatillerine ve eğlenmeye kaldığı yerden devam eden kişiler, süreci dışarıdan takip eden bizlerde karışık duygulara sebep oluyor. Bir yanda acı ve keder, öte yanda öfke ve kızgınlık gibi duygulara kapılıyoruz.” dedi.

Her ne kadar bu karmaşık duygularla mücadele etmenin birden fazla yolu olsa da en kestirme yolunun bu duyguları anlamak, anlamlandırmak ve bu duyguların varlığını kabul etmek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Serdar Nurmedov, şöyle devam etti:

“Kabul etmek ile kabullenmek bir değildir. Kabul etmek demek, kaçınmamak demek, yok saymamak demek, varlığına müsaade etmek demektir. Çünkü bizi insan yapan duygularımızdır. Duygularımızı ifade etmek, paylaşmak olumsuz olanları hafiflettiği gibi, olumlu olanları da arttırır. Duygularımızı bastırmak ve onları yok sayarak ‘normal’ davranmaya çalışmak bizi kötü etkiler. Çünkü anormal bir durumda normal tepki vermenin kendisi anormaldir.”

İnsan eli ile ortaya çıkan felaketler öfkeyi tetikliyor 

İnsan eli ile ortaya çıkan felaketlerin çoğu zaman öfkeyi tetiklediğinin altını çizen Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Kabullenmeyi zorlaştırır. Anlamayı ve anlamlandırmayı zorlaştırır. Bireyin adalet ve güven hissini sarsar. Güvensizlik kişiyi ‘düzenin asla düzelmeyeceği’ fikrine sürükleyebilir. Kuralların adil bir şekilde işlemediği algısı bireyde endişe ve huzursuzluğa sebep olur. Haksızlığa uğrayan insanlarda yoğun bir öfke hasıl olur. İçinde bulunduğu toplumun ve sistemin kendisini koruyamayacağını düşünür, kendine olan güveni azalır ve dünyaya olan güveni sarsılabilir. Tüm bunların neticesinde eğer bu süreci iyi yönetemezlerse travma sonrası stres bozukluğu gelişebilir.” uyarısında bulundu.

Çocukların bu tür olaylara verdikleri tepkiler normal kabul edilmeli…

Yangında arkadaşlarını kaybeden, hayatını kaybedenler için üzülen ve haberlere maruz kalan çocukların duygusal gelişimi ve ruh sağlığının derinden etkilenebileceğini aktaran Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Bu çocuklar böyle durumlarda hiç olmadığı kadar ebeveyn desteğine ve rehberliğine ihtiyaç duyarlar.” dedi.

Çocukların duygularını, hislerini ve düşüncelerini açıkça ve detaylı bir şekilde ifade etmelerine müsaade edilmesi gerektiğine vurgu yapan Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Verdikleri tepkilerin mevcut bağlamda normal olduğunu, bu tür felaketlerin anlaşılması ve kabullenmesinin herkes için zor olduğunu vurgulamak gerekir. Kayıp ve ölümü anlatırken yaşına uygun ifadeler ve açıklamalar kullanılmalı. Sosyal medya ve haber izleme süreleri azaltılmalı. Kaygılarını arttıracak konuşmalardan ziyade güvende hissedebilecekleri ortam yaratılmalı ve rahatlatıcı etkinliklere yönlendirilmeliler. Rutinlerini sürdürmelerine özen gösterilmeli. En önemlisi, tutum ve davranışlarımız ile biz büyüklerin onlara örnek olmamız gerekir.” önerilerinde bulundu.

Sosyal medya kullanımını sınırlandırmak gerekir…

Sosyal medyada paylaşılan haberler bazen faydalı bilgi içerse de uzun süre buna maruz kalmanın bizleri olumsuz etkileyeceğini aktaran Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Çünkü bir yerden sonra bilgi kirliliğine maruz kalırız. Bu sebeple yangının sosyal medyada yarattığı etkilerden kendimizi korumamız için sosyal medya kullanımını sınırlandırmamızda fayda var. Doğrulanmamış kaynaklara itibar etmemeliyiz. Spekülasyonlara ve yalan haberlere karşı uyanık olmamız gerekir. Gruplaşma, ötekileştirme ve tartışma içeren ortamlardan olabildiğince uzak durmakta fayda var.” dedi.

Toplumsal travmalar toplumsal bunalıma sebep olabilir! 

Travmaya maruz kalmanın bireyin ruh sağlığını olumsuz yönde etkilediği gibi, toplumun da ruh sağlığını olumsuz yönde etkilediğine dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Toplumun ruh sağlığı iki şekilde olumsuz etkilenir. Birincisi, büyük travmaların toplumun neredeyse tamamını etkilemesiyle oluşan afetler, savaş, göç gibi olaylar sonucu. İkincisi ise bir toplumun travmalarla sarsılmış bireylerden oluşması sonucu.” dedi.

Öte yandan üst üste yaşanan olumsuz olayların sonucu gelişen travmaların sadece bireysel psikolojik sağlık üzerinde değil, aynı zamanda sosyal bağlar, güven duygusu ve toplumsal dayanışma üzerinde de olumsuz etkiler yaratabileceğine vurgu yapan Prof. Dr. Serdar Nurmedov, şunları söyledi:

“Nasıl ki, bireysel travmalar kişilerde bunalıma sebep olabiliyor ise, toplumsal travmalar da toplumsal bunalıma sebep olabilir ve toplumsal hafızayı etkiler. Eğer toplumsal hafızayı olumsuz yönde etkileyen bu toplumsal bunalım sağlıklı bir şekilde ele alınmazsa, nesilden nesle aktarılabilir ve o toplumu oluşturan bireylerin kimlik oluşumunda temel rol oynar.”

Toplumun sosyal norm ve etik anlayışı bozulabilir! 

Toplumsal travmaların belirtilerine değinen Prof. Dr. Serdar Nurmedov, sosyal ve kurumsal güvenin azalabileceğini yani insanların toplumsal kurumlara ve diğer bireylere güven duymakta zorlanabileceğini söyledi.

Toplumun travmaya maruz kalan kesimlerinin, olaylar karşısında kendilerini yalnız ve çaresiz hissedebileceklerinin de altını çizen Prof. Dr. Serdar Nurmedov, şöyle devam etti:

“Benzer travmalardan etkilenen bireyler travmanın sebep olduğu yoğun stres ve tehdit algısı sebebi ile içine kapanır ve benzer hislere sahip insanlara yakınlaşma eğiliminde olurlar. Toplum içinde bir nevi gruplaşmalar hasıl olur. Söz konusu toplumda depresyon, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ve anksiyete gibi ruh sağlığı sorunlarında artış gözlenebilir. Toplumun sosyal norm ve etik anlayışı bozulabilir. Geleneksel yapı, yaşam biçimi ve aile kurumu erozyona uğrayabilir. Toplum bağımlı, pasif, sessiz, güvensiz ve kuşkucu hal alabilir.” 

Toplumsal travmanın panzehri toplumsal dayanışma ve eğitim! 

Psikolojik iyi oluşun sağlanması için toplumun bilinçlendirilmesinin ve eğitimin de önemli rol oynadığına vurgu yapan Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Travmaların normal bir tepki olduğunu ve bunlarla başa çıkmanın yollarını anlatan eğitim programları düzenlemek, bireylerin farkındalığını artırır. Psikolojik dayanıklılığı güçlendirme yollarını öğretmek de bu süreçte etkilidir. Tüm bunlara ek olarak, toplumda psikolojik destek ve terapi hizmetlerine erişimi artırmak, bireylerin travmalarıyla başa çıkma sürecine yardımcı olur. Toplumsal travmanın en büyük panzehri toplumsal dayanışma ve eğitim diyebiliriz.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bireysel travmalar toplumsal travmalara dönüşebiliyor! İnsan eli ile ortaya çıkan felaketler öfkeyi tetikliyor, dünyaya olan güveni sarsıyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Aynı karedeki acı ve eğlence vicdanları yaraladı! Yangın sonrası tatilcilerin tavrı toplumsal duyarlılığı sorgulattı! https://kocaelibasin.com.tr/ayni-karedeki-aci-ve-eglence-vicdanlari-yaraladi-yangin-sonrasi-tatilcilerin-tavri-toplumsal-duyarliligi-sorgulatti/ Thu, 23 Jan 2025 11:19:52 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/ayni-karedeki-aci-ve-eglence-vicdanlari-yaraladi-yangin-sonrasi-tatilcilerin-tavri-toplumsal-duyarliligi-sorgulatti/ Kartalkaya’daki otel yangını enkazında hâlâ cesetler aranırken, çevredeki otellerde olup bitene kayıtsız bir şekilde piste çıkan tatilcilerin oluşturduğu tabloyu değerlendiren Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof.

Aynı karedeki acı ve eğlence vicdanları yaraladı! Yangın sonrası tatilcilerin tavrı toplumsal duyarlılığı sorgulattı! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kartalkaya’daki otel yangını enkazında hâlâ cesetler aranırken, çevredeki otellerde olup bitene kayıtsız bir şekilde piste çıkan tatilcilerin oluşturduğu tabloyu değerlendiren Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Aynı karede acı ve eğlenceyi buluşturan bu manzara, bugün empati ve toplumsal duyarlılık adına geldiğimiz noktayı sorgulamamız gerektiğini açıkça gözler önüne seriyor.” dedi.

“Eskiden tasada ve sevinçte ortak bir ‘millet olma’ bilinci vardı; bu da felaketler karşısında kenetlenmemizi, acıyı bölüşüp dayanışmayı mümkün kılıyordu.” diyen Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Özellikle ‘Bana bir şey olmadı, o hâlde şanslıyım’ düşüncesi, acıyı görmezden gelmek ve onu zihinsel olarak uzak tutmak için kullanılan bir savunma mekanizması olarak karşımıza çıkıyor.” diye konuştu.

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Barış Erdoğan, Kartalkaya’daki oteldeki yangın enkazında hâlâ cesetler aranırken, çevredeki otellerde olup bitene kayıtsız bir şekilde piste çıkan tatilcilerin oluşturduğu tabloyu değerlendirdi.

Kayıtsız bir şekilde piste çıkan tatilciler…

Prof. Dr. Barış Erdoğan, yangın sonrasına yaşananlara ilişkin, “Kartalkaya’daki oteldeki yangın enkazında hâlâ cesetler aranırken, çevredeki otellerde olup bitene kayıtsız bir şekilde piste çıkan tatilcilerin oluşturduğu tablo toplum olarak vicdanlarımızı bir kez daha derinden yaraladı. Aynı karede acı ve eğlenceyi buluşturan bu manzara, bugün empati ve toplumsal duyarlılık adına geldiğimiz noktayı sorgulamamız gerektiğini açıkça gözler önüne seriyor.” dedi.

Yas, dayanışma ve komşuluk gibi kavramların büyük ölçüde aşındığına tanık oluyoruz

Toplumumuzun kültürel belleğinde yüzyıllardır derin kökleri olan yas, dayanışma ve komşuluk gibi kavramların büyük ölçüde aşındığına tanık olunduğunu dile getiren Prof. Dr. Barış Erdoğan, şöyle devam etti:

“Eskiden, yakın bir çevremizde cenaze olduğunda bırakın eğlenmeyi evde televizyon veya radyo açmaktan bile kaçınırdık. Yüksek sesle gülmeyi bile uygun bulmayan bu yaklaşım, Anadolu irfanının derin bir empati kültürüne nasıl ev sahipliği yaptığını gösteriyordu. Böyle bir tavır, sadece nezaket kuralı değil aynı zamanda kederli olanın acısını yüreğimizde hissetmenin bir yansımasıydı. Gelgelelim, günümüzde bu duyarlılığın giderek zayıfladığını görüyoruz. Orman yangınları ya da depremler gibi büyük felaketler söz konusu olduğunda, olaydan etkilenmeyen bazı kesimlerin hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam etmesi bunun en somut göstergesi. Oysaki eskiden tasada ve sevinçte ortak bir ‘millet olma’ bilinci vardı; bu da felaketler karşısında kenetlenmemizi, acıyı bölüşüp dayanışmayı mümkün kılıyordu. Bugün ise bu paylaşma duygusunun zayıfladığını gözlemlemek ne yazık ki zor değil.”

Hem dayanışma reflekslerimiz köreliyor hem de empati kültürümüz erozyona uğruyor!

Bu değişimin ardında çeşitli etkenlerin yattığını da kaydeden Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Öncelikle, modern şehirleşme ve bireyselleşmenin yaygınlaşmasıyla birlikte, kendimizi kolektif bir yapının parçası gibi görmek yerine özel alanlarımıza çekilmeyi daha çok tercih eder hâle geldik. Kendi hayatlarımıza ve sorunlarımıza odaklanmak, toplumsal sorumluluk ve hassasiyeti ikinci plana itiyor. Böylece hem dayanışma reflekslerimiz köreliyor hem de empati kültürümüz erozyona uğruyor. Buna ek olarak, günümüzün popüler kültürü ‘anı yaşamak’ ve ‘hayattan keyif almak’ mottoları üzerine kurulu. Tüketim kültürü, bizi durmaksızın yeni deneyimler, alışveriş ve eğlencenin peşinde koşturmaya yönlendiriyor. Sürekli değişen, hızla akıp giden gündem içinde, toplumsal acılar ve kayıplar kısa sürede gündemden düşüyor.” şeklinde konuştu.

‘Bana bir şey olmadı, o hâlde şanslıyım’ düşüncesi acıyı görmezden geliyor…

Öte yandan sosyal medyanın bu süreçteki etkisinin de yadsınamaz olduğunu belirten Prof. Dr. Barış Erdoğan, şöyle devam etti:

“Toplumsal acılar ve kayıplarla ilgili haberler çok hızlı biçimde dolaşıma giriyor fakat aynı hızla gündemden düşüyor. Bu durum bazen ‘duyarsızlaşmaya’ kapı aralıyor. Eskiden yerel ölçekte yaşanan acılar çevredekiler tarafından daha uzun süre hissedilir ve paylaşılırdı; oysa şimdi dünyanın her köşesinden felaket görüntüleriyle sürekli karşılaşan insanlar, olağan dışı durumlara bile hızla alışabiliyor. Özellikle ‘Bana bir şey olmadı, o hâlde şanslıyım’ düşüncesi, acıyı görmezden gelmek ve onu zihinsel olarak uzak tutmak için kullanılan bir savunma mekanizması olarak karşımıza çıkıyor.”

Yas tutanlara ve kayıplara saygı göstermek toplumun temel değerlerinden biri…

Tüm bu gelişmelere rağmen, unutulmaması gereken temel gerçeğe işaret eden Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Acılar paylaşıldıkça hafifler. Yas tutmak ya da en azından yas tutanlara ve kayıplara saygı göstermek, yalnızca eski bir gelenek değildir; aynı zamanda bir toplumu toplum yapan temel değerlerden biridir. Eğer bu değerleri korumak istiyorsak, dayanışmayı yeniden canlı tutacak, empatiyi güçlendirecek adımlar atmamız gerekiyor. Toplumsal sorumluluk ve duyarlılık yalnızca acı anlarında değil, gündelik hayatın her alanında kolektif bilinci ve insanî değerleri diri tutabilmekle mümkün. Ortak geçmişimizde var olan dayanışma ruhunu geleceğe taşımak, hepimizin omuz omuza yürütmesi gereken bir görevdir.” şeklinde sözlerini tamamladı. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Aynı karedeki acı ve eğlence vicdanları yaraladı! Yangın sonrası tatilcilerin tavrı toplumsal duyarlılığı sorgulattı! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Muğla Büyükşehir’den Bir İlk: Muğla’da Toplumsal Cinsiyet Rolleri Yıkılıyor https://kocaelibasin.com.tr/mugla-buyuksehirden-bir-ilk-muglada-toplumsal-cinsiyet-rolleri-yikiliyor/ Tue, 21 Jan 2025 20:00:01 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/mugla-buyuksehirden-bir-ilk-muglada-toplumsal-cinsiyet-rolleri-yikiliyor/ Muğla Büyükşehir Belediyesi toplumsal cinsiyet eşitliği anlayışıyla hizmetlerine  ve projelerine devam ediyor.

Muğla Büyükşehir’den Bir İlk: Muğla’da Toplumsal Cinsiyet Rolleri Yıkılıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Muğla Büyükşehir Belediyesi toplumsal cinsiyet eşitliği anlayışıyla hizmetlerine  ve projelerine devam ediyor. Bu kapsamda kadınların marangozluk, boyacılık, tesisat ve elektrik gibi alanlarda eğitim alacağı ‘Hayatımın Ustasıyım’ projesi başladı.

8 hafta sürecek olan “Hayatımın Ustasıyım” projesi, kadınların hem mesleki beceriler edinmelerini hem de günlük yaşamda ihtiyaç duyabilecekleri pratik bilgileri öğrenmelerini amaçlıyor. Eğitimler marangozluk ile başlayıp, boyacılık, tesisat ve elektrik gibi alanlarda devam edecek. Proje sonunda katılımcılar, kazandıkları becerilerle “Hayatımın Ustasıyım” diyebilecek donanıma sahip olacaklar.

 

Hayatının Ustası Olmak İsteyen Kadınlardan Büyük İlgi

Büyük ilgi gören  “Hayatımın Ustasıyım” projesi eğitimlere başladı. Kadınları güçlendirmeyi ve yaşamın her alanında aktif roller üstlenmelerini desteklemeyi amaçlayan proje kapsamında, marangozluk, boyacılık, tesisat ve elektrik gibi alanlarda eğitimler verilmeye başlandı.   Ücretsiz olarak düzenlenen bu eğitimlerde kadınlar, uzman eğitmenlerin rehberliğinde hem teorik bilgi edindi hem de pratik uygulamalarla yeteneklerini geliştirme imkanı yakaladı. Kursiyerler 8 hafta sürecek atölye çalışmalarında, marangozlukta temel ahşap işleme tekniklerinden boya yapımına , tesisatta su kaçağı onarımından elektrik kablolama becerilerine kadar birçok alanda temel bilgi ve beceri kazanacaklar.   

 

Kadınlar Farklı Mesleki Alanlarda Ön Plana Çıkabilecek

Uygulamalı dersler kapsamında, kadınların günlük hayatta karşılaşabilecekleri teknik sorunları çözme becerileri geliştirilecek. Ayrıca, bu eğitimler farklı mesleki alanlara olan ilgilerini artırmayı ve teşvik etmeyi amaçlıyor.

 

Erdoğmuş, “İlk Günden Hem Eğlendik Hem Öğrendik”

Kendisini geliştirmek için atölyeye katılan Kadriye Rabia Erdoğmuş, “Evde ufak tefek tamir işlerine ve demonte işlere merakım olduğu için  atölye çalışmalarına başvuruda bulundum. Kursumuz ilk günden çok verimli geçti. Bilmediğimiz konuları öğrenip bunları uygulama fırsatı bulduk. Projeler devam ederse çok mutlu oluruz. Emekleri geçen herkese ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’a teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.

 

Çiçek, “Kadınlar Tek Başına Her İşi Başarabilirler”

Atölye başvuruları başlar başlamaz kayıt olan Derya Çiçek, “Ben hep bu tarz işlerin erkek işi denilerek kadınlara verilmediğini düşünüyordum. Kadınlar kendi başlarına bir erkeğe ihtiyaç duymadan bu işleri yapabilsin diye düşünürken bu proje karşıma çıktı. Büyük ilgi gören bu atölye çalışmalarını tüm kadınlara öneriyorum. İlk günden birçok şey öğrendik. Burada hem sosyalleşiyor hem de yeni şeyler öğreniyoruz.  Ahmet Başkanımıza bu proje için çok teşekkür ediyorum.” dedi.

 

Aksoy, “Kadın Erkek İşi Diye Bir Şey Yoktur”

Projelerin diğer belediyelere de örnek olacağını söyleyen Şerife Özkan Aksoy, “Muğla Büyükşehir Belediyesi bizlere böyle bir imkân sunduğu için çok mutluyum. Kadınların her alanda olması gerektiğine inanıyorum.  Bu atölye çalışmaları sonucunda hayatımın ustasıyım diyebileceğim. Kadın erkek işi diye bir şey yoktur. Herkes her işi  yapabilir. ” ifadelerini kullandı.

 

Karaçam: Kadınlar ‘Hayatımın Ustasıyım’ Diyebilecekler

Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Personeli Neslihan Karaçam, “Kadınlara yönelik 8 haftalık ‘Hayatımın Ustasıyım’ atölyelerimizle kadınlara marangozluk, tesisat, elektrik ve boyama eğitimleri verilecek.  Proje sonunda kadınlar artık ‘Hayatımın Ustasıyım’ diyebilecekler.” açıklamasında bulundu.

 

Ümit Çalışkan, “Kadınların Becerilerini Geliştirmeyi Hedefliyoruz”

Eğitmen Ümit Çalışkan, “Eğitimlerimize marangozluk dersleriyle başladık. Bu eğitim süresince kadınlar; marangozluk, tesisat, boyama ve elektrik atölyelerinde çalışma yapacak. İlk 3 hafta marangozluk hakkında eğitimler vereceğiz. Eğitimlerin kapsamı daha da genişleyecek. Şu anda bir usta bulmak ve eve çağırıp iş yaptırmak zor. Buradaki amacımız kadınların becerilerinin gelişmesi ve evdeki küçük işleri hallederek kendi başlarına sorunlarını çözmeleri” şeklinde konuştu.

 

Başkan Aras,  “Toplumsal Cinsiyet Rollerini Ortadan Kaldırıyoruz”

Kadınların sosyal hayata ve istihdama katılımının önemini vurgulayan Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, “Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayan çalışmalarımıza devam ediyoruz. Göreve geldiğimiz andan itibaren kurduğumuz Kadın ve Aile Dairesi Başkanlığı ile çalışmalarımızı gerçekleştirmeye başladık. Bu kapsamda dairelerimizin iş birliği ile gerçekleştirilen ‘Hayatımın Ustasıyım’ projesi ile kadınların hayatın her alanında görünebilir olmasını sağlıyoruz. Bu proje toplumsal cinsiyet rollerini ortadan kaldırdığı gibi aynı zamanda kadınların farklı alanlarda istihdama katılabilmesine de olanak sağlayacak.” ifadelerini kullandı.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Muğla Büyükşehir’den Bir İlk: Muğla’da Toplumsal Cinsiyet Rolleri Yıkılıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>