?>
?>
İki kardeş ülke arasındaki ormancılık iş birliğinin güçlendirilmesi için 2022 yılında, Tarım ve Orman Bakanlığınca oluşturulan “Karabağ Tarım ve Kırsal Kalkınma Eylem Planı” kapsamında, Azerbaycan’ın Karabağ bölgesindeki Cebrail şehrinde çalışması yürütülen “Türkiye-Azerbaycan Uluslararası Ormancılık Eğitim Merkezi”, “Modern Fidanlık” kompleksi etrafında 737 dekar alanda OGM tarafından ağaçlandırma projeleri başlatıldı. 2023-2024 yılları arasında Türkiye’den giden 64 bin fidan ile “Dostluk Ormanı” kuruldu.
Eylem Planı çerçevesinde bu yıl için ise 10 şehirdeki 8 Orman Fidanlık Müdürlüğü’ne bağlı 17 fidanlıkta üretilen 27 farklı türde 100 bin orman ağacı fidanı ve 8 farklı türde 100 kilogram tohum, işgalden kurtarılan Karabağ bölgesinde ve diğer bölgelerde ağaçlandırma çalışmalarının devamı için kullanılacak.
Her yıl 260 milyon fidan üretiliyor
Balıkesir Orman Fidanlık Müdürlüğündeki fidan gönderimi kapsamında bölgede bulunan Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey şu açıklamalarda bulundu;
“Genel müdürlüğümüzün aşı merkezi olarak seçilen ve 13 farklı türde ağacın aşılamasının yapıldığı Balıkesir Fidanlık Müdürlüğümüzden bugün yola çıkan 12 bin 600 fidan ile birlikte, 100 bin orman fidanı ve 100 kilogram tohumu Azerbaycan’ın Karabağ bölgesine ulaştıracağız.
Yapılan bu fidan ve tohum desteği daha yeşil bir gelecek için uluslararası dayanışma anlamında çok önemli. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağımızı ormancılık alanında da pekiştiriyoruz.
Ülkemiz genelinde bulunan 33 bin 670 dekar alanda kurulu yaklaşık 430 milyon adet fidan üretim kapasiteli 136 orman fidanlığımızda, her yıl değişmekle birlikte 1100’e yakın türde, yılda yaklaşık 260 milyon adet fidan üretiliyor. Üretilen bu fidanlar Yeşil Vatan’ın ağaçlandırılması çalışmalarında kullanıldığı gibi yerelde vatandaşlarımızın ve yerel yönetimlerin ihtiyaçlarının karşılanması için de kullanılıyor. Ayrıca, vatandaşlarımız orman fidanlıklarımızdan düğün ve özel günleri için nikah fidanı, hatıra fidanı da satın alabiliyor ve özel günlerinde sevenlerine fidan hediye edebiliyorlar.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
100 bin fidan kardeş ülke için yola çıktı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Türkiye, deri ve deri mamulleri sektöründe 2022 yılında 245 milyon dolar dış ticaret fazlası veren ülke konumundayken, 2024 yılı sonunda 895 milyon dolar dış ticaret açığı verir pozisyona düştü.
Deri ve deri mamulleri sektörünün 7 yıl önceki ihracat rakamlarına gerilediğini dile getiren Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Zandar, 2024 yılında Türkiye geneli ihracat rakamlarında ayakkabı, saraciye, mamul deri ve kürkler ve deri konfeksiyon alt sektörlerinin hepsinde kan kaybettiklerinin altını çizdi.
Ege İhracatçı Birlikleri’nde basın toplantısı düzenleyen Zandar, “Türkiye’nin deri ve deri mamulleri ihracatı 2023 yılında 1 milyar 858 milyon dolar iken, 2024 yılında yüzde 18’lik düşüşle 1 milyar 526 milyon dolara indi. Ayakkabı ihracatımız yüzde 22’lik kan kaybı yaşadı ve 1,1 milyar dolardan 877 milyon dolara düştü. Ayakkabı yan sanayinde ise Türkiye genelinde yüzde 38’lik, Ege Bölgesi’nde ise yüzde 44’lük bir ihracat kaybı yaşadı. Bu, sektörümüzün ekonomik baskılar ve uluslararası rekabet koşulları karşısında ne denli zorlandığını açıkça göstermektedir. Deri ve kürk konfeksiyondaki kaybımız yüzde 18 olurken ihracatımız 236 milyon dolardan 193 milyon dolara indi. Saraciye ürünleri ihracatımız 273 milyon dolardan 239 milyon dolara azalırken saraciye ürünleri ihracatımızdaki eksilme yüzde 12 şeklinde gerçekleşti. Mamul deri ve kürk ihracatımız yüzde 3 azalışla 221 milyon dolardan 214 milyon dolara geriledi. 2024 yılının son çeyreğinde istihdam rakamlarımız yüzde 25 düştü” diye konuştu.
2021 yılı Eylül ayında Türkiye’nin faiz indirim kararıyla başlayan sürecin sonunda Türkiye’de 2022 yılında enflasyon rakamlarının yüzde 65’e yükseldiğini, buna karşılık döviz kurlarındaki artışın yüzde 41,7’de kaldığını paylaşan Zandar şöyle devam etti: “2023 yılına gelindiğinde enflasyondaki artış yüzde 64,7 olurken, dolar kurundaki artış yüzde 57 oldu. 2024 yılında enflasyondaki yüzde 45 iken, dolar kuru yüzde 20 arttı. Son üç yılda enflasyon karşısında döviz kuru yüzde 48 eridi. Mevcut durumda rakiplerimize göre yüzde 50 civarında daha pahalı konumdayız. Bu da ihracat rakamlarımızda çok net kendisini gösteriyor. 1 Ocak 2022 yılından günümüze döviz kuru enflasyon kadar artmış olsaydı bugün dolar kurunun 52,3 TL olması gerekiyordu. Bu döviz kuru da bizim ihracat rakamlarımızı korumamızı sağlardı. Bu politika ihracatımızı düşürürken, ithalatımızı artırıyor. Başka ülkelerin işçilerinin istihdamına katkı sağlıyor.”
Ege Bölgesi’ndeki düşüş daha sınırlı kaldı
Deri ve deri mamulleri sektörünün Ege Bölgesi’ndeki düşüşünün 2024 yılında yüzde 9 ile daha sınırlı kaldığı bilgisini veren Başkan Zandar, “Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği üyelerimiz 2023 yılında 182 milyon dolar ihracat yapmışken, 2024 yılında 165 milyon dolar dövizi ülkemize kazandırabildiler. Ayakkabı ihracatımız yüzde 15’lik kayıpla 112 milyon dolardan 95 milyon dolara indi. Deri ve kürk konfeksiyon ihracatımızda azalış yüzde 22 olurken ihracat rakamımız 27 milyon dolardan 21 milyon dolara indi. Türkiye genelinde 4 alt sektörümüzde de ihracat rakamları düşmüşken, Ege Bölgesi’nde mamul deri ve kürkler ihracatımız yüzde 15, Saraciye ürünleri ihracatımız yüzde 4 artma başarısı gösterdi” diye Ege Bölgesi ihracat rakamlarını özetledi.
Alınan tedbirleri doğru buluyoruz
Ayakkabı ithalatına 31 Aralık 2024 tarihinde getirilen yüzde 10 ilave gümrük vergisini desteklediklerini anlatan Zandar, bu artışın ayakkabı üreticileri için bir fırsat niteliği taşıdığını kaydetti. Hükümetin emek yoğun sektörlere yönelik istihdam odaklı teşviklerini de doğru adım olarak nitelendiren Zandar, “Bu destek sektörümüzün 2025 planları için büyük önem taşımaktadır. Özellikle çalışan başına 2500 TL’lik destek, sektördeki iş gücü maliyetlerinin azaltılması ve üretimin artırılması amacıyla önemlidir. En büyük ihracat pazarlarımız olan Rusya-Ukrayna hattındaki politik belirsizliğin ortadan kaldırılmasını umuyor, küresel kriz ortamının hafiflemesinin hedef pazarlarımızdaki talep artışlarını tetikleyeceğini düşünerek 2025’i toparlanma yılı olarak görüyoruz” dedi.
Verimliliği artırmak için çalışacağız
Hazırgiyim ve tekstil sektörlerinde pek çok firmanın üretimlerini başta Mısır olmak üzere başka ülkelere kaydırdığını hatırlayan Zandar şöyle konuştu; “Üretimini başka ülkeye taşımayan tek sektörüz. Biz farklı yerlerde üretebilen bir sektör değiliz. Elimizdekileri götürebildiğimiz yere kadar gideceğiz, sonrasında ya sektör değiştieceğiz ya da başka yol arayacağız. Verimliliğimizi artırarak günümüzde hammadde hariç yüzde 62’ye ulaşan maliyetlerimizi önce yüzde 50-55’e, sonrasında yüzde 40’a çekerek ayakta kalmanın yollanırı arayacağız. Daha verimli ve sürdürülebilir üretime dayalı ihracat yaparak 2025 ve 2026’ya hazırlıklı gireceğiz.”
Gündoğdu: “Saraciye sektörü son sıradan ikinciliğe yükseldi”
Deri alt sektörlerinden saraciye sektörünün kg başı 14,7 dolarlık ihracat rakamıyla katma değeri yüksek bir ürün grubu olduğu bilgisini veren Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Halil Gündoğdu, 2013 yılında deri ürünleri arasında en az ihracatı olan saraciye sektörünün 2024 yılı sonunda 239,5 milyon dolar ihracat hacmiyle ayakkabıdan sonra en fazla ihracat gerçekleştiren ikinci büyük deri ve deri mamulü grubu konumuna geldiğini kaydetti.
“Dünya genelinde ve Avrupa’da lüks çanta ve aksesuar markaları satın alımlarını Türkiye’ye yöneltti” diyen Gündoğdu, “Sektörde markalaşma ve vurt dışı tanıtım çalışmaları hız kazandı. Türkiye dünya genelindeki toplam 90 milyar $’lık ihracattan yalnızca 0,27 pay alıyor. Sektör desteklendiği takdirde yüzde 1 paya ulaşabilir” şeklinde konuştu.
İzmir deri organize sanayi bölgesi istiyor
Deri sektörünün İzmir’de gelişen sanayi ve ihracat potansiyelini korumak, rekabetçilik ve sürdürülebilirlik konularında öncü rolünü devam ettirebilmesi için İzmir’de deri ve deri mamulleri sektörünün kümeleneceği bir organize sanayi bölgesi istediklerini aktaran Gündoğdu şöyle devam etti: “Türkiye’nin en büyük üçüncü ili olan İzmir’de deri sektörümüzün kümelenmesinin gerek istihdamın artırılması, gerek nitelikli ara eleman devamlılığı, gerekse sektörün sürdürülebilirlik ile ilgili altyapısının gelişmesine katkı sağlayacağı tartışmasızdır. Emek yoğun sektörlerde yan sanayinin gelişmesi için sektörün tüm unsurlarının bir arada hareket etmesi gerekmektedir. İzmir’in sürdürülebilirlik imajı çalışmalarına İzmir Ayakkabı, Saraciye, Deri Konfeksiyon, Deri Mamulleri Organize Sanayi Bölgesi’nin kurulmasıyla farkındalık kazandırılacağı değerlendirilmektedir. Şehre görece yakın, personellerimizin rahatça ulaşım sağlayabileceği ve Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde yeni bir organize sanayi bölgesinin sektörlerimizin ihtiyaçlarına yanıt verebileceği tüm sektör paydaşlarımız tarafından olumlu karşılanmaktadır.”
Arıoğul: 3 yıldır fiyat artırdık artış
Deri konfeksiyon ürünlerinde ortalama ihraç fiyatının 70 dolarları aştığını, katma değerli bir üretim yaptıklarını paylaşan Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Arıoğul, son 3 senedir müşterilerine devamlı fiyat artışı yapmak zorunda kaldıklarını, günümüzde maliyetlerinin artmasına rağmen müşteriler kaçmasın diye fiyat yükseltmeden devam etmeye çalıştıklarını, 2025 yılının deri konfeksiyon sektörü için çok zor geçeceğini vurguladı.
Türk deri sektörü Garda’ya 92 firmayla katıldı
Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği, 11-14 Ocak 2025 tarihlerinde İtalya’da düzenlenen Expo Riva Schuh & Garda Bags Fuarı’na Türkiye Milli Katılım Organizasyonu gerçekleştirdi. Türkiye milli katılım organizasyonuyla 32 firma fuara katılırken, Türkiye 92 firmayla fuara en yoğun katılım gösteren ülkelerden biri oldu.
Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Zandar, fuar sonrasında yaptıkları ve 29 ayakkabı, 2 saraciye firmasının katıldığı ankette firmaların, Amerika Birleşik Devletleri, Çekya ve İspanya’dan gelen ithalatçılarla verimli ikili görüşmeler yaptıklarıyla ilgili ankete geri bildirimleri olduğunu paylaştı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Türkiye deri sektöründe dış ticaret fazlası veren ülke konumundan, dış ticaret açığı veren ülke pozisyonuna düştü yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun çağrısıyla İstanbul’da bir araya gelen Orta Doğu ve Kuzey Afrika şehirlerinin temsilcileri, ortak mutabakat metni yayınladı. 10 farklı ülke ve 15 şehirden gelip, Orta Doğu ve Kuzey Afrika Barış ve İş Birliği Başkanları (ODKA) Toplantısı’na katılan belediye başkanları ve diplomatik temsilciler, ortak mutabakat metninde şu ifadelere yer verdi:
“BÖLGEMİZDE BARIŞI, İSTİKRARI VE ORTAK REFAHI TEŞVİK ETME KONUSUNDAKİ
ORTAK KARARLILIĞIMIZI YENİDEN TEYİT ETMEK İÇİN İSTANBUL’DA TOPLANDIK”
“Biz; Amman, Adana, Bağdat, Bursa, Kazablanka, Erbil, İsfahan, İstanbul, Kilis, Mersin, Rabat, Ramallah, Salfeet, Tahran, Trablus olmak üzere, şehirlerin ve yerel yönetimlerin belediye başkanları, valileri ve temsilcileri olarak, bölgemizde barışı, istikrarı ve ortak refahı teşvik etme konusundaki ortak kararlılığımızı yeniden teyit etmek için İstanbul’da toplandık. Yoksulluk, çatışma, yerinden edilme ve çevresel tehditler gibi birbirine bağlı zorlukları ele almada, şehir liderleri olarak sorumluluğumuzu kabul ederek, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın şehirlerinin birbirine bağlılığıyla gelişen barış, refah ve bilgi zenginliğini kabul ederek ve hiçbir şehrin komşularından izole olarak gerçek anlamda gelişemeyeceğini teyit ederek; kapsayıcı olma, sürdürülebilir kalkınma ve paylaşılan refah ilkeleriyle yönlendirilerek, özellikle en savunmasız olanlar olmak üzere, tüm vatandaşların onuruna ve refahına öncelik vererek, onur ve fırsatla evlerine dönmeyi hak eden yerinden edilmiş bireyler dahil, bölgesel ve kentsel istikrar ve refahın temel itici güçleri olarak şehirler arasında barışı, dayanıklılığı ve iş birliğini teşvik etmek için aşağıdaki taahhütleri ilan ediyoruz:
5 TAAHHÜT SIRALANDI
1. İstanbul’da başlatılan diyaloğu sürdürmek ve bölgedeki diğer şehirlere davet göndererek, güçlü bir dayanışma ağı kurmak.
2. Ev sahibi ülkenin yasaları ve yönetmelikleri doğrultusunda yerinden edilmiş bireylerin, kendi ülkelerine dönmelerini sağlamak da dahil olmak üzere, çatışma sonrası kentsel iyileşmeyi desteklemek için yerelleştirilmiş çözümler geliştirmek.
3. Şehirler arasında karşılıklı anlayışı ve büyümeyi teşvik etmek için, sınır ötesi kültürel ve ekonomik alışverişleri teşvik edin.
4. Şehirlerin küresel platformlarda barış inşası ve sürdürülebilir kalkınmada temel aktörler olarak rolünü yükseltmek için, uluslararası kuruluşlarla iş birliği yapın.
5. İnsanların kimseyi geride bırakmaması için insanlarla çalışın.
Bu bildirge, dayanıklı, kapsayıcı ve barışçıl şehirler inşa etme ve gelecek nesiller için dayanışma ve barış ağımızı genişletme konusundaki ortak kararlılığımızın bir kanıtıdır.”
“BU SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIM”
“Ortak bildirimiz hayırlı olsun” diyen İmamoğlu, toplantının kapanışında yaptığı konuşmada ise şunları söyledi:
“Bundan sonraki süreçte, özellikle ben, bu sürecin, bütün katılımcı dostlarımız uygun görürlerse, takipçisi olacağım. Sizlerle oluşturacağımız bundan sonraki adımları nasıl atabiliriz konusunda görüşlerimizi ama birebir ama gerekli olduğunda hep beraber dijital ortamda, bir görüş alışverişine bu işi tabi tutarak, sürecin gelecekteki her adımlarına birlikte karar vereceğimiz ve güçlü buluşmalarla ve aynı zamanda yeni katılımcılarla bu halkayı daha da genişletebileceğimiz bir prensiple, bu kadim coğrafyamızın, Orta Doğu’nun ve Kuzey Afrika’nın siz kıymetli ülkelerinin çok değerli şehirlerini bir araya getirerek, dertlerimizi, sıkıntılarımızı ve geleceğe dair güçlü adımlarımızı, kesinlikle ve kesinlikle her insanını değerli kabul eden bir anlayışla, inanç ayrımı yapmaksızın, etnik köken ayrımı yapmaksızın, cinsiyet ayrımı yapmaksızın, her insanını koruyan ve geleceğe medeni bir şekilde hazırlayan güçlü adımları birlikte atabilmenin oluşumunu, bu güçlü şehirlerle yapmayı arzu ediyoruz. Temennimiz budur. İstanbul’a büyük onur verdiniz. Sizler buraya gelmekle, bu düşünceye büyük güç kattınız. Umarım bölgemizde sadece barışı konuştuğumuz, insani gelişmeyi konuştuğumuz ve çok güzel iş birlikleriyle şehirlerimizi daha da kalkındırdığımız günleri hep beraber yaşarız. Her birinize teşekkür ediyorum. Şehirlerinize, İstanbul’dan ve şahsımdan kocaman selamlar iletiyorum.”
BAĞDAT, AMMAN VE RAMALLAH’LA PROTOKOL İMZALANDI
Toplantı sonunda, İBB (Ekrem İmamoğlu) ve Bağdat Belediyesi (Ammar Mousa Kadhim) arasında mutabakat zaptı; Amman Belediyesi’yle (Yousef Alshawarbeh) iş birliği protokolü; Ramallah Belediyesi’yle (Issa Kassis) de kardeş şehir protokolü imzalandı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
TBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun çağrısıyla İstanbul’da buluşan, 10 farklı ülke ve 15 şehirden gelen belediye başkanları, ortak bildiri yayınladı. yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Murat Aksu: Oyunlarda yarışan arkadaşlarımızın her biri ilham kaynağı
Türkiye Milli Paralimpik Komitesi Başkanı Murat Aksu, “Rahmetli Yavuz Kocaömer’in çabasıyla uluslararası düzeye gelen Paralimpik Hareketi daha ileri seviyeye getirmek, bayrağı daha yukarı taşımak için çaba gösteriyoruz. Engellilerle ilgili farkındalığı artırmaya çalışıyoruz. Paris Paralimpik Oyunları’ndaki başarıyı bekliyorduk. Hatta birkaç altın madalyamızı da eksik aldık, kıl payı kaçırdıklarımız oldu. Bu başarı tesadüf değildi. Altın madalya almanın yanı sıra en önemli şey, oraya gidip 94 kişinin içinde olabilmekti. Oyunlara giden arkadaşlarımızın her biri ilham kaynağı. Bu arkadaşlarımız sayesinde birçok engelli vatandaşımız, evlerinden çıkıp topluma karışabileceğinin farkına vardı. Bizim misyonumuz, engelli bireylerin toplumda eşit ve adaletli bir şekilde yaşaması” dedi.
Paris Paralimpik Oyunları madalya sıralamasında 6 altın, 10 gümüş, 12 bronz madalya olmak üzere toplam 28 madalya ile 23. olduğumuzu hatırlatan Aksu şunları söyledi: “Topladığımız 28 madalya başarıdır elbette, bizim için yeterli değil. Türkiye’nin engelli nüfusu kadar toplam nüfusu olan Hollanda 56 madalya aldı ve biz onlara hayıflandık. Ama bunu Los Angeles 2028’de telafi edeceğiz ve orada ilk 10’a gireceğiz.”
Anne-kız, 2028’de Los Angeles Olimpiyatları’nda yarışacak
Paralimpik 2024 Şampiyonu Okçu Öznur Cüre Girdi tekvandodan okçuluğa geçişini, “Kaza geçirmeden önce tekvando alanında olimpik sporcuydum. Trafik kazası geçirdikten sonra pes etmedim. Ya yok olup gidecektim ya da var olacaktım. Ben var olmayı seçtim. Spor hayatıma 17 yaşımda paralimpik okçu olarak devam etmeye karar verdim. Şu an 3 büyük ünvanın sahibiyim; Avrupa, Dünya ve Paralimpik Oyunları Şampiyonuyum” sözleriyle anlattı.
2028 Los Angeles Olimpiyatları’ndan da şampiyon olarak dönecekleri sözünü veren Girdi’nin ardından Murat Aksu yeni bir haber verdi: “Öznur’un annesi de birlikte geçirdikleri kaza sonucu paralimpik sporcu oldu ve para bocce branşında yarışıyor. Anne-kızı 2028’de Los Angeles’ta birlikte yarışırken görmeyi umuyoruz.”
20 yaşında yüzmeyi öğrendi, 23 yaşında İstiklal Marşı’nı 40 bin kişiye dinletti
Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nda yüzmede iki altın madalya kazanarak ülkemize bir ilki yaşatan Umut Ünlü spora başlama hikayesini, “Sporla 20 yaşımda tanıştım. O yaşıma kadar havuza veya denize girmemiştim. Antrenörüm bana bir ayda yüzmeyi öğretti. 6 ay sonra girdiğim ilk Türkiye Şampiyonası’nda 4 Türkiye rekoru kırdım” diye anlattı. Paris 2024’ün kendisi için çok zor geçtiğini belirten Ünlü, “Sadece kollarımla yüzüyorum. Kollarımla yürüyorum. Hayatımın tümünü kollarımla sürdürüyorum. Bu yüzden çok sakatlanıyorum. Engelli insanlara öncü olabilmek için engelli olarak dünyaya geldiğime inanıyorum. Benim Paris Paralimpik Oyunları’ndaki başarım, 40 bin kişiyi İstiklal Marşı için ayağa kaldırdı. Ne mutlu bana!” diyerek azmini gösterdi.
Turhan: Türkiye’nin çok daha ileri seviyede olacak potansiyeli mevcut
Paralimpik Komitesi Yönetim Kurulu Yedek Üyesi gazeteci-yazar Hamit Turhan “25 yıl önce TMPK kurucu başkanı rahmetli Yavuz Kocaömer’in teşvikiyle Paralimpik Hareket’in içine girdim. Profesyonel olarak ilk kez 8 sporcuyla Atina 2004 Paralimpik Oyunları’na gittik ve orada Korhan Yamaç 1 altın, 1 bronz olmak üzere 2 madalya kazandı. Ben de yerinde takip ettim. Sonrasında katılım ve madalya sayısı katlanarak devam etti. Bugün Paris’te 94 sporcu ve 28 madalyaya kadar ulaştı. Bu kadar kısa zamanda böylesine baş döndürücü ivme yakalamak çok önemli ama yeterli değil. Oyunlarda 4. olan Hollanda’nın 18 milyon nüfusu var ve 27’si altın olmak üzere 56 madalya kazandılar. Bizim potansiyelimiz onlardan çok daha fazla. Ama onlar engelli vatandaşlarını başta spor olmak üzere kamusal alana çekiyorlar, biz ise bu konuda hala eksiğiz” diye konuştu.
Turhan, Murat Aksu göreve başladığında 1 sponsorlarının bile olmadığını belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Şimdi 16 sponsorumuz oldu. Bu, yönetici başarısıdır. Ayrıca, İstanbul Okan Üniversitesi’ne Paralimpik Harekete verdiği katkılardan ve engelliler için farkındalığı arttıran çabalarından dolayı teşekkür ederim.”
Konuklar söyleşinin ardından, öğrencilerin sorularını yanıtladılar.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
“2028 Olimpiyatları’nda ilk 10 ülke arasına gireceğiz” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Kutluhan Akçın yaptığı açıklamada şu sözlere yer verdi: “Bitcoin, son ABD seçim sonuçlarının ardından gelen iyimserlikle tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. Kripto piyasasındaki bu yukarı yönlü ivme, geleneksel hisse senetleri de destekleyici ekonomik faktörlerden yararlandığı için ABD hisse senedi piyasasındaki kazançlarla birlikte geliyor. Kripto düzenlemelerine daha açık bir Trump yönetimine yönelik umutların dijital varlıklara ek bir rüzgar katmasıyla yatırımcı duyarlılığı güçlendi. Piyasa göstergeleri yaygın iyimserliği ortaya koyuyor. Yüksek fonlama oranları ve opsiyonlardaki yükseliş eğilimi hem bireysel hem de kurumsal yatırımcıların daha fazla yükseliş yakalamak için hevesle pozisyon aldıklarını ve birçoğunun pozisyonlarını güçlendirdiğini gösteriyor. Özellikle yüksek fonlama oranları, güven artmaya devam ettikçe uzun pozlama için güçlü talebi yansıtıyor.”
Kutluhan Akçın yatırımcıları uyararak dikkatli olmalarını önerdi.
Duygular olumlu olmaya devam etse de piyasaya temkinli yaklaşmak önemlidir. Trump yönetiminin kripto varlıklara daha sıcak bakması beklenirken, bu desteğin ayrıntıları ve kapsamı hala belirsizliğini koruyor. Yatırımcılar, düzenleyici tutumlar daha dostane hale gelebilirken hem kripto ekosistemi hem de geleneksel piyasalar üzerindeki uzun vadeli etkinin tam olarak anlaşılmadığını kabul ederek her zaman daha dikkatli olmalıdır.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bybit TR Ülke Müdürü Kutluhan Akçın Bitcoin’deki yükselişi değerlendirdi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>EÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlkin Şengün’ü, Uluslararası İlişkiler Koordinatörü Prof. Dr. A. Candaş Adıgüzel Zengin’i, Uluslararası İlişkiler Koordinatör Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Fedakar’ı, ERASMUS+ KA171 Proje Sorumluları Doç. Dr. Derya Tama Birkocak’ı ve Dr. Ayşegül Erdoğan’ı makamında ağırlayan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, yürüttükleri nitelikli çalışmalar ve üniversitenin uluslararasılaşma misyonuna sundukları katkılardan dolayı teşekkür etti.
Yapılan başvuru sonucunda Ege Üniversitesinin 8 ülke ile öğrenci ve personel hareketliliği sağlayacağını ifade eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemiz, Erasmus Plus Programı ile ilişkili olmayan üçüncü ülkelerde yükseköğretim öğrenci ve personel hareketliliği imkânı sağlayan KA171-HED Projesine yaptığı 11 ülke başvurusundan 8’i için onay aldı. 117 üniversitenin kabul aldığı değerlendirmeler sonucunda Ege Üniversitesi; 3 kıtadan 8 ülke ile öğrenci ve personel hareketliliği yapabilecek. Yükseköğretim öğrencilerinin ve personelinin programla ilişkili olmayan üçüncü ülkelerde yer alan bir yükseköğretim kurumunda eğitim alarak farklı bir ülkedeki eğitim-öğretim ortamını deneyimleme ve kazanımlarını artırmalarını amaçlayan KA171-HED Projesi’nden, desteklenen yükseköğretim kurumu öğrencileri ve personeli faydalanabilecek. Ege Üniversitesi, proje ile hem kendi öğrencilerine hem de programla ilişkili olmayan üçüncü ülkelerde yer alan yükseköğretim öğrencilerine öğrenim ve staj yapma imkânı sağlarken personel hareketliliği ile ders verme ve eğitim alma imkânı yaratacak. Tam akredite bir araştırma üniversitesi olarak uluslararasılaşma misyonumuz doğrultusunda çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.
KA171-HED Projesi konusunda bilgi veren Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Koordinatörü Prof. Dr. A. Candaş Adıgüzel Zengin, “12 bölgede yürütülen KA171-HED Projesi, farklı kültür ve ülkeler hakkında farkındalığının ve anlayışın artırılması, Avrupa vatandaşlığı duygusunun geliştirilmesi, uluslararası iletişim ağlarının oluşturulması, yurt dışında geçen öğrenim dönemlerinde kazanılan yeterliliklerin tanınmasının sağlanması gibi amaçlara hizmet ediyor. Ege Üniversitesi, akademik eğitim ve araştırmanın uluslararasılaşması stratejisi doğrultusunda KA171-HED Projesi ile Batı Balkanlar, Doğu Ortaklığı ve Güney Akdeniz bölgelerinde başlayacağı iş birliklerini diğer bölgelere de yayarak artırmayı hedefliyor” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ege Üniversitesi 8 ülke ile öğrenci ve personel hareketliliği iş birliği yapacak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
1990’lı yılların alternatif, retro-fütürist bir versiyonunda geçen, sıradışı maceralarla dolu Sanal Ülke’de Millie Bobby Brown, geçmişte insanlarla barış halinde yaşayan gelişmiş robotların başarısız bir isyan sonucunda sürgüne gönderildiği bir toplumda hayata tutunmaya çalışan, öksüz bir genç kızı canlandırıyor. Michelle’in bildiği her şey, tatlı ve gizemli bir robot olan Cosmo ile karşılaşmasıyla bir gecede altüst olur çünkü Michelle, Cosmo’nun öldüğünü sandığı dahi kardeşi Christopher tarafından kontrol edildiğinden şüphelenmeye başlar. Kaybettiğini sandığı kardeşini bulmaya kararlı olan Michelle, Cosmo ile birlikte Amerika’nın güneybatısına doğru yola çıkar ve çok geçmeden kendini Chris Pratt’in canlandırdığı niteliksiz kaçakçı Keats ve onun robot arkadaşı Herman’la (Anthony Mackie tarafından seslendiriliyor) güçlerini birleştirirken bulur.
Keats ve Michelle, hiçliğin ortasında robotların artık kendi başlarına var oldukları duvarlarla çevrili Yasak Bölge’nin derinliklerine daldıkça sıradışı ve renkli bir grup robottan oluşan yeni yoldaşlar edinir. İkili, Christoper’ın ortadan kayboluşunun ardında, sandıklarından daha kötü niyetli güçlerin olduğunun farkına varmaya başlar.
Başrollere Ke Huy Quan, Jason Alexander, Woody Norman, Giancarlo Esposito ve Stanley Tucci’nin de eşlik ettiği filmin seslendirme kadrosunda Woody Harrelson, Anthony Mackie, Brian Cox, Jenny Slate, Hank Azaria, Colman Domingo ve Alan Tudyk gibi isimler yer alıyor. Russo Kardeşler imzalı Sanal Ülke, 14 Mart 2025’te sadece Netflix’te yayınlanacak.
Sanal Ülke Hakkında:
Anthony ve Joe Russo kardeşlerin imzasıyla retro-fütürist bir geçmişte geçen bu macerada, öksüz kalan genç kız Michelle, küçük kardeşini bulabilmek için Amerika’nın Batı Yakası’nı boydan boya dolaşıyor. Bu yolculukta Michelle’e tatlı ama gizemli bir robot ve sıra dışı bir gezgin eşlik ediyor.
Yönetmenler: Anthony ve Joe Russo
Senaristler: Christopher Markus & Stephen McFeely
Uyarlandığı Romanın Yazarı: Simon Stålenhag
Yapımcılar: Joe Russo, Anthony Russo, Mike Larocca, Angela Russo-Otstot; Chris Castaldi; Patrick Newall
Yürütücü Yapımcılar: Christopher Markus, Stephen McFeely, Tim Connors, Nick van Dyk, Jake Aust, Geoffrey Haley, Jeffrey Ford, Simon Stålenhag, Julia Angelin, Russell Ackerman, John Schoenfelder, Anthony Muschietti, Barbara Muschietti
Eş Yapımcılar: Anthony J. Vorhies, Joseph Micucci, Murtaza Kathawala
Oyuncular: Millie Bobby Brown, Chris Pratt, Ke Huy Quan, Jason Alexander, Woody Norman, Giancarlo Esposito ve Stanley Tucci
Seslendirme Kadrosu: Woody Harrelson, Anthony Mackie, Brian Cox, Jenny Slate, Hank Azaria, Colman Domingo, Alan Tudyk
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Başrollerini Millie Bobby Brown ve Chris Pratt’in paylaştığı, Russo Kardeşler imzalı “Sanal Ülke,” 14 Mart 2025’te Netflix’te yayınlanacak. yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İran Kültürel Miras ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ülkedeki 19 farklı tarihi bina ve yapının 22 Mayıs’tan itibaren satışa çıkacağı belirtildi. Birçok tarihi yapının internet ortamında satışa çıkacağı belirtilirken, ülkenin önde gelen tarihçilerinden Muhammed Gharipour, “Bu endişe yaratan bir karar ve açıkçası aceleyle alınmış gibi gözüküyor. Bu kararın arkasında bir araştırma yapılmamış olması korkutuyor” dedi.

İran’da satışa çıkacak tarihi yapılar arasında kaleler, kervansaraylar ve konutlar bulunuyor.
Kerman bölgesinde bulunan ve 1000 yıllık olduğu tahmin edilen Rayen Kalesi’nin de satılacağı belirtildi. İslam öncesi tarihin en önemli yapılarından biri olarak bilinen Rayen Kalesi’nin yanı sıra kervansarayların ve birçok tarihi önemi olan liderlerin konutlarının da satışta olduğu aktarıldı.
Uzmanlar, bu arsaları ve yapıları satın alan kişilerin binaları yıkabileceğine dikkat çekerek, “Eğer bu bölgeler satılırsa, bu binalar büyük bir risk içinde demektir” dedi. İran yönetimi geçmişte de benzer satışlar yaparken, birçok tarihi yapı otel ve restorana dönüştürülmüştü.
Son dönemde hem yaptırımların hem de ülkedeki baskının tetiklediği olaylarla tarihi bir krizin içinde olan İran’da enflasyon yüzde 50’nin üzerine çıkmıştı.
Ekonomik kriz içindeki ülke tarihi binaları satma kararı aldı: Sahibinden satılık kale ve kervansaray yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>