?>
?>
600’den fazla karotenoid türü var
Bitkilerde bulunan, açık sarı ve kırmızı arası renkleri oluşturan pigmentlere karotenoidler denilmektedir. Karotenoidler, birçok meyve ve sebzede parlak kırmızı, sarı ve turuncu tonlardan sorumlu bitki pigmentleridir. Bu pigmentler bitki için önemli bir rol oynar. Ayrıca karotenoidler insan vücudunda antioksidan görevi de yapmaktadır. Yapılan araştırmalarda 600’den fazla karotenoid türü vardır. En çok üzerinde araştırma yapılanlar alfa-karoten, beta-karoten, beta-kriptoksantin, lutein, zeaksantin ve likopendir.
Çok renkli sebze ve meyvelerde miktarı fazla
Besin döngüsünü sağlayan fotosentez, bitkiler için önemli bir döngüdür. Bitkilerin yapısında bulunan bir bileşik olan karoten, fotosentez yapmakla görevlidir. Fotosentez, bitkilerin yapısında bulunan klorofil sayesinde dışarıdan karbondioksiti alarak oksijeni geri vermesi ve kendileri için besin oluşturduğu bir süreçtir. Karoten; turuncu, sarı ve yeşil yapraklı meyve ile sebzelerde bulunmaktadır. Havuç ve bal kabağında çokça bulunan karoten, ıspanak, domates, havuç, marul, salatalık, karalahana, brüksel lahanası, maydanoz, fasulye, dolmalık biber, pancar, brokoli gibi sebzelerin yanı sıra mısır, papaya, karpuz, kavun, elma, portakal, kayısı, incir, kivi, şeftali, mango ve ananasta da vardır. Renkleri çok olan meyve ve sebzelerindeki beta-karoten miktarı yüksek olmaktadır.
Karotenoidlerin 8 faydası
Karoten bileşiği vücuda aşağıdakileri sağlıyor;
Fazlalığı vücutta cilt rengini değiştiriyor
A vitaminine dönüştürülmek üzere karaciğerde depolanan beta karotenin, günlük 6-12 miligram kadar kullanılması yeterli olacaktır. Beta karoten vücutta fazla olması, pigment bozukluğuna neden olduğu için cildin sarı veya turuncu bir görünmesine neden olmaktadır. Hiperkarotenemi veya karotenemi, aşırı karoten anlamına gelmektedir. Karoten açısından zengin besinlerin aşırı miktarda tüketilmesi, kandaki karoten seviyesinin yükselmesine neden olmaktadır. Aşırı miktarda havuç püresi içeren mamaları tüketen bebeklerde karotenemi görülmektedir. Karotenemi nedeniyle deri bir süre sonra turuncu veya sarı renk almaktadır. Ciltteki bu renk değişiminin bir zararı yoktur.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kış Sebzelerini Tüketirken Aşırıya Kaçmayın yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kekik çayı
Üst solunum yolu enfeksiyonlarında akla gelen çaylardan olan kekik çayının çoğunlukla bilinmeyen özelliği ise tansiyon düşürmesidir. Düşük tansiyonlu kişilerde kan basıncını daha da düşürmesi nedeniyle önerilmemektedir. Kekik çayı hipertansiyon (yüksek tansiyon) hastalarının kullandığı tansiyon düşürücü ilaçların da etkinliğini artırarak hayati risk oluşturmaktadır. Bu nedenle yüksek tansiyonu olan kişilerin kekik çayını hiç tüketmemesi veya tüketmeden önde mutlaka doktorlarına danışarak tüketmeleri gerekmektedir.
Kuşburnu çayı
Kış çaylarının olmazsa olmazı kuşburnu, içeriğindeki C vitamini sayesinde bağışıklık sistemini korur ve güçlendirir. Soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonlara karşı vücudun direncini artırır. Ancak gün içerisinde yaklaşık iki fincandan fazla tüketimi deride kaşıntı gibi alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Bu bitki çayı ağızda ve sindirim sisteminde tahrişe yol açabilir. Yüksek C vitamini içerdiği için aşırı tüketiminde böbrek taşı oluşumu riskini artırabilir. Ayrıca kan sulandırıcı ilaçlarla etkileşime girebileceği için kan sulandırıcı ilaç kullanan kişiler mutlaka doktoruna danışmalıdır.
Adaçayı
Boğaz enfeksiyonuna çok iyi gelir. Solunum yollarını rahatlatan ve öksürüğe iyi gelen adaçayı bazı ilaçlarla etkileşime girme potansiyeline sahiptir. Özellikle kan sulandırıcı ilaçlar, diyabet ilaçları ve antidepresan ilaç kullanan kişiler doktoruna danışmadan kesinlikle tüketmemelidir. Hamileler rahim kaslarını uyarıcı etkisinden dolayı adaçayı tüketmemelidir.
Zerdeçal çayı
Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur “Gerek arkadaş çevresinde gerekse internette ve sosyal medyada bitki çayları ile ilgili pek çok tarif paylaşılıyor. Ancak bu çaylar fazla tüketildiğinde ya da ilaçlarla etkileşime girdiğinde sağlığa ciddi zararlar verebiliyor. Örneğin; zerdeçal, içerdiği curcumin sayesinde antioksidan ve anti-inflamatuar (iltihap giderici) etkiler göstererek fayda sağlasa da; safra salgısını artıracağından safra taşı, safra kanalı tıkanıklığı veya karaciğer rahatsızlığı olanlar kesinlikle tüketmemelidir. Kan sulandırıcı, diyabet, reflü ilaçları kullananların da zerdeçal tüketmeden önce mutlaka uzmana danışması önerilir” diyor.
Zencefil çayı
Soğuk algınlığı semptomlarını, öksürüğü azaltır ve boğaz ağrısına iyi gelir. Mide bulantısına, sindirim sorunlarına iyi gelir. Ancak tıpkı zerdeçal gibi zencefil de safra salgısını artırdığı için safra kesesi ile ilgili rahatsızlığı olanların uzman kontrolünde tüketmesi önemlidir. İlaçlar ile etkileşim riski yüksek olduğu için ilaç kullananların mutlaka uzmana danışması gerekmektedir.
Ihlamur çayı
Ihlamur vücuttaki iltihaplanmayı önlemeye yardımcı olan antioksidanlar içerir. Soğuk algınlığı semptomlarını azaltır. Ağrı ve krampları hafifletmeye destek olur. Ihlamur tüketirken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta aynı ıhlamuru gün boyu birkaç kez ısıtıp, üzerine su döküp kullanmak yerine her defasında yeni baştan demlemeye dikkat edin. Ihlamurun kaynatılması içeriğindeki antioksidan olan polifenollerin azalmasına sebep olur. Bu nedenle ıhlamur demleme yöntemi ile hazırlanmalı. Ihlamurun aşırı tüketimi kalp rahatsızlığına yol açabilir ve vücuttan aşırı su atımına neden olabilir. Ihlamur çayının önerilen tüketimi günde 2-3 fincanı geçmemelidir. Alerjik yapısı olanların ve düzenli ilaç kullananların da mutlaka doktora danışması gerekir.
Yeşil çay
Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur “Yüksek antioksidan kapasitesi sayesinde düzenli tüketimde bağışıklık sistemini güçlendirici ve kronik hastalıklardan koruyucu etki gösterir. Ancak aynı zamanda yüksek miktarda kafein içerdiği için yüksek tansiyon hastalarında, kalp hastalarında, gebelerde ve emziren annelerde fazla tüketimi oldukça risklidir; bu gruba dahil olanların günde maksimum 1 fincan tüketmesi uygun olacaktır. Sağlıklı kişilerde ise günlük tüketim 2 fincanın üzerinde olmamalıdır” diyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kış çaylarını tüketirken dikkat! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Bir kupa atom meyve suyunun günlük C vitamini gereksinmenin en az yüzde 70’ini karşılayabildiğini kaydeden Beslenme Uzmanı Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, aşırı tüketimi durumunda karşılaşılabilecek potansiyel sağlık risklerine de değinerek, kan şekerini yükseltebileceğini ve insülin direnci riskini arttırarak uzun vadede tip 2 diyabet riskini de etkileyebileceğini, aşırı C vitamini alımının oksalat maddesinin vücutta birikmesine ve böbrek taşı oluşumuna neden olabileceğini anlattı.
Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, bağışıklık sistemini desteklemek için kış aylarında sıkça tercih edilen “atom meyve suları” hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
C vitamini deposu atom meyve suları
Kış aylarında, bağışıklık sistemini güçlendirmek ve hastalıklara karşı korunmak amacıyla C vitamininden zengin meyve sularının daha fazla tercih edildiğini dile getiren Hatunoğlu, “Atom meyve suyu tabiri, genellikle C vitamini açısından yüksek olan ve bağışıklığı destekleyen meyve sularını tanımlamak için kullanılır. Bu tür meyve sularında genellikle portakal, nar, kivi, limon, greyfurt gibi meyveler bulunur. Antioksidan etki gösteren A, C, E vitaminleri, potasyum, folik asit gibi besin ögelerini içerdiği için besin değeri yüksektir ancak posa içerikleri meyvenin kendisine kıyasla daha düşüktür.” dedi.
C vitamini, bağışıklık sistemini desteklemeye de yardımcı
Atom meyve suları hakkında bilgi veren Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, şöyle devam etti:
“Özellikle antioksidan etki gösteren besin ögeleri sayesinde vücuda giren patojenlerle savaşarak enfeksiyonlara karşı koruma sağlamada yardımcıdırlar, serbest radikalleri etkisiz hale getirerek hücrelere zarar vermelerini engellerler ve cilt hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olarak cilt bariyerini güçlendirirler. Ayrıca C vitamini, demir emilimini arttırması yönünden de bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcıdır. Potasyum, vücuttaki sıvı dengesini korur, kas ve sinir fonksiyonlarını düzenler ve kalp sağlığını destekler. Sağlıklı bir kalp ve sinir sistemi ise bağışıklık hücrelerinin doğru şekilde çalışmasına yardımcı olur. Türkiye Beslenme Rehberine göre günlük yaklaşık 2000 kkal’lik enerji içeren bir diyette C vitamini ihtiyacı erkek ve kadınlarda 70 mg’dır.”
Bir kupa atom meyve suyu günlük gereksinmenin en az yüzde 70’ini karşılayabilir
Genellikle bu tür içeceklerin portakal, nar, limon gibi C vitamini bakımından zengin meyveler ile hazırlandığına işaret eden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Bir kupa (yaklaşık 240 ml) atom meyve suyu, kullanılan meyvelerin çeşidine bağlı olarak değişmekle birlikte, genellikle 50 – 150 mg arası C vitamini içerebilir ve günlük gereksinmenin en az yüzde 70’ini karşılayabilir.” diye konuştu.
Taze sıkılmış meyve suları kısa sürede tüketilmeli
Hazır meyve sularında C vitamininin genellikle daha düşük miktarlarda olduğunu, çünkü işleme sırasında bazı vitaminler kaybolabildiğini kaydeden Hatunoğlu, “Ayrıca hazır meyve suları ekstra şeker ve katkı maddeleri de içerebilir. Taze sıkılmış meyve sularını ise C vitamini kayıplarını önlemek amacıyla çok bekletmeden kısa sürede tüketmek önemlidir.” dedi.
Faydalarının yanında riskler de bulunuyor
Atom meyve sularının aşırı tüketimi durumunda karşılaşılabilecek potansiyel sağlık risklerine de değinen Beslenme Uzmanı Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Meyve suları, yüksek miktarda doğal bir şeker olan fruktozu içerir ve fruktoz basit bir şeker olduğu için hızla kana karışarak kan şekerini yükseltebilir. Bu durum, insülin direnci riskini arttırarak uzun vadede tip 2 diyabet riskini de etkileyebilir. Aşırı enerji ve şeker alımı, ağırlık kazanımına neden olabilir. Meyve sularında yüksek miktarda fruktoz bulunduğu için yüksek miktarda tüketimi karaciğer yağlanmasına neden olabilir. Meyve sularında, meyvenin kendisine kıyasla posa içeriği düşüktür. Posanın ise kabızlığı önlemede ve kan şekeri kontrolünü sağlamada önemli işlevleri mevcuttur.” şeklinde konuştu.
Aşırı C vitamini alımı böbrek taşı oluşumuna neden olabilir
Atom meyve sularının, özellikle portakal, limon, greyfurt gibi asidik meyveler ile yapıldığında, düşük pH değerine sahip olduklarını ifade eden Hatunoğlu, “Bu asidik ortam, diş minesi üzerinde olumsuz etki gösterebilir. Ayrıca yüksek miktarda asidik meyve suyu tüketmek, mide asidini artırabilir ve reflü ortaya çıkabilir. Bazı meyve suları, özellikle nar, ananas ve kivi gibi meyvelerden yapılanlar, bireylerde kaşıntı, döküntü, şişlik gibi alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Ayrıca aşırı C vitamini alımı oksalat maddesinin vücutta birikmesine ve böbrek taşı oluşumuna neden olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Atom meyve suları bağışıklığı güçlendiriyor ama tüketirken dikkat! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Şeker oranına dikkat edin
Salep sağlıklı bir içecek olmasına karşın çoğunlukla şekerli olarak tüketildiğinden yüksek kalorili bir içecek haline gelebiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, salebin doğası gereği nişastalı bir besin olduğunu ve ayrıca şeker eklendiğinde fazla kalori içeriği ile kilo artışına, trigliserit gibi kan yağlarında yükselmeye, kan şekerinde hızlı yükselişe, çabuk acıkmaya ve karaciğer yağlanması gibi sorunlara yol açabileceğini belirterek “Özellikle diyabet ya da insülin direnci olanların –alerjisi yoksa- salebi doğal hali ile edinip, sadece sıcak su veya süt ile karıştırarak ve tarçınla aromalandırarak tüketmesi, aşırıı tüketiminden de kaçınması sağlıklı olacaktır” diyor.
Ara öğünde tüketin
Salebin içeriğinde bulunan lifler yüksek oranda su tutma özelliğine sahip olduğundan, salep tokluk hissinin uzun sürmesine destek oluyor. Bu nedenle salep tüketmeyi ara öğünde tercih ederek bir sonraki öğüne kadar tok kalmayı sağlayabilirsiniz. Ancak salebe şeker ya da bal gibi kalorisini yükseltecek içerikler eklememek ve sadece su ya da süt ile hazırlamak gerekiyor.
Aşırıya kaçmayın
Bu soğuk havalarda, özellikle de dondurucu kış günlerinde hem içimizi ısıtması hem de lezzetli olması dolayısıyla çok sık tercih edilen salep, tüketiminde aşırıya kaçıldığında fayda yerine sağlığa zararlı hale geliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Salep içeriğindeki lifler ve bazı vitamin, mineral türleri sayesinde sağlığa faydalı bir bitkidir. Ancak hangi ölçüde tüketildiğinde faydalı ya da hangi ölçüde tüketildiğinde zararlı olduğu bilimsel olarak bilinmediğinden, güvenli tarafta kalarak, aşırıya kaçmaktan kaçınmalısınız. Haftada 1-2 kez 1 bardak şekersiz salep tüketerek faydalarından yararlanmak ve kilo kontrolünü de riske atmamak hedeflenebilir” diyor.
xxxxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxx
Azı karar, çoğu zarar! Salep ile gelen 3 fayda!
Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, salebin kurallarına uygun tüketildiğinde sağlığa faydalarını şöyle anlatıyor;
Kabızlığı önleyebilir
Yetersiz lif ya da posa alımı kabızlığın en bilinen nedenleri arasındadır. Salebin içeriğinde bulunan bir lif olan glikomannan su çekerek dışkının bağırsakta ilerleyişini kolaylaştırır ve kabızlığı önler. Ancak fazlası gaz, şişkinlik ve ishale yol açabileceğinden lif kaynağı olarak sadece salebe güvenmemek, bunun dışındaki sebze, meyve, bakliyat, tam tahıl gibi diğer lif kaynaklarını düzenli tüketmek ve yeterli miktarda su içmek gerekmektedir.
Bağırsak florasını iyileştirmeye yardımcı olur
Salebin içeriğindeki çözünür lifler kalın bağırsakta bakteriler tarafından fermente edilerek prebiyotik görev üstlenirler. Bu sayede bağırsakta yer alan iyi bakterilerin artmasına yardımcı olurlar. Bağırsaktaki iyi bakteri sayısı arttıkça dolaylı olarak bağırsak florası iyileşir, kanser gibi hastalık riskleri düşer. Ancak hiçbir besin tek başına mucizevi değildir. Sağlıklı, dengeli ve çeşitli beslenmek, egzersiz yapmak gibi diğer faktörler de hastalıklardan korunmada çok önemli etkiye sahiptir.
Metabolik hastalıklardan korunmaya yardımcı olur
Salepte bulunan bir lif olan gilokmannan yiyeceklerdeki kolesterolün emilimini azaltması sayesinde kan yağlarını düşürebilir. Yine bu lifler sayesinde tokluk kan şekerinin yükselmesi engellenebilir. Bu sayede kalp damar hastalıklarından ve diyabet riskinden korunmaya yardımcı olabilir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Salep Tüketirken Bu 3 Noktaya Dikkat! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>